Beyin ve Sinir Cerrahisi

Hipofiz Adenomu

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde hipofiz adenomu için endoskopik endonazal transsfenoidal cerrahi, medikal tedavi ve kapsamlı endokrin takip sunulmaktadır.

Hipofiz adenomu, sella tursika içinde yerleşmiş olan hipofiz bezinin (özellikle adenohipofiz) iyi huylu epitelyal tümörleridir. Tümörler boyutlarına göre mikroadenom (≤10 mm) ve makroadenom (>10 mm) olarak; hormonal aktivitelerine göre ise fonksiyonel (hormon salgılayan) ve nonfonksiyonel (hormon salgılamayan) adenomlar olarak sınıflandırılır. Son WHO sınıflamasında "PitNET" (Pituitary Neuroendocrine Tumor) terminolojisi de kullanılmaktadır.

Hipofiz adenomları, intrakraniyal tümörlerin yaklaşık %10-15'ini oluşturur ve histopatolojik olarak otopsi serilerinde %14-22'ye varan sıklıkta saptanır. Klinik olarak tanı konulan adenomların prevalansı 100.000'de 80-100 olarak bildirilmiştir. Tanı yaşı medyanı 30-50 arasındadır; cinsiyet dağılımı tümörün tipine göre değişir. Prolaktinoma kadınlarda daha sık iken, gonadotropin üreten tümörler ve nonfonksiyonel adenomlar erkeklerde daha yaygındır. Çocukluk çağı hipofiz adenomlarında en sık görülen tip prolaktinomadır.

Tanım ve Patofizyoloji

Hipofiz adenomları adenohipofizin sekretuvar hücrelerinden köken alır. Hipofiz bezi anatomik olarak küçük olmasına karşın, vücudun ana endokrin merkezi konumundadır ve büyüme hormonu (GH), prolaktin (PRL), adrenokortikotropik hormon (ACTH), tiroid stimülan hormon (TSH), folikül stimülan hormon (FSH) ve luteinizan hormon (LH) salgılayan hücreleri barındırır. Adenom hangi hücre tipinden köken alıyorsa, o hormonun aşırı sekresyonuna bağlı klinik tablo gelişir.

Patofizyolojik olarak adenomlar monoklonal kökenlidir; somatik genetik mutasyonlar (GNAS, USP8, MEN1, AIP, PRKAR1A) etiyolojide önemli rol oynar. Familyal sendromlar (MEN1, McCune-Albright sendromu, Carney kompleksi) hipofiz adenomu gelişimine zemin hazırlar. Tümör büyüdükçe çevre yapılara bası yapar; sella tabanı, kavernöz sinüs, optik kiazma ve hipotalamus tutulumu ortaya çıkabilir.

Hormonal Etkiler ve Adenom Tipleri

  • Prolaktinoma: En sık görülen fonksiyonel adenom (%40-50). Hiperprolaktinemiye yol açar.
  • Somatotropinoma (GH üreten): Akromegali (erişkinde) veya gigantizm (epifiz kapanmadan önce) yapar.
  • Kortikotropinoma (ACTH üreten): Cushing hastalığı tablosu oluşturur.
  • Tirotropinoma (TSH üreten): Sentral hipertiroidi.
  • Gonadotropinoma: Genellikle klinik olarak sessiz; FSH/LH yükselmesi nadir.
  • Nonfonksiyonel adenom: Hormonal aktivite göstermez, kitle etkisi ile bulgu verir.

Nedenler ve Risk Faktörleri

Hipofiz adenomu gelişiminde rol oynayan başlıca etkenler:

  • Genetik sendromlar: Multipl Endokrin Neoplazi tip 1 (MEN1), Carney kompleksi, McCune-Albright sendromu, ailesel izole hipofiz adenomu (FIPA), MEN4.
  • Sporadik somatik mutasyonlar: GNAS, USP8, GPR101 mutasyonları.
  • Cinsiyet ve hormonal faktörler: Doğurganlık çağındaki kadınlarda prolaktinoma sıklığı yüksektir.
  • Radyoterapi öyküsü: Çocukluk çağında baş-boyun radyoterapisi.
  • İleri yaş: Nonfonksiyonel adenom riski artar.
  • Ailesel yatkınlık: Birinci derece akrabalarda hipofiz adenomu öyküsü.
  • İlaç etkileri: Östrojen tedavisi prolaktinomanın büyümesini hızlandırabilir.

Hipofiz Bezi Anatomisi ve Fonksiyonu

Hipofiz bezi, beynin tabanında sella tursika adı verilen kemik çukurda yer alan, yaklaşık 0.5-0.9 gram ağırlığında ve mercimek büyüklüğünde küçük bir endokrin organdır. İki ana bölümden oluşur: ön hipofiz (adenohipofiz) ve arka hipofiz (nörohipofiz). Adenohipofiz hücreleri morfolojik ve fonksiyonel olarak farklılaşmış olup somatotrop, laktotrop, kortikotrop, tirotrop ve gonadotrop hücreleri içerir. Hipotalamus ile arasında portal venöz sistem yoluyla yakın bağlantı bulunur ve hipotalamik salgılatıcı veya inhibe edici hormonlar tarafından regüle edilir. Bu nedenle hipofiz bezi, "ana endokrin bez" olarak adlandırılır ve vücudun tiroid, adrenal, gonadal ve büyüme aksını koordine eder.

Belirti ve Bulgular

Hipofiz adenomunun klinik prezentasyonu üç ana grupta incelenir: hormonal aşırılık bulguları, kitle etkisi bulguları ve hipopitüitarizm bulguları.

  • Prolaktinoma bulguları: Kadınlarda menstrüel düzensizlikler (amenore-oligomenore), galaktore, infertilite, libido azalması; erkeklerde libido azalması, erektil disfonksiyon, infertilite, jinekomasti.
  • Akromegali bulguları (GH adenomu): El, ayak ve yüz hatlarında büyüme, prognatizm (alt çene büyümesi), aşırı terleme, ses kalınlaşması, eklem ağrısı, karpal tünel sendromu, uyku apnesi, kardiyomegali, hipertansiyon, diabetes mellitus, kolon polipleri.
  • Cushing hastalığı bulguları (ACTH adenomu): Aydede yüzü, santral obezite, supraklaviküler yağ yastıkları, mor stria, kolay morarma, hipertansiyon, hiperglisemi, osteoporoz, kas zayıflığı, depresyon, hirsutizm.
  • TSH adenomu bulguları: Çarpıntı, kilo kaybı, sıcak intoleransı, terleme, tremor.
  • Kitle etkisi bulguları: Bitemporal hemianopsi (klasik bulgu), görme keskinliğinde azalma, ekstraokuler kas paralizileri (3., 4., 6. kraniyal sinirler), baş ağrısı, hidrosefali bulguları.
  • Hipopitüitarizm bulguları: Yorgunluk, kilo kaybı veya alımı, soğuk intoleransı, libido azalması, sekonder amenore, hipoglisemi, hiponatremi.
  • Hipofiz apopleksisi: Ani başlayan şiddetli baş ağrısı, görme kaybı, oftalmopleji, bilinç değişikliği; acil cerrahi gerektiren tablo.

Tanı Yöntemleri

Hipofiz adenomu tanısında biyokimyasal değerlendirme ve görüntüleme birlikte kullanılır:

  • Hipofiz protokollü kraniyal MRG: İnce kesitli (1-2 mm), kontrastlı dinamik çekim altın standart yöntemdir; mikroadenomları bile saptayabilir.
  • Hormonal değerlendirme: Prolaktin, GH, IGF-1, ACTH, kortizol (sabah ve geceyarısı), TSH, sT3, sT4, FSH, LH, östradiol, testosteron seviyeleri.
  • Dinamik testler: Oral glukoz tolerans testi (akromegalide GH supresyon yanıtı), düşük doz deksametazon supresyon testi, geceyarısı tükürük kortizolü, 24 saatlik idrar serbest kortizolü (Cushing tanısında).
  • İnferior petrozal sinüs örneklemesi: ACTH bağımlı Cushing sendromunda hipofizer/ektopik ayrımı için.
  • Görme alanı testi (Humphrey perimetri): Optik kiazma basısının tespiti.
  • Oftalmolojik muayene: Görme keskinliği, fundoskopi, RAPD değerlendirmesi.
  • Genetik testler: MEN1, AIP, GPR101 mutasyon analizleri (uygun olgularda).

Ayırıcı Tanı

Sella tursika ve parasellar bölge kitlelerinin ayırıcı tanısında düşünülmesi gereken patolojiler:

  • Kraniyofarenjiom: Çocuk ve erişkinde görülebilir; kistik ve kalsifik komponentleri olabilir.
  • Rathke kleft kisti: Konjenital kistik lezyon.
  • Meningiom (tüberkulum sella veya diafragma sella meningiomu): Dural origin, homojen kontrastlanma.
  • Hipofizit (lenfositik, granülomatöz, IgG4 ilişkili): Diffüz hipofiz büyümesi, sap kalınlaşması.
  • Germ hücreli tümörler: Çocuk ve genç erişkinde, pineal-suprasellar yerleşim.
  • Sellar metastaz: Akciğer ve meme kanseri en sık primer odaktır.
  • Kordoma ve kondrosarkom: Klival yerleşim.
  • Anevrizma (internal karotid arter): Cerrahi öncesi mutlaka ekarte edilmelidir.
  • Sarkoidoz ve Langerhans hücreli histiyositoz: Granülomatöz hastalıklar.
  • Hipofiz hiperplazisi: Uzun süreli primer hipotiroidide sekonder adenom benzeri büyüme.

Tedavi Yaklaşımları

Medikal Tedavi

  • Prolaktinoma için dopamin agonistleri:
    • Kabergolin haftada 2 kez 0.25-0.5 mg ile başlanıp gerektiğinde haftada 1-3 mg'a kadar titre edilir; ilk seçenek tedavidir.
    • Bromokriptin günde 2.5-15 mg.
    • Prolaktinomada cerrahi öncesi medikal tedavi denenir; çoğu olguda tümör küçülür ve hormonal kontrol sağlanır.
  • Akromegali için:
    • Somatostatin reseptör ligandları: Oktreotid LAR aylık 20-30 mg intramüsküler, lanreotid otojel aylık 90-120 mg subkutan.
    • GH reseptör antagonisti: Pegvisomant günlük 10-30 mg subkutan.
    • Dopamin agonistleri: Kabergolin (hafif olgularda).
  • Cushing hastalığı için:
    • Steroidogenez inhibitörleri: Ketokonazol 200-1200 mg/gün, metirapon 250-6000 mg/gün, osilodrostat 2-30 mg günde 2 kez.
    • Glukokortikoid reseptör antagonisti: Mifepriston (diyabetik olgularda).
    • Pasireotid 600-900 mcg subkutan günde 2 kez (somatostatin analoğu).
  • Hipopitüitarizm için hormon replasmanı: Hidrokortizon, levotiroksin, östrojen/testosteron, büyüme hormonu, desmopressin (diabetes insipidus için).

Cerrahi Tedavi

Hipofiz adenomlarının cerrahi tedavisinde altın standart endoskopik endonazal transsfenoidal yaklaşımdır:

  • Endoskopik transsfenoidal cerrahi: Burun yoluyla, sfenoid sinüs üzerinden sella tabanına ulaşılır; minimal invaziv ve güvenli.
  • Mikroskobik transsfenoidal cerrahi: Klasik yaklaşım, halen seçilmiş olgularda uygulanır.
  • Transkraniyal yaklaşım: Geniş suprasellar uzanım, multilobül yapı veya sıkı yapışıklık varlığında.
  • Genişletilmiş endonazal yaklaşım: Klival ve suprasellar uzanımı olan tümörlerde.
  • İntraoperatif MRG ve nöronavigasyon: Tümör rezeksiyon kontrolü.
  • İntraoperatif elektromonitorizasyon: Kraniyal sinirlerin korunması.

Radyoterapi

  • Stereotaktik radyocerrahi (Gamma Knife, CyberKnife): Rezidüel veya nüks tümörlerde, optik aparata 3-5 mm'den uzak lezyonlarda.
  • Konvansiyonel fraksiyone radyoterapi: Geniş ve kavernöz sinüsü invaze etmiş tümörlerde.

Komplikasyonlar

Hipofiz adenomu seyrinde ve tedavisinde karşılaşılabilecek komplikasyonlar:

  • Kalıcı hipopitüitarizm.
  • Diabetes insipidus (geçici veya kalıcı).
  • Beyin omurilik sıvısı kaçağı ve menenjit.
  • Optik sinir ve kiazma hasarına bağlı görme kaybı.
  • Kavernöz sinüs içi yapı yaralanmaları (3., 4., 5., 6. kraniyal sinirler, internal karotid arter).
  • İntraoperatif veya postoperatif kanama.
  • Hipofiz apopleksisi.
  • Uygunsuz ADH sendromu (SIADH) ve hiponatremi.
  • Cerrahi sahada nüks.
  • Radyoterapiye bağlı geç hipopitüitarizm, sekonder maligniteler, optik nöropati.
  • Kontrolsüz hormon aşırılığına bağlı kardiyovasküler ve metabolik komplikasyonlar.
  • Adrenal kriz (cerrahi sonrası uygun replasman yapılmazsa).

Hipofiz Apopleksisi: Acil Durum Yönetimi

Hipofiz apopleksisi, var olan bir hipofiz adenomu içine ani kanama veya enfarkt gelişmesi sonucu ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren bir tablodur. Klasik klinik üçlü; ani başlayan şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu (özellikle bitemporal hemianopsi veya tek taraflı görme kaybı) ve oftalmoplejidir. Eşlik eden bilinç değişikliği, ateş, ense sertliği menenjizm benzeri bulgular oluşturabilir.

Tanı, klinik şüphe sonrası kontrastlı kraniyal MRG ile konur; akut kanama T1 sekansta hiperintens görünüm ile hızla saptanabilir. Acil yönetimde stres dozu hidrokortizon (100 mg intravenöz bolus, ardından 50 mg her 6 saatte bir) hayat kurtarıcıdır; çoğu hastada akut adrenal yetmezlik mevcuttur. Görme bozukluğu olan veya bilinç değişikliği gösteren hastalarda acil cerrahi dekompresyon gereklidir. Hafif olgularda konservatif izlem ve yakın endokrin/oftalmolojik takip uygulanabilir. Apopleksi sonrası hipopitüitarizm sıklığı yüksektir ve uzun dönem hormonal replasman çoğunlukla gereklidir.

Korunma ve Önleme

Hipofiz adenomları için kanıtlanmış spesifik bir önleme yöntemi bulunmamakla birlikte alınabilecek önlemler:

  • Ailesel sendromu olan bireylerde genetik danışmanlık ve düzenli endokrinolojik tarama.
  • MEN1 ailesinde 5 yaşından itibaren yıllık biyokimyasal tarama.
  • Erken tanı için açıklanamayan menstrüel düzensizlik, galaktore, libido azalması, kilo değişiklikleri ve görme bozukluklarının değerlendirilmesi.
  • Kafa-boyun radyoterapi öyküsü olanlarda uzun dönem hipofiz fonksiyon takibi.
  • Sağlıklı yaşam tarzı ve dengeli beslenme.
  • Genel sağlık kontrollerinde hormonal değerlendirme.
  • Hipofiz adenomu tanısı alan hastalarda düzenli takip ve uyumlu tedavi sürdürülmesi.

Postoperatif Endokrin İzlem ve Replasman Tedavisi

Hipofiz adenomu cerrahisi sonrası endokrin değerlendirme, postoperatif bakımın temel bir parçasıdır. İlk 24-48 saat içinde diabetes insipidus gelişimi açısından sıvı dengesi, idrar dansitesi ve serum sodyum düzeyleri yakından takip edilir. Postoperatif geçici diabetes insipidus olguların %10-30'unda görülürken, kalıcı form transsfenoidal cerrahi sonrası %1-5 oranında bildirilmiştir. Klasik üç fazlı yanıt (geçici diabetes insipidus, antidiüretik dönem, kalıcı diabetes insipidus) hipofiz sap manipülasyonu sonrası karşılaşılabilen bir durumdur.

Postoperatif birinci hafta, üçüncü ay ve yıllık aralıklarla kapsamlı hormonal değerlendirme yapılır. Adrenal yetmezlik açısından yakın izlem hayat kurtarıcı önem taşır; cerrahi sonrası 24-48 saat içinde stres dozu hidrokortizon (50-100 mg her 6-8 saatte intravenöz) verilir, ardından oral idame doza geçilir. Replasman tedavisi gereken hastalar; hidrokortizon (sabah 10-20 mg, öğleden sonra 5-10 mg), levotiroksin (50-150 mcg/gün, kortizol başlandıktan sonra), seks hormonu replasmanı, gerekli olgularda büyüme hormonu replasmanı ve desmopressin uygulamasını yaşam boyu sürdürür. Hastalara stres dozu yönetimi, hastalık günleri ilaç ayarı ve adrenal kriz uyarı belirtileri konularında detaylı eğitim verilmelidir.

İnvaziv Adenom ve Nüks Yönetimi

Hipofiz adenomlarının %25-55'i kavernöz sinüs invazyonu gösterebilir; bu durumda tam rezeksiyon teknik olarak güçtür. İnvaziv tümörlerde subtotal rezeksiyonu takiben adjuvan medikal tedavi (somatostatin analogları, dopamin agonistleri) ve/veya stereotaktik radyocerrahi uygulanır. Atipik hipofiz adenomları (yüksek mitotik aktivite, p53 ekspresyonu, MIB-1 indeksi >%3) ve nadir görülen hipofiz karsinomları daha agresif izlem ve tedavi gerektirir.

Nüks oranları cerrahi sonrası 5 yılda %10-25, 10 yılda %20-40 olarak bildirilmiştir. Düzenli kontrastlı MRG takibi (ilk yıl 6. ay ve 12. ayda, sonra yıllık) nüksün erken tespiti açısından önemlidir. Hormonal aktif tümörlerde biyokimyasal kontrol kriterleri ile remisyon değerlendirilir; örneğin akromegali için IGF-1 normalizasyonu ve oral glukoz tolerans testinde GH baskılanması, Cushing hastalığı için sabah kortizol düşüklüğü ve idrar serbest kortizol normalizasyonu kriter olarak kullanılır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalı?

Aşağıdaki belirtilerin varlığında bir nöroşirürji veya endokrinoloji uzmanına başvurulmalıdır:

  • Açıklanamayan menstrüel düzensizlikler, amenore, galaktore.
  • İnfertilite, libido azalması, erektil disfonksiyon.
  • El, ayak ve yüz hatlarında belirgin büyüme.
  • Yüzükte sıkışma, ayakkabı numarasında büyüme.
  • Aşırı kilo alımı, yüzde dolgunlaşma, mor stria oluşumu.
  • Görme alanında daralma, çift görme.
  • Persistan, açıklanamayan baş ağrısı.
  • Aşırı terleme, ses kalınlaşması.
  • Kontrolsüz hipertansiyon ve diyabet.
  • Aşırı susama ve sık idrara çıkma.
  • Yorgunluk, halsizlik, soğuk intoleransı.
  • Ailesinde hipofiz adenomu, MEN sendromu öyküsü olanlar.

Kapanış

Hipofiz adenomu, doğru tanı konulduğunda ve uygun tedavi yöntemleri seçildiğinde son derece başarılı sonuçlar elde edilen, hastaların yaşam kalitelerinin önemli ölçüde iyileştirilebildiği bir hastalıktır. Endoskopik endonazal transsfenoidal cerrahideki gelişmeler, ileri görüntüleme teknolojileri, intraoperatif nöromonitorizasyon, modern medikal tedavi seçenekleri ve stereotaktik radyocerrahi olanakları, hastalığın tüm tiplerinde güvenli ve etkin tedavi sağlamaktadır. Endokrin ve nöroşirürjiyal yaklaşımın bütünleşmesi, optimal sonuçların elde edilmesinde anahtar role sahiptir.

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, hipofiz adenomu tanısı alan hastalarımıza ileri hipofiz protokollü MRG, kapsamlı endokrin değerlendirme, dinamik hormonal testler, deneyimli ekipler tarafından uygulanan endoskopik endonazal transsfenoidal mikrocerrahi, intraoperatif nöromonitorizasyon ve nöronavigasyon eşliğinde güvenli rezeksiyon, postoperatif endokrin takip ve gerekli olgularda stereotaktik radyocerrahi seçenekleri ile bütüncül bir tedavi anlayışı sunmaktadır. Multidisipliner ekibimiz; nöroşirürji, endokrinoloji, oftalmoloji, radyasyon onkolojisi ve patoloji uzmanlarının iş birliğiyle, her hastaya özel en güncel ve kanıta dayalı tedavi planlarını titizlikle oluşturup uygulamaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu