Hiperozmolar hiperglisemik durum (HHD), ağır hiperglisemi, hiperozmolalite ve ciddi dehidratasyon ile karakterize edilen, tip 2 diyabetin yaşamı tehdit eden akut bir metabolik komplikasyonudur. Diyabetik ketoasidozdan (DKA) daha az sıklıkta görülmesine rağmen mortalite oranı çok daha yüksek olup %10-20 arasında değişmektedir; ileri yaş grubunda bu oran %50'ye kadar çıkabilmektedir. Tüm diyabetik acil başvurularının yaklaşık %1'ini oluşturmasına karşın hastane içi ölümlerin önemli bir bölümünden sorumludur. Ortalama görülme yaşı 60 üzeridir ve yaşlı, bakım evlerinde kalan, yeterli sıvı alımı sağlayamayan tip 2 diyabetli bireylerde en sık karşılaşılır. Son yıllarda obezite ve tip 2 diyabet prevalansının artmasıyla birlikte genç erişkinlerde ve hatta adölesanlarda da bildirilmeye başlanmıştır. Erken tanı, agresif sıvı resüsitasyonu ve altta yatan presipitan faktörün tedavisi hayat kurtarıcıdır.
Hiperozmolar Hiperglisemik Durum Nedir ve Patofizyolojisi
Hiperozmolar hiperglisemik durum, plazma glukoz düzeyinin genellikle 600 mg/dL'nin üzerinde, serum ozmolalitesinin 320 mOsm/kg'ın üzerinde olduğu ve belirgin ketozun bulunmadığı bir klinik tablodur. Patofizyolojinin anlaşılması, hastalığın tedavi ilkelerinin kavranması açısından büyük önem taşımaktadır.
Temel Patofizyolojik Mekanizmalar
HHD'nin gelişiminde iki temel süreç eş zamanlı olarak işler: yetersiz insülin etkisi ve karşı düzenleyici hormonların aşırı salınımı. Tip 2 diyabette pankreas beta hücrelerinden bazal düzeyde insülin salgılanması devam eder; bu miktar ketogenezi baskılamak için yeterli ancak periferik glukoz kullanımını sağlamak için yetersizdir. Bu nedenle DKA'dan farklı olarak belirgin ketoasidoz gelişmez.
- Progresif hiperglisemi: İnsülin yetersizliği ve glukagon, kortizol, katekolaminler gibi karşı düzenleyici hormonların artışı hepatik glukoz üretimini (glikojenoliz ve glukoneogenez) artırır. Periferik glukoz kullanımı azalır ve kan şekeri düzeyi giderek yükselir.
- Ozmotik diürez ve dehidratasyon: Plazma glukozu böbrek eşiğini (yaklaşık 180 mg/dL) aştığında glukozüri başlar. Ozmotik diürez ile büyük miktarda su ve elektrolit kaybı gerçekleşir. Hastaların tanı anında ortalama 8-12 litre sıvı açığı mevcuttur.
- Hiperozmolalite: Ağır hiperglisemi ve su kaybına bağlı olarak serum ozmolalitesi belirgin şekilde artar. Efektif ozmolalite 320 mOsm/kg'ı aştığında nörolojik bulgular ortaya çıkar. Beyin hücrelerinden su çıkışı serebral dehidratasyona ve bilinç değişikliklerine neden olur.
- Elektrolit bozuklukları: Ozmotik diürez ile sodyum, potasyum, magnezyum ve fosfat kayıpları oluşur. Serum sodyum düzeyi hiperglisemiye bağlı dilüsyonel olarak düşük görünebilir; düzeltilmiş sodyum hesaplanmalıdır (her 100 mg/dL glukoz artışı için sodyuma 1.6 mEq/L eklenir).
- Tromboz eğilimi: Ciddi dehidratasyon ve hemokonsentrasyon, kan viskozitesini artırarak arteriyel ve venöz tromboembolik olay riskini yükseltir. Derin ven trombozu, pulmoner emboli, mezenterik iskemi ve serebrovasküler olaylar gelişebilir.
DKA ile Farkı
DKA'da mutlak insülin eksikliği nedeniyle belirgin lipoliz ve ketogenez gerçekleşirken, HHD'de rölatif insülin eksikliği lipolizi tam olarak baskılayamasa da ketogenezi büyük ölçüde önler. HHD daha yavaş gelişir (günler-haftalar), daha ağır dehidratasyon ve daha yüksek glukoz düzeyleri ile prezente olur. İki tablonun örtüşmesi de mümkündür; hastaların yaklaşık %30'unda karma bir tablo görülebilir.
Hiperozmolar Hiperglisemik Durum Nedenleri ve Tetikleyici Faktörler
HHD genellikle bir presipitan faktör tarafından tetiklenir. Altta yatan nedenin belirlenmesi hem akut tedavide hem de nüks önlemede kritik öneme sahiptir:
- Enfeksiyonlar: En sık tetikleyici faktördür ve vakaların %40-60'ından sorumludur. Pnömoni, üriner sistem enfeksiyonları, sepsis, gastroenterit ve deri-yumuşak doku enfeksiyonları başta gelir. Enfeksiyona bağlı stres hormonları insülin direncini artırır.
- Diyabet ilaçlarının kesilmesi veya düzensiz kullanımı: Oral antidiyabetik veya insülin tedavisine uyumsuzluk sık görülen bir nedendir.
- Yeni tanı diyabet: HHD, tip 2 diyabetin ilk bulgusu olarak ortaya çıkabilir; hastaların %20'sinde önceden diyabet tanısı yoktur.
- Akut kardiyovasküler olaylar: Miyokard infarktüsü, serebrovasküler olay ve pulmoner emboli HHD'yi tetikleyebilir. Stres yanıtı ve immobilizasyon katkıda bulunan faktörlerdir.
- İlaçlar: Kortikosteroidler, tiazid diüretikleri, beta-blokerler, fenitoin, atipik antipsikotikler (olanzapin, klozapin), immünosüpresifler (takrolimus) ve total parenteral beslenme HHD'yi presipite edebilir.
- Endokrin hastalıklar: Cushing sendromu, akromegali, feokromositoma ve tirotoksikoz karşı düzenleyici hormon artışı yoluyla HHD'ye yol açabilir.
- Yetersiz sıvı alımı: Yaşlılarda susuzluk hissinin azalması, kognitif bozukluk, immobilizasyon ve bakım evlerinde yetersiz sıvı desteği dehidratasyonu derinleştirir.
- Cerrahi ve travma: Major cerrahi girişimler, yanıklar ve ağır travma metabolik stres yanıtını artırarak HHD'yi tetikleyebilir.
- Kokain ve sentetik kannabinoid kullanımı: Sempatik aktivasyona bağlı hiperglisemi ve dehidratasyonla HHD'ye neden olabilir.
Hiperozmolar Hiperglisemik Durum Belirtileri
HHD belirtileri tipik olarak günler hatta haftalar içinde progresif olarak gelişir. Bu sinsi başlangıç nedeniyle tanı sıklıkla gecikir ve hastalar ağır dehidratasyonla başvurur.
Erken Dönem Belirtileri
- Poliüri (sık ve bol miktarda idrara çıkma) ve polidipsi (aşırı susama hissi)
- Polifaji (aşırı yeme isteği) veya iştah kaybı
- Artan halsizlik ve güçsüzlük
- Bulanık görme
- Ağız kuruluğu ve ciltte turgor azalması
- Kilo kaybı
İlerlemiş Dönem Belirtileri
- Ağır dehidratasyon bulguları: çökük gözler, kuru mukoz membranlar, azalmış cilt turgoru, taşikardi, hipotansiyon
- Nörolojik bulgular: letarji, konfüzyon, oryantasyon bozukluğu, stupor
- Fokal nörolojik defisitler: hemiparezi, hemianopsi, afazi (inmeyi taklit edebilir)
- Nöbetler (fokal veya jeneralize, vakaların %10-15'inde)
- Koma (serum ozmolalitesi >340 mOsm/kg'da sık)
- Oligüri veya anüri (prerenal böbrek yetmezliği)
- Bulantı, kusma ve karın ağrısı (DKA'ya göre daha az belirgin)
Fizik Muayene Bulguları
- Ağır dehidratasyona bağlı şok bulguları: taşikardi (>100/dk), hipotansiyon (sistolik <90 mmHg), zayıf periferik nabızlar
- Kussmaul solunumu genellikle görülmez (belirgin asidoz yoktur; DKA'dan farklı)
- Aseton kokusu bulunmaz (ketozis minimaldir)
- Hipotermi (enfeksiyon varlığında bile ateş yanıtı baskılanabilir)
- Bilinç düzeyinde değişiklik (ozmolaliteyle koreledir)
Hiperozmolar Hiperglisemik Durum Tanısı ve Testler
HHD tanısı, klinik bulgular ve laboratuvar kriterleri temelinde konulur. Acil değerlendirme ve hızlı tanı hayat kurtarıcıdır.
Tanı Kriterleri
- Plazma glukozu: >600 mg/dL (genellikle 800-2000 mg/dL arasında)
- Serum ozmolalitesi: Efektif ozmolalite >320 mOsm/kg (hesaplama: 2 x [Na+] + glukoz/18)
- pH: >7.30 (belirgin metabolik asidoz yoktur)
- Bikarbonat: >18 mEq/L
- Anyon açığı: Normal veya hafif artmış (<12 mEq/L)
- Ketonlar: Negatif veya eser miktarda pozitif
- Bilinç değişikliği: Stupor veya koma (zorunlu kriter değildir ancak sıktır)
Acil Laboratuvar Tetkikleri
- Tam kan sayımı: Lökositoz enfeksiyonu veya stres yanıtını gösterebilir; hemokonsentrasyon hemoglobin ve hematokrit yüksekliği olarak yansır.
- Biyokimya paneli: Glukoz, sodyum (düzeltilmiş Na hesaplanmalı), potasyum, klor, BUN, kreatinin, kalsiyum, magnezyum, fosfat. BUN/kreatinin oranı >30 prerenal azotemiye işaret eder.
- Arteriyel kan gazı: pH, pCO2, bikarbonat ve laktat düzeyi değerlendirilir. Laktat yüksekliği doku hipoperfüzyonunu gösterir.
- Serum ve idrar keton düzeyi: Beta-hidroksibutirat DKA'yı dışlamak için ölçülmelidir.
- HbA1c: Kronik glisemik kontrolü yansıtır ve yeni tanı diyabet değerlendirmesinde önemlidir.
- Enfeksiyon taraması: İdrar kültürü, kan kültürü, akciğer grafisi rutin olarak istenmelidir. Prokalsitonin düzeyi bakteriyel enfeksiyonu değerlendirmede yardımcıdır.
- EKG: Elektrolit bozukluklarına bağlı aritmiler ve sessiz miyokard iskemisi açısından değerlendirilir. Hipokalemi bulguları (U dalgası, ST çökmesi) izlenmelidir.
- Koagülasyon testleri: PT, aPTT, D-dimer; tromboembolik komplikasyon riski nedeniyle değerlendirilir.
Ayırıcı Tanı
HHD tanısında benzer klinik tablo oluşturabilecek durumlar dikkatle dışlanmalıdır:
- Diyabetik ketoasidoz (DKA): En önemli ayırıcı tanıdır. DKA'da metabolik asidoz (pH <7.30), yüksek anyon açığı (>12), belirgin ketonemi ve ketonüri, Kussmaul solunumu ve aseton kokusu mevcuttur. Glukoz düzeyleri genellikle 300-800 mg/dL arasındadır ve HHD'ye göre daha düşüktür. Karma tablolar görülebilir.
- Serebrovasküler olay (inme): HHD'deki fokal nörolojik defisitler (hemiparezi, afazi) inmeyi taklit edebilir. Kranial görüntüleme (BT/MR) ile ayırt edilir. Hipergliseminin düzeltilmesiyle nörolojik bulguların gerilemesi HHD lehine yorumlanır.
- Sepsis ve septik şok: Hipotansiyon, taşikardi, bilinç değişikliği ve lökositoz her iki durumda da görülebilir. Kan kültürleri, prokalsitonin ve enfeksiyon odağı araştırması ile değerlendirilir. HHD'ye sıklıkla enfeksiyon eşlik ettiği unutulmamalıdır.
- Diabetes insipidus: Poliüri ve ağır dehidratasyon görülür ancak hiperglisemi yoktur. Serum ve idrar ozmolalitesi ilişkisi tanısaldır (düşük idrar ozmolalitesi, yüksek serum ozmolalitesi).
- Üremi ve üremik ensefalopati: Kronik böbrek yetmezliğine bağlı bilinç değişikliği; BUN ve kreatinin belirgin yüksektir. Glukoz ve ozmolalite düzeyleri HHD kriterlerini karşılamaz.
- Hepatik ensefalopati: Karaciğer yetmezliğine bağlı bilinç bozukluğu; yüksek amonyak düzeyi, portal hipertansiyon bulguları ve kronik karaciğer hastalığı öyküsü ile ayırt edilir.
Hiperozmolar Hiperglisemik Durum Tedavisi
HHD tedavisi acil tıbbi müdahale gerektirir ve yoğun bakım koşullarında uygulanmalıdır. Tedavinin dört temel bileşeni vardır:
Agresif Sıvı Resüsitasyonu
Tedavinin en kritik bileşenidir. Hastaların ortalama 8-12 litre sıvı açığı mevcuttur.
- İlk saat: İzotonik salin (%0.9 NaCl) 1-1.5 L/saat hızında intravenöz infüzyon. Şok varsa hız artırılır.
- Sonraki saatler: Düzeltilmiş serum sodyumu değerlendirilir. Na >145 mEq/L ise hipotonik saline (%0.45 NaCl) 250-500 mL/saat, Na ≤145 ise izotonik saline devam edilir.
- Glukoz 250-300 mg/dL'ye düştüğünde: %5 dekstroz içeren sıvılara geçilir (hipoglisemiden korunma ve serebral ödem riskinin azaltılması).
- Hedef: İlk 24 saatte tahmini sıvı açığının %50'sinin, kalan %50'sinin sonraki 24-48 saatte tamamlanması.
İnsülin Tedavisi
- Başlangıç: Potasyum düzeyi >3.3 mEq/L olduğundan emin olunduktan sonra başlanır. Regüler insülin 0.1-0.14 U/kg/saat IV infüzyon veya 0.1 U/kg IV bolus ardından 0.1 U/kg/saat infüzyon.
- Hedef: Glukoz düşüş hızı 50-75 mg/dL/saat olmalıdır. Daha hızlı düşüş serebral ödem riskini artırır.
- Glukoz 250-300 mg/dL'ye ulaştığında: İnsülin infüzyon hızı 0.02-0.05 U/kg/saat'e azaltılır ve dekstrozlu sıvıya geçilir. Hedef glukoz 200-300 mg/dL arasında tutulur.
- Subkutan insüline geçiş: Hasta oral alım tolere edebilir, bilinç düzelmiş ve ozmolalite normalleşmiş olduğunda, subkutan insülin başlandıktan 1-2 saat sonra IV infüzyon kesilir.
Elektrolit Replasmanı
- Potasyum: Serum K <3.3 mEq/L ise insülin başlamadan önce 20-40 mEq/saat KCl replasmanı yapılır. K 3.3-5.3 arasında ise her litre sıvıya 20-30 mEq KCl eklenir. K >5.3 ise replasman yapılmaz, 2 saatte bir kontrol edilir.
- Magnezyum: Hipomagnezemi sıktır; refrakter hipokalemi ve hipokalseminin düzeltilmesi için magnezyum replasmanı gereklidir.
- Fosfat: Rutin replasman önerilmez; serum fosfatı <1.0 mg/dL ise veya kardiyak/solunumsal disfonksiyon varsa dikkatli replasman uygulanır.
Tromboprofilaksi ve Presipitan Tedavisi
- Antikoagülasyon: Yüksek tromboembolik risk nedeniyle kontrendikasyon yoksa düşük molekül ağırlıklı heparin (enoksaparin 40 mg/gün SC) ile tromboprofilaksi uygulanır.
- Enfeksiyon tedavisi: Presipitan enfeksiyon saptandığında uygun ampirik antibiyotik tedavisi hemen başlanır.
- Tetikleyici ilaçların kesilmesi: Kortikosteroid veya diğer hiperglisemik ilaçlar mümkünse kesilir veya dozu azaltılır.
Hiperozmolar Hiperglisemik Durum Komplikasyonları
HHD hem hastalığın kendisi hem de tedavi sürecinde ciddi komplikasyonlara yol açabilir:
- Tromboembolik olaylar: Derin ven trombozu, pulmoner emboli, mezenterik arter trombozu ve serebrovasküler olaylar HHD'nin en önemli mortalite nedenlerindendir. Hemokonsentrasyon ve hiperviskozite tromboz riskini dramatik olarak artırır.
- Serebral ödem: Agresif sıvı tedavisi ve hızlı ozmolalite düzeltilmesine bağlı olarak gelişebilir. Glukozun 50-75 mg/dL/saat'ten hızlı düşürülmemesi ve ozmolalitenin kademeli normalleştirilmesi ile önlenebilir.
- Akut böbrek yetmezliği: Ağır dehidratasyona bağlı prerenal azotemi; zamanında sıvı resüsitasyonu ile geri dönüşümlüdür. Rabdomiyoliz gelişirse renal hasar derinleşebilir.
- Rabdomiyoliz: Ağır hiperozmolalite ve hipoperfüzyona bağlı kas yıkımı; miyoglobinüri, yüksek CK düzeyleri ve akut böbrek hasarı ile karakterizedir.
- Kardiyak aritmiler: Hipokalemi veya hiperkalemiye bağlı yaşamı tehdit eden aritmiler gelişebilir. Sürekli kardiyak monitörizasyon zorunludur.
- ARDS (Akut Respiratuar Distres Sendromu): Agresif sıvı tedavisine bağlı pulmoner ödem ve ARDS nadir ancak ölümcül bir komplikasyondur. Sıvı dengesinin dikkatli izlenmesi gerekir.
- Aspirasyon pnömonisi: Bilinç bozukluğu olan hastalarda kusma ve aspirasyon riski yüksektir. Nazogastrik dekompresyon düşünülmelidir.
- Dissemine intravasküler koagülasyon (DIC): Ciddi sepsis ve şok durumlarında gelişebilir; tüketim koagülopatisi yaygın kanama ve organ yetmezliğine yol açar.
Hiperozmolar Hiperglisemik Durumdan Korunma
HHD'nin önlenmesi, diyabet yönetiminin optimize edilmesi ve tetikleyici faktörlerin erken tanınması ile mümkündür:
- Düzenli diyabet takibi: HbA1c ve kan şekeri kontrollerinin düzenli yapılması, ilaç dozlarının uygun şekilde ayarlanması esastır.
- İlaç uyumu: Oral antidiyabetik ve insülin tedavisine kesintisiz devam edilmesi; hastaların ilaçlarını kendi başlarına bırakmamaları konusunda eğitilmesi gerekir.
- Yeterli sıvı alımı: Özellikle yaşlı bireylerde, sıcak havalarda ve enfeksiyon dönemlerinde günlük sıvı alımının artırılması kritiktir. Bakım evlerinde sıvı alımı protokollerinin oluşturulması önerilir.
- Hastalık günü yönetimi (sick day rules): Enfeksiyon veya akut hastalık dönemlerinde kan şekeri daha sık kontrol edilmeli, sıvı alımı artırılmalı ve ilaç dozları gerekirse ayarlanmalıdır.
- Hasta ve bakıcı eğitimi: Hiperglisemi belirtileri (poliüri, polidipsi, halsizlik, bulanık görme) ve acil başvuru gerektiren durumlar hakkında detaylı bilgilendirme yapılmalıdır.
- Hiperglisemik ilaçlarda dikkat: Kortikosteroid veya diğer hiperglisemik ilaç başlandığında kan şekeri izlemi sıklaştırılmalı ve gerekirse antidiyabetik tedavi uyarlanmalıdır.
- Enfeksiyonların erken tedavisi: Ateş, öksürük, dizüri gibi enfeksiyon belirtileri erken dönemde değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.
- Ev tipi kan şekeri ölçüm cihazı kullanımı: Hastaların düzenli ev kan şekeri ölçümü yapması ve 300 mg/dL üzeri değerlerde tıbbi yardım araması konusunda eğitilmesi gerekir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Hiperozmolar hiperglisemik durum bir acil tıbbi durumdur. Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri fark edildiğinde derhal acil servise başvurulmalıdır:
- Kan şekerinin 300 mg/dL'nin üzerinde ölçülmesi ve düşmemesi
- Aşırı susama, ağız kuruluğu ve çok sık idrara çıkma
- Ateş yüksekliği ve genel durum bozukluğunun birlikte olması
- Bilinç bulanıklığı, uyuklama, konfüzyon veya oryantasyon bozukluğu
- Konuşma bozukluğu, bir tarafta güçsüzlük veya görme değişikliği
- Nöbet geçirme
- Bulantı, kusma ve oral alım yapamama durumu
- Belirgin halsizlik, ayakta duramama veya bayılma hissi
- İdrar miktarının belirgin azalması veya kesilmesi
- Diyabet ilaçlarının birkaç gün alınamamış olması
Koru Hastanesi Dahiliye Bölümü
Hiperozmolar hiperglisemik durum, yüksek mortalite oranıyla acil ve multidisipliner müdahale gerektiren bir metabolik krizdir. Erken tanı, agresif sıvı resüsitasyonu, dikkatli insülin titrasyonu ve presipitan faktörün tedavisi ile hastaların büyük çoğunluğu başarıyla yönetilebilir. Koru Hastanesi Dahiliye bölümünde uzman hekimlerimiz, hiperozmolar hiperglisemik durumun acil yönetiminden taburculuk sonrası diyabet optimizasyonuna kadar her aşamada hastalarımıza kanıta dayalı, kapsamlı ve bireyselleştirilmiş bir tedavi hizmeti sunmaktadır.








