Larinks kanseri, baş-boyun bölgesi maligniteleri arasında en sık karşılaşılan kanser türlerinden biridir ve tüm kanserlerin yaklaşık yüzde bir ila ikisini oluşturmaktadır. Dünya genelinde yılda yaklaşık 180.000 yeni larinks kanseri vakası teşhis edilmekte ve bu vakaların büyük çoğunluğu skuamöz hücreli karsinom histolojisindedir. Epidemiyolojik veriler, larinks kanserinin erkeklerde kadınlara oranla dört ila beş kat daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu cinsiyet farkı büyük ölçüde sigara ve alkol kullanım alışkanlıklarındaki farklılıklarla açıklanmaktadır. İnsidans, elli beş ile altmış beş yaş aralığında zirve yapmakla birlikte, son yıllarda bazı popülasyonlarda genç yaş gruplarında da artış eğilimi gözlenmektedir. Türkiye'de özellikle sigara kullanım oranlarının yüksekliği nedeniyle larinks kanseri insidansı Avrupa ortalamasının üzerindedir.
Gırtlak Kanseri Nedir?
Larinks (gırtlak), boyun ön bölümünde yer alan, solunum, ses üretimi (fonasyon) ve yutma sırasında hava yolunu koruma gibi kritik fonksiyonları üstlenen bir organdır. Anatomik olarak üç bölgeye ayrılır: supraglottis (ses kıvrımlarının üzeri; epiglot, ariepiglottik kıvrımlar, yalancı ses telleri), glottis (gerçek ses telleri ve ön-arka komissürler) ve subglottis (ses tellerinin altından krikoid kıkırdak alt kenarına kadar). Gırtlak kanseri, bu bölgelerden herhangi birinin epitel hücrelerinden kaynaklanan malign bir tümördür.
Glottik kanserler en sık karşılaşılan alt tip olup tüm larinks kanserlerinin yaklaşık yüzde altmışını oluşturur. Supraglottik kanserler yüzde otuz beş, subglottik kanserler ise yüzde beşten az sıklıkta görülür. Her alt tipin biyolojik davranışı, lenf nodu metastaz potansiyeli ve prognozu birbirinden farklıdır. Glottik kanserler erken dönemde ses kısıklığına neden olduklarından daha erken tanı alırken, supraglottik kanserler zengin lenfatik drenaj nedeniyle tanı anında sıklıkla servikal lenf nodu metastazı ile prezente olur.
Risk Faktörleri
Gırtlak kanserinin gelişiminde birden fazla risk faktörü tanımlanmıştır. Bu faktörlerin bir kısmı değiştirilebilir niteliktedir ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle risk önemli ölçüde azaltılabilir.
Sigara Kullanımı
Sigara, larinks kanseri gelişiminde en güçlü ve en tutarlı şekilde kanıtlanmış risk faktörüdür. Sigara dumanında bulunan altmıştan fazla karsinojen madde, larinks mukozasında doğrudan DNA hasarına yol açar. Sigara kullanımı ile larinks kanseri arasında belirgin bir doz-yanıt ilişkisi mevcuttur; risk, günde içilen sigara sayısı ve toplam kullanım süresi (paket-yıl) ile doğru orantılı olarak artar. Yirmi paket-yılın üzerinde sigara kullananlarda risk, hiç içmeyenlere göre on ila yirmi kat artmaktadır.
Sigara bırakmanın riski azaltma üzerine etkisi zamana bağlıdır. Bırakıldıktan sonraki ilk beş yılda risk belirgin şekilde düşmeye başlar, on ila on beş yıl sonra risk hiç içmeyenlere yaklaşır ancak hiçbir zaman tamamen aynı düzeye inmez. Bu nedenle sigarayı ne kadar erken bırakmak o kadar büyük koruyucu etki sağlar.
Alkol Kullanımı
Kronik ve aşırı alkol tüketimi, larinks kanseri için bağımsız bir risk faktörüdür. Alkolün karsinojenik etkisi, mukozal bariyerde hasar oluşturması, asetaldehit metaboliti aracılığıyla DNA hasarına yol açması ve karsinojenlerin mukozal penetrasyonunu kolaylaştırması gibi mekanizmalarla açıklanmaktadır.
Alkol ve sigaranın birlikte kullanımında risk çarpımsal (sinerjistik) bir artış gösterir. Tek başına her biri riski artırırken, ikisinin kombinasyonu riski on beş ila otuz kata kadar yükseltebilmektedir. Bu sinerjistik etki, klinik pratikte son derece önemlidir çünkü larinks kanseri hastalarının büyük çoğunluğu her iki maddeyi de kullanmaktadır.
Mesleki Maruziyetler
- Asbest: İnşaat, gemi yapımı ve izolasyon sektörlerinde çalışanlarda asbest lifleri solunum yoluyla larinkse ulaşarak kronik inflamasyon ve karsinogenez sürecini başlatabilir. Asbest maruziyetinin larinks kanseri riskini iki ila üç kat artırdığı bildirilmektedir.
- Formaldehit: Laboratuvar çalışanları, mobilya üreticileri ve cenaze hizmetleri sektöründe yaygın maruziyete neden olan bu kimyasal, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından Grup 1 karsinojen olarak sınıflandırılmıştır.
- Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH): Petrokimya, asfalt, kauçuk ve alüminyum endüstrilerinde çalışanlarda yüksek düzeyde PAH maruziyeti larinks kanseri riskini artırmaktadır.
- Nikel ve krom bileşikleri: Metal işleme ve galvaniz sektörlerinde bu ağır metallere kronik maruziyet solunum yolu kanserlerine, özellikle larinks kanserine zemin hazırlayabilir.
- Ahşap ve metal tozu: Uzun süreli toz inhalasyonu larinks mukozasında kronik irritasyon ve inflamasyon yaratarak neoplastik dönüşüm riskini artırır.
Laringofaringeal Reflü
Laringofaringeal reflü (LPR), mide asidinin ve pepsinin özofagusun ötesine geçerek farinks ve larinks mukozasına ulaşması durumudur. Klasik gastroözofageal reflü (GÖR) hastalarının aksine, LPR hastalarında göğüs yanması her zaman belirgin olmayabilir. Kronik LPR, larinks mukozasında tekrarlayan kimyasal irritasyona neden olarak kronik laringitin yanı sıra epitelyal displazi ve potansiyel olarak karsinogenez sürecine katkıda bulunabilir. LPR ve larinks kanseri arasındaki ilişki giderek daha fazla kanıtla desteklenmektedir.
HPV Enfeksiyonu
Human papillomavirus (HPV), özellikle HPV tip 16 ve 18, orofarinks kanserlerinde (özellikle tonsil ve dil kökü) iyi kanıtlanmış bir etiyolojik faktördür. Ancak HPV'nin larinks kanserindeki rolü hala tartışmalıdır. Bazı çalışmalarda larinks kanserli hastaların tümör dokusunda HPV DNA'sı saptanmış olmakla birlikte, bu bulgunun nedensel bir ilişkiyi mi yoksa rastlantısal bir birlikteliği mi yansıttığı netlik kazanmamıştır. Laringeal papillomatozis (özellikle HPV tip 6 ve 11 ile ilişkili) zemininde nadiren malign dönüşüm bildirilmiştir.
Beslenme Faktörleri
- Yetersiz meyve ve sebze tüketimi: Antioksidan vitaminler ve flavonoidler açısından zengin beslenme, mukozal bütünlüğün korunmasında ve oksidatif DNA hasarının onarılmasında koruyucu rol oynar. Meyve ve sebze tüketiminin düşük olduğu diyetler larinks kanseri riskini artırmaktadır.
- C vitamini eksikliği: Güçlü bir antioksidan olan C vitamini, serbest radikallerin nötralizasyonunda kritik öneme sahiptir. Kronik eksikliği DNA onarım kapasitesini düşürerek karsinogeneze yatkınlık oluşturabilir.
- İşlenmiş et tüketimi: Yüksek düzeyde nitrit ve nitrozamin içeren işlenmiş et ürünlerinin düzenli tüketimi, baş-boyun kanserleri dahil birçok kanser türünde risk artışıyla ilişkilendirilmiştir.
Yaş ve Cinsiyet
Larinks kanseri riski kırk yaşından sonra belirgin şekilde artmaya başlar ve elli beş ile altmış beş yaş aralığında pik yapar. Kırk yaş altı larinks kanseri nadir olmakla birlikte, bu yaş grubunda daha agresif tümör biyolojisi gözlenebilmektedir. Erkeklerde kadınlara göre dört ila beş kat fazla görülmesi, büyük ölçüde sigara ve alkol kullanım oranlarındaki farklılıkla açıklanmaktadır. Ancak son dekatlarda kadınlarda sigara kullanımının artmasına paralel olarak cinsiyet farkı azalma eğilimi göstermektedir.
Genetik Yatkınlık
Birinci derece akrabalarında baş-boyun kanseri öyküsü bulunan bireylerde larinks kanseri riski artmıştır. Karsinojen metabolize eden enzimlerin (özellikle sitokrom P450 ailesi ve glutatyon S-transferaz) genetik polimorfizmleri, bireyin sigara dumanı ve diğer karsinojenlere karşı duyarlılığını etkileyebilir. Belirli enzim varyantlarına sahip bireylerde aynı düzeyde karsinojen maruziyetine rağmen kanser gelişme olasılığı daha yüksektir.
Belirtiler
Gırtlak kanserinin belirtileri, tümörün yerleşim yerine ve evresine göre farklılık gösterir.
Erken Dönem Belirtiler
- Ses kısıklığı (disfoni): Glottik kanserlerin en erken ve en sık belirtisidir. Ses kısıklığının üç haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka laringoskopik değerlendirme yapılmalıdır. Bu klinik kural, erken tanı için altın kuraldır.
- Boğazda takılma hissi: Supraglottik tümörlerde sıklıkla başlangıç belirtisi olarak karşılaşılır.
- Kronik öksürük: Açıklanamayan, inatçı öksürük larinks patolojisi açısından uyarıcı olmalıdır.
İleri Dönem Belirtiler
- Yutma güçlüğü (disfaji) ve yutarken ağrı (odinofaji): Tümör büyüdükçe yutma fonksiyonu etkilenir. Supraglottik kanserlerde bu belirtiler erken dönemde ortaya çıkabilir.
- Kulağa vuran ağrı (referred otalji): Vagus sinirinin auriküler dalı aracılığıyla ipsilateral kulağa yansıyan ağrı, farinks ve larinks malignitelerinin önemli bir belirtisidir.
- Boyun kitlesi: Metastatik servikal lenfadenopati, özellikle supraglottik kanserlerde ilk başvuru bulgusu olabilir.
- Nefes darlığı (dispne) ve stridor: İleri evre tümörlerde hava yolu obstrüksiyonuna bağlı olarak gelişir.
- Hemoptizi: Tümör yüzeyinden kaynaklanan kanama nedeniyle balgamda kan görülmesi.
- Kilo kaybı: Yutma güçlüğüne bağlı beslenme yetersizliği ve tümör kaynaklı katabolizma nedeniyle oluşur.
Tanı
Gırtlak kanseri tanısı, klinik şüphe ile başlar ve sistematik bir değerlendirme süreci ile kesinleştirilir. İndirekt laringoskopi ile ilk değerlendirme yapılır, ardından fleksible fiberoptik laringoskopi ile detaylı muayene gerçekleştirilir. Kesin tanı, direkt laringoskopi altında alınan biyopsinin histopatolojik incelemesi ile konur. Evreleme için boyun bilgisayarlı tomografisi ve gerektiğinde PET-CT görüntüleme kullanılır.
Ayırıcı Tanı
Larinks kanseri belirtileri, birçok benign durumla örtüşebilir ve ayırıcı tanının dikkatli yapılması gerekir.
- Kronik larinjit: Uzun süreli ses kısıklığının en sık nedenidir. Sigara, LPR, ses kötüye kullanımı gibi faktörlerle ilişkili olup malignite ekarte edilmelidir.
- Vokal kord polip ve nodülleri: Ses kısıklığına neden olan benign lezyonlardır. Stroboskopik değerlendirme ve gerektiğinde biyopsi ile ayırt edilir.
- Laringeal papillomatozis: HPV ilişkili benign tümörlerdir ancak malign dönüşüm potansiyeli nedeniyle takip gerektirir.
- Reinke ödemi: Vokal kord lamina propriasında sıvı birikimidir. Sigara ile güçlü ilişkisi vardır ve ses kısıklığına neden olur.
- Laringeal lökoplaki ve eritroplaki: Premalign lezyonlar olarak kabul edilir ve biyopsi ile displazi derecesi belirlenmelidir. Eritropalaki, lökoplakiye göre daha yüksek malign dönüşüm riski taşır.
- Larinks tüberkülozu: Özellikle endemik bölgelerde larinks kanserini taklit edebilen granülomatöz bir enfeksiyondur.
Tedavi
Gırtlak kanserinin tedavisi, tümörün evresi, yerleşim yeri ve hastanın genel durumuna göre bireyselleştirilir. Erken evre glottik kanserlerde radyoterapi veya lazer cerrahisi ile organ ve ses koruma mümkünken, ileri evre tümörlerde kemoradyoterapi veya total larenjektomi ile boyun diseksiyonu gerekebilir. Tedavi planlaması, multidisipliner tümör konseyinde yapılmalıdır.
Komplikasyonlar
- Lokal ilerleme: Tedavisiz kalan tümörler hava yolu obstrüksiyonuna, disfajiye ve büyük damar erozyonuna neden olabilir.
- Servikal lenf nodu metastazı: Özellikle supraglottik tümörlerde tanı anında yüksek oranda lenf nodu tutulumu mevcuttur.
- Uzak metastaz: Akciğer en sık uzak metastaz bölgesidir. Kemik ve karaciğer metastazları da görülebilir.
- Tedavi komplikasyonları: Radyoterapi sonrası mukozit, kserostomi, osteoradyonekroz; cerrahi sonrası yutma güçlüğü, fistül, ses kaybı gelişebilir.
- İkinci primer kanser: Larinks kanseri hastalarında aynı bölgede veya akciğer, özofagus gibi aerodigestif yolda ikinci primer kanser gelişme riski artmıştır.
Korunma
Gırtlak kanserinden korunmada en etkili strateji, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıdır.
- Sigarayı bırakma: Larinks kanseri riskini azaltmanın en etkili yoludur. Bırakma sonrası risk yıllar içinde kademeli olarak düşer. Her yaşta sigara bırakmanın fayda sağladığı kanıtlanmıştır.
- Alkol tüketimini sınırlama: Aşırı alkol kullanımından kaçınılması, özellikle sigara ile birlikte kullanımın sonlandırılması riski dramatik şekilde azaltır.
- Mesleki güvenlik önlemleri: Asbest, formaldehit ve diğer karsinojenlere maruziyetin iş güvenliği standartlarına uygun şekilde minimize edilmesi gerekir. Uygun koruyucu ekipman kullanımı zorunludur.
- Dengeli beslenme: Meyve, sebze ve antioksidanlar açısından zengin bir diyet, mukozal sağlığı destekler ve karsinogeneze karşı koruyucu etki gösterir.
- Reflü tedavisi: Laringofaringeal reflü belirtileri olan bireylerde uygun medikal tedavi ile kronik mukozal irritasyonun önlenmesi önemlidir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda gecikmeksizin bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır:
- Üç haftadan uzun süren ses kısıklığı: Bu bulgu, larinks kanserinin erken tanısı için en kritik uyarı işaretidir. Herhangi bir risk faktörü taşıyan ya da taşımayan her bireyde bu süreyi aşan ses kısıklığı mutlaka laringoskopik olarak değerlendirilmelidir.
- Boğazda sürekli takılma hissi veya yutma güçlüğü: Özellikle tek taraflı belirtiler malignite açısından şüphe uyandırmalıdır.
- Boyunda ele gelen kitle: Ağrısız, sert ve fikse lenfadenopati malignite açısından ciddi uyarı işaretidir.
- Kulağa vuran ağrı: Özellikle yutma ile birlikte olan, nedeni açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı araştırılmalıdır.
- Balgamda kan: Hemoptizi her zaman ciddi bir patolojinin işareti olarak değerlendirilmelidir.
- Açıklanamayan kilo kaybı: Altta yatan maligniteyi düşündüren genel bir uyarı belirtisidir.
Gırtlak kanseri, erken tanı konulduğunda yüksek kür oranlarına sahip bir malignite olmakla birlikte, ileri evrelerde tedavi seçenekleri sınırlanmakta ve yaşam kalitesi üzerine ciddi olumsuz etkiler ortaya çıkmaktadır. Sigara ve alkol kullanımı en önemli değiştirilebilir risk faktörleri olup, bu alışkanlıkların bırakılması riski büyük ölçüde azaltmaktadır. Larinks kanseri için etkin bir toplum taraması yöntemi bulunmadığından, farkındalık ve erken başvuru hayat kurtarıcı önem taşımaktadır. Özellikle üç haftayı aşan ses kısıklığının göz ardı edilmemesi ve mutlaka uzman değerlendirmesine yönlendirilmesi, erken tanının anahtarıdır. Koru Hastanesi kulak burun boğaz ve baş-boyun cerrahisi kliniğinde, risk faktörü taşıyan bireylerin değerlendirilmesi ve larinks kanserinin erken tanı ve tedavisi konusunda multidisipliner bir yaklaşımla hizmet verilmektedir.









