Ağız ve Diş Sağlığı

Dentigeröz Kist: Acil Müdahale, Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

Dentigeröz kist, sürmemiş dişin kronunu çevreleyen ve çenede genişlemeye neden olan bir kist türüdür. Koru Hastanesi olarak cerrahi enükleasyon ve marsüpyalizasyon ile tedavi uyguluyoruz.

Dentigeröz kist (foliküler kist), çene kemikleri içinde sürmemiş veya gömülü kalmış bir dişin kronunu çevreleyen, mine-sement birleşim noktasından köken alan odontojenik bir kist türüdür. Odontojenik kistler arasında radiküler kistlerden sonra en sık karşılaşılan ikinci patoloji olan dentigeröz kist, klinik pratikte özellikle alt çene üçüncü molar dişler, üst çene kanin dişleri ve üst çene üçüncü molarlar çevresinde gelişme eğilimi gösterir. Çoğu vakada asemptomatik seyreden bu lezyon, büyüdükçe ciddi komplikasyonlara yol açabilir; kemik rezorpsiyonu, komşu dişlerin yer değiştirmesi, parestezi ve hatta nadir olgularda ameloblastom veya skuamöz hücreli karsinom gibi neoplastik dönüşüm riski taşır. Bu nedenle dentigeröz kistin erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip gerektiren bir patoloji olarak değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Dentigeröz Kist Nedir ve Nasıl Oluşur?

Dentigeröz kist, gelişimsel odontojenik kistler sınıflandırmasında yer alan ve diş folikülünün epitelyal kalıntılarından kaynaklanan bir lezyondur. Normal koşullarda diş sürmesi sırasında mine epiteli, mine yüzeyinden ayrılır ve diş sürdükten sonra ağız mukozasıyla birleşir. Ancak diş gömülü kaldığında veya sürme tamamlanamadığında, mine epiteli ile mine yüzeyi arasında sıvı birikimi gerçekleşir ve bu durum kistin oluşumuna zemin hazırlar.

Patogenez açısından değerlendirildiğinde, foliküler kist oluşumunda iki temel mekanizma öne çıkmaktadır. Birincisi, redükte mine epitelinin diş kronunu çevreleyen foliküler boşlukta sıvı biriktirmesi sonucu oluşan ekstrafoliküler tip; ikincisi ise epitelyal hücrelerin proliferasyonu ile folikül içinde kistik kavite gelişen intrafoliküler tiptir. Her iki mekanizmada da osmotik basınç farkı kist büyümesinin ana itici gücüdür; kist lümeni içindeki proteinler ve hücresel yıkım ürünleri osmotik gradient oluşturarak çevre dokulardan sıvı çekilmesine neden olur.

Histopatolojik olarak dentigeröz kist, ince non-keratinize çok katlı yassı epitel ile döşeli bir kaviteden oluşur. Fibröz kapsül genellikle iltihabi infiltrat içermez; ancak sekonder enfeksiyon geliştiğinde yoğun kronik inflamatuar hücre infiltrasyonu görülebilir. Kistin mine-sement birleşim noktasına tutunması, ayırıcı tanıda en önemli morfolojik özelliktir.

Dentigeröz Kistin Klinik Belirtileri ve Semptomları

Dentigeröz kistlerin büyük çoğunluğu uzun süre asemptomatik kalır ve çoğunlukla rutin radyografik incelemeler sırasında tesadüfen keşfedilir. Klinik semptomlar genellikle kistin belirli bir boyuta ulaşmasıyla birlikte ortaya çıkar ve aşağıdaki bulgularla kendini gösterir:

  • Ağrısız şişlik: Çene bölgesinde yavaş büyüyen, palpasyonda sert veya fluktuan kıvamda bir kitle hissedilir. Özellikle vestibül bölgesinde veya damakta belirgin ekspansiyon gelişebilir.
  • Yüzde asimetri: Büyük boyutlara ulaşan kistler çene kontürünü değiştirerek belirgin fasiyal asimetriye neden olabilir. Alt çenede angulus ve ramus bölgesinde oluşan kistler yüz hatlarında belirgin deformasyona yol açar.
  • Diş deplasmanı: Kistin büyümesiyle birlikte komşu dişlerde yer değiştirme, kök rezorpsiyonu ve mobilite artışı görülür. Özellikle alt molar dişlerin distale veya inferior yönde yer değiştirmesi karakteristik bir bulgudur.
  • Parestezi veya anestezi: Alt çenede nervus alveolaris inferior basısına bağlı olarak alt dudak ve çene ucunda uyuşukluk veya his kaybı gelişebilir. Bu bulgu kistin agresif büyüme paternini gösterir.
  • Ağrı: Sekonder enfeksiyon geliştiğinde veya kist duvarında mikrofraktür oluştuğunda bölgede ağrı ortaya çıkar. Enfekte kistlerde ateş, trismus ve bölgesel lenfadenopati eşlik edebilir.
  • Patolojik fraktür: Mandibulada geniş hacimlere ulaşan kistler kemik yapıyı önemli ölçüde zayıflatarak patolojik kırık riskini artırır.

Klinik muayenede dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, dentigeröz kistin nadiren ağız içine drene olabilmesidir. Bu durumda fistül ağzından püylü veya seröz akıntı gözlenebilir ve tablo kronik periodontal apse ile karışabilir.

Tanı Yöntemleri ve Radyolojik Bulgular

Dentigeröz kistin tanısı klinik muayene, radyolojik görüntüleme ve histopatolojik incelemenin birlikte değerlendirilmesiyle konulur. Radyolojik olarak dentigeröz kist, gömülü dişin kronunu çevreleyen, iyi sınırlı, uniloküler radyolüsen bir alan olarak kendini gösterir. Sklerotik bir kenar (kortikal sınır) kistin çevresini belirgin şekilde çizer ve bu durum benign doğasının radyolojik göstergesidir.

Panoramik radyografi (ortopantomografi), dentigeröz kistin ön tanısında en sık kullanılan görüntüleme yöntemidir. Panoramik filmde gömülü diş kronunu çevreleyen, 3-4 mm üzerinde genişlemiş foliküler boşluk kist lehine değerlendirilir. Normal folikül aralığının 2-3 mm olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu eşik değerin aşılması ileri inceleme endikasyonu oluşturur.

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT/CBCT), kistin üç boyutlu anatomik ilişkilerini, kemik rezorpsiyonunun derecesini, komşu anatomik yapılarla (maksiller sinüs, nazal kavite, mandibular kanal) olan yakınlığını değerlendirmede altın standart olarak kabul edilir. CBCT sayesinde kistin bukal veya lingual ekspansiyonu, kortikal kemik perforasyonu ve komşu dişlerdeki kök rezorpsiyonu milimetrik hassasiyetle belirlenir.

Aspirasyon biyopsisi, kist içeriğinin değerlendirilmesinde yardımcı bir tanı aracıdır. Dentigeröz kist aspirasyonunda tipik olarak berrak, saman sarısı renginde, kolesterol kristalleri içerebilen bir sıvı elde edilir. Aspirasyon materyalinin biyokimyasal analizi, sıvıdaki total protein düzeyinin değerlendirilmesine olanak tanır ve keratokistik odontojenik tümör gibi agresif lezyonlardan ayırıcı tanıda katkı sağlar.

Kesin tanı her zaman histopatolojik inceleme ile doğrulanmalıdır. Eksize edilen dokunun patolojik değerlendirmesi, kistin tipini belirlemek ve olası neoplastik dönüşümü (ameloblastom, mural ameloblastom, skuamöz hücreli karsinom) dışlamak açısından zorunludur.

Acil Müdahale Gerektiren Durumlar

Dentigeröz kist genellikle yavaş büyüyen, benign seyirli bir lezyon olmasına karşın, bazı klinik senaryolarda acil müdahale gerektirebilir. Bu durumların zamanında tanınması ve uygun müdahalenin planlanması, ciddi komplikasyonların önlenmesi açısından hayati önem taşır.

  • Akut enfeksiyon ve apse formasyonu: Kistin sekonder enfeksiyonu durumunda hızla gelişen ağrı, şişlik, trismus, ateş ve genel durum bozukluğu ortaya çıkar. Enfeksiyonun fasiyal boşluklara yayılması durumunda Ludwig anjini veya parafaringeal apse gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebilir. Bu durumda acil cerrahi drenaj ve parenteral antibiyoterapi endikasyonu vardır.
  • Patolojik fraktür: Mandibulada geniş hacimlere ulaşan dentigeröz kistler kemik yapıyı ciddi ölçüde zayıflatır. Travma veya hatta normal çiğneme kuvvetleri altında patolojik fraktür gelişebilir. Bu durumda acil cerrahi stabilizasyon ve kistin eş zamanlı tedavisi planlanmalıdır.
  • Sinir basısı ve nörolojik defisit: Alt çenede nervus alveolaris inferior veya nervus mentalis basısına bağlı progresif his kaybı veya ağrı gelişmesi, acil cerrahi dekompresyon endikasyonu oluşturur. Geciken tedavi kalıcı nöral hasara yol açabilir.
  • Hızlı büyüme veya agresif davranış: Kısa sürede belirgin boyut artışı gösteren lezyonlarda ameloblastomatöz dönüşüm veya diğer neoplastik transformasyon olasılığı göz önünde bulundurulmalı ve acil biyopsi ile tanı doğrulanmalıdır.
  • Havayolu obstrüksiyonu: Üst çenede veya çene tabanında büyük boyutlara ulaşan kistler, nadir de olsa orofaringeal havayolunu daraltabilir. Özellikle enfeksiyon eşlik ettiğinde gelişen yumuşak doku ödemi havayolu kompromisini hızlandırabilir.

Acil müdahale gerektiren durumlarda multidisipliner yaklaşım benimsenmeli, ağız ve çene cerrahisi, anesteziyoloji ve gerektiğinde kulak burun boğaz bölümleri koordineli şekilde çalışmalıdır.

Risk Faktörleri ve Predispozan Durumlar

Dentigeröz kist gelişiminde çeşitli risk faktörleri ve predispozan durumlar tanımlanmıştır. Bu faktörlerin bilinmesi hem erken tanıda hem de koruyucu yaklaşımların planlanmasında klinisyene yol gösterir.

  • Gömülü dişler: En önemli risk faktörü sürmemiş veya gömülü kalmış dişlerin varlığıdır. Alt çene üçüncü molar dişler en yüksek riski taşır; ardından üst çene kanin dişleri ve supernümerer dişler gelir.
  • Yaş ve cinsiyet: Dentigeröz kist her yaşta görülebilmekle birlikte, ikinci ve üçüncü dekadlarda pik insidansa ulaşır. Erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 1.5-2 kat daha sık görülür.
  • Supernümerer dişler (hiperdontia): Fazla sayıda diş oluşumu, gömülü kalma olasılığını ve dolayısıyla dentigeröz kist riskini artırır. Özellikle mesiodens çevresinde gelişen dentigeröz kistler klinik pratikte sık karşılaşılan bir durumdur.
  • Odontomlar: Kompleks ve kompound odontomlar çevresinde dentigeröz benzeri kistik değişiklikler gelişebilir. Odontomların cerrahi eksizyonu sırasında çevre dokuların dikkatli histopatolojik incelenmesi önerilir.
  • Genetik sendromlar: Kleidokraniyal displazi, Maroteaux-Lamy sendromu ve Gardner sendromu gibi durumlar multiple gömülü dişlerle karakterizedir ve dentigeröz kist gelişim riskini belirgin şekilde artırır.
  • Kronik enfeksiyon ve travma: Diş çevresinde kronik enflamatuar süreçler ve tekrarlayan travmalar foliküler epitelin stimülasyonuna ve kistik dönüşüme katkıda bulunabilir.
  • Beslenme ve sistemik faktörler: D vitamini eksikliği, kalsiyum metabolizması bozuklukları ve endokrin patolojiler diş sürme bozukluklarına zemin hazırlayarak dolaylı olarak dentigeröz kist riskini artırabilir.

Tedavi Yaklaşımları: Cerrahi Seçenekler

Dentigeröz kistin tedavisi esas olarak cerrahidir ve tedavi yaklaşımının seçimi kistin boyutu, lokalizasyonu, hastanın yaşı, komşu anatomik yapılarla ilişkisi ve olası komplikasyon riskleri göz önünde bulundurularak belirlenir. Günümüzde iki temel cerrahi yöntem uygulanmaktadır.

Enükleasyon (Tam Çıkarım)

Enükleasyon, kistin cerrahi olarak tamamıyla çıkarılmasını ifade eder ve dentigeröz kistin standart tedavi yöntemidir. Bu prosedürde kist kapsülü çevre kemik dokusundan dikkatli bir disseksiyonla ayrılır ve ilişkili gömülü diş birlikte eksize edilir. Enükleasyonun avantajları arasında tek seansta definitif tedavi sağlanması, tüm patolojik dokunun histopatolojik incelemeye gönderilebilmesi ve nüks oranının düşük olması sayılabilir.

Enükleasyon özellikle küçük ve orta boyutlu kistlerde (çapı 3-4 cm altında), vital anatomik yapılarla doğrudan ilişkisi olmayan lezyonlarda ve yetişkin hastalarda tercih edilir. Cerrahi sırasında kavite duvarlarının dikkatlice kürete edilmesi ve periferik ostektomi uygulanması nüks riskini minimalize eder.

Marsüpyalizasyon (Dekompresyon)

Marsüpyalizasyon, kist kavitesinin ağız boşluğuna veya dış ortama açılarak intrakistik basıncın düşürülmesi ve kistin aşamalı olarak küçülmesinin sağlanması prensibine dayanan konservatif bir cerrahi yöntemdir. Bu teknikte kist duvarında bir pencere açılır ve kist membranı çevre mukozaya sütüre edilerek kalıcı bir stoma oluşturulur.

Marsüpyalizasyon özellikle şu durumlarda tercih edilir: büyük boyutlu kistlerde (çapı 4 cm üzeri) cerrahi morbiditeyi azaltmak amacıyla, pediatrik hastalarda sürmemiş daimi dişlerin sürme potansiyelini korumak için, mandibular kanal veya maksiller sinüs gibi kritik yapılarla yakın komşuluk gösteren lezyonlarda ve genel durumu cerrahi riski artıran hastalarda. Marsüpyalizasyon sonrası kist boyutunda belirgin küçülme sağlandıktan sonra ikincil enükleasyon gerçekleştirilebilir. Bu iki aşamalı yaklaşım özellikle büyük kistlerde cerrahi komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltır.

Diğer Tedavi Modaliteleri

Bazı özel durumlarda segmental veya marjinal rezeksiyon gibi daha radikal cerrahi yaklaşımlar gerekebilir. Özellikle ameloblastomatöz dönüşüm şüphesi olan, tekrarlayan nükslerde veya çok büyük boyutlara ulaşmış kistlerde rezektif cerrahi düşünülmelidir. Rezeksiyon sonrası oluşan defektlerin rekonstrüksiyonunda otojen kemik greftleri, vaskülarize serbest kemik flepleri veya alloplastik materyaller kullanılabilir.

Dentigeröz Kistte Komplikasyonlar ve Neoplastik Dönüşüm

Dentigeröz kistin en önemli komplikasyonlarından biri neoplastik dönüşüm potansiyelidir. Literatürde dentigeröz kist zemininde gelişen çeşitli neoplaziler bildirilmiştir ve bu durum kistin tedavisiz bırakılmaması gerektiğinin en güçlü kanıtlarından birini oluşturur.

  • Ameloblastom: Dentigeröz kist duvarında en sık görülen neoplastik dönüşüm ameloblastom gelişimidir. Mural ameloblastom olarak adlandırılan bu durum, kist duvarındaki odontojenik epitel adalarının neoplastik proliferasyonu sonucu oluşur. İnsidansı %1-2 olarak bildirilmektedir.
  • Skuamöz hücreli karsinom: Nadir olmakla birlikte, uzun süreli dentigeröz kistlerde kist epitelinin malign dönüşümü ile intraosseöz skuamöz hücreli karsinom gelişebilir. Bu durum özellikle yaşlı hastalarda ve uzun süredir takip edilen kistlerde göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Mukoepidermoid karsinom: Dentigeröz kist duvarındaki mukus salgılayan hücrelerin malign dönüşümü sonucu gelişebilen nadir bir komplikasyondur.
  • Kemik rezorpsiyonu ve deformite: Büyüyen kist çevre kemik dokusunda progresif rezorpsiyona neden olarak çene yapısında kalıcı deformiteye yol açabilir. Geniş kemik defektleri rekonstrüktif cerrahiyi zorunlu kılabilir.
  • Komşu dişlerin kaybı: Kist büyümesiyle birlikte komşu dişlerde kök rezorpsiyonu, devitalizasyon ve yer değiştirme gelişerek dişlerin kaybedilmesine neden olabilir.

Korunma Yolları ve Önleyici Yaklaşımlar

Dentigeröz kist gelişiminin tamamen önlenmesi her zaman mümkün olmasa da, risk faktörlerinin kontrolü ve erken müdahale ile komplikasyon oranları önemli ölçüde azaltılabilir. Korunma stratejileri birincil ve ikincil korunma olarak sınıflandırılabilir.

Birincil Korunma

  • Düzenli diş hekimi kontrolleri: Altı aylık periyodik muayeneler, gömülü dişlerin erken tespiti ve takibi açısından temel öneme sahiptir. Özellikle 16-25 yaş arası bireylerde üçüncü molar dişlerin sürme durumunun değerlendirilmesi gerekir.
  • Panoramik radyografi taraması: Karışık dişlenme döneminde (7-12 yaş) ve genç erişkinlik döneminde alınan panoramik radyografiler, gömülü dişlerin ve foliküler patolojilerin erken tanısını sağlar.
  • Profilaktik gömülü diş çekimi: Sürme potansiyeli olmayan gömülü dişlerin zamanında cerrahi olarak çıkarılması, dentigeröz kist gelişim riskini ortadan kaldırır. Özellikle ortodontik değerlendirme sonucunda sürme olasılığı düşük bulunan dişlerde bu yaklaşım önerilir.
  • Supernümerer dişlerin erken tedavisi: Tespit edilen süpernümerer dişlerin zamanında çıkarılması, hem dentigeröz kist riskini hem de komşu dişlerin sürme bozukluğu riskini azaltır.

İkincil Korunma

  • Gömülü diş takibi: Çeşitli nedenlerle çekilmemiş gömülü dişlerin yıllık radyografik kontrollerle izlenmesi, foliküler genişlemenin erken dönemde saptanmasını sağlar.
  • Foliküler genişleme kontrolü: Radyografide foliküler aralığın 2.5 mm üzerine çıktığı tespit edilen vakalarda yakın takip veya cerrahi müdahale planlanmalıdır.
  • Genetik danışmanlık: Kleidokraniyal displazi veya Gardner sendromu gibi multiple gömülü diş oluşumuna predispoze genetik sendromlarda, hasta ve ailenin bilgilendirilmesi ve düzenli takip programına alınması önerilir.

Postoperatif Süreç ve Takip Protokolü

Dentigeröz kist cerrahisi sonrası hastanın dikkatli bir takip programına alınması, komplikasyonların erken tespiti ve nüksün önlenmesi açısından büyük önem taşır. Postoperatif süreçte uygulanan protokol, gerçekleştirilen cerrahi yöntemin türüne göre farklılık gösterir.

Enükleasyon sonrası takip: Cerrahi müdahaleyi takip eden ilk haftada yara iyileşmesinin değerlendirilmesi ve sütürlerin alınması planlanır. Birinci ayda kontrol radyografisi ile kavite iyileşmesinin başlangıcı değerlendirilir. Üçüncü ve altıncı aylarda radyografik kontroller ile kemik rejenerasyonunun ilerleyişi izlenir. Birinci yılda ve sonrasında yıllık kontroller ile nüks açısından takip sürdürülür. Büyük defektlerde tam kemik rejenerasyonu 12-24 ay sürebilir.

Marsüpyalizasyon sonrası takip: Stoma açıklığının korunması ve düzenli irrigasyonun sağlanması kritik öneme sahiptir. Hastaya günlük stoma bakımı ve kavite irrigasyonu eğitimi verilmelidir. Aylık radyografik kontrollerle kistin küçülme hızı ve yönü değerlendirilir. Yeterli küçülme sağlandığında (genellikle 6-12 ay sonra) ikincil enükleasyon planlanır.

Postoperatif dönemde reçete edilen ilaç tedavisi genellikle ampirik antibiyoterapi (amoksisilin-klavulanik asit veya klindamisin), analjezik-antiinflamatuar ilaçlar (ibuprofen, naproksen) ve antiseptik gargara (klorheksidin glukonat %0.12) içerir. Enfekte kistlerde antibiyoterapi süresi ve spektrumu klinik tabloya göre düzenlenir.

Ayırıcı Tanı: Benzer Patolojilerden Ayrımı

Dentigeröz kistin ayırıcı tanısında çeşitli odontojenik ve non-odontojenik lezyonlar göz önünde bulundurulmalıdır. Doğru tanı, tedavi planlamasının temelini oluşturur ve gereksiz cerrahi morbiditenin önlenmesini sağlar.

  • Keratokistik odontojenik tümör (odontojenik keratokist): Radyografik olarak dentigeröz kiste benzeyebilir, ancak daha agresif büyüme paterni ve yüksek nüks oranı ile ayrılır. Histopatolojik olarak parakeratinize çok katlı yassı epitel ile döşelidir ve bazal tabakada palizat dizilimi gösterir.
  • Unikistik ameloblastom: Radyografik olarak dentigeröz kistten ayırt edilemeyebilir. Gömülü diş ile ilişkili uniloküler radyolüsen lezyon olarak kendini gösterir. Kesin tanı histopatolojik inceleme ile konulur ve tedavi yaklaşımı farklılık gösterir.
  • Adenomatoid odontojenik tümör: Özellikle üst çenede genç kadınlarda görülen, gömülü kanin dişle ilişkili benign tümördür. Radyografik olarak dentigeröz kiste benzeyebilir, ancak lezyon içinde radyoopak odaklar (kalsifikasyonlar) karakteristik bulgudur.
  • Normal foliküler boşluk: Foliküler aralığın 2-3 mm olduğu durumlar normal varyant olarak değerlendirilebilir ve dentigeröz kistten ayrılmalıdır. Bu ayrımda seri radyografik takip ile boyut değişikliğinin izlenmesi yardımcı olur.
  • Radiküler kist: Devital bir dişin apeksinde gelişen inflamatuar odontojenik kisttir. Dentigeröz kistten farklı olarak dişin kökü ile ilişkilidir, kronuyla değil.

Çocuklarda ve Genç Erişkinlerde Dentigeröz Kist

Pediatrik popülasyonda dentigeröz kist, yetişkinlere kıyasla bazı farklılıklar gösterir ve tedavi yaklaşımı daimi dişlerin korunması ile büyüme gelişim sürecinin gözetilmesi açısından özellik taşır. Çocuklarda dentigeröz kist en sık sürmemiş premolar ve kanin dişler çevresinde gelişir ve çoğunlukla süt dişi enfeksiyonunun bir komplikasyonu olarak ortaya çıkar.

Çocuklarda tedavi planlamasında en önemli husus, kist ile ilişkili sürmemiş daimi dişin sürme potansiyelinin değerlendirilmesidir. Sürme potansiyeli olan dişlerde marsüpyalizasyon tercih edilerek dişin spontan sürmesi sağlanabilir. Literatürde marsüpyalizasyon sonrası gömülü daimi dişlerin %60-80 oranında başarılı şekilde sürdüğü bildirilmektedir. Bu yaklaşım, çocuklarda gelecekteki protetik rehabilitasyon ihtiyacını azaltması ve çene gelişimini olumsuz etkilememesi açısından büyük avantaj sağlar.

Genç erişkinlerde (16-25 yaş) ise alt çene üçüncü molar dişlerle ilişkili dentigeröz kistler ön plana çıkar. Bu yaş grubunda kemik rejenerasyon kapasitesinin yüksek olması, cerrahi sonuçları olumlu yönde etkiler. Ancak geniş kistlerde mandibular kanalın cerrahi saha içinde kalma olasılığı ve buna bağlı nöral komplikasyon riski dikkatle değerlendirilmelidir.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümünde Tedavi Yaklaşımımız

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, dentigeröz kist tanı ve tedavisinde güncel kanıta dayalı yaklaşımları uygulayarak hastaların en iyi klinik sonuçlara ulaşmasını hedeflemektedir. Bölümümüzde ileri dijital görüntüleme sistemleri ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile detaylı tanısal değerlendirme gerçekleştirilmekte, her hastaya özgü bireyselleştirilmiş tedavi planı multidisipliner yaklaşımla oluşturulmaktadır. Deneyimli ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanlarımız, minimal invaziv cerrahi tekniklerden geniş rezektif girişimlere kadar tüm tedavi seçeneklerini başarıyla uygulamaktadır. Cerrahi sonrası kapsamlı takip protokollerimiz ile hastaların iyileşme süreci yakından izlenmekte, olası komplikasyonlar erken dönemde tespit edilerek müdahale edilmektedir. Dentigeröz kist veya gömülü dişlerle ilgili şikayetlerinizde Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, modern tanı ve tedavi olanaklarıyla yanınızdadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu