Dental sinüs traktı, halk arasında yaygın olarak "diş fistülü" olarak bilinen, kronik dental enfeksiyonun vücut yüzeyine doğru oluşturduğu patolojik bir drenaj kanalıdır. Bu kanal aracılığıyla enfekte materyalin (pü, granülasyon dokusu) ağız içi mukozaya veya nadiren yüz cildine drene olması sağlanır. Epidemiyolojik veriler, dental sinüs traktının en sık 20-50 yaş grubunda görüldüğünü ve tüm endodontik patolojilerin yaklaşık %7-12'sinde sinüs traktı geliştiğini göstermektedir. Prevalans çalışmalarına göre kronik periapical lezyonların %20-30'unda aktif veya geçirilmiş sinüs traktı öyküsü mevcuttur. Erkek ve kadınlarda görülme sıklığı benzer olmakla birlikte, dental bakıma erişimin kısıtlı olduğu toplumlarda prevalans belirgin şekilde artmaktadır. Alt çene dişleri üst çene dişlerine göre 1,5-2 kat daha sık sinüs traktı oluşturur. Mandibulada alt birinci molar diş, maksillada ise üst birinci molar ve lateral kesici dişler en sık etkilenen dişlerdir. İntraoral sinüs traktı vakaların %80-90'ını oluştururken, ekstraoral (kutanöz) sinüs traktı %10-20 oranında görülür ve sıklıkla yanlış tanı alması nedeniyle klinik açıdan önemlidir.
Dental Sinüs Traktı Nedir ve Nasıl Oluşur?
Dental sinüs traktı, kronik dental enfeksiyonun oluşturduğu apse kavitesinden vücut yüzeyine uzanan, epitel ile döşeli veya granülasyon dokusu içeren tübüler bir yapıdır. Patofizyolojik süreç birbirini takip eden aşamalardan oluşur:
İlk aşamada, diş pulpasının nekrozu sonucu periapical bölgede bakteriyel kolonizasyon ve enflamasyon gelişir. Nekrotik pulpa, bakteriler için ideal bir üreme ortamı oluşturur. Periapical bölgede biriken enflamatuar eksüda ve bakteri ürünleri basınç artışına neden olur. Bu basınç, osteoklastik kemik rezorpsiyonunu uyararak enfeksiyonun alveolar kemik içinde yayılmasını sağlar. Enfeksiyon, kemik korteksinin en ince olduğu noktada kemik dışına çıkar ve periost altında birikir (subperiostal apse). Periostun perforasyonu ile enfekte materyal yumuşak dokulara yayılır.
İkinci aşamada, vücut enfeksiyonu sınırlandırmak için granülasyon dokusu oluşturur ve enfekte materyalin en az dirençli yoldan vücut yüzeyine drene olmasını sağlayan bir kanal gelişir. Bu kanal, sinüs traktı olarak adlandırılır. Traktın açıldığı noktaya "stoma" denir ve genellikle küçük, kırmızımsı, granülasyon dokusu içeren bir papül şeklindedir.
Sinüs traktının yönü ve açılma noktası, kaynak dişin kök apeksinin konumu ile kas yapışma noktaları ve fasyal planların ilişkisine bağlıdır. Örneğin, alt molar dişlerin bukkal kök apeksleri buccinator kasının yapışma noktasının altında ise intraoral vestibüler bölgeye, üstünde ise ekstraoral olarak yanak veya submandibuler bölge cildine açılır. Üst kanin dişin uzun kökü, enfeksiyonun bukkal kemik korteksini aşarak nazolabial bölge cildine drene olmasına neden olabilir.
Sinüs traktı, enfeksiyonun drenajını sağlayarak basıncı azaltır; bu nedenle kronik dental enfeksiyonu olan hastalar genellikle şiddetli ağrı hissetmez. Drenaj tıkandığında ise basınç artar ve ağrı alevlenmeleri yaşanır. Bu "döngüsel" klinik seyir dental sinüs traktının karakteristik özelliğidir.
Dental Sinüs Traktının Nedenleri
Dental sinüs traktı oluşumunun temelinde her zaman kronik bir dental enfeksiyon yatmaktadır. Bu enfeksiyonun çeşitli kaynakları olabilir:
Pulpal Nedenler
- Tedavi edilmemiş derin çürükler: En sık neden olup, çürüğün pulpaya ulaşması ile pulpa nekrozu ve periapical enfeksiyon gelişir. Nekrotik pulpa kanalları içindeki bakteri kolonizasyonu, kronik periapical apse oluşumunu tetikler.
- Travma sonrası pulpa nekrozu: Önceden geçirilmiş dental travma (düşme, darbe, spor yaralanması) sonucu gelişen pulpa nekrozu, yıllar sonra bile sinüs traktı oluşumuna yol açabilir. Hastalarda travma öyküsü sorgulanması önemlidir.
- Başarısız endodontik tedavi: Kanal tedavisi yapılmış ancak apikal sızdırmazlığın yeterli sağlanamadığı, atlanmış kanal bulunan veya kök kanalının yetersiz şekillendirildiği dişlerde persistan periapical enfeksiyon gelişebilir.
- Kırık dişler: Vertikal kök kırıkları, kron kırıkları veya çatlak diş sendromu, pulpanın bakteriyel kontaminasyonuna ve nihayetinde nekroza yol açar.
- İatrojenik nedenler: Diş hazırlığı sırasında aşırı ısınma, ortodontik kuvvetler veya protez yapımında aşırı prepare, pulpa hasarına neden olabilir.
Periodontal Nedenler
- İleri periodontal hastalık: Derin periodontal ceplerden apikal bölgeye ulaşan enfeksiyon, retrograd pulpitis ve nekroz oluşturabilir. Endo-perio lezyonları, sinüs traktı kaynağının belirlenmesini güçleştirebilir.
- Periodontal apse: Derin periodontal cepte akut apse gelişimi, kronikleşerek sinüs traktı formasyonuna yol açabilir.
- Furkasyon lezyonları: Çok köklü dişlerde furkasyon bölgesinden kaynaklanan enfeksiyonlar sinüs traktı oluşturabilir.
Diğer Nedenler
- Enfekte kök artıkları: Çekim sırasında geride kalan enfekte kök parçaları, yıllar sonra bile sinüs traktı oluşturabilir.
- Enfekte odontojenik kistler: Radiküler kist veya dentigeröz kist gibi odontojenik kistlerin enfekte olması sinüs traktı kaynağı olabilir.
- İmplant çevresi enfeksiyonlar: Peri-implantit veya enfekte implant, sinüs traktı oluşumuna yol açabilir.
- Yabancı cisimler: Kök kanalı tedavisi sırasında apikal bölgeye itilen materyaller veya periodontal dokuya gömülen yabancı cisimler kronik enfeksiyon ve sinüs traktı oluşturabilir.
- Osteomiyelit: Çene kemiklerinde kronik osteomiyelit, birden fazla sinüs traktı ile prezente olabilir.
Dental Sinüs Traktının Belirtileri
Dental sinüs traktı kronik bir patoloji olduğundan, belirtileri genellikle akut dental enfeksiyonlara kıyasla daha hafif ve sinsi seyirlidir.
İntraoral Sinüs Traktı Belirtileri
- Stoma (fistül ağzı): Ağız içinde, genellikle etkilenen dişin kök ucuna yakın vestibüler mukozada küçük (1-3 mm), kırmızımsı veya sarımsı bir papül veya nodül şeklinde görülür. Zaman zaman yüzeyi ülsere olabilir.
- İntermitan drenaj: Stomadan periyodik olarak pürülan veya seröpürülan akıntı gelir. Drenaj aktif olduğunda hasta ağızda hoş olmayan bir tat ve koku hisseder.
- Hafif ağrı veya rahatsızlık: Drenaj aktif olduğunda ağrı minimaldir çünkü basınç boşaltılır. Sinüs traktı tıkandığında ise tutulan dişte zonklayıcı ağrı ve basınç hissi gelişir.
- Mukozal şişlik: Stoma çevresinde lokalize şişlik ve hassasiyet olabilir.
- Perküsyonda hassasiyet: Kaynak dişte vertikal perküsyonda hafif hassasiyet saptanabilir ancak her zaman belirgin olmayabilir.
Ekstraoral (Kutanöz) Sinüs Traktı Belirtileri
- Cilt lezyonu: Yüz veya boyun bölgesinde (en sık çene altı, yanak, nazolabial bölge) kronik, drene veya kabuklanmış bir papül veya nodül şeklinde görülür. Lezyon genellikle 3-10 mm çapındadır.
- İntermitan akıntı: Ciltten periyodik pürülan veya seröz drenaj gelir. Drenaj dönemleri arasında lezyon kabuklanabilir.
- Çevre ciltte değişiklikler: Stoma çevresinde eritem, hiperpigmentasyon, çökük skar formasyonu ve granülasyon dokusu görülebilir.
- Ağrısız veya minimal ağrılı seyir: Ekstraoral sinüs traktı genellikle ağrısızdır, bu nedenle hastalar dental kaynağı fark edemeyebilir.
Ekstraoral sinüs traktının en önemli klinik problemi sıklıkla yanlış tanı almasıdır. Hastalar genellikle dermatoloji, genel cerrahi veya plastik cerrahi kliniklerine başvurur ve lezyon sırasıyla basal hücreli karsinom, epidermoid kist, akne, aktinomikoz, tüberküloz, piyojenik granülom veya kronik osteomiyelit ile karıştırılabilir. Yanlış tanı nedeniyle hastalar uzun süre gereksiz tedaviler alabilir. Bir çalışmada ekstraoral sinüs traktı vakalarının ortalama tanı süresinin 12-24 ay olduğu bildirilmiştir.
Tanı Yöntemleri
Dental sinüs traktının doğru tanısı, dikkatli klinik değerlendirme ve uygun görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla konulur. Özellikle ekstraoral vakalarda dental kaynağın düşünülmesi tanıda anahtar adımdır.
Klinik Muayene
İntraoral muayenede stoma bölgesinin inspeksiyonu, çevre dişlerin vitalite testleri, perküsyon ve palpasyon değerlendirmesi yapılır. Vitalite testlerinde (soğuk test, elektrik pulpa testi) kaynak dişin devital (canlılığını yitirmiş) olduğunun gösterilmesi tanıyı güçlü şekilde destekler. Ekstraoral lezyonlarda dental kaynak sorgulanmalı, intraoral muayene mutlaka yapılmalıdır.
Guta-perka Traktografi
Sinüs traktı tanısında en önemli ve spesifik tanı yöntemidir. Stoma ağzından guta-perka konisi sinüs traktı içine nazikçe ilerletilir ve ardından periapikal veya panoramik radyografi alınır. Guta-perka, radyoopak yapısı sayesinde sinüs traktının seyrini ve kaynak diş apeksine uzanımını net olarak gösterir. Bu yöntem hem tanıda hem de tedavi planlamasında kritik bilgi sağlar.
Görüntüleme Yöntemleri
- Periapikal radyografi: İlk basamak görüntüleme yöntemidir. Kaynak dişin periapical bölgesinde radyolusent lezyon (periapical granülom veya kist), kök kanal tedavisi kalitesi, kök kırığı ve kemik patolojileri değerlendirilir. Guta-perka ile birlikte alınan periapikal radyografi, sinüs traktının kaynağını kesin olarak lokalize eder.
- Panoramik radyografi: Genel dental durumun değerlendirilmesinde, birden fazla diş veya geniş kemik lezyonlarının taranmasında kullanılır. Detay çözünürlüğü periapikal radyografiden düşüktür.
- Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT/CBCT): Konvansiyonel radyografilerde kaynağın belirlenemediği kompleks vakalarda altın standart görüntüleme yöntemidir. Üç boyutlu değerlendirme ile sinüs traktının seyri, kaynak dişin tespiti, kök kırığı varlığı, atlanmış kanallar ve kemik lezyonunun boyutları kesin olarak ortaya konur.
- Bilgisayarlı tomografi (BT): Ekstraoral sinüs traktı vakalarında, özellikle derin doku tutulumu veya osteomiyelit şüphesinde tercih edilebilir.
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Sinüs traktının yumuşak doku seyri ve çevre dokularla ilişkisinin değerlendirilmesinde faydalı olabilir. Ancak rutin kullanımda gerekmez.
Laboratuvar Testleri
- Kültür ve antibiyogram: Tekrarlayan vakalarda veya standart tedaviye yanıtsızlıkta sinüs traktı drenajından kültür alınabilir. En sık izole edilen patojenler anaerobik bakterilerdir (Prevotella, Fusobacterium, Porphyromonas, Actinomyces türleri).
- Histopatolojik inceleme: Ekstraoral vakalarda malignite şüphesini dışlamak için biyopsi ve histopatolojik değerlendirme yapılabilir. Sinüs traktında granülasyon dokusu, kronik inflamatuar hücre infiltrasyonu ve bazen kolesterol kleftleri izlenir.
- Hematolojik testler: Tam kan sayımı, CRP ve ESH gibi inflamasyon belirteçleri genellikle normal veya hafif yüksektir; çünkü kronik enfeksiyon sürecinde akut faz yanıtı sınırlı olabilir.
Ayırıcı Tanı
Dental sinüs traktı, özellikle ekstraoral prezentasyonda birçok patolojik durumla karıştırılabilir. Doğru tanının gecikmesi, gereksiz tedavilere ve hasta morbidite artışına yol açar.
- Basal hücreli karsinom: Yüz cildinde kronik, kabuklanmış, yavaş büyüyen lezyon oluşturarak ekstraoral sinüs traktını taklit edebilir. İnci tanesi görünümü, teleanjiektazi ve rolled kenar ayırıcı özelliklerdir. Biyopsi ile kesin ayrım yapılır.
- Skuamöz hücreli karsinom: Yüz ve ağız bölgesinde ülsere lezyon oluşturabilir. Endüre kenarlar, hızlı büyüme ve bölgesel lenfadenopati şüphe uyandırmalıdır.
- Aktinomikoz: Servikal ve mandibular bölgede kronik drene sinüsler oluşturan granülomatöz bir enfeksiyondur. "Kükürt granülleri" karakteristiktir. Kültürde Actinomyces türlerinin üretilmesi tanıyı doğrular.
- Kutanöz tüberküloz (Skrofuloderma): Tüberküloz lenfadenitin cildi tutmasıyla oluşan kronik sinüsler, dental fistüle benzer görünüm sergileyebilir. PPD testi, IGRA ve biyopside granülom yapısı ayırıcı tanıda yardımcıdır.
- Piyojenik granülom: Hızlı büyüyen, kolay kanayan granülasyon dokusu nodülü ile sinüs traktı stoması karıştırılabilir. Dental kaynak araştırması ayırımda önemlidir.
- Epidermoid kist: Yüz bölgesinde subkutan nodül oluşturarak enfekte sinüs traktını taklit edebilir. Kist enfekte olduğunda drenaj da gelişebilir.
- Osteomyelit kaynaklı sinüs traktı: Dental kaynak olmaksızın çene kemiğinin primer osteomyeliti de sinüs traktı oluşturabilir. CBCT veya BT ile kemik tutulumunun değerlendirilmesi ayrımda kritiktir.
- Salivary gland fistülü: Tükürük bezi hastalıklarına bağlı oluşan fistüller, dental sinüs traktı ile karıştırılabilir. Drenajın yemek sırasında artması tükürük bezi kaynağını düşündürür.
Tedavi Yaklaşımları
Dental sinüs traktının tedavisinde temel prensip, enfeksiyon kaynağının ortadan kaldırılmasıdır. Sadece sinüs traktının eksizyonu veya antibiyotik tedavisi, kaynak tedavi edilmeden kalıcı iyileşme sağlamaz.
Endodontik Tedavi (Kanal Tedavisi)
Kaynak diş restore edilebilir durumdaysa ilk tercih kök kanal tedavisidir. Tedavinin amacı, kök kanalı sistemindeki nekrotik doku ve bakterilerin elimine edilerek periapical bölgenin iyileşmesinin sağlanmasıdır. Tedavi aşamaları şunlardır:
- Giriş kavitesi açılması: Çürük ve eski restorasyonlar temizlenir, pulpa odasına ulaşılır.
- Çalışma boyu belirlenmesi: Elektronik apeks bulucu ve radyografik doğrulama ile kök kanalı uzunluğu tespit edilir.
- Biyomekanik preparasyon: Döner alet sistemleri veya el aletleri ile kanallar şekillendirilir. NaOCl (%2,5-5,25) ve EDTA (%17) irrigasyon solüsyonları ile kanallar dezenfekte edilir.
- Kalsiyum hidroksit kanal içi medikament: Persistan enfeksiyon ve sinüs traktı varlığında, ilk seansta kanallara kalsiyum hidroksit pat uygulanarak 2-4 hafta beklenir. Kalsiyum hidroksit, alkalin pH (12,5) sayesinde güçlü antibakteriyel etki gösterir.
- Obtürasyon: Klinik belirtilerin düzelmesi ve sinüs traktının kapanması sonrası kanallar guta-perka ve kanal patı ile doldurulur.
Başarılı endodontik tedavi sonrası sinüs traktı genellikle 1-2 hafta içinde spontan olarak kapanır. Periapical radyolusensi ise 3-12 ay içinde radyografik iyileşme gösterir. Endodontik tedavinin başarı oranı sinüs traktı varlığında %85-95 arasında bildirilmektedir.
Endodontik Cerrahi (Apikal Rezeksiyon)
Konvansiyonel endodontik tedavinin başarısız olduğu, yeniden tedavinin mümkün olmadığı veya anatomik engellerin bulunduğu vakalarda endodontik cerrahi (apikoektomi) endikasyonu doğar:
- Kök ucu 3 mm rezeke edilerek apikal delta ve enfekte sement tabakası uzaklaştırılır.
- Retrograd kavite hazırlanarak MTA (Mineral Trioksit Agregat) veya biyoseramik materyal ile doldurulur.
- Periapical küretaj ile granülasyon dokusu ve kist epiteli temizlenir.
- Gerektiğinde kemik grefti ve membran uygulaması ile defekt rejenerasyonu desteklenir.
Diş Çekimi
Kaynak dişin restore edilemeyecek düzeyde harap olduğu, ileri periodontal yıkımın mevcut olduğu veya vertikal kök kırığı saptanan vakalarda diş çekimi endikasyonu konulur. Çekim sonrası soket küretajı ile granülasyon dokusu ve sinüs traktı epitelinin temizlenmesi sağlanır. Çekim soketi genellikle 4-8 hafta içinde iyileşir.
Antibiyoterapi
Antibiyotik tedavisi tek başına dental sinüs traktının definitif tedavisi değildir; ancak aşağıdaki durumlarda destek tedavisi olarak kullanılır:
- Akut alevlenme dönemlerinde: Amoksisilin 500 mg oral, günde 3 kez, 5-7 gün veya Amoksisilin-klavulanat 875/125 mg oral, günde 2 kez, 7 gün
- Penisilin alerjisinde: Klindamisin 300 mg oral, günde 4 kez, 7 gün veya Azitromisin 500 mg ilk gün, ardından 250 mg/gün, 4 gün
- İmmünosüpresif hastalarda profilaktik amaçlı
- Aktinomikoz saptanan vakalarda uzun süreli (4-6 hafta) yüksek doz penisilin tedavisi gerekebilir
Ekstraoral Sinüs Traktında Ek Tedaviler
- Dental kaynak tedavi edildikten sonra ekstraoral stoma genellikle spontan kapanır ve skar dokusu oluşur.
- Kozmetik açıdan belirgin skar formasyonu gelişmişse, skar revizyonu cerrahisi düşünülebilir.
- Persistan ekstraoral sinüs traktlarında cerrahi eksizyon ve primer kapama uygulanabilir.
Komplikasyonlar
Dental sinüs traktı, tedavi edilmediğinde veya geç tanı aldığında çeşitli komplikasyonlara yol açabilir:
- Kronik enfeksiyon persistansı: Sinüs traktı, altta yatan enfeksiyonun devam ettiğinin göstergesidir. Tedavisiz bırakılırsa periapical lezyon progresif olarak büyür ve komşu dişleri, vital yapıları etkileyebilir.
- Osteomiyelit: Kronik periapical enfeksiyonun çene kemiğine yayılmasıyla osteomiyelit gelişebilir. Bu durum özellikle immünosüpresif hastalarda ve mandibulada daha sık karşılaşılır.
- Akut alevlenme: Sinüs traktı tıkandığında veya bakteri virülansı arttığında akut apse tablosu gelişebilir. Bu durumda fasyal boşluk enfeksiyonlarına ilerleme riski mevcuttur.
- Odontojenik kist formasyonu: Kronik periapical granülom, zaman içinde epitelizasyonla radiküler kiste dönüşebilir. Büyüyen kist komşu dişlerde rezorpsiyona ve kemik kaybına yol açabilir.
- Komşu diş etkilenmesi: Büyüyen periapical lezyon, komşu dişlerin köklerine bası yaparak rezorpsiyon veya vitalite kaybına neden olabilir.
- Maksiller sinüs tutulumu: Üst posterior dişlerden kaynaklanan sinüs traktları, maksiller sinüse açılarak odontojenik sinüzit veya oroantral fistül gelişimine yol açabilir.
- Ekstraoral skar formasyonu: Uzun süreli ekstraoral drenaj, yüz bölgesinde kalıcı skar oluşumuna ve kozmetik sorunlara neden olur.
- Yanlış tanı ve gereksiz tedaviler: Ekstraoral sinüs traktının dental kaynağı fark edilmezse, hastalar gereksiz biyopsi, cilt eksizyonu veya antibiyotik tedavileri alabilir.
Korunma Yolları
Dental sinüs traktı oluşumunun önlenmesi, altta yatan dental enfeksiyonların önlenmesi ile doğrudan ilişkilidir. Koruyucu yaklaşımlar şu şekilde sıralanabilir:
- Düzenli dental kontroller: Altı ayda bir yapılan rutin diş muayeneleri, çürük ve periodontal hastalıkların erken tanısını sağlar. Erken müdahale, pulpa tutulumu ve periapical enfeksiyon gelişmesini önler.
- Etkin ağız hijyeni: Günde iki kez florürlü diş macunu ile fırçalama, günlük diş ipi kullanımı ve antiseptik gargara (klorheksidin %0,12) ile ağız bakımı, çürük ve periodontal hastalık riskini azaltır.
- Çürük tedavisinin erken yapılması: Başlangıç aşamasındaki çürükler basit restoratif tedavilerle giderilebilirken, tedavi gecikmesi pulpa tutulumuna ve dolayısıyla sinüs traktı oluşumuna zemin hazırlayabilir.
- Dental travma önlemleri: Kontakt sporlarda ağız koruyucusu kullanılması, diş travması riskini ve dolayısıyla travma sonrası pulpa nekrozu olasılığını azaltır.
- Kaliteli endodontik tedavi: Gerekli olduğunda, kök kanal tedavisinin deneyimli hekimler tarafından güncel tekniklerle yapılması, tedavi başarısızlığı ve persistan enfeksiyon riskini minimize eder.
- Sistemik hastalık kontrolü: Diyabet, immünosüpresyon gibi enfeksiyona yatkınlık oluşturan durumların optimal yönetimi, dental enfeksiyonların kronikleşme ve sinüs traktı oluşturma riskini azaltır.
- Sigara bırakma: Sigara, periodontal hastalık progresyonunu hızlandırır ve yara iyileşmesini bozarak dental enfeksiyonlara zemin hazırlar.
- Beslenme: Rafine şeker tüketiminin kısıtlanması çürük riskini, dengeli beslenme ve yeterli vitamin (özellikle C ve D vitamini) alımı ise immün fonksiyonu destekleyerek enfeksiyon riskini azaltır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Aşağıdaki belirtilerin varlığında diş hekimine başvurulması önerilir:
- Ağız içinde diş eti üzerinde sürekli veya tekrarlayan bir şişlik veya kabarıklık fark edilmesi
- Diş eti üzerindeki şişlikten pü veya akıntı gelmesi
- Ağızda sürekli kötü tat veya koku hissedilmesi
- Daha önce kanal tedavisi yapılmış bir dişin çevresinde şişlik veya akıntı gelişmesi
- Yüz veya boyun bölgesinde açıklanamayan, tekrarlayan cilt lezyonu veya akıntı bulunması
- Çene altı veya yanak bölgesinde kronik, iyileşmeyen bir yara veya kabuklanma görülmesi
- Diş bölgesinde hafif de olsa periyodik ağrı ataklarının yaşanması
- Daha önce dermatolojik tedaviye yanıt vermeyen yüz bölgesinde bir lezyon varlığı
Ekstraoral sinüs traktı düşünüldüğünde, çene ve diş röntgeni ile birlikte ağız muayenesi yapılması kesinlikle ihmal edilmemelidir. Yüz bölgesinde iyileşmeyen veya tekrarlayan cilt lezyonlarında dental kaynak mutlaka araştırılmalıdır.
Dental sinüs traktı, kronik dental enfeksiyonun vücut yüzeyine oluşturduğu patolojik bir drenaj yolağı olarak önemli bir klinik antite oluşturur. Doğru tanının konulması, özellikle ekstraoral vakalarda dental kaynağın düşünülmesiyle mümkündür. Tedavide enfeksiyon kaynağının ortadan kaldırılması esastır ve genellikle başarılı endodontik tedavi veya diş çekimi ile kalıcı iyileşme sağlanır. Düzenli dental bakım, erken çürük tedavisi ve ağız hijyenine özen gösterilmesi, sinüs traktı oluşumunun önlenmesinde en etkili yöntemlerdir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, dental sinüs traktının tanısında ileri görüntüleme teknolojileri ve tedavisinde modern endodontik yaklaşımlarla hizmet vererek, hastaların dental sağlıklarını en üst düzeyde korumayı hedeflemektedir.






