Ağız ve Diş Sağlığı

Çocuklarda Diş Travması İncelemesi

Koru Hastanesi çocuk diş hekimliği biriminde diş travması yaşayan çocuklara hızlı müdahale ve güncel tedavi protokolleri uyguluyoruz. Kırık, çatlak ve avülsiyon vakalarını ele alıyoruz.

Çocukluk çağı diş travmaları, pediatrik diş hekimliğinin en sık karşılaşılan acil durumları arasında yer almaktadır. Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre, süt dişlenme dönemindeki çocuklarda dental travma prevalansı %10-30 arasında değişirken, daimi dişlenme döneminde bu oran %6-34 arasında seyretmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dental travma, diş çürüğü ve periodontal hastalıklardan sonra üçüncü en yaygın ağız sağlığı problemi olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de yapılan çok merkezli bir araştırmada, 7-14 yaş grubundaki çocuklarda daimi dişlerde travma prevalansının %15.7 olduğu saptanmıştır.

Cinsiyet dağılımı açısından erkek çocuklarda dental travma insidansı kız çocuklara kıyasla 1.5-2.5 kat daha yüksektir. Bu farkın aktif ve riskli fiziksel aktivitelere katılım oranındaki farklılıktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Yaş dağılımı incelendiğinde, süt dişi travmalarının en sık 1-3 yaş arasında, daimi diş travmalarının ise 8-12 yaş arasında görüldüğü bildirilmektedir. En sık etkilenen dişler üst santral kesici dişler olup, tüm dental travmaların yaklaşık %70-80'ini oluşturmaktadır. Artmış overjet (4 mm üzeri) ve yetersiz dudak örtüsü, travma riskini 2-3 kat artıran predispozan faktörler olarak tanımlanmıştır.

Çocuklarda Diş Travması Nedir?

Diş travması, dışarıdan gelen bir kuvvet sonucunda diş, destek dokuları (periodonsiyum, alveoler kemik) ve çevre yumuşak dokularda meydana gelen hasarın genel adıdır. Patofizyolojik açıdan dental travma, uygulanan kuvvetin büyüklüğü, yönü, enerji miktarı ve temas alanına bağlı olarak farklı doku yanıtları oluşturmaktadır.

Travma anında dişe uygulanan kuvvet, mine ve dentin dokusunda stres dağılım paternine göre çeşitli kırık tipleri oluşturabilmektedir. Mine dokusunun çekme dayanımı yaklaşık 10 MPa iken, dentin dokusunun çekme dayanımı 40-50 MPa civarındadır. Mine-dentin sınırında stres yoğunlaşması nedeniyle bu bölge kırık propagasyonu için kritik bir alan oluşturmaktadır. Pulpa dokusu, travmatik kuvvete karşı inflamatuar yanıt geliştirmekte olup, kuvvetin şiddetine bağlı olarak reversibl pulpitis, irreversibl pulpitis veya pulpa nekrozu gelişebilmektedir.

Periodontal ligament, diş travmasında şok emici bir yapı olarak görev yapmaktadır. Ancak sınırlarını aşan kuvvetler, periodontal ligament liflerinin kopmasına, alveoler kemikte kırığa veya dişin alveolden tamamen ayrılmasına (avülsiyon) yol açabilmektedir. Süt dişlerinde alveoler kemiğin poröz yapısı ve periodontal ligamentin gevşek dokulu olması nedeniyle lüksasyon yaralanmaları daha sık görülürken, daimi dişlerde kron kırıkları ön plana çıkmaktadır. Gelişmekte olan daimi dişlerde açık apeks varlığı, pulpa iyileşme potansiyelini artırmakla birlikte revaskularizasyon başarısını etkileyen önemli bir faktördür.

Çocuklarda Diş Travması Nedenleri

Çocukluk çağı dental travmaların etiyolojisi, yaş grubuna göre farklılık göstermektedir. Nedenlerin doğru belirlenmesi, hem tedavi planlamasında hem de koruyucu stratejilerin geliştirilmesinde yol göstericidir.

Düşme ve Çarpma

Özellikle 1-3 yaş grubunda yürüme öğrenme döneminde düşmeler, dental travmanın en sık nedenidir. Bu yaş grubundaki travmaların %50-60'ı ev ortamında, mobilya kenarlarına veya sert zemine düşme sonucu meydana gelmektedir. Merdiven düşmeleri, banyoda kayma ve oyun parkı kazaları diğer sık karşılaşılan senaryolardır.

Spor Yaralanmaları

Okul çağı ve adolesan dönemde spor aktiviteleri sırasında oluşan travmalar, dental yaralanmaların %10-39'unu oluşturmaktadır. Basketbol, futbol, hokey, bisiklet sürme ve paten gibi temas sporları en yüksek riskli aktiviteler arasındadır. Ağız koruyucu (mouthguard) kullanılmaması, spor kaynaklı dental travma riskini 1.6-1.9 kat artırmaktadır.

Trafik Kazaları

Motorlu ve motorsuz taşıt kazaları, çocuklarda ciddi dental ve maksillofasiyal travmaların önemli bir nedenidir. Uygun çocuk koltuğu kullanılmaması, emniyet kemeri takılmaması ve bisiklet kazalarında kask takılmaması, travma şiddetini artıran faktörlerdir. Trafik kazalarına bağlı dental travmalarda çoklu diş yaralanması ve eşlik eden yumuşak doku laserasyonları sık görülmektedir.

Şiddet ve İstismar

Çocuk istismarı vakalarının %50-75'inde baş ve yüz bölgesi travmaları görülmekte olup, dental travmalar bu bulguların önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Özellikle açıklanamayan, tekrarlayan veya gelişim düzeyiyle uyumsuz travma öyküsü, çocuk istismarı açısından uyarıcı bulgulardır. Diş hekimleri, bu durumların farkındalığıyla yasal bildirim yükümlülüğünü yerine getirmelidir.

Predispozan Dental Faktörler

Artmış overjet (4 mm üzeri), Sınıf II maloklüzyon, yetersiz dudak örtüsü, açık kapanış ve protruziv üst kesici dişler, dental travma riskini anlamlı ölçüde artıran anatomik faktörlerdir. Bu risk faktörlerine sahip çocuklarda koruyucu önlemlerin özellikle vurgulanması ve erken ortodontik değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Nörogelişimsel ve Tıbbi Durumlar

Epilepsi, serebral palsi, DEHB, otizm spektrum bozukluğu ve görme bozuklukları olan çocuklarda dental travma riski genel popülasyona kıyasla 2-5 kat daha yüksektir. Bu hasta gruplarında bireyselleştirilmiş koruyucu stratejilerin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Çocuklarda Diş Travmasının Belirtileri ve Sınıflandırması

Dental travmalar, Andreasen sınıflandırması temelinde sistematik olarak değerlendirilmektedir. Bu sınıflandırma, tedavi planlamasında ve prognoz değerlendirmesinde standart bir referans çerçevesi sunmaktadır.

Sert Doku ve Pulpa Yaralanmaları

  • Mine infraktürü: Mine dokusunda madde kaybı olmaksızın çatlak oluşumudur. Transillüminasyon ile tespit edilebilen ince çatlak hatları görülmektedir. Genellikle asemptomatik seyirlidir.
  • Mine kırığı: Yalnızca mine dokusunu kapsayan kron kırığıdır. Hassasiyet minimal düzeyde olup, keskin kenarlar yumuşak doku irritasyonuna neden olabilmektedir.
  • Komplike olmayan kron kırığı: Mine ve dentin dokusunu kapsayan ancak pulpa açığa çıkmayan kırıktır. Dentin ekspoze alanında termal ve kimyasal uyaranlara karşı hassasiyet mevcuttur.
  • Komplike kron kırığı: Mine ve dentin kırığının yanı sıra pulpa dokusunun da açığa çıktığı kırık tipidir. Pulpadan kanama, şiddetli ağrı ve dişte belirgin yapısal kayıp karakteristik bulgulardır.
  • Kron-kök kırığı: Mine, dentin ve sement dokusunu kapsayan kırıktır. Kırık hattı gingival seviyenin altına uzanmaktadır. Mobil kron fragmanı varlığında oklüzal ağrı belirgindir.
  • Kök kırığı: Dişin kök bölgesinde dentin, sement ve pulpayı kapsayan kırıktır. Kırık lokalizasyonuna göre apikal, orta üçlü veya servikal kök kırığı olarak sınıflandırılmaktadır. Dişte mobilite ve perküsyon hassasiyeti tipik bulgulardır.

Periodontal Doku Yaralanmaları (Lüksasyon Yaralanmaları)

  • Konkusyon: Periodontal ligament hasarı minimal düzeyde olup, dişte mobilite artışı yoktur. Perküsyon hassasiyeti mevcuttur.
  • Sublüksasyon: Periodontal ligamentte hasar mevcut olup, dişte artmış mobilite gözlenmektedir. Ancak yer değiştirme yoktur. Sulkustan kanama görülebilmektedir.
  • Ekstrüziv lüksasyon: Diş, alveolünden kısmen dışarı doğru yer değiştirmiştir. Diş elonge görünümdedir ve aşırı mobilitesi mevcuttur.
  • Lateral lüksasyon: Diş, bukkal, lingual veya lateral yönde yer değiştirmiştir. Alveoler kemik kırığı sıklıkla eşlik etmektedir. Dişte mobilite olmayabilir çünkü diş kemik içinde sıkışmış olabilir.
  • İntrüziv lüksasyon: Diş, alveoler kemik içine doğru gömülmüştür. Dişin klinik kronu kısalmış görünmektedir. Süt dişi intrüzyonunda daimi diş germinin hasar riski yüksektir.
  • Avülsiyon: Diş, alveolünden tamamen ayrılmıştır. En acil dental travma tipidir ve zaman kritik öneme sahiptir. Ekstraalveoler sürenin 60 dakikayı aşmaması prognoz açısından belirleyicidir.

Çocuklarda Diş Travmasının Tanısı

Dental travma tanısında sistematik ve kapsamlı bir değerlendirme protokolü izlenmektedir. Doğru tanı, uygun tedavi planlamasının ve optimal prognostik sonuçların temelini oluşturmaktadır.

Klinik Muayene

Travma sonrası klinik değerlendirme, hastanın genel durumunun stabilizasyonunu takiben gerçekleştirilmektedir. Ekstraoral muayenede yüz bölgesinde asimetri, şişlik, ekimoz, laserasyon ve palpasyonla hassasiyet değerlendirilmektedir. İntraoral muayenede dişlerin bütünlüğü, mobilite derecesi, yer değiştirme yönü ve miktarı, oklüzal ilişki, yumuşak doku yaralanmaları ve kanama kaynağı detaylı olarak incelenmektedir.

Sensibilite Testleri

  • Termal testler: Soğuk testi (etil klorür veya karbondioksit buz) ve sıcak testi ile pulpa vitalitesi değerlendirilmektedir. Travma sonrası ilk haftalarda yanlış negatif sonuçlar alınabilmektedir; bu nedenle testlerin 3, 6, 12 ay ve 5 yıl süreyle tekrarlanması önerilmektedir.
  • Elektrik pulpa testi (EPT): Pulpanın sinirsel yanıtını değerlendirmektedir. Normal yanıt değeri cihaza göre değişmekle birlikte, genellikle 20-40 mikro amper arasındadır. Yanıt alınamama pulpa nekrozunu düşündürmektedir.
  • Lazer Doppler flowmetri: Pulpa kan akımını doğrudan ölçen objektif bir yöntemdir. Çocuklarda kooperasyon gerektirmemesi açısından avantajlıdır ancak klinik kullanımı sınırlıdır.

Radyolojik Değerlendirme

  • Periapikal radyografi: Kök kırığı, apikal patoloji, kök gelişim durumu ve alveoler kemik bütünlüğünün değerlendirilmesinde temel görüntüleme yöntemidir. En az 3 farklı açıdan çekim yapılması önerilmektedir.
  • Oklüzal radyografi: Alveoler kemik kırıklarının ve diş yer değiştirmesinin değerlendirilmesinde tamamlayıcı bir yöntemdir.
  • Panoramik radyografi: Çoklu diş travması ve mandibüler kırık şüphesinde genel değerlendirme sağlamaktadır.
  • KIBT (Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi): Kök kırığı, alveoler kemik kırığı ve intrüzyon vakalarında üç boyutlu değerlendirme imkanı sunmaktadır. Radyasyon dozu konvansiyonel BT'ye kıyasla düşüktür.

Ayırıcı Tanı

Dental travmanın doğru sınıflandırılması ve tedavi planlamasında ayırıcı tanının dikkatli yapılması gerekmektedir.

  • Patolojik kök rezorpsiyonu: Travmatik olmayan nedenlerle gelişen internal veya eksternal kök rezorpsiyonu, travma sonrası rezorpsiyonla karışabilmektedir. Travma öyküsünün yokluğu ve rezorpsiyon paterninin farklılığı ayrımda yol göstericidir.
  • Amelogenezis imperfekta / Dentinogenezis imperfekta: Genetik yapısal diş defektleri, travmatik kırıklarla benzer görünüm sergileyebilmektedir. Bilateral ve simetrik tutulum, aile öyküsü ve tipik radyolojik bulgular ayrımda belirleyicidir.
  • Dentin displazisi: Tip I dentin displazisinde kısa kökler ve periapical radyolusensiler, travma sonrası bulgularla karışabilmektedir. Tüm dişlerin etkilenmesi ve karakteristik "chevron" şeklinde pulpa morfolojisi ayırt edicidir.
  • Periapikal patolojiler: Çürük kaynaklı periapikal lezyon ve granülom, travma sonrası periapikal patolojiyle benzer radyolojik görünüm sergileyebilmektedir. Çürük varlığı ve travma öyküsünün sorgulanması ayrımda temeldir.
  • Çocuk istismarı: Açıklanamayan veya tekrarlayan dental ve maksillofasiyal yaralanmalar, fiziksel istismar açısından değerlendirilmelidir. Yaralanma paterni ile öykünün uyumsuzluğu, farklı iyileşme evrelerinde çoklu lezyonlar ve eşlik eden ekstra-oral bulgular şüphe uyandırmalıdır.
  • Odontojenik tümörler: Nadir olmakla birlikte, ameloblastom veya odontom gibi tümörler diş pozisyon değişikliği veya kök rezorpsiyonu ile prezente olabilmektedir. Radyolojik patern ve biyopsi ile kesin ayrım yapılmaktadır.

Çocuklarda Diş Travmasının Tedavisi

Dental travma tedavisi, yaralanmanın tipine, etkilenen dişin süt veya daimi diş olmasına ve kök gelişim durumuna göre bireyselleştirilmektedir.

Acil Yaklaşım ve İlk Müdahale

Travma sonrası ilk değerlendirmede yaşam tehlikesi oluşturan durumlar (havayolu tıkanıklığı, kafa travması, servikal vertebra yaralanması) ekarte edilmelidir. Oral bölgede aktif kanama kontrolü için steril gazlı bezle basınç uygulanmaktadır. Ağrı kontrolünde İbuprofen 10 mg/kg dozunda veya Parasetamol 15 mg/kg dozunda oral yoldan uygulanmaktadır.

Mine ve Dentin Kırıklarının Tedavisi

Mine kırıklarında keskin kenarların düzeltilmesi ve gerektiğinde kompozit rezin restorasyonu uygulanmaktadır. Komplike olmayan kron kırıklarında ekspoze dentin yüzeyi kalsiyum hidroksit veya cam iyonomer siman ile örtülmekte, ardından kompozit restorasyon yapılmaktadır. Kırık parça mevcutsa, rezin bağlama tekniğiyle orijinal fragmanın yapıştırılması (fragment reattachment) ideal tedavi seçeneğidir.

Pulpa Tedavileri

Komplike kron kırıklarında pulpa tedavisi, kök gelişim durumuna göre planlanmaktadır. Açık apeksli genç daimi dişlerde vital pulpa tedavileri tercih edilmektedir:

  • Direkt pulpa kuafajı: Pulpa ekspozüründen sonraki ilk 24 saat içinde, kontaminasyon minimal ise uygulanmaktadır. MTA (Mineral Trioksit Agregat) veya Biodentine ile pulpa örtüsü yapılmaktadır.
  • Parsiyel pulpotomi (Cvek tekniği): Pulpa ekspozüründen sonraki 72 saate kadar uygulanabilmektedir. Enflamatuar pulpa dokusunun 2-3 mm derinliğe kadar uzaklaştırılması ve MTA ile örtülmesini kapsamaktadır. Başarı oranı %90-96 olarak bildirilmektedir.
  • Servikal pulpotomi: Pulpa ekspozüründen uzun süre geçmiş ancak kök gelişiminin tamamlanmadığı vakalarda uygulanmaktadır.
  • Apeksifikasyon/Apeksogenez: Vital pulpalı açık apeksli dişlerde kök gelişiminin devamını sağlamak için kalsiyum hidroksit veya MTA apeks bariyeri uygulanmaktadır.

Lüksasyon Yaralanmalarının Tedavisi

Konkusyon ve sublüksasyonda genellikle yumuşak diyet, oklüzal düzenleme ve gözlem yeterlidir. Ekstrüziv ve lateral lüksasyonda dişin orijinal pozisyonuna repozisyonu ve fleksibıl splint ile 2-4 hafta süreyle stabilizasyonu uygulanmaktadır. İntrüziv lüksasyonda tedavi yaklaşımı; süt dişlerinde kendiliğinden re-erüpsiyon beklenmesi, daimi dişlerde kök gelişim durumuna göre spontan re-erüpsiyon, ortodontik ekstrüzyon veya cerrahi repozisyon şeklinde planlanmaktadır.

Avülsiyon Tedavisi

Avülse daimi dişin replantasyonu, dental travma tedavisinin en zaman duyarlı prosedürüdür. Ekstraalveoler sürenin 30 dakikanın altında tutulması ve dişin uygun saklama ortamında taşınması (süt, Hank dengeli tuz solüsyonu, hastanın tükürüğü veya serum fizyolojik) prognozun belirleyicileridir. Replantasyon sonrası fleksibıl splint 2 hafta süreyle uygulanmaktadır. Sistemik antibiyoterapi olarak Amoksisilin çocuklarda 25-50 mg/kg/gün dozunda, 3 doza bölünerek 7 gün süreyle verilmektedir. Penisilin alerjisi durumunda Azitromisin 10 mg/kg ilk gün, ardından 5 mg/kg/gün 4 gün olmak üzere toplam 5 gün kullanılmaktadır. Tetanoz aşı durumu sorgulanarak gerektiğinde rapel doz uygulanmaktadır. Süt dişi avülsiyonunda replantasyon yapılmamaktadır çünkü daimi diş germine zarar verme riski bulunmaktadır.

Çocuklarda Diş Travmasının Komplikasyonları

Dental travma sonrası çeşitli kısa ve uzun vadeli komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu komplikasyonların erken tanısı ve yönetimi, tedavi başarısının sürdürülmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Pulpal Komplikasyonlar

  • Pulpa nekrozu: Lüksasyon yaralanmalarından sonra en sık görülen komplikasyondur. İntrüzyon vakalarında pulpa nekrozu insidansı %96'ya kadar çıkabilmektedir. Nekroz tanısı, sensibilite testlerinin negatifleşmesi, radyolojik olarak periapikal radyolusensi ve klinik olarak kronun renk değişikliği ile konulmaktadır.
  • Pulpa kanal obliterasyonu: Travma sonrası pulpa kanalının mineralize doku ile dolması şeklinde tanımlanan bu durum, sublüksasyon ve ekstrüzyon vakalarının %15-25'inde görülmektedir. Dişte sarımsı renk değişikliği tipik bir klinik bulgudur.
  • İnternal rezorpsiyon: Pulpa içinden başlayan ve dentin dokusunu rezorbe eden patolojik bir süreçtir. Radyolojik olarak kök kanalı içinde oval şekilli radyolusensi ile karakterizedir.

Periodontal Komplikasyonlar

  • Eksternal inflamatuar kök rezorpsiyonu: Replantasyon sonrası 2-4 hafta içinde gelişebilen agresif bir rezorpsiyon tipidir. Erken tanı ve kalsiyum hidroksit kök kanal tedavisi ile kontrol altına alınabilmektedir.
  • Ankiloz ve yedek (replacement) rezorpsiyon: Periodontal ligamentin nekrozu sonucu dişin alveoler kemiğe doğrudan füzyonudur. Perküsyonda yüksek metalik ses ve infraoklüzyon gelişmesi tipik bulgulardır. Büyümekte olan çocuklarda ciddi bir komplikasyondur çünkü alveoler büyümeyi engelleyerek komşu dişlerin erüpsiyonunu bozabilmektedir.
  • Marjinal kemik kaybı: Travmatize dişlerin çevresinde lokalize alveoler kemik kaybı gelişebilmektedir.

Gelişimsel Komplikasyonlar

  • Daimi diş germ hasarı: Süt dişi travmalarının en kaygı verici komplikasyonlarından biridir. Süt dişi intrüzyonunda daimi diş germinin hasar görme olasılığı %12-74 arasında değişmektedir. Mine hipoplazisi, dilaserasyon, erüpsiyon bozukluğu ve odontom benzeri malformasyon gelişebilmektedir.
  • Kök gelişim durması: Genç daimi dişlerde travma sonrası kök gelişiminin durması, dişin uzun vadeli prognozunu olumsuz etkilemektedir.

Estetik ve Psikososyal Komplikasyonlar

Ön bölge dişlerinin kaybı veya şekil bozukluğu, çocuklarda önemli psikososyal etkilere yol açabilmektedir. Gülümsemekten kaçınma, sosyal izolasyon, okul devamsızlığı ve benlik saygısında azalma sık bildirilen psikososyal sonuçlardır. Dental travma sonrası post-travmatik stres belirtileri gelişen çocuklarda psikolojik destek sağlanması tedavi planının parçası olmalıdır.

Çocuklarda Diş Travmasından Korunma

Dental travmaların önemli bir kısmı uygun koruyucu önlemlerle engellenebilir niteliktedir. Koruyucu stratejiler, bireysel, çevresel ve toplumsal düzeylerde ele alınmaktadır.

Ağız Koruyucu (Mouthguard) Kullanımı

Spor aktiviteleri sırasında ağız koruyucu kullanımı, dental travma riskini %60 oranında azaltmaktadır. Bireysel ölçüye göre hazırlanan ağız koruyucuları (custom-made), stok veya kaynat-ısır tiplerine kıyasla üstün koruma ve konfor sağlamaktadır. Boksörler, hokey oyuncuları ve amerikan futbolcularında zorunlu olan ağız koruyucu kullanımı, tüm temas sporlarında önerilmektedir. Koruyucunun 4 mm kalınlıkta etilen vinil asetat (EVA) materyalinden üretilmesi optimal korumayı sağlamaktadır.

Çevresel Güvenlik Önlemleri

Ev ortamında mobilya köşelerinin yumuşak koruyucularla kaplanması, kaygan zeminlerin kaymaz materyallerle döşenmesi ve merdiven güvenlik kapılarının kullanılması, küçük çocuklarda düşme kaynaklı travmaları azaltmaktadır. Oyun alanlarında zemin yumuşaklığının sağlanması ve ekipmanların güvenlik standartlarına uygunluğu denetlenmelidir.

Ortodontik Koruma

Artmış overjet ve protruziv üst kesici dişleri olan çocuklarda erken ortodontik müdahale, travma riskini azaltmada etkili bir koruyucu stratejidir. Overjetin fizyolojik sınırlara getirilmesi ve dudak örtüsünün iyileştirilmesi, kesici dişlerin travmaya maruz kalma olasılığını anlamlı ölçüde düşürmektedir.

Kask ve Yüz Koruyucu Kullanımı

Bisiklet, paten, kayak ve scooter kullanımı sırasında onaylı kask takılması, baş ve yüz bölgesi travmalarını %85 oranında azaltmaktadır. Yüz kafesi veya yüz koruyucu bileşeni olan kasklar, dental travmaya karşı ek koruma sağlamaktadır.

Çocuklarda Diş Travmasında Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

Dental travma sonrasında doğru ve zamanında müdahale, tedavi başarısını doğrudan etkileyen kritik bir faktördür. Aşağıdaki durumlarda acil diş hekimi değerlendirmesi gereklidir.

  • Diş düşmesi (avülsiyon): Bu en acil dental travma tipidir. Düşen daimi diş süte konularak en kısa sürede (ideal olarak 30 dakika içinde) diş hekimine ulaşılmalıdır. Dişin köküne dokunulmamalı, kir varsa hafifçe su ile yıkanmalıdır.
  • Dişte kırık: Kırık büyüklüğünden bağımsız olarak her diş kırığı değerlendirilmelidir. Kırık parça varsa nemli ortamda saklanarak getirilmelidir. Pulpa açığa çıkmışsa (kanamalı kırmızı nokta) acil müdahale gerekmektedir.
  • Dişte sallanma veya yer değiştirme: Travma sonrası dişte belirgin sallanma, uzama, kısalma veya yön değişikliği fark edildiğinde acil değerlendirme yapılmalıdır.
  • Şiddetli ağrı veya kanama: Oral bölgede kontrol edilemeyen kanama veya şiddetli ağrı durumunda acil müdahale gerekmektedir.
  • Çene kapanma bozukluğu: Dişlerin normal şekilde kapanamaması, alveoler kemik kırığını düşündürmekte olup acil radyolojik değerlendirme gerektirmektedir.
  • Dişte renk değişikliği: Travma sonrası günler veya haftalar içinde dişte gri, sarı veya pembe renk değişikliği gelişmesi, pulpal komplikasyonun habercisi olabilir ve değerlendirme gerektirir.
  • Travma sonrası düzenli kontroller: İlk tedaviden sonra 1, 3, 6, 12 ay ve ardından yıllık kontroller mutlaka sürdürülmelidir. Geç dönem komplikasyonlar yıllar sonra bile ortaya çıkabilmektedir.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, çocuklarda diş travmasının acil yönetiminden uzun vadeli takibine kadar her aşamada uluslararası güncel kılavuzlara uygun tedavi protokolleri uygulamaktadır. Pedodonti, endodonti, ortodonti ve ağız cerrahisi alanlarındaki deneyimli ekibimiz, travmatize dişlerin korunması ve fonksiyonlarının yeniden kazandırılması için multidisipliner bir yaklaşımla hizmet vermektedir. Çocuğunuzda herhangi bir diş travması meydana geldiğinde, sakin kalarak mümkün olan en kısa sürede kliniğimize başvurmanızı öneriyoruz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu