Boğaz reflüsü olarak bilinen laringofaringeal reflü (LPR), mide asidinin yemek borusunu aşarak yutak (farinks) ve gırtlak (larinks) bölgesine ulaşmasıyla ortaya çıkan, son derece yaygın ancak sıklıkla gözden kaçan bir klinik tablodur. Epidemiyolojik çalışmalar, kulak burun boğaz polikliniklerine başvuran hastaların %10-30'unda LPR bulgularının saptandığını ortaya koymaktadır. Genel popülasyonda prevalans kesin olarak bilinmemekle birlikte yetişkinlerin %20-40'ının yaşamının bir döneminde LPR belirtileri yaşadığı tahmin edilmektedir. Klasik gastroözofageal reflü hastalığından (GÖRH) farklı bir patofizyolojiye sahip olan LPR, hastaların büyük çoğunluğunda göğüs yanması olmaksızın seyreder; bu nedenle "sessiz reflü" olarak da adlandırılır. Tanı konulması gecikebilir ve hastalar uzun süre yanlış tedavi alabilir. Bu yazıda boğaz reflüsünün ne olduğunu, belirtilerini, tanı yöntemlerini ve tedavi yaklaşımlarını kapsamlı şekilde ele alacağız.
Boğaz Reflüsü (LPR) Nedir?
Laringofaringeal reflü, mide içeriğinin üst özofagus sfinkterini aşarak faringeal, laringeal ve hatta nazofaringeal mukozaya ulaşması durumudur. Normal koşullarda alt özofagus sfinkteri (AÖS) ve üst özofagus sfinkteri (ÜÖS) mide içeriğinin yukarıya kaçmasını engelleyen iki temel bariyer görevi görür. LPR'de bu koruyucu mekanizmaların yetersiz kalması sonucu mide asidi, pepsin ve safra asitleri laringeal mukoza ile temas eder.
LPR ile GÖRH arasında önemli farklar mevcuttur. GÖRH'de hastalığın esas bulgusu retrosternal yanma (heartburn) ve regürjitasyon olup, patoloji alt özofagus sfinkteri düzeyindedir. LPR'de ise hastaların yaklaşık %50'sinde göğüs yanması bulunmaz; klinik tablo boğaz ve gırtlak belirtileri ile karakterizedir. GÖRH'de reflü genellikle yatar pozisyonda ve gece olurken, LPR'de reflü dik pozisyonda ve gündüz saatlerinde daha sık gerçekleşir. Ayrıca laringeal mukoza, özofagus mukozasına kıyasla aside çok daha duyarlıdır; özofagus günde 50'ye kadar reflü epizodunu tolere edebilirken, laringeal mukozada günde 3-4 kez bile reflü teması ciddi hasara yol açabilir.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Patofizyoloji
LPR'nin gelişiminde temel mekanizma üst özofagus sfinkterinin yetersizliğidir. Bu sfinkter normalde mide içeriğinin farinks ve laringse ulaşmasını engelleyen son savunma hattıdır. Sfinkter tonusunun azalması veya geçici gevşemeler reflüye zemin hazırlar.
LPR'de doku hasarının ana sorumlusu pepsindir. Pepsin, midede asidik ortamda aktif olan proteolitik bir enzimdir. Ancak güncel araştırmalar, pepsinin laringeal epitel hücrelerine yapıştığını ve asidik olmayan ortamda bile hücre içine alınarak (endositoz) reaktive olabildiğini göstermiştir. Bu durum, neden sadece asit baskılama tedavisinin her zaman yeterli olmadığını açıklamaktadır. Pepsin, hücre içi pH düştüğünde yeniden aktifleşerek mitokondriyal hasar, inflamasyon ve hücre ölümüne yol açar.
Risk Faktörleri
- Beslenme alışkanlıkları: Yağlı, baharatlı ve asitli gıdalar, çikolata, nane, soğan, domates ürünleri ve gazlı içecekler alt ve üst özofagus sfinkter tonusunu azaltarak reflüyü artırır. Büyük porsiyonlar ve geç saatte yemek yeme riski belirgin şekilde yükseltir.
- Kafein ve alkol: Kahve, çay ve alkol hem asit sekresyonunu artırır hem de sfinkter gevşemelerine yol açar. Özellikle alkol laringeal mukoza üzerinde direkt irritan etki gösterir.
- Obezite: Karın içi basıncın artması gastroözofageal reflüyü kolaylaştırır. Vücut kitle indeksi ile LPR şiddeti arasında pozitif korelasyon saptanmıştır.
- Sigara: Hem alt hem de üst özofagus sfinkter tonusunu düşürür. Ayrıca laringeal mukoza direncini azaltarak pepsinin zararlı etkisine duyarlılığı artırır.
- Stres: Psikolojik stres, özofagus motilitesini bozarak ve asit sekresyonunu artırarak reflüye katkıda bulunur.
- Bazı ilaçlar: Kalsiyum kanal blokerleri, teofilin, antikolinerjikler, benzodiazepinler ve bifosfonatlar sfinkter tonusunu azaltabilir.
- Gebelik: Hormonal değişiklikler ve artan karın içi basınç nedeniyle gebelikte LPR belirtileri sıklaşabilir.
Boğaz Reflüsü Belirtileri
LPR belirtileri genellikle kronik seyirli ve nonspesifiktir. Bu durum tanıda gecikmelere yol açar; hastalar sıklıkla alerji, sinüzit veya stres gibi yanlış tanılarla takip edilir.
Başlıca Belirtiler
- Boğaz temizleme ihtiyacı (throat clearing): En sık bildirilen belirtidir. Hastalar sürekli boğazlarında bir şey varmış gibi hisseder ve onu temizlemeye çalışır. Bu alışkanlık paradoksal olarak laringeal irritasyonu artırarak kısır döngü oluşturur.
- Kronik öksürük: Özellikle kuru, irritatif karakterde öksürük günün herhangi bir saatinde ortaya çıkabilir. Yemek sonrası veya yatar pozisyonda artabilir. Kronik öksürüğün üç ana nedeninden biri LPR'dir (diğerleri astım ve postnazal drip).
- Ses kısıklığı (disfoni): Sabahları daha belirgin olan ses kısıklığı, vokal kord ödemine ve inflamasyonuna bağlıdır. Profesyonel ses kullanıcılarında (öğretmenler, şarkıcılar) özellikle erken dönemde fark edilir.
- Boğazda takılma hissi (globus farengeus): Yutkunma güçlüğü olmaksızın boğazda yumru, düğüm veya balgam hissi yaşanır. Hastaların en çok rahatsız olduğu belirtilerden biridir ve anksiyeteyi artırarak semptom algısını güçlendirir.
- Postnazal drip hissi: Burun arkasından boğaza sürekli bir akıntı geliyormuş hissi yaşanır. Ancak muayenede gerçek postnazal akıntı saptanmaz; bu his laringeal mukoza irritasyonuna bağlıdır.
- Disfaji (yutma güçlüğü): Boğazda daralma hissi ve katı gıdaların takılma hissi bildirilir. Gerçek mekanik obstrüksiyondan farklı olarak fonksiyonel karakterdedir ancak hasta için son derece rahatsız edicidir.
- Laringospazm: Ani başlayan, korkutucu nefes alamama atakları şeklinde kendini gösterir. Genellikle gece uykudan uyandıran, birkaç saniye ile dakika süren ve kendiliğinden düzelen paroksismal vokal kord aduktor spazmıdır.
- Koku ve tat değişikliği: Bazı hastalarda ağızda metalik veya ekşi tat, koku algısında azalma veya değişiklik bildirilmektedir.
RSI (Reflux Symptom Index)
RSI, LPR belirtilerinin şiddetini ölçen, hastanın kendisinin doldurduğu standart bir ankettir. Dokuz soru içerir ve her soru 0-5 arası puanlanır. Toplam puanın 13 ve üzerinde olması LPR lehine değerlendirilir. RSI, tanıda tek başına yeterli olmamakla birlikte klinik şüpheyi destekleyen ve tedavi yanıtını izlemede kullanılan değerli bir araçtır.
Tanı
Laringoskopi ve RFS (Reflux Finding Score)
Fleksibl fiberoptik laringoskopi, LPR tanısında ilk basamak muayene yöntemidir. Burun yoluyla ilerletilen ince bir kamera ile larinks doğrudan görüntülenir. LPR'ye bağlı laringoskopik bulgular RFS (Reflux Finding Score) ile standardize edilmiştir. RFS'de değerlendirilen bulgular şunlardır:
- Arytenoid eritem ve ödem: Arytenoid kartilajlar üzerindeki mukozada kızarıklık ve şişlik LPR'nin en sık laringoskopik bulgularından biridir. Posterior larinksin reflüden en çok etkilenen bölge olduğunu yansıtır.
- Vokal kord ödemi: Gerçek vokal kordlarda diffüz veya lokalize ödem izlenir. Bu ödem ses kısıklığının ana nedenidir. Reinke ödemi şeklinde ileri düzey ödem gelişebilir.
- Subglottik ödem: Vokal kordların hemen altındaki bölgede ödem varlığı LPR için oldukça spesifik bir bulgudur.
- Ventrikül obliterasyonu: Laringeal ventriküllerin ödem nedeniyle kapanması ileri düzey LPR'yi düşündürür.
- Diffüz laringeal ödem: Tüm laringeal mukozanın yaygın ödem göstermesi kronik ve şiddetli reflüye işaret eder.
- Posterior komisür hipertrofisi: İki arytenoid kartilaj arasındaki mukozada kalınlaşma ve hipertrofi kronik irritasyonun sonucudur. LPR'nin en güvenilir laringoskopik bulgularından biri olarak kabul edilir.
- Granülom veya granülasyon dokusu: Vokal proses üzerinde oluşan granülomlar LPR'nin ciddi komplikasyonlarındandır. Tedaviye dirençli olabilir ve nüks eğilimi yüksektir.
- Kalın endolaringeal mukus: Larinks içinde yapışkan, kalın mukus birikimi reflüye bağlı mukoza irritasyonu ile artmış mukus üretimini yansıtır.
RFS toplam puanı 0-26 arasında değişir. 7 ve üzerinde bir puan LPR tanısını destekler.
pH-İmpedans Monitorizasyon
Çift problu 24 saatlik pH-impedans monitorizasyon, LPR tanısında altın standart kabul edilen objektif testtir. Bir prob alt özofagusta, diğeri üst özofagus sfinkterinin hemen üstünde (proksimal prob) konumlandırılır. Bu test hem asidik hem de non-asidik reflü epizodlarını, reflünün yüksekliğini ve süresini kayıt altına alır. Proksimal probda saptanan reflü epizodları LPR'yi doğrular. Ancak testin invaziv olması, hasta uyumunun düşük olması ve bazı merkezlerde bulunamaması nedeniyle her hastada uygulanmaz; genellikle empirik tedaviye yanıt vermeyen olgularda tercih edilir.
Pepsin Testi
Tükürük veya balgamda pepsin testi, LPR tanısında umut vadeden non-invaziv bir yöntemdir. Lateral akış immünoassay yöntemiyle tükürük veya balgam örneğinde pepsin varlığı araştırılır. Pepsinin laringeal bölgede bulunması, mide içeriğinin bu seviyeye ulaştığının kanıtıdır. Testin duyarlılığı ve özgüllüğü çalışmalar arasında farklılık göstermekle birlikte, hızlı sonuç vermesi ve kolay uygulanabilirliği avantajlarıdır.
Ayırıcı Tanı
LPR belirtileri nonspesifik olduğundan, pek çok hastalıkla karışabilir. Doğru tanı için dikkatli bir ayırıcı tanı süreci gereklidir.
- Alerjik rinit ve postnazal drip: Gerçek postnazal akıntı burun tıkanıklığı, hapşırma ve nazal sekresyonlarla birliktedir. Alerji testleri ve nazal muayene ile ayrılır.
- Kronik sinüzit: Fasiyal ağrı, pürülan nazal akıntı ve sinüs BT'de mukozal kalınlaşma ile karakterizedir.
- Astım: Özellikle öksürük varyant astım LPR ile karışabilir. Solunum fonksiyon testleri ve bronkoprovokasyon testi ayrımda yardımcıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta, LPR ve astımın sıklıkla birlikte bulunabilmesidir.
- Vokal kord paralizisi: Tek taraflı vokal kord paralizisi ses kısıklığı ile başvurur. Laringoskopide vokal kord hareketinin değerlendirilmesi ile ayrılır.
- Laringeal malignite: Uzun süreli ses kısıklığı, özellikle sigara içen hastalarda laringeal kanser ekarte edilmelidir. Laringoskopi ve gerekirse biyopsi ile kesin tanı konur.
- Tiroid patolojileri: Tiroid büyümesi boğazda baskı hissi ve yutma güçlüğüne neden olabilir. Boyun ultrasonografisi ile değerlendirilir.
- Kas gerginliği disfoni: Aşırı laringeal kas gerginliğine bağlı ses bozukluğu LPR belirtilerini taklit edebilir. Ses terapisti değerlendirmesi yararlıdır.
Tedavi
Yaşam Tarzı Değişiklikleri
LPR tedavisinin temel taşı yaşam tarzı modifikasyonlarıdır. İlaç tedavisi tek başına yeterli olmayabilir; yaşam tarzı değişiklikleri olmadan tedavi başarısı düşüktür.
- Yatağın baş kısmını yükseltme: Yatağın baş tarafının 15-20 cm yükseltilmesi gece reflüsünü azaltır. Yastık yığmak yerine yatağın ayaklarının altına takoz konulması veya kama yastık kullanılması daha etkilidir.
- Akşam yemeğinden en az 3 saat sonra yatma: Son öğün ile yatış zamanı arasında en az 3 saatlik süre bırakılmalıdır. Bu süre mide boşalmasını tamamlayarak yatar pozisyonda reflü riskini azaltır.
- Tetikleyici gıdalardan kaçınma: Asitli meyveler ve meyve suları (portakal, limon, domates), yağlı yiyecekler, baharatlı gıdalar, çikolata, nane, soğan, sarımsak, gazlı içecekler, kafeinli içecekler ve alkol LPR belirtilerini artıran başlıca tetikleyicilerdir.
- Porsiyon kontrolü: Büyük öğünler yerine az ve sık yemek yeme mide distansiyonunu azaltarak reflüyü sınırlar.
- Kilo kontrolü: Fazla kilolu hastalarda kilo vermek karın içi basıncını düşürerek reflüyü anlamlı şekilde azaltır.
- Sigara bırakma: Sigara hem sfinkter tonusunu düşürür hem de laringeal mukoza iyileşmesini geciktirir.
- Sıkı kıyafetlerden kaçınma: Karın bölgesini sıkan kemer, korse ve sıkı pantolonlar intra-abdominal basıncı artırarak reflüye katkıda bulunur.
Medikal Tedavi
- Proton pompa inhibitörleri (PPI): LPR'nin birinci basamak farmakolojik tedavisidir. GÖRH'den farklı olarak LPR'de PPI günde 2 kez ve en az 3-6 ay süreyle kullanılmalıdır. Yemeklerden 30-60 dakika önce alınması etkinliği artırır. Lansoprazol, esomeprazol, rabeprazol ve pantoprazol sık kullanılan PPI'lardır. Tedavi yanıtı GÖRH'e kıyasla daha yavaş gelişir; hastaların sabırlı olması gerekir.
- Alginat bazlı preparatlar (Gaviscon): Mide içeriğinin üzerinde mekanik bir bariyer oluşturarak reflüyü fiziksel olarak engeller. Özellikle yemek sonrası ve yatmadan önce kullanıldığında etkilidir. Alginatlar pepsin ile bağlanma kapasitesine de sahiptir.
- H2 reseptör antagonistleri: Gece asit sekresyonunu baskılamak amacıyla yatmadan önce H2 bloker eklenebilir. Famotidin en sık tercih edilen ajandır.
- Prokinetik ajanlar: Mide boşalmasını hızlandıran ve özofagus motilitesini artıran ilaçlar (metoklopramid, domperidon) seçilmiş olgularda kullanılabilir.
Cerrahi Tedavi
Yaşam tarzı değişiklikleri ve uzun süreli medikal tedaviye rağmen belirtileri kontrol altına alınamayan, pH-impedans monitorizasyon ile reflünün objektif olarak kanıtlandığı olgularda laparoskopik fundoplikasyon (Nissen veya Toupet) cerrahi seçenek olarak değerlendirilebilir. Cerrahi, gastroözofageal bileşkeyi güçlendirerek reflüyü mekanik olarak engeller.
Komplikasyonlar
Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilen LPR uzun dönemde çeşitli komplikasyonlara yol açabilir:
- Subglottik stenoz: Kronik inflamasyon ve skarlaşma sonucu subglottik bölgede daralma gelişebilir. İleri olgularda solunum güçlüğüne neden olabilir ve cerrahi müdahale gerektirebilir.
- Laringeal granülom: Vokal proses üzerinde oluşan granülomlar ses kısıklığı ve boğaz ağrısına neden olur. Tedaviye dirençli olabilir ve cerrahi eksizyon sonrası nüks oranı yüksektir; altta yatan reflünün kontrol altına alınması esastır.
- Barrett özofagus: LPR hastalarında GÖRH birlikteliği varsa uzun süreli özofageal asit maruziyeti Barrett özofagus gelişimine zemin hazırlayabilir. Bu durum özofagus alt ucunda normal skuamöz epitelin kolumnar epitelle yer değiştirmesidir ve özofagus adenokarsinomu için prekanseröz kabul edilir.
- Laringeal kanser risk artışı: LPR ile laringeal kanser arasındaki ilişki tartışmalı olmakla birlikte, bazı çalışmalar kronik laringeal inflamasyon ve pepsin maruziyetinin karsinogeneze katkıda bulunabileceğini öne sürmektedir. Bu risk özellikle sigara kullananlarda artmaktadır.
- Vokal kord polipleri ve nodülleri: Kronik irritasyon ve buna bağlı ses kötüye kullanımı vokal kord lezyonlarının gelişimini kolaylaştırır.
- Dental erozyon: Mide asidinin ağız boşluğuna ulaşması diş minelerinde erozyona yol açabilir.
- Kronik farenjit ve larenjit: Sürekli mukozal inflamasyon tedaviye dirençli boğaz ağrısı ve ses sorunlarına neden olur.
Korunma
LPR'den korunma büyük ölçüde yaşam tarzı düzenlemelerine dayanır:
- Dengeli beslenme: Alkali eğilimli diyet (sebzeler, tam tahıllar, yağsız proteinler) tercih edilmeli, asitli ve yağlı gıdalar sınırlandırılmalıdır. pH değeri 5'in altındaki gıda ve içecekler özellikle dikkat gerektirmektedir.
- Düzenli yemek saatleri: Düzensiz beslenme ve öğün atlama mide asit sekresyonunu olumsuz etkiler. Günde 5-6 küçük öğün tercih edilmelidir.
- Su tüketimi: Yeterli su içmek laringeal mukozanın nemli kalmasına ve yapışan pepsinin temizlenmesine yardımcı olur. Alkali su (pH 8.0 ve üzeri) pepsini inaktive edebileceği düşünülmektedir.
- Stres yönetimi: Psikolojik stres reflüyü artırır; meditasyon, yoga ve düzenli egzersiz gibi stres azaltıcı aktiviteler önerilmektedir.
- Uyku hijyeni: Yeterli ve kaliteli uyku, genel gastrointestinal fonksiyonları olumlu etkiler. Sol tarafına yatarak uyumak, anatomik olarak reflüyü azaltabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda bir kulak burun boğaz uzmanı veya gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır:
- İki haftadan uzun süren ses kısıklığı: Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonu olmaksızın devam eden ses kısıklığı mutlaka laringoskopi ile değerlendirilmelidir. Laringeal patolojilerin erken tanısı açısından bu süre sınırı önemlidir.
- Kronik boğaz temizleme ve öksürük: Dört haftadan uzun süren ve başka bir nedenle açıklanamayan boğaz temizleme ihtiyacı veya kuru öksürük LPR açısından değerlendirilmelidir.
- Yutma güçlüğü: Katı veya sıvı gıdaların yutulmasında zorluk yaşanması organik bir patolojiyi ekarte etmek için mutlaka araştırılmalıdır.
- Laringospazm atakları: Tekrarlayan nefes alamama atakları korkutucu olmakla birlikte genellikle LPR'ye bağlıdır; ancak laringeal patolojiler ekarte edilmelidir.
- Tedaviye yanıtsızlık: Yaşam tarzı değişiklikleri ve 8-12 haftalık PPI tedavisine rağmen belirtilerin devam etmesi ileri tetkik (pH-impedans monitorizasyon) ve tedavi revizyonu gerektirir.
- Kilo kaybı veya hemoptizi: İstem dışı kilo kaybı, kan tükürme veya ilerleyici yutma güçlüğü maligniteyi ekarte etmek için acil değerlendirilmelidir.
Laringofaringeal reflü, yaygınlığına rağmen sıklıkla geç tanı alan ve hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde düşüren bir klinik tablodur. Klasik GÖRH'den farklı patofizyolojiye sahip olması, göğüs yanması olmaksızın seyretmesi ve nonspesifik belirtiler vermesi tanıyı zorlaştırır. Laringoskopi ile saptanan bulgular, RSI ve gerekli olgularda pH-impedans monitorizasyon tanıda yol göstericidir. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri temel taşı oluşturur; PPI tedavisi günde iki kez ve en az 3-6 ay süreyle uygulanmalıdır. Pepsin'in asidik olmayan ortamda bile aktif olabilmesi, tedavi yaklaşımlarının geleceğini şekillendiren önemli bir bulgudur. Koru Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği olarak, kronik boğaz belirtilerinizin altında yatan nedeni doğru tespit etmek ve etkin tedavi planı oluşturmak için deneyimli ekibimizle hizmetinizdeyiz. Belirtileriniz günlük yaşamınızı etkiliyorsa veya uzun süredir devam ediyorsa, değerlendirme için randevu almanızı öneriyoruz.









