Beyin ve Sinir Cerrahisi

Beyin Sapı Tümörü Nasıl Yapılır? Belirtileri, Alternatifleri

Beyin Sapı Tümörü için kimlere başvurulmalı? Tanı süreci, tedavi seçenekleri ve uzman önerileri Koru Hastanesi içeriğinde.

Beyin sapı tümörü, mezensefalon, pons ve medulla oblongatayı kapsayan yaşamsal yapıların içinde gelişen, beyin tümörlerinin yaklaşık yüzde on ila yirmisini oluşturan heterojen bir tümör grubudur. Pediatrik yaş grubunda santral sinir sistemi tümörlerinin yüzde on beşini, erişkinlerde ise yüzde iki ila dördünü meydana getirmektedir. Görülme sıklığı yıllık yüz binde 0,6 civarındadır. Tepe insidansı 5 ile 10 yaş arası çocuklarda görülmekte, cinsiyet dağılımı eşit seyretmektedir. Beyin sapı tümörlerinin önemli bir bölümü diffüz intrinsik pontin gliyom (DIPG) tablosu ile karşımıza çıkmakta, bu alt grubun ortanca sağkalım süresi maalesef 9 ile 12 ay arasında değişmektedir.

Beyin sapı, kortikospinal yolların, kraniyal sinir çekirdeklerinin, retiküler aktive edici sistemin ve solunum-dolaşım merkezlerinin bir araya geldiği son derece kompakt bir alandır. Bu yoğun yerleşim, bölgedeki herhangi bir kitle lezyonunun küçük boyutlarda bile geniş klinik tablo oluşturmasına yol açmaktadır. Tümörün anatomik konumu, histolojik tipi, biyolojik agresifliği ve hastanın yaşı tedavi yaklaşımını ve prognozu doğrudan belirleyen başlıca etmenlerdir.

Beyin Sapı Tümörü Nedir ve Patofizyolojisi

Beyin sapı tümörleri sınıflandırma açısından dört ana gruba ayrılmaktadır: diffüz intrinsik pontin gliyom, fokal beyin sapı gliyomu, dorsal eksofitik gliyom ve servikomedüller gliyom. Histopatolojik temelde büyük çoğunluğu astrositik kökenli olup pilositik astrositoma, diffüz astrositoma, anaplastik astrositoma ve glioblastoma alt tiplerini barındırmaktadır. Pilositik astrositoma DSÖ grade I, diffüz astrositoma grade II, anaplastik astrositoma grade III ve glioblastoma grade IV olarak değerlendirilir.

Patofizyolojik süreçte tümör hücrelerinin çevre dokulara infiltrasyonu, mikroglial aktivasyon, anjiyogenezde artış ve nöronal disfonksiyon ön plana çıkar. DIPG olgularında H3 K27M mutasyonu temel moleküler değişimdir; histon H3.3 ya da H3.1 geninde lizin 27 pozisyonunda metiyonin değişimi epigenetik regülasyonu bozar. Bu mutasyon DSÖ 2021 sınıflamasında grade IV olarak kabul edilmektedir. Diğer önemli moleküler bulgular arasında ACVR1, TP53, PPM1D, PDGFRA ve EGFR gen değişiklikleri yer almaktadır. ICD-10 kodlamasında beyin sapı tümörleri C71.7 (beyin sapının malign neoplazmı) altında sınıflandırılmaktadır.

Beyin Sapı Tümörünün Nedenleri ve Risk Faktörleri

Beyin sapı tümörlerinin etyopatogenezi büyük oranda bilinmemekle birlikte genetik yatkınlık, embriyolojik gelişim bozuklukları ve epigenetik değişiklikler önemli rol üstlenmektedir. Bilinen başlıca risk faktörleri şöyle özetlenebilir.

  • Nörofibromatozis tip 1: NF1 gen mutasyonu beyin sapı pilositik astrositomu için belirgin yatkınlık oluşturur.
  • Li-Fraumeni sendromu: TP53 germline mutasyonu yüksek dereceli gliyom riskini artırır.
  • Turcot sendromu: APC veya MMR gen mutasyonları santral sinir sistemi tümör eğilimi yaratır.
  • İyonize radyasyon maruziyeti: Erken yaşta uygulanmış kraniyal radyoterapi sonrası sekonder gliyom gelişimi tanımlanmıştır.
  • Embriyolojik anomaliler: Glial progenitör hücrelerin gelişim süreçlerindeki düzensizlikler.
  • Yaş: Pediatrik popülasyon DIPG için en yüksek risk grubunu oluşturur.
  • Aile öyküsü: Birinci derece akrabalarda santral sinir sistemi tümörü öyküsü riski belirgin biçimde artırmaktadır.

Çevresel etkenler, virüs enfeksiyonları, beslenme alışkanlıkları, manyetik alan maruziyeti gibi öğelerin etyolojik rolü tartışmalıdır. Genetik danışmanlık, ailesel sendromu bulunan ailelerde önemlidir.

Beyin Sapı Tümörünün Belirtileri

Beyin sapı tümörlerinin klinik tablosu, tümörün lokalizasyonuna göre farklılık göstermekle birlikte üç temel bulgu üçlüsü ile karakterizedir: kraniyal sinir defisitleri, uzun yolak bulguları ve serebellar bulgular. Bu klasik triad olguların yüzde sekseninden fazlasında saptanır. Belirti başlangıcı genellikle subakut ya da kronik seyirli olup haftalar-aylar içinde ilerler.

  • Kraniyal sinir defisitleri: Yüzde asimetri (VII), çift görme (III, IV, VI), disfaji (IX, X), dil hareketlerinde bozukluk (XII), trigeminal duyu bozukluğu (V).
  • Uzun yolak bulguları: Hemiparezi, hemihipoestezi, spastisite, derin tendon refleks artışı, patolojik refleksler.
  • Serebellar bulgular: Ataksi, dismetri, dizartri, intansiyonel tremor, denge bozukluğu.
  • Hidrosefali bulguları: Sabah baş ağrısı, kusma, papil ödemi, bilinç dalgalanması.
  • Solunum-dolaşım düzensizliği: Medullar tutulumda apne, bradikardi, hipotansiyon.
  • Davranış değişiklikleri: Çocuklarda okul başarısında düşüş, irritabilite, dikkat dağınıklığı.
  • Vertigo ve işitme bozukluğu: Pontin tümörlerde vestibüler bulgular eşlik edebilir.

Tanı Süreci ve Görüntüleme

Beyin sapı tümörlerinin tanısında manyetik rezonans görüntüleme altın standart yöntemdir. T1 ağırlıklı sekanslar, T2-FLAIR, kontrastlı incelemeler, difüzyon ağırlıklı görüntüleme ve manyetik rezonans spektroskopisi tanısal değerlendirmenin temel basamaklarıdır. DIPG olgularında ponsta diffüz, infiltratif, T2 hiperintens, baziler arterin etrafını saran karakteristik bir görüntü gözlenir. Fokal gliyomlarda ise sınırları belirgin, kontrastlanan kitle bulgusu tipiktir.

MR spektroskopide kolin pikinde artış, N-asetil aspartat pikinde azalma ve kolin/N-asetil aspartat oranının 2,5 üzerine çıkması yüksek dereceli gliyom lehine yorumlanır. Difüzyon tensör görüntülemesi kortikospinal yolakların lokalizasyonu ve cerrahi planlama açısından kritik öneme sahiptir. PET-BT seçili olgularda metabolik aktiviteyi değerlendirebilmektedir. Stereotaktik biyopsi histopatolojik tanı amacıyla deneyimli merkezlerde uygulanmaktadır; biyopsi morbiditesi yüzde dört civarındadır. Beyin omurilik sıvısı incelemesi leptomeningeal yayılım değerlendirmesi için yararlıdır. Hormon tetkikleri özellikle hipotalamik-hipofizer aks etkilenmesi düşünülen olgularda istenmelidir.

Ayırıcı Tanı

Beyin sapı yer kaplayan lezyonlarının ayırıcı tanısında çeşitli klinikopatolojik antiteler değerlendirilmelidir.

  • Multipl skleroz: Periventriküler ve beyin sapı plakları gözlenebilir; tipik dağılım ve klinik dalgalanma ayırıcıdır.
  • Beyin sapı kavernomu: Kanama eğilimi gösteren vasküler malformasyon olup karakteristik popcorn görüntüsü tipiktir.
  • Tüberküloma ve abse: Sistemik enfeksiyon bulguları ve halka tarzı kontrastlanma ile tanınır.
  • Listeria rombensefaliti: Akut başlangıçlı, kraniyal sinir bulguları baskın enfeksiyöz tablo.
  • Beyin sapı infarktı: Akut başlangıçlı, vasküler dağılıma uygun, difüzyonda kısıtlanma gösteren lezyon.
  • Lenfoma: Periventriküler dağılım, homojen kontrastlanma, immün baskılanma ile ilişkili olabilir.
  • Metastatik tümör: Akciğer, meme, melanom kaynaklı metastazlar yetişkinde dikkate alınmalıdır.
  • Nöromiyelitis optika spektrumu: Aquaporin-4 antikoru pozitifliği ile karakterize otoimmün antite.

Tedavi Yaklaşımları

Beyin sapı tümörlerinin tedavisi, tümörün histolojik tipine, lokalizasyonuna ve hastanın klinik durumuna göre bireyselleştirilir. Multidisipliner yaklaşım esastır.

Cerrahi Yaklaşım

Fokal beyin sapı gliyomları, dorsal eksofitik gliyomlar ve servikomedüller gliyomlar cerrahi rezeksiyon adayıdır. Mikrocerrahi teknikleri, intraoperatif nöromonitorizasyon (motor uyarılmış potansiyeller, somatosensoriyel uyarılmış potansiyeller, beyin sapı uyarılmış potansiyelleri) ve nöronavigasyon kullanılarak güvenli giriş bölgeleri aracılığıyla rezeksiyon gerçekleştirilir. Suprafasial trigonum, infrakollikuler-suprafasiyal alan, posterior medyan sulkus, lateral medüller alan kabul edilen güvenli giriş bölgeleridir. Cerrahi rezeksiyonun genişliği, ameliyat sonrası nörolojik defisit riski göz önüne alınarak belirlenir. Diffüz pontin gliyomda cerrahi rezeksiyon uygulanamamakta, yalnızca biyopsi düşünülmektedir.

Radyoterapi

Radyoterapi, özellikle DIPG olgularında ana tedavi seçeneğidir. Tümör yatağına 54-60 Gy total doz, 1,8-2 Gy günlük fraksiyonlarla 30 seansta uygulanır. Hipofraksiyone radyoterapi protokolleri (39 Gy/13 fraksiyon) belirli olgularda eşdeğer sonuçlar sağlamaktadır. Stereotaktik radyocerrahi küçük rezidü tümörlerde 12-18 Gy tek doz olarak uygulanabilmektedir. Yeniden ışınlama (re-irradiation), nüks DIPG olgularında 18-24 Gy ek doz şeklinde semptomatik iyileşme sağlamaktadır.

Kemoterapi ve Hedefe Yönelik Tedaviler

Geleneksel kemoterapi protokolleri DIPG olgularında sınırlı etki göstermiş olup temozolomid (75 mg/m² eş zamanlı, 150-200 mg/m² adjuvan), bevasizumab (10 mg/kg iki haftada bir), karboplatin ve vinkristin kombinasyonları araştırılmaktadır. ONC201 (imipridone), panobinostat ve hedefe yönelik H3K27M inhibitörleri klinik çalışmalarda umut verici sonuçlar sergilemiştir. Konvektif iletim yöntemiyle (convection enhanced delivery) intratümoral ilaç uygulamaları yenilikçi yaklaşımlardır. Pilositik astrositoma olgularında BRAF V600E mutasyonu varsa dabrafenib-trametinib kombinasyonu yüksek yanıt oranları sağlamaktadır.

Komplikasyonlar

Beyin sapı tümörlerinin doğal seyri ve tedavisi sırasında pek çok komplikasyon gözlemlenebilir.

  • Cerrahi sonrası kraniyal sinir defisitleri ve hemiparezi
  • Disfaji ve aspirasyon pnömonisi
  • Solunum yetmezliği ve trakeostomi gerekliliği
  • Hidrosefali nüksü ve şant disfonksiyonu
  • Radyasyon nekrozu ve psödoprogresyon
  • Endokrin disfonksiyon
  • Kemoterapiye bağlı miyelosupresyon, nefrotoksisite ve nöropati
  • Sekonder neoplazi gelişimi
  • Nörobilişsel gerileme ve okul başarısında düşüş

Korunma ve Erken Tanı

Beyin sapı tümörlerinde primer korunma stratejileri kısıtlıdır. Bilinen risk faktörlerinin büyük bölümü genetik kökenli olduğundan değiştirilebilir nitelikte değildir. Bununla birlikte gereksiz iyonize radyasyon maruziyetinden kaçınılması ve görüntüleme tetkiklerinin endikasyon dahilinde uygulanması önemlidir. Genetik yatkınlığı bulunan ailelerde, özellikle nörofibromatozis tip 1 ve Li-Fraumeni sendromu olgularında düzenli MR taraması önerilmektedir.

Erken tanı, tedavi başarısını ve yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Çocuklarda yeni başlayan yürüme bozukluğu, çift görme, yüzde asimetri, açıklanamayan kusma, denge bozukluğu, davranış değişikliği gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gereklidir. Aile hekimi ve pediatri uzmanlarının nörolojik muayeneye ayrı bir önem vermeleri erken tanıya katkı sağlamaktadır.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı

Aşağıdaki belirti ve bulgular varlığında bir nöroşirürji uzmanı tarafından ivedi değerlendirme gereklidir.

  • Yeni başlayan, sürekli artış gösteren baş ağrısı, sabahları belirginleşen kusma
  • Çift görme, kayma, göz hareketlerinde kısıtlılık
  • Yüzde asimetri, dudak köşesinde düşüklük, gözde kapanma bozukluğu
  • Yutma güçlüğü, ses kısıklığı, dilde hareket kısıtlılığı
  • Denge bozukluğu, ataksi, sık düşmeler
  • Tek taraflı güçsüzlük, refleks değişiklikleri
  • Bilinç dalgalanması, davranış değişikliği
  • Apne atakları, solunum düzensizliği

Klinik Değerlendirme

Beyin sapı tümörleri, anatomik konumları ve fonksiyonel önemi nedeniyle nöroşirürjinin en zorlu alanlarından birini oluşturmaktadır. Modern görüntüleme teknolojileri, mikrocerrahi olanaklar, intraoperatif nöromonitorizasyon, hedefe yönelik moleküler tedaviler ve multidisipliner yaklaşım sayesinde son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Pilositik astrositoma gibi düşük dereceli tümörlerde uzun dönem sağkalım yüzde doksanın üzerine ulaşabilmekte; DIPG gibi yüksek dereceli antitelerde ise klinik araştırmalar yeni umutlar yaratmaktadır.

Koru Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, beyin sapı tümörlerinin tanı ve tedavisinde modern teknolojileri kullanan deneyimli bir ekip ile hizmet vermektedir. Yüksek alan gücüne sahip MR cihazları, difüzyon tensör görüntüleme, MR spektroskopi, intraoperatif nöromonitorizasyon, mikrocerrahi sistemler, nöronavigasyon ve stereotaktik radyocerrahi olanakları bir arada sunulmaktadır. Multidisipliner tümör konseyi her olgu için bireyselleştirilmiş tedavi planını belirlemekte; pediatrik nöroonkoloji, radyasyon onkolojisi, fizyoterapi ve rehabilitasyon ekipleri ile koordineli biçimde tedavi süreci yönetilmektedir. Şüpheli belirtilerin gözlemlendiği her olgunun erken dönemde değerlendirilmesi tedavi başarısını doğrudan etkilemektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu