Akut üriner retansiyon (AÜR), mesanede biriken idrarın istemli olarak boşaltılamaması durumunu ifade eden ve acil müdahale gerektiren ciddi bir ürolojik tablodur. Bu durum, ani başlangıçlı ve ağrılı bir klinik prezentasyon ile karakterize olup, hastanın suprapubik bölgede yoğun bir dolgunluk ve gerginlik hissi yaşamasına neden olur. Akut üriner retansiyon, özellikle ileri yaş erkek popülasyonunda sık karşılaşılan bir acil servis başvuru nedeni olmakla birlikte, kadınlarda ve genç bireylerde de çeşitli etiyolojik faktörlere bağlı olarak görülebilmektedir.
Fizyopatolojik açıdan değerlendirildiğinde, akut üriner retansiyon detrusor kasının yeterli kontraksiyon gücü üretememesi veya mesane çıkım obstrüksiyonu nedeniyle idrar akışının engellenmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Mesanede biriken idrar miktarı genellikle 300-1500 ml arasında değişmekte olup, bazı olgularda bu miktar 2000 ml üzerine çıkabilmektedir. Uzamış retansiyon durumlarında intravezikal basınç artışı, vezikoüreteral reflü ve hidronefroz gelişimi ile böbrek fonksiyonlarında bozulma riski bulunmaktadır.
Epidemiyoloji ve İnsidans
Akut üriner retansiyon, erkeklerde kadınlara kıyasla yaklaşık on kat daha sık görülmektedir. Erkeklerde yıllık insidans 70 yaş üzerinde her 1000 kişide 4.5-6.8 arasında raporlanmıştır. Benign prostat hiperplazisi (BPH) tanılı hastalarda beş yıllık kümülatif AÜR riski %5-25 arasında değişmektedir. Kadınlarda ise akut üriner retansiyon daha nadir olmakla birlikte, pelvik organ prolapsusu, jinekolojik cerrahi sonrası ve nörolojik hastalıklara bağlı olarak gelişebilmektedir.
Yaş ilerledikçe akut üriner retansiyon riski üstel bir artış göstermektedir. 40-49 yaş grubunda insidans düşük seyrederken, 70 yaş üzerinde belirgin şekilde yükselmektedir. Cerrahi sonrası akut üriner retansiyon insidansı ise yapılan çalışmalarda %2-52 arasında geniş bir aralıkta bildirilmiş olup, bu oran cerrahinin türüne, anestezi yöntemine ve hastaya ait risk faktörlerine göre farklılık göstermektedir.
Etiyoloji ve Patofizyoloji
Akut üriner retansiyonun etiyolojisi multifaktöriyel olup, obstrüktif, enfeksiyöz, inflamatuar, nörojenik, farmakolojik ve psikojenik nedenler olmak üzere geniş bir yelpazede sınıflandırılabilir. Her bir etiyolojik faktörün patofizyolojik mekanizması farklı olmakla birlikte, sonuçta mesane boşalma fonksiyonunun bozulması ortak paydayı oluşturmaktadır.
Obstrüktif Nedenler
- Benign prostat hiperplazisi: İleri yaş erkeklerde en sık karşılaşılan etiyolojik faktördür. Prostat bezinin adenomatöz büyümesi üretral lümeni daraltarak mekanik obstrüksiyona yol açar. Dinamik komponent ise prostatik düz kas tonusundaki artışla ilişkilidir.
- Prostat kanseri: Lokal ileri evre prostat kanserinde tümöral infiltrasyon mesane boynunu ve prostatik üretrayı obstrükte edebilir.
- Üretral striktür: Travma, enfeksiyon veya iyatrojenik nedenlerle üretrada oluşan darlıklar idrar akışını engelleyebilir.
- Mesane boynu kontraktürü: Özellikle prostat cerrahisi sonrası gelişebilen fibrotik darlık mesane çıkımını obstrükte eder.
- Feokromositoma ve pelvik kitleler: Dışarıdan bası yaparak üretral obstrüksiyona neden olabilirler.
- Üriner sistem taşları: Mesane taşları veya distal üreter taşları akut retansiyona yol açabilir.
Nörojenik Nedenler
- Spinal kord lezyonları: Travmatik veya non-travmatik miyelopatiler detrusor-sfinkter dissinerjisi veya areflek mesaneye neden olabilir.
- Kauda ekuina sendromu: Akut lomber disk herniasyonu veya spinal stenoz sonucu gelişen bu tablo, acil cerrahi dekompresyon gerektiren bir durumdur.
- Multipl skleroz: Demiyelinizan plaklara bağlı olarak mesane fonksiyonlarında bozulma sık görülür.
- Diyabetik sistopati: Uzun süreli diyabetes mellitusa bağlı otonom nöropati detrusor hipoaktivitesine yol açabilir.
- Serebrovasküler olaylar: Pontine miksiyon merkezini etkileyen lezyonlar mesane fonksiyonlarını bozabilir.
İlaçlara Bağlı Akut Üriner Retansiyon
Farmakolojik ajanlar, akut üriner retansiyonun önemli ve sıklıkla göz ardı edilen nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Antikolinerjik etkili ilaçlar detrusor kontraktilitesini baskılayarak, alfa-adrenerjik agonistler ise mesane boynu ve prostatik üretradaki düz kas tonusunu artırarak retansiyona zemin hazırlarlar.
- Antikolinerjik/antimuskarinerjik ilaçlar: Atropin, skopolamin, trisiklik antidepresanlar (amitriptilin, imipramin), birinci kuşak antihistaminikler (difenhidramin, klorfeniramin) ve bazı antipsikotikler bu grupta yer alır.
- Sempatomimetik ajanlar: Efedrin, psödoefedrin gibi dekonjestanlar alfa-adrenerjik stimülasyon yoluyla mesane çıkım direncini artırabilir.
- Opioid analjezikler: Morfin, fentanil ve diğer opioidler hem santral hem de periferik mekanizmalarla mesane fonksiyonlarını bozabilir. Postoperatif üriner retansiyonun en sık farmakolojik nedenidir.
- Kalsiyum kanal blokerleri: Nifedipin ve verapamil gibi ajanlar detrusor düz kas relaksasyonuna yol açarak retansiyon riskini artırabilir.
- Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ): Prostaglandin sentezini inhibe ederek detrusor kontraktilitesini azaltabilirler.
- Anestezik ajanlar: Genel ve spinal anestezi sonrası geçici üriner retansiyon sık karşılaşılan bir komplikasyondur.
Klinisyenler, özellikle yaşlı hastalarda ve bilinen alt üriner sistem semptomları olan bireylerde ilaç reçete ederken üriner retansiyon riskini göz önünde bulundurmalı, mümkün olduğunca düşük antikolinerjik yüke sahip alternatifleri tercih etmelidir. Çoklu ilaç kullanımı (polifarmasi) durumlarında bu risk kümülatif olarak artmaktadır.
Risk Faktörleri ve Predispozan Durumlar
Akut üriner retansiyon gelişimi için çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır. Bu faktörlerin bilinmesi, yüksek riskli hastaların erken tanınması ve önleyici stratejilerin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Değiştirilemez Risk Faktörleri
- İleri yaş: 70 yaş üzeri erkeklerde risk belirgin şekilde yükselir. Yaşlanmayla birlikte detrusor kas gücünde azalma ve prostat büyümesi birlikte etki eder.
- Cinsiyet: Erkek cinsiyet anatomik nedenlerle (uzun üretra, prostat varlığı) bağımsız bir risk faktörüdür.
- Genetik yatkınlık: Ailede BPH veya AÜR öyküsü riski artırabilir.
Değiştirilebilir Risk Faktörleri
- Prostat boyutu: 30 ml üzeri prostat hacmi retansiyon riskini anlamlı şekilde artırır. IPSS skoru yüksek hastalar daha yüksek risk altındadır.
- Alt üriner sistem semptomları: Mevcut AÜSS olan hastalarda akut retansiyon gelişme olasılığı daha yüksektir.
- İmmobilizasyon: Uzun süreli yatak istirahati mesane fonksiyonlarını olumsuz etkiler.
- Konstipasyon: Fekal impaksiyon mesane boynu üzerine mekanik bası yaparak retansiyona katkıda bulunabilir.
- Alkol tüketimi: Aşırı alkol alımı hem diüretik etki hem de detrusor inhibisyonu yoluyla retansiyonu tetikleyebilir.
- Soğuk hava maruziyeti: Sempatik tonus artışı mesane çıkım direncini yükseltir.
- Cerrahi ve anestezi: Özellikle spinal anestezi, anorektal ve pelvik cerrahi sonrası risk artmaktadır.
Klinik Bulgular ve Tanı
Akut üriner retansiyon, genellikle dramatik bir klinik tablo ile prezente olur. Hastalar suprapubik bölgede şiddetli ağrı, gerginlik hissi ve idrar yapamama şikayeti ile acil servise başvururlar. Anamnezde son idrar yapma zamanı, altta yatan hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve yakın zamanda geçirilen cerrahi müdahaleler sorgulanmalıdır.
Fizik Muayene Bulguları
Fizik muayenede suprapubik bölgede palpasyonla dolgun, gergin ve hassas mesane saptanır. Perküsyonda matite alınması tanıyı destekler. Dijital rektal muayene prostat boyutu ve kıvamının değerlendirilmesi açısından mutlaka yapılmalıdır. Nörolojik muayenede perineal duyu, anal sfinkter tonusu ve bulbokavernöz refleks değerlendirilmelidir. Bu bulgular kauda ekuina sendromu gibi acil nörocerrahi müdahale gerektiren durumların dışlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Laboratuvar ve Görüntüleme
- Tam idrar tetkiki: Enfeksiyon ve hematüri açısından değerlendirilir.
- Serum kreatinin ve BUN: Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi için istenir. Uzamış retansiyonda postobstrüktif nefropati gelişebilir.
- Tam kan sayımı: Enfeksiyon belirtileri ve genel durumun değerlendirilmesi amacıyla istenir.
- Serum elektrolitleri: Özellikle uzamış retansiyon sonrası postobstrüktif diürez döneminde elektrolit bozuklukları gelişebilir.
- PSA (Prostat Spesifik Antijen): Akut retansiyon döneminde yükselebileceği unutulmamalı, bu nedenle yorumlanması dikkatli yapılmalıdır.
- Suprapubik ultrasonografi: Mesanedeki idrar miktarını non-invaziv olarak değerlendirmek için kullanılır. Ayrıca üst üriner sistem dilatasyonu açısından böbrekler de değerlendirilmelidir.
- BT ürografi: Altta yatan yapısal patolojilerin araştırılmasında endikedir.
Acil Müdahale Yaklaşımı
Akut üriner retansiyonda acil müdahalenin temel amacı mesanenin hızlı ve güvenli bir şekilde dekompresyonunun sağlanmasıdır. Mesane kateterizasyonu bu amaçla uygulanan birincil tedavi yöntemidir. Kateterizasyon işlemi sırasında aseptik tekniğe titizlikle uyulmalı ve uygun kateter boyutu seçilmelidir.
Üretral Kateterizasyon
Üretral kateterizasyon, akut üriner retansiyonda ilk tercih edilen dekompresyon yöntemidir. Erkeklerde genellikle 16-18 French boyutunda Foley kateter kullanılır. Kateter yerleştirilmeden önce üretral meatus antiseptik solüsyonla temizlenmeli ve yeterli miktarda anestezik jel uygulanmalıdır. Kateterin nazikçe ve zorlanmadan ilerletilmesi üretral travma riskini minimize eder. İdrar akışı başladığında balonun şişirilmesi ile kateter fikse edilir.
Drenaj edilen idrar miktarı, rengi ve karakteri not edilmelidir. 1000 ml üzeri idrar drenajı durumunda ani dekompresyon komplikasyonlarını önlemek amacıyla aralıklı klempleme uygulanması tartışmalı olmakla birlikte, güncel kanıtlar sürekli drenajın güvenli olduğunu desteklemektedir. Ancak hemodinamik instabilite riski olan hastalarda dikkatli monitörizasyon önerilmektedir.
Suprapubik Kateterizasyon
Üretral kateterizasyonun başarısız olduğu veya kontrendike olduğu durumlarda suprapubik kateterizasyon alternatif bir dekompresyon yöntemi olarak uygulanır. Üretral travma, üretral striktür, akut prostatit ve üretral cerrahi sonrası dönemde suprapubik yol tercih edilmelidir. İşlem ultrasonografi eşliğinde yapıldığında komplikasyon riski önemli ölçüde azalmaktadır. Trokar veya Seldinger tekniği ile mesaneye perkütan erişim sağlanır.
Medikal Tedavi
Akut üriner retansiyonda kateterizasyonun yanı sıra medikal tedavi de önemli bir yer tutmaktadır. Alfa-adrenerjik reseptör blokerleri (tamsulosin, alfuzosin, doksazosin) mesane boynu ve prostatik üretradaki düz kas tonusunu azaltarak idrar akışını kolaylaştırır. Kateter çekilmeden en az 2-3 gün önce alfa-bloker tedaviye başlanması, başarılı spontan miksiyon oranını anlamlı şekilde artırmaktadır. Randomize kontrollü çalışmalar, alfa-bloker tedavinin kateter çekilmesi sonrası başarılı miksiyon oranını %50-70 oranında artırdığını göstermektedir.
5-alfa redüktaz inhibitörleri (finasterid, dutasterid) prostat hacmini azaltarak uzun vadede retansiyon rekürensini önlemede etkilidir. Kombine tedavi (alfa-bloker + 5-alfa redüktaz inhibitörü) özellikle büyük prostat hacmine sahip hastalarda daha iyi sonuçlar vermektedir.
Komplikasyonlar ve Yönetimi
Akut üriner retansiyon ve uygulanan tedavi prosedürleri çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Bu komplikasyonların erken tanınması ve etkin yönetimi morbidite ve mortaliteyi azaltmada kritik öneme sahiptir.
Akut Dönem Komplikasyonları
- Postobstrüktif diürez: Uzamış obstrüksiyonun giderilmesinden sonra gelişen fizyolojik bir yanıttır. Saatlik idrar çıkışı 200 ml üzerine çıkabilir ve ciddi dehidratasyon ile elektrolit dengesizliklerine neden olabilir. Bu hastalarda sıvı replasmanı ve elektrolit monitörizasyonu hayati öneme sahiptir.
- Hematüri ex vacuo: Ani mesane dekompresyonu sonrasında mesane mukozasındaki venöz konjesyonun çözülmesiyle ortaya çıkan geçici kanama durumudur. Genellikle kendiliğinden düzelir, ancak yoğun kanama durumlarında sürekli mesane irrigasyonu gerekebilir.
- Hipotansiyon: Ani mesane boşalması ile vazovagal refleks tetiklenebilir. Hasta supine pozisyonda tutulmalı ve hemodinamik parametreler yakından izlenmelidir.
- Kateter ilişkili üriner sistem enfeksiyonu: Uzun süreli kateterizasyonda risk artmaktadır. Kapalı drenaj sistemi kullanımı ve gereksiz kateterizasyondan kaçınma enfeksiyon riskini azaltır.
Kronik Komplikasyonlar
- Detrusor dekompansasyonu: Uzamış obstrüksiyon detrusor kasında irreversibl hasara yol açarak kronik retansiyona zemin hazırlayabilir.
- Böbrek yetmezliği: Bilateral hidronefroz gelişen olgularda postobstrüktif nefropati kronik böbrek hastalığına ilerleyebilir.
- Üriner sistem taşları: Kronik retansiyon ve staz taş oluşumunu kolaylaştırır.
- Tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonları: Rezidü idrar enfeksiyon için uygun bir ortam oluşturur.
Kateter Çekilmesi ve Trial Without Catheter (TWOC)
Kateter çekilmesi (TWOC - Trial Without Catheter) zamanlaması ve yöntemi, başarılı spontan miksiyonun sağlanması açısından önemli bir klinik karar sürecidir. İlk atak AÜR olgularında kateterizasyon süresi genellikle 2-7 gün arasında değişmektedir. Bu süre zarfında alfa-bloker tedavinin başlanması ve altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi tamamlanmalıdır.
TWOC öncesinde hastanın yeterli oral sıvı alımının sağlanması, mesanenin aşırı dolu olmadığından emin olunması ve işlemin sabah saatlerinde planlanması başarı oranını artıran faktörler arasındadır. Kateter çekilmesi sonrası hasta en az 4-6 saat süreyle gözlem altında tutulmalı, spontan miksiyon gerçekleşip gerçekleşmediği, miksiyon volümü ve postmiksiyonel rezidü idrar miktarı değerlendirilmelidir.
TWOC başarısızlığı durumunda kateter yeniden yerleştirilmeli ve hasta ileri ürolojik değerlendirme için yönlendirilmelidir. Tekrarlayan başarısız TWOC denemeleri cerrahi müdahale endikasyonunu güçlendirmektedir. BPH'ye bağlı refrakter üriner retansiyonda transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P), lazer prostatektomi veya açık prostatektomi gibi cerrahi seçenekler değerlendirilmelidir.
Korunma Yolları ve Önleyici Stratejiler
Akut üriner retansiyonun önlenmesi, risk faktörlerinin erken tanınması ve modifiye edilebilir faktörlerin kontrol altına alınması esasına dayanmaktadır. Multidisipliner bir yaklaşım ve hasta eğitimi bu süreçte temel unsurları oluşturmaktadır.
Birincil Koruma
- Düzenli ürolojik kontrol: 50 yaş üzeri erkeklerin yıllık ürolojik muayene yaptırması, BPH ve prostat kanserinin erken tanısını sağlayarak retansiyon riskini azaltır.
- İlaç yönetimi: Özellikle yaşlı hastalarda antikolinerjik yükü düşük ilaçların tercih edilmesi, ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi ve polifarmasiden kaçınılması önemlidir.
- Yaşam tarzı modifikasyonları: Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli sıvı alımı ve aşırı alkol tüketiminden kaçınma koruyucu etkiye sahiptir.
- Konstipasyonun önlenmesi: Yeterli lif alımı ve gerektiğinde laksatif kullanımı ile fekal impaksiyonun önlenmesi retansiyon riskini azaltır.
- Soğuktan korunma: Özellikle BPH tanılı hastaların soğuk hava koşullarında dikkatli olmaları ve uygun giyinmeleri önerilmektedir.
İkincil Koruma
- BPH tedavisine uyum: Alfa-bloker ve 5-alfa redüktaz inhibitörü tedavisinin düzenli kullanılması retansiyon riskini önemli ölçüde azaltır.
- Preoperatif değerlendirme: Cerrahi planlanan hastalarda üriner retansiyon risk değerlendirmesi yapılmalı, yüksek riskli hastalarda profilaktik alfa-bloker tedavisi düşünülmelidir.
- Postoperatif protokoller: Erken mobilizasyon, opioid kullanımının minimalize edilmesi ve mesane volümünün ultrasonografik takibi postoperatif retansiyonu önlemeye yardımcı olur.
- Nörolojik hastaların takibi: Multipl skleroz, diyabet ve spinal kord hasarı olan hastaların düzenli ürodinamik değerlendirmesi yapılmalıdır.
Özel Hasta Popülasyonlarında Yaklaşım
Akut üriner retansiyon yönetimi, hastanın demografik ve klinik özelliklerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Belirli hasta gruplarında özel dikkat gerektiren durumlar bulunmaktadır.
Kadınlarda Akut Üriner Retansiyon
Kadınlarda akut üriner retansiyon erkeklere kıyasla daha nadir olmakla birlikte, etiyolojik profil farklılık gösterir. Pelvik organ prolapsusu, jinekolojik cerrahi sonrası dönem, gebelik ve doğum, vulvar ödem ve Fowler sendromu kadınlarda retansiyonun başlıca nedenleri arasındadır. Kadınlarda kateterizasyon anatomik olarak daha kolaydır, ancak altta yatan nedenin araştırılması özenle yapılmalıdır. Fowler sendromu, genç kadınlarda görülen ve üretral sfinkterin relakse olamaması ile karakterize nadir bir tablodur. Bu durumda sakral nöromodülasyon tedavisi başarılı sonuçlar vermektedir.
Geriatrik Hastalarda Yaklaşım
Yaşlı hastalarda akut üriner retansiyon yönetimi, komorbiditelerin varlığı, polifarmasi, kognitif bozukluk ve fonksiyonel sınırlılıklar nedeniyle daha karmaşık bir klinik süreç gerektirir. Bu hasta grubunda deliryum ve konfüzyon retansiyonun ilk belirtisi olabilir. Geriatrik değerlendirme kapsamında ilaç raporlaması yapılmalı, antikolinerjik yüklü ilaçlar mümkünse kesilmeli veya alternatiflerle değiştirilmelidir. Uzun süreli kateterizasyondan kaçınılmalı ve temiz aralıklı kateterizasyon (TAK) mümkün olan hastalarda tercih edilmelidir.
Postoperatif Üriner Retansiyon
Cerrahi sonrası gelişen akut üriner retansiyon, anestezi türü, cerrahi bölgesi, intraoperatif sıvı yönetimi ve kullanılan analjezik ajanlarla doğrudan ilişkilidir. Spinal ve epidural anestezi genel anesteziye kıyasla daha yüksek retansiyon riski taşır. İnguinal herni onarımı, hemoroidektomi, artroplasti ve jinekolojik cerrahi sonrası retansiyon insidansı daha yüksektir. Ultrasonografik mesane volüm takibi ile erken müdahale aşırı distansiyonu ve detrusor hasarını önleyebilir.
Güncel Gelişmeler ve Gelecek Perspektifleri
Akut üriner retansiyon alanında son yıllarda tanı ve tedavi yaklaşımlarında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Minimal invaziv tedavi yöntemleri, farmakolojik araştırmalar ve teknolojik yenilikler hastaların daha etkin ve konforlu bir şekilde tedavi edilmesine olanak tanımaktadır.
Prostat üretra lift (UroLift) prosedürü, prostatik üretral stentler ve su buharı termal terapisi (Rezūm) gibi minimal invaziv teknikler, BPH'ye bağlı retansiyonun tedavisinde umut vaat eden seçenekler olarak öne çıkmaktadır. Bu yöntemler geleneksel TUR-P'ye kıyasla daha az invaziv olmaları, kısa hospitalizasyon süreleri ve düşük komplikasyon oranları ile avantaj sağlamaktadır.
Farmakolojik alanda beta-3 adrenoreseptör agonistleri (mirabegron), fosfodiesteraz-5 inhibitörleri ve botulinum toksin enjeksiyonu gibi tedavi seçenekleri araştırılmaktadır. Yapay zeka destekli karar destek sistemleri, hastaların retansiyon riskinin önceden tahmin edilmesi ve kişiselleştirilmiş tedavi planlarının oluşturulmasında gelecekte önemli bir rol oynayabilir.
Rejeneratif tıp alanında kök hücre tedavileri ve doku mühendisliği yaklaşımları, detrusor kas fonksiyonlarının restorasyonunda deneysel aşamada umut verici sonuçlar sunmaktadır. Biyouyumlu üretral stentler ve ilaç salınımlı kateterlerin klinik kullanıma girmesi beklenmektedir.
Akut Üriner Retansiyonda Multidisipliner Yaklaşımın Önemi
Akut üriner retansiyon, izole bir ürolojik acil olmaktan öte, çoğu zaman sistemik bir sorunun lokalize bir manifestasyonu olarak değerlendirilmelidir. Etkin yönetim için acil tıp, üroloji, nöroloji, geriatri, anesteziyoloji ve eczacılık disiplinleri arasında koordineli bir yaklaşım gerekmektedir. Acil serviste hızlı dekompresyonun sağlanmasının ardından, altta yatan etiyolojinin kapsamlı bir şekilde araştırılması ve uzun vadeli tedavi planının oluşturulması hasta sonuçlarını iyileştirmede belirleyici rol oynamaktadır.
Hasta eğitimi de tedavi sürecinin vazgeçilmez bir bileşenidir. Hastaların akut üriner retansiyon belirtileri, risk faktörleri, ilaç uyumu ve yaşam tarzı modifikasyonları konularında bilgilendirilmesi, tekrarlayan ataklarının önlenmesinde ve yaşam kalitesinin korunmasında büyük önem taşımaktadır. Taburculuk sonrası düzenli ürolojik takip planlanmalı ve hasta uyumu teşvik edilmelidir.
Akut üriner retansiyon, zamanında ve doğru müdahale edildiğinde komplikasyonsuz seyredebilen, ancak ihmal edildiğinde ciddi morbidite ve mortaliteye yol açabilen bir klinik tablodur. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, akut üriner retansiyon dahil tüm ürolojik acil durumların tanı ve tedavisinde güncel kılavuzlar ve kanıta dayalı tıp prensipleri doğrultusunda, 7/24 hizmet sunmaktadır.



