Akut böbrek hasarı (ABH), böbrek fonksiyonlarının saatler ile günler içinde hızla bozulması sonucu serum kreatininde yükselme ve idrar çıkışında azalma ile karakterize, yoğun bakım ünitelerinde en sık karşılaşılan organ disfonksiyonlarından biridir. Yoğun bakımda yatan hastaların yaklaşık %30-60'ında değişen derecelerde akut böbrek hasarı gelişmekte ve bu hastaların %5-10'unda renal replasman tedavisi (diyaliz) gerekmektedir. Yoğun bakımda gelişen ABH, hastane mortalitesini bağımsız olarak %40-60 oranında artırmaktadır. Türkiye'deki yoğun bakım ünitelerinde yapılan çalışmalar, ABH insidansının uluslararası verilerle benzer düzeyde olduğunu ve erken tanının prognoz üzerinde belirleyici etkisi bulunduğunu göstermektedir. KDIGO (Kidney Disease: Improving Global Outcomes) kılavuzları, ABH tanı ve evreleme kriterlerini standartlaştırarak yoğun bakım pratiğindeki yaklaşımı büyük ölçüde iyileştirmiştir.
Akut Böbrek Hasarı Yoğun Bakımda Nedir?
Akut böbrek hasarı, KDIGO kriterlerine göre aşağıdaki üç parametreden herhangi birinin varlığında tanımlanır: serum kreatininde 48 saat içinde 0.3 mg/dL ve üzeri artış, serum kreatininde son 7 gün içinde bazal değerin 1.5 katı ve üzeri artış, veya idrar çıkışının 6 saat ve üzeri süreyle saatte 0.5 mL/kg altında kalması. ABH, şiddetine göre üç evreye ayrılır ve evre arttıkça mortalite ve renal replasman tedavisi ihtiyacı belirgin şekilde yükselir.
Yoğun bakımda gelişen ABH'nin patofizyolojisi multifaktöriyeldir. Geleneksel olarak prerenal, intrensek renal ve postrenal mekanizmalar olarak sınıflandırılsa da, yoğun bakım hastalarında bu mekanizmalar çoğu zaman iç içe geçmiştir.
Prerenal mekanizma: Efektif dolaşan volümün azalması (kanama, dehidratasyon, üçüncü boşluğa kayıp) veya kardiyak debinin düşmesi (kardiyojenik şok, kalp yetmezliği) renal perfüzyon basıncını azaltır. İlk aşamada otoregülasyon mekanizmaları (afferent arteriol dilatasyonu, efferent arteriol konstriksiyonu) GFR'yi korumaya çalışır, ancak bu kompansasyon sınırı aşıldığında ABH gelişir.
Septik ABH: Yoğun bakımda ABH'nin en sık nedeni septik ABH'dir ve tüm vakaların %40-50'sini oluşturur. Septik ABH'nin patofizyolojisi klasik iskemik modelden farklıdır; renal kan akımı korunmuş veya artmış olmasına rağmen intrarenal mikrovasküler disfonksiyon, inflamatuar mediyatörlerin tubüler hücrelere doğrudan toksik etkisi, mitokondriyal disfonksiyon ve hücre döngüsü arresti gibi mekanizmalar böbrek fonksiyon kaybına yol açar.
Nefrotoksik ABH: Yoğun bakımda sık kullanılan nefrotoksik ajanlar (aminoglikozidler, vankomisin, amfoterisin B, radyokontrast maddeler, NSAİİ) tubüler hasara neden olabilir. Nefrotoksik ABH genellikle ilaç maruziyetinden birkaç gün sonra ortaya çıkar ve çoğu durumda neden olan ajanın kesilmesiyle düzelir.
Akut Böbrek Hasarının Yoğun Bakımdaki Nedenleri
Yoğun bakımda ABH gelişimine yol açan nedenler çok çeşitlidir ve sıklıkla birden fazla faktör eşzamanlı olarak etkilidir:
- Sepsis ve septik şok: Yoğun bakımda ABH'nin en sık nedenidir. İntrarenal hemodinamik değişiklikler, inflamatuar mediyatörler ve tubüler hücre hasarı başlıca mekanizmalardır. Septik ABH gelişen hastalarda mortalite %50-60'a ulaşabilir
- Hemodinamik instabilite: Hipovolemik şok, kardiyojenik şok, perioperatif hipotansiyon ve abdominal kompartman sendromu renal perfüzyon bozukluğuna yol açar
- Nefrotoksik ilaçlar: Aminoglikozidler (gentamisin, amikasin), vankomisin (özellikle yüksek doz), amfoterisin B, radyokontrast maddeler, kalsinörin inhibitörleri (siklosporin, takrolimus) ve NSAİİ başlıca nefrotoksik ajanlardır
- Rabdomiyoliz: Travma, ezilme yaralanması, uzun süreli immobilizasyon, ilaç toksisitesi ve malign hipertermi miyoglobin salınımı yoluyla tubüler hasara neden olur. CK düzeyinin 5000 U/L üzerinde olması ABH riskini belirgin artırır
- Hepatorenal sendrom: İleri karaciğer yetmezliğinde splanknik vazodilatasyona bağlı efektif dolaşan volüm azalması ve renal vazokonstriksiyona bağlı gelişen fonksiyonel böbrek yetmezliğidir
- Abdominal kompartman sendromu: İntraabdominal basıncın 20 mmHg üzerine çıkması renal ven basıncını artırarak ve renal perfüzyon basıncını düşürerek ABH'ye yol açar
- Kardiyorenal sendrom: Akut kalp yetmezliğinin böbrek fonksiyonlarını bozması (tip 1) veya akut böbrek hasarının kardiyak fonksiyonu olumsuz etkilemesi (tip 3) şeklinde görülür
- Vasküler nedenler: Renal arter veya ven trombozu, ateroembolik hastalık, trombotik mikroanjiopati (HUS, TTP) direkt vasküler obstrüksiyon yoluyla ABH oluşturur
Akut Böbrek Hasarının Yoğun Bakımdaki Belirtileri
Yoğun bakımda ABH genellikle monitörizasyon ile erken dönemde tespit edilir. Başlıca klinik ve laboratuvar bulguları şunlardır:
- İdrar çıkışında azalma: Oligüri (saatte 0.5 mL/kg altında) ABH'nin en erken klinik bulgusudur. Anüri (günde 100 mL altında) daha ağır böbrek hasarını gösterir. Ancak non-oligürik ABH de sık görülür
- Serum kreatinin yükselmesi: Kreatinin yükselmesi genellikle GFR düşüşünden 24-48 saat sonra saptanır. Bu gecikme erken tanıyı zorlaştırır
- Sıvı yüklenmesi: Periferik ödem, pulmoner ödem, plevral efüzyon ve asit. Sıvı yüklenmesi mekanik ventilasyondan ayırmayı zorlaştırır ve mortaliteyi artırır
- Elektrolit bozuklukları: Hiperkalemi (en tehlikeli komplikasyon; kardiyak aritmi riski), hiponatremi, hiperfosfatemi, hipokalsemi, hipermagnezemi
- Metabolik asidoz: Anyon açığı yüksek metabolik asidoz (üremik asitler birikimi). Ciddi asidoz (pH 7.15 altında) kardiyak fonksiyon bozukluğu ve vazopressör direncine yol açar
- Üremik belirtiler: Bulantı, kusma, iştahsızlık, üremik ensefalopati (bilinç bozukluğu, nöbet), üremik perikardit, kanama eğilimi (trombosit fonksiyon bozukluğu)
- Hemodinamik etkiler: Sıvı yüklenmesi ve metabolik bozukluklara bağlı kardiyovasküler instabilite, vazopressör ihtiyacında artış
Akut Böbrek Hasarında Tanı Yöntemleri
ABH tanısı KDIGO kriterlerine göre konulur ve altta yatan nedenin belirlenmesi tedavi yaklaşımını yönlendirir:
- KDIGO evreleme: Evre 1: Kreatinin bazalden 1.5-1.9 kat artış veya 0.3 mg/dL üzeri artış, idrar çıkışı 6-12 saat saatte 0.5 mL/kg altında. Evre 2: Kreatinin bazalden 2-2.9 kat artış, idrar çıkışı 12 saat üzeri saatte 0.5 mL/kg altında. Evre 3: Kreatinin bazalden 3 kat ve üzeri artış veya 4 mg/dL üzeri, anüri 12 saat üzeri veya renal replasman tedavisi başlanması
- Erken biyobelirteçler: NGAL (Neutrophil Gelatinase-Associated Lipocalin) idrar ve serumda ABH'den 2-6 saat önce yükselir. KIM-1 (Kidney Injury Molecule-1) tubüler hasarın erken göstergesidir. Sistatin-C kreatinine göre daha erken yükselir. TIMP-2 ve IGFBP7 (NephroCheck) ABH riskini erken dönemde değerlendirir
- İdrar analizi ve mikroskobi: İdrar dansitesi, osmolalite, sodyum, kreatinin, protein ve sediment analizi prerenal ve intrensek ABH ayrımında yardımcıdır. FENa (fraksiyonel sodyum ekskresyonu) %1 altında prerenal, %2 üzeri intrensek ABH lehine yorumlanır. Granüler silindirler, renal tubüler epitel hücreleri ve lökosit silinderleri tubüler hasarı gösterir
- Görüntüleme: Renal ultrasonografi obstrüktif üropatinin dışlanması, böbrek boyutlarının değerlendirilmesi ve renal vasküler patolojilerin taranması için kullanılır. Doppler ultrasonografi renal rezistif indeks ölçümü ile renal hemodinamiği değerlendirir
- Hemodinamik değerlendirme: İntravasküler volüm durumu, kardiyak debi ve renal perfüzyon basıncı değerlendirmesi prerenal nedenlerin belirlenmesinde kritiktir
Akut Böbrek Hasarında Ayırıcı Tanı
ABH'nin nedeninin doğru belirlenmesi tedavi stratejisini yönlendirir. Yoğun bakımda ayırıcı tanıda değerlendirilmesi gereken durumlar:
- Prerenal ABH ve akut tubüler nekroz (ATN) ayrımı: FENa, idrar osmolalitesi ve idrar sodyumu en yararlı ayırıcı tanı parametreleridir. Prerenal ABH'de idrar konsantredir (osmolalite 500 mOsm/kg üzeri), FENa %1 altındadır; ATN'de idrar seyreltiktir (osmolalite 350 mOsm/kg altında), FENa %2 üzerindedir
- Hepatorenal sendrom: Sirozlu hastalarda gelişen fonksiyonel ABH. Tip 1 (hızlı progresyon, 2 haftada kreatinin 2 katına çıkar) ve tip 2 (yavaş progresyon, refrakter asit ile ilişkili) olarak ikiye ayrılır. Terlipressin ve albumin tedavisi spesifiktir
- Akut interstisiyel nefrit: İlaç alerjisine bağlı (beta-laktamlar, proton pompa inhibitörleri, NSAİİ) tubülointerstisiyel inflamasyon. Ateş, döküntü, eozinofili ve eozinofilüri klasik triadı oluşturur
- Glomerülonefrit: Hızlı ilerleyen glomerülonefrit (RPGN) akut böbrek yetmezliğine yol açabilir. Nefritik sediment (eritrosit silindrleri, dismorfik eritrositler), proteinüri ve serolojik belirteçler (ANCA, anti-GBM, kompleman düzeyleri) tanıda yol göstericidir
- Trombotik mikroanjiopati: HUS ve TTP'de mikroanjiyopatik hemolitik anemi, trombositopeni ve böbrek yetmezliği birlikte görülür. Periferik yaymada şistositler ve LDH yüksekliği karakteristiktir
- Obstrüktif üropati: Bilateral üreter obstrüksiyonu veya tek böbrekli hastada üreter obstrüksiyonu postrenal ABH'ye yol açar. Renal ultrasonografide hidronefroz saptanması tanısaldır
Akut Böbrek Hasarı Tedavisi Yoğun Bakımda
Yoğun bakımda ABH tedavisi altta yatan nedenin düzeltilmesi, destekleyici bakım ve gerektiğinde renal replasman tedavisini kapsar:
Hemodinamik Optimizasyon
Yeterli renal perfüzyon basıncının sağlanması ABH tedavisinin temel taşıdır. MAP hedefi 65-75 mmHg arasında tutulur; kronik hipertansif hastalarda daha yüksek hedefler gerekebilir. Hipovolemi durumunda dengeli kristaloidlerle sıvı resüsitasyonu yapılır. Vazopressör ihtiyacı olan hastalarda norepinefrin renal perfüzyonu en az bozan ajan olarak tercih edilir.
Nefrotoksik Ajanlardan Kaçınma
ABH gelişen veya yüksek riskli hastalarda nefrotoksik ilaçlar mümkünse kesilmeli veya doz ayarlaması yapılmalıdır. Aminoglikozid dozları terapötik ilaç monitörizasyonu ile ayarlanmalı, vankomisin AUC/MIC hedefine göre dozlanmalı, kontrast madde kullanımı gerektiğinde izoosmolar ajan tercih edilmeli ve periprosedürel hidrasyon uygulanmalıdır.
Sıvı ve Elektrolit Yönetimi
Hiperkalemi acil tedavi gerektiren en tehlikeli komplikasyondur. Potasyum düzeyi 6 mEq/L üzerinde veya EKG değişiklikleri varsa intravenöz kalsiyum glukonat (kardiyak membran stabilizasyonu), insülin-glukoz infüzyonu (hücre içine potasyum şifti), nebülize salbutamol ve sodyum bikarbonat uygulanır. Refrakter hiperkalemide acil diyaliz gerekir. Metabolik asidoz için sodyum bikarbonat tedavisi pH 7.15 altında düşünülür.
Renal Replasman Tedavisi
ABH'de renal replasman tedavisi (RRT) endikasyonları arasında refrakter hiperkalemi, ağır metabolik asidoz (pH 7.1 altında), refrakter sıvı yüklenmesi (pulmoner ödem), üremik komplikasyonlar (ensefalopati, perikardit) ve belirli intoksikasyonlar yer alır. Sürekli renal replasman tedavisi (CRRT) hemodinamik instabilitesi olan hastalarda tercih edilirken, intermittan hemodiyaliz (IHD) hemodinamik olarak stabil hastalarda uygulanabilir.
Akut Böbrek Hasarının Komplikasyonları
Yoğun bakımda ABH gelişen hastalarda çok sayıda komplikasyon görülebilir:
- Sıvı yüklenmesi: Pulmoner ödem, solunum yetmezliğinin ağırlaşması, mekanik ventilasyondan ayırma güçlüğü. Kümülatif pozitif sıvı dengesi mortalite ile doğru orantılıdır
- Hiperkalemi: Kardiyak aritmi (bradikardi, dal blokları, ventriküler fibrilasyon, asistol) riski. Hayatı tehdit eden bir komplikasyondur
- Metabolik asidoz: Vazopressör direnci, miyokardiyal kontraktilite azalması, solunum işinin artması
- Üremik koagülopati: Trombosit fonksiyon bozukluğuna bağlı kanama eğilimi. Cerrahi girişimlerde kanama riskini artırır
- İlaç dozlama güçlüğü: Renal klirense sahip ilaçların birikmesi, toksik düzeylere ulaşması. Antibiyotiklerin ve diğer ilaçların doz ayarlaması gerekir
- Kronik böbrek hastalığına ilerleme: Yoğun bakımda ABH geçiren hastaların %15-20'sinde kronik böbrek hastalığı gelişir ve %5-10'u kalıcı diyaliz ihtiyacı duyar
- Uzamış yoğun bakım kalışı: ABH gelişen hastalarda yoğun bakım süresi 2-3 kat uzar ve sağlık harcamaları belirgin artış gösterir
Akut Böbrek Hasarından Korunma
Yoğun bakımda ABH gelişiminin önlenmesi proaktif bir yaklaşım gerektirir:
- Hemodinamik stabilizasyon: Yeterli organ perfüzyonunun sağlanması, hipotansiyon epizodlarının minimize edilmesi ve erken sıvı resüsitasyonu ABH riskini azaltır
- Nefrotoksisite yönetimi: Nefrotoksik ilaçların mümkünse alternatiflerle değiştirilmesi, kaçınılamayan durumlarda doz ayarlaması ve terapötik ilaç monitörizasyonu yapılması
- Kontrast nefropati önleme: Yüksek riskli hastalarda kontrast kullanımının minimize edilmesi, izoosmolar kontrast tercih edilmesi, periprosedürel intravenöz izotonik salin hidrasyonu
- İntraabdominal basınç monitörizasyonu: Riskli hastalarda mesane basıncı ile intraabdominal basınç takibi yapılarak abdominal kompartman sendromunun erken tespiti
- Erken biyobelirteç kullanımı: NGAL, sistatin-C ve NephroCheck gibi erken biyobelirteçlerin kullanımı subklinik ABH'nin tespitinde yardımcı olabilir
- KDIGO demetleri: Yüksek riskli hastalarda sıvı optimizasyonu, nefrotoksinlerden kaçınma, hemodinamik monitörizasyon ve glisemik kontrolden oluşan koruyucu demetlerin uygulanması
Ne Zaman Nefroloji Konsültasyonu ve Diyaliz Gerekir?
Aşağıdaki durumlarda nefroloji konsültasyonu istenmeli ve renal replasman tedavisi değerlendirilmelidir:
- KDIGO evre 3 ABH: Kreatinin bazalden 3 kat ve üzeri artış veya 4 mg/dL üzeri yükselme, 12 saat üzeri anüri durumunda nefroloji konsültasyonu zorunludur
- Refrakter hiperkalemi: Medikal tedaviye yanıt vermeyen potasyum yüksekliği (6.5 mEq/L üzeri) veya EKG değişiklikleri varlığında acil diyaliz gerekir
- Ağır metabolik asidoz: pH 7.15 altında ve bikarbonat tedavisine yanıt alınamayan metabolik asidoz diyaliz endikasyonudur
- Refrakter sıvı yüklenmesi: Diüretiklere yanıt vermeyen pulmoner ödem veya sıvı yüklenmesi mekanik ventilasyonu olumsuz etkiliyorsa diyaliz düşünülmelidir
- Üremik komplikasyonlar: Üremik ensefalopati, perikardit veya nöropati geliştiğinde acil diyaliz endikasyonu mevcuttur
- İntoksikasyonlar: Diyalize edilebilir toksinlerle (metanol, etilen glikol, lityum, salisilat) zehirlenmede acil diyaliz gerekir
- ABH nedeninin belirsiz olması: Olağan nedenler dışlanmasına rağmen ABH devam ediyorsa glomerüler hastalık veya interstisiyel nefrit açısından ileri değerlendirme gerekir
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, yoğun bakımda akut böbrek hasarının erken tanısı, koruyucu stratejilerin uygulanması ve renal replasman tedavisi dahil kapsamlı organ destek tedavilerinin yürütülmesinde güncel kılavuzlara dayalı multidisipliner bir yaklaşım benimsemektedir. İleri hemodinamik monitörizasyon ve tam donanımlı diyaliz imkanlarıyla yoğun bakım ünitemizde, ABH hastalarının tedavisi en üst düzeyde sürdürülmektedir.













