Gastroenteroloji

Helicobacter pylori Gastriti Üzerine Bir Değerlendirme

Helicobacter pylori gastritinin tanı testlerini, eradikasyon tedavi şemalarını ve tedavi sonrası kontrol sürecini Koru Hastanesi olarak kapsamlı olarak sunuyoruz.

Helicobacter pylori gastriti, mide mukozasının H. pylori bakterisi kaynaklı kronik enfeksiyonu sonucu gelişen, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen yaygın bir gastrointestinal hastalıktır. Bakterinin 1982 yılında Marshall ve Warren tarafından mide mukozasından izole edilmesi, peptik ülser ve mide kanseri etiyolojisinde devrim niteliğinde değişikliklere yol açmıştır. Marshall ve Warren bu çalışmalarıyla 2005 yılında Nobel Tıp Ödülü almışlardır. H. pylori, Dünya Sağlık Örgütü tarafından sınıf 1 karsinojen olarak kabul edilmiştir.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50 oranında etkilendiği bu enfeksiyon, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 70-90 oranında, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 20-50 oranında görülür. Türkiye nüfusunda erişkin H. pylori sıklığı yüzde 70-80 düzeyindedir. Bakterinin asit ortamında yaşayabilmesini sağlayan üreaz enzimi, mukoza tabakasına penetrasyonunu kolaylaştıran spiral yapısı ve flagellaları, immün sistemden kaçma yetenekleri patogenezde temel rol oynar.

Helicobacter pylori Gastriti Nedir?

H. pylori gastriti, midenin antrum, korpus veya tüm mide mukozasını tutabilen kronik enflamatuar bir hastalıktır. Enfeksiyon kazanıldıktan sonra çoğunlukla yaşam boyu sürer ve büyük çoğunluğu asemptomatik kalır. Ancak hastaların yaklaşık yüzde 10-20 oranında peptik ülser, yüzde 1-2 oranında mide kanseri veya MALT lenfoma gelişebilir.

Bakterinin sebep olduğu enflamasyon paterni, mide kanseri ve ülser riskini belirleyen önemli bir faktördür. Antrum baskın gastrit, duodenum ülseri ile ilişkilidir; çünkü antral D hücrelerinin etkilenmesi gastrin salgısını artırır ve aşırı asit sekresyonu duodenuma ulaşır. Pangastrit ve atrofik korpus gastriti ise mide kanseri ve gastrik ülser ile ilişkilidir. CagA pozitif suşlar daha agresif seyirlidir ve kanser riskini artırır.

Helicobacter pylori Gastritinin Nedenleri

H. pylori bulaşı genellikle çocukluk döneminde gerçekleşir; bulaş yolları ve risk faktörleri tam olarak aydınlatılmasa da bazı temel mekanizmalar tanımlanmıştır.

  • Oral-oral bulaş (tükürük, kusma yoluyla aile içi temas)
  • Fekal-oral bulaş (kontamine su ve yiyeceklerle)
  • Gastro-oral bulaş
  • Düşük sosyoekonomik koşullar
  • Kalabalık yaşam ortamı
  • Yetersiz hijyenik koşullar ve temiz su erişiminde sorun
  • Aile bireylerinde enfeksiyonun bulunması
  • Çocukluk çağı yaşamsal koşulları
  • Endemik bölgelerde doğum ve çocukluk
  • Endoskopik ve diş hekimliği işlemlerinde uygun olmayan dezenfeksiyon
  • İmmün yetmezlik durumları

H. pylori bir kez kazanıldığında spontan eradikasyonu son derece nadirdir. Aile içi yakın temas, özellikle anne-çocuk ilişkisi, en önemli bulaş yoludur. Türkiye gibi enfeksiyonun endemik olduğu ülkelerde çocukluk çağında kazanım oranı yüksektir; ancak yaşam koşullarının iyileşmesiyle son dekatlarda azalan bir trend gözlenmektedir.

Belirtiler

H. pylori gastritinin belirtileri büyük çeşitlilik gösterir. Hastaların büyük çoğunluğu asemptomatiktir; semptomatik hastalarda ise bulgular hafif dispeptik şikayetlerden ciddi ülser komplikasyonlarına kadar değişebilir.

  • Epigastrik ağrı veya rahatsızlık hissi
  • Yemek sonrası şişkinlik
  • Bulantı ve kusma
  • Erken doyma hissi
  • İştahsızlık
  • Geğirme
  • Reflü benzeri yanma
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Ağızda kötü tat
  • Demir eksikliği anemisi belirtileri (solukluk, halsizlik)
  • Kronik ürtiker
  • Trombositopeni (idiyopatik trombositopenik purpurada)
  • Hematemez veya melena (komplikasyon halinde)
  • Yutma güçlüğü (özefajiyal yayılım nadirdir)

H. pylori enfeksiyonu, klasik gastrointestinal belirtilerin ötesinde bazı ekstragastrik tablolarla da ilişkilendirilmiştir. İmmün trombositopenik purpura, açıklanamayan demir eksikliği anemisi ve B12 vitamini eksikliğinde H. pylori varlığı araştırılmalıdır. Eradikasyonun bu durumlarda klinik yarar sağladığı gösterilmiştir.

Tanı Yöntemleri

H. pylori tanısında invaziv ve noninvaziv testler bulunur. Test seçimi hastanın yaşına, klinik durumuna ve endoskopi gereksinimine göre yapılır. Tanı için en az iki testin uyumlu olması veya altın standart sayılan histolojik incelemenin pozitifliği önerilir.

  • Üre nefes testi (UBT): Yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip, noninvaziv altın standarttır.
  • Dışkıda H. pylori antijen testi: Çocuklarda ve takip için uygun, noninvaziv tanı yöntemidir.
  • Hızlı üreaz testi: Endoskopi sırasında alınan biyopsi üzerinden hızlı tanı sağlar.
  • Histopatolojik inceleme: Gümüş boyama, Giemsa veya immünohistokimya ile bakteri görüntülenir; aynı anda mukoza durumu da değerlendirilir.
  • Kültür ve antibiyotik duyarlılık testi: Tedavi başarısızlığında veya direnç araştırmasında uygulanır.
  • Moleküler testler (PCR): Klaritromisin direnç mutasyonlarının saptanmasında kullanılır.
  • Serolojik testler: Aktif enfeksiyon ile geçirilmiş enfeksiyonu ayırt edemediğinden takipte önerilmez.

Tanı testleri öncesinde proton pompa inhibitörlerinin en az 2 hafta, antibiyotiklerin ve bizmut preparatlarının ise 4 hafta süreyle kesilmesi yanlış negatif sonuçların önlenmesi için önemlidir. Eradikasyon tedavisinin başarısı 4-6 hafta sonra yapılan üre nefes testi veya dışkıda antijen testi ile doğrulanmalıdır.

Ayırıcı Tanı

H. pylori gastritinin belirtileri pek çok üst gastrointestinal hastalıkla benzerlik gösterir. Doğru tanı koymak için aşağıdaki durumlar dikkatle değerlendirilmelidir.

  • Otoimmün gastrit: Korpus baskın atrofi, anti-paryetal hücre antikoru pozitifliği, B12 vitamini eksikliği ile ayırt edilir; H. pylori negatifliği tipiktir.
  • NSAİİ ilişkili gastropati: İlaç anamnezi pozitif, mukoza erozyonları yaygın, enflamasyon hafif olabilir.
  • Peptik ülser hastalığı: Endoskopide net mukoza defekti görülür; H. pylori sıklıkla eşlik eder.
  • Gastroözofajiyal reflü hastalığı: Retrosternal yanma, regürjitasyon ve özefajit ile karakterizedir.
  • Fonksiyonel dispepsi: Endoskopik ve histolojik bulgu yoktur; Roma kriterleri ile tanı konur.
  • Mide adenokarsinomu: Özellikle ileri yaş, alarm belirtileri olanlarda mutlaka dışlanmalıdır.
  • MALT lenfoma: H. pylori ile yakın ilişkilidir; eradikasyon tedavisiyle gerileyebilir.
  • Eozinofilik gastrit: Periferik eozinofili ve mukozada yoğun eozinofil infiltrasyonu ile karakterizedir.
  • Granülomatöz gastrit: Crohn hastalığı, sarkoidoz, tüberküloz veya yabancı cisim reaksiyonu zemininde gelişebilir.

Tedavi Yaklaşımları

H. pylori eradikasyon tedavisi, ülkelerin ve bölgelerin antibiyotik direnç paternlerine göre belirlenmelidir. Türkiye gibi klaritromisin direncinin yüksek (yüzde 25-40) olduğu ülkelerde birinci basamak tedavi olarak bizmutlu kuadripl tedavi önerilir.

  • Birinci basamak: Bizmutlu kuadripl tedavi (14 gün)
    Proton pompa inhibitörü (esomeprazol 40 mg, pantoprazol 40 mg veya rabeprazol 20 mg) 2x1
    Bizmut subsitrat 4x120 mg
    Tetrasiklin 4x500 mg
    Metronidazol 3x500 mg
  • İkinci basamak: Levofloksasinli üçlü tedavi (10-14 gün)
    PPI 2x1, amoksisilin 2x1000 mg, levofloksasin 1x500 mg
  • Üçüncü basamak: Rifabutin temelli tedavi
    PPI, amoksisilin ve rifabutin kombinasyonu uygulanabilir.
  • Konkomitant tedavi: PPI, amoksisilin, klaritromisin ve metronidazolün eş zamanlı 14 gün kullanımı; klaritromisin direnç oranı düşükse tercih edilebilir.
  • Hibrit tedavi: 7 gün PPI ve amoksisilin ardından 7 gün PPI, amoksisilin, klaritromisin, metronidazol kombinasyonu.
  • Vonoprazan temelli rejimler: Mevcut olduğunda yüksek eradikasyon oranı sağlar.
  • Probiyotik desteği: Saccharomyces boulardii ve laktobasillus suşları yan etkileri azaltır ve eradikasyon başarısını artırabilir.
  • Penisilin alerjisi olan hastalarda: Bizmutlu kuadripl tedavi ilk seçimdir; alternatif olarak PPI, klaritromisin ve metronidazol verilebilir.
  • Eradikasyon doğrulaması: Tedavi bitiminden 4 hafta sonra üre nefes testi veya dışkıda antijen testi ile yapılmalıdır.
  • Aile içi tarama: Mide kanseri öyküsü olan ailelerde birinci derece akrabalarda tarama önerilir.

Komplikasyonlar

H. pylori enfeksiyonu tedavi edilmediğinde uzun dönemde önemli komplikasyonlara yol açabilir. Bakterinin patojenitesi ve konak faktörlerine bağlı olarak komplikasyon spektrumu değişir.

  • Peptik ülser hastalığı (mide ve duodenum)
  • Üst gastrointestinal sistem kanaması
  • Perforasyon ve peritonit
  • Atrofik gastrit ve intestinal metaplazi
  • Gastrik adenokarsinom
  • MALT (mide ilişkili lenfoid doku) lenfoması
  • Demir eksikliği anemisi
  • B12 vitamini eksikliği
  • İdiyopatik trombositopenik purpura (ITP)
  • Kronik ürtiker
  • Gecikmiş büyüme (çocuklarda)
  • Antibiyotik direnci gelişimi (uygunsuz tedavi sonrası)
  • Tedaviye bağlı yan etkiler (bulantı, kusma, ishal, alerjik reaksiyon)
  • Eradikasyon sonrası reflü hastalığında artış

Korunma ve Yaşam Tarzı Önerileri

H. pylori enfeksiyonundan korunmak için temel hijyen önlemleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları büyük önem taşır.

  • El hijyeni ve temiz su kullanımı
  • Aile içi yiyecek paylaşımında dikkat
  • Temiz ve uygun pişirilmiş gıdaların tüketimi
  • Bebek ve çocukların ağzına kalori verilen gıdaların yetişkin ağzıyla temas ettirilmemesi
  • Diş hijyeni ve düzenli diş hekimi kontrolleri
  • Sigara ve alkol tüketiminin azaltılması
  • Aşırı tuzlu, baharatlı ve işlenmiş gıdalardan kaçınma
  • Aile öyküsü olan bireylerde tarama programlarına katılım
  • Eradikasyon sonrası uygun beslenme ve kontroller
  • Çocukluk çağı koşullarının iyileştirilmesi (toplum sağlığı boyutu)

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

H. pylori enfeksiyonu sessiz seyirli olabileceği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Aşağıdaki durumlarda zaman kaybetmeden bir hekime başvurulması önemlidir.

  • Tedaviye yanıtsız epigastrik ağrı
  • Sürekli dispepsi ve şişkinlik
  • Bulantı ve kusma atakları
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Dışkıda kan veya katran benzeri görünüm
  • Hematemez veya kahve telvesi benzeri kusma
  • Açıklanamayan demir eksikliği anemisi
  • İdiyopatik trombositopenik purpura tanısı
  • Aile öyküsünde mide kanseri
  • Birinci derece akrabada H. pylori ilişkili hastalık
  • Kronik ürtiker tablosu
  • NSAİİ kullanımı planlanan hastalarda risk değerlendirmesi
  • 55 yaş üstü yeni başlayan dispepsi
  • Eradikasyon tedavisinden sonra şikayetlerin sürmesi

H. pylori eradikasyonu, peptik ülser nüksünün önlenmesi, mide kanseri riskinin azaltılması ve dispeptik şikayetlerin giderilmesi açısından son derece etkilidir. Ülkemizde uygun antibiyotik kombinasyonu ve yeterli süreli tedavi ile eradikasyon başarı oranı yüzde 80-90 arasındadır. Tedavi başarısızlığı durumunda direnç testleri ile ikinci basamak tedavi planlanmalıdır.

Koru Hastanesi Gastroenteroloji bölümünde uzman hekimlerimiz, Helicobacter pylori enfeksiyonunun tanı, tedavi ve takibinde modern endoskopi olanakları, üre nefes testi ve dışkıda antijen tetkikleriyle hizmet vermektedir. Patoloji ve mikrobiyoloji uzmanlarıyla koordineli olarak hastalarımıza bireyselleştirilmiş tedavi protokolleri ve uzun dönem izlem programları sunulmaktadır. Şüpheli belirtiler veya bilinen H. pylori ilişkili hastalıklar için merkezimizle iletişime geçebilirsiniz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu