Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Enterokokkal Enfeksiyonlar

Enterokokkal Enfeksiyonlar için risk faktörleri, erken belirtiler ve korunma yolları. Koru Hastanesi uzmanlarından bilgilendirici rehber.

Enterokokkal enfeksiyonlar, normalde bağırsak florasının doğal bir parçası olan enterokok bakterilerinin vücudun farklı bölgelerinde hastalık yaratacak şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan tablolardır. Enterococcus faecalis ve Enterococcus faecium başta olmak üzere bu bakteri grubu, sağlıklı bireylerin sindirim sisteminde sessizce yaşar ve çoğu zaman herhangi bir sorun çıkarmaz. Ancak bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda, uzun süreli hastane yatışlarında ya da yoğun antibiyotik kullanımının ardından bu mikroorganizmalar idrar yolları, kan dolaşımı, karın içi alanlar ve kalp kapakçıkları gibi farklı bölgelere yerleşerek ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Bu enfeksiyonların önemi, son yıllarda giderek artan antibiyotik direnci ile birlikte daha da belirginleşmiştir. Özellikle vankomisine dirençli enterokok (VRE) suşları, hem hastane ortamında bulaşma riskini artırmakta hem de yönetim sürecini güçleştirmektedir. Hastalık tablosu hafif idrar yolu yakınmalarından, hayatı tehdit eden kan dolaşımı enfeksiyonlarına kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilir. Bu nedenle erken fark edilmesi, doğru tanı koyulması ve uygun yaklaşımla yönetilmesi süreç açısından belirleyici unsurdur. Aşağıdaki başlıklarda bu enfeksiyonların kimlerde sık görüldüğünü, belirtilerini, nedenlerini ve izlenecek adımları ayrıntılı biçimde ele alacağız.

Kimlerde Görülür?

Enterokokkal enfeksiyonlar her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, bazı kişilerde risk belirgin biçimde yüksektir. Özellikle hastanede uzun süre yatan, yoğun bakım ünitelerinde takip edilen ve invaziv işlemler uygulanan hastalar başlıca risk grubunu oluşturur. Damar yolu kateteri, idrar sondası, mekanik ventilasyon gibi uygulamalar bakterinin vücuda giriş yolunu kolaylaştırır. Bunun yanı sıra organ nakli geçirmiş bireyler, kemoterapi alan kanser hastaları ve uzun süreli kortikosteroid kullanan kişiler de bu mikroorganizmanın yol açtığı tablolarla daha sık karşılaşır.

Yaşlı bireyler de bu enfeksiyonlar açısından dikkat edilmesi gereken bir grup oluşturur. Bağışıklık sisteminin yaşa bağlı zayıflaması, eşlik eden kronik hastalıkların varlığı ve sık hastane başvuruları nedeniyle risk artar. Bakımevlerinde kalan yaşlılarda hem taşıyıcılık oranı hem de aktif enfeksiyon görülme sıklığı toplumun geneline kıyasla yüksektir. Diyabet, kronik böbrek yetmezliği ve karaciğer hastalıkları gibi altta yatan tablolar da bakterinin yayılımını kolaylaştıran zeminler arasında yer alır.

Yenidoğanlar, özellikle düşük doğum ağırlıklı ve yoğun bakımda izlenen bebekler, enterokokkal sepsis açısından ayrı bir risk grubunu temsil eder. Yetişkinlerde ise üriner sistem anatomisinde bozukluk bulunanlar, taş hastalığı olanlar, prostat büyümesi nedeniyle idrar akışında problem yaşayanlar ve geçirilmiş ürolojik cerrahisi olanlar daha sık bu enfeksiyonlarla karşılaşır. Karın içi cerrahi geçirenler ve safra yolları hastalığı olan kişiler de risk altındaki gruplar arasında değerlendirilir.

Toplum kökenli enterokok enfeksiyonları daha çok idrar yolu kaynaklı olmakla birlikte, hastane kökenli olanların seyri genellikle daha ağırdır. Geniş spektrumlu antibiyotik kullanmış olmak, özellikle sefalosporin grubu ilaçların ardından, enterokokların seçici biçimde çoğalmasına ve enfeksiyon oluşturmasına zemin hazırlar. Bu durum, antibiyotik kullanımının hekim önerisi dışında ve uzun süreli olmamasının gerekçelerinden birini oluşturur.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Enterokokkal enfeksiyonların belirtileri, bakterinin yerleştiği bölgeye göre belirgin farklılıklar gösterir. İdrar yolu enfeksiyonu şeklinde ortaya çıktığında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, alt karın bölgesinde rahatsızlık, idrarın bulanık görünmesi ve bazen kanlı olması gibi yakınmalar görülür. Üst üriner sisteme ilerlediğinde böğür ağrısı, yüksek ateş ve titreme tabloya eklenir. Bazı hastalarda, özellikle yaşlılarda, klasik yakınmalar belirsiz olabilir ve yalnızca halsizlik, iştahsızlık ya da bilinç bulanıklığı ön plana çıkabilir.

Kan dolaşımına geçen enterokokkal enfeksiyonlarda tablo daha ağırdır. Yüksek ateş, titreme, hızlı kalp atışı, tansiyon düşüklüğü ve genel durumda hızlı bozulma görülebilir. Bu durum bakteriyemi olarak adlandırılır ve zaman içinde sepsis tablosuna ilerleyebilir. Eğer bakteri kalp kapakçıklarına yerleşirse endokardit gelişir; bu durumda uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, kalpte yeni duyulan üfürüm ve yorgunluk gibi sinsi belirtiler ortaya çıkar. Endokardit, enterokokların yol açtığı en ciddi tablolardan biri olarak kabul edilir.

Karın içi enfeksiyonlarda karın ağrısı, hassasiyet, bulantı, kusma ve ateş gibi yakınmalar gözlenir. Genellikle apandisit, divertikülit ya da safra yolları iltihabı gibi altta yatan bir sorunun ardından gelişir. Ameliyat yarası enfeksiyonlarında ise yara yerinde kızarıklık, şişlik, ağrı ve akıntı dikkat çeker. Bazı hastalarda yara iyileşmesinde gecikme ilk uyarıcı bulgu olabilir. Yumuşak doku enfeksiyonları genellikle başka bakterilerle birlikte karma enfeksiyon şeklinde karşımıza çıkar.

Belirtilerin şiddeti, bağışıklık sisteminin durumu, eşlik eden hastalıklar ve enfeksiyonun yayılım hızıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı bakteri bir kişide hafif idrar yolu yakınmasıyla sınırlı kalırken, başka bir hastada hızla ilerleyen tablo oluşturabilir. Bu nedenle ateş, halsizlik, idrar yakınmaları gibi bulguların hafife alınmaması ve özellikle hastane sonrası dönemlerde dikkatli değerlendirme yapılması gereklidir.

  • Sık idrara çıkma ve idrar yaparken yanma hissi
  • Yüksek ateş, titreme ve gece terlemeleri
  • Karın bölgesinde ağrı, hassasiyet, bulantı
  • Halsizlik, iştahsızlık ve açıklanamayan kilo kaybı
  • Yara yerinde kızarıklık, şişlik ve akıntı

Nedenleri Nelerdir?

Enterokokkal enfeksiyonların temel nedeni, normalde bağırsakta sessizce yaşayan enterokok bakterilerinin doğal ortamından çıkıp vücudun farklı bölgelerine ulaşmasıdır. Bu geçiş çoğu zaman bağırsak duvarının bütünlüğünün bozulması, cerrahi işlemler, kateter uygulamaları ya da bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla gerçekleşir. Bakteri uygun ortamı bulduğunda hızla çoğalır ve bulunduğu bölgede iltihabi yanıta neden olur. Enterokokların pek çok antibiyotiğe karşı doğal direnci, bu enfeksiyonların kontrolünü güçleştiren önemli bir etkendir.

Hastane ortamında bulaşma yolları arasında sağlık çalışanlarının elleri, yetersiz temizlenmiş tıbbi araçlar ve hasta odalarındaki yüzeyler ön plana çıkar. Vankomisine dirençli enterokok suşları, hastane yüzeylerinde haftalarca canlı kalabilir; bu durum hasta odasında kalan eşyaların, yatak kenarlarının ve ortak kullanılan cihazların düzenli dezenfeksiyonunu gerekli kılar. El hijyenine uyumun düşmesi, salgınların yayılmasında en sık karşılaşılan nedendir.

Geniş spektrumlu antibiyotiklerin uzun süreli kullanımı, normal bağırsak florasında bulunan diğer bakterileri baskılayarak enterokokların seçici biçimde çoğalmasına zemin hazırlar. Özellikle sefalosporinler, karbapenemler ve metronidazol gibi ilaçlar uzun süre kullanıldığında bu durum belirgin hale gelir. Bunun yanı sıra altta yatan kronik hastalıklar, mukoza bütünlüğünün bozulması, yetersiz beslenme ve uzamış hastane yatışları da bakterinin enfeksiyon oluşturma olasılığını artırır.

Üriner sistemde taş, darlık ya da reflü gibi yapısal sorunların bulunması, idrar akışını engelleyerek bakterinin yerleşmesini kolaylaştırır. Safra yollarında tıkanıklık olan hastalarda ise karın içi enfeksiyon riski yükselir. Diş eti hastalıkları ve diş çekimi gibi işlemler, kapak hastalığı olan bireylerde nadiren de olsa endokardit gelişiminde rol oynayabilir. Tüm bu etkenler, bakterinin doğal yaşam alanından çıkıp hastalık yaratacak ortama ulaşmasını sağlayan zeminleri oluşturur.

Tanı Nasıl Konulur?

Enterokokkal enfeksiyonlarda tanı süreci, ayrıntılı bir hikaye alımı ve fizik muayene ile başlar. Hekim, hastanın yakınmalarını, son dönemde geçirdiği hastalıkları, hastane yatışlarını, kullandığı antibiyotikleri ve eşlik eden kronik hastalıklarını değerlendirir. Ateş, kalp atış hızı, tansiyon ve genel durum gibi yaşamsal bulgular dikkatle gözden geçirilir. Karın muayenesi, kalp dinleme bulguları ve idrar yolu hassasiyeti gibi ipuçları, enfeksiyonun olası odağı hakkında önemli bilgiler verir.

Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, C-reaktif protein (CRP) ve prokalsitonin gibi iltihap belirteçleri istenir. İdrar tahlili ve idrar kültürü, üriner kaynaklı tabloların değerlendirilmesinde belirleyicidir. Şüpheli kan dolaşımı enfeksiyonlarında, antibiyotik başlanmadan önce farklı bölgelerden alınan kan kültürleri kesin tanı sağlar. Kültürde üreyen bakterinin tür düzeyinde belirlenmesi ve hangi antibiyotiklere duyarlı olduğunun saptanması, izlenecek yaklaşımın yönünü belirler.

Görüntüleme yöntemleri, enfeksiyonun odağını ve yayılım derecesini ortaya koymak için kullanılır. Karın içi şüphelerde ultrason ve bilgisayarlı tomografi, böbrek tutulumunda renal görüntüleme, endokardit şüphesinde ise ekokardiyografi öncelikli olarak başvurulan yöntemlerdir. Transözofageal ekokardiyografi, kalp kapakçıklarındaki küçük vejetasyonların görüntülenmesinde daha duyarlı sonuçlar verir. Gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme ile yumuşak doku ve eklem tutulumları değerlendirilir.

Vankomisine dirençli enterokok şüphesi olan hastalarda, dışkı ya da rektal sürüntü örneklerinden alınan taşıyıcılık taramaları yapılabilir. Bu test, özellikle salgın yönetimi ve hasta izolasyonu açısından değerli bilgiler sunar. Tanı sürecinde tüm bu adımların bir bütün olarak değerlendirilmesi, hem doğru kararın verilmesini sağlar hem de gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçer. Multidisipliner yaklaşım, karmaşık olgularda sonuçların iyileşmesine katkı sağlar.

  • Ayrıntılı hikaye alımı ve sistemik fizik muayene
  • Kan, idrar ve gerektiğinde doku kültürleri
  • İltihap belirteçleri ve organ fonksiyon testleri
  • Ultrason, tomografi ve ekokardiyografi gibi görüntülemeler

Komplikasyonlar Nelerdir?

Enterokokkal enfeksiyonlar, zamanında fark edilip uygun yaklaşımla yönetilmediğinde ciddi sorunlara yol açabilir. En önemli komplikasyonlardan biri sepsis tablosudur. Bakterinin kan dolaşımına yayılmasıyla başlayan bu süreç, vücutta yaygın iltihabi yanıt, organ fonksiyonlarında bozulma ve dolaşım yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Septik şok tablosunda tansiyon düşer, idrar çıkışı azalır ve hayati organların kanlanması bozulur. Yoğun bakım koşullarında destek tedavisi gerektiren bu durum, erken müdahale ile kontrol altına alınır.

Enfektif endokardit, enterokokların yol açtığı en sinsi ve uzun soluklu komplikasyonlardan biridir. Kapakçıklara yerleşen bakteriler burada vejetasyon adı verilen yapılar oluşturur; bu yapılar zaman içinde kapak fonksiyonunu bozar, kalp yetmezliği gelişimine neden olabilir. Vejetasyonlardan kopan parçaların beyin, böbrek ya da akciğer damarlarına ulaşması embolik olaylara yol açar. İnme, böbrek infarktı ya da akciğer embolisi gibi tablolar bu süreçle ilişkili olarak gelişebilir.

Üriner sistem enfeksiyonlarının ilerlemesi sonucu böbrek dokusu içinde apse oluşumu, böbrek fonksiyonlarında kalıcı bozulma ve nadiren böbrek yetmezliği görülebilir. Tıkayıcı taş varlığında enfeksiyonun böbrek havuzcuğunda birikmesi acil girişim gerektiren bir tablo oluşturur. Karın içi enfeksiyonlarda apse gelişimi, peritonit ve uzayan iyileşme süreci karşılaşılan sorunlar arasındadır. Bu durumlar bazen tekrarlayan cerrahi girişimleri zorunlu kılar.

Hastane kökenli enterokokkal enfeksiyonlar, özellikle dirençli suşlarla geliştiğinde yatış süresinin uzamasına, ek antibiyotik kullanımına ve buna bağlı yan etkilere neden olur. Çoklu ilaç direnci, izlenecek yaklaşımı sınırlandırır ve daha toksik ilaçların kullanılmasını gerektirebilir. Yaşlı, bağışıklığı baskılanmış ve eşlik eden hastalığı olan bireylerde komplikasyon gelişme olasılığı belirgin biçimde artar. Bu nedenle enfeksiyonun erken evrede tanınması ve kontrol altına alınması büyük önem taşır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Açıklanamayan ve birkaç günden uzun süren ateşiniz varsa, bu durumu hafife almamanız gereklidir. Özellikle titreme, gece terlemeleri ve genel halsizlik gibi belirtiler ateşe eşlik ediyorsa, sistemik bir enfeksiyon olasılığı düşünülmelidir. Yakın zamanda hastanede yatış geçirdiyseniz, ameliyat olduysanız ya da uzun süreli antibiyotik kullandıysanız, bu yakınmaların ortaya çıkması durumunda enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Tanının gecikmesi, sürecin daha karmaşık bir hale gelmesine neden olabilir.

İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik ya da böğür bölgesinde ağrı yaşıyorsanız, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Bu yakınmalara ateş eklendiğinde, enfeksiyonun üst idrar yollarına ilerlediği düşünülerek daha kapsamlı değerlendirme yapılır. Diyabet, böbrek hastalığı ya da bağışıklık sistemini etkileyen başka durumlarınız varsa, yakınmalarınızı daha erken bildirmeniz süreç açısından önemlidir. Erken başvuru, daha kısa süreli ve daha kolay yönetilen bir tablo anlamına gelir.

Daha önce kalp kapak hastalığı tanısı almışsanız, yapay kapakçığınız ya da kalpte herhangi bir implantınız varsa, açıklanamayan ateş durumunda mutlaka değerlendirilmeniz gereklidir. Endokardit tablosu sinsi seyredebilir ve erken dönemde tanınmadığında ciddi sonuçlar doğurabilir. Aynı şekilde damar yolu kateteri olan, diyalize giren ya da kemoterapi alan hastalar için ateş, titreme ve genel durumda bozulma gibi belirtiler hızlı başvuru gerektirir. Bilinç bulanıklığı, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü ya da idrar çıkışında azalma gibi belirtiler ise acil değerlendirme gerektiren uyarıcı bulgulardır.

Son Değerlendirme

Enterokokkal enfeksiyonlar, sessizce bağırsakta yaşayan bakterilerin uygun koşullarda hastalık yaratmasıyla ortaya çıkan, geniş bir klinik yelpazeye yayılan tablolardır. İdrar yolu yakınmalarından kalp kapak enfeksiyonlarına kadar farklı görünümlerle karşımıza çıkabilen bu enfeksiyonlar, özellikle hastane yatışı, antibiyotik kullanımı ve eşlik eden kronik hastalıklar gibi risk etkenleri olan bireylerde dikkat gerektirir. Erken tanı, doğru kültür sonuçlarına dayalı yaklaşım ve gerektiğinde multidisipliner yönetim, sürecin iyi seyretmesinde belirleyici unsurdur.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, enterokokkal enfeksiyonlar gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Enterokok enfeksiyonu nedir, nasıl bir şey?
Enterokoklar aslında bağırsaklarımızda normalde yaşayan bakterilerdir. Ancak bu bakteriler vücudun başka bir yerine, mesela idrar yoluna veya kana geçtiğinde enfeksiyona yol açabilirler.
Bende enterokok enfeksiyonu mu var, nasıl anlarım?
Bunu anlamanın en kesin yolu doktor kontrolü ve idrar veya kan testidir. Eğer idrar yaparken yanma, ateş veya halsizlik gibi şikayetleriniz varsa bu enfeksiyonun belirtisi olabilir.
Enterokok enfeksiyonu olduğumu nasıl hissederim?
Genelde idrar yolu enfeksiyonuna benzer şekilde sık idrara çıkma, idrarda yanma, karın ağrısı veya yüksek ateşle kendini belli eder. Kendinizi genel olarak çok yorgun ve kırgın hissedebilirsiniz.
Bu enfeksiyon bulaşıcı mı, nasıl kaparım?
Bu bakteriler genellikle kendi vücut floramızdan kaynaklanır, yani birinden diğerine soğuk algınlığı gibi kolayca bulaşmaz. Ancak hastane ortamlarında veya hijyen kurallarına dikkat edilmediğinde temas yoluyla geçebilir.
Enterokok enfeksiyonu ölümcül mü?
Sağlıklı insanlarda genellikle doğru antibiyotik kullanımıyla kolayca tedavi edilir. Ancak bağışıklığı çok düşük kişilerde veya tedavi edilmeyen ağır durumlarda kana karışıp ciddi riskler oluşturabilir.
Enterokok enfeksiyonu geçer mi, tedavisi var mı?
Evet, doktorun belirleyeceği uygun antibiyotiklerle genellikle kısa sürede geçer. Tedavi sürecini aksatmadan tamamlamak bakterilerin tamamen temizlenmesi için önemlidir.
Doğal yöntemler bu enfeksiyonu geçirir mi?
Doğal yöntemler veya bitki çayları şikayetleri hafifletmeye yardımcı olabilir ama bakteriyel bir enfeksiyonu tek başlarına yok edemezler. Mutlaka tıbbi tedaviyle birlikte destek olarak düşünülmelidir.
Hangi durumda acile gitmeliyim?
Yüksek ateş düşmüyorsa, şiddetli bel veya yan ağrısı başladıysa, sürekli kusma varsa veya genel durumunuzda ciddi bir kötüleşme hissediyorsanız vakit kaybetmeden acile gitmelisiniz.
Enterokok enfeksiyonu kalıtsal mı, çocuğuma geçer mi?
Hayır, bu genetik veya kalıtsal bir hastalık değildir. Anne karnındaki bebeğe geçişi nadirdir ancak doğum sırasında bazı durumlarda bulaşma riski olabilir, bu yüzden hamilelikte takibi önemlidir.
Bu enfeksiyondan nasıl korunurum?
Kişisel hijyene, özellikle tuvalet sonrası temizliğe dikkat etmek çok önemlidir. Ayrıca bol su tüketmek idrar yollarını temiz tutarak bakterilerin yerleşmesini zorlaştırır.
Hamilelikte enterokok enfeksiyonu tehlikeli mi?
Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonları önemsenmelidir çünkü tedavi edilmezse erken doğum gibi riskler yaratabilir. Doktorunuz hamileliğe uygun antibiyotiklerle durumu güvenli bir şekilde kontrol altına alacaktır.
Çocuklarda enterokok enfeksiyonu farklı mı seyrediyor?
Çocuklarda belirtiler yetişkinlere göre daha belirsiz olabilir; sadece iştahsızlık, huzursuzluk veya açıklanamayan bir ateş şeklinde görülebilir. Çocuklarda daha dikkatli takip edilmesi gerekir.
Yaşlılarda bu enfeksiyon nasıl oluyor?
Yaşlılarda bağışıklık sistemi daha zayıf olduğu için enfeksiyon daha hızlı yayılabilir ve belirtiler silik olabilir. Bazen sadece bilinç bulanıklığı veya ani halsizlik gibi şikayetlerle ortaya çıkabilir.
Enterokok enfeksiyonu stresle ilgili mi?
Stres doğrudan bakteri üretmez ama vücudun savunma mekanizmasını zayıflatarak enfeksiyonlara daha açık hale gelmenize neden olabilir. Stresli dönemlerde vücudun direnci düştüğü için hastalıklara yakalanmak kolaylaşır.
Vitamin eksikliği bu enfeksiyonu tetikler mi?
Vitamin ve mineral eksikliği bağışıklık sistemini zayıflattığı için vücudunuzun bakterilerle savaşma gücü azalır. Bu da enfeksiyonun daha kolay gelişmesine veya iyileşme sürecinin uzamasına yol açabilir.
Enterokok enfeksiyonu varken spor yapabilir miyim?
Enfeksiyon süresince vücudunuzun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Ağır sporlardan kaçınmak ve vücudu yormamak iyileşme sürecini hızlandırır, kendinizi iyi hissettiğinizde doktorunuza danışarak spora dönebilirsiniz.
Enterokok enfeksiyonu cinsel hayatı etkiler mi?
Aktif bir enfeksiyon döneminde cinsel ilişki ağrılı olabilir veya enfeksiyonun yayılmasına/tekrarlamasına neden olabilir. Tedavi bitene kadar cinsel ilişkiden kaçınmak genellikle önerilir.
Enterokok enfeksiyonuyla normal yaşayabilir miyim?
Evet, tedavi olduktan sonra hayatınızda hiçbir kısıtlama olmadan normal yaşantınıza devam edebilirsiniz. Bu kronik bir hastalık değildir, tedavi edilebilir bir enfeksiyondur.
Enterokok enfeksiyonu varken ne yememeli?
Özel bir yasaklı liste yoktur ancak bağışıklığı düşüren şekerli gıdalardan ve işlenmiş paketli ürünlerden uzak durmak iyidir. Bol su içmek ve vücudu destekleyen taze sebze-meyve tüketmek her zaman iyidir.
Bu enfeksiyon neden sürekli tekrarlıyor?
Eğer enfeksiyon sürekli tekrarlıyorsa, altta yatan başka bir sebep (böbrek taşı, anatomik bir sorun gibi) olabilir. Doktorunuzun bu durumu detaylı incelemesi ve uzun süreli bir koruma planı yapması gerekebilir.
WhatsApp Online Randevu