Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu (ECMO), konvansiyonel tedavilere yanıt vermeyen ağır kardiyak ve/veya pulmoner yetmezlik durumlarında geçici mekanik dolaşım ve gaz değişimi desteği sağlayan ileri bir yaşam destek teknolojisidir. ECMO sistemi, hastanın venöz kanını vücut dışına alarak bir membran oksijenatör aracılığıyla oksijenlendirmekte, karbondioksiti uzaklaştırmakta ve kanı ısıtarak hastaya geri vermektedir. İlk kez 1970'li yıllarda klinik kullanıma giren bu teknoloji, özellikle 2009 H1N1 influenza pandemisi sırasında CESAR çalışmasının olumlu sonuçlarıyla birlikte yetişkin hastalarda yaygın kabul görmüştür.
Epidemiyoloji ve Güncel Veriler
Extracorporeal Life Support Organization (ELSO) verilerine göre dünya genelinde yılda 15.000'den fazla ECMO uygulaması gerçekleştirilmektedir. Yetişkin solunumsal ECMO uygulamalarında sağkalım oranı %60-65, kardiyak ECMO'da %40-45 ve neonatal solunumsal ECMO'da %75-80 düzeyindedir. COVID-19 pandemisi döneminde ECMO kullanımı dramatik şekilde artmış ve pandemi ilişkili ARDS hastalarında ECMO sağkalımı %35-50 olarak raporlanmıştır. Türkiye'de ECMO merkezlerinin sayısı son on yılda önemli ölçüde artmış olup, yıllık uygulama sayısı 500'ün üzerine çıkmıştır. ECMO'nun yaygınlaşması, deneyimli ekiplerin yetiştirilmesi ve altyapı gereksinimlerinin karşılanmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Tanım ve Patofizyoloji
ECMO sistemi temel olarak bir santrifügal pompa, membran oksijenatör, ısı değiştirici, kanülasyon hatları ve monitörizasyon birimlerinden oluşmaktadır. İki ana konfigürasyon bulunmaktadır:
Veno-Venöz ECMO (VV-ECMO)
VV-ECMO, izole pulmoner yetmezlik durumlarında gaz değişimi desteği sağlar. Venöz kan genellikle femoral ven yoluyla drene edilir, membran oksijenatörde oksijenlendirildikten sonra internal juguler ven aracılığıyla sağ atriyuma geri verilir. Alternatif olarak çift lümenli bikaval kateter (Avalon Elite®) tek bir internal juguler ven giriş noktasından hem drenaj hem de reinfüzyon sağlayabilir. VV-ECMO, hastanın kendi kardiyak debisine bağımlıdır ve hemodinamik destek sağlamaz.
Veno-Arteriyel ECMO (VA-ECMO)
VA-ECMO, hem kardiyak hem pulmoner destek sağlar. Venöz drenaj femoral veya sağ atriyal kanülasyon ile gerçekleştirilirken, oksijenize kan femoral arter, aksiller arter veya doğrudan aorta aracılığıyla arteriyel sisteme geri verilir. VA-ECMO, sol ventrikül ard yükünü artırabilir ve bu durum sol ventrikül distansiyonuna yol açarak pulmoner ödemi kötüleştirebilir. Bu nedenle sol ventrikül boşaltma stratejileri (intraaortik balon pompası, Impella® cihazı, atriyal septostomi) gerekebilir.
ECMO Devresi Fizyolojisi
Membran oksijenatör, polimetilpenten (PMP) fiberlerden oluşan bir gaz değişim ünitesidir. Kan, fiber demetlerinin dış yüzeyinde akarken, fiberlerin iç kısmından oksijen ve hava karışımı geçirilir. Gaz değişimi, parsiyel basınç gradyentine bağlı pasif difüzyon ile gerçekleşir. Oksijenatör performansı zamanla fibrin birikimi ve plazma sızıntısı nedeniyle azalabilir. Pompa akım hızı genellikle 3-6 L/dakika arasında ayarlanır ve hastanın metabolik gereksinimlerine göre titre edilir.
Endikasyonlar ve Risk Faktörleri
ECMO uygulaması için başlıca endikasyonlar şunlardır:
- Ağır ARDS: Optimal mekanik ventilasyon ve prone pozisyona rağmen PaO₂/FiO₂ oranı <80 mmHg veya pH <7.20 olan olgular
- Kardiyojenik şok: Akut miyokard infarktüsü, fulminan miyokardit, peripartum kardiyomiyopati, postkardiyotomi sendromu
- Masif pulmoner emboli: Hemodinamik instabilite ile seyreden ve trombolitik tedaviye yanıt vermeyen olgular
- Transplantasyona köprü: Kalp veya akciğer transplantasyonu bekleme sürecinde organ destek tedavisi
- Refrakter kardiyak arrest: Konvansiyonel KPR'ye yanıt vermeyen ve geri dönüşümlü bir etiyolojisi olduğu düşünülen olgularda ekstrakorporeal KPR (EKPR)
- Primer graft disfonksiyonu: Akciğer transplantasyonu sonrası erken dönemde gelişen ciddi oksijenasyon bozukluğu
Kontrendikasyonlar
Mutlak kontrendikasyonlar arasında geri dönüşümsüz organ hasarı, tedavisi olmayan malignite, ileri evre kronik organ yetmezliği, kontrolsüz kanama ve ileri yaşla birlikte ciddi komorbidite bulunmaktadır. Göreceli kontrendikasyonlar ise uzun süreli mekanik ventilasyon (>10-14 gün), ileri yaş (>70-75), immünsüpresyon ve morbid obezite olarak sıralanabilir.
Belirti ve Bulgular
ECMO desteği gerektiren hastaların klinik tablosu altta yatan patolojiye göre değişkenlik gösterir:
- Solunumsal yetmezlik bulguları: Ciddi dispne, takipne (solunum sayısı >35/dk), siyanoz, aksesuar solunum kaslarının kullanımı, paradoks solunum, refrakter hipoksemi (SpO₂ <%85 yüksek FiO₂'ye rağmen)
- Kardiyak yetmezlik bulguları: Hipotansiyon, taşikardi, juguler venöz distansiyon, hepatomegali, periferik ödem, soğuk-nemli ekstremiteler, azalmış kapiller dolum
- Doku hipoperfüzyon göstergeleri: Artmış serum laktat düzeyi (>4 mmol/L), oligüri/anüri, bilinç değişikliği, miks venöz oksijen satürasyonu <%60
- Mekanik ventilasyon parametreleri: Plato basıncı >30 cmH₂O, driving pressure >15 cmH₂O, yüksek FiO₂ gereksinimi (>%80), ağır hiperkapni (PaCO₂ >80 mmHg)
Tanı Yöntemleri
ECMO endikasyonunun belirlenmesi ve tedavi sürecinde kullanılan tanı yöntemleri şunlardır:
- Arteriyel kan gazı analizi: PaO₂, PaCO₂, pH, laktat düzeyi ve baz açığının seri değerlendirmesi
- Ekokardiyografi: Transtorasik ve transözofageal ekokardiyografi ile ventriküler fonksiyon, kapak patolojileri, perikardiyal efüzyon ve intrakardiyak trombüs değerlendirmesi
- Bilgisayarlı tomografi: Toraks BT ile ARDS yaygınlığı, pulmoner emboli, pnömotoraks ve intrakranial patoloji taraması
- Hemodinamik monitörizasyon: İnvaziv arter basıncı, santral venöz basınç, pulmoner arter kateteri ile kardiyak debi ve pulmoner vasküler rezistans ölçümü
- Laboratuvar tetkikleri: Tam kan sayımı, kapsamlı metabolik panel, koagülasyon profili (aPTT, PT/INR, fibrinojen, D-dimer, antitrombin III), kardiyak biyobelirteçler (troponin, BNP/NT-proBNP), hemoliz belirteçleri (serbest hemoglobin, haptoglobin, LDH)
Ayırıcı Tanı
ECMO endikasyonu değerlendirilirken ayırıcı tanıda dikkate alınması gereken durumlar:
- Pulmoner emboli: Akut masif pulmoner embolide hemodinamik kolaps ARDS'yi taklit edebilir. BT anjiyografi ile kesin tanı konulmalıdır.
- Tansiyon pnömotoraks: Ani solunum yetmezliği ve hemodinamik bozulma ile ortaya çıkabilir. Fizik muayene ve acil görüntüleme ile dışlanmalıdır.
- Kardiyak tamponad: Perikardiyal sıvı birikimine bağlı diyastolik dolum bozukluğu. Ekokardiyografi ile tanı konulur ve perikardiyosentez yapılır.
- Akut miyokard infarktüsü: ST elevasyonlu veya non-ST elevasyonlu akut koroner sendrom. EKG, troponin ve koroner anjiyografi ile değerlendirilmelidir.
- Septik şok: Enfeksiyona bağlı dağılımsal şok, organ yetmezliği ile birlikte ARDS tablosu oluşturabilir. Kaynak kontrolü ve antimikrobiyal tedavi önceliklidir.
- Diffüz alveoler hemoraji: Vaskülit veya koagülopati zemininde gelişen pulmoner kanama, ARDS benzeri tablo oluşturabilir.
Tedavi ve ECMO Yönetimi
Kanülasyon ve Devre Kurulumu
VV-ECMO'da genellikle femoral ven drenaj kanülü (21-25 Fr) ve sağ internal juguler ven reinfüzyon kanülü (17-21 Fr) veya çift lümenli bikaval kanül (27-31 Fr) kullanılır. VA-ECMO'da femoral ven drenaj kanülü (21-25 Fr) ile femoral arter reinfüzyon kanülü (15-19 Fr) tercih edilir. Kanülasyon ultrasonografi ve/veya floroskopi eşliğinde perkütan Seldinger tekniğiyle veya cerrahi olarak gerçekleştirilebilir.
Antikoagülasyon
ECMO devresi tromboz riskini minimize etmek için sistemik antikoagülasyon gereklidir. Unfraksiyone heparin standart ajandır; bolus 50-100 IU/kg IV ardından sürekli infüzyon ile aPTT hedefi 1.5-2 kat (45-60 saniye) veya anti-Xa düzeyi 0.3-0.7 IU/mL olacak şekilde titre edilir. Heparin indüslenmiş trombositopeni (HIT) gelişen hastalarda bivalirudin (0.05-0.2 mg/kg/saat) veya argatroban (0.2-0.5 µg/kg/dk) alternatif olarak kullanılabilir.
Ventilatör Yönetimi
VV-ECMO sırasında akciğer koruyucu ventilasyon uygulanır: tidal volüm 3-4 mL/kg ideal vücut ağırlığı, PEEP 10-15 cmH₂O, FiO₂ %30-40, solunum sayısı 10-12/dk ve plato basıncı <25 cmH₂O hedeflenir. Bu "ultra-koruyucu ventilasyon" stratejisi, ventilasyon ilişkili akciğer hasarını minimize ederek akciğer iyileşmesine olanak tanır.
Sıvı ve Hemodinamik Yönetim
ECMO hastalarında konservatif sıvı yönetimi tercih edilir. Gerektiğinde sürekli renal replasman tedavisi (CRRT) ECMO devresine entegre edilebilir. Hemoglobin hedefi genellikle 7-9 g/dL arasında tutulur. VA-ECMO'da inotropik destek (dobutamin 2.5-10 µg/kg/dk) sol ventrikül ejeksiyonunu desteklemek amacıyla eklenebilir.
Komplikasyonlar
ECMO tedavisine ilişkin komplikasyonlar ciddi morbidite ve mortalite kaynağı olabilir:
- Kanama: En sık görülen komplikasyondur (%30-50). Kanülasyon bölgesi, cerrahi alanlar, gastrointestinal sistem ve intrakranial kanama şeklinde ortaya çıkabilir.
- Tromboembolik olaylar: Devre trombozisi, arteriyel tromboembolizm, inme, mezenterik iskemi ve ekstremite iskemisi
- Enfeksiyon: Kanülasyon bölgesi enfeksiyonu, bakteriyemi, ventilatör ilişkili pnömoni. ECMO süresinin uzaması enfeksiyon riskini artırır.
- Hemoliz: Pompa ve oksijenatördeki mekanik stres eritrosit hasarına yol açar. Serbest hemoglobin düzeyi >50 mg/dL olması anlamlı hemoliz göstergesidir.
- Ekstremite iskemisi: Femoral arteriyel kanülasyon sonrası distal ekstremite iskemisi. Distal perfüzyon kanülü yerleştirilmesi bu riski azaltır.
- Harlequin sendromu (VA-ECMO): Femoral VA-ECMO'da torakal aortaya kötü oksijenize kan, alt ekstremitelere iyi oksijenize kan gitmesi durumudur. Sağ radial arter SpO₂ takibi ile tespit edilir.
- Sol ventrikül distansiyonu (VA-ECMO): Artmış ard yük nedeniyle sol ventrikülün yetersiz boşalması, pulmoner ödem ve subendokardiyal iskemiye yol açabilir.
Weaning ve Dekanülasyon
ECMO'dan ayrılma (weaning) süreci, altta yatan patolojinin düzelmesi ve organ fonksiyonlarının yeterli düzeye ulaşmasıyla başlar. VV-ECMO'da weaning değerlendirmesi sırasında süpürme gazı akımı kademeli olarak azaltılır ve hastanın kendi akciğer fonksiyonu test edilir. Sweep gazı kapatıldığında, konvansiyonel ventilatör ayarlarıyla kabul edilebilir kan gazı değerleri sağlanabiliyorsa ECMO'dan ayrılma planlanır. VA-ECMO'da ise pompa akım hızı kademeli olarak düşürülerek hastanın hemodinamik parametreleri ve ekokardiyografik bulgular değerlendirilir. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun ≥%25-30 olması, aortik velocity-time integralinin ≥10 cm olması ve düşük dozda vazoaktif destek altında hemodinamik stabilitenin korunması weaning başarısı lehine bulgulardır.
ECMO ve Etik Boyutlar
ECMO uygulamasının etik boyutları giderek daha fazla tartışılmaktadır. Kaynak kısıtlılığı durumlarında hasta seçim kriterleri, tedavinin sonlandırılması kararı, aile ile iletişim ve son dönem yaşam bakımı önemli etik sorunlar oluşturmaktadır. ECMO başlangıcında tedavi hedeflerinin (köprü tedavi mi, karar amaçlı mı, palyatif mi) net olarak belirlenmesi ve hastanın önceden bildirilmiş isteklerinin dikkate alınması gerekmektedir. Tedavinin faydasızlığının değerlendirilmesinde çok disiplinli etik konsültasyonların yapılması ve aile ile şeffaf iletişimin sürdürülmesi büyük önem taşır. ELSO kılavuzları, ECMO'nun başlatılması ve sonlandırılmasına ilişkin etik çerçeveyi detaylı olarak ele almaktadır.
Korunma ve Önleme
ECMO komplikasyonlarının önlenmesi ve başarılı sonuç elde edilmesi için aşağıdaki stratejiler uygulanmalıdır:
- Hasta seçimi: RESP skoru (solunumsal ECMO) ve SAVE skoru (kardiyak ECMO) gibi prognostik skorlama sistemleri kullanılarak uygun hasta seçimi yapılmalıdır
- Erken başlangıç: ECMO endikasyonu olan hastalarda gecikmeden kanülasyon yapılması sağkalımı olumlu etkiler
- Deneyimli ekip: ECMO yönetimi, kanülasyon, antikoagülasyon ve komplikasyon yönetimi konularında eğitimli multidisipliner ekip gerekliliği
- Protokol bazlı yaklaşım: Antikoagülasyon, transfüzyon, ventilasyon ve weaning için standardize edilmiş protokollerin uygulanması
- Düzenli devre kontrolü: Oksijenatör performansı, pompa fonksiyonu, kanül pozisyonu ve devre bütünlüğünün sık aralıklarla değerlendirilmesi
- Rehabilitasyon: ECMO hastalarında erken mobilizasyon ve fiziksel rehabilitasyon programlarının başlatılması
ECMO'da Güncel Gelişmeler ve Teknolojik Yenilikler
ECMO teknolojisi son yıllarda hızlı bir gelişim göstermiştir. Minyatürize pompalar, biyouyumlu yüzey kaplamaları (heparin, fosforilkolin, albumin), polimetilpenten membranlar ve kapalı devre tasarımları komplikasyon oranlarını düşürmüş ve cihaz dayanıklılığını artırmıştır. Ambulatory ECMO (hasta mobilizasyonuna olanak tanıyan taşınabilir sistemler) konsepti, transplantasyona köprü tedavisinde hastaların fiziksel dekondisyonunu önlemekte ve rehabilitasyona olanak tanımaktadır. Yapay akciğer teknolojileri ise membran oksijenatörlerin uzun süreli kullanımına alternatif olarak geliştirilmektedir. İmplante edilebilir pompa-oksijenatör kombinasyonları üzerinde preklinik çalışmalar devam etmektedir. Telemedisini entegrasyonu ile uzaktaki merkezlerden ECMO yönetimine uzaktan danışmanlık ve ekip eğitimi sağlanabilmektedir. Yapay zeka destekli karar destek sistemleri, ECMO ayarlarının optimizasyonu ve komplikasyon tahmini konusunda gelecek vaat eden araştırma alanlarıdır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı
Aşağıdaki durumlarda acil tıbbi yardım aranmalıdır:
- Ağır solunum sıkıntısı: İstirahatte nefes darlığı, konuşamama, morarma, solunum sayısının belirgin artışı
- Göğüs ağrısı: Baskı tarzında göğüs ağrısı, özellikle kola veya çeneye yayılıyorsa
- Bilinç değişikliği: Konfüzyon, uyuklama, yanıt vermeme veya ani bilinç kaybı
- Bacak şişliği ve ağrısı: Tek taraflı bacak şişliği ve ağrısı (derin ven trombozu şüphesi, pulmoner emboli öncüsü olabilir)
- Yüksek ateş ve titreme: Enfeksiyon bulguları ile birlikte genel durum bozukluğu
- Kardiyak arrest: Nabız alınamaması, solunum durması durumunda derhal 112 aranmalıdır
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Bölümü Yaklaşımı
Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu, konvansiyonel tedavilerin yetersiz kaldığı ağır kardiyopulmoner yetmezlik durumlarında hayat kurtarıcı bir köprü tedavisi olma özelliğini korumaktadır. Teknolojik gelişmeler, minyatürize devreler, biyouyumlu yüzey kaplamaları ve gelişmiş monitörizasyon sistemleri sayesinde ECMO komplikasyon oranları azalmakta ve sağkalım oranları yükselmektedir. Hasta seçimi, zamanlama, deneyimli ekip ve protokol bazlı yaklaşım, ECMO başarısının temel belirleyicileridir.
ECMO programlarının başarısı, yıllık vaka hacmi ile doğrudan ilişkilidir. ELSO verileri, yılda 20'den fazla vaka yöneten merkezlerin daha iyi sağkalım oranlarına sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ECMO hizmetlerinin bölgesel referans merkezlerinde yoğunlaştırılması ve uygun hastaların bu merkezlere zamanında sevk edilmesi önem taşımaktadır.
ECMO yönetimi, kanülasyon tekniği, antikoagülasyon titrasyonu, ventilatör stratejisi ve weaning kararının optimizasyonu gibi birçok kritik bileşeni bir araya getiren karmaşık bir süreçtir. Deneyimli ECMO hemşireleri, perfüzyonistler, yoğun bakım uzmanları ve cerrahlardan oluşan multidisipliner ekibin koordineli çalışması, ECMO başarısının en önemli belirleyicilerinden biridir. Protokol bazlı yaklaşımlar, düzenli ekip eğitimleri ve simülasyon uygulamaları, ECMO programlarının kalitesinin sürdürülebilir şekilde iyileştirilmesinde kilit rol oynar.
Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, ECMO dahil tüm ileri yaşam destek teknolojilerini güncel kanıt temelli kılavuzlara uygun olarak uygulamakta ve hastaların en iyi klinik sonuçlara ulaşması için multidisipliner bir yaklaşımla çalışmaktadır.













