Göğüs Cerrahisi

EBUS-TBNA Biyopsi

Akciğer içindeki lenf bezleri ve kitlelerden ultrason eşliğinde ince iğne ile biyopsi alınarak kanser evrelemesi ve tanı yapılır.

Endobronşiyal ultrason eşliğinde transbronşiyal iğne aspirasyonu (EBUS-TBNA), göğüs cerrahisi ve göğüs hastalıkları pratiğinde son iki dekadda en büyük paradigma değişikliğine yol açan minimal invaziv tanı yöntemlerinden biridir. Trakea ve ana bronş duvarları hemen dışında yerleşen mediastinal ve hiler lenf nodlarına, aynı zamanda paratrakeal ve peribronşiyal kitlelere solunum yollarından ilerleyen esnek bir bronkoskopun ucundaki konveks probe ultrason transdüseri sayesinde gerçek zamanlı görüntü altında ulaşılmasını mümkün kılar. Klasik kör transbronşiyal iğne aspirasyonundan farklı olarak lenf nodu, damar, kist ve solid kitle ayrımı işlem sırasında sonografik olarak yapılır; renkli Doppler ile büyük damarlardan kaçınılır ve 21G ya da 22G özel EBUS iğneleri hedefe milimetrik doğrulukla yerleştirilir. Göğüs Cerrahisi ekibi, akciğer kanseri şüphesi, mediastinal lenfadenopati, sarkoidoz, tüberküloz, lenfoma ve nadir mediastinal kitle olgularında EBUS-TBNA'yı çok disiplinli bir yaklaşım içinde uygulamakta; işlemi anesteziyoloji, patoloji, sitopatoloji, radyoloji ve medikal onkoloji ile eş güdüm içinde yürütmektedir. Bu sayfa, yöntemi hastaya sadeleştirilmiş fakat klinik derinlikten ödün vermeden anlatmak için hazırlanmış olup; kararın nasıl verildiğini, işlem sırasında ne yaşandığını, örneğin nasıl değerlendirildiğini ve sonrasında hastayı neyin beklediğini bütüncül şekilde ele alır.

Endobronşiyal Ultrason Eşliğinde Biyopsi (EBUS-TBNA) Nedir ve Klasik Bronkoskopiden Farkı Nedir?

EBUS-TBNA, ucunda 7,5 MHz frekansında elektronik konveks bir ultrason transdüseri ve yanında çalışma kanalı bulunan özel bir video bronkoskopun trakeobronşiyal ağaç boyunca ilerletilerek, hava yolu duvarının dışında kalan lenf nodları, kitleler, damar yapıları ve komşu organların iki boyutlu B-mod ultrason görüntüsünün elde edildiği, aynı anda 21G veya 22G özel bir aspirasyon iğnesiyle hedeften sitolojik ve histolojik örnek alındığı hibrid bir tanı yöntemidir. İşlem tek bir bronkoskop kullanılarak yapılır ve bronkoskopun çalışma kanalından geçen iğne, hava yolu mukozasını gerçek zamanlı ultrason görüntüsü altında delerek hedef lenf noduna girer. Bu sayede iğnenin yolu, hedef içindeki konumu ve komşuluğundaki damar ile kist gibi yapılar an be an takip edilir.

Klasik esnek bronkoskopide operatör yalnızca hava yollarının iç yüzeyini görür; endobronşiyal bir kitle, mukoza değişikliği, aktif kanama odağı veya yabancı cisim değerlendirilir. Ancak hava yolu duvarı ötesinde kalan yapılar hakkında bilgi sınırlıdır. Kör transbronşiyal iğne aspirasyonu klasik yöntemle uygulandığında hem hedeften sapma riski, hem de hedef ile arasındaki büyük damarı fark edememe olasılığı vardır. EBUS-TBNA ise ultrason sayesinde bu kör noktayı ortadan kaldırır ve bronkoskopistin adeta hava yolu duvarı arkasını görmesini sağlar. Ayrıca radyal EBUS probu kullanıldığında periferik parankim lezyonlarına yönelik navigasyon da mümkün olur; ancak radyal EBUS ile örnek alma işlemi transbronşiyal biyopsi veya fırça sitolojisi ile yapılırken konveks probe EBUS-TBNA gerçek zamanlı iğne takibine olanak verir.

Klasik bronkoskopiden diğer önemli fark, işlemin öncelikli olarak mediastinum ve akciğer hilusu odaklı olmasıdır. Bronkoskopun uç geometrisi konveks proba göre kalınlaştığı için hava yolları daha büyük çaplı bir alete uyum sağlar; bu nedenle sedasyon ve havayolu güvenliği yönetimi klasik bronkoskopiye kıyasla daha titiz planlanır. Görüntü kalitesi, iğne seçimi, penetrasyon derinliği, örnekleme sayısı ve patolojik değerlendirme algoritması EBUS-TBNA'yı klasik bronkoskopiden farklı olarak tam bir mediastinal tanı ve evreleme aracı haline getirir.

Hastanın deneyimi açısından bakıldığında iki işlem birbirine benzer görünse de EBUS-TBNA hem daha uzun sürer hem de bilgi çıktısı daha derindir. Klasik bronkoskopide amaç genellikle hava yolunun gözlemi ve yüzeyel örnekleme iken, EBUS-TBNA hedef odaklıdır ve önceden belirlenmiş lenf nodu istasyonlarının sistematik olarak taranmasını gerektirir. Bu nedenle işleme, hastanın toraks bilgisayarlı tomografisi ve PET-BT görüntüleri titizlikle incelenerek başlanır.

EBUS-TBNA ile Hangi Lenf Bezi İstasyonlarına Ulaşılabilir?

EBUS-TBNA'nın ulaşabildiği anatomik alanlar, Uluslararası Akciğer Kanseri Araştırmaları Derneği (IASLC) tarafından güncellenen mediastinal lenf nodu haritasına göre tanımlanır. Konveks probe EBUS ile yüksek başarı oranıyla örnek alınabilen istasyonlar; üst paratrakeal 2R ve 2L, alt paratrakeal 4R ve 4L, subkarinal 7, hiler 10R ve 10L, interlober 11R ve 11L, lober 12R ve 12L istasyonlarıdır. Bu istasyonlar akciğer kanserinin lenfatik yayılım yollarını doğrudan yansıttığı için EBUS-TBNA aynı seansta tüm N1, N2 ve seçilmiş N3 istasyonlarına ulaşılmasına olanak tanır.

Prevasküler 3A, retrotrakeal 3P, aortopulmoner pencere 5 ve para-aortik 6 istasyonları ise konveks probe EBUS ile doğrudan ulaşılamayan alanlardır; bu bölgeler klasik olarak endoskopik ultrason (EUS-FNA) ya da video yardımlı mediastinoskopik yaklaşımlarla değerlendirilir. Özellikle sol üst lob tümörlerinde 5 ve 6 istasyonlarının değerlendirilmesi klinik olarak kritik olduğu için deneyimli göğüs cerrahisi ekibi, gerekli olgularda EBUS-TBNA'yı ösefagoskopik EUS ile birleştirerek panendoskopik bir evreleme yaklaşımı uygular. Bu birleşik yaklaşım, mediastinumun neredeyse tamamının minimal invaziv olarak taranmasına olanak verir.

Bunun yanında paraözofageal 8 ve pulmoner ligament 9 istasyonları EBUS ile ulaşılamayan lokalizasyonlardır. Alt paraözofageal lenf nodları için ösefagusa transözofageal yaklaşım daha uygundur. IASLC haritasının doğru okunması, hangi tümör lokalizasyonunda hangi istasyonların önce örnekleneceğinin planlanması ve örnek toplama sırası açısından operatörün deneyimi belirleyicidir. Nitekim uluslararası kılavuzlar, evreleme amacıyla en az üç mediastinal istasyonun taranmasını ve şüpheli görülen istasyondan önce N3'ün, sonra N2'nin, en son N1'in örneklenmesini önerir. Bu sistematik yaklaşım örnek çapraz bulaşmasını en aza indirir ve evreleme doğruluğunu artırır.

Radyal EBUS periferik parankim lezyonlarında ise farklı bir görev üstlenir. Küçük çaplı, 20 MHz'e kadar yüksek frekanslı bu prob, çalışma kanalından geçirilerek periferik hava yollarında ilerletilir ve hedef nodülün etrafında ya da içinde konumlandırılır. Konum doğrulandıktan sonra prob geri çekilir ve aynı hava yolu segmentinden transbronşiyal biyopsi, forceps veya fırça sitolojisi alınır. Bu sayede EBUS teknolojisi yalnızca mediastinal istasyonlarla sınırlı kalmaz; periferik lezyonların tanısında da BT eşliğinde perkütan iğne biyopsisine alternatif ya da tamamlayıcı bir yöntem olur.

Akciğer Kanseri Evrelemesinde EBUS-TBNA Neden Altın Standart Kabul Edilir?

Akciğer kanserinde tedavi kararı, tümörün histolojik alt tipine, moleküler profiline ve TNM evresine göre şekillenir. Cerrahi rezeksiyon kararı özellikle N durumu, yani mediastinal lenf nodu tutulumu ile doğrudan ilişkilidir. N2 hastalığı olan bir olguda tek başına cerrahi yerine indüksiyon kemoterapi veya kemoradyoterapi sonrası cerrahi ya da tamamen medikal tedavi gündeme gelirken, N0-N1 hastalığında öncelikli seçenek cerrahidir. Bu nedenle mediastinal evrelemenin doğruluğu, tedavi başarısını doğrudan etkiler.

EBUS-TBNA, mediastinal evrelemede yüksek duyarlılık ve neredeyse tümüne yaklaşan özgüllük değerleri ile öne çıkar. Uluslararası kılavuzlar radyolojik olarak büyümüş ya da PET-BT'de metabolik aktivitesi artmış lenf nodları söz konusu olduğunda ilk basamak olarak EBUS-TBNA'yı önermektedir. Görüntülemede normal görünen mediastende dahi santral tümörlerde, adenokarsinom histolojisinde, tümör çapı 3 cm üzerindeki olgularda ve PET pozitif olmayan fakat tomografide kısa aksı 1 cm üzeri lenf nodu bulunan hastalarda EBUS-TBNA sistematik evrelemeye entegre edilir.

Altın standart kabul edilmesinin bir başka nedeni, EBUS-TBNA'nın gerçek zamanlı görsel doğrulukla örnek alması sayesinde negatif prediktif değerinin yüksek olmasıdır. Klasik cerrahi mediastinoskopi ile karşılaştıran çok merkezli çalışmalar, deneyimli merkezlerde EBUS-TBNA'nın mediastinoskopiye tanı doğruluğu bakımından üstün ya da eşdeğer olduğunu göstermiştir. Cerrahi anestezi gereksinimi olmaması, boyunda skar bırakmaması, aynı seansta ösefagusa geçilerek EUS-FNA ile tamamlayıcı örnekleme yapılabilmesi bu üstünlüğü pekiştirir.

Ayrıca modern akciğer kanseri tedavisinde tümör moleküler profili en az histolojik alt tip kadar önem taşır. EBUS-TBNA örneklerinden EGFR, ALK, ROS1, KRAS, BRAF, MET, RET ve PD-L1 gibi biyobelirteçlerin çalışılabilmesi, hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi kararlarını mümkün kılar. Sitolojik hücre bloğu ile birlikte alınan mikrohistolojik parçalar, immünohistokimyasal ve moleküler analizler için yeterli materyal sağlar. Bu bütünleşik tanı ve moleküler evreleme kapasitesi, EBUS-TBNA'yı 21. Yüzyıl akciğer kanseri yönetiminin merkezine yerleştirir.

Mediastinoskopi Yerine EBUS-TBNA Tercih Edilmesinin Avantajları Nelerdir?

Servikal mediastinoskopi, uzun yıllar boyunca mediastinal lenf nodu değerlendirmesinde altın standart olarak kabul edilmiştir. Ancak bu yöntem genel anestezi altında, boyun ön kısmında yaklaşık 3 cm'lik bir insizyon yapılarak, trakea önünde diseksiyonla üst ve alt paratrakeal ile subkarinal ön kısımlara ulaşılmasını gerektirir. İşlem invazivdir; hastanede yatış, boyunda skar, ameliyat sonrası ağrı, ses değişikliği ve nadir de olsa büyük damar yaralanması riskini beraberinde getirir.

EBUS-TBNA ise cilt insizyonu gerektirmez, doğal solunum yollarından yaklaşımla yapılır ve pek çok merkezde gündüz vakası olarak uygulanır. Genel anestezi yerine derin sedasyon çoğu hastada yeterli olur. Aynı seansta birden fazla lenf nodu istasyonu örneklenebildiği için işlem süresi mediastinoskopiye kıyasla kısa kalır. Anesteziye bağlı sistemik yükün az olması, özellikle yaşlı, komorbiditeli ve solunum yedeği düşük hastalarda EBUS-TBNA'yı ilk tercih haline getirir.

Bir diğer önemli üstünlük, EBUS-TBNA'nın mediastinoskopi ile ulaşılamayan hiler ve interlober istasyonlara ulaşabilmesidir. Mediastinoskopi 2R, 2L, 4R, 4L ve 7 ön alanına ulaşabilirken; EBUS-TBNA bu istasyonlara ek olarak 10, 11 ve 12 gibi daha periferik hiler istasyonları da kapsar. Böylece N1 hastalığının değerlendirilmesi de aynı seansta yapılabilir. Bu, cerrahi rezeksiyon adayı olan hastalarda N1'in preoperatif tanınması, sublobar rezeksiyon planlamasında yön verici olması ve gereksiz eksploratris torakotominin önlenmesi bakımından önemlidir.

Aynı zamanda EBUS-TBNA gerektiğinde tekrar edilebilir bir yöntemdir. Neoadjuvan kemoradyoterapi sonrası yeniden evreleme, mediastinoskopi sonrası cerrahi yapıştırıcıların oluşturduğu skar dokusu nedeniyle güç olurken, EBUS-TBNA tekrar edilebilir ve yeni örneklemeye izin verir. Bu özellik, sistemik tedavi sonrası cerrahi kararının yenilenmesinde belirleyicidir. Ancak EBUS-TBNA negatif kaldığı ve klinik olarak N2 şüphesinin sürdüğü olgularda konfirmasyon için mediastinoskopi hâlâ değerini korur; iki yöntem birbirinin alternatifi olmaktan çok tamamlayıcısıdır.

İşlem Sırasında Genel Anestezi mi Sedasyon mu Uygulanır?

EBUS-TBNA sırasında uygulanan anestezi biçimi merkezin protokolüne, operatörün tercihine, hastanın komorbiditelerine ve beklenen işlem süresine göre şekillenir. Genel olarak iki farklı yaklaşım kullanılır: bilinçli ya da derin sedasyon eşliğinde spontan solunumla uygulama, veya laringeal maske ya da endotrakeal entübasyonla genel anestezi altında uygulama. Her iki yöntemin de avantajları ve dezavantajları vardır ve doğru seçim, işlem güvenliği ile örnek kalitesini birlikte belirler.

Derin sedasyon protokolü midazolam ve fentanil kombinasyonu, propofol titrasyonu ya da deksmedetomidin infüzyonu ile sağlanır. Bu yaklaşımın avantajı, hastanın spontan solunumunun korunması, hemodinamik stabilitenin daha kolay yönetilmesi ve derlenmenin hızlı olmasıdır. Anesteziye bağlı bulantı ve baş dönmesi daha az görülür. Öte yandan sedasyon derinliği yeterli değilse hastada öksürük ve hareket olabilir; bu da bronkoskopun konumunun stabil kalmasını engelleyerek örnek kalitesini düşürebilir. Uzun süreli işlem planlanan, birden fazla istasyondan örnek alınacak olgularda hasta konforu için genel anestezi tercih edilebilir.

Genel anestezi altında laringeal maske ya da endotrakeal tüp yerleştirilerek işlem yapılır. Bu yaklaşım özellikle jet ventilasyon ya da yüksek frekanslı ventilasyon uygulanacak olgularda avantajlıdır. Hastanın hareketsizliği sağlandığı için ultrason görüntüsü stabildir, iğne pozisyonu hedefe milimetrik doğrulukla yerleştirilebilir ve her istasyondan alınan geçiş sayısı optimize edilebilir. Bu nedenle çok istasyonlu mediastinal evrelemede genel anestezi tercih eden pek çok merkez vardır. Aynı zamanda entübasyon, olası büyük hava yolu kanamalarında hava yolu güvenliğini korumak açısından ek bir avantaj sağlar.

Anestezi seçiminden bağımsız olarak lokal anestezi olarak boğaza ve larenkse lidokain sprey ile topikal uygulama yapılır. Trakea ve karina bölgesine bronkoskop kanalından ek lidokain uygulanarak öksürük refleksi baskılanır. Toplam lidokain dozunun sistemik toksisite eşiğinin altında tutulması, özellikle yaşlı hastalar ve karaciğer fonksiyonu bozuk olgular için önemlidir. Merkez göğüs cerrahisi ekibi, anesteziyoloji ile birlikte hastanın kardiyopulmoner durumuna, planlanan istasyon sayısına ve öngörülen sürelere göre bireyselleştirilmiş bir anestezi planı oluşturur.

EBUS-TBNA İşlemi Yaklaşık Ne Kadar Sürer?

EBUS-TBNA'nın süresi, sedasyon indüksiyonu, hava yolu değerlendirmesi, hedef istasyonların ultrason ile taranması, iğne geçişleri ve rapid on-site evaluation (ROSE) beklemesi gibi birçok değişkene bağlıdır. Ortalama olarak tek bir istasyondan örnek alınan bir olgunun toplam süresi 30 ila 45 dakika arasında değişirken, iki-üç istasyonun tarandığı sistematik evreleme olgularında bu süre 45 ila 75 dakikaya uzayabilir. Nadir olarak dört ve üzeri istasyonun örneklendiği, teknik olarak zor anatomiye sahip olgularda süre 90 dakikayı da geçebilir.

Sürenin belirleyicilerinden ilki hastanın hava yolu anatomisidir. Kısa boyun, dar üst hava yolu, önceden geçirilmiş boyun cerrahisi ya da radyoterapi, servikal spinal hareket kısıtlılığı bronkoskopun yerleştirilme ve manevra süresini uzatabilir. İkinci belirleyici lenf nodlarının konumu ve komşulukları; büyük damarlara yakın istasyonlarda operatör Doppler değerlendirmesi için daha fazla zaman ayırır. Üçüncü belirleyici ROSE varlığıdır; sitolog eşliğinde her geçişten sonra örnek yeterliliği hızlıca değerlendirildiği için gereksiz ek geçişler engellenir ve toplam süre kısalır.

Hasta perspektifinden bakıldığında işlem odasındaki süre, gerçek endoskopi süresinden daha uzun algılanır. Sedasyon hazırlığı, monitörizasyon, damar yolu, oksijen ve gerekirse arteriyel line açılması, işlem sonrası derlenme odasında geçirilen süreler de eklendiğinde hastanın hastanede geçirdiği toplam süre 3 ila 5 saati bulur. Bu nedenle hastalar aç olarak sabah erken hastaneye kabul edilir, öğleden sonra taburcu edilir. Sürücülük gerektiren aktivitelere aynı gün dönülmemesi önerilir.

İnce İğne Aspirasyon Örneği Moleküler Testler için Yeterli Olur mu?

Bir dönem "iğne biyopsisi ile moleküler test yapılamaz" algısı yaygın olsa da EBUS-TBNA'nın gelişimi ve iğne tasarımlarındaki ilerlemeler bu görüşü değiştirmiştir. Standart 22G ve 21G iğneler dışında, daha büyük çaplı 19G iğneler ve mikrohistolojik forceps sistemleri kullanılarak hücre bloğuna uygun materyal elde edilmesi mümkün hale gelmiştir. Deneyimli merkezlerde EBUS-TBNA örneklerinden EGFR, ALK, ROS1, KRAS, BRAF, MET, RET, HER2, NTRK ve PD-L1 gibi hedeflenebilir yolakların değerlendirilmesi rutin olarak yapılabilmektedir.

Örnek yeterliliğini belirleyen ilk faktör iğne geçişi sayısıdır. Uluslararası kılavuzlar hem tanı doğruluğunu artırmak hem de moleküler test için yeterli materyal sağlamak amacıyla, her istasyondan en az üç geçiş yapılmasını, moleküler analiz planlanan olgularda geçiş sayısının dörde çıkarılmasını önerir. İkinci belirleyici, ROSE eşliğinde geçişlerin yönlendirilmesidir; sitopatologun anlık geri bildirimi ile örnek yeterliliği doğrulanmadan işlem sonlandırılmaz.

Üçüncü faktör, örneklerin doğru şekilde hazırlanmasıdır. Aspirasyon materyalinin bir kısmı direkt yayma preparat için lam üzerine boşaltılırken, kalanı hücre bloğu hazırlanmak üzere formalin veya spesifik fiksatiflere alınır. Hücre bloğu, immünohistokimyasal boyalar ve sekans temelli moleküler testler için ideal örnektir. Sıvı bazlı sitoloji, çok yüzeyli akış sitometrisi ve mikrofluidik platformlar için de EBUS-TBNA örneği yeterlidir. Nadir olarak sitoloji açısından tanısal olmakla birlikte moleküler test için hücre sayısı yetersiz kalabilir; bu durumda tekrar EBUS-TBNA veya alternatif örnekleme değerlendirilir.

Sonuç olarak EBUS-TBNA örneği yalnızca tanı koymak için değil, kişiye özel tedavi kararı almak için de yeterlidir. Bu yeterlilik oranı deneyimli merkezlerde yüzde 90'ın üzerinde raporlanmaktadır. Örnek yönetimi, patoloji ve sitopatoloji laboratuvarının işlem odası ile eş zamanlı iş birliği yapması ile sağlanır. Bu nedenle EBUS-TBNA'yı programa alan bir merkezin başarısı yalnızca operatörle değil, çok disiplinli bir ekip organizasyonu ile ölçülür.

Sarkoidoz ve Lenfoma Şüphesinde EBUS-TBNA Tanı Değeri Nedir?

Sarkoidoz, tanısı için karakteristik nonkazeifiye granülomların histolojik olarak gösterilmesini gerektiren sistemik bir granülomatöz hastalıktır. Sıklıkla bilateral hiler lenfadenopati ve mediastinal lenf nodu büyümesiyle prezente olur. EBUS-TBNA, sarkoidoz tanısında bronş mukoza biyopsisi ve transbronşiyal akciğer biyopsisine göre belirgin şekilde daha yüksek tanı verim değerine sahiptir. Uluslararası çalışmalar Stage I ve Stage II sarkoidozda EBUS-TBNA duyarlılığını yüzde 80 ile 90 arasında bildirmektedir; bu oran klasik yöntemlerin belirgin üzerindedir.

Sarkoidoz olgularında EBUS ile alınan aspirat materyalinde nonkazeifiye granülom, langhans dev hücreleri ve epiteloid hücreler görülür. Tanıya ulaşmak için hem sitolojik yayma hem de hücre bloğu incelemesi yapılır. Mikobakteri kültürü, PCR ve mantar boyaları ile enfeksiyöz granülomatöz hastalıkların dışlanması kritik önem taşır; çünkü tüberküloz mediastinal lenfadenopatide sarkoidozun en önemli ayırıcı tanısıdır. Bu ayrım klinik, radyolojik ve mikrobiyolojik bulguların birlikte değerlendirilmesiyle netleşir.

Lenfoma şüphesinde EBUS-TBNA'nın rolü tarihsel olarak daha tartışmalı olmuştur. Klasik olarak lenfomanın tanısı için lenf nodunun mimarisini bozmadan eksize edilmesi ve akış sitometrisi ile immünhistokimyasal profilinin çıkarılması gerekir. Ancak modern iğne tasarımları, akış sitometrisine uyumlu örnek işleme protokolleri ve moleküler markerlar sayesinde EBUS-TBNA'nın lenfoma tanısındaki değeri artmıştır. Özellikle tanı konmuş lenfomanın nüksünün değerlendirilmesinde ve mediastinal kitle ayırıcı tanısında EBUS-TBNA ilk basamak olarak kullanılabilir.

Ancak Hodgkin lenfoma gibi tanı için lenf nodu mimarisinin görülmesinin şart olduğu durumlarda EBUS-TBNA yetersiz kalabilir. Bu olgularda mediastinoskopi ya da kor iğne biyopsisi seçenekleri değerlendirilir. Göğüs cerrahisi ekibi, lenfoma şüpheli olgularda hematoloji ile eş güdüm içinde çalışarak örneklemenin akış sitometrisi ve moleküler testler için doğru koşullarda alınmasını ve gerektiğinde ek cerrahi biyopsiye hızlıca geçilmesini planlar.

İşlem Sırasında Rapid On-Site Evaluation (ROSE) Yöntemi Nasıl Uygulanır?

Rapid on-site evaluation (ROSE), EBUS-TBNA sırasında alınan her aspirasyon örneğinin işlem odasında sitopatolog ya da eğitimli sitoteknisyen tarafından hızlıca değerlendirilmesi ve örnek yeterliliğinin gerçek zamanlı olarak raporlanması yöntemidir. Her iğne geçişi sonrasında elde edilen materyal cam lam üzerine dağıtılır, hızlı boyama teknikleriyle birkaç dakika içinde ışık mikroskobu altında incelenir ve örneğin lenfositlerden mi, malign hücrelerden mi ya da yeterli olmayan kan ve dokusuz materyalden mi oluştuğu belirlenir.

ROSE'un ilk faydası, örnek yeterliliğinin doğrulanmasıdır. Yeterli lenfoid hücre veya tümör hücresi görülmediğinde ek geçiş yapılır. Aynı istasyondan gereksiz sayıda örnek almak yerine, hedefe uygun sayıda geçişte durulur. Bu durum işlem süresini kısaltır, komplikasyon riskini azaltır ve hasta konforunu artırır. İkinci faydası, örneğin ön tanı yönlendirmesidir; sitopatolog malign hücre gördüğünde ek hücre bloğu için ekstra geçiş planlanabilir, granülom gördüğünde mikrobiyoloji için ek materyal saklanabilir.

ROSE'un uygulanabilmesi için işlem odasında hızlı boyama düzeneği, sitopatolog ya da eğitimli teknisyen ve iletişim akışının önceden planlanmış olması gerekir. Diff-Quik gibi hızlı boyalar, formalin fiksasyonundan farklı olarak dakikalar içinde sonuç verir. Operatör her geçişten sonra sitopatologdan gelen "yeterli", "yetersiz", "malign hücreler görülüyor", "lenfoid seri baskın" gibi geri bildirimlere göre işlemi yönlendirir.

Her merkezde her zaman ROSE olmayabilir. Bu durumda operatör kılavuzların önerdiği minimum geçiş sayısına uyar ve örnekleri hücre bloğu, sıvı bazlı sitoloji ve mikrobiyolojik kültür için yönlendirilmiş şekilde toplar. ROSE olmadan da EBUS-TBNA yüksek tanı verimi sağlar; ancak ROSE ile birlikte örnek yeterliliği ve moleküler test uygunluğu belirgin şekilde artar. Bu yüzden büyük hacimli merkezler ROSE'u standart uygulamalarına dahil eder.

EBUS-TBNA Sonrası Boğaz Ağrısı ve Öksürük Ne Kadar Devam Eder?

EBUS-TBNA sonrası hastaların en sık ifade ettiği yakınmalar boğaz ağrısı, hafif ses değişikliği ve öksürüktür. Bronkoskopun geçtiği faringolaringeal bölgede oluşan mekanik irritasyon, uygulanan lokal anestezik maddenin geçici etkisi ve trakeobronşiyal ağaçtaki instrümantasyon bu şikayetlerin nedenidir. Boğaz ağrısı çoğu hastada 24 saat içinde belirgin şekilde azalır ve 48-72 saat içinde tamamen geçer. Isıtılmış sıvılar, boğaz için özel pastiller ve gerekiyorsa hafif analjezikler süreci hızlandırır.

Öksürük genellikle işlem sırasında yapılan aspirasyonlar, iğne geçişleri ve trakeal sekresyon değişikliğine bağlıdır. İşlemden sonraki ilk gün öksürük sıklığı en yüksek düzeydedir. Kuru öksürük halinde nemli ortam ve buhar inhalasyonu, balgamlı öksürükte ise ılık su ile hidrasyon ve mukolitik ajanlar yardımcı olur. Balgamda ilk 24-48 saat içinde çizgi tarzında az miktarda kanama görülebilir; bu normaldir ve genellikle kendiliğinden düzelir. Bol miktarda taze kırmızı kan, tekrarlayan balgamlı kanamalar ise doğrudan sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektirir.

Ses değişikliği genellikle geçicidir. Vokal kordların yakınından geçen bronkoskopun oluşturduğu geçici mukoza ödemi ve larenks üzerine uygulanan lokal anestezinin etkisi ile ilk saatlerde ses hafif kısık ve boğuklaşabilir. Bu şikayet çoğu hastada 6-12 saat içinde tamamen düzelir. Bir haftadan uzun süren ses değişikliği, kalıcı vokal kord travmasına ya da vokal kord parezisine dikkat çekmeli ve kulak burun boğaz değerlendirmesi yapılmalıdır. Nadir görülen bu tablo, işlem tekniği titiz uygulandığında oldukça düşük olasılıkla karşılaşılır.

Pnömotoraks ve Mediastinal Kanama Riski Ne Kadar Sıktır?

EBUS-TBNA komplikasyon açısından güvenli bir yöntemdir. Ciddi komplikasyon oranı yüzde 1'in altında bildirilmektedir. En sık görülen minör komplikasyonlar; hafif boğaz ağrısı, geçici ses değişikliği ve minör hemoptizidir. Bu tablolar hastanede ek girişim gerektirmeden düzelir. Ciddi komplikasyonlar arasında pnömotoraks, mediastinal ya da paratrakeal hematom, mediastinit ve nadir olarak endobronşiyal enfeksiyon sayılabilir.

Pnömotoraks riski, konveks probe EBUS-TBNA'da klasik transbronşiyal parankim biyopsisine göre belirgin şekilde düşüktür; çünkü iğne mediastinal veya hiler lenf nodlarını hedeflerken plevral yüzey doğrudan geçilmez. Yayınlanan büyük seriler yüzde 0,1 ile 0,5 arasında pnömotoraks oranı bildirmektedir. Radyal EBUS eşliğinde periferik parankim biyopsileri yapıldığında oran daha yüksektir ve yüzde 1 ile 3 aralığına ulaşabilir. Bu nedenle işlem sonrası hastalar solunum sıkıntısı, tek taraflı göğüs ağrısı ve satürasyon düşüklüğü açısından bir süre monitörize edilir; gerekli olgularda akciğer grafisi ile pnömotoraks dışlanır.

Mediastinal ve paratrakeal hematom, iğnenin damar duvarına yakın geçişi veya farkedilmeyen küçük damar yaralanmasıyla oluşur. Renkli Doppler ultrason ile büyük damarlar önceden değerlendirildiği için ciddi damar yaralanması oldukça nadirdir. Küçük hematomlar genellikle asemptomatiktir ve kendiliğinden emilir. Ancak antikoagülan kullanımı, trombositopenisi olan hastalar ve santral damarların iğne yolu üzerinde kaldığı olgularda risk artar. Bu durumda ilaç yönetiminin işlem öncesi doğru planlanması hayati önem taşır.

Enfektif komplikasyonlar arasında en dikkat çekeni mediastinit, perikardit ve enfekte mediastinal kisttir. Özellikle bronkojenik kist gibi kistik lezyonların iğne ile drenajı sonrasında enfeksiyon riski artar. Bu nedenle kistik lezyonlarda EBUS-TBNA endikasyonu titizlikle değerlendirilir; profilaktik antibiyotik uygulaması gündeme gelebilir. Ateş, göğüs ağrısı, göğüste yeni ortaya çıkan hassasiyet ve halsizlik gibi bulgular işlemden sonraki günlerde gözlenirse hızlı değerlendirme gerekir. Ciddi komplikasyonların çok nadir olmasının en önemli nedeni titiz preoperatif değerlendirme, doğru anestezi seçimi ve deneyimli ekibin işlemi uygulamasıdır.

İşlem Sonrası Hastanede Kalış ve Günlük Yaşama Dönüş Süresi Nedir?

EBUS-TBNA çoğu hastada gündüz vakası olarak planlanır. Hasta işlem sabahı aç olarak hastaneye kabul edilir, işlem öncesi hazırlıklar tamamlanır, işlem gerçekleştirilir ve derlenme sonrası aynı gün taburcu edilir. Derlenme odasında kalış süresi genellikle 1 ila 2 saat arasındadır. Bu süre içinde vital bulgular, satürasyon, ağrı düzeyi, balgamda kanama olup olmadığı ve solunum konforu değerlendirilir. Sedasyonun etkisi tamamen geçtikten, hastanın oral alım toleransı sağlandıktan ve yakınları eşliğinde eve dönüş organizasyonu tamamlandıktan sonra taburculuk kararı verilir.

Bir gecelik yatış planlaması bazı hasta gruplarında tercih edilir. Ciddi komorbiditeleri olan yaşlı hastalar, oksijen bağımlılığı bulunan kronik akciğer hastalığı olguları, antikoagülan kullanımına ara verilerek işleme alınan hastalar ve teknik olarak zorlu işlemler bir gecelik gözlem için uygun adaylardır. Bu yaklaşım komplikasyonların erken tanınmasını sağlar ve hasta güvenliğini artırır. Genç, sağlıklı ve komorbiditesiz olguların büyük çoğunluğu ise gündüz vakası olarak taburcu edilir.

Günlük yaşama dönüş genellikle işlemi izleyen 24 saat içinde mümkündür. Ancak işlem gününde ağır fiziksel aktivite, araç kullanımı, önemli karar gerektiren iş süreçleri ve alkol tüketimi önerilmez; çünkü sedasyonun rezidüel etkisi bilişsel işlevleri hafifçe baskılayabilir. İşlemi izleyen ikinci gün hasta ofiste hafif tempolu işine dönebilir. Ağır kas iskelet sistemi işleri ve profesyonel sportif aktivite için 48-72 saat beklemek uygundur. Uzun uçuş yolculukları ise pnömotoraks riski küçük de olsa gözetilerek işlem sonrası ilk 24 saat içinde önerilmez; ideal olarak 48 saat beklenir.

Patoloji sonuçları çoğu merkezde 3 ila 5 iş günü içinde çıkar; moleküler testler için bu süre 7 ila 14 gün arasında değişebilir. Sonuçlar çıktığında hasta göğüs cerrahisi ve gerekiyorsa medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi ve girişimsel pulmonoloji ekibinin birlikte katıldığı multidisipliner tümör konseyinde değerlendirilir. Tedavi kararı bu bütünsel değerlendirmenin ürünüdür ve hasta ile aile bilgilendirmesi konsey sonrası yapılır.

Örnek Yetersiz Çıkarsa Tekrar EBUS mu Yoksa Cerrahi Biyopsi mi Yapılır?

EBUS-TBNA yüksek tanı verimine karşın hiçbir tanı yöntemi yüzde 100 duyarlılık taşımaz. Örnek yetersiz çıktığında ya da alınan materyal beklenen histopatolojiyi göstermediğinde bir sonraki adım klinik senaryoya, radyolojik bulguların gücüne, moleküler test ihtiyacına ve hastanın genel durumuna göre belirlenir. Bu karar tek başına verilmez; çok disiplinli konseyde tümör konseyi bu bilgileri bütünlüklü değerlendirir ve en uygun ikinci basamak biyopsi yöntemini seçer.

İlk seçenek çoğu zaman EBUS-TBNA'nın tekrarlanmasıdır. Özellikle ilk işlemde ROSE eşliği olmamış, sınırlı sayıda geçiş yapılmış ya da moleküler test için yeterli materyal alınmamış olgularda tekrar EBUS-TBNA yüksek tanı olasılığı sunar. Bu kez ROSE eşliği sağlanır, daha fazla geçiş yapılır ve hücre bloğu için özel iğne kalınlıkları tercih edilir. Nüks sarkoidoz şüphesi, lenfoma tekrar değerlendirmesi ve tedavi sonrası yeniden evreleme senaryolarında da EBUS-TBNA yeniden yapılabilir.

İkinci seçenek olarak farklı bir minimal invaziv yöntem düşünülür. Ösefagustan endoskopik ultrason eşliğinde iğne aspirasyonu (EUS-FNA), EBUS'un ulaşamadığı istasyonlar için değerlidir. Periferik parankim lezyonlarında navigasyonel bronkoskopi, elektromanyetik navigasyon veya BT eşliğinde perkütan iğne biyopsisi seçilebilir. Plevral efüzyon eşlik eden olgularda toraks ponksiyonu ve plevral biyopsi ek tanı olanağı sunar. Kararı yönlendiren en önemli değişken hedef lezyonun anatomik yerleşimidir.

Üçüncü basamakta cerrahi biyopsi gündeme gelir. Mediastinoskopi, videotorakoskopik lenf nodu diseksiyonu ve video yardımlı torakoskopik akciğer biyopsisi bu grupta yer alır. Kesin tanı için mimarinin görülmesinin şart olduğu Hodgkin lenfoma, primeri belirsiz metastatik hastalık ve nadir mediastinal tümörler cerrahi biyopsinin başlıca endikasyonlarıdır. Cerrahi biyopsinin daha invaziv olması bir dezavantaj gibi görünse de tanı doğruluğu ve alınan doku miktarı açısından belirleyici olduğu durumlar hâlâ vardır. Bu nedenle EBUS-TBNA ile cerrahi biyopsi birbirinin rakibi değil, aynı algoritmanın basamaklarıdır.

Kan Sulandırıcı İlaç Kullananlarda EBUS-TBNA Öncesi Ne Yapılmalıdır?

Antikoagülan ve antiplatelet tedavi kullanan hastalarda EBUS-TBNA'nın planlanması, kanama riski ile tromboembolik olay riski arasında hassas bir denge kurmayı gerektirir. Kararın merkezinde hastanın altta yatan hastalığı, kullanılan ilacın türü, dozu, endikasyonu ve son alım zamanı yer alır. Bu değerlendirme göğüs cerrahisi, girişimsel pulmonoloji, kardiyoloji ve gerektiğinde hematoloji ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü bir süreçtir.

Aspirin gibi antitrombositer tedaviye kural olarak devam edilebilir. Özellikle sekonder koruma amacıyla aspirin kullanan koroner arter hastalığı olgularında ilaç kesilmez. Klopidogrel, prasugrel ve tikagrelor gibi güçlü P2Y12 inhibitörlerinin ise kanama riskini artırdığı için işlemden 5 ile 7 gün önce kesilmesi önerilir. Ancak yakın zamanda stent uygulanmış hastalarda ikili antiagregan tedaviye ara verme kararı yalnızca kardiyoloji ile birlikte alınır; stent trombozu riski öncelikli olarak değerlendirilir.

Varfarin kullanan hastalarda hedef INR değeri işlem gününde 1,5 ve altına indirilmelidir. Bu genellikle ilaca işlemden 5 gün önce ara vererek sağlanır. Yüksek tromboembolik risk taşıyan hastalarda düşük molekül ağırlıklı heparinle köprüleme gerekebilir. Yeni oral antikoagülanlar olarak bilinen apiksaban, rivaroksaban, dabigatran ve edoksaban için ise yarı ömürleri ve böbrek fonksiyonlarına göre belirlenen sürelerle işlem öncesi ara verilir. Genellikle 24 ile 48 saat arasında değişen bu ara, ilaç seçimine göre uzatılabilir.

İşlem gününde tam kan sayımı ve koagülasyon parametreleri gözden geçirilir. Trombosit sayısının 50.000/mm³ ve üzerinde olması, INR'nin 1,5 altında bulunması hedeftir. Kronik böbrek yetmezliği ve karaciğer hastalığı olgularında kanama eğilimi klinik olarak da değerlendirilir. İşlem sonrasında antikoagülan ve antiplatelet tedaviye yeniden başlama zamanı da işlem öncesi kadar önemlidir; genellikle kanama komplikasyonu olmayan olgularda ilaçlar aynı gün akşam ya da ertesi gün yeniden başlatılır.

Hastanın işlem öncesi kullandığı diğer ilaçlar da değerlendirilir. Metformin, ACE inhibitörleri, oral antidiyabetikler ve kortikosteroidler için özel bir kesim gerekmez; ancak sedasyon anesteziyoloji yönetimiyle bireyselleştirilir. Astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıkları olan olgularda bronkodilatör tedavi işlem sabahı uygulanır. Böylece hava yolu reaktivitesi minimize edilir ve işlem konforu artırılır. Preoperatif değerlendirme protokolünde görüntüleme incelenir, olası hedef istasyonlar önceden haritalanır, ilaç yönetimi planlanır, anestezi konsültasyonu tamamlanır ve ROSE eşliği organize edilir; işlem yalnızca tek bir prosedür olarak değil, tanı ve tedavi algoritmasının belirleyici bir basamağı olarak ele alınır.

Göğüs Cerrahisi ekibi, EBUS-TBNA öncesi ve sonrası tüm süreçte hastaların yanında yer alır; işlemin nedenini, olası bulgularını ve tedavi sürecine katkısını hasta ve ailesiyle şeffaf biçimde paylaşır. Deneyimli girişimsel pulmonoloji, göğüs cerrahisi, patoloji, sitopatoloji, radyoloji ve medikal onkoloji ekiplerinin birlikte oluşturduğu multidisipliner yapı, her olgunun kişiye özel değerlendirilmesini ve doğru tanı ile doğru tedavinin en kısa sürede planlanmasını sağlar. Bu sayfa EBUS-TBNA'nın klinik yönlerini derinlemesine ele almak için hazırlanmıştır ve yöntemi merak eden okuyucuya rehberlik etmeyi amaçlar.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hekim muayenesinin, klinik değerlendirmenin ve bireyselleştirilmiş tedavi kararının yerini tutmaz. Her hastanın tıbbi öyküsü, radyolojik bulguları, komorbiditeleri ve yaşam koşulları farklıdır; bu nedenle burada anlatılan tanı ve tedavi süreçleri okuyucunun kendi durumu için doğrudan uygulanabilir bir yönlendirme olarak yorumlanmamalıdır. Solunum sıkıntısı, göğüs ağrısı, uzun süren öksürük, balgamda kanama, kilo kaybı, halsizlik, ateş, ses değişikliği ve nefes darlığı gibi belirtileriniz varsa ya da radyolojik incelemenizde mediastinal veya hiler lenfadenopati saptanmışsa bir göğüs cerrahisi ya da göğüs hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Hekiminizin kararıyla yönlendirilen ileri tanı basamakları, kişiye özel tedavi planı ve düzenli takip; sağlığınızın korunması ve olası hastalıkların erken tanınması açısından belirleyicidir.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Evrelemesicancer.gov/types/lung/hp/non-small-cell-lung-treatment-pdq
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Endobronşiyal Ultrason (EBUS)ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK555903
  3. National Institute for Health and Care Excellence (NICE) — Akciğer Kanseri Tanı ve Yönetim Rehberinice.org.uk/guidance/ng122
  4. StatPearls (NCBI Bookshelf) - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Endobronşiyal Ultrason (EBUS) Değerlendirmesincbi.nlm.nih.gov/books/NBK570578

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göğüs Cerrahisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.