Dudak-damak yarığı, dünya genelinde en sık görülen kraniofasiyal anomalilerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık her 700 canlı doğumdan birinde dudak yarığı, damak yarığı veya her ikisinin kombinasyonu görülmektedir. Ülkemizde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda bu oran binde 1,2 ile 1,5 arasında değişmektedir. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 1,5-2 kat daha fazla görülen dudak-damak yarığı, yalnızca estetik bir sorun olmanın çok ötesinde, beslenme, konuşma, işitme ve psikososyal gelişim gibi pek çok alanı etkileyen multidisipliner bir sağlık problemidir. Asya ve Güney Amerika kökenli toplumlarda prevalans daha yüksekken, Afrika kökenli popülasyonlarda nispeten düşük seyretmektedir. Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve teratojen maruziyetlerin bir arada rol oynadığı bu konjenital anomali, erken tanı ve uygun tedavi ile başarılı şekilde yönetilebilmektedir.
Dudak-Damak Yarığı Tam Olarak Nedir?
Dudak-damak yarığı, embriyonik gelişimin 4. ile 12. haftaları arasında yüz yapılarının normal birleşme sürecinin tamamlanamaması sonucu ortaya çıkan konjenital bir malformasyondur. Normal embriyolojik gelişimde, yüzün iki tarafındaki mezenkimal dokular orta hatta doğru büyür ve birleşerek dudak, alveol ve damak yapılarını oluşturur. Bu birleşme sürecinde meydana gelen aksaklıklar, yarık oluşumuna yol açar.
Patofizyolojik mekanizma incelendiğinde, primer damak (dudak ve alveol) gelişimi 4-7. haftalarda, sekonder damak gelişimi ise 8-12. haftalarda gerçekleşir. Medial nazal çıkıntı ile maksiller çıkıntının birleşememesi dudak yarığına, palatal rafların elevasyonu ve füzyonundaki başarısızlık ise damak yarığına neden olur. Bu süreçte transforming growth factor (TGF), fibroblast growth factor (FGF) ve sonic hedgehog (SHH) gibi sinyal yolakları kritik rol oynar.
Dudak-damak yarıkları anatomik sınıflandırma açısından şu şekilde gruplandırılır:
- İzole dudak yarığı (cleft lip): Yalnızca üst dudağı etkiler, tek taraflı veya çift taraflı olabilir
- İzole damak yarığı (cleft palate): Sert damak, yumuşak damak veya her ikisini birden içerebilir
- Dudak-damak yarığı kombinasyonu: Hem dudak hem damak birlikte etkilenmiştir, en sık görülen formdur
- Submüköz damak yarığı: Mukoza sağlam görünmekle birlikte altındaki kas ve kemik dokusunda yarık mevcuttur
- Mikroform yarıklar: Çok hafif formlar olup dudakta çentik veya skar benzeri görünüm ile kendini gösterir
Yarıkların yaklaşık yüzde 70i nonsendromik olup izole anomali şeklinde ortaya çıkarken, yüzde 30u Pierre Robin sekansı, Van der Woude sendromu, Treacher Collins sendromu veya DiGeorge sendromu gibi sendromik tablolarla ilişkilidir. Bu ayrım tedavi planlaması ve genetik danışmanlık açısından son derece önemlidir.
Dudak-Damak Yarığının Nedenleri ve Risk Faktörleri
Dudak-damak yarığının etiyolojisi multifaktöriyeldir. Genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşimi bu anomalinin ortaya çıkmasında belirleyici rol oynar.
Genetik Faktörler
Nonsendromik dudak-damak yarığında birden fazla gen bölgesi tanımlanmıştır. IRF6 (interferon regulatory factor 6) geni, nonsendromik yarıklardaki en güçlü genetik risk faktörüdür. Bunun yanı sıra MSX1, TGFB3, FGFR1, BMP4 ve PAX9 genleri de yarık oluşumunda rol oynayan genler arasında sayılmaktadır. Birinci derece akrabada yarık öyküsü, risk oranını 30-40 kat artırır. Ebeveynlerden birinde yarık mevcutsa, çocukta yarık görülme olasılığı yüzde 3-5 arasındadır; her iki ebeveynde de varsa bu oran yüzde 15e kadar yükselebilir.
Çevresel ve Teratojenik Faktörler
- Sigara kullanımı: Gebelikte sigara içimi yarık riskini 1,5-2 kat artırır. Günlük 20 adetten fazla sigara tüketimi riski daha da yükseltir
- Alkol tüketimi: Özellikle ilk trimesterde alkol maruziyeti kraniofasiyal gelişimi olumsuz etkiler
- Folik asit eksikliği: Yetersiz folat alımı nöral tüp defektlerinin yanı sıra yarık oluşum riskini de artırır. Prekonsepsiyonel dönemde günlük 400 mikrogram folik asit takviyesi koruyucu etkiye sahiptir
- İlaç maruziyeti: Fenitoin, valproik asit, metotreksat, retinoidler ve kortikosteroidler bilinen teratojenlerdir. Antiepileptik ilaç kullanan gebelerde yarık riski 2-10 kat artmaktadır
- Maternal diyabet: Kontrolsüz diyabet, özellikle pregestasyonel tip 1 ve tip 2 diyabet, yarık riskini 2-3 kat artırır
- Enfeksiyonlar: Gebeliğin erken döneminde geçirilen rubella, sitomegalovirüs ve toksoplazma enfeksiyonları risk faktörleri arasındadır
- İleri anne yaşı: 35 yaş üstü gebeliklerde yarık riski hafif düzeyde artmaktadır
- Obezite: Pregestasyonel obezite, yarık riskini yaklaşık 1,3 kat artırır
Epigenetik Mekanizmalar
Son yıllarda yapılan araştırmalar, DNA metilasyonu ve histon modifikasyonlarının yarık oluşumundaki rolünü ortaya koymuştur. Çevresel faktörlerin gen ekspresyonunu epigenetik mekanizmalar aracılığıyla değiştirebildiği gösterilmiştir. Bu durum, aynı genetik yapıya sahip ikizlerde bile farklı fenotiplerin ortaya çıkmasını açıklamaktadır.
Dudak-Damak Yarığının Belirtileri ve Klinik Bulgular
Dudak-damak yarığı doğumda belirgin olup tanıda gecikme nadirdir. Ancak submüköz damak yarığı gibi hafif formlar gözden kaçabilir. Klinik bulgular yarığın tipine ve şiddetine göre değişiklik gösterir.
Dudak Yarığı Bulguları
- Üst dudakta tek taraflı veya çift taraflı açıklık, vermilyon sınırının devamlılığının bozulması
- Burun asimetrisi, etkilenen tarafta burun kanadının düzleşmesi ve deviyasyonu
- Alveolar arkta çentik veya tam ayrılma, diş dizisinde bozukluk
- Premaksilla protrüzyonu özellikle bilateral yarıklarda belirgindir
- Dudak kaslarının (orbicularis oris) normal anatomik diziliminin bozulması
Damak Yarığı Bulguları
- Sert damakta ve yumuşak damakta açıklık, oral ve nazal kavitelerin birleşmesi
- Uvula bifidite (yarık küçükdil) submüköz yarığın en sık bulgusudur
- Nazal regürjitasyon yani yutma sırasında sıvı ve gıdaların burundan gelmesi
- Beslenme güçlüğü, özellikle emme fonksiyonunun bozulması nedeniyle yetersiz kilo alımı
- Tekrarlayan otitis media ataklarına bağlı işitme kaybı
- Konuşma bozuklukları, hipernazalite ve artikülasyon problemleri
Eşlik Eden Sorunlar
- Dental anomaliler: Diş eksikliği, süpernümerer dişler, mine hipoplazisi, ektopik sürmeler
- Östaki tüpü disfonksiyonu: Damak kaslarının anormal yapışması nedeniyle orta kulak havalanması bozulur
- Maksiller hipoplazi: Özellikle cerrahi sonrası skar dokusu nedeniyle üst çene gelişim geriliği
- Psikososyal etkiler: Görünüm kaygısı, sosyal izolasyon, depresyon ve anksiyete
- Büyüme geriliği: Beslenme güçlüğüne bağlı olarak ilk aylarda büyüme eğrilerinde sapma
Tanı Yöntemleri ve Değerlendirme
Dudak-damak yarığının tanısı prenatal dönemde veya doğum sonrasında konulabilir. Erken tanı, aile danışmanlığı ve tedavi planlaması açısından büyük önem taşır.
Prenatal Tanı
- Ultrasonografi: İkinci trimester detaylı ultrasonografisi (18-22. hafta) ile dudak yarıkları yüzde 75-80 oranında saptanabilir. 3D ve 4D ultrasonografi bu oranı yüzde 90 üzerine çıkarmaktadır. Ancak izole damak yarıklarının prenatal tanısı oldukça güçtür
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Ultrasonografik şüphe durumunda fetal MRG ile yumuşak doku detayları daha iyi değerlendirilebilir. Özellikle damak yarığı tanısında ultrasonografiye üstünlük sağlar
- Genetik testler: Sendromik yarık şüphesinde amniyosentez veya koryon villus örneklemesi ile kromozom analizi ve mikrodizin (microarray) yapılabilir
Postnatal Değerlendirme
- Fizik muayene: Doğum sonrası detaylı kraniofasiyal muayene ile yarığın tipi, tarafı ve genişliği belirlenir. Submüköz yarık araştırması için damağın dikkatli palpasyonu gerekir
- Odyolojik değerlendirme: Doğum sonrası ilk 3 ay içinde otoakustik emisyon (OAE) ve işitsel beyin sapı yanıtı (ABR) testleri yapılmalıdır. Timpanometri ile orta kulak basıncı değerlendirilir; tip B timpanogram efüzyon varlığını gösterir
- Beslenme değerlendirmesi: Emme-yutma koordinasyonu, günlük alınan besin miktarı ve kilo takibi yapılmalıdır
- Konuşma ve dil değerlendirmesi: 18. aydan itibaren konuşma gelişimi izlenir; nasalite ve artikülasyon değerlendirmesi yapılır. Nasometri testi ile nazal hava akımı ölçülür; normal nazalans değeri yüzde 25-35 arasındadır, yüzde 40 üzeri hipernazaliteyi düşündürür
- Radyolojik inceleme: Panoramik radyografi ile dental anomaliler, sefalometrik analiz ile çene gelişimi takip edilir. Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) alveolar kemik defektlerinin değerlendirilmesinde altın standarttır
- Videofloroskopi ve nazofarengoskopi: Velofarengeal fonksiyonun objektif değerlendirilmesinde kullanılır. Velofarengeal kapanmanın yeterli olup olmadığı, kapanma paterni (koronal, sagittal, sirküler veya sirküler Passavant tipi) belirlenir
Laboratuvar Tetkikleri
Sendromik yarık şüphesinde kapsamlı genetik değerlendirme yapılmalıdır. Tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri ve ekokardiyografi eşlik edebilecek anomalilerin taranması açısından önemlidir. 22q11 delesyon sendromu şüphesinde FISH analizi veya MLPA testi istenmelidir. Kalsiyum ve parathormon düzeyleri de bu sendromda değerlendirilmesi gereken parametreler arasındadır.
Ayırıcı Tanı
Dudak-damak yarığı genellikle açık bir tanıdır; ancak bazı durumlar ayırıcı tanıda düşünülmelidir:
- Pierre Robin sekansı: Mikrognati, glossopitozis ve damak yarığı triadı ile karakterizedir. İzole damak yarığından ayırt edilmesi gereken en önemli durumdur. Mandibula hipoplazisi nedeniyle dil arkaya yer değiştirir ve hava yolu obstrüksiyonu gelişebilir
- Van der Woude sendromu: Otozomal dominant geçişli olup dudak yarığına alt dudakta bilateral pit (çukur) eşlik eder. IRF6 gen mutasyonu ile ilişkilidir ve tüm sendromik yarıkların yüzde 2sini oluşturur
- Treacher Collins sendromu (mandibulofasiyal dizostozis): TCOF1 gen mutasyonuna bağlı olarak bilateral mandibula ve zigoma hipoplazisi, dış kulak anomalileri, alt göz kapağı kolobomu görülür. Damak yarığı vakaların yüzde 30unda eşlik eder
- Stickler sendromu: Tip II kollajen geninde mutasyon sonucu Pierre Robin sekansı, miyopi, retina dekolmanı, eklem hipermobilitesi ve erken artrit görülür. Sendromik damak yarığının en sık nedenidir
- DiGeorge sendromu (22q11.2 delesyon sendromu): Velofarengeal yetmezlik, konotrunkal kalp defektleri, hipokalsemi, timik hipoplazi ve karakteristik yüz görünümü ile kendini gösterir. Damak yarığı veya submüköz yarık sıklıkla eşlik eder
- Fetal alkol sendromu: Prenatal alkol maruziyetine bağlı karakteristik yüz bulguları (kısa palpebral fissür, düz filtrum, ince üst dudak), büyüme geriliği ve nörogelişimsel bozukluklar görülür. Dudak-damak yarığı eşlik edebilir
- Amniyon bant sendromu: Amniyon zarının yırtılması sonucu oluşan bantlar fetal yapılara yapışarak asimetrik yarıklar, ekstremite amputasyonları ve kranial defektler oluşturabilir. Atipik yarık lokalizasyonu ile klasik yarıklardan ayrılır
Tedavi Yaklaşımları
Dudak-damak yarığı tedavisi, doğumdan erişkinliğe kadar uzanan uzun soluklu ve multidisipliner bir süreçtir. Plastik cerrahi, ortodonti, kulak burun boğaz, konuşma terapisi, odyoloji, pedodonti, psikoloji ve genetik uzmanlarından oluşan yarık damak ekibi koordineli çalışmalıdır.
Cerrahi Tedavi Protokolü
- Presurjikal ortopedi (0-3 ay): Doğumdan hemen sonra Nasoalveolar Molding (NAM) apareyi ile burun ve alveol segmentlerinin cerrahi öncesi şekillendirilmesi sağlanır. Bu uygulama cerrahi sonuçları iyileştirir ve skar oluşumunu azaltır
- Dudak onarımı - Keiloplasti (3-6 ay): "10 kuralı" uygulanır: en az 10 haftalık, 10 pound (4,5 kg) ağırlığında ve hemoglobin değeri 10 g/dL üzerinde olmalıdır. Tek taraflı yarıklarda Millard rotasyon-ilerleme tekniği veya Fisher tekniği, çift taraflı yarıklarda Mulliken tekniği sıklıkla tercih edilir
- Damak onarımı - Palatoplasti (9-18 ay): Konuşma gelişimi başlamadan önce damak bütünlüğünün sağlanması hedeflenir. Bardach iki flepl tekniği, Furlow Z-plasti veya Von Langenbeck tekniği kullanılabilir. Furlow tekniği velofarengeal fonksiyon açısından üstün sonuçlar vermektedir
- Ventilasyon tüpü takılması (6-18 ay): Seröz otitis media gelişen hastalarda timpanostomi tüpü yerleştirilir. Damak yarıklı çocukların yüzde 90ından fazlasında en az bir kez tüp takılması gerekmektedir
- Konuşma cerrahisi (3-6 yaş): Palatoplasti sonrası velofarengeal yetmezlik devam ederse farengeal flep, sfinkter farengoplasti veya Furlow Z-plasti revizyonu yapılabilir
- Alveolar kemik grefti (8-11 yaş): Kanin dişin sürmesinden önce, karışık dişlenme döneminde alveolar yarığa iliak krest veya tibiadan alınan spongiöz kemik grefti yerleştirilir. Greft başarısı Bergland skalası ile değerlendirilir
- Ortodontik tedavi (7-18 yaş): Birinci fazda üst çene genişletmesi ve diş dizilimi, ikinci fazda sabit ortodontik tedavi uygulanır. Distraksion osteogenezi ile ileri maksiller hipoplazi tedavi edilebilir
- Rinoplasti ve dudak revizyonu (16-18 yaş): İskelet büyümesi tamamlandıktan sonra definitif burun düzeltmesi ve dudak skar revizyonu yapılır
- Ortognatik cerrahi (17-21 yaş): Ciddi maksiller hipoplazi vakalarında Le Fort I osteotomisi ile üst çene ilerletmesi gerçekleştirilir. İlerletme miktarı genellikle 4-10 mm arasındadır
Medikal Tedavi
- Antibiyotik profilaksisi: Tekrarlayan otitis media ataklarında amoksisilin 20-40 mg/kg/gün dozunda profilaktik olarak uygulanabilir
- Nazal steroid spreyleri: Östaki tüpü disfonksiyonunda mometazon furoat 50 mcg/gün nazal sprey faydalı olabilir
- Demir takviyesi: Beslenme güçlüğüne bağlı demir eksikliği anemisi gelişen bebeklerde ferröz sülfat 3-6 mg/kg/gün dozunda uygulanır
- D vitamini ve kalsiyum: Büyüme geriliği olan çocuklarda günlük 400-1000 IU D vitamini ve yaşa uygun kalsiyum takviyesi önerilir
Konuşma Terapisi
Konuşma terapisi yarık damak tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. 12. aydan itibaren dil gelişimi izlenir; 18-24 ay arasında aktif terapi başlar. Kompansatuvar artikülasyon bozuklukları (glottal stop, farengeal frikativ, nazal frikativ) hedeflenir. Haftada 1-2 seans olmak üzere en az 6-12 ay süren terapi programları uygulanır. Hipernazalite için görsel biyofeedback cihazları ve nazometre kullanılarak tedavi etkinliği artırılır.
Komplikasyonlar
Dudak-damak yarığına bağlı komplikasyonlar hem yarığın kendisinden hem de cerrahi tedavilerden kaynaklanabilir.
Yarığa Bağlı Komplikasyonlar
- Kronik otitis media ve işitme kaybı: Damak yarıklı çocukların yüzde 90ından fazlasında seröz otitis media gelişir. Tedavi edilmezse iletim tipi işitme kaybı (20-40 dB) ve dil gelişiminde gecikme meydana gelir
- Konuşma ve dil bozuklukları: Velofarengeal yetmezlik nedeniyle hipernazalite, nazal hava kaçağı ve kompansatuvar artikülasyon bozuklukları ortaya çıkar. Hastaların yüzde 20-30unda cerrahi sonrası bile velofarengeal yetmezlik devam edebilir
- Dental ve ortodontik sorunlar: Yarık bölgesinde diş eksikliği yüzde 50 oranında görülür. Üst çene darlığı, çapraz kapanış ve sınıf III maloklüzyon sık rastlanan bulgulardır
- Beslenme yetersizliği ve büyüme geriliği: İlk 6 ayda ağırlık artışında yüzde 10-15 oranında gerilik saptanabilir
- Psikososyal sorunlar: Okul çağında akran zorbalığı, özsaygı düşüklüğü ve sosyal kaçınma davranışları görülebilir
Cerrahi Komplikasyonlar
- Oronazal fistül: Palatoplasti sonrası en sık komplikasyondur; yüzde 5-35 oranında görülür. Sert damak-yumuşak damak bileşkesi en sık fistül yeridir
- Velofarengeal yetmezlik: Primer palatoplasti sonrası yüzde 5-30 oranında devam eden velofarengeal yetmezlik rapor edilmektedir
- Maksiller büyüme geriliği: Cerrahi skar dokusu üst çenenin büyümesini kısıtlar. Hastaların yüzde 25-40ında ortognatik cerrahi gereksinimi doğar
- Kanama ve enfeksiyon: Erken cerrahi komplikasyonlar olup modern anestezi ve cerrahi tekniklerle oranları oldukça düşmüştür
- Yara açılması (dehissens): Cerrahi sonrası travma veya enfeksiyona bağlı olarak yüzde 1-3 oranında görülebilir
Korunma ve Önleme Stratejileri
Dudak-damak yarığının tamamen önlenmesi mümkün olmamakla birlikte, bilinen risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla insidans önemli ölçüde azaltılabilir.
- Folik asit takviyesi: Gebelik planlanmadan en az 3 ay önce başlanarak ilk trimester boyunca günlük 400-800 mikrogram folik asit alınması yarık riskini yüzde 25-50 oranında azaltır. Daha önce yarıklı çocuk doğurmuş annelerde doz günlük 4 mg olarak artırılmalıdır
- Sigara ve alkol kullanımının bırakılması: Gebelik öncesi ve sırasında sigara ve alkolden tamamen uzak durulmalıdır
- Teratojenik ilaçlardan kaçınma: Gebelik planlandığında kullanılan ilaçlar gözden geçirilmeli, özellikle antiepileptikler düşük teratojenisite potansiyeli olan alternatiflerle değiştirilmelidir. Valproik asit yerine lamotrijin veya levetirasetam tercih edilmelidir
- Diyabet kontrolü: Pregestasyonel diyabetli kadınlarda gebelik öncesi HbA1c düzeyinin yüzde 6,5 altına düşürülmesi hedeflenmelidir
- Genetik danışmanlık: Ailede yarık öyküsü olan çiftlere prekonspesiyonel genetik danışmanlık verilmelidir. Tekrarlama riski ve prenatal tanı seçenekleri hakkında bilgilendirme yapılmalıdır
- Obezite kontrolü: Gebelik öncesi vücut kitle indeksinin 25 altında tutulması hedeflenmelidir
- Enfeksiyonlardan korunma: Rubella aşılaması ve toksoplazmadan korunma önlemleri alınmalıdır
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Dudak-damak yarığı tanılı hastaların düzenli takibi multidisipliner ekip tarafından yürütülmelidir. Ancak aşağıdaki durumlarda acil veya erken değerlendirme gereklidir:
- Yenidoğan döneminde beslenme güçlüğü, yetersiz kilo alımı veya aspirasyon belirtileri varsa
- Tekrarlayan kulak enfeksiyonları veya kulaktan akıntı geliyorsa
- İşitme kaybı şüphesi varsa, örneğin bebeğin seslere tepki vermemesi durumunda
- 18. aydan sonra konuşma gelişiminde belirgin gecikme veya anlaşılmayan konuşma mevcutsa
- Cerrahi sonrası ağızdan buruna sıvı geçişi devam ediyorsa, bu oronazal fistül işareti olabilir
- Burundan yemek parçaları veya sıvı geliyorsa
- Ateş, şişlik, kötü koku gibi cerrahi alan enfeksiyonu bulguları varsa
- Diş sürmesinde belirgin gecikme veya anormal diş pozisyonları fark edildiyse
- Çocukta sosyal izolasyon, okul başarısızlığı veya davranış değişiklikleri gözleniyorsa
- Yüz büyümesinde asimetri veya alt çenenin üst çeneden belirgin ileride olduğu fark edildiyse
Ayrıca genetik danışmanlık almamış aileler, yeni gebelik planlamadan önce mutlaka uzman değerlendirmesine başvurmalıdır. Ailede yarık öyküsü olan bireylerin prenatal tarama programlarına dahil edilmesi önemlidir.
Koru Hastanesi Olarak Yanınızdayız
Dudak-damak yarığı, erken tanı ve sistematik tedavi yaklaşımı ile başarılı şekilde yönetilebilen bir konjenital anomalidir. Doğumdan erişkinliğe kadar uzanan tedavi sürecinde multidisipliner ekip çalışması, cerrahi müdahaleler, ortodontik tedaviler, konuşma terapisi ve psikolojik destek bir bütün olarak ele alınmalıdır. Günümüzde uygulanan modern cerrahi teknikler ve bütüncül tedavi protokolleri sayesinde yarıklı hastaların büyük çoğunluğu fonksiyonel ve estetik açıdan tatmin edici sonuçlara ulaşabilmektedir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, dudak-damak yarığı tanı ve tedavi sürecinde en güncel bilimsel veriler ışığında, multidisipliner bir yaklaşımla hastalarımıza kapsamlı hizmet sunmaktadır.






