Diyabet (diabetes mellitus), dünya genelinde hızla artan prevalansıyla 21. yüzyılın en önemli kronik sağlık sorunlarından birini oluşturmaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre 2021 yılında dünyada yaklaşık 537 milyon yetişkin diyabetle yaşamaktayken, bu sayının 2045 yılına kadar 783 milyona ulaşması öngörülmektedir. Türkiye'de ise erişkin nüfusun yaklaşık %15'inde diyabet mevcut olup, ülkemiz Avrupa'da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülkeler arasında yer almaktadır.
Diyabet Nedir?
Diyabet, pankreasın yeterli insülin üretememesi veya üretilen insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması sonucu kan glukoz düzeyinin kronik olarak yüksek seyrettiği bir metabolik hastalıklar grubudur. İnsülin, pankreas beta hücrelerinden salgılanan ve glukozun hücrelere girişini sağlayan vital bir hormondur. İnsülin eksikliği veya insülin direnci durumunda glukoz kanda birikir ve hiperglisemi ortaya çıkar.
Diyabetin başlıca tipleri Tip 1, Tip 2, gestasyonel diyabet ve diğer spesifik tiplerdir. Tip 2 diyabet tüm olguların %90-95'ini oluştururken, Tip 1 diyabet %5-10'unu oluşturur. Her iki tip de farklı patofizyolojik mekanizmalarla gelişir ancak ortak sonuç kronik hiperglisemi ve buna bağlı komplikasyonlardır.
Diyabet Nedenleri ve Risk Faktörleri
Diyabetin gelişim mekanizmaları tipe göre farklılık gösterir:
Tip 1 Diyabet Nedenleri
- Otoimmün yıkım: Bağışıklık sistemi hatalı olarak pankreas beta hücrelerini hedef alır ve yıkar. HLA-DR3 ve HLA-DR4 genotipleri ile güçlü ilişki mevcuttur.
- Genetik yatkınlık: İnsan lökosit antijeni (HLA) bölgesindeki gen varyantları riski artırır. Birinci derece akrabada Tip 1 diyabet olması riski %5-6'ya çıkarır.
- Çevresel tetikleyiciler: Enteroviral enfeksiyonlar (özellikle Coxsackie B virüsü), erken dönem inek sütü proteinine maruziyet ve D vitamini eksikliği tetikleyici olarak öne sürülmektedir.
Tip 2 Diyabet Nedenleri
- İnsülin direnci: Hedef dokularda (kas, karaciğer, yağ dokusu) insülin sinyalizasyonunun bozulması ana patofizyolojik mekanizmadır.
- Progresif beta hücre disfonksiyonu: Başlangıçta kompansatuar hiperinsülinemi ile kan şekeri kontrol edilirken, zamanla beta hücre fonksiyon kaybı ilerler.
- Genetik faktörler: 100'den fazla genetik lokus Tip 2 diyabet riskiyle ilişkilendirilmiştir. TCF7L2 geni en güçlü risk lokusudur.
- Obezite: Özellikle viseral adipozite insülin direncinin başlıca nedenidir. Adipositokinler ve serbest yağ asitlerinin artışı insülin sinyalizasyonunu bozar.
- Fiziksel inaktivite: Kas dokusundaki GLUT4 reseptör ekspresyonunu azaltarak insülin duyarlılığını düşürür.
- Beslenme alışkanlıkları: Yüksek glisemik indeksli gıdalar, işlenmiş gıdalar ve şekerli içeceklerin aşırı tüketimi riski artırır.
- Yaş: 45 yaş üzerinde risk belirgin şekilde artar, ancak günümüzde obezite epidemisiyle birlikte genç yaşta Tip 2 diyabet giderek daha sık görülmektedir.
Diyabet Belirtileri
Diyabetin klasik semptomları hipergliseminin derecesiyle doğru orantılıdır:
- Poliüri (sık idrara çıkma): Kan glukoz düzeyi böbreğin reabsorpsiyon eşiğini aştığında glukozüri oluşur ve ozmotik diürez nedeniyle idrar miktarı artar.
- Polidipsi (aşırı susama): Poliüriye bağlı sıvı kaybı, ozmotik dehidratasyona ve hiperozmolaliteye yol açarak susama hissini tetikler.
- Polifaji (aşırı açlık hissi): Hücrelerin glukoz kullanamaması nedeniyle enerji açığı oluşur ve açlık hissi artar.
- Kilo kaybı: Özellikle Tip 1 diyabette belirgin olup, insülin yokluğunda protein ve yağ yıkımının hızlanmasına bağlıdır.
- Yorgunluk ve halsizlik: Hücresel enerji üretiminin bozulmasına bağlıdır.
- Bulanık görme: Hiperglisemiye bağlı lens ozmotik değişiklikleri geçici görme bozukluğuna neden olur.
- Yara iyileşmesinde gecikme: Hiperglisemi nötrofil fonksiyonunu ve kollajen sentezini bozar.
- Tekrarlayan enfeksiyonlar: Özellikle üriner sistem enfeksiyonları, vajinal kandidiyaz ve deri enfeksiyonları sık görülür.
- Uyuşma ve karıncalanma: Diyabetik periferik nöropatinin erken belirtisi olabilir.
Diyabet Tanısı
Diyabet tanısında aşağıdaki kriterlerden herhangi birinin karşılanması yeterlidir:
- Açlık plazma glukozu (APG): ≥126 mg/dL (en az 8 saatlik açlık sonrası, iki ayrı ölçümde)
- Oral glukoz tolerans testi (OGTT): 75 gram glukoz yüklenmesinden 2 saat sonra plazma glukozu ≥200 mg/dL
- HbA1c: ≥%6,5 (standardize laboratuvar yöntemiyle)
- Rastgele plazma glukozu: ≥200 mg/dL (klasik diyabet semptomları eşliğinde)
Prediyabet tanısı ise APG 100-125 mg/dL, OGTT 2. saat değeri 140-199 mg/dL veya HbA1c %5,7-6,4 aralığında konur.
Diyabette Ayırıcı Tanı
Hipergliseminin değerlendirilmesinde aşağıdaki durumlar ayırıcı tanıda düşünülmelidir:
- Tip 1 ve Tip 2 diyabet ayrımı: Anti-GAD, anti-IA-2 ve anti-ZnT8 antikorları ile C-peptid düzeyi bu ayrımda kullanılır.
- LADA (Latent Autoimmune Diabetes in Adults): Erişkin yaşta başlayan, yavaş seyirli otoimmün diyabettir. Başlangıçta Tip 2'ye benzer ancak otoantikor pozitifliği mevcuttur.
- MODY (Maturity-Onset Diabetes of the Young): Monogenik diyabet formlarıdır. Otozomal dominant kalıtım, genç yaşta başlangıç ve aile öyküsü karakteristiktir.
- Sekonder diyabet: Pankreatit, pankreatektomi, hemokromatoz, Cushing sendromu, akromegali veya ilaçlara bağlı gelişebilir.
- Stres hiperglisemisi: Akut hastalık, travma veya cerrahi sırasında geçici hiperglisemi görülebilir.
- Gestasyonel diyabet: Gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde ortaya çıkar ve genellikle doğum sonrası düzelir.
Diyabet Tedavisi
Diyabet tedavisi, diyabet tipine göre farklılık göstermekle birlikte, yaşam tarzı müdahaleleri ve farmakoterapi temel bileşenlerdir:
Yaşam Tarzı Değişiklikleri
- Tıbbi beslenme tedavisi: Karbonhidrat sayımı, glisemik indeks farkındalığı ve porsiyon kontrolü eğitimi verilir.
- Egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik aktivite ve haftada 2-3 gün dirençli egzersiz önerilir.
- Kilo yönetimi: Tip 2 diyabette %5-10 kilo kaybı glisemik kontrolü önemli ölçüde iyileştirir.
Farmakolojik Tedavi
- Tip 1 diyabet: Yaşam boyu insülin tedavisi zorunludur. Bazal-bolus insülin rejimi veya insülin pompası kullanılır.
- Tip 2 diyabet: Metformin birinci basamak tedavidir. Yetersiz kalındığında SGLT2 inhibitörleri, GLP-1 reseptör agonistleri, DPP-4 inhibitörleri, sülfonilüreler veya insülin eklenebilir.
- Kardiyovasküler veya renal fayda: Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık veya kronik böbrek hastalığı olan hastalarda SGLT2 inhibitörleri ve/veya GLP-1 reseptör agonistleri HbA1c düzeyinden bağımsız olarak tercih edilmelidir.
Diyabet Komplikasyonları
Kronik hiperglisemi, mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonlara yol açar:
Mikrovasküler Komplikasyonlar
- Diyabetik retinopati: Diyabetin en sık görülen mikrovasküler komplikasyonu olup çalışma çağında körlüğün önde gelen nedenidir.
- Diyabetik nefropati: Son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenidir. Mikroalbuminüri ile başlar, progresif proteinüri ve GFR düşüşü ile ilerler.
- Diyabetik nöropati: Distal simetrik polinöropati en sık formudur. Otonom nöropati kardiyovasküler, gastrointestinal ve genitoüriner sistemi etkileyebilir.
Makrovasküler Komplikasyonlar
- Koroner arter hastalığı: Diyabetli hastalarda miyokard enfarktüsü riski 2-4 kat artmıştır.
- Serebrovasküler hastalık: İnme riski belirgin şekilde artar.
- Periferik arter hastalığı: Diyabetik ayak ülserleri ve alt ekstremite amputasyonlarının temel nedenidir.
Diyabetten Korunma
Özellikle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır:
- Sağlıklı beslenme: Tam tahıllar, sebze, meyve ve sağlıklı yağlardan zengin Akdeniz tipi diyet benimsenmelidir.
- Düzenli fiziksel aktivite: Günde en az 30 dakika orta yoğunlukta yürüyüş insülin duyarlılığını artırır.
- Kilo kontrolü: İdeal vücut ağırlığının korunması en etkili koruyucu önlemdir.
- Prediyabet yönetimi: Prediyabet tanılı bireylerde yapılandırılmış yaşam tarzı programları diyabet gelişim riskini %58'e kadar azaltır.
- Düzenli tarama: Risk faktörü taşıyan bireyler yıllık açlık kan şekeri ve/veya HbA1c ile taranmalıdır.
- Sigara bırakma: Sigara insülin direncini artırarak diyabet riskini yükseltir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda bir endokrinoloji veya iç hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır:
- Aşırı susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı gibi klasik diyabet semptomlarının varlığı
- Ailede diyabet öyküsü olup risk faktörlerinin bulunması
- Prediyabet tanısı alan bireylerde kan şekeri düzeylerinin izlenmesi
- Mevcut diyabet tedavisine rağmen kan şekeri kontrolünün bozulması
- Diyabetik komplikasyon belirtileri (görme bozukluğu, ayak uyuşması, yara iyileşmesinde gecikme)
- Bulantı, kusma, karın ağrısı ve aseton kokulu nefes gibi diyabetik ketoasidoz belirtileri (acil başvuru)
- Hipoglisemi atakları (terleme, titreme, çarpıntı, bilinç bulanıklığı)
Diyabet, yaşam boyu süren ve multidisipliner bir yaklaşım gerektiren kronik bir metabolik hastalıktır. Erken tanı, etkin glisemik kontrol, düzenli komplikasyon taraması ve hasta eğitimi, diyabet yönetiminin temel prensiplerini oluşturur. Koru Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü olarak, diyabet tanı, tedavi ve takibinde güncel kanıta dayalı tıp uygulamalarıyla hastalarımızın yanındayız.








