Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocuklarda Wilms Tümörü

Wilms Tümörü Çocuklarda, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini.

Çocuklarda görülen böbrek tümörleri arasında en sık karşılaşılan tablolardan biri Wilms tümörüdür. Nefroblastom olarak da bilinen bu tümör, özellikle beş yaşın altındaki çocuklarda ortaya çıkar ve böbreğin embriyonel dönemde gelişimini tamamlayamamış hücrelerinden köken alır. Genellikle tek taraflı görülse de bazı durumlarda her iki böbreği birden etkileyebilir. Erken dönemde fark edildiğinde ve uygun bir izlemle yönetildiğinde çocukların büyük çoğunluğunda olumlu sonuçlar alınabilir.

Aileler için bu tablo başlangıçta korkutucu olsa da günümüzde çocukluk çağı kanserleri arasında en yüz güldüren sonuçlara sahip olan grupların başında gelir. Karın bölgesinde elle hissedilen bir kitle, idrar renginde değişiklik veya açıklanamayan karın ağrısı gibi bulgular ailelerin dikkatini çeken ilk işaretlerdir. Bu nedenle çocuk takip muayenelerinde karın muayenesi atlanmaması gereken temel bir adımdır ve şüpheli her bulgu çocuk hematoloji ve onkoloji uzmanlarınca ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.

Kimlerde Görülür?

Wilms tümörü, çocukluk çağı böbrek tümörlerinin yaklaşık doksan beşini oluşturan bir tablodur ve sıklıkla iki ile beş yaş aralığındaki çocuklarda ortaya çıkar. Yenidoğan döneminde ya da on yaş üzerinde görülmesi oldukça nadirdir. Cinsiyet açısından kız çocuklarında erkek çocuklara kıyasla biraz daha sık rastlanır. Bu yaş grubundaki çocuklarda karın muayenesinin titizlikle yapılması, henüz belirti vermeyen olguların erken yakalanmasına katkı sağlar.

Genetik yatkınlığın belirgin biçimde rol oynadığı bir kısım çocukta risk daha yüksektir. WAGR sendromu, Denys-Drash sendromu ve Beckwith-Wiedemann sendromu gibi tabloların eşlik ettiği çocuklarda bu tümörle karşılaşma olasılığı artar. Aynı şekilde tek taraflı vücut büyümesi olan hemihipertrofi durumlarında da risk biraz daha yüksek seyreder. Bu nedenle söz konusu sendromları taşıyan çocuklarda belirli aralıklarla karın ultrasonu yapılması önerilen bir izlem yaklaşımıdır.

Aile öyküsünde Wilms tümörü bulunan çocuklarda da dikkatli bir izlem gerekir, ancak bu olguların oranı toplam vakaların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturur. Pek çok çocukta belirgin bir genetik ya da çevresel risk etkeni saptanamaz; tümör herhangi bir öncü işaret olmaksızın gelişebilir. Bu durum, sağlıklı görünen çocuklarda da rutin pediatri muayenelerinin önemini ortaya koyar. Düzenli takiplerde fark edilen küçük bulgular, sürecin lehe çevrilmesinde belirleyici unsurdur.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Çocuklarda Wilms tümörünün en sık fark edilen bulgusu, karın bölgesinde elle hissedilen sert ya da yarı sert bir kitledir. Genellikle banyo sırasında ya da çocuk giydirilirken anne baba tarafından tesadüfen fark edilir. Bu kitle çoğunlukla ağrısızdır ve karnın bir tarafında daha belirgin biçimde şişkinlik oluşturur. Çocuğun pantolonu zor kapanmaya başladığında ya da karnında orantısız bir genişleme dikkat çektiğinde aileler hekime başvurur.

Bazı çocuklarda idrarda gözle görünür ya da yalnızca tahlille fark edilen kanama ortaya çıkabilir. Bu bulgu hematüri olarak adlandırılır ve idrarın pembe, kırmızı ya da çay rengine dönmesi şeklinde kendini gösterir. Kan basıncında yükselme de tabloya eşlik edebilen bulgular arasındadır; tümörün böbrek dokusunu sıkıştırması nedeniyle renin adı verilen hormonun salgılanması artabilir. Bu durum baş ağrısı, huzursuzluk ve uyku düzensizliği biçiminde yansıyabilir.

Çocukta iştahsızlık, kilo alımında duraklama, halsizlik ve solukluk gibi genel belirtiler de görülebilir. Karın ağrısı bazı olgularda hafif bir rahatsızlık biçiminde başlayıp zamanla belirginleşir. Ateş, kusma ve kabızlık gibi şikayetler tabloya eklenebilir, ancak bunlar her olguda görülen bulgular değildir. Nadiren tümör içine kanama olması durumunda ani başlayan karın ağrısı ve ciltte solukluk gelişebilir; bu tablo acil değerlendirme gerektirir.

  • Karnın bir tarafında sert, ağrısız kitle hissi
  • İdrarda renk değişikliği veya gözle görülür kanama
  • Açıklanamayan yüksek tansiyon ve baş ağrısı
  • İştah kaybı, halsizlik ve solgun bir görünüm
  • Karında dolgunluk hissi ve giysilerin dar gelmesi

Nedenleri Nelerdir?

Wilms tümörünün gelişiminde temel etken, böbreğin anne karnındaki gelişimi sırasında olgunlaşmasını tamamlayamayan hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasıdır. Normalde doğumdan kısa süre önce kaybolması gereken nefrojenik artıklar bazı çocuklarda kalmaya devam eder. Bu hücreler ileriki dönemde tümör gelişimi için zemin oluşturabilir. Süreç tek bir nedenle açıklanamaz; birden çok genetik ve hücresel etkenin bir arada rol oynadığı düşünülmektedir.

Bilimsel çalışmalar bazı genlerdeki değişikliklerin tabloya yol açabileceğini göstermiştir. WT1 ve WT2 olarak adlandırılan genlerdeki bozulmalar, böbrek gelişimini düzenleyen sinyalleri etkileyerek tümör oluşumunu kolaylaştırabilir. CTNNB1 ve WTX gibi diğer genler de hücre büyümesini düzenleyen yolaklarda görev alır ve bu genlerdeki değişimler hücrelerin denetimsiz çoğalmasına ortam hazırlar. Ancak bu genetik değişiklikler her olguda gösterilemez.

Çevresel etkenlerin bu tabloyla doğrudan bağlantısı net biçimde kanıtlanmamıştır. Hamilelik döneminde maruz kalınan bazı kimyasalların ya da annenin yaşı gibi etkenlerin küçük katkıları olabileceği ileri sürülse de bu konuda kesin yargılara varmak için kapsamlı çalışmalar sürmektedir. Anne babanın yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları veya çocukluk dönemi besinleri Wilms tümörünün ortaya çıkışında belirleyici unsur olarak kabul edilmez. Bu yönüyle hastalığın doğrudan önlenmesi mümkün değildir.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinin ilk adımı, ayrıntılı bir öykü ve dikkatli bir fizik muayenedir. Hekim, karnın yumuşak biçimde palpasyonuyla kitleyi değerlendirir; kitlenin boyutu, kıvamı, hareketliliği ve diğer organlarla ilişkisi hakkında ilk bilgiler bu sayede elde edilir. Tansiyon ölçümü, lenf bezlerinin incelenmesi ve eşlik edebilecek doğumsal anomalilerin gözden geçirilmesi de bu aşamanın temel parçalarıdır. Çocuğun büyüme eğrisi ve genel durumu da değerlendirmeye katılır.

Görüntüleme yöntemleri tanıda merkezi bir yer tutar. Karın ultrasonu, hem ulaşılabilir hem de radyasyon içermeyen bir yöntem olduğu için ilk tercih edilen incelemedir. Tümörün böbrek kaynaklı olup olmadığı, boyutları ve damarsal yapılarla ilişkisi ultrason ile büyük ölçüde anlaşılabilir. Ardından bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme uygulanır; bu yöntemler tümörün yayılımı, lenf bezleri ve diğer organlarla ilişkisi hakkında ayrıntılı bilgi sağlar.

Akciğer grafisi ya da akciğer tomografisi, olası uzak yayılımın değerlendirilmesi açısından gereklidir. Kan tahlilleri böbrek ve karaciğer işlevlerini, kan sayımını ve genel metabolik durumu ortaya koyar. İdrar incelemesinde hematüri ya da diğer bulgular değerlendirilir. Bazı olgularda doku tanısı için ince iğne biyopsisi uygulanabilirse de pek çok merkezde tanı, görüntüleme bulgularıyla konularak cerrahi sırasında alınan örnekle kesin tanı sağlar. Bu adımlar bir arada planlanır.

  • Ayrıntılı öykü ve karın muayenesi
  • Karın ultrasonografisi ile ilk değerlendirme
  • Bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme
  • Akciğer görüntülemesi ve geniş laboratuvar incelemeleri
  • Gerekli olgularda doku örneklemesi ve patoloji incelemesi

Komplikasyonlar Nelerdir?

Erken dönemde fark edilmeyen olgularda tümörün büyümesi sürdükçe karın içinde belirgin bir basınç oluşur. Bu durum çocuğun yemek yemesini güçleştirebilir, mide bulantısı ve kusmaya yol açabilir. Aynı zamanda bağırsak hareketlerinde yavaşlama, kabızlık ve karında dolgunluk hissi belirginleşebilir. Tümör içine kanama gelişmesi durumunda ani başlayan karın ağrısı ve ciltte solukluk gibi acil değerlendirme gerektiren bulgular ortaya çıkabilir.

Yüksek tansiyon, bu tabloda dikkat edilmesi gereken bir başka durumdur. Sürekli yüksek seyreden kan basıncı çocuğun kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bunun yanı sıra tümörün böbrek toplardamarına ya da ana toplardamara doğru ilerleyerek pıhtı oluşturması nadir görülen ancak ciddi bir komplikasyondur. Bu pıhtının akciğere ulaşması durumunda solunum sıkıntısı ve göğüs ağrısı gibi tablolar gelişebilir; bu nedenle damarsal yapıların görüntüleme ile titiz biçimde incelenmesi büyük önem taşır.

Uzun süreli izlem sürecinde de bazı durumlara karşı dikkatli olmak gerekir. Bir böbreğin çıkarıldığı çocuklarda diğer böbreğin korunması, yoğun kontak sporlardan kaçınılması ve böbrek dostu bir yaşam tarzının benimsenmesi önerilir. Tedavi sürecinin ardından çocukların büyüme, gelişim ve organ işlevleri açısından düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. Bu izlem, olası geç dönem etkilerin erken fark edilmesine ve hızla yönetilmesine olanak tanır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzun karnında elle hissedilen, daha önce fark etmediğiniz bir kitle ya da şişkinlik dikkatinizi çektiyse vakit kaybetmeden bir çocuk hekimine başvurmanız gerekir. Bu tablo her zaman ciddi bir hastalığa işaret etmese de erken değerlendirme süreci kolaylaştırır. Banyo sırasında, giydirme anında ya da çocuğunuza sarılırken hissettiğiniz olağandışı bir sertlik ihmal edilmemesi gereken bir uyarıdır ve dikkatli bir muayene gerektirir.

İdrarın renginde değişiklik, gözle görülür kan, sık tekrarlayan karın ağrısı, açıklanamayan halsizlik ya da iştahsızlık gibi bulgular fark edildiğinde de hekime başvurmak yerinde olur. Çocuğunuzda nedeni anlaşılamayan yüksek tansiyon saptanmışsa, ailede genetik sendrom öyküsü varsa veya rutin muayenelerde karın bölgesinde şüpheli bir bulguya rastlanmışsa ileri inceleme gereklidir. Ateşin uzun süre devam etmesi de göz ardı edilmemesi gereken bir işarettir.

Aileler için en güvenli yol, çocuğun büyüme takibini aksatmamak ve şüpheli bulgular karşısında bekleme süresini uzatmamaktır. Çocuğunuzun davranışlarında, beslenme alışkanlıklarında ya da genel enerjisinde belirgin bir değişiklik fark ediyorsanız bu durumu hekiminize aktarmanızda yarar vardır. Erken başvuru, sürecin hızlı planlanmasını ve uygun adımların zamanında atılmasını sağlar; böylece çocuğunuzun tedavi sürecinde elde edilecek sonuç belirgin biçimde olumlu yönde etkilenir.

Son Değerlendirme

Çocuklarda Wilms tümörü, erken fark edildiğinde ve uygun bir ekip tarafından yönetildiğinde yüz güldüren sonuçlara ulaşılan bir tablodur. Karında ağrısız bir kitle, idrar renginde değişiklik ya da açıklanamayan tansiyon yüksekliği gibi bulgular ailelerin dikkatini çeken ilk işaretlerdir. Görüntüleme yöntemleri, laboratuvar incelemeleri ve gerektiğinde patoloji değerlendirmesi tanı sürecinin temel basamaklarını oluşturur; çok yönlü bir yaklaşımla süreç planlanır ve titizlikle yürütülür.

Çocuklarda wilms tümörü gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Wilms Tümörü ve Diğer Çocukluk Çağı Böbrek Tümörleri Tedavisicancer.gov/types/kidney/hp/wilms-treatment-pdq
  2. MedlinePlus - U.S. National Library of Medicine — Wilms Tümörümedlineplus.gov/ency/article/001575.htm
  3. National Cancer Institute (NCI) — Wilms Tümörü Tedavisi (PDQ) - Hasta Sürümücancer.gov/types/kidney/patient/wilms-treatment-pdq

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

18 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.