Çocuk Cerrahisi

Çocuklarda Kasık ve Skrotum Hastalıkları

Çocuklarda İnguinoskrotal Patolojiler Uygulaması – Ayırıcı ve Değerlendirme, pediatrik hasta grubunda dikkatli takip gerektiren bir tablodur.

Çocuklarda kasık ve skrotum (torbacık) bölgesini ilgilendiren hastalıklar, çocuk cerrahisinin günlük pratiğinde sıkça karşılaşılan ve doğru zamanlı değerlendirme gerektiren klinik durumların başında gelmektedir. Bu bölge anatomik olarak karın boşluğu ile genital yapılar arasında bir geçiş bölgesi oluşturduğundan, embriyolojik gelişim sürecinde meydana gelebilecek küçük aksaklıklar bile ileride farklı tablolar şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Erkek çocuklarda testislerin karın içinden skrotuma inişi ve periton zarının bu süreçte kapanması, kasık bölgesindeki pek çok hastalığın temelinde yer alan biyolojik basamakları oluşturmaktadır. Kız çocuklarda ise yuvarlak bağ ve kasık kanalı yapılarının doğru gelişimi, benzer şekilde sağlıklı bir kasık anatomisinin oluşumunda belirleyici rol üstlenmektedir.

Çocukluk çağında görülen kasık ve skrotum hastalıkları, çoğu durumda ailelerin gözle fark edebileceği şişlik, renk değişikliği ya da huzursuzluk gibi bulgularla başlamaktadır. Ancak bazı tabloların belirti vermeden ilerleyebildiği, başka bir sağlık taraması sırasında tesadüfen saptanabildiği de bilinmektedir. Bu nedenle çocuk sağlığı izlemlerinde kasık ve dış genital muayenenin rutin biçimde yapılması büyük önem taşımaktadır. Hastalıkların önemli bir bölümü erken dönemde doğru biçimde değerlendirildiğinde basit girişimlerle yönetilebilirken, gecikmiş tabloların daha karmaşık klinik sonuçlara yol açabildiği bilinmektedir. Bu yazıda çocuklarda en sık karşılaşılan kasık ve torbacık hastalıkları, oluşum mekanizmaları, klinik özellikleri ve yaklaşım ilkeleri çerçevesinde ele alınmaktadır.

İnguinal herni, yani kasık fıtığı, çocuklarda en sık görülen cerrahi tablolardan biridir. Erkek çocuklarda kız çocuklara göre belirgin olarak daha sık karşılaşılmakta, prematüre doğan bebeklerde ise sıklığın belirgin şekilde arttığı gözlenmektedir. Fıtığın temelinde, prosessus vajinalis adı verilen periton uzantısının doğum sonrasında kapanmaması yatmaktadır. Bu açıklık, karın içi basıncının arttığı ağlama, ıkınma ya da öksürme gibi durumlarda barsak ansları veya kız çocuklarda yumurtalık gibi yapıların kasık kanalına doğru itilmesine olanak tanımaktadır. Aileler genellikle bebeğin ağladığı sırada kasık bölgesinde belirginleşen, sakinleştiğinde kaybolan bir şişlik fark etmektedir. Bu şişlik bazen skrotuma kadar uzanabilmekte ve görsel olarak belirgin bir asimetri oluşturmaktadır.

Kasık fıtıklarında en önemli risk, fıtık kesesi içinde sıkışan organın kan dolaşımının bozulmasına yol açan boğulma (inkarserasyon) tablosudur. Bebeğin durdurulamayan ağlaması, kasık bölgesinde sertleşmiş ve geri itilemeyen şişlik, kusma ve karın şişliği boğulmuş fıtık açısından uyarıcı kabul edilmektedir. Bu tablo acil cerrahi değerlendirme gerektirmektedir; çünkü uzun süreli sıkışma barsakta dolaşım bozukluğuna ve kız çocuklarda yumurtalıkta kalıcı hasara neden olabilmektedir. Çocukluk çağı kasık fıtıkları kendiliğinden kapanma eğilimi göstermediğinden, tanı konulduğunda planlı cerrahi yaklaşımla yönetilmesi önerilmektedir. Günümüzde kullanılan yöntemler arasında klasik açık onarım ve laparoskopik teknikler yer almakta, hangi yöntemin uygun olacağı çocuğun yaşı, fıtığın özellikleri ve eşlik eden bulgulara göre belirlenmektedir.

Hidrosel, skrotum içinde testisin etrafında sıvı birikmesi ile karakterize bir durumdur. Yenidoğan döneminde sıkça karşılaşılan bu tablo, prosessus vajinalisin tam olarak kapanmaması sonucu karın içi sıvısının skrotuma sızması veya skrotumda lokal sıvı üretimi ile açıklanmaktadır. Hidrosel sıklıkla ağrısız bir şişlik şeklinde fark edilmekte, dokunulduğunda yumuşak ve gergin bir kıvam vermektedir. İletişimli (komünike) hidrosellerde şişlik gün içinde değişkenlik gösterebilmekte; çocuk uzun süre ayakta kaldığında belirginleşirken, dinlenme sonrasında küçülebilmektedir. İletişimsiz hidrosellerde ise sıvı miktarı genellikle sabit kalmakta ve zamanla emilebilmektedir.

Bir yaşın altındaki çocuklarda hidrosellerin önemli bir kısmının kendiliğinden gerilediği bilinmektedir. Bu nedenle erken dönemde cerrahi girişim yerine izlem önerilmektedir. Ancak iki yaşından sonra devam eden, büyüyen ya da iletişimli olduğu düşünülen hidrosellerde cerrahi onarım gündeme gelmektedir. Hidrosel görünümü altında gizlenmiş bir kasık fıtığı olasılığının değerlendirilmesi de klinik takibin temel parçası olarak kabul edilmektedir. Aileler bazen testis kanseri ya da ciddi bir kitle endişesiyle başvurabilmekte, ancak çocukluk çağı hidroseli iyi huylu bir tablo niteliği taşımaktadır. Yine de büyüyen, ani gelişen veya ağrı ile birlikte ortaya çıkan skrotum şişliklerinde ayırıcı tanı amacıyla ultrasonografik inceleme yapılmaktadır.

İnmemiş testis (kriptorşidizm), erkek bebeklerde testisin doğum öncesi süreçte karın içinden skrotuma inememesi durumudur. Zamanında doğan bebeklerde yaklaşık yüzde üç oranında görülürken, prematüre bebeklerde bu oran belirgin biçimde yükselmektedir. Testisin skrotuma inişi, normal ısı ortamında olgunlaşması ve ileride sağlıklı sperm üretimi açısından önem taşımaktadır. Karın içi yüksek ısının testis dokusu üzerinde olumsuz etki oluşturduğu bilinmekte, bu nedenle inmemiş testislerin uzun süre yerinde kalması ileri yaşlarda kısırlık ve testis tümörü riskinde artış ile ilişkilendirilmektedir.

İnmemiş testis tanısı konulan bebeklerde ilk altı ay boyunca testisin kendiliğinden inip inmediği izlenmektedir. Bu süreçte spontan iniş ihtimali bulunmakla birlikte, altı aydan sonra inişin gerçekleşmesi olasılığının belirgin biçimde azaldığı bildirilmektedir. Güncel yaklaşımda altı ay ile on sekiz ay arasındaki dönemde cerrahi olarak testisin skrotuma indirilmesi (orşiopeksi) önerilmektedir. Bu girişim hem testis dokusunun korunması hem de ileride yapılacak kendi kendine muayenenin kolaylaşması açısından değerlidir. Bazı olgularda testis kasıkta elle hissedilebilirken, karın içinde yerleşmiş olgularda laparoskopik değerlendirme tercih edilmektedir. Tek taraflı veya çift taraflı tutulum, yaklaşımın planlanmasında belirleyici olmaktadır.

Akut skrotum, ani başlangıçlı şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklıkla seyreden klinik tablonun genel adıdır ve çocuk cerrahisinde acil değerlendirme gerektiren durumlar arasında yer almaktadır. Bu tablonun en kritik nedeni testis torsiyonu olarak kabul edilmektedir. Testis torsiyonu, testisi besleyen damar yapılarının kendi etrafında dönmesi sonucu dolaşımın bozulması ile ortaya çıkmaktadır. Adolesan dönemde sıklığı artmakla birlikte yenidoğanlarda da görülebilmektedir. Ağrının aniden başlaması, bulantı ve kusmanın eşlik etmesi, etkilenen testisin karşı tarafa göre daha yukarıda konumlanması torsiyonu düşündüren bulgular arasında sayılmaktadır.

Testis torsiyonunda dakikalar önem kazanmaktadır; çünkü dolaşımı bozulan testis dokusunda geri dönüşsüz hasar gelişme riski saatler ilerledikçe belirgin biçimde artmaktadır. İlk altı saat içinde girişim yapılan olgularda testisin korunma şansı yüksekken, gecikmiş başvurularda doku kaybı kaçınılmaz olabilmektedir. Bu nedenle ani başlayan skrotum ağrısı taşıyan her çocuk, aksi kanıtlanana kadar testis torsiyonu kabul edilerek değerlendirilmektedir. Renkli Doppler ultrasonografi tanıda yardımcı olmakla birlikte, klinik şüphenin yüksek olduğu durumlarda gecikmeden cerrahi eksplorasyona geçilmesi önerilmektedir. Cerrahi sırasında etkilenen testis döndürülerek kanlanması sağlanmakta, ardından her iki testis skrotuma sabitlenerek olası tekrarların önüne geçilmektedir.

Hidatid kistinin torsiyonu, akut skrotumun bir diğer önemli nedenini oluşturmaktadır. Testis ve epididim üst kutbunda yer alan embriyolojik kalıntıların kendi etrafında dönmesi sonucu ortaya çıkan bu tablo, klinik olarak testis torsiyonu ile karışabilmektedir. Ancak ağrı genellikle daha az şiddetli, başlangıcı daha sinsi ve skrotum cildinde mavimsi nokta görünümü ile birlikte olabilmektedir. Epididimit ve orşit gibi enflamatuar tablolar da akut skrotum ayırıcı tanısında değerlendirilmekte; bu olgular ateş, idrar yolu yakınmaları ve kademeli başlangıçlı ağrı ile farklılık göstermektedir. Klinik bulguların örtüşebildiği durumlarda görüntüleme ve laboratuvar incelemeleriyle birlikte değerlendirme yapılmakta, gerektiğinde cerrahi eksplorasyon planlanmaktadır.

Varikosel, testisi besleyen toplardamarların genişlemesi ile karakterize bir durumdur ve özellikle adolesan erkek çocuklarda dikkat çekmektedir. Çoğunlukla sol tarafta görülmekte, skrotumda solucan yumağı şeklinde tanımlanan damar görüntüsü ile fark edilmektedir. Ayakta dururken belirginleşen, yatınca azalan bu görünüm uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Bazı olgularda hafif çekme hissi ya da rahatsızlık duygusu tanımlanmaktadır. Varikoselin önemi, ileride sperm üretimi üzerine olası olumsuz etkileri nedeniyle düzenli izlem gerektirmesinden kaynaklanmaktadır. İzlem sırasında etkilenen testisin gelişiminin karşı tarafa göre geri kalması, ağrı yakınmasının belirginleşmesi ya da sperm parametrelerinde bozulma saptanması cerrahi yaklaşımı gündeme getirmektedir. Mikrocerrahi varikoselektomi, laparoskopik bağlama ve girişimsel radyolojik embolizasyon gibi farklı seçenekler arasından çocuğun durumuna uygun olanı belirlenmektedir.

Sünnet sonrası bölgesel sorunlar, çocuk cerrahisinde sık karşılaşılan başvuru nedenleri arasında yer almaktadır. Glandın ileri derecede daralmış bir sünnet derisi tarafından örtülmesi anlamına gelen fimozis, idrar akımında zorlanma, balon şeklinde şişme ve tekrarlayan enflamasyonlara yol açabilmektedir. Bazı olgularda lokal pomadlarla yönetim sağlanırken, ısrarcı tablolarda cerrahi yaklaşım tercih edilmektedir. Sünnet derisinin glans gerisine sıkışarak geri çekilememesi durumu olan parafimozis ise dolaşım bozukluğuna yol açabildiğinden acil değerlendirme gerektirmektedir. Sünnet sonrası yapışıklıklar, deri köprüleri, meatal stenoz ve nadir görülen kanama tabloları da bu başlık altında ele alınmaktadır.

Penil ve skrotal anomaliler arasında hipospadias ve epispadias gibi doğumsal idrar yolu açıklık bozuklukları, gömük penis, peniyl yapışıklıklar ve skrotal transpozisyon gibi tablolar yer almaktadır. Hipospadias, idrar deliğinin penisin alt yüzünde olağan yerinden farklı bir konumda açıldığı durum olarak tanımlanmaktadır. Bu tablo işeme bozukluğu, ileride cinsel işlev güçlükleri ve estetik sorunlara yol açabildiğinden çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisinde rekonstrüktif yaklaşımlarla yönetilmektedir. Cerrahi planlama sıklıkla altı ay ile on sekiz ay arasındaki dönemde yapılmakta, çocuğun anatomik özelliklerine göre tek aşamalı veya çok aşamalı girişimler tercih edilmektedir.

Çocuklarda kasık ve skrotum hastalıklarının değerlendirilmesinde dikkatli bir fizik muayene büyük önem taşımaktadır. Muayenenin sıcak ve sakin bir ortamda yapılması, çocuğun ayakta ve yatar pozisyonda incelenmesi, gerektiğinde Valsalva manevrası ile karın içi basıncının artırılması, ince bulguların gözden kaçmamasına yardımcı olmaktadır. Ultrasonografi, özellikle dolaşım değerlendirmesinde renkli Doppler tekniğiyle birlikte kullanıldığında, akut skrotum, hidrosel, varikosel ve inmemiş testis ayırıcı tanısında değerli bilgiler sunmaktadır. Bazı seçilmiş olgularda manyetik rezonans görüntüleme ya da laparoskopik değerlendirme gerekebilmektedir. Hormonal incelemeler, çift taraflı inmemiş testis ya da cinsiyet gelişim farklılığı şüphesi taşıyan olgularda yol gösterici olmaktadır.

Cerrahi yaklaşım planlanan çocuklarda anestezi güvenliği, ağrı yönetimi ve aile bilgilendirmesi sürecin ayrılmaz parçaları olarak değerlendirilmektedir. Modern çocuk cerrahisi pratiğinde günübirlik girişimler ön plana çıkmakta, çocuğun aynı gün taburcu edilerek tanıdık aile ortamına dönmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşım hem hastane ortamı kaynaklı enfeksiyon risklerini azaltmakta hem de çocuğun psikolojik açıdan daha hızlı toparlanmasına katkı sağlamaktadır. Ameliyat sonrası dönemde yara bakımı, hijyen önlemleri, aşırı fiziksel aktivitenin bir süre kısıtlanması ve ağrı kontrolü için belirlenen ilaç planına uyum başarı şansını yükseltmektedir. Kontrol muayeneleri belirlenen aralıklarla sürdürülmekte; özellikle inmemiş testis, varikosel ve hipospadias gibi tablolarda uzun dönem izlem önerilmektedir.

Çocuklarda kasık ve torbacık bölgesini ilgilendiren hastalıkların büyük çoğunluğu, zamanında tanı konulduğunda iyi seyirli bir süreçle yönetilebilen tablolar arasında yer almaktadır. Ailelerin bebek bezi değişimi, banyo ve giyinme gibi günlük bakım anlarında bu bölgeyi gözlemlemesi, yeni gelişen şişlik, renk değişikliği, asimetri veya huzursuzluk bulgularını erken fark etmesi açısından değerli bir olanak sunmaktadır. Çocuk sağlığı izlemlerinde yapılan rutin muayeneler, henüz belirti vermemiş ancak ilerideki yaşam kalitesini etkileyebilecek tabloların erken aşamada saptanmasına olanak tanımaktadır. Bilgilendirilmiş bir ailenin sakin ve gözlemci yaklaşımı, çocuk cerrahının ayrıntılı değerlendirmesiyle birleştiğinde, çocuklarda kasık ve skrotum hastalıklarına bağlı uzun dönem sorunlar nadiren karşılaşılan bir tablo niteliği kazanmaktadır.

Kaynakça

  1. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI Bookshelf) — Çocuklarda inguinal fıtıkncbi.nlm.nih.gov/books/NBK559108
  2. MedlinePlus - U.S. National Library of Medicine (NLM) — İnmemiş testismedlineplus.gov/ency/article/000973.htm
  3. Mayo Clinic — Testis torsiyonumayoclinic.org/diseases-conditions/testicular-torsion/symptoms-causes/syc-20378270
  4. MedlinePlus - U.S. National Library of Medicine (NIH) — Testis Torsiyonu (Skrotum Acili)medlineplus.gov/ency/article/000517.htm

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Cerrahisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.