Çocuk Kardiyoloji

Çocuklarda İkincil Hipertansiyon

Çocuklarda Sekonder Hipertansiyon, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir.

Çocuklarda kan basıncının normal sınırların üzerinde seyretmesi, eskiden yalnızca yetişkinlere özgü düşünülen ama günümüzde giderek daha sık karşılaşılan bir durumdur. Bu tablonun bir bölümü, doğrudan bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar ve tıp dilinde ikincil (sekonder) hipertansiyon olarak adlandırılır. Yani çocuğun tansiyonu yükselmiştir ama bu yükselişin arkasında böbrek, damar, hormon veya kalp kaynaklı belirli bir neden bulunur. Bu yönüyle, nedeni net olarak ortaya konamayan birincil (primer) hipertansiyondan ayrılır.

Çocuk yaş grubunda tansiyon ölçümleri, yetişkinlerden farklı olarak yaşa, cinsiyete ve boya göre değişen değerlerle karşılaştırılır. Bu nedenle ailelerin gözünden kaçabilecek hafif yükselmeler bile uzun vadede kalp, böbrek ve beyin damarları üzerinde sessiz bir baskı oluşturabilir. İkincil hipertansiyonun erken fark edilmesi, hem altta yatan asıl hastalığın belirlenmesi hem de çocuğun büyüme ve gelişme dönemini sağlıklı geçirebilmesi açısından büyük önem taşır. Bu yazıda ikincil hipertansiyonun kimlerde görüldüğü, nasıl belirti verdiği, nedenleri, tanı yöntemleri ve olası komplikasyonları gündelik bir dille ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Çocuklarda ikincil hipertansiyon, her yaş grubunda görülebilmekle birlikte özellikle küçük yaşlarda daha sık karşılaşılan bir durumdur. Bebeklik döneminde ya da okul öncesi çağda saptanan yüksek tansiyon değerlerinin önemli bir kısmında, arka planda belirli bir hastalık bulunur. Yenidoğan bebeklerde damar kateterizasyonu öyküsü, doğum sırasında oksijensiz kalma veya doğumsal böbrek anormallikleri bu açıdan dikkat çekici durumlardır. İlerleyen yaşlarda ise böbrek, hormon veya damar kaynaklı kronik sorunu olan çocuklar bu grubun büyük bölümünü oluşturur.

Ailede genç yaşta tansiyon yüksekliği, böbrek hastalığı, erken kalp krizi ya da inme öyküsü olan çocuklar daha yakın takip gerektirir. Ayrıca tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçiren, böbrek taşı öyküsü olan, doğumsal kalp hastalığı tanısı almış veya uzun süredir kortizon türevi ilaç kullanan çocuklarda da tansiyon değerlerinin düzenli olarak izlenmesi önerilir. Bu çocuklar, görünür bir şikayetleri olmasa bile risk grubunda yer alır.

Son yıllarda obezitenin küçük yaşlara inmesiyle birlikte aşırı kilolu çocuklarda da hipertansiyon sıklığı artmıştır. Obeziteye bağlı tansiyon yüksekliği çoğunlukla birincil olarak değerlendirilse de bu çocuklarda eş zamanlı olarak uyku apnesi, insülin direnci veya böbrek yağlanması gibi tabloların ikincil hipertansiyona yol açabileceği unutulmamalıdır. Ergenlik döneminde ise hormonal değişiklikler, yoğun stres, hareketsiz yaşam ve tuz tüketiminin artması, var olan riskleri daha da görünür kılar.

Kronik böbrek hastalığı olan, organ nakli geçirmiş, kemoterapi veya radyoterapi tedavisi gören çocuklar da ikincil hipertansiyon açısından özel bir grubu temsil eder. Bu çocuklarda hem hastalığın kendisi hem de kullanılan ilaçlar tansiyon üzerinde belirgin bir etki bırakabilir. Bu nedenle bu grupta her kontrol muayenesinde tansiyon ölçümü temel bir adım olarak kabul edilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Çocuklarda ikincil hipertansiyonun en zor yönlerinden biri, uzun süre sessiz kalabilmesidir. Tansiyon değerleri yüksek olsa bile çocuk gündelik hayatına devam edebilir, okulda derslerini sürdürebilir, oyununa odaklanabilir. Bu nedenle pek çok aile, çocuğunda bir sorun olduğunu ancak rutin bir muayene sırasında ya da başka bir şikayet için yapılan kontrolde fark eder. Sessiz seyir, hipertansiyonun en sinsi yönüdür ve erken müdahale şansını azaltabilir.

Belirtiler ortaya çıktığında ise çoğunlukla baş ağrısı ön plandadır. Özellikle sabah uyandığında alın ve ense bölgesinde yoğunlaşan, zonklayıcı tarzda baş ağrıları dikkat çekicidir. Bunlara baş dönmesi, bulanık görme, kulak çınlaması veya kalp çarpıntısı eşlik edebilir. Bazı çocuklarda burun kanaması tekrarlayıcı biçimde ortaya çıkabilir ve aileler bunu çoğunlukla mevsimsel bir duruma bağlar. Oysa nedeni belirsiz, sık tekrarlayan burun kanamaları tansiyon ölçümü için iyi bir uyarıcıdır.

Bazı bulgular ise altta yatan hastalığa işaret edebilir. Gözlerin etrafında veya bacaklarda ortaya çıkan şişlikler, idrar renginin koyulaşması ya da köpüklü idrar böbrek kaynaklı bir sürece işaret edebilir. Aşırı terleme, ani sıcaklama nöbetleri, ciltte solukluk ya da kızarıklık atakları, çarpıntı ve ellerde titreme gibi belirtiler ise hormonal kaynaklı nadir tabloları akla getirir. Büyüme geriliği, kilo alamama veya kısa boy da uzun süreli ikincil hipertansiyonu olan çocuklarda görülebilen önemli bulgulardır.

Daha küçük yaş grubunda belirtiler daha da silik olabilir. Bebeklerde huzursuzluk, beslenme güçlüğü, kusma, kilo alımında yavaşlama veya nedeni açıklanamayan ağlama atakları tansiyon yüksekliğinin ilk işaretleri arasında yer alabilir. Yürümeye yeni başlayan çocuklarda ise enerji düşüklüğü, oyuna katılma isteğinde azalma ve sık yaşanan baş ağrısı şikayetleri aileyi yönlendirici olabilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki çocuklarda ufak şüphelerin bile ciddiye alınması gerekir.

  • Sabahları belirginleşen ve tekrarlayan baş ağrıları
  • Nedeni belirsiz, sık tekrarlayan burun kanamaları
  • Çarpıntı, bulanık görme ve baş dönmesi atakları
  • Göz çevresinde ve bacaklarda şişlik, köpüklü idrar
  • Bebeklerde huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve kilo alamama

Nedenleri Nelerdir?

Çocuklarda ikincil hipertansiyonun en sık nedeni böbrek kaynaklı hastalıklardır. Kronik böbrek yetmezliği, böbrek dokusunun iltihaplı hastalıkları (glomerülonefrit), tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına bağlı iz dokusu gelişimi, doğumsal böbrek anormallikleri ve polikistik böbrek hastalığı bu grupta sıkça karşılaşılan tablolardır. Böbrekler hem kan hacmini hem de damar tonusunu düzenleyen hormonları üreten organlar olduğu için, buradaki en küçük bir bozulma bile tansiyon değerlerine doğrudan yansır.

Damar kaynaklı nedenler de ikincil hipertansiyonun önemli bir bölümünü oluşturur. Aort koarktasyonu, yani ana atardamarın belirli bir bölgesinde doğumsal darlık bulunması, üst vücutta tansiyonun belirgin biçimde artmasına yol açan klasik bir nedendir. Böbrek atardamarlarındaki darlıklar (renal arter stenozu), Takayasu arteriti gibi damar iltihabıyla seyreden hastalıklar veya fibromusküler displazi denilen damar duvarı bozuklukları da çocuklarda tansiyon yüksekliğine neden olabilir. Bu tabloların ortak özelliği, ilaca dirençli ve şiddetli seyredebilmesidir.

Hormonal nedenler arasında böbrek üstü bezi hastalıkları, tiroid bezi bozuklukları, Cushing sendromu ve nadir görülen feokromositoma gibi tümörler sayılabilir. Bu tablolar genellikle ataklar halinde ortaya çıkan çarpıntı, terleme ve kızarma gibi belirtilerle birlikte seyreder. Ayrıca uzun süreli kortizon türevi ilaç kullanımı, bazı doğum kontrol haplarının ergenlik döneminde kullanımı ve enerji içecekleri gibi uyarıcı maddelerin tüketimi de tansiyon değerlerini olumsuz etkileyebilir.

Daha az sıklıkla görülen nedenler arasında merkezi sinir sistemi hastalıkları, kafa içi basınç artışı, bazı genetik sendromlar ve uyku apnesi yer alır. Özellikle uyku sırasında horlama, nefes durmaları ve gündüz aşırı uykululuk hali olan çocuklarda solunum kaynaklı hipertansiyon mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm bu nedenlerin yelpazesi geniş olduğu için, ikincil hipertansiyon tanısı alan her çocuk için ayrıntılı bir araştırma süreci planlanır.

Tanı Nasıl Konulur?

Tanı sürecinin ilk basamağı, doğru ve standartlara uygun tansiyon ölçümüdür. Çocuğun yaşına ve kol çevresine uygun manşet kullanılması, ölçüm öncesinde en az beş dakikalık dinlenme sağlanması, ölçümün hem oturarak hem de gerektiğinde her iki koldan ve bacaktan yapılması, sonuçların güvenilirliği açısından gereklidir. Tek bir yüksek ölçüm üzerinden tanı konmaz; farklı günlerde tekrarlayan ölçümler değerlendirilir. Şüpheli durumlarda 24 saatlik ambulatuar tansiyon takibi (holter benzeri cihaz) ile çocuğun gün içindeki tansiyon değişimi ayrıntılı olarak incelenir.

Ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene, ikincil nedenleri ayırt etmenin temel adımlarındandır. Ailede genç yaşta hipertansiyon, böbrek hastalığı ve damar hastalığı öyküsü, çocuğun büyüme grafiği, kullandığı ilaçlar, uyku düzeni ve beslenme alışkanlıkları sorgulanır. Muayenede her iki kol ve bacak tansiyonunun karşılaştırılması, nabızların değerlendirilmesi, kalp seslerinin dinlenmesi, karın ve böbrek bölgesinin muayenesi büyük değer taşır. Göz dibi muayenesi ise uzun süreli yüksek tansiyonun damarlar üzerindeki etkilerini görmek için yararlı bir basamaktır.

Laboratuvar incelemeleri arasında tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri, elektrolit düzeyleri, idrar tahlili, kan şekeri, lipit profili ve gerektiğinde tiroid hormonları yer alır. Hormonal nedenlerden şüphelenildiğinde böbrek üstü bezi hormonları, idrarda metanefrin ve katekolamin gibi özel testler istenebilir. Görüntüleme yöntemleri içinde böbrek ve idrar yollarının ultrasonografisi temel basamağı oluşturur. Gerekli durumlarda renkli Doppler ultrason ile böbrek damarları, ekokardiyografi ile kalp yapısı ayrıntılı olarak incelenir.

Bazı çocuklarda kalp dokusundaki kalınlaşmayı, aort darlığını veya damar yapısını daha net görmek için manyetik rezonans (MR) anjiyografi, bilgisayarlı tomografi anjiyografisi gibi ileri görüntüleme yöntemleri kullanılır. Çok seçilmiş olgularda damardan girilerek yapılan kateter anjiyografi ise kesin tanı sağlar. Tüm bu basamaklar, çocuğun yaşına ve klinik tablosuna göre kişiselleştirilerek planlanır; her çocuk için tüm testlerin yapılması gerekmez.

  • Yaşa, boya ve cinsiyete göre değerlendirilen standart tansiyon ölçümü
  • 24 saatlik ambulatuar tansiyon takibi ile gün içi değişim incelemesi
  • Böbrek fonksiyon testleri, idrar tahlili ve hormon düzeyleri
  • Böbrek ve damar ultrasonografisi, ekokardiyografi
  • Gerektiğinde MR ya da BT anjiyografi gibi ileri görüntüleme yöntemleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Çocuklarda fark edilmeyen veya yeterince kontrol altına alınamayan ikincil hipertansiyon, kısa vadede çok belirgin sonuçlar vermese de uzun vadede ciddi komplikasyonlara zemin hazırlayabilir. Kalp kası, sürekli yüksek basınca karşı çalışmak zorunda kaldığı için zamanla kalınlaşır. Sol ventrikül hipertrofisi olarak adlandırılan bu durum, ileride kalp yetersizliği ve ritim bozuklukları açısından risk oluşturur. Yıllar içinde küçük gibi görünen değişiklikler, erişkin yaşa ulaştığında çok daha belirgin sorunlara dönüşebilir.

Böbrekler, hem hipertansiyonun nedeni hem de hedef organı olabilir. Uzun süreli tansiyon yüksekliği, böbrek filtre birimlerinde hasar oluşturarak böbrek fonksiyonlarının zaman içinde azalmasına neden olabilir. İdrarda protein kaçağı, kreatinin değerinde yükselme ve uzun vadede kronik böbrek hastalığı gelişimi bu sürecin önemli adımlarıdır. Bu nedenle ikincil hipertansiyonu olan çocuklarda böbrek fonksiyonları belirli aralıklarla yeniden değerlendirilir.

Beyin damarları ve sinir sistemi de ikincil hipertansiyonun olumsuz etkilerinden payını alır. Şiddetli tansiyon yükselmeleri sırasında hipertansif ensefalopati olarak adlandırılan tablo ortaya çıkabilir; bu durumda bilinç değişiklikleri, şiddetli baş ağrısı, kusma ve nöbetler görülebilir. Nadir de olsa çocukluk çağında inme tablolarına yol açabilen bu durum, acil müdahale gerektirir. Göz dibindeki damarlarda meydana gelen değişiklikler ise uzun süreli baskının görsel bir kanıtı olarak değerlendirilir.

Bunların yanı sıra büyüme geriliği, okul başarısında düşüş, dikkat ve konsantrasyon sorunları, yorgunluk ve egzersiz toleransında azalma gibi daha sessiz komplikasyonlar da gündelik yaşamı belirgin biçimde etkileyebilir. Hipertansiyonun erken dönemde fark edilip altta yatan nedene yönelik bir izleme planı oluşturulması, bu komplikasyonların gelişme riskini azaltır ve çocuğun uzun vadedeki kardiyovasküler sağlığını korumaya katkı sağlar.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Çocuğunuzda tekrarlayan baş ağrıları, özellikle sabah saatlerinde belirginleşen zonklayıcı ağrılar, sık yaşanan burun kanamaları, çarpıntı, bulanık görme veya nedeni açıklanamayan baş dönmesi atakları varsa mutlaka bir hekime başvurmanız önerilir. Ayrıca çocuğunuzun göz çevresinde ya da bacaklarında şişlik fark ediyor, idrarında köpüklenme veya renk değişikliği gözlemliyorsanız, bu bulgular tansiyon yüksekliğinin gizli işaretleri olabilir ve değerlendirilmeleri gerekir.

Ailede genç yaşta hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı, doğumsal kalp hastalığı veya erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunuyorsa çocuğunuzun belirti vermesini beklemeden düzenli sağlık kontrolüne götürmeniz uygun olur. Aşırı kilolu olan, horlayan, uykuda nefes durması yaşayan, uzun süredir kortizon türevi ilaç kullanan veya enerji içeceği gibi uyarıcı ürünleri sıklıkla tüketen çocuklarda da tansiyon değerlendirmesi önemli bir adımdır. Bu durumlar, erken dönemde yapılacak ölçümlerle daha kontrol edilebilir hale gelir.

Eğer çocuğunuzda şiddetli baş ağrısı, kusma, bilinç bulanıklığı, nöbet, ani görme kaybı veya ciddi göğüs ağrısı gibi bulgular ortaya çıkarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurmanız gerekir. Bu belirtiler, tansiyonun kritik düzeyde yükseldiğine işaret eden acil bir tablonun habercisi olabilir. Erken başvuru, hem altta yatan nedenin belirlenmesi hem de olası komplikasyonların önüne geçilmesi açısından belirleyici bir unsurdur.

Son Değerlendirme

Çocuklarda ikincil hipertansiyon, çoğunlukla sessiz ilerleyen ancak doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilen bir tablodur. Altta yatan nedenin ortaya konması, çocuğun yaşına uygun standart ölçümlerle takip edilmesi ve gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemleriyle ayrıntılı değerlendirme yapılması, hem mevcut belirtilerin yönetilmesine hem de uzun vadede kalp, böbrek ve damar sağlığının korunmasına katkı sağlar. Aile içinde düzenli kontrol alışkanlığı, dengeli beslenme, tuz tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli fiziksel aktivite bu sürecin temel destekleridir.

Çocuklarda i̇kincil (sekonder) hipertansiyon gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. American Academy of Pediatrics (AAP) — Çocuk ve ergenlerde yüksek tansiyonun tanı ve tedavisi klinik rehberipublications.aap.org/pediatrics/article/140/3/e20171904/38358/Clinical-Practice-Guideline-for-Screening-and
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Pediatrik hipertansiyon değerlendirmesincbi.nlm.nih.gov/books/NBK551617
  3. American Heart Association (AHA) — Çocuklarda yüksek tansiyonheart.org/en/health-topics/high-blood-pressure/find-high-blood-pressure-tools--resources/high-blood-pressure-in-children

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Kardiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

24 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.