Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarda Demir Desteği

Çocuk yaş grubunda farklı seyir gösterebilen ve doğru yaklaşımla yönetilebilen bir durumdur. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi olun.

Çocukluk dönemi, büyüme ve gelişmenin en hızlı seyrettiği yaşam evresi olarak kabul edilmektedir. Bu süreçte vücudun gereksinim duyduğu mikro besin ögelerinden biri olan demir, hem fiziksel hem de bilişsel gelişimin sürdürülebilirliği açısından kritik bir konumda bulunmaktadır. Demir, kırmızı kan hücrelerinde yer alan hemoglobin yapısının temel bileşeni olup dokulara oksijen taşınmasında belirleyici bir görev üstlenmektedir. Bunun yanı sıra kas dokusundaki miyoglobin yapısında, çeşitli enzim sistemlerinde ve merkezi sinir sisteminin olgunlaşma süreçlerinde de aktif şekilde yer almaktadır. Çocuklarda demir desteğinin doğru zamanda, doğru dozda ve uygun formda planlanması, ileride ortaya çıkabilecek pek çok sağlık sorununun önüne geçilmesi açısından önemli görülmektedir.

Yenidoğan döneminde bebeklerin vücudunda anne karnında biriktirilmiş belirli bir demir deposu bulunmaktadır. Sağlıklı term bebeklerde bu depo, yaklaşık ilk dört ile altı ay arasında temel gereksinimleri karşılayabilecek düzeyde değerlendirilmektedir. Ancak prematüre doğan bebeklerde, düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen yenidoğanlarda ya da gebelik döneminde annenin demir eksikliği yaşadığı durumlarda bu depo yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle pediatri kliniklerinde bebeklerin doğum öyküsü, beslenme şekli ve büyüme verileri birlikte değerlendirilerek demir desteğinin başlangıç zamanlaması bireysel olarak belirlenmektedir. Genel yaklaşımda anne sütü ile beslenen term bebeklerde dördüncü aydan itibaren, prematüre bebeklerde ise daha erken dönemde profilaktik demir desteği gündeme alınmaktadır.

Demir eksikliği, dünya genelinde çocukluk çağında en sık karşılaşılan beslenme kaynaklı eksikliklerden biri olarak kayıtlara geçmektedir. Eksikliğin ileri evresi olan demir eksikliği anemisi, çocuğun büyüme hızının yavaşlamasına, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, dikkat süresinin kısalmasına ve okul başarısının olumsuz etkilenmesine yol açabilmektedir. Çocuklarda demir depolarının yetersizliği yalnızca kan tablosunda görülen değişikliklerle sınırlı kalmamakta, bilişsel gelişim üzerinde de uzun vadeli etkiler bırakabilmektedir. Özellikle ilk üç yaşta yaşanan demir eksikliğinin bazı durumlarda kalıcı izler bırakabildiği yönünde bilimsel veriler bulunmaktadır. Bu nedenle erken tanı ve uygun destek planlamasının önemi giderek artmaktadır.

Demir eksikliğinin belirtileri çoğu durumda sinsi şekilde ilerlemektedir. Solukluk, halsizlik, iştahsızlık, çabuk yorulma, sık enfeksiyon geçirme ve huzursuzluk en sık gözlenen bulgular arasında yer almaktadır. Bazı çocuklarda toprak, kireç, buz gibi besin dışı maddeleri yeme isteği olarak tanımlanan pika davranışı da eksikliğin habercisi olabilmektedir. Okul çağı çocuklarında dikkat dağınıklığı, dersleri takip etmede güçlük, baş ağrısı ve egzersiz toleransında azalma şeklinde de kendini gösterebilmektedir. Bu bulguların başka pek çok klinik durumla örtüşebilmesi nedeniyle ayırıcı değerlendirme açısından laboratuvar tetkiklerinin yapılması gerekli görülmektedir. Tam kan sayımı, ferritin, serum demiri, demir bağlama kapasitesi ve transferrin satürasyonu gibi parametreler birlikte yorumlanarak çocuğun demir durumu netleştirilmektedir.

Çocuklarda demir desteğinin planlanmasında beslenme alışkanlıkları önemli bir başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Anne sütü, içerdiği demirin miktarı görece düşük olmakla birlikte yüksek emilim oranı nedeniyle ilk aylarda temel kaynak olarak değerlendirilmektedir. Altıncı aydan itibaren ek gıdaya geçişle birlikte demir açısından zengin besinlerin diyete eklenmesi önerilmektedir. Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta sarısı, kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez ve demir ile zenginleştirilmiş tahıllar bu dönemde sıklıkla tercih edilen seçenekler arasında yer almaktadır. Hayvansal kaynaklı hem demirin emilim oranının bitkisel kaynaklı non-hem demire göre belirgin biçimde yüksek olması, beslenme planlamasında dikkate alınan bir noktadır.

Beslenme yoluyla alınan demirin emilimini etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. C vitamini içeren besinlerin demirli gıdalarla birlikte tüketilmesi, emilimi olumlu yönde desteklemektedir. Portakal, mandalina, kivi, çilek, biber ve domates gibi besinlerin öğünlerde yer alması bu nedenle önerilmektedir. Buna karşın çay, kahve, süt ve süt ürünleri, kepekli tahıllardaki fitatlar ve bazı bitkisel polifenoller demir emilimini azaltabilmektedir. Özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde inek sütünün aşırı tüketiminin hem bağırsaktan mikroskobik kan kaybına hem de demir emiliminin baskılanmasına yol açabildiği bilinmektedir. Bu nedenle bir yaşından önce inek sütünün ana içecek olarak verilmemesi, bir yaşından sonra ise günlük tüketim miktarının belirli sınırlar içinde tutulması önerilmektedir.

Demir desteği gerekliliği değerlendirilirken çocuğun yaşı, kilosu, beslenme öyküsü, eşlik eden hastalıklar ve laboratuvar bulguları birlikte ele alınmaktadır. Profilaktik amaçlı destek ile tedavi amaçlı destek arasındaki doz farkı klinik açıdan belirleyici bir noktadır. Koruyucu amaçlı düşük dozlar genellikle risk gruplarındaki bebeklere uygulanırken, tanı konmuş demir eksikliği anemisinde daha yüksek dozlarda elementel demir önerilmektedir. Dozun belirlenmesinde çocuğun vücut ağırlığı esas alınmakta ve günlük kilogram başına miligram cinsinden hesaplama yapılmaktadır. Hekim kontrolü dışında doz artırımı ya da süre uzatımı önerilmemektedir; aksi durumlarda istenmeyen yan etkilerin gelişme olasılığı artmaktadır.

Piyasada çocuklara yönelik farklı formlarda demir preparatları bulunmaktadır. Damla, şurup, çiğnenebilir tablet ve granül formları yaş grubuna göre tercih edilmektedir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda damla ya da şurup formu daha yaygın kullanılmaktadır. Demir tuzlarının türü de emilim ve tolerabilite açısından farklılık gösterebilmektedir. Ferröz sülfat, ferröz glukonat, ferröz fumarat ve demir polimaltoz kompleksi sık tercih edilen seçenekler arasında yer almaktadır. Hangi formun tercih edileceğine; çocuğun yaşı, eksikliğin derinliği, eşlik eden sazaltma sistemi sorunları ve daha önce yaşanmış yan etki öyküsü göz önünde bulundurularak karar verilmektedir.

Demir preparatlarının kullanım zamanı ve şekli, hem etkinlik hem de tolerans açısından önem taşımaktadır. Genel yaklaşım, demirin aç karnına ya da öğünden yaklaşık bir saat önce alınmasının emilimi artırması yönündedir. Ancak bu durumda mide bulantısı, karın ağrısı veya kabızlık gibi yakınmalar gelişebildiğinden, tolerans sorunu yaşayan çocuklarda öğün ile birlikte verilmesi gündeme gelebilmektedir. Süt ve süt ürünleri, kalsiyum içeren takviyeler, antasitler ve bazı antibiyotiklerle aynı saatte verilmesi önerilmemektedir. Bu maddelerle arasında en az iki saatlik zaman aralığının bırakılması, beklenen yararın elde edilmesi açısından önem taşımaktadır. Sıvı formların dişlerde geçici renk değişikliğine yol açabildiği bilindiğinden, kullanım sonrası ağzın su ile çalkalanması ya da pipetle alınması önerilebilmektedir.

Demir desteği sürecinde yan etkilerin takibi titiz biçimde yürütülmektedir. Çocuklarda en sık karşılaşılan yan etkiler arasında bulantı, karın ağrısı, kabızlık, ishal, dışkı renginde koyulaşma ve metalik tat sayılabilmektedir. Dışkı renginin siyaha yakın koyulaşması, demir kullanımına bağlı beklenen bir bulgu olarak değerlendirilmekte ve genellikle ek bir girişim gerektirmemektedir. Buna karşın şiddetli karın ağrısı, kanlı dışkı, alerjik belirtiler ya da uzun süreli kabızlık gibi durumlarda hekime başvurulması önerilmektedir. Yüksek doz demir alımının ciddi toksisiteye yol açabildiği bilindiğinden, preparatların çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanması büyük önem taşımaktadır. Kazara fazla alım durumlarında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekli görülmektedir.

Demir desteğinin süresi, klinik tabloya göre belirlenmektedir. Demir eksikliği anemisi tanısı alan çocuklarda hemoglobin değerleri normal sınırlara ulaştıktan sonra dahi vücut depolarının doldurulması amacıyla belirli bir süre daha desteğin sürdürülmesi önerilmektedir. Çoğu durumda bu sürenin toplam üç ile altı ay arasında planlandığı görülmektedir. Yalnızca hemoglobin düzeyine bakılarak desteğin erken kesilmesi, kısa süre içinde nüks riskini artırabilmektedir. Bu nedenle ferritin değerlerinin yeterli depo göstergesi olarak normal aralığa ulaşması beklenmekte ve tedavi planı buna göre güncellenmektedir. Periyodik kan tetkikleriyle çocuğun yanıtı izlenmekte ve gerek görüldüğünde doz ya da süre yeniden düzenlenmektedir.

Bazı özel durumların varlığında demir desteği yaklaşımı bireyselleştirilmektedir. Kronik hastalıkları olan, çölyak hastalığı tanılı, inflamatuvar bağırsak hastalığı bulunan ya da kronik enfeksiyon zemini taşıyan çocuklarda demir metabolizması farklı seyredebilmektedir. Bu gruplarda yalnızca oral demir desteğinin yeterli kalmadığı durumlarda parenteral uygulama gündeme gelebilmektedir. Damar yoluyla demir uygulaması, hastane koşullarında, deneyimli ekipler tarafından, alerjik reaksiyon riskleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmektedir. Sık adet gören ergenlik dönemi kız çocuklarında, vejetaryen ya da vegan beslenme alışkanlığı olan ailelerin çocuklarında ve yoğun sportif aktivite gösteren gençlerde de demir gereksinimi artabildiği için bu gruplar daha yakından izlenmektedir.

Koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde çocuk izlem programları, demir eksikliğinin erken dönemde fark edilmesi için önemli bir araç olarak konumlanmaktadır. Sağlam çocuk takiplerinde büyüme parametrelerinin yanı sıra beslenme öyküsü sorgulanmakta, risk taşıyan çocuklarda kan tetkikleri planlanmaktadır. Okul çağı çocuklarında dönemsel taramalar, eksikliklerin asemptomatik dönemde yakalanmasına imkân tanımaktadır. Erken dönemde fark edilen eksikliğin uygun planlama ile yönetilmesi, hem akademik başarının korunmasına hem de fiziksel gelişimin sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. Ailelerin bu konuda bilgilendirilmesi, evde uygulanacak beslenme düzenlemelerinin sürdürülebilirliği açısından belirleyici görülmektedir.

Demir desteği uygulamalarında aile içi farkındalığın yüksek olması, sürecin başarısını doğrudan etkilemektedir. Çocuğun düzenli aralıklarla preparatı kullanması, beslenme önerilerine uyum gösterilmesi ve kontrol randevularına gidilmesi sürecin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Ailelerin sıklıkla sorduğu konular arasında preparatın ne kadar süre kullanılacağı, hangi besinlerle birlikte verilmesi gerektiği ve yan etkilerle nasıl baş edileceği yer almaktadır. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının bu sorulara verdiği bireyselleştirilmiş yanıtlar, ailelerin endişelerinin azaltılmasına ve sürece uyumun artmasına katkı sunmaktadır. Demir desteğinin doğru yönetildiği durumlarda, çocukların büyüme eğrilerinde, davranışsal göstergelerinde ve laboratuvar bulgularında belirgin iyileşmeye katkı sağlayan değişiklikler gözlenebilmektedir.

Çocuklarda demir desteği yalnızca bir preparatın kullanılmasıyla sınırlı bir uygulama değil, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, risk faktörlerinin yönetilmesi ve düzenli klinik izlemi içeren bütüncül bir yaklaşımla yönetilen süreç olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşımda hekim, çocuk, aile ve gerektiğinde diyetisyen iş birliği içinde hareket etmektedir. Eksikliğin önlenmesi, var olan eksikliğin uygun şekilde giderilmesi ve nüks riskinin azaltılması; çocuğun yalnızca güncel sağlık durumunu değil, gelecekteki yaşam kalitesini de etkileyen unsurlar arasında değerlendirilmektedir. Bu nedenle demir desteğinin bireysel özellikler dikkate alınarak planlanması, çocuk sağlığı izleminin temel başlıklarından biri olarak kabul görmektedir.

Kaynakça

  1. MedlinePlus (NIH) — Cocuklarda demir eksikligi anemisimedlineplus.gov/ency/article/007134.htm
  2. National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Demir mineralinin saglik uzerine etkileriods.od.nih.gov/factsheets/Iron-HealthProfessional/
  3. American Society of Hematology (ASH) — Demir eksikligi anemisi: nedenler, belirtiler ve demir takviyesihematology.org/education/patients/anemia/iron-deficiency

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.