Çocuk Nörolojisi

Atetoz

Yavaş Kıvranan Hareketler ve Nedenleri — Çocuklarda Atetoz, doğru tanı ve izlemle yaşam kalitesi üzerinde önemli etki yaratan bir hastalıktır.

Çocuklarda atetoz; ellerde, ayaklarda, yüz bölgesinde ve gövdede ortaya çıkan yavaş, kıvrımlı, akıcı ve istemsiz hareketlerle karakterize edilen bir hareket bozukluğu tablosudur. Bu hareketler genellikle parmaklarda ve el bileğinde belirginleşir; çocuğun istemli bir eylem gerçekleştirmek istediğinde daha da görünür hale gelir. Bazal ganglion adı verilen derin beyin yapılarının işleyişindeki bozulmaya bağlı olarak gelişen atetoz, çoğu zaman tek başına değil; korea, distoni ya da spastisite gibi diğer hareket bozukluklarıyla birlikte gözlenir. Klinik tabloda hareketlerin sürekliliği, ritmik olmaması ve uyku sırasında genellikle azalması belirleyici özellikler arasında yer alır. Çocukluk çağında ortaya çıkan bu tablo, ailelerin günlük yaşamında dikkat çekici farklılıklar oluşturduğu için erken dönemde nörolojik değerlendirme önerilir.

Atetoz teriminin kökeni Yunanca "sabit duramama" anlamına gelen sözcüklere dayanır ve bu tanımlama tablonun temel klinik özelliğini de yansıtır. Etkilenen çocuklarda kasların belirli bir pozisyonda sabit kalması güçleşir; uzuvlar adeta dalgalanan, kıvrılan hareketler sergiler. Hareketlerin şiddeti gün içinde değişkenlik gösterebilir; heyecan, kaygı, yorgunluk ya da ateşli hastalıklar sırasında belirginleşirken sakin ortamda ve dinlenme sırasında hafifleyebilir. Çocuğun konuşma, yutma, yazı yazma, giyinme ve yemek yeme gibi ince motor beceri gerektiren etkinliklerinde belirgin güçlükler ortaya çıkabilir. Bu nedenle atetoz yalnızca motor bir bulgu olarak değil; çocuğun gelişimsel, sosyal ve akademik yaşamını da etkileyen çok boyutlu bir klinik durum olarak değerlendirilir.

Çocukluk çağında atetozun en sık karşılaşılan nedenlerinden biri perinatal dönemde yaşanan oksijensiz kalma, yani hipoksik-iskemik beyin hasarıdır. Doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra beyne giden oksijenin yetersiz kalması, bazal gangliyon bölgesinde seçici bir hassasiyet nedeniyle bu yapıların etkilenmesine yol açabilir. Bunun sonucunda, ileride atetoid serebral palsi olarak adlandırılan tablo gelişebilir. Bilirubin düzeyinin yenidoğan döneminde yüksek seyrederek kernikterus tablosuna ilerlemesi de bazal ganglion hasarı ve atetoz gelişiminde tarihsel olarak bilinen önemli nedenlerden biridir. Günümüzde yenidoğan sarılığının yakın izlemi sayesinde bu nedenle gelişen olgu sayısı belirgin biçimde azalmıştır.

Genetik ve metabolik kökenli hastalıklar da çocuklarda atetoz tablosuna zemin hazırlayabilir. Wilson hastalığı, glutarik asidemi tip 1, Lesch-Nyhan sendromu, mitokondriyal hastalıklar ve bazı nörodejeneratif tablolar bu grupta yer alır. Bu hastalıklarda atetoz, başlangıçta hafif beceriksizlik ya da el yazısında bozulma gibi silik bulgularla başlayabilir; zamanla daha belirgin hareket bozukluklarına ilerleyebilir. Enfeksiyöz nedenler arasında ise streptokok enfeksiyonu sonrası gelişen Sydenham koreası ve ensefalit sonrası ortaya çıkan hareket bozuklukları sayılabilir. Travmatik beyin hasarı, inme, beyin tümörü ve bazı ilaç yan etkileri de çocukluk çağında atetoz tablosunun ortaya çıkmasına neden olabilecek diğer etmenler arasında değerlendirilir.

Atetozun ayırıcı tanısında benzer görünümdeki diğer hareket bozukluklarıyla karıştırılmaması büyük önem taşır. Korea; daha hızlı, sıçrayıcı ve dans eder tarzdaki istemsiz hareketlerle seyrederken atetoz daha yavaş ve akıcıdır. İki tablo bir arada bulunduğunda koreoatetoz terimi kullanılır. Distoni ise belirli kas gruplarının uzun süreli kasılmasıyla anormal postür ve bükülmelere yol açar; atetoz ile sıklıkla birlikte gözlenebilir. Tik bozuklukları, miyoklonus ve tremor da ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulan diğer durumlar arasında yer alır. Hareketlerin başlangıç yaşı, süresi, vücut dağılımı, uyku ile ilişkisi ve eşlik eden nörolojik bulgular tanı sürecinde dikkatle sorgulanır.

Klinik değerlendirme sürecinde ayrıntılı bir öykü alınması belirleyici bir adımdır. Gebelik dönemine ait özellikler, doğum şekli, doğum sırasında yaşanan güçlükler, yenidoğan döneminde gelişen sağlık sorunları, sarılık öyküsü, gelişim basamaklarının zamanlaması ve ailedeki benzer hastalıklar sorgulanır. Çocuğun aldığı ilaçlar, geçirdiği enfeksiyonlar, kafa travmaları ve nörolojik şikayetlerin başlangıç biçimi de tabloya ışık tutar. Nörolojik muayenede kas tonusu, derin tendon refleksleri, koordinasyon, denge, göz hareketleri ve istemsiz hareketlerin dağılımı ayrıntılı biçimde değerlendirilir. Çocuğun farklı pozisyonlarda ve farklı etkinlikler sırasında izlenmesi, hareket bozukluğunun karakterinin daha net anlaşılmasına olanak tanır.

Tanıyı desteklemek amacıyla görüntüleme ve laboratuvar incelemeleri yapılır. Beyin manyetik rezonans görüntülemesi, bazal ganglion bölgesindeki yapısal değişiklikleri, geçirilmiş hipoksik hasarı, demiyelinizan lezyonları ya da nörodejeneratif hastalıklara işaret eden bulguları ortaya koyabilir. Kan tetkiklerinde tam kan sayımı, karaciğer ve böbrek işlevleri, tiroid hormonları, bakır ve seruloplazmin düzeyleri, amino asit ve organik asit profilleri istenebilir. Şüpheli olgularda genetik testler ve metabolik tarama panelleri devreye girer. Elektroensefalografi ise eşlik eden epileptik aktivitenin değerlendirilmesinde başvurulan yöntemlerden biridir. Tüm bu incelemelerin amacı, atetozun altta yatan nedeninin belirlenmesi ve uygun klinik yaklaşımın planlanmasıdır.

Atetoz tablosunun günlük yaşam üzerindeki etkileri çocuğun yaşına ve klinik şiddetine göre değişkenlik gösterir. Bebeklik döneminde başlıca bulgular beslenme güçlükleri, baş kontrolünde gecikme, anormal postürler ve uyaranlara karşı abartılı yanıtlar şeklinde olabilir. Okul öncesi ve okul çağında ise yazı yazma, çizim yapma, makasla kesme, düğme ilikleme ve ayakkabı bağlama gibi ince motor beceriler güçleşebilir. Konuşma sırasında dilin ve yüz kaslarının istemsiz hareketleri nedeniyle anlaşılırlık azalabilir; bu durum dizartri olarak adlandırılır. Yutma güçlüğü, salya kontrolünde bozulma ve yeme süresinin uzaması da klinik tabloya eşlik edebilir. Bu çok yönlü etkiler nedeniyle değerlendirme süreci nörolojik bulgularla sınırlı kalmaz; gelişimsel, ortopedik, beslenme ve iletişim alanlarını da kapsar.

Atetoid serebral palsi, çocukluk çağı atetozunun en sık karşılaşılan klinik biçimlerinden biridir ve genellikle perinatal dönemdeki beyin hasarına bağlı olarak gelişir. Bu tabloda istemsiz hareketler yaşamın ilk yılından itibaren belirginleşmeye başlar; ancak tipik atetoid hareketler çoğu durumda iki yaşından sonra daha net biçimde gözlenir. Erken dönemde gevşek bir kas tonusu dikkat çekerken zamanla dalgalanan tonus, ani postür değişiklikleri ve istemsiz hareketler ön plana çıkar. Etkilenen çocuklarda zekâ düzeyi sıklıkla korunmuş olabilir; ancak motor güçlükler nedeniyle iletişim ve öğrenme süreçleri zorlaşabilir. Bu nedenle çocuğun yalnızca motor değil; bilişsel ve iletişimsel potansiyelinin de ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

Klinik yaklaşımda temel hedef, altta yatan nedenin saptanması ve istemsiz hareketlerin günlük yaşam üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasıdır. Bu süreçte multidisipliner bir ekip çalışması öne çıkar. Çocuk nörolojisi uzmanı, fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi, fizyoterapist, ergoterapist, dil ve konuşma terapisti, çocuk psikiyatristi, ortopedist ve özel eğitim uzmanı bu ekipte yer alabilir. Ailenin sürece etkin biçimde dahil edilmesi, evde uygulanacak destekleyici yaklaşımların başarısı açısından belirleyicidir. Çocuğun klinik durumu düzenli aralıklarla yeniden değerlendirilir; büyüme, gelişim ve klinik tabloya göre yaklaşım planı yeniden düzenlenir.

Fiziksel rehabilitasyon, atetoz tablosunun yönetiminde önemli bir yer tutar. Fizyoterapi seanslarında postür kontrolü, denge, gövde stabilitesi, eklem hareket açıklığı ve kas kuvvetinin korunmasına yönelik egzersizler uygulanır. Ergoterapi yaklaşımı ise çocuğun günlük yaşam etkinliklerine katılımını artırmayı hedefler; ince motor becerilerin geliştirilmesi, yardımcı cihaz kullanımının öğretilmesi ve okul ortamına uyumun desteklenmesi bu kapsamda değerlendirilir. Dil ve konuşma terapisi, dizartri ve yutma güçlüğü gibi sorunların yönetiminde belirleyici bir rol üstlenir. Hidroterapi, at terapisi ve robotik destekli rehabilitasyon gibi tamamlayıcı yöntemler de uygun olgularda klinik yaklaşımın bir parçası olarak gündeme gelebilir.

İlaç yaklaşımları, istemsiz hareketlerin şiddetinin azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla seçilmiş olgularda gündeme gelir. Antikolinerjik ilaçlar, dopamin düzeyini etkileyen ajanlar, benzodiazepinler ve bazı kas gevşeticiler bu kapsamda kullanılabilen seçenekler arasındadır. İlaç seçimi; çocuğun yaşı, klinik tablosu, eşlik eden hastalıkları ve önceki yanıtları göz önünde bulundurularak yapılır. Olası yan etkiler nedeniyle düşük dozdan başlanması ve etkinin yakından izlenmesi önerilir. Bazı odaksal kas tutulumlarında botulinum toksin uygulamaları, hedeflenen kas gruplarının aktivitesinin geçici olarak azaltılmasına yardımcı olabilir. Wilson hastalığı, glutarik asidemi gibi metabolik kökenli tablolarda ise nedene yönelik özgül yaklaşımlar tablonun seyrini olumlu yönde etkileyebilir.

Seçilmiş olgularda cerrahi seçenekler de gündeme gelebilir. Derin beyin uyarımı, dirençli ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen hareket bozukluğu tablolarında değerlendirilen ileri yöntemlerden biridir. Bu yaklaşımda beynin belirli bölgelerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla anormal nöronal aktivitenin düzenlenmesine çalışılır. Ortopedik girişimler ise zaman içinde gelişen eklem deformitelerinin ve kontraktürlerin yönetiminde yer bulabilir. Cerrahi yaklaşımlar; çocuğun genel sağlık durumu, klinik tablonun şiddeti, beklenen yarar ve olası riskler bir arada değerlendirilerek planlanır. Karar süreci aileyle ayrıntılı biçimde paylaşılır ve çok yönlü bir ekip değerlendirmesini gerektirir.

Çocuğun okul yaşamına uyumu, klinik sürecin önemli bileşenlerinden biridir. Atetoz tablosu olan çocuklar, motor güçlüklerine karşın çoğu durumda akranlarıyla aynı eğitim ortamlarında öğrenim görebilir. Sınıf ortamında oturma düzeninin gözden geçirilmesi, yazı yazmayı kolaylaştıran kalem tutacakları, bilgisayar tabanlı yazma araçları, sınav sürelerinin yeniden düzenlenmesi ve sözlü değerlendirme olanakları çocuğun akademik potansiyelini ortaya koymasına katkı sağlar. Öğretmenlerin tablo hakkında bilgilendirilmesi, akran ilişkilerinin desteklenmesi ve sosyal katılımın güçlendirilmesi de eğitim sürecinde göz önünde bulundurulan başlıklar arasındadır. Bu kapsamda okul rehberlik servisi, özel eğitim uzmanları ve aile yakın işbirliği içinde çalışır.

Ailenin psikolojik desteklenmesi de sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Hareket bozukluğu olan bir çocuğun bakımı; uzun soluklu izlem, sık hekim kontrolleri, terapi seansları ve günlük yaşam düzenlemeleri gerektirir. Bu durum aile bireyleri için zaman zaman duygusal yorgunluğa neden olabilir. Aile danışmanlığı, anne-baba destek grupları ve psikoterapi seçenekleri ailenin baş etme kaynaklarının güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Çocuğun kardeşlerinin de süreç hakkında uygun biçimde bilgilendirilmesi, aile içi iletişimin sağlıklı sürdürülmesine katkı sunar. Erken dönemden itibaren çok yönlü bir destek planının oluşturulması, hem çocuğun hem de ailenin yaşam kalitesinin korunmasında belirleyici bir rol üstlenir.

Çocukluk çağı atetozunun gidişatı, altta yatan nedene, beyin hasarının yaygınlığına, klinik tablonun şiddetine ve uygulanan destekleyici yaklaşımların sürekliliğine göre değişkenlik gösterir. Bazı çocuklarda hareketler zaman içinde belirli düzeyde stabil seyrederken bazı tablolarda ilerleyici bir karakter gözlenebilir. Düzenli izlem, çocuğun gelişimsel basamaklarına uygun hedeflerin belirlenmesi ve klinik bulgulara göre planın güncellenmesi sürecin önemli bileşenleri arasında yer alır. Aile, hekim ve terapi ekibi arasındaki sürekli iletişim; çocuğun bağımsızlığının desteklenmesi, sosyal katılımının artırılması ve yaşam kalitesinin korunması açısından belirleyici bir değer taşır. Bu nedenle atetoz tablosuna sahip çocukların değerlendirilmesi ve izlenmesi, deneyimli bir çocuk nörolojisi ekibi tarafından bütüncül bir yaklaşımla yürütülür.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Atetoz ve hareket bozukluklarıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK560755
  2. National Institute of Neurological Disorders and Stroke (NINDS) — Çocuklarda serebral palsi ve diskinetik hareketlerninds.nih.gov/health-information/disorders/cerebral-palsy
  3. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — Serebral palsi tipleri ve belirtilericdc.gov/cerebral-palsy/about/index.html
  4. MedlinePlus - U.S. National Library of Medicine — Hareket bozuklukları ve istemsiz hareketlermedlineplus.gov/movementdisorders.html

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Nörolojisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.