Çocuk Endokrinolojisi

Beyin Tümörüne Bağlı Diabetes İnsipidus

Diabetes İnsipidus Çocuklarda Süreci, Beyin Tümörlerine Bağlı, Tanı ve Tedavi Planı, klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren.

Çocuklarda beyin tümörüne bağlı gelişen diabetes insipidus, hipotalamus ve hipofiz bezi çevresindeki yapıların tümöral süreçlerden etkilenmesi sonucu ortaya çıkan, antidiüretik hormon (ADH veya vazopressin) eksikliğiyle karakterize bir endokrin bozukluktur. Çocukluk çağında karşılaşılan bu klinik tablo, yalnızca bir hormon yetersizliği olarak değerlendirilmemekte; altta yatan nörolojik patolojinin habercisi olarak da büyük önem taşımaktadır. Hipofiz arka lobundan salgılanan vazopressin hormonunun yetersizliği, böbreklerin idrarı yoğunlaştırma yeteneğinin azalmasına ve böylece günde litrelerce seyreltik idrar çıkışına yol açmaktadır. Çocuk endokrinolojisi pratiğinde bu durumun erken fark edilmesi, hem altta yatan tümöral sürecin zamanında değerlendirilmesi hem de su-elektrolit dengesindeki ciddi bozulmaların önlenmesi açısından kritik bir basamağı oluşturmaktadır.

Santral diabetes insipidus olarak da adlandırılan bu tablo, çocukluk döneminde en sık kraniyofarengioma, germinom, langerhans hücreli histiositoz infiltrasyonu, optik yol gliomları, hipotalamik hamartomlar ve hipofiz adenomları gibi sellar-suprasellar bölge tümörleriyle ilişkilendirilmektedir. Söz konusu kitlelerin hipotalamohipofizer aksı doğrudan baskılaması, infiltre etmesi veya cerrahi girişim sonrasında bu bölgeye verilen iyatrojenik hasar, vazopressin üreten magnoselüler nöronların işlevini bozmaktadır. Çocuklarda erişkinlerden farklı olarak büyüme, gelişme ve okul performansını etkileyen çoklu hormon eksiklikleri tabloya eşlik edebilmekte; bu nedenle değerlendirme süreci çoğu durumda çok yönlü bir bakış açısı gerektirmektedir.

Klinik belirtilerin başlangıcı çoğu durumda sinsi olabildiği gibi, bazı çocuklarda günler içinde belirgin hale gelebilmektedir. Aşırı susuzluk hissi (polidipsi), gece-gündüz devam eden bol miktarda idrar yapma (poliüri), gece idrar kaçırma (enürezis), uyku düzeninin bozulması, iştahsızlık, halsizlik ve büyüme hızında gerileme ön plana çıkan bulgular arasında yer almaktadır. Süt çocuklarında huzursuzluk, beslenme güçlüğü, açıklanamayan ateş yükselmeleri ve kilo alımındaki yavaşlama dikkat çekici işaretlerdir. İleri yaş grubundaki çocuklarda ise soğuk su tüketimine belirgin bir tercih, gün içerisinde sürekli su şişesi taşıma alışkanlığı ve okul saatlerinde sık tuvalete çıkma ihtiyacı ailelerin gözlemleyebileceği erken uyarı bulguları arasında değerlendirilmektedir.

Beyin tümörüne bağlı santral diabetes insipidus tanısı koyulan çocuklarda, yalnızca poliüri ve polidipsi ile sınırlı kalmayan klinik bulgular da gözlenebilmektedir. Tümörün yerleşim yerine göre baş ağrısı, bulantı, kusma, görme alanı bozuklukları, çift görme, denge sorunları, davranış değişiklikleri ve nöbetler tabloya eşlik edebilmektedir. Hipotalamohipofizer aksın etkilenmesine bağlı olarak büyüme hormonu eksikliği, tiroid hormon yetersizliği, adrenokortikotropik hormon (ACTH) eksikliği ve puberte gelişiminde gecikme ya da erken puberte gibi farklı endokrin bozukluklar da gelişebilmektedir. Bu nedenle çocuklarda izole bir poliüri tablosu yerine, eşlik edebilecek hipofiz fonksiyon bozukluklarının bütünsel olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır.

Tanı sürecinde ayrıntılı bir öykü ve fizik muayeneye ek olarak, 24 saatlik idrar miktarının ölçülmesi, idrar dansitesinin ve osmolalitesinin değerlendirilmesi, kan elektrolitleri ile özellikle sodyum düzeyinin takibi temel basamakları oluşturmaktadır. Çocuklarda günlük idrar hacminin yaş ve vücut ağırlığına göre normal sınırların belirgin biçimde üzerine çıkması, idrar osmolalitesinin düşük seyretmesine karşın serum osmolalitesinin yükselmesi santral diabetes insipidus açısından uyarıcı kabul edilmektedir. Tanının doğrulanması amacıyla kontrollü koşullarda uygulanan susuz bırakma testi ve ardından desmopressin yanıtının değerlendirilmesi, santral ve nefrojenik formların ayırt edilmesine olanak tanımaktadır. Test sürecinin pediatrik deneyime sahip merkezlerde, yakın gözlem altında yürütülmesi güvenlik açısından gerekli görülmektedir.

Görüntüleme tetkikleri arasında hipotalamo-hipofizer bölgenin ayrıntılı değerlendirilmesine olanak sağlayan hipofiz protokolüyle çekilen kontrastlı beyin manyetik rezonans görüntüleme (MR) ön sıralarda yer almaktadır. Sağlıklı çocuklarda T1 ağırlıklı kesitlerde izlenen hipofiz arka lob parlak sinyalinin kaybolması, santral diabetes insipidus açısından oldukça anlamlı bir bulgu olarak yorumlanmaktadır. Hipofiz sapında kalınlaşma, suprasellar bölgede kitle, kraniyofarengiomayı düşündüren kistik-kalsifiye lezyonlar veya pineal bölge tümörleri bu incelemelerle ortaya konabilmektedir. Görüntüleme bulgularının yetersiz kaldığı olgularda belirli aralıklarla MR tekrarı önerilmekte; bazı durumlarda biyopsi ile histopatolojik doğrulama gündeme gelebilmektedir. Tümör belirteçleri ve beyin omurilik sıvısı incelemeleri ayırıcı tanıda destekleyici bilgiler sunmaktadır.

Tedaviye yönelik yaklaşım, hem altta yatan tümöral sürecin yönetimini hem de hormon eksikliğinin yerine konmasını kapsayan bütüncül bir çerçevede ele alınmaktadır. Çocuk nöroşirürjisi, çocuk onkolojisi, radyasyon onkolojisi, çocuk endokrinolojisi, çocuk nörolojisi, radyoloji ve patoloji birimlerinin birlikte çalıştığı multidisipliner bir yapı bu süreçte temel bir gerekliliktir. Cerrahi rezeksiyon, radyoterapi ve kemoterapi seçenekleri tümörün tipi, yerleşimi, çocuğun yaşı ve genel klinik durumu göz önünde bulundurularak bireyselleştirilmektedir. Vazopressin eksikliği nedeniyle gelişen poliüri ve hipernatremi tablosu ise sentetik vazopressin analoğu olan desmopressin (DDAVP) ile yönetilmektedir. İlacın oral, sublingual veya intranazal formları çocuğun yaşı, eşlik eden hastalıkları ve uyumu göz önünde bulundurularak seçilmekte; doz ayarlaması çoğu durumda titrasyon yoluyla yapılmaktadır.

Cerrahi girişim sonrası dönemde, özellikle kraniyofarengioma gibi sellar-suprasellar tümörlerin çıkarılmasını izleyen ilk günlerde, klasik üç fazlı yanıt olarak bilinen tablo gözlenebilmektedir. İlk fazda ani başlayan diabetes insipidus, ikinci fazda hasarlı nöronlardan kontrolsüz vazopressin salınımına bağlı uygunsuz antidiüretik hormon sendromu (SIADH) tablosu ve üçüncü fazda kalıcı diabetes insipidus şeklinde seyreden bu süreç, sıvı-elektrolit takibinin titizlikle sürdürülmesini gerekli kılmaktadır. Yoğun bakım koşullarında saatlik idrar çıkışı, serum sodyum düzeyi, vücut ağırlığı değişimi ve sıvı dengesi yakından izlenmektedir. Söz konusu izlem, gereksiz sıvı yüklenmesi veya yetersiz sıvı replasmanına bağlı gelişebilecek elektrolit bozukluklarının önlenmesine katkı sağlamaktadır.

Çocuklarda susama merkezinin de tümör veya cerrahi süreçten etkilendiği adipsik ya da hipodipsik diabetes insipidus tablosu, klinik yönetimde özel bir dikkat gerektirmektedir. Susama hissinin azalması veya kaybolması, çocuğun ihtiyacı kadar sıvı tüketememesine ve ciddi hipernatremi ataklarına yol açabilmektedir. Bu olgularda günlük belirlenmiş sıvı miktarının düzenli aralıklarla verilmesi, tartı takibinin sıklaştırılması ve aile eğitimi büyük önem taşımaktadır. Aksine bazı çocuklarda aşırı sıvı alımına eğilim gelişebilmekte; bu durum desmopressin tedavisi altında hiponatremi gelişme riskini artırmaktadır. Söz konusu nedenlerle tedavi şeması her çocuk için ayrıntılı şekilde planlanmakta ve klinik seyre göre güncellenmektedir.

Hipofiz fonksiyonlarının bütüncül değerlendirilmesi sürecinde, eşlik edebilecek diğer hormon eksikliklerinin de gözden kaçırılmaması önerilmektedir. Adrenal yetersizliğin tanınmaması, özellikle stres, enfeksiyon ve cerrahi gibi süreçlerde hayatı tehdit eden tablolara zemin hazırlayabilmektedir. Tiroid hormon eksikliği büyüme geriliği ve okul performansında düşüş ile karşımıza çıkabilmekte; büyüme hormonu yetersizliği boy kısalığı, gonadotropin eksikliği ise puberte gelişiminde gecikme şeklinde kendini göstermektedir. Çocuk endokrinoloji kliniklerinde uygulanan dinamik testler ve düzenli klinik izlem ile bu hormon eksiklikleri belirlenerek uygun replasman protokolleriyle yönetilmektedir. Hormon replasman tedavileri, çocuğun büyüme ve gelişme dönemine paralel olarak güncellenmektedir.

Beyin tümörüne bağlı diabetes insipidus tanısı alan çocuklarda günlük yaşamın düzenlenmesi de takip sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Okul döneminde sık tuvalete çıkma ihtiyacı duyan çocuklar için öğretmenler ve okul sağlık personeli ile iletişim kurulması, su şişesi taşımaya izin verilmesi ve gerektiğinde ders aralarında ek mola düzenlenmesi önerilmektedir. Spor faaliyetleri sırasında aşırı terleme, sıcak hava koşulları ve uzun süreli yolculuklar hipernatremi gelişimi açısından risk taşıyabildiğinden; bu durumlara yönelik aile ve çocuk bilgilendirilmektedir. Tatil dönemlerinde, özellikle uçak yolculuklarında ve farklı iklim koşullarında ilaç dozunun gözden geçirilmesi açısından izlem hekimi ile iletişim önerilmektedir. Yatak ıslatma sorunu yaşayan çocuklarda gece dozu ayarı yapılarak uyku kalitesinin artırılması hedeflenmektedir.

Aile eğitimi, hastalığın uzun dönem yönetiminde önemli bir yapı taşı olarak öne çıkmaktadır. Ebeveynlerin desmopressin ilacının uygulanış şekli, etki süresi, atlanan veya tekrarlanan dozların olası sonuçları, hipernatremi ve hiponatreminin belirtileri konusunda ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi gerekli görülmektedir. Çocuğun günlük sıvı alımının nasıl izleneceği, idrar çıkışının takibi ve kilo ölçümünün önemi gibi pratik konular eğitim sürecinin temel başlıklarındandır. Ateşli hastalık, ishal, kusma ve cerrahi girişim gibi özel durumlarda ilaç dozunun nasıl ayarlanacağına ilişkin yazılı plan oluşturulması da güvenli bir izlemin parçasını oluşturmaktadır. Acil durumlarda başvurulacak sağlık kuruluşu bilgisinin ve mevcut tedavi şemasının çocuğun yanında bulunmasına özen gösterilmektedir.

Prognoz, altta yatan tümörün histolojik tipi, yerleşim yeri, cerrahi rezeksiyonun genişliği, uygulanan onkolojik tedavi protokolleri ve tanı anındaki klinik tabloya göre belirgin farklılıklar göstermektedir. İyi huylu seyirli bazı tümörlerde uzun süreli sağkalım oranları yüz güldürücü düzeylerde seyrederken, agresif tümörlerde izlem süreci daha karmaşık bir görünüm kazanmaktadır. Diabetes insipidus tablosu çoğu durumda cerrahi sonrası kalıcı bir endokrin bozukluk olarak izlemde kalmakta; ancak uygun hormon replasmanı ile çocukların okul, sosyal ve fiziksel yaşamlarına büyük ölçüde uyum sağladığı gözlenmektedir. Düzenli endokrinolojik kontroller, görüntüleme tetkikleri ve psikososyal destek ile yaşam kalitesinin korunması hedeflenmektedir.

Uzun dönem izlemde nörobilişsel gelişim, okul başarısı, psikososyal uyum ve büyüme parametrelerinin düzenli olarak değerlendirilmesi önerilmektedir. Tümör nedeniyle uygulanan radyoterapi ve kemoterapinin nörobilişsel işlevler üzerine etkileri olabildiğinden; çocuk nörolojisi ve gerektiğinde çocuk psikiyatrisi birimlerinin sürece katılımı önemli görülmektedir. Hipofiz aksındaki bozukluklar nedeniyle gelişebilecek ek hormon eksikliklerinin zaman içerisinde ortaya çıkabileceği unutulmamalı; bu nedenle yıllık endokrin değerlendirmeler aksatılmamalıdır. Kemik mineral yoğunluğu, lipit profili, vücut kompozisyonu ve metabolik parametrelerin izlemi de büyüme çağındaki çocuklarda göz önünde bulundurulması önerilen başlıklar arasında yer almaktadır.

Erken tanı, doğru tetkik yönlendirmesi ve deneyimli merkezlerde uygulanan multidisipliner yaklaşım, çocuklarda beyin tümörüne bağlı diabetes insipidus tablosunun yönetiminde belirleyici rol oynamaktadır. Açıklanamayan poliüri ve polidipsi yakınması olan çocuklarda santral nedenlerin gözden geçirilmesi, görüntüleme ve hormonal değerlendirmelerin zamanında yapılması olası bir tümöral sürecin erken evrede saptanmasına katkı sağlayabilmektedir. Aile, çocuk ve sağlık ekibi arasında kurulan güvenli bir iş birliği; hem akut dönem komplikasyonlarının önlenmesinde hem de uzun vadeli izlem sürecinde önemli bir kazanım olarak değerlendirilmektedir. Çocukların büyüme, gelişme ve sosyal yaşamlarını destekleyen kapsamlı bir yaklaşımla bu kronik endokrin tablonun yönetilebilir bir süreç haline getirilmesi hedeflenmektedir.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Çocukluk çağı santral sinir sistemi germ hücreli tümörlericancer.gov/types/brain/hp/child-cns-germ-cell-treatment-pdq
  2. MedlinePlus (U.S. National Library of Medicine) — Santral diabetes insipidusmedlineplus.gov/ency/article/000460.htm
  3. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Diabetes insipidus tanı ve yönetimincbi.nlm.nih.gov/books/NBK470458
  4. National Cancer Institute (NCI) — Çocukluk çağı kraniofarenjiyomu tedavisicancer.gov/types/brain/hp/child-cranio-treatment-pdq

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Endokrinolojisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.