5. hastalık, çocukluk çağının en sık karşılaşılan viral ekzantemlerinden biri olup, Human Parvovirus B19 (PVB19) enfeksiyonunun klinik yansımasıdır. Tıp literatüründe eritema infeksiyozum olarak adlandırılan bu hastalık, ilk kez 1889 yılında tanımlanmış ve çocukluk çağı döküntülü hastalıklarının sınıflandırılmasında beşinci sırada yer aldığı için bu isimle anılmaya başlanmıştır. Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik çalışmalar, okul çağı çocuklarının yaklaşık %40-60'ının seropozitif olduğunu ortaya koymaktadır. Hastalık, özellikle 5-15 yaş grubunda pik yaparak kış sonu ve ilkbahar aylarında epidemik özellik göstermektedir. Türkiye'deki seroprevalans verilerine bakıldığında, 10 yaş üstü çocukların %50-70'inin Parvovirus B19 antikorları taşıdığı saptanmıştır. Her ne kadar immünokompetan çocuklarda selim bir seyir izlese de, immunsuprese hastalar, hemoglobinopatili bireyler ve gebelerde ciddi komplikasyonlara yol açabilmesi nedeniyle klinik önemi büyüktür.
5. Hastalık (Eritema İnfeksiyozum) Nedir?
Tanım ve Patofizyoloji
5. hastalık, Parvoviridae ailesine ait, tek iplikli DNA virüsü olan Parvovirus B19'un neden olduğu sistemik bir viral enfeksiyondur. Virüs, solunum yolu sekresyonları aracılığıyla bulaştıktan sonra nazofarenks epitelinde primer replikasyonu gerçekleştirir ve ardından viremi fazına geçerek eritroid progenitör hücreleri hedefler. PVB19, eritrosit yüzeyindeki globozid (P antijeni) reseptörüne bağlanarak eritroid öncü hücrelere giriş yapar ve bu hücrelerde litik enfeksiyona neden olur.
Patogenez Mekanizmaları
Hastalığın patogenezi iki aşamalı bir süreçle açıklanmaktadır:
- Birinci faz (Viremik faz): Enfeksiyonun 5-10. günlerinde ortaya çıkar. Bu dönemde virüs kemik iliğindeki eritroid progenitör hücreleri enfekte ederek geçici eritroblastopeniye yol açar. Retikülosit sayısı belirgin düşer ve hafif anemi gelişebilir. Hasta bu dönemde bulaştırıcıdır.
- İkinci faz (İmmün aracılı faz): Enfeksiyonun 17-18. günlerinde başlar. Döküntü ve artralji gibi bulgular, virüse karşı oluşan immün yanıt (IgM ve IgG antikorlarının oluşumu) ve immün kompleks birikimi sonucunda gelişir. İronik bir şekilde, döküntü ortaya çıktığında hasta artık bulaştırıcı değildir.
Virolojik Özellikler
Parvovirus B19, bilinen en küçük DNA virüslerinden biri olup yaklaşık 5.5 kilobaz uzunluğunda tek iplikli, lineer bir DNA genomuna sahiptir. Zarfsız yapısı nedeniyle çevresel koşullara oldukça dirençlidir; 56°C'de 60 dakika ısıtma, deterjan ve lipid çözücüler gibi standart dezenfeksiyon yöntemlerine karşı dayanıklıdır. Bu özellik, kan ürünleri yoluyla bulaşma riskini artıran önemli bir faktördür.
5. Hastalığın Nedenleri ve Risk Faktörleri
Etken ve Bulaşma Yolları
5. hastalığın tek etkeni Human Parvovirus B19'dur. Bulaşma birden fazla yolla gerçekleşebilir:
- Damlacık yolu: En sık bulaşma yoludur. Enfekte bireyin öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında açığa çıkardığı solunum damlacıkları ile yayılır
- Kan yoluyla bulaşma: Viremi döneminde alınan kan transfüzyonları, plazma ürünleri ve özellikle faktör konsantreleri aracılığıyla bulaşabilir
- Vertikal geçiş: Enfekte anneden fetüse transplasental yolla geçerek hidrops fetalis ve intrauterin fetal ölüme neden olabilir
- Direkt temas: Enfekte solunum sekresyonları ile kontamine yüzeylerle temas yoluyla bulaşabilir
Risk Faktörleri
Belirli gruplar 5. hastalığa yakalanma ve komplikasyon gelişimi açısından daha yüksek risk altındadır:
- Okul çağı çocukları (5-15 yaş): Toplu yaşam alanlarında bulaş riski en yüksek gruptur
- Öğretmenler ve kreş çalışanları: Enfekte çocuklarla sürekli temas nedeniyle mesleki risk taşırlar
- Kronik hemolitik anemili hastalar: Orak hücreli anemi, talasemi, herediter sferositoz gibi durumlarda aplastik kriz riski mevcuttur
- İmmün yetmezlikli bireyler: HIV/AIDS, organ nakli sonrası immunsupresyon, konjenital immün yetmezlikler kronik enfeksiyon riskini artırır
- Gebeler: Özellikle ilk trimesterdeki enfeksiyon, fetal komplikasyonlar açısından kritik önem taşır
5. Hastalığın Belirtileri
Prodromal Dönem Bulguları
5. hastalığın klinik seyri, enfeksiyonun alınmasından yaklaşık 4-14 gün sonra başlayan prodromal belirtilerle kendini gösterir. Bu dönemde çocuklarda genellikle hafif ve nonspesifik semptomlar gözlenir:
- Hafif ateş: 37.5-38.5°C arasında, genellikle birkaç gün süren subfebril ateş
- Halsizlik ve yorgunluk: Genel durumda hafif bozulma ile karakterize
- Baş ağrısı: Özellikle frontal bölgede lokalize, hafif-orta şiddette
- Miyalji: Yaygın kas ağrıları, özellikle ekstremitelerde belirgin
- Rinit ve hafif öksürük: Üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları
- Karın ağrısı ve bulantı: Bazı çocuklarda gastrointestinal semptomlar eşlik edebilir
Döküntü Fazı (Ekzantem Dönemi)
5. hastalığın en karakteristik bulgusu, prodromal dönemden 7-10 gün sonra ortaya çıkan ve üç aşamada ilerleyen döküntüdür:
- Birinci aşama - Yüz döküntüsü: Her iki yanakta eş zamanlı olarak ortaya çıkan, parlak kırmızı renkli, hafifçe kabarık eritematöz plaklar. Bu görünüm, klasik olarak "tokatlanmış yanak" (slapped cheek) belirtisi olarak tanımlanır. Burun köprüsü ve perioküler bölge tipik olarak korunmuştur. Bu döküntü genellikle 1-4 gün sürer.
- İkinci aşama - Gövde ve ekstremite döküntüsü: Yüz döküntüsünden 1-4 gün sonra gövde, kollar ve bacaklarda makülopapüler, retiküler (dantel benzeri/ağ şeklinde) döküntü yayılır. Döküntü santralden perifere doğru ilerler ve genellikle simetrik dağılım gösterir.
- Üçüncü aşama - Rekürren döküntü: Döküntü solmaya başladıktan sonra güneş ışığı, sıcak banyo, egzersiz veya stres gibi tetikleyicilerle 1-3 hafta boyunca tekrarlayabilir. Bu durum yeni bir enfeksiyonu değil, immün yanıtın devamını gösterir.
Eklem Bulguları
Artralji ve artrit, çocuklarda yetişkinlere kıyasla daha az sıklıkta görülmekle birlikte, özellikle adölesan kız çocuklarında %5-10 oranında bildirilmektedir. Tutulan eklemler genellikle simetrik dağılım gösterir:
- El ve el bileği eklemleri (en sık tutulan)
- Diz ve ayak bileği eklemleri
- Metakarpofalangeal ve proksimal interfalangeal eklemler
- Eklem tutulumu genellikle 2-4 hafta içinde kendiliğinden geriler, nadiren kronikleşir
5. Hastalığın Tanısı
Klinik Tanı
5. hastalığın tanısı büyük ölçüde klinik bulgulara dayanır. Tipik "tokatlanmış yanak" görünümü ve ardından gelişen retiküler döküntü paterni, deneyimli bir klinisyen için tanıyı büyük oranda koydurur. Ancak atipik olgularda ve komplikasyon riski taşıyan hastalarda laboratuvar doğrulaması gereklidir.
Serolojik Testler
Tanının serolojik doğrulaması için aşağıdaki testler kullanılmaktadır:
- Parvovirus B19 IgM antikoru: Akut enfeksiyonun en güvenilir göstergesidir. Semptomların başlangıcından itibaren pozitifleşir ve 2-3 ay boyunca saptanabilir durumda kalır. Duyarlılığı %90, özgüllüğü %95 üzerindedir
- Parvovirus B19 IgG antikoru: Geçirilmiş enfeksiyonu ve bağışıklığı gösterir. Enfeksiyondan 2-3 hafta sonra pozitifleşir ve ömür boyu pozitif kalır
- Serolojik yorumlama: IgM(+)/IgG(-): Erken akut enfeksiyon; IgM(+)/IgG(+): Akut veya yakın geçmişte geçirilmiş enfeksiyon; IgM(-)/IgG(+): Geçirilmiş enfeksiyon/bağışıklık; IgM(-)/IgG(-): Duyarlı birey
Moleküler Tanı
Serolojik testlerin yetersiz kaldığı durumlarda moleküler yöntemler devreye girmektedir:
- PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu): Serum, kemik iliği aspiratı veya amniyotik sıvıda viral DNA'nın saptanması için kullanılır. Özellikle immunsuprese hastalarda serolojik yanıtın yetersiz olduğu durumlarda altın standart tanı yöntemidir
- Kantitatif PCR: Viral yükün izlenmesinde, tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde ve kronik enfeksiyonun monitorizasyonunda kullanılır. Viral yük >10^6 kopya/mL ise aktif replikasyonu gösterir
Hematolojik Bulgular
Rutin kan tetkiklerinde aşağıdaki bulgular saptanabilir:
- Tam kan sayımı: Retikülosit sayısında belirgin azalma (<%0.1), hafif anemi (hemoglobin düşüşü 1-2 g/dL), geçici lökopeni ve trombositopeni
- Periferik yayma: Retikülositlerin yokluğu, normokrom normositer anemi bulguları
- Sedimentasyon ve CRP: Genellikle normal veya hafif yüksek (CRP <20 mg/L)
- Karaciğer fonksiyon testleri: Nadiren hafif transaminaz yüksekliği (ALT/AST <100 U/L)
Ayırıcı Tanı
Benzer Klinik Tablo Oluşturan Hastalıklar
5. hastalığın döküntü paterni, birçok çocukluk çağı ekzantematöz hastalığıyla karışabilir. Ayırıcı tanıda aşağıdaki durumlar mutlaka değerlendirilmelidir:
- Kızamık (Measles): Koplik lekeleri, konjunktivit, koriza ve öksürük ile karakterize prodromal dönem ve kraniyokaudalden yayılan konfluent makülopapüler döküntü ile ayrılır. 5. hastalıkta Koplik lekeleri bulunmaz ve döküntü retiküler patern gösterir
- Kızamıkçık (Rubella): Retroauriküler ve oksipital lenfadenopati varlığı, döküntünün yüzden başlayıp hızla gövdeye yayılması ve genellikle 3 gün içinde solması ile ayrılır. Döküntü 5. hastalıktaki kadar belirgin "tokatlanmış yanak" görünümü oluşturmaz
- Roseola infantum (6. hastalık - HHV-6): Tipik olarak 6 ay-3 yaş grubunu etkiler. Yüksek ateşin (39-40°C) 3-5 gün sürdükten sonra ani düşmesiyle eş zamanlı döküntü çıkışı karakteristiktir. 5. hastalıkta ateş genellikle düşüktür
- Scarlet fever (Kızıl): A grubu beta-hemolitik streptokok enfeksiyonu sonucu gelişir. Çilek dili, pastia çizgileri, perioral solukluk ve zımpara kağıdı hissi veren döküntü ile ayrılır. Boğaz kültüründe streptokok üremesi tanıyı kesinleştirir
- İlaç döküntüsü: Antibiyotikler (özellikle aminopenisilinler), antiepileptikler ve NSAİİ kullanımı sonrası gelişebilir. İlaç başlangıcı ile döküntü arasındaki temporal ilişki, kaşıntının belirgin olması ve mukoza tutulumu ayırt ettirici özelliklerdir
- Sistemik lupus eritematozus (SLE): Yüzdeki kelebek döküntüsü, 5. hastalığın yanak eritemiyle karıştırılabilir. ANA, anti-dsDNA pozitifliği, kompleman düşüklüğü ve diğer sistemik bulgular ayırıcı tanıda yol göstericidir
- Kawasaki hastalığı: 5 günden uzun süren ateş, bilateral nonpürülan konjunktivit, dudak ve oral mukoza değişiklikleri, el ve ayaklarda ödem/eritem, polimorf ekzantem ve servikal lenfadenopati ile karakterize edilir
5. Hastalığın Tedavisi
Genel Yaklaşım ve Destek Tedavisi
5. hastalık, immünokompetan çocuklarda büyük çoğunlukla kendini sınırlayan (self-limited) bir enfeksiyon olup, spesifik antiviral tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi ağırlıklı olarak semptomatik destek tedavisine dayanır:
- Ateş ve ağrı yönetimi: Parasetamol (asetaminofen) 10-15 mg/kg/doz, her 4-6 saatte bir, günde maksimum 60 mg/kg (maksimum 4 g/gün). Alternatif olarak ibuprofen 5-10 mg/kg/doz, her 6-8 saatte bir, günde maksimum 40 mg/kg kullanılabilir
- Yeterli hidrasyon: Oral sıvı alımının teşvik edilmesi, ateşli dönemde sıvı kaybının karşılanması
- İstirahat: Semptomatik dönemde yaşa uygun aktivite kısıtlaması önerilir
- Antihistaminikler: Döküntüye eşlik eden kaşıntı durumunda setirizin (2-6 yaş: 2.5 mg/gün, 6 yaş üstü: 5-10 mg/gün) veya desloratadin (1-5 yaş: 1.25 mg/gün, 6-11 yaş: 2.5 mg/gün) kullanılabilir
Komplike Olgularda Tedavi
Belirli risk gruplarında ve komplikasyon gelişen olgularda daha agresif tedavi yaklaşımları gerekebilmektedir:
- İntravenöz immünoglobülin (IVIG): İmmünsuprese hastalarda kronik PVB19 enfeksiyonunda ve ağır anemide IVIG tedavisi endikedir. Doz: 0.4 g/kg/gün, 5 gün veya 1 g/kg/gün, 2-3 gün şeklinde uygulanır. Serum IgG düzeyleri ve viral yük ile yanıt izlenir
- Eritrosit transfüzyonu: Aplastik kriz gelişen hastalarda (hemoglobin <7 g/dL veya semptomatik anemi) eritrosit süspansiyonu transfüzyonu gerekebilir. Doz: 10-15 mL/kg, gerektiğinde tekrarlanır
- Artrit tedavisi: Eklem tutulumu belirgin olgularda NSAİİ (ibuprofen veya naproksen 10 mg/kg/gün, 2 doza bölünerek) 2-4 hafta süreyle kullanılabilir
- Fetal tedavi: Hidrops fetalis gelişen olgularda intrauterin transfüzyon uygulanabilir
İzolasyon ve Bulaşıcılık
5. hastalığın bulaşıcılık dönemini anlamak, tedavi ve izolasyon kararları açısından kritik öneme sahiptir:
- Döküntü öncesi viremik dönemde (enfeksiyondan 5-10 gün sonra) bulaşıcılık en yüksek düzeydedir
- Döküntü ortaya çıktığında viremi genellikle sonlanmış olup bulaşıcılık düşüktür
- Döküntüsü olan çocukların okuldan uzaklaştırılması gerekmez, çünkü bulaşıcı dönem çoktan geçmiştir
- Aplastik kriz geçiren ve immunsuprese hastalar uzun süreli bulaşıcı olabilir ve izolasyon gerektirir
5. Hastalığın Komplikasyonları
Hematolojik Komplikasyonlar
Parvovirus B19'un eritroid progenitör hücrelere olan tropizmi, çeşitli hematolojik komplikasyonlara zemin hazırlar:
- Geçici aplastik kriz (TAC): Kronik hemolitik anemisi olan hastalarda (orak hücreli anemi, talasemi, herediter sferositoz, otoimmün hemolitik anemi) en korkulan komplikasyondur. Eritropoezin 7-10 gün boyunca tamamen durması sonucu hemoglobin düzeyi hızla düşer (3-4 g/dL'ye kadar). Retikülosit sayısı sıfıra yaklaşır. Transfüzyon desteği genellikle gerekir
- Saf eritrosit aplazisi (PRCA): İmmünsuprese hastalarda PVB19 kronik enfeksiyona yol açarak sürekli eritroid supresyona neden olabilir. Kemik iliği biyopsisinde dev pronormoblastlar ve intranükleer inklüzyon cisimcikleri karakteristiktir
- Trombositopeni ve nötropeni: Nadir olmakla birlikte izole veya kombine sitopeniler bildirilmiştir. İdiyopatik trombositopenik purpura (ITP) benzeri tablolar görülebilir
- Hemofagositik lenfohistiyositoz (HLH): Çok nadir ancak yaşamı tehdit eden bir komplikasyon olup, yüksek ateş, hepatosplenomegali, pansitopeni ve hiperferritinemi ile karakterizedir
Fetal Komplikasyonlar
Gebelikte PVB19 enfeksiyonu, transplasental geçişle fetüste ciddi komplikasyonlara yol açabilir:
- Hidrops fetalis: Fetal enfeksiyonların yaklaşık %3-10'unda gelişir. Fetal anemi, kalp yetmezliği ve yaygın ödem ile karakterizedir. Özellikle 13-20. gebelik haftalarında risk en yüksektir
- İntrauterin fetal kayıp: Gebelikte PVB19 enfeksiyonlarının %2-6'sında spontan abortus veya intrauterin ölüm gerçekleşebilir
- Konjenital anemi: Doğumda ağır anemi ve buna bağlı kalp yetmezliği tablosu ile karşılaşılabilir
Nadir Komplikasyonlar
5. hastalığa bağlı nadir ancak klinik öneme sahip komplikasyonlar şunlardır:
- Nörolojik: Ensefalit, meningoensefalit, serebellar ataksi, periferik nöropati (çok nadir)
- Kardiyak: Miyokardit, perikardit (özellikle fetal ve neonatal dönemde)
- Hepatik: Akut hepatit, fulminan karaciğer yetmezliği (izole olgularda bildirilmiştir)
- Renal: Glomerülonefrit, nefrotik sendrom (immün kompleks aracılı)
- Vasküler: Henoch-Schönlein purpurası, vaskülit
5. Hastalıktan Korunma
Bireysel Korunma Önlemleri
5. hastalığa karşı şu an için lisanslı bir aşı bulunmamakla birlikte, bireysel korunma önlemleri enfeksiyon riskini azaltmada önemli rol oynamaktadır:
- El hijyeni: Sık ve etkili el yıkama, özellikle solunum sekresyonları ile temas sonrası en temel korunma yöntemidir. En az 20 saniye süreyle sabun ve su ile el yıkama önerilir
- Solunum hijyeni: Öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun mendil veya dirsek içi ile kapatılması
- Kontamine yüzeylerin temizlenmesi: Virüsün çevresel direnci göz önünde bulundurularak, sık temas edilen yüzeylerin düzenli dezenfeksiyonu
- Kişisel eşyaların paylaşılmaması: Bardak, çatal-kaşık, havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanımından kaçınılması
Risk Gruplarına Yönelik Öneriler
Komplikasyon riski yüksek bireyler için ek korunma stratejileri uygulanmalıdır:
- Gebeler: Salgın dönemlerinde çocuklarla yoğun temas gerektiren ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır. Parvovirus B19 IgG serolojisi kontrol edilerek bağışıklık durumu belirlenmelidir. Seronegatif gebelerin maruziyet sonrası yakın takibi gerekir
- Hemoglobinopatili hastalar: Salgın dönemlerinde dikkatli olmaları, ateş veya solukluk gibi belirtilerde derhal tıbbi değerlendirmeye başvurmaları önerilir
- İmmünsuprese hastalar: PVB19 maruziyeti sonrası profilaktik IVIG uygulaması düşünülebilir. Klinik ve hematolojik parametrelerin yakın takibi esastır
- Kan ürünleri güvenliği: Donör taramalarında PVB19 PCR testinin uygulanması, özellikle immünsuprese alıcılar için viral inaktivasyon prosedürlerinin uygulanmış kan ürünlerinin tercih edilmesi
Aşı Geliştirme Çalışmaları
Parvovirus B19'a karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Rekombinant VP1 ve VP2 kapsid proteinlerini içeren aday aşılar, faz I ve faz II klinik çalışmalarda umut verici immünojenite ve güvenlilik profili göstermiştir. Ancak henüz klinik kullanıma sunulmuş bir aşı bulunmamaktadır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Acil Başvuru Gerektiren Durumlar
5. hastalık genellikle selim seyirli olmakla birlikte, aşağıdaki durumlarda gecikmeksizin tıbbi değerlendirme yapılmalıdır:
- Ağır solukluk ve halsizlik: Çocukta belirgin solukluk, taşikardi, nefes darlığı veya aktivite intoleransı gelişmesi aplastik kriz işareti olabilir
- Yüksek ve inatçı ateş: 39°C üzeri ateşin 3 günden uzun sürmesi veya ateşin düşmemesi
- Yaygın ve şiddetli döküntü: Döküntünün hemorajik karakter kazanması, mukoza tutulumu veya büllöz lezyonlar
- Eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı: Belirgin artrit bulguları, yürüme güçlüğü
- Nörolojik belirtiler: Bilinç değişikliği, konvülsiyon, şiddetli baş ağrısı, boyun sertliği
- Bilinen kronik hastalık varlığı: Orak hücreli anemi, talasemi, immün yetmezlik gibi altta yatan hastalığı olan çocuklarda herhangi bir ateşli hastalık belirtisinde derhal başvuru
Poliklinik Başvurusu Gerektiren Durumlar
Aşağıdaki durumlarda acil olmamakla birlikte planlanmış bir poliklinik değerlendirmesi önerilir:
- Döküntünün 3 haftadan uzun sürmesi veya tekrarlayan karakterde olması
- Eklem ağrılarının 4 haftayı aşması
- Genel durumun bozulması, iştahsızlık ve kilo kaybı
- Döküntüyle birlikte kaşıntının günlük yaşamı etkilemesi
- Gebe bir aile bireyinin enfekte çocukla temas etmiş olması (acil seroloji gerekir)
5. hastalık, çocukluk çağının yaygın ve genellikle zararsız viral enfeksiyonlarından biri olarak kabul edilmekle birlikte, özellikle risk grubundaki çocuklarda ciddi komplikasyonlara yol açma potansiyeli taşımaktadır. Erken tanı, uygun semptomatik tedavi ve risk gruplarının belirlenmesi, hastalığın yönetiminde temel prensiplerdir. Ebeveynlerin hastalığın doğal seyri, bulaşıcılık dönemi ve alarm belirtileri konusunda bilgilendirilmesi, gereksiz anksiyetenin önlenmesi ve zamanında tıbbi müdahalenin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Koru Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde uzman hekimlerimiz, 5. hastalık ve diğer çocukluk çağı enfeksiyonlarının tanı, tedavi ve takibinde güncel kanıta dayalı tıp uygulamalarıyla ailelerimize kapsamlı sağlık hizmeti sunmaktadır.











