Atriyoventriküler septal defekt (AVSD), kalbin üst odacıkları ile alt odacıkları arasındaki bölmenin tam gelişememesi ve kalp kapakçıklarının birlikte şekillenmemesi sonucu ortaya çıkan doğumsal bir kalp hastalığıdır. Halk arasında "kalpte delik" olarak bilinen tablolardan biri olan bu durum, hem kulakçıklar (atriyumlar) arasındaki bölmede hem de karıncıklar (ventriküller) arasındaki bölmede açıklık bulunmasıyla birlikte mitral ve triküspit kapaklarının da ortak bir yapı oluşturmasıyla karakterizedir. Bu nedenle hastalık, basit bir delikten çok daha karmaşık bir yapısal anomali olarak değerlendirilir.
Bebeklerin yaşamlarının ilk haftalarından itibaren beslenme güçlüğü, hızlı solunum ve kilo alamama gibi belirtilerle dikkat çeken bu tablo, erken dönemde tanınması gereken önemli bir konudur. Çocuk kardiyolojisi alanında sık karşılaşılan doğumsal kalp hastalıkları arasında yer alan AVSD, özellikle Down sendromu ile birlikteliği nedeniyle ayrı bir önem taşır. Doğru tanı, planlı izlem ve uygun cerrahi yaklaşım sayesinde çocukların büyüme süreçleri sağlıklı şekilde sürdürülebilir ve yaşam kaliteleri belirgin biçimde artabilir.
Kimlerde Görülür?
Atriyoventriküler septal defekt, tüm doğumsal kalp hastalıkları içinde yaklaşık yüzde dört ile beş arasında bir paya sahiptir. Görülme sıklığı binde iki ile üç civarında olup hem kız hem erkek bebeklerde benzer oranlarda karşımıza çıkar. Hastalığın en belirgin özelliği, kromozom anomalileri ile sıkı ilişkisidir. Özellikle Down sendromlu (Trisomi 21) bebeklerde AVSD görülme oranı belirgin biçimde yüksektir ve bu grupta her beş çocuktan en az birinde tabloya rastlanmaktadır.
Aile öyküsünde doğumsal kalp hastalığı bulunan çocuklarda risk, genel topluma kıyasla daha yüksek seyreder. Anne karnındaki dönemde diyabeti olan annelerin bebeklerinde, gebelik sırasında belirli enfeksiyonlara maruz kalanlarda ya da bazı ilaçların kullanıldığı gebeliklerde de görülme olasılığı artmaktadır. Bunun yanında Ellis-van Creveld sendromu ve heterotaksi sendromları gibi nadir genetik tablolarda da AVSD eşlik edebilir. Noonan sendromu, CHARGE birlikteliği ve 3p25 silinmesi gibi durumlar da literatürde tanımlanmış birliktelikler arasında yer alır.
Hastalık çoğunlukla doğumdan hemen sonra ya da ilk aylar içinde fark edilir. Ancak kısmi (parsiyel) tipte olan ve daha hafif seyreden formlarda belirtiler okul çağına kadar belirgin olmayabilir. Bu nedenle düzenli çocuk kardiyolojisi muayeneleri, özellikle riskli gruplarda erken tanı için temel bir adım olarak değerlendirilir. Anne karnında yapılan ileri düzey fetal ekokardiyografi de gebeliğin yaklaşık 18-22. haftasından itibaren doğum öncesi tanı imkânı sunmaktadır.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
AVSD'nin belirtileri büyük ölçüde defektin tipine, deliklerin büyüklüğüne ve kapak yapısının ne kadar etkilendiğine bağlı olarak değişir. Tam (komplet) AVSD'de belirtiler genellikle yaşamın ilk haftalarında ortaya çıkar. Bebeklerde en sık görülen bulgular arasında beslenme sırasında çabuk yorulma, emerken terleme, nefes nefese kalma ve sık sık emmeye ara verme yer almaktadır. Bu durum bebeğin yeterli kaloriyi alamamasına ve büyüme geriliğine yol açabilir.
Solunum hızının artması, göğüs kafesinin nefes alırken belirgin biçimde içe çekilmesi ve hırıltılı solunum dikkat çeken diğer bulgular arasındadır. Akciğerlere giden kan miktarının artması nedeniyle bu bebekler sık sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Cilt renginde solukluk, dudak ve tırnaklarda morarma (siyanoz) bazı çocuklarda gözlenebilir; ancak klasik AVSD'de morarma genellikle ileri dönemlerde belirginleşmektedir. Karaciğerin büyümüş olması ve nabız hızının yüksek seyretmesi de hekimin dikkat ettiği bulgular arasında sayılır.
Parsiyel tipte ise belirtiler daha sinsi bir seyir izler. Okul çağındaki çocuklarda efor sırasında çabuk yorulma, çarpıntı, nefes darlığı ve nadiren bayılma görülebilir. Muayene sırasında hekimin steteskopla duyduğu üfürüm, çoğu zaman ilk uyarıcı bulgu olur. Bazı çocuklarda büyüme eğrisindeki sapmalar, iştahsızlık ve halsizlik gibi yan bulgular da tabloya eşlik edebilir.
Belirtilerin şiddeti bebekten bebeğe büyük farklılıklar gösterir. Bu nedenle her bulgu çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. Erken dönemde fark edilen belirtiler, sürecin doğru planlanması açısından önem taşır.
Nedenleri Nelerdir?
Atriyoventriküler septal defekt, anne karnındaki ilk haftalarda kalbin gelişim sürecindeki aksamalara bağlı olarak ortaya çıkar. Gebeliğin yaklaşık beşinci ile sekizinci haftaları arasında kalbin dört odacıklı yapısı şekillenirken endokardiyal yastık adı verilen embriyonik dokuların birleşmesi gerekir. Bu yastıkların tam olarak birleşmemesi sonucunda hem septumda (bölmede) açıklık hem de kapaklarda yapısal bozukluk meydana gelir. Yani hastalığın temelinde tek bir delik değil, bir gelişim kusurları zinciri bulunmaktadır.
Hastalığın en güçlü nedenlerinden biri genetik faktörlerdir. Trisomi 21 yani Down sendromu, AVSD ile en sık birliktelik gösteren kromozom anomalisidir. Bunun dışında bazı tek gen mutasyonları, ailesel geçişli sendromlar ve kromozomun belirli bölgelerindeki silinmeler de bu tabloya yol açabilir. Anne ya da babada doğumsal kalp hastalığı öyküsü bulunması, bebekte AVSD görülme olasılığını artıran bir etken olarak değerlendirilir.
Çevresel etkenler de hastalığın gelişiminde rol oynar. Annenin gebelik sırasında kontrolsüz diyabet hastası olması, alkol kullanımı, bazı epilepsi ilaçları, retinoik asit türevleri ve gebeliğin ilk haftalarında geçirilen kızamıkçık gibi enfeksiyonlar risk faktörleri arasında sayılır. Folik asit eksikliği, dengesiz beslenme ve sigara dumanına maruz kalma da kalp gelişimini olumsuz etkileyebilen unsurlardır. İleri anne yaşı, obezite ve bazı romatolojik hastalıkların varlığı da değerlendirilmesi gereken etkenler arasında yer alır.
Birçok durumda net bir neden saptanamaz ve tablo çok faktörlü bir kalıtım modeliyle açıklanır. Bu nedenle gebelik öncesi danışmanlık, kronik hastalıkların kontrol altında tutulması ve düzenli takip büyük önem taşımaktadır.
Tanı Nasıl Konulur?
AVSD tanısı, ayrıntılı muayene ile başlayan ve görüntüleme yöntemleriyle netleştirilen bir süreçtir. Çocuk kardiyolojisi uzmanı, öncelikle bebeğin ya da çocuğun genel durumunu değerlendirir; beslenme öyküsü, büyüme eğrisi ve solunum bulgularını sorgular. Steteskopla yapılan dinleme sırasında kalpte duyulan tipik üfürüm, ikinci kalp sesinin sertleşmesi ve ek seslerin varlığı önemli ipuçları sunmaktadır. Bu klinik bulgular hekimi ileri tetkiklere yönlendirir.
Tanıda en değerli yöntem ekokardiyografidir (kalp ultrasonu). Ses dalgalarıyla yapılan bu görüntüleme; septumdaki açıklığın yerini, büyüklüğünü, kapak yapısındaki bozuklukları ve kanın kalp odacıkları arasındaki akışını ayrıntılı biçimde gösterir. Renkli Doppler tekniği sayesinde kan akımının yönü ve kaçak miktarı değerlendirilebilir. Ekokardiyografi, AVSD'nin tipinin belirlenmesi ve cerrahi planlama için kesin tanı sağlar.
Ek tetkikler arasında elektrokardiyografi (EKG), göğüs röntgeni ve gerektiğinde kalp kateterizasyonu yer alır. EKG'de tipik olarak sol eksen sapması ve özel ileti bozuklukları görülebilir. Akciğer filminde kalbin büyümüş olması ve akciğer damarlarındaki belirginleşme tanıyı destekler. Akciğer damar basıncını ölçmek gerektiğinde kateterizasyon (damar yoluyla kalbe ulaşılarak yapılan ölçüm) yapılabilir. Bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme, karmaşık olgularda ek bilgi sağlar.
Tanı sürecinde değerlendirilen başlıca unsurlar şunlardır:
- Defektin tipi (komplet, parsiyel veya geçiş tipi)
- Septumdaki açıklığın boyutu ve yerleşimi
- Kapak yapısının işlevsel durumu ve kaçak miktarı
- Akciğer damar direncinin düzeyi
- Eşlik eden başka kalp anomalilerinin varlığı
Komplikasyonlar Nelerdir?
Geç fark edilen ya da yeterince yönetilemeyen AVSD olgularında zaman içinde ciddi komplikasyonlar gelişebilir. En sık karşılaşılan sorun, akciğer damarlarında basınç artışıdır. Kalpten akciğerlere doğru fazla kan akması, akciğer damarlarında zamanla kalıcı değişikliklere ve pulmoner hipertansiyona (akciğer damar basıncı yüksekliği) yol açar. Bu durum ilerlediğinde geri dönüşü zor bir tabloya, Eisenmenger sendromuna dönüşebilir ve cerrahi şansı belirgin biçimde azalır.
Kalp yetmezliği bebeklik döneminde en sık görülen komplikasyonlardan biridir. Kalbin artan yükü karşılayamaması; beslenme güçlüğü, büyüme geriliği, sık enfeksiyon ve genel sağlık durumunda bozulmaya yol açar. Kapakçıkların yapısal bozukluğu nedeniyle gelişen ileri düzey kaçaklar da kalp yetmezliğinin ilerlemesine katkı sağlar. Akciğerlerde sık tekrarlayan enfeksiyonlar bebeklerin hastaneye yatış sayısını artırmaktadır.
Cerrahi sonrası dönemde de bazı sorunlar gözlenebilir. Onarılan kapakta zamanla kaçak ya da darlık gelişmesi, ritim bozuklukları ve nadiren kalıcı kalp bloğu bu sorunların başında gelir. Bu nedenle ameliyat olmuş çocukların yaşam boyu çocuk kardiyolojisi takibi altında kalması önerilir. Enfektif endokardit (kalp iç tabakası iltihabı) riski tüm hastalarda mevcut olduğundan diş tedavileri öncesi koruyucu yaklaşımlar planlanmalıdır.
Komplikasyonların önüne geçmenin en güçlü yolu, hastalığın doğru zamanda tanınması ve uygun planlama ile yönetilmesidir. Düzenli kontroller, ailenin bilinçlendirilmesi ve enfeksiyonlardan korunma süreci olumlu yönde etkiler. Aşı takviminin aksatılmaması, mevsimsel solunum yolu virüslerine karşı koruyucu önlemler ve ağız sağlığının düzenli izlenmesi de bütüncül yaklaşımın parçaları arasında yer alır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Bebeğinizde beslenme sırasında belirgin yorgunluk, emerken terleme, sık nefes alma, kilo alamama ya da büyüme eğrisinde duraklama fark ettiğinizde mutlaka bir çocuk hekimine başvurmanız önerilir. Solunum hızının artması, göğüs kafesinin nefes alırken içe çekilmesi, dudaklarda morarma ve sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları da gecikilmeden değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Bu belirtiler her zaman AVSD anlamına gelmese de kalp ile ilgili bir tablo olabileceğini düşündürmektedir.
Ailesinde doğumsal kalp hastalığı öyküsü bulunan bebeklerde, Down sendromu gibi genetik durumlarla doğan çocuklarda ya da anne karnında yapılan ultrasonda kalp ile ilgili bir şüphe doğmuşsa doğumdan hemen sonra çocuk kardiyolojisi değerlendirmesi yaptırmanız yararlı olabilir. Erken dönemde planlanan ekokardiyografi, gözden kaçabilecek tabloların fark edilmesine olanak sağlar. Bu süreçte ailelerin sorularını uzman hekimle açık şekilde paylaşması, doğru yönlendirme açısından önem taşır.
Daha büyük çocuklarda efor sırasında belirgin nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi yakınmalar varsa zaman kaybetmeden değerlendirme alınması yararlı olabilir. Düzenli okul muayenelerinde duyulan yeni bir üfürüm de ileri inceleme gerektiren bir bulgudur. Erken başvuru, hem tanı sürecini hızlandırır hem de uygun yaklaşımın zamanında planlanmasına imkân tanımaktadır.
Son Değerlendirme
Atriyoventriküler septal defekt, kalbin gelişim aşamasında ortaya çıkan ve hem bölmeleri hem de kapakları etkileyen önemli bir doğumsal hastalıktır. Erken tanı, uygun izlem ve doğru zamanda planlanan cerrahi onarım sayesinde çocukların büyük çoğunluğu sağlıklı bir büyüme süreci geçirir ve yaşam kaliteleri belirgin biçimde iyileşebilir. Hastalığın yönetiminde ailelerin bilinçli olması, düzenli kontrollerin aksatılmaması ve enfeksiyonlardan korunma bütüncül bir yaklaşımın temel parçaları arasında yer alır. Bu süreçte deneyimli bir ekip ile yürütülen takip, çocuğun gelişimini destekleyen önemli unsurlardan biri olarak değerlendirilir.
Koru Hastanesi Çocuk Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, atriyoventriküler septal defekt (avsd) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.




