Çocuk Kardiyoloji

Annede Doğum Sonrası Kardiyomiyopati (Peripartum)

Çocuklarda görülen Çocuklarda Postpartum Kardiyomiyopati, yaşa göre farklı bulgularla seyredebilen önemli bir tablodur. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz atın.

Doğum, anne için yalnızca bir bebeğin dünyaya gelmesi değildir; aynı zamanda kalp, damarlar, hormonal sistem ve böbrekler için ciddi bir yük dönemidir. Gebeliğin son haftaları ve doğumun ardından geçen ilk aylarda kadın bedeni, kan hacmi, kalp atımı ve damar direnci açısından yoğun bir geçiş süreci yaşar. Bu geçiş çoğu annede sorunsuz tamamlanır; ancak küçük bir grupta kalp kasının pompalama gücü beklenmedik biçimde azalır ve doğum sonrası kardiyomiyopati (peripartum kardiyomiyopati) tablosu ortaya çıkar.

Peripartum kardiyomiyopati, gebeliğin son ayında ya da doğumdan sonraki ilk beş ay içinde başka belirgin bir kalp hastalığı olmayan kadınlarda kalbin sol karıncığının (sol ventrikül) zayıflaması ile tanımlanan bir durumdur. Bebeğine bakmaya çalışan bir annenin nefes darlığı, çabuk yorulma, ayaklarda şişme ve gece öksürük gibi şikayetleri çoğu zaman lohusalık yorgunluğuna bağlanır. Oysa bu belirtiler bazen kalbin sessizce yetersiz kaldığını anlatır. Erken fark edilen tablolarda kalp işlevleri belirgin biçimde iyileşir; geciken durumlarda ise hem anne hem de bebek bakımı zorlaşır. Bu yazıda peripartum kardiyomiyopatinin kimlerde görüldüğünü, hangi belirtilerle kendini gösterdiğini, nedenlerini, tanı yöntemlerini, olası komplikasyonlarını ve ne zaman doktora başvurulması gerektiğini gündelik dilde, sade bir anlatımla ele alıyoruz.

Kimlerde Görülür?

Peripartum kardiyomiyopati, doğurganlık çağındaki her kadında görülebilen, ancak bazı gruplarda daha sık karşılaşılan bir tablodur. Genel olarak hastalık, gebeliğin son ayından doğumun üzerinden beş ay geçene kadar olan dönemde tanı alır. Daha önce kalp hastalığı bilinmeyen, gebelik öncesinde sağlıklı görünen kadınlarda da ortaya çıkabilmesi, ailelerin sıklıkla şaşırmasına yol açar. Sıklık ülkeden ülkeye değişmekle birlikte her doğum sayısı içinde belirli oranda görüldüğü bilinmektedir.

Yaşı ileri olan annelerde, özellikle 30 yaş üzerinde gebelik yaşayanlarda risk biraz daha yüksek bulunmuştur. Çoğul gebelikler, yani ikiz veya üçüz beklemek, kalbin yükünü artırdığı için bu tablonun gelişme olasılığını da yukarı çeker. Birden fazla doğum yapmış olan kadınlarda, özellikle ileri yaşta ve kısa aralıklarla gebelik yaşayanlarda hastalığın görülme olasılığı artar. İlk doğumunda peripartum kardiyomiyopati geçirmiş bir annenin sonraki gebeliklerinde tablonun tekrarlayabileceği de bilinen bir gerçektir.

Gebelik öncesinde ya da gebelik sırasında yüksek tansiyon, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), şeker hastalığı ve obezite gibi durumlar bu hastalık için zemin hazırlayabilir. Sigara kullanımı, beslenme yetersizliği ve uzun süreli stres de damar sağlığını olumsuz etkileyerek risk profilini yükseltir. Bazı çalışmalar belirli coğrafi bölgelerde ve genetik altyapıya sahip ailelerde hastalığın daha sık görüldüğüne dikkat çekmektedir. Yakın akrabasında genç yaşta kalp yetmezliği, açıklanamayan ani kalp ölümü ya da kardiyomiyopati öyküsü olan kadınların bu konuda daha duyarlı olması beklenir.

Sosyal koşullar da bu tabloyu dolaylı yoldan etkiler. Doğum sonrasında yeterince dinlenemeyen, beslenmesini ihmal eden, uyku düzeni bozulan ve yardım almakta zorlanan anneler şikayetlerini geç fark edebilir. Bebek bakımı sırasında sürekli kalkıp yürümek, gece sık uyanmak ve ağır yük taşımak, var olan kalp yetersizliğini örtebilir. Bu nedenle peripartum kardiyomiyopati yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda aile içi destek ve takip açısından da ele alınması gereken bir durumdur.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Peripartum kardiyomiyopatinin belirtileri çoğu zaman sinsi başlar ve gebelik yorgunluğu, lohusalık halsizliği ya da uyku düzensizliği gibi yorumlanır. En sık karşılaşılan şikayet nefes darlığıdır. Anne, eskiden rahatlıkla çıktığı merdivenlerde durmak zorunda kalır, çamaşır asarken ya da bebeği kucağına aldığında nefesi yetmez. Düz yerde yürürken bile soluksuz kalmak, sırt üstü yatınca rahatsız olmak ve yastığı yükseltme ihtiyacı önemli uyarı işaretleridir.

Geceleri ani nefes darlığı ile uyanma, kuru ya da köpüklü öksürük, çarpıntı hissi ve göğüste sıkışma hissi de sık görülen bulgular arasındadır. Ayak bileklerinde, baldırlarda ve bazen ellerde şişme gelişebilir. Lohusalık döneminde ödem doğal kabul edilse de iki yana göre belirgin biçimde artan, parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödem dikkat çekicidir. Kilo artışı bebek bakımıyla açıklanamayacak kadar hızlı olabilir; bazı annelerde birkaç gün içinde iki üç kilonun üzerinde artış görülür.

Bazı kadınlarda baş dönmesi, bayılma hissi, halsizlik ve egzersize tahammülsüzlük ön plandadır. Karaciğerin büyümesi sağ üst karın bölgesinde dolgunluk ve hafif ağrıya neden olabilir. İştahsızlık, bulantı ve karında şişkinlik de tabloya eklenebilir. Beyne giden kanın yetersiz kalmasına bağlı olarak konsantrasyon güçlüğü, dalgınlık ve ruh hali değişiklikleri ortaya çıkabilir. Lohusa annelerin bu belirtileri çoğu zaman duygusal değişimlere bağlaması, tanının gecikmesine yol açar.

İleri aşamalarda dudaklarda morarma, soğuk terleme, dinlenme halinde bile devam eden nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi ciddi bulgular gelişebilir. Bu noktada acil değerlendirme gereklidir. Belirtilerin yalnızca yorgunluk olmadığını gösteren temel ipucu, şikayetlerin günler içinde belirgin biçimde artması ve dinlenmekle geçmemesidir.

  • Düz yerde yürürken ya da bebeği kucaklarken belirgin nefes darlığı
  • Geceleri yatınca artan, oturunca azalan soluksuzluk
  • Ayaklarda, bileklerde ve ellerde artan ödem
  • Çarpıntı, baş dönmesi ve dinlenmekle geçmeyen yorgunluk
  • Kuru ya da köpüklü öksürük, gece terlemesi

Nedenleri Nelerdir?

Peripartum kardiyomiyopatinin nedeni tek bir etkenle açıklanamaz; karmaşık bir mekanizmalar zincirinin sonucunda ortaya çıkar. Gebelik döneminde kan hacmi yaklaşık yüzde elli oranında artar, kalp atım sayısı yükselir ve damarlardaki direnç değişir. Bu süreç çoğu kadında sorunsuz tamamlanırken bazı annelerde kalp kası, yüklenen bu ek işi karşılayamaz ve pompalama gücü azalır. Genetik yatkınlık, hormonal değişimler ve damar sağlığı bu süreçte belirleyici unsurdur.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, prolaktin adı verilen süt hormonunun parçalanma ürünlerinin kalp kasının küçük damarlarına zarar verebileceğini göstermiştir. Doğum sonrası yüksek seviyelerde salgılanan bu hormonun bazı annelerde anormal biçimde parçalanması, kalp kası hücrelerinin beslenmesini bozarak peripartum kardiyomiyopati tablosunun gelişmesine zemin hazırlayabilir. Genetik çalışmalar, kalp kası proteinlerini kodlayan bazı genlerdeki değişikliklerin de hastalığa yatkınlığı artırdığını ortaya koymaktadır.

Yüksek tansiyon ve preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), kalbin üzerine binen yükü artırarak doğum sonrası kardiyomiyopati gelişimini kolaylaştırabilir. Şeker hastalığı, obezite, ileri anne yaşı, çoğul gebelik ve daha önce yaşanmış zor doğumlar da zemini hazırlayan etkenler arasında sayılır. Damarların iç yüzeyinde gelişen iltihabi süreçler, oksidatif stres olarak adlandırılan hücresel hasar ve bağışıklık sistemindeki dengesizlikler de bu mekanizmaya eklenir.

Beslenme yetersizlikleri, özellikle selenyum gibi eser elementlerin eksikliği bazı toplumlarda peripartum kardiyomiyopati ile ilişkilendirilmiştir. Sigara kullanımı, alkol tüketimi ve kontrolsüz ilaç alımı, kalp kasının zaten yüklendiği bu dönemde ek hasara yol açabilir. Ailesinde kalp yetmezliği ya da açıklanamayan ani ölüm öyküsü bulunan kadınların gebelik sürecinde daha dikkatli izlenmesi gerekli kabul edilir.

Tanı Nasıl Konulur?

Peripartum kardiyomiyopatide tanı süreci ayrıntılı bir hikaye alma ile başlar. Hekim, şikayetlerin ne zaman başladığını, gebelik ve doğum sürecinin nasıl geçtiğini, daha önce bilinen bir kalp hastalığı olup olmadığını ve ailede benzer durumların bulunup bulunmadığını sorar. Şikayetlerin günler içinde nasıl ilerlediği, hangi durumlarda arttığı ve dinlenmeyle azalıp azalmadığı bilgisi yol göstericidir. Fizik muayenede kalp ve akciğer sesleri dikkatle dinlenir, ayaklardaki ödem, boyun damarlarındaki dolgunluk ve karaciğer büyüklüğü değerlendirilir.

Tanıda en önemli görüntüleme yöntemi ekokardiyografidir. Kalbin ultrason ile incelendiği bu yöntem, sol karıncığın pompalama gücünü gösteren ejeksiyon fraksiyonu değerini ölçer. Peripartum kardiyomiyopati tanısı için ejeksiyon fraksiyonunun belirgin biçimde düşmesi ve başka bir nedenin bulunamaması beklenir. Kalp boşluklarının genişlemesi, kapak işlevleri ve duvar hareket bozuklukları da bu incelemede ortaya konur. Elektrokardiyografi (EKG) ile kalp ritmi değerlendirilir; ritim bozuklukları ve ileti gecikmeleri saptanabilir.

Kan testleri tabloyu tamamlayan önemli bir basamaktır. BNP veya NT-proBNP adı verilen kalp yetmezliği belirteçleri kanda yükselir. Tam kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, tiroid hormonları, elektrolitler ve gerektiğinde demir parametreleri incelenir. Akciğer grafisi, kalbin büyüklüğünü ve akciğerlerde sıvı birikimini gösterir. Gerekli görüldüğünde kalp manyetik rezonans görüntülemesi (kalp MR) ile kalp kasının yapısı ayrıntılı biçimde değerlendirilir; iltihabi süreçler ve nedbe dokusu hakkında bilgi alınır.

Tanı sürecinde diğer kalp hastalıklarının dışlanması büyük önem taşır. Daha önceden var olan kapak hastalıkları, koroner kalp hastalığı, doğumsal kalp anomalileri ve diğer kardiyomiyopati türleri ayırıcı tanıda göz önüne alınır. Bu nedenle değerlendirme genellikle kardiyoloji, kadın hastalıkları ve doğum ile gerektiğinde yenidoğan ekibinin birlikte çalışmasıyla yürütülür. Ailede genetik yatkınlık şüphesi varsa genetik danışmanlık önerilebilir.

  • Ayrıntılı hikaye alma ve fizik muayene
  • Ekokardiyografi ile sol karıncık işlevinin değerlendirilmesi
  • EKG, akciğer grafisi ve gerektiğinde kalp MR incelemesi
  • BNP/NT-proBNP, böbrek, karaciğer ve tiroid testleri
  • Diğer kalp hastalıklarının ayırıcı tanı ile dışlanması

Komplikasyonlar Nelerdir?

Peripartum kardiyomiyopati, zamanında fark edilip uygun biçimde takip edildiğinde annelerin önemli bir bölümünde kalp işlevleri belirgin biçimde iyileşir. Ancak tanının gecikmesi, takibe uyumun yetersiz olması ya da hastalığın ağır seyretmesi durumunda ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle riskleri bilmek, hem aileler hem de sağlık ekipleri için yol göstericidir. En sık görülen sorun, kalp yetmezliğinin ilerlemesidir.

Ritim bozuklukları, peripartum kardiyomiyopatinin önemli komplikasyonlarındandır. Kalbin elektriksel iletisindeki bozukluklar, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma ataklarına yol açabilir. Ciddi ritim bozuklukları, ani kalp durmasına kadar uzanan tehlikeli tablolara neden olabilir. Bu nedenle bazı hastalarda kalp ritmini izleyen cihazlar ya da koruyucu cihazlar gündeme gelebilir. Bu kararlar her hastanın klinik durumuna göre kardiyoloji ekibi tarafından özenle verilir.

Kalp boşluklarının genişlemesi ve kanın yavaş akması, pıhtı oluşumu için uygun ortam hazırlar. Bu pıhtıların yerinden kopması beyne giderse felç, akciğere giderse akciğer embolisi, böbrek veya bacak damarlarına giderse organ hasarı ile sonuçlanabilir. Bu nedenle ileri derecede pompalama gücü düşüklüğü olan annelerde kan sulandırıcı ilaçlar gündeme gelir. Tedavi planı her zaman emzirme durumu ve diğer hastalıklar dikkate alınarak belirlenir.

Anne sağlığı bebeği de etkilediği için ciddi peripartum kardiyomiyopati tablolarında bebek bakımı zorlaşır. Şiddetli nefes darlığı, sık hastane başvurusu ve uzun süreli ilaç kullanımı, emzirme sürecini olumsuz etkileyebilir. Ruhsal açıdan da bu süreç zorlayıcıdır; lohusalık döneminin doğal kaygıları kalp hastalığı ile birleşince depresyon ve anksiyete riski artar. Sonraki gebeliklerde hastalığın tekrarlama olasılığı bulunduğu için doğum kontrolü ve gelecekteki gebelik planları kardiyoloji ile birlikte değerlendirilir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Lohusalık döneminde yorgunluk doğaldır, ancak günler içinde belirgin biçimde artan nefes darlığı, eskisi gibi rahat hareket edememe ve dinlenmekle geçmeyen halsizlik hissediyorsanız bu durumu mutlaka önemseyin. Düz yerde yürürken nefesinizin yetmediğini fark ediyorsanız, gece yatınca rahat nefes alamayıp birkaç yastık üst üste koyma ihtiyacı duyuyorsanız ya da ani nefes darlığı ile uyanıyorsanız vakit kaybetmeden hekiminize başvurmanız önerilir.

Ayak bileklerinde, baldırlarınızda ya da ellerinizde belirgin şişme oluyorsa, parmakla bastığınızda çukur kalıyor ve bu durum birkaç gün içinde artıyorsa dikkatli olun. Hızlı kilo artışı, idrar miktarında belirgin azalma, karında dolgunluk ve sürekli süren öksürük de değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Çarpıntı atakları, göğüste sıkışma hissi, baş dönmesi ve özellikle bayılma ya da bayılma hissi yaşıyorsanız aynı gün içinde sağlık kuruluşuna başvurmanız uygun olur.

Göğüs ağrısı, dudaklarda morarma, dinlenme halinde bile geçmeyen şiddetli nefes darlığı, soğuk terleme ya da bilinç bulanıklığı gibi belirtiler acil durum işaretleridir. Bu gibi durumlarda en yakın acil servise başvurmanız ve mümkünse yanınızda size eşlik edecek bir yakınınızın bulunması büyük önem taşır. Bebeğinizi bırakacak kimseniz yoksa bile sağlığınızdan ödün vermeyin; sağlığınızın korunması, bebeğinizin sürekli bakımı için temel koşuldur.

Daha önce peripartum kardiyomiyopati tanısı almışsanız ve yeniden gebelik düşünüyorsanız, henüz hamile kalmadan kardiyoloji uzmanı ile görüşmeniz önerilir. Mevcut kalp işlevlerinizin değerlendirilmesi, kullandığınız ilaçların gözden geçirilmesi ve olası risklerin konuşulması, sonraki gebelik sürecini daha güvenli kılar. Düzenli kontrollerinizi aksatmamanız, ilaç dozlarınızı kendi başınıza değiştirmemeniz ve şikayetlerinizi hekiminize açık biçimde aktarmanız, hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için belirleyici unsurdur.

Son Değerlendirme

Annede doğum sonrası kardiyomiyopati (peripartum), gebeliğin son döneminde ve doğumu izleyen ilk aylarda kalbin pompalama gücünün azalmasıyla ortaya çıkan, sinsi başlangıçlı ancak ciddi sonuçlar doğurabilen bir tablodur. Erken fark edildiğinde annelerin önemli bir bölümünde kalp işlevleri belirgin biçimde iyileşir; geciken durumlarda ise hem anne hem de bebek için zorlu süreçler yaşanabilir. Nefes darlığı, ödem, çarpıntı ve dirençli yorgunluğu yalnızca lohusalık yorgunluğuna bağlamamak, doğru zamanda tıbbi değerlendirme almak bu hastalıkla başa çıkmanın temel adımıdır.

Koru Hastanesi Çocuk Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, annede doğum sonrası kardiyomiyopati (peripartum) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Kardiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Doğum sonu kalp yetmezliği (peripartum kardiyomiyopati) tam olarak nedir, nasıl bir şey?
Bu durum, hamileliğin son aylarında veya doğumdan sonraki ilk aylarda kalbin pompalama gücünün zayıflamasıdır. Kalp kası gevşediği ve genişlediği için vücuda yeterince kan pompalayamaz ve bu da ciddi bir yorgunluk hissi yaratır.
Bende doğum sonu kalp yetmezliği mi var, nasıl anlarım?
Sürekli nefes nefese kalıyorsanız, yattığınızda nefes almakta zorlanıyorsanız ve bacaklarınızda, ayak bileklerinizde aşırı şişme varsa dikkatli olmalısınız. Ayrıca gece nefes darlığıyla uyanmak da en sık görülen belirtilerdendir.
Doğum sonu kalp yetmezliği olan annenin bebeği bu durumdan etkilenir mi?
Hayır, bu durum doğrudan bebeğin kalbini etkilemez. Ancak annenin durumu ağırsa doğum sürecinde veya sonrasında bakım konusunda zorluklar yaşanabilir, bu yüzden anne sağlığı bebeğin bakımı için çok önemlidir.
Doğum sonu kalp yetmezliği ölümcül mü?
Erken teşhis edilip tedaviye başlanırsa çoğu kadın iyileşme sürecine girer. Ancak tedavi edilmezse kalp yetmezliği ilerleyebilir ve ciddi hayati riskler oluşturabilir, bu yüzden belirtileri ciddiye almak şarttır.
Bu hastalık tamamen geçer mi, tedavisi var mı?
Birçok kadında kalp fonksiyonları uygun tedaviyle zamanla düzelir veya eski haline döner. Kalp kasını destekleyen ilaçlar ve tuz kısıtlaması gibi yöntemlerle hastalığın etkileri büyük oranda kontrol altına alınabilir.
Doğum sonu kalp yetmezliği bulaşıcı mıdır?
Hayır, bu hastalık bulaşıcı değildir. Bir enfeksiyon veya mikrop kaynaklı olmadığı için çevrenizdeki insanlara veya bebeğinize herhangi bir yolla geçmesi mümkün değildir.
Bu durum kalıtsal mı, ileride çocuğuma geçer mi?
Genel olarak genetik bir hastalık olarak kabul edilmez. Ancak bazı ailevi yatkınlıklar olabileceği düşünülse de, çocuğunuza doğrudan geçecek bir hastalık değildir.
Hangi durumda hemen acile gitmeliyim?
Dinlenirken bile nefes alamıyorsanız, göğsünüzde şiddetli bir ağrı veya baskı hissediyorsanız, bayılacak gibi oluyorsanız veya çok şiddetli çarpıntınız varsa vakit kaybetmeden en yakın acile başvurmalısınız.
Doğum sonu kalp yetmezliği geçiren biri normal hayatına dönebilir mi?
Tedaviyle kalp kası kendini toparladığında çoğu kadın günlük işlerine dönebilir. Ancak doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli kullanmak ve kalp sağlığını takip ettirmek, normal bir yaşam sürmek için çok önemlidir.
Bu hastalık olunca ne yememeli, nasıl beslenmeli?
En önemlisi tuzu hayatınızdan çıkarmanız veya çok kısıtlamanızdır; çünkü tuz vücutta su tutarak kalbin işini zorlaştırır. Doktorunuzun önereceği sağlıklı, dengeli ve kalp dostu bir beslenme programına uymak iyileşmeyi hızlandırır.
Doğum sonu kalp yetmezliği spor yapmama engel mi?
Hastalığın aktif olduğu dönemde ağır sporlardan kaçınmalısınız. Kalbiniz iyileşme sürecine girdikten sonra doktorunuzun onay verdiği hafif yürüyüşler gibi aktivitelerle yavaş yavaş hareketliliğe dönebilirsiniz.
Bu hastalık stresle veya yorgunlukla ilgili mi?
Stres hastalığın doğrudan sebebi değildir ancak stresi azaltmak kalbin üzerindeki yükü hafifletir. Yeni doğum yapmış annelerin yaşadığı aşırı yorgunluk ve uykusuzluk, var olan kalp sorunlarının belirtilerini daha şiddetli hissetmenize yol açabilir.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar bu hastalığa iyi gelir mi?
Kalp yetmezliği ciddi bir durumdur ve sadece tıbbi ilaçlarla yönetilmelidir. Kulaktan dolma bitkisel yöntemler veya çaylar, kullandığınız kalp ilaçlarıyla etkileşime girip durumu daha da kötüleştirebilir, bu yüzden doktorunuza sormadan hiçbir şey kullanmayın.
Vitamin veya mineral eksikliği bu hastalığı tetikler mi?
Bazı besin eksiklikleri vücudu genel olarak zayıf düşürebilir ancak bu hastalık genellikle hamilelikteki hormonal ve fiziksel değişimlerin kalbi zorlamasıyla ortaya çıkar. Eksiklikler sadece süreci daha zorlu hale getirebilir.
Bu durumu yaşayan biri tekrar hamile kalabilir mi?
Bu çok riskli bir durumdur. Kalp fonksiyonlarınız tamamen düzelmiş olsa bile, tekrar hamile kalmak kalbi ciddi şekilde zorlayabilir. Bu kararı vermeden önce mutlaka kardiyoloji uzmanıyla detaylı bir görüşme yapmalısınız.
Emzirirken bu ilaçları kullanmak bebeğe zarar verir mi?
Bazı kalp ilaçları emzirme döneminde kullanılabilir, bazıları ise geçmeyebilir. Doktorunuz bebeğiniz için en güvenli olan tedavi planını sizin için mutlaka belirleyecektir, bu yüzden ilacınızı doktor onayı olmadan asla kesmeyin.
WhatsApp Online Randevu