Ortopedi ve Travmatoloji

Ankilozan Spondilit Nedir? Belirtileri ve Risk Faktörleri

Ankilozan spondilit omurgayı etkileyen kronik iltihabi bir hastalıktır ve erken tanı önem taşır. Koru Hastanesi olarak hastalığın belirtilerini ve risk altındaki grupları değerlendiriyoruz.

Ankilozan spondilit (AS), başta omurga ve sakroiliak eklemler olmak üzere aksiyel iskeleti etkileyen kronik, ilerleyici ve inflamatuvar bir romatizmal hastalıktır. Spondiloartropati ailesinin en sık görülen ve en iyi tanımlanmış üyesi olan bu hastalık, dünya genelinde toplumların yaklaşık %0,1-1,4'ünü etkilemektedir. Epidemiyolojik veriler incelendiğinde, HLA-B27 prevalansının yüksek olduğu topluluklarda hastalık görülme sıklığının belirgin şekilde arttığı dikkat çekmektedir. Türkiye'de yapılan çalışmalarda prevalansın %0,49 civarında olduğu bildirilmektedir. Erkeklerde kadınlara oranla 2-3 kat daha sık görülmekte olup, semptomlar genellikle 20-30 yaş arasında başlamaktadır. Hastalığın tanısında ortalama 5-7 yıllık bir gecikme olması, erken dönemde tanı konulmasının önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Global hastalık yükü analizlerinde ankilozan spondilit, özellikle genç erişkin popülasyonda ciddi fonksiyonel kısıtlılığa ve iş gücü kaybına yol açan başlıca kas-iskelet sistemi hastalıkları arasında yer almaktadır.

Ankilozan Spondilit Nedir?

Hastalığın Tanımı ve Patofizyolojisi

Ankilozan spondilit, otoimmün mekanizmalarla tetiklenen ve kronik inflamasyonun aksiyel iskelette yapısal hasara yol açtığı sistemik bir hastalıktır. Hastalığın patofizyolojisinde merkezi rol oynayan süreç, entezis bölgelerinde (tendon ve ligamanların kemiğe yapışma noktaları) başlayan inflamasyondur. Bu entezit, zamanla kemik erozyonu ve ardından reaktif yeni kemik oluşumu ile karakterize bir döngüye girer. Patofizyolojik süreçte tümör nekroz faktör alfa (TNF-α), interlökin-17 (IL-17) ve interlökin-23 (IL-23) gibi proinflamatuvar sitokinler kritik roller üstlenmektedir.

Hastalığın moleküler düzeyde incelenmesinde, HLA-B27 molekülünün antijen sunumu sırasında yanlış katlanması (misfolding) ve endoplazmik retikulum stresine yol açması, "unfolded protein response" aktivasyonu ile inflamatuvar kaskadı tetiklemesi öne çıkan hipotezler arasındadır. Artritojenik peptit hipotezine göre ise HLA-B27 molekülü, kendi peptitlerini veya mikrobiyal peptitleri sunarak otoimmün T hücre yanıtını aktive etmektedir.

Hastalığın Sınıflandırılması

Ankilozan spondilit, spondiloartropati şemsiyesi altında sınıflandırılmaktadır. Güncel sınıflandırma sistemine göre aksiyel spondiloartropatiler iki ana gruba ayrılır:

  • Radyografik aksiyel spondiloartropati (r-axSpA): Konvansiyonel radyografilerde belirgin sakroiliit bulguları mevcuttur ve modifiye New York kriterlerini karşılar. Klasik ankilozan spondilit bu gruba dahildir.
  • Non-radyografik aksiyel spondiloartropati (nr-axSpA): Radyografilerde henüz yapısal değişiklik görülmemekle birlikte, MRG'de aktif inflamasyon bulguları saptanabilir.
  • Periferik spondiloartropati: Ağırlıklı olarak periferik eklemleri tutan formları içerir.
  • Jüvenil başlangıçlı ankilozan spondilit: 16 yaş altında başlayan formlar bu kategoride değerlendirilir.
  • Entezit ilişkili artrit: Çocukluk çağında görülen ve entezit ile birlikte artritin eşlik ettiği form.

Hastalığın Doğal Seyri

Ankilozan spondilit, remisyon ve alevlenme dönemleriyle seyreden kronik bir hastalıktır. Erken evrede sakroiliak eklem inflamasyonu ön plandayken, hastalık ilerledikçe lomber, torakal ve servikal omurga segmentleri sırasıyla tutuluma uğrar. İnflamasyon sonrası gelişen fibrozis ve ossifikasyon süreçleri, vertebral köprüleşme (sindesmofitler) oluşumuna ve nihayetinde "bambu kamışı omurgası" olarak adlandırılan ileri evre deformiteye yol açabilir. Hastalığın progresyon hızı bireyler arasında büyük farklılıklar göstermekte olup, bazı hastalarda yıllar içinde minimal ilerleme gözlenirken, bazılarında hızlı ankiloz gelişebilmektedir.

Ankilozan Spondilit Nedenleri

Genetik Faktörler

Ankilozan spondilit etiyolojisinde genetik yatkınlık en önemli risk faktörüdür. HLA-B27 geni, hastalıkla en güçlü ilişkisi kanıtlanmış genetik belirteçtir. AS hastalarının yaklaşık %90-95'inde HLA-B27 pozitifliği saptanırken, genel popülasyonda bu oran %5-8 civarındadır. Ancak HLA-B27 pozitif bireylerin yalnızca %5-6'sında ankilozan spondilit gelişmesi, hastalığın poligenik yapısını ortaya koymaktadır. HLA-B27 dışında hastalıkla ilişkili bulunan diğer genetik lokuslar şunlardır:

  • ERAP1 (Endoplazmik Retikulum Aminopeptidaz 1): Antijen işleme sürecinde rol oynayan bu enzimin polimorfizmleri, HLA-B27 pozitif bireylerde AS riskini artırmaktadır.
  • IL-23R (İnterlökin-23 Reseptörü): Th17 hücre yolağında kritik öneme sahip olan bu reseptörün varyantları, hastalık duyarlılığını modifiye etmektedir.
  • RUNX3: T hücre gelişiminde ve farklılaşmasında rol oynayan bu transkripsiyon faktörünün polimorfizmleri AS ile ilişkilendirilmiştir.
  • IL-1R2: İnterlökin-1 sinyal yolağının düzenlenmesinde görev alan bu reseptörün varyantları hastalık riski ile bağlantılıdır.
  • ANTXR2 ve CARD9: Doğal bağışıklık yanıtı ve inflamatuvar sinyal ileti mekanizmalarında rol oynayan bu genlerin polimorfizmleri de AS patogenezinde etkili bulunmuştur.

Çevresel ve Mikrobiyal Faktörler

Genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörler de hastalığın tetiklenmesinde ve ilerlemesinde önemli rol oynamaktadır. Bağırsak mikrobiyomu üzerine yapılan güncel araştırmalar, AS hastalarında disbiyozis varlığını ve özellikle belirli bakteri türlerinin artışını göstermiştir. Çevresel tetikleyiciler arasında öne çıkan faktörler şunlardır:

  • Bağırsak mikrobiyomu değişiklikleri: Klebsiella pneumoniae başta olmak üzere çeşitli enterik bakterilerin moleküler benzerlik (molecular mimicry) mekanizmasıyla otoimmün yanıtı tetiklediği öne sürülmektedir.
  • Subklinik bağırsak inflamasyonu: AS hastalarının %60'ına varan oranında subklinik ileitis veya kolitis saptanmaktadır.
  • Mekanik stres: Entezis bölgelerinde tekrarlayan mekanik yüklenme, genetik yatkınlığı olan bireylerde inflamatuvar yanıtı tetikleyebilmektedir.
  • Sigara: Hastalık aktivitesini ve radyografik progresyonu artıran modifiye edilebilir bir risk faktörüdür.
  • Enfeksiyonlar: Ürogenital ve gastrointestinal enfeksiyonların reaktif artrit ve sonrasında AS gelişimini tetikleyebildiği bilinmektedir.

İmmünolojik Mekanizmalar

Ankilozan spondilit patogenezinde doğal ve adaptif bağışıklık sisteminin her iki kolu da aktif rol oynamaktadır. Doğal bağışıklık hücrelerinden makrofajlar ve dendritik hücreler, entezis bölgelerinde proinflamatuvar sitokin üretiminin ana kaynaklarıdır. Adaptif bağışıklık yanıtında ise CD4+ ve CD8+ T lenfositler, Th17 hücreleri ve doğal öldürücü (NK) hücreler ön plana çıkmaktadır. IL-17/IL-23 aksının aktivasyonu, hem inflamasyonun sürdürülmesinde hem de yeni kemik oluşumunun düzenlenmesinde merkezi bir role sahiptir.

Ankilozan Spondilit Belirtileri

Aksiyel (Omurga) Belirtileri

Ankilozan spondilitin kardinal semptomu, inflamatuvar bel ağrısıdır. Bu ağrı mekanik bel ağrısından belirgin şekilde farklı özellikler taşımaktadır. İnflamatuvar bel ağrısının tanısal kriterleri ve ayırt edici özellikleri şunlardır:

  • Sinsi başlangıç: Ağrı genellikle yavaş ve sinsi bir şekilde başlar, travma öyküsü bulunmaz.
  • Sabah tutukluğu: 30 dakikadan uzun süren sabah tutukluğu karakteristiktir ve sıklıkla 1 saati aşar.
  • Hareketle düzelme: Ağrı istirahatle artarken, egzersiz ve fiziksel aktiviteyle belirgin şekilde azalır.
  • Gece ağrısı: Hastalar sıklıkla gece yarısından sonra, özellikle sabaha karşı saatlerde ağrı nedeniyle uyanırlar.
  • Alternan kalça ağrısı: Sakroiliak eklem tutulumuna bağlı olarak sağ ve sol kalça arasında değişen ağrı paterni görülür.
  • Kronik seyir: Semptomlar en az 3 aydır devam etmektedir.
  • Genç yaş: Başlangıç genellikle 45 yaş altındadır.

Periferik Eklem Belirtileri

Ankilozan spondilitte periferik eklem tutulumu hastaların yaklaşık %30-50'sinde görülmektedir. Periferik tutulum genellikle asimetrik ve oligoartiküler karakterdedir. Alt ekstremite eklemleri üst ekstremiteye göre daha sık etkilenir. Başlıca periferik bulgular:

  • Kalça eklem tutulumu: Hastaların %25-35'inde görülür ve fonksiyonel prognozu en çok etkileyen periferik tutulum lokalizasyonudur.
  • Diz artriti: Genellikle tek taraflı veya asimetrik tutulum şeklinde ortaya çıkar.
  • Omuz tutulumu: Özellikle ileri evre hastalıkta glenohumeral eklem kısıtlılığı gelişebilir.
  • Daktilitis (sosis parmak): Parmakların diffüz şişmesi şeklinde görülür ve spondiloartropatiler için oldukça spesifiktir.
  • Entezit: Aşil tendon yapışma yeri ve plantar fasya entezisleri en sık tutulan bölgelerdir. Topuk ağrısı sıklıkla ilk başvuru şikayeti olabilir.

Ekstra-artiküler Belirtiler

Ankilozan spondilit sadece kas-iskelet sistemini değil, birçok organ ve sistemi etkileyebilen sistemik bir hastalıktır. Ekstra-artiküler tutulumlar hastalığın prognozunu ve yönetimini doğrudan etkileyen önemli klinik tablolardır:

  • Anterior üveit (iritis): En sık görülen ekstra-artiküler manifestasyondur ve hastaların %25-40'ında görülür. Genellikle tek taraflı, akut başlangıçlı ve tekrarlayıcı karakterdedir. Göz ağrısı, kızarıklık, ışık hassasiyeti ve bulanık görme ile prezente olur.
  • Kardiyovasküler tutulum: Aort kökü inflamasyonu, aort yetmezliği, ileti bozuklukları ve ateroskleroz riskinde artış görülebilir.
  • Pulmoner tutulum: Üst lob fibrozisi karakteristik olmakla birlikte nadir görülür. Göğüs kafesi ekspansiyon kısıtlılığı restriktif akciğer hastalığına yol açabilir.
  • Renal tutulum: IgA nefropatisi ve sekonder amiloidoz gelişme riski mevcuttur.
  • Nörolojik tutulum: Atlanto-aksiyel subluksasyon, kauda equina sendromu ve spinal kırıklar ciddi nörolojik komplikasyonlara yol açabilir.
  • Osteoporoz: Kronik inflamasyon ve hareketsizliğe bağlı olarak erken dönemde bile osteoporoz gelişebilir ve kırık riski artar.

Ankilozan Spondilit Tanısı

Klinik Değerlendirme ve Fizik Muayene

Ankilozan spondilit tanısında klinik değerlendirme temel taşıdır. Fizik muayenede omurga hareketliliğinin sistematik değerlendirilmesi ve spesifik provokatif testlerin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Tanıda kullanılan başlıca klinik ölçümler ve testler:

  • Modifiye Schober testi: Lomber fleksiyon kısıtlılığını değerlendirir. L5 spinöz çıkıntı seviyesinden 10 cm yukarıya işaretleme yapılır; öne eğilmede bu mesafenin 5 cm'den az artması pozitif kabul edilir.
  • Göğüs ekspansiyonu ölçümü: 4. interkostal aralık seviyesinde maksimum inspiryum ve ekspiryum arasındaki fark ölçülür. 2,5 cm'den az ekspansiyon anormal kabul edilir.
  • Oksiput-duvar mesafesi: Hasta sırtını duvara yaslayıp başını duvara değdirmeye çalışır. Herhangi bir mesafe varlığı servikal kifoz göstergesidir.
  • Tragus-duvar mesafesi: Oksiput-duvar mesafesine alternatif olarak kullanılır ve 15 cm üzeri değerler patolojik kabul edilir.
  • Sakroiliak eklem provokatif testleri: FABER (Patrick) testi, sakroiliak kompresyon ve distraksiyon testleri, Gaenslen testi uygulanır.
  • BASMI (Bath Ankylosing Spondylitis Metrology Index): Beş ölçümden oluşan metrioloji indeksi ile spinal mobilite objektif olarak değerlendirilir.

Laboratuvar Testleri ve Referans Değerleri

Ankilozan spondilit tanısında spesifik bir laboratuvar testi bulunmamakla birlikte, çeşitli testler tanı sürecini desteklemekte ve hastalık aktivitesinin izlenmesinde kullanılmaktadır:

  • HLA-B27: Hastaların %90-95'inde pozitiftir. Tek başına tanısal değildir ancak klinik şüphe varlığında tanıyı güçlü şekilde destekler.
  • C-Reaktif Protein (CRP): Normal değer: <5 mg/L. Aktif hastalıkta yükselir ancak hastaların %40-50'sinde normal kalabilir.
  • Eritrosit Sedimentasyon Hızı (ESH): Normal değer: Erkeklerde <15 mm/saat, kadınlarda <20 mm/saat. CRP'ye göre daha az güvenilir bir göstergedir.
  • Tam kan sayımı: Kronik hastalık anemisi (hemoglobin <12 g/dL) ve trombositoz görülebilir.
  • Serum IgA düzeyi: Hastaların bir kısmında yükselebilir (normal: 70-400 mg/dL).
  • Alkalen fosfataz (ALP): Aktif kemik yapım-yıkım sürecinde yükselebilir (normal: 44-147 IU/L).
  • Romatoid faktör (RF) ve Anti-CCP: Genellikle negatiftir ve ayırıcı tanıda romatoid artriti dışlamak için önem taşır.

Görüntüleme Yöntemleri

Görüntüleme, ankilozan spondilit tanısının konfirmasyonunda ve hastalık progresyonunun izlenmesinde vazgeçilmez bir araçtır. Kullanılan görüntüleme modaliteleri ve bulguları şunlardır:

  • Pelvis anteroposterior radyografisi: Sakroiliit evrelemesi için altın standart yöntemdir. Modifiye New York kriterlerine göre Grade 2 bilateral veya Grade 3-4 unilateral sakroiliit tanı için gereklidir.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Erken dönem inflamasyonu (kemik iliği ödemi) saptamada en duyarlı yöntemdir. STIR ve T2 yağ baskılı sekanslarda sakroiliak eklemde kemik iliği ödemi, ASAS/OMERACT tanımına göre pozitif MRG olarak değerlendirilir.
  • Omurga radyografileri: Sindesmofitler, vertebral köşe erozyonları (Romanus lezyonu), vertebral sklerozis (parlak köşe = shiny corner) ve bambu kamışı görünümü değerlendirilir.
  • Bilgisayarlı tomografi (BT): Sakroiliak eklem değişikliklerinin detaylı değerlendirmesinde ve cerrahi planlama gerektiğinde kullanılır.
  • Düşük doz BT (ldCT): Radyografiye göre daha yüksek duyarlılıkla yapısal hasarı gösterir ve radyasyon dozu konvansiyonel BT'ye göre belirgin şekilde düşüktür.

Ayırıcı Tanı

Benzer Klinik Tablo Oluşturan Hastalıklar

Ankilozan spondilit tanısında, benzer semptomlarla prezente olabilen çok sayıda hastalığın dışlanması gerekmektedir. Ayırıcı tanıda dikkatle değerlendirilmesi gereken başlıca hastalıklar:

  • Mekanik bel ağrısı (lomber disk hernisi, spinal stenoz): En sık karışan klinik tablodur. Mekanik ağrıda hareketle artış ve istirahatle düzelme paterni, sabah tutukluğunun kısa sürmesi (<30 dakika) ve genellikle 40 yaş üzeri başlangıç ayırt edici özelliklerdir. Disk hernisinde dermatomal dağılımlı radikülopati bulguları ön plandadır.
  • Diffüz idiyopatik iskelet hiperostozu (DISH): Özellikle yaşlı erkeklerde omurga sertliği ve sindesmofitlere benzer kemik köprüleşmeleri ile karışabilir. DISH'te sakroiliak eklem tutulumu bulunmaması ve kemik köprüleşmelerinin daha kalın ve akıcı olması ayırt edicidir.
  • Psöriatik artrit (aksiyel form): Psoriazis varlığında veya aile öyküsü olduğunda düşünülmelidir. Asimetrik sakroiliit, paravertebral ossifikasyonlar ve deri/tırnak tutulumu ayırt edici bulgulardır.
  • Reaktif artrit: Enfeksiyon sonrası gelişen asimetrik oligoartrit, konjunktivit ve üretrit triadı karakteristiktir. Genellikle self-limitedir ancak kronikleşerek AS benzeri tabloya dönüşebilir.
  • İnflamatuvar bağırsak hastalığı ilişkili artropati: Crohn hastalığı ve ülseratif kolitte aksiyel ve periferik artropati gelişebilir. Gastrointestinal semptomlar ve endoskopik/histolojik bulgular ayırıcı tanıda belirleyicidir.
  • Fibromiyalji: Yaygın ağrı, yorgunluk ve uyku bozuklukları ile prezente olur. Objektif inflamatuvar bulguların yokluğu ve hassas nokta muayenesi ayırt edicidir. AS ile fibromiyalji birlikteliği de sık görülmektedir.
  • Osteitis condensans ilii: Genç kadınlarda, özellikle gebelik sonrası dönemde sakroiliak eklem komşuluğunda iliak kemik sklerozuyla karakterizedir. Eklem aralığının korunması AS'den ayırt edici bir bulgudur.
  • Enfektif sakroiliit: Akut başlangıçlı tek taraflı sakroiliak ağrı, ateş ve yüksek inflamatuvar belirteçlerle prezente olur. MRG'de abse formasyonu görülebilir.

Ayırıcı Tanıda Kullanılan Kriterler

ASAS (Assessment of SpondyloArthritis international Society) 2009 aksiyel spondiloartropati sınıflandırma kriterleri, ayırıcı tanıda sistematik bir yaklaşım sunmaktadır. Bu kriterlere göre 45 yaş altında başlayan ve 3 aydan uzun süren bel ağrısı olan hastalarda, görüntüleme kolu (sakroiliit + en az 1 SpA özelliği) veya klinik kol (HLA-B27 pozitifliği + en az 2 SpA özelliği) ile tanı konulabilmektedir. SpA özellikleri arasında inflamatuvar bel ağrısı, artrit, entezit, üveit, daktilitis, psoriazis, Crohn/kolitis, NSAID'ye iyi yanıt, ailede SpA öyküsü, HLA-B27 pozitifliği ve yüksek CRP yer almaktadır.

Ankilozan Spondilit Tedavisi

Farmakolojik Tedavi

Ankilozan spondilit tedavisinde farmakolojik yaklaşım, hastalık aktivitesine ve tutulan bölgelere göre kademeli olarak planlanmaktadır. Tedavinin temel hedefleri ağrı kontrolü, inflamasyonun baskılanması, yapısal hasarın önlenmesi ve fonksiyonel kapasitenin korunmasıdır.

  • Non-steroid anti-inflamatuvar ilaçlar (NSAİİ): Birinci basamak tedavidir. Tam doz sürekli kullanım, düşük doz veya gerektiğinde kullanıma göre radyografik progresyonu yavaşlatabilir. Sık kullanılan ajanlar ve dozajları:
    • İndometazin: 75-150 mg/gün, 2-3 doza bölünerek
    • Naproksen: 500-1000 mg/gün, 2 doza bölünerek
    • Diklofenak: 100-150 mg/gün, 2-3 doza bölünerek
    • Etorikoksib: 60-90 mg/gün, tek doz (COX-2 selektif)
    • Selekoksib: 200-400 mg/gün, 1-2 doza bölünerek (COX-2 selektif)
  • Tümör nekroz faktör inhibitörleri (TNFi): NSAİİ'lere yetersiz yanıt veren veya intolerans gelişen hastalarda ikinci basamak tedavi olarak endikedir. BASDAI skoru ≥4 ve uzman görüşü ile başlanır.
    • Adalimumab: 40 mg, 2 haftada bir, subkutan enjeksiyon
    • Etanersept: 50 mg/hafta veya 25 mg haftada 2 kez, subkutan
    • İnfliksimab: 5 mg/kg, 0-2-6. haftalarda yükleme, ardından 6-8 haftada bir, intravenöz infüzyon
    • Golimumab: 50 mg/ay, subkutan enjeksiyon
    • Sertolizumab pegol: 400 mg 0-2-4. haftalarda yükleme, ardından 200 mg 2 haftada bir, subkutan
  • İnterlökin-17 inhibitörleri (IL-17i): TNFi'ye yetersiz yanıt veya kontrendikasyon durumunda kullanılır. Özellikle eşlik eden psoriazis varlığında tercih edilir.
    • Sekukinumab: 150 mg, 0-1-2-3-4. haftalarda yükleme, ardından ayda bir, subkutan
    • İksekizumab: 80 mg 2 haftada bir (ilk 12 hafta), ardından 80 mg 4 haftada bir, subkutan
  • Janus kinaz (JAK) inhibitörleri: Oral kullanımlı hedefe yönelik sentetik DMARD'lardır.
    • Tofasitinib: 5 mg günde 2 kez, oral
    • Upadacitinib: 15 mg/gün, oral (FDA onaylı)
  • Konvansiyonel DMARD'lar: Aksiyel hastalıkta etkisiz olmakla birlikte, periferik artrit varlığında sulfasalazin (2-3 g/gün, oral) kullanılabilir. Metotreksat aksiyel AS'de önerilmemektedir.
  • Kortikosteroidler: Sistemik kullanım önerilmemektedir. Lokal enjeksiyonlar (sakroiliak eklem veya periferik eklem) belirli durumlarda faydalı olabilir. Topikal steroidler üveit tedavisinde kullanılır.

Non-farmakolojik Tedavi

Non-farmakolojik yaklaşımlar, ankilozan spondilit yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır ve farmakolojik tedaviye her zaman eşlik etmelidir:

  • Düzenli egzersiz programı: Omurga hareketliliğini korumak ve postürü düzeltmek için günlük egzersiz şarttır. Yüzme, su içi egzersizler ve pilates özellikle önerilir.
  • Fizyoterapi ve rehabilitasyon: Bireyselleştirilmiş egzersiz programları, postüral eğitim, solunum egzersizleri ve ağrı yönetimi teknikleri uygulanır.
  • Hasta eğitimi: Hastalığın doğası, tedavi seçenekleri, egzersizin önemi ve yaşam tarzı modifikasyonları konusunda kapsamlı eğitim verilmelidir.
  • Sigara bırakma: Sigara hastalık aktivitesini ve radyografik progresyonu artırdığından kesinlikle bırakılmalıdır.
  • Ergonomik düzenlemeler: İş yeri ve ev ortamında postürü destekleyen düzenlemeler yapılmalıdır. Sert yatak ve düşük yastık kullanımı önerilir.

Ankilozan Spondilit Komplikasyonları

Kas-İskelet Sistemi Komplikasyonları

Ankilozan spondilit tedavi edilmediğinde veya yetersiz kontrol altında tutulduğunda ciddi ve geri dönüşümsüz komplikasyonlara yol açabilmektedir. Kas-iskelet sistemi komplikasyonları hastaların fonksiyonel kapasitesini doğrudan etkileyen en önemli sorunlardır:

  • Spinal ankiloz (bambu kamışı omurgası): İlerleyici sindesmofit oluşumu ve faset eklem füzyonu sonucunda omurganın tam hareket kaybı gelişir. Bu durum ciddi postüral deformiteye ve günlük yaşam aktivitelerinde belirgin kısıtlılığa neden olur.
  • Spinal kırıklar: Ankiloze omurga mekanik olarak kırılgan hale gelir ve minör travmalarla bile kırık oluşabilir. Servikal bölge kırıkları özellikle tehlikelidir ve spinal kord hasarı riski taşır. Kırık insidansı genel popülasyona göre 3-4 kat artmıştır.
  • Kauda equina sendromu: Nadir fakat ciddi bir komplikasyondur. Uzun süreli hastalıkta araknoid divertikül ve dural ektazi sonucu gelişebilir. Alt ekstremite güçsüzlüğü, mesane ve barsak disfonksiyonu ile prezente olur.
  • Atlanto-aksiyel subluksasyon: Servikal omurga tutulumunda C1-C2 instabilitesi gelişebilir ve spinal kord kompresyonu riski oluşturur.
  • Kalça ekleminde total ankiloz: Bilateral kalça tutulumu mobiliteyi ciddi şekilde kısıtlar ve total kalça artroplastisi gerektirebilir.
  • Osteoporoz ve osteopeni: Hastaların %50'sinden fazlasında görülür. Kronik inflamasyon, immobilizasyon ve bazı ilaçların etkisiyle kemik mineral yoğunluğu azalır.

Sistemik Komplikasyonlar

Ankilozan spondilit, kronik sistemik inflamasyona bağlı olarak birçok organ ve sistemde ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir:

  • Kardiyovasküler hastalıklar: AS hastalarında miyokard enfarktüsü ve inme riski genel popülasyona göre %30-50 artmıştır. Aortit, aort kapak yetmezliği ve ileti bozuklukları (AV blok) gelişebilir.
  • Amiloidoz: Uzun süreli kontrol altına alınamayan inflamasyonda sekonder (AA) amiloidoz gelişebilir ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.
  • Pulmoner fibrozis: Üst lob apikal fibrozisi karakteristiktir. Restriktif akciğer hastalığı göğüs duvarı kısıtlılığına bağlı olarak da gelişebilir.
  • Psikososyal etkiler: Kronik ağrı, fonksiyonel kısıtlılık ve hastalık yükü depresyon, anksiyete ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilir.
  • İş gücü kaybı: Tanıdan 10 yıl sonra hastaların yaklaşık %30'unda iş gücü kaybı veya meslek değişikliği gereksinimi bildirilmiştir.

Ankilozan Spondilitten Korunma

Primer ve Sekonder Korunma Stratejileri

Ankilozan spondilit genetik yatkınlığa dayalı bir hastalık olduğundan primer korunma mümkün değildir. Ancak hastalığın erken tanınması, komplikasyonların önlenmesi ve yaşam kalitesinin korunması amacıyla çeşitli stratejiler uygulanabilir:

  • Erken tanı: Ailede AS öyküsü bulunan ve HLA-B27 pozitif bireylerde inflamatuvar bel ağrısı belirtileri ortaya çıktığında gecikmeden romatoloji veya ortopedi konsültasyonu yapılmalıdır.
  • Düzenli egzersiz: Hastalık tanısı konduktan sonra günlük omurga hareketliliği egzersizleri ve aerobik aktiviteler yapılmalıdır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite önerilir.
  • Postür korunması: Doğru postür alışkanlıklarının kazanılması, uzun süreli oturma ve hareketsizlikten kaçınılması önemlidir.
  • Sigara bırakma: Sigara hastalık progresyonunu hızlandırdığından, tütün kullanımının bırakılması en önemli modifiye edilebilir risk faktörüdür.
  • Düzenli tıbbi takip: Hastalık aktivitesinin, ilaç yan etkilerinin ve komplikasyonların izlenmesi amacıyla 3-6 aylık periyotlarla kontrol muayeneleri yapılmalıdır.
  • Göz muayenesi: Üveit riski nedeniyle yıllık oftalmolojik değerlendirme önerilir. Akut göz belirtilerinde acil başvuru şarttır.
  • Kardiyovasküler risk yönetimi: Artmış kardiyovasküler risk nedeniyle hipertansiyon, dislipidemi ve diyabet gibi ek risk faktörlerinin kontrol altında tutulması gereklidir.
  • Kemik yoğunluğu takibi: Osteoporoz taraması için DEXA ölçümü belirli aralıklarla yapılmalıdır. Gerektiğinde kalsiyum, D vitamini takviyesi ve anti-osteoporotik tedavi başlanmalıdır.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Acil Başvuru Gerektiren Durumlar

Ankilozan spondilit hastalarında veya hastalıktan şüphelenilen bireylerde bazı klinik tablolar acil tıbbi değerlendirme gerektirmektedir. Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

  • Akut görme kaybı veya şiddetli göz ağrısı: Anterior üveit atağı tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir. Göz kızarıklığı, ışığa hassasiyet ve bulanık görme acil oftalmolojik değerlendirme gerektirir.
  • Travma sonrası şiddetli boyun veya sırt ağrısı: Ankiloze omurgada düşük enerjili travmalar bile instabil kırıklara neden olabilir. Nörolojik defisit eşlik ediyorsa acil müdahale şarttır.
  • Ani gelişen kol veya bacak güçsüzlüğü: Spinal kord kompresyonu veya kauda equina sendromu bulgusu olabilir ve acil nöroşirürji konsültasyonu gerektirir.
  • Mesane veya barsak kontrolünde bozulma: Kauda equina sendromunu düşündüren bu bulgular acil cerrahi değerlendirme endikasyonudur.
  • Göğüs ağrısı ve nefes darlığı: Kardiyovasküler komplikasyonlar veya ileri restriktif akciğer hastalığının belirtisi olabilir.

Planlanmış Başvuru Gerektiren Durumlar

Acil olmamakla birlikte, aşağıdaki durumlarda yakın zamanda uzman hekim değerlendirmesi planlanmalıdır:

  • Üç aydan uzun süren inflamatuvar karakterde bel ağrısı: Özellikle 45 yaş altı bireylerde, sabah tutukluğu ve hareketle düzelen ağrı varlığında AS olasılığı değerlendirilmelidir.
  • Mevcut tedaviye rağmen artan ağrı ve tutukluk: Tedavi yanıtsızlığı durumunda ilaç değişikliği veya biyolojik tedaviye geçiş değerlendirilmelidir.
  • Yeni eklem tutulumu: Daha önce tutulmayan eklemlerde şişlik, ağrı veya hareket kısıtlılığı geliştiğinde hastalık aktivitesi yeniden değerlendirilmelidir.
  • İlaç yan etkileri: Gastrointestinal kanama, karaciğer enzim yüksekliği, enfeksiyon belirtileri veya allerji bulguları durumunda tedavi planı gözden geçirilmelidir.
  • Fonksiyonel kapasitede azalma: Günlük yaşam aktivitelerinde belirgin kısıtlanma, iş performansında düşüş veya egzersiz kapasitesinde azalma durumunda rehabilitasyon programı güncellenmelidir.
  • Psikolojik semptomlar: Kronik hastalığa bağlı depresyon, anksiyete veya uyku bozuklukları geliştiğinde multidisipliner destek sağlanmalıdır.

Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü

Uzman Kadromuz ve Tedavi Yaklaşımımız

Ankilozan spondilit, erken tanı ve multidisipliner tedavi yaklaşımıyla kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır. Hastalığın kronik ve ilerleyici doğası göz önüne alındığında, deneyimli bir ekip tarafından düzenli takip ve bireyselleştirilmiş tedavi planlaması büyük önem taşımaktadır. Güncel tedavi seçenekleri, özellikle biyolojik ajanlar ve hedefe yönelik tedaviler sayesinde hastaların büyük çoğunluğunda hastalık aktivitesinin etkin şekilde kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin korunması mümkündür.

Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, ankilozan spondilit başta olmak üzere tüm inflamatuvar eklem hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel kanıta dayalı tıp yaklaşımlarını uygulamaktadır. İleri görüntüleme teknolojileri, kapsamlı laboratuvar altyapısı ve multidisipliner ekip çalışmasıyla hastalarımıza en yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunulmaktadır. Erken tanı, etkin tedavi ve düzenli takip ile ankilozan spondilit hastalarının aktif ve kaliteli bir yaşam sürdürmeleri hedeflenmektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu