Akne, dermatoloji polikliniklerine en sık başvuru nedenlerinden birini oluşturan, pilosebase ünitenin kronik inflamatuvar bir hastalığıdır. Epidemiyolojik veriler, adölesan dönemdeki bireylerin %80-90'ının yaşamlarının bir döneminde akne ile karşılaştığını göstermektedir. Yalnızca ergenlik dönemine özgü bir sorun olmayıp, erişkin yaş grubunda da özellikle kadınlarda %20-40 oranında görülmektedir. Akne, fiziksel görünümü doğrudan etkileyen bir hastalık olması nedeniyle bireylerin özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve psikolojik iyilik halini önemli ölçüde etkileyebilmektedir.
Akne Nedir?
Akne vulgaris, yüz, sırt ve göğüs bölgelerinde pilosebase ünitelerin tıkanması ve inflamasyonu sonucu gelişen, komedonlar, papüller, püstüller ve nodülokistik lezyonlarla karakterize bir deri hastalığıdır. Hastalığın patogenezinde dört temel mekanizma tanımlanmaktadır: sebase bez aktivitesinin artması ve aşırı sebum üretimi, foliküler hiperkeratinizasyon, Cutibacterium acnes (eski adıyla Propionibacterium acnes) kolonizasyonu ve inflamatuvar yanıt.
Sebum üretiminin artması, androjen hormonların puberte döneminde yükselmesiyle tetiklenmektedir. Foliküler orifiste keratinositlerde yapışkanlığın artması, sebumun dışarı akışını engelleyerek mikrokomedon oluşumuna neden olmaktadır. Bu anaerobik ortam, C. acnes çoğalması için uygun koşullar yaratmakta ve bakteriyel lipazların serbest yağ asitlerini açığa çıkarmasıyla inflamatuvar kaskad başlatılmaktadır.
Akne Nedenleri
Hormonal Faktörler
Androjenler, özellikle dihidrotestosteron (DHT), sebase bez büyümesini ve sebum üretimini uyaran temel hormondur. Puberte, polikistik over sendromu, konjenital adrenal hiperplazi ve androjen salgılayan tümörler hormonal akneye neden olabilmektedir.
Genetik Yatkınlık
Ebeveynlerde ağır akne öyküsü bulunan bireylerde daha erken başlangıçlı ve şiddetli akne gelişme riski artmaktadır. Sebase bez boyutu ve aktivitesi, inflamatuvar yanıt eğilimi ve foliküler keratinizasyon paterni genetik olarak belirlenebilmektedir.
Diğer Faktörler
- Beslenme: Yüksek glisemik indeksli besinler ve süt ürünleri akneyi kötüleştirebilir
- Stres: Kortizol ve adrenal androjen düzeylerini artırarak sebum üretimini stimüle eder
- İlaçlar: Kortikosteroidler, lityum, antiepileptikler ve anabolik steroidler akneyi tetikleyebilir
- Kozmetikler: Komedojenik içerikli ürünler foliküler tıkanıklığa neden olabilir
- Mekanik travma: Sürtünme ve basınç aknesi (acne mechanica) kask, sırt çantası gibi ekipmanlarla ilişkilidir
- Çevresel faktörler: Nemli ve sıcak ortamlar, endüstriyel kimyasallar akne gelişimine katkıda bulunabilir
Akne Belirtileri
Akne lezyonları noninflamatuvar ve inflamatuvar olmak üzere iki ana kategoride sınıflandırılmaktadır.
Noninflamatuvar Lezyonlar
- Açık komedonlar (siyah noktalar): Foliküler orifisi açık, oksidasyona bağlı koyu renkli tıkaçlar
- Kapalı komedonlar (beyaz noktalar): Foliküler orifisi kapalı, deri altında küçük şişlikler
İnflamatuvar Lezyonlar
- Papüller: Çapı 5 mm'den küçük, eritemli, hassas kabartılar
- Püstüller: İçi sarımsı pürülan materyal ile dolu, süperfisiyal lezyonlar
- Nodüller: Çapı 5 mm'den büyük, derin, ağrılı, solid lezyonlar
- Kistler: Derin yerleşimli, fluktuan, pürülan içerikli büyük lezyonlar
Akne şiddeti, lezyonların tipine ve sayısına göre hafif (ağırlıklı olarak komedonlar), orta (papülopüstüler lezyonlar) ve ağır (nodülokistik lezyonlar) olarak derecelendirilmektedir. Ağır akne, ağrılı olabilen derin lezyonlar ve sonrasında gelişen skar formasyonu ile önemli bir morbidite kaynağı oluşturmaktadır.
Akne Tanısı
Akne tanısı klinik muayene ile konulmaktadır. Lezyonların tipi, sayısı, dağılımı ve skar varlığı değerlendirilmektedir.
Klinik Değerlendirme
Yüz, göğüs ve sırt bölgeleri sistematik olarak muayene edilmektedir. Global Akne Derecelendirme Sistemi, Akne Lezyon Sayımı ve Leeds Akne Derecelendirmesi gibi standardize araçlar hastalık şiddetinin belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Laboratuvar İncelemeleri
Rutin akne tanısında laboratuvar tetkiki genellikle gerekmemektedir. Ancak aşağıdaki durumlarda hormonal değerlendirme yapılmaktadır:
- Hiperandrojenizm bulguları eşlik eden kadın hastalarda (hirsutizm, alopesi, menstrüel düzensizlik)
- Tedaviye dirençli olgularda
- Prepubertal akne varlığında
- İzotretinoin tedavisi planlanan hastalarda (karaciğer fonksiyon testleri, lipid profili)
Ayırıcı Tanı
- Rozasea: Yüz merkezi bölgede eritem, telenjiektazi ve papülopüstüler lezyonlar; komedon bulunmaz
- Perioral dermatit: Ağız çevresinde küçük papülopüstüller; topikal steroid kullanım öyküsü sorgulanmalıdır
- Folikülit: Kıl folikülü merkezli püstüller; akne dağılım paterninden farklıdır
- Gram-negatif folikülit: Uzun süreli antibiyotik kullanımı sonrası gelişen, burun çevresinde yoğunlaşan lezyonlar
- Akneiform ilaç erüpsiyonları: Komedon bulunmaması ve ilaç kullanım öyküsü ile ayrılır
- Hidradenitis süpürativa: Aksilla, inguinal bölge ve gluteal bölgede derin nodüller ve sinüs traktları
- Molluskum kontagiozum: Göbekli papüller; immünkompromize hastalarda yüzde yaygın olabilir
Akne Tedavisi
Akne tedavisi, hastalık şiddeti ve lezyon tipine göre basamaklı bir yaklaşımla planlanmaktadır.
Topikal Tedaviler
- Topikal retinoidler: Adapalen, tretinoin ve tazaroten komedolitik ve antiinflamatuvar etkileri ile akne tedavisinin temel taşıdır
- Benzoil peroksit: Antibakteriyel ve hafif komedolitik etkili; direnç geliştirmemesi önemli bir avantajdır
- Topikal antibiyotikler: Klindamisin ve eritromisin; direnç gelişimini önlemek amacıyla mutlaka benzoil peroksit ile kombine edilmelidir
- Azelaik asit: Antibakteriyel, komedolitik ve depigmante etkileri mevcuttur
- Salisilik asit: Hafif komedolitik etkili, reçetesiz ürünlerde sıklıkla kullanılmaktadır
Sistemik Tedaviler
- Oral antibiyotikler: Doksisiklin ve minosiklin orta-ağır inflamatuvar aknede kullanılmaktadır; 3-4 ayı aşan tedavilerden kaçınılmalıdır
- Hormonal tedaviler: Kombine oral kontraseptifler ve spironolakton kadınlarda hormonal akne tedavisinde etkilidir
- İzotretinoin: Ağır nodülokistik akne ve tedaviye dirençli olgularda altın standart tedavidir. Teratojenik potansiyeli nedeniyle kadınlarda kesin kontrasepsiyon şarttır
Prosedürel Tedaviler
Komedon ekstraksiyonu, intralezyonel kortikosteroid enjeksiyonu, kimyasal peeling ve lazer/ışık tedavileri tamamlayıcı tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.
Akne Komplikasyonları
- Skar formasyonu: Atrofik (buz kıracağı, boxcar, yuvarlanan) ve hipertrofik skarlar kalıcı kozmetik sorunlara yol açabilir
- Postinflamatuvar hiperpigmentasyon: Özellikle koyu tenli bireylerde lezyonlar iyileştikten sonra uzun süre devam eden kahverengi-mor lekeler
- Psikososyal etkilenme: Düşük özgüven, sosyal izolasyon, anksiyete ve depresyon
- Dismorfofobi: Görünüme ilişkin obsesif endişeler ve beden algısı bozukluğu
- Sekonder enfeksiyonlar: Lezyonların manipülasyonu bakteriyel süperenfeksiyona zemin hazırlayabilir
- Keloid oluşumu: Genetik yatkınlığı olan bireylerde akne skarlarında keloid gelişebilir
Akneden Korunma
- Uygun cilt bakımı: Nonkomedojenik, hafif temizleyicilerle günde iki kez yüz temizliği yapılmalıdır
- Kozmetik seçimi: Yağsız (oil-free), nonkomedojenik etiketli ürünler tercih edilmelidir
- Beslenme düzenlemesi: Yüksek glisemik indeksli besinlerin azaltılması faydalı olabilir
- El temizliği: Yüze sık dokunmaktan ve lezyonları sıkmaktan kaçınılmalıdır
- Güneş koruması: Geniş spektrumlu, nonkomedojenik güneş koruyucu kullanılmalıdır
- Stres yönetimi: Düzenli egzersiz ve gevşeme teknikleri faydalı olabilir
- Erken tedavi: Akne ilk belirtilerinde tedaviye başlanması skar gelişimini önlemeye yardımcı olur
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
- Reçetesiz ürünlerle 2-3 ay içinde belirgin iyileşme sağlanamadığında
- Derin, ağrılı nodül veya kist lezyonları geliştiğinde
- Akne izleri ve skarlar oluşmaya başladığında
- Akne psikolojik sağlığı ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğinde
- Hiperandrojenizm bulguları (aşırı kıllanma, saç dökülmesi, adet düzensizliği) eşlik ettiğinde
- Ani başlangıçlı veya olağandışı lokalizasyonda akne geliştiğinde
- İzotretinoin tedavisi düşünüldüğünde
Akne, doğru tedavi yaklaşımı ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Erken dönemde dermatoloji uzmanına başvurulması, skar gelişiminin önlenmesi ve hastaların yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde topikal retinoidlerden biyolojik ajanlara kadar geniş bir tedavi yelpazesi mevcuttur ve her hasta için en uygun tedavi planı bireysel değerlendirme sonucunda oluşturulmaktadır. Akne ile ilgili şikayetleriniz için Koru Hastanesi Dermatoloji Kliniği'ne başvurabilirsiniz.






