Ağız ve Diş Sağlığı

Abrazyon (Mekanik Diş Aşınması): Acil Müdahale, Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

Abrazyon, yanlış fırçalama veya sert fırça kullanımıyla diş yüzeyinde oluşan mekanik aşınmadır. Koru Hastanesi olarak doğru fırçalama eğitimi ve restoratif tedavilerle diş hasarını önlüyoruz.

Abrazyon, diş sert dokularının mekanik kuvvetler aracılığıyla patolojik olarak aşınması şeklinde tanımlanan ve ağız sağlığını ciddi boyutlarda tehdit edebilen bir dental kondisyondur. Diş hekimliği pratiğinde sıklıkla karşılaşılan bu durum, özellikle yanlış fırçalama teknikleri, abraziv diş macunları ve çeşitli mesleki maruziyetler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Mine tabakasının kaybı ile başlayan süreç, tedavi edilmediğinde dentin dokusuna ulaşarak hipersensitivite, pulpa nekrozu ve hatta diş kaybına kadar ilerleyebilmektedir. Erken tanı ve doğru müdahale yaklaşımları, abrazyonun yıkıcı etkilerinin önlenmesinde belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Günümüzde dental abrazyon prevalansının artış göstermesinde, bireylerin ağız bakım alışkanlıklarındaki bilinçsizlik ve endüstriyel ortamlardaki partikül maruziyeti önemli etkenler arasında yer almaktadır. Klinik değerlendirmelerde abrazyonun erozyon, atrizyon ve abfraksiyon gibi diğer aşınma türlerinden ayırt edilmesi, tedavi planlamasının doğruluğu açısından kritik öneme sahiptir. Bu kapsamlı rehberde, abrazyonun etiyolojisi, klinik prezentasyonu, acil müdahale protokolleri, risk faktörleri ve güncel korunma stratejileri detaylı olarak ele alınmaktadır.

Abrazyonun Tanımı ve Patofizyolojik Mekanizması

Abrazyon terimi, Latince "abradere" (kazımak, aşındırmak) kökünden türemiş olup diş hekimliğinde eksojen mekanik kuvvetlerin diş sert dokularında yol açtığı patolojik madde kaybını ifade etmektedir. Bu süreçte mine, dentin ve hatta sementum tabakalarında progresif bir doku yıkımı gözlemlenmektedir. Fizyolojik aşınmadan farklı olarak abrazyon, normal fonksiyonel hareketlerin ötesinde, tekrarlayan ve travmatik mekanik stimülasyonlar sonucunda gelişmektedir.

Patofizyolojik açıdan değerlendirildiğinde, abraziv ajanların diş yüzeyine teması sırasında mine kristallerinde mikro-çatlaklar oluşmaktadır. Hidroksiapatit kristallerinin yapısal bütünlüğünün bozulması, mine tabakasının progresif incelmesine ve nihayetinde dentin dokusunun açığa çıkmasına neden olmaktadır. Dentin, mine tabakasına kıyasla daha yumuşak bir yapıya sahip olduğundan, abraziv etkilere karşı çok daha hızlı bir şekilde aşınmaktadır. Bu durum, dentinal tübüllerin açığa çıkmasıyla birlikte termal, kimyasal ve mekanik uyaranlara karşı hipersensitivite gelişimine zemin hazırlamaktadır.

Abrazyonun histopatolojik incelemesinde, mine-dentin sınırında düzensiz bir aşınma paterni gözlemlenmektedir. İleri vakalarda pulpa boşluğuna yaklaşan doku kaybı, reparatif dentin oluşumunu tetiklemekte; ancak bu kompanzatuar mekanizma yetersiz kaldığında pulpal inflamasyon ve devamında pulpa nekrozu gelişebilmektedir. Periodontal dokular üzerindeki etkileri incelendiğinde, servikal bölgedeki aşınmanın dişeti çekilmesiyle birlikte kök yüzeyinin maruziyetini artırdığı ve kök çürüklerine yatkınlık oluşturduğu görülmektedir.

Abrazyonun Etiyolojisi ve Nedenleri

Dental abrazyonun gelişiminde çok sayıda etiyolojik faktör rol oynamaktadır. Bu faktörlerin doğru bir şekilde tanımlanması, hem tedavi stratejisinin belirlenmesinde hem de koruyucu önlemlerin planlanmasında büyük önem taşımaktadır.

Yanlış Diş Fırçalama Teknikleri

Abrazyonun en sık karşılaşılan nedeni, agresif ve yanlış diş fırçalama alışkanlıklarıdır. Horizontal fırçalama tekniği, diş boyun bölgesinde karakteristik V veya yarım ay şeklinde çentiklerin oluşumuna yol açmaktadır. Sert kıllı fırçaların kullanımı, mine yüzeyinde mikroskobik çiziklerin meydana gelmesine ve zamanla makroskobik doku kaybına neden olmaktadır. Özellikle premolar ve kanin dişlerin bukkal yüzeylerinde bu tür lezyonlar daha belirgin olarak gözlemlenmektedir.

Fırçalama sırasında uygulanan aşırı basınç kuvveti, diş fırçası kıllarının sertlik derecesiyle doğru orantılı olarak aşınma hızını artırmaktadır. Yapılan çalışmalarda, 300 gramın üzerinde uygulanan fırçalama basıncının servikal abrazyon riskini anlamlı düzeyde yükselttiği gösterilmiştir. Buna ek olarak, fırçalama süresinin günde toplam altı dakikayı aşması da mine dokusunda kümülatif hasar birikimine katkıda bulunmaktadır.

Abraziv Diş Macunları ve Ürünler

Diş macunlarının içeriğindeki abraziv partiküller, plak ve yüzeysel renklendirmelerin uzaklaştırılmasında etkili olmakla birlikte, aşırı abraziv formülasyonlar mine dokusunda ciddi aşınmalara neden olabilmektedir. Radyoaktif Dentin Abrazyon (RDA) değeri 250 üzerinde olan diş macunlarının düzenli kullanımı, özellikle açığa çıkmış dentin yüzeylerinde hızlandırılmış doku kaybıyla ilişkilendirilmektedir. Beyazlatıcı diş macunları, kömür bazlı diş bakım ürünleri ve bazı bitkisel diş tozları bu kategoride değerlendirilebilecek yüksek riskli ürünler arasında yer almaktadır.

Mesleki ve Çevresel Faktörler

Belirli meslek gruplarında dental abrazyon prevalansının genel popülasyona kıyasla belirgin şekilde yüksek olduğu epidemiyolojik çalışmalarla ortaya konmuştur. Madencilik sektöründe çalışanlar, inşaat işçileri, seramik ve cam endüstrisi çalışanları ile fırıncılar, havada asılı partikül maruziyeti nedeniyle artmış abrazyon riskiyle karşı karşıyadır. Müzik enstrümanı çalanlarda, özellikle nefesli çalgı icracılarında, ağızlık temasına bağlı lokalize abrazyon lezyonları gözlemlenmektedir.

Parafonksiyonel Alışkanlıklar

Tırnak yeme, kalem ısırma, iğne veya çivi tutma, saç tokası açma gibi alışkanlıklar lokalize abrazyon lezyonlarının önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Bu tür kronik mekanik travmalar, genellikle anterior dişlerin insizal kenarlarında veya belirli posterior dişlerin oklüzal yüzeylerinde karakteristik aşınma paternleri oluşturmaktadır. Bruksizm ile birlikte seyreden abrazyon vakaları, hem atrizyon hem de abrazyon komponentlerini içerdiğinden, tanısal ve terapötik açıdan daha karmaşık bir klinik tablo ortaya koymaktadır.

Klinik Bulgular ve Sınıflandırma

Abrazyonun klinik prezentasyonu, lezyonun lokalizasyonu, derinliği ve ilerleme hızına göre değişkenlik göstermektedir. Klinik muayenede abrazyon lezyonlarının diğer non-karyöz servikal lezyonlardan ayırt edilmesi, uygun tedavi modalitesinin seçiminde belirleyici bir adımdır.

Servikal Abrazyon Lezyonları

Servikal bölgedeki abrazyon lezyonları, en sık karşılaşılan klinik formunu oluşturmaktadır. Bu lezyonlar tipik olarak yatay eksende uzanan, düzgün kenarlı, parlak ve sert yüzeyli defektler şeklinde prezente olmaktadır. Sığ lezyonlar dişeti kenarı seviyesinde geniş bir çanak görünümündeyken, derin lezyonlar pulpa boşluğuna yaklaşan kama şeklinde defektler olarak karşımıza çıkmaktadır. Lezyon tabanında genellikle sklerotik dentin tabakası gözlemlenmekte, bu durum abrazyonun kronik doğasını yansıtmaktadır.

Abrazyon Lezyonlarının Derecelendirilmesi

Klinik değerlendirmede abrazyon lezyonları şiddetine göre derecelendirilmektedir:

  • Derece I (Hafif): Yalnızca mine tabakasıyla sınırlı yüzeysel aşınma. Lezyon derinliği 1 milimetrenin altındadır. Genellikle asemptomatik seyreder ve rutin dental muayenede insidental olarak saptanır.
  • Derece II (Orta): Mine-dentin sınırını aşan ve dentin dokusuna ulaşan aşınma. Lezyon derinliği 1-2 milimetre arasındadır. Termal uyaranlara karşı hafif ile orta düzeyde hassasiyet mevcuttur.
  • Derece III (İleri): Derin dentin kaybı ile birlikte pulpa boşluğuna yaklaşan defekt. Lezyon derinliği 2 milimetrenin üzerindedir. Belirgin hipersensitivite, spontan ağrı ve pulpal semptomlar gözlemlenebilir.
  • Derece IV (Çok İleri): Pulpa ekspozürü veya pulpa nekrozu ile karakterize, dişin yapısal bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit eden ileri düzey doku kaybı. Endodontik tedavi gereksinimi yüksektir.

Ayırıcı Tanı: Abrazyon ve Diğer Aşınma Türleri

Dental aşınma türlerinin birbirinden doğru şekilde ayırt edilmesi, tedavi yaklaşımının belirlenmesinde hayati önem taşımaktadır. Klinik pratikte en sık karıştırılan durumlar arasında atrizyon, erozyon ve abfraksiyon yer almaktadır.

  • Atrizyon: Diş-diş teması sonucunda gelişen fizyolojik veya patolojik aşınmadır. Oklüzal ve insizal yüzeylerde düz, parlak fasetsler oluşturur. Karşıt dişte de benzer aşınma paterni mevcuttur.
  • Erozyon: Kimyasal etkenler (asitler) nedeniyle meydana gelen non-mekanik doku kaybıdır. Yüzey mat görünümlüdür ve restorasyonlar çevre diş dokusundan yükselmiş olarak izlenir. Gastroözofageal reflü, bulimia nervoza ve asitli içecek tüketimi başlıca nedenler arasındadır.
  • Abfraksiyon: Oklüzal stres yoğunlaşmasına bağlı olarak servikal bölgede gelişen kama şeklinde defektlerdir. Lezyonlar genellikle tek diş üzerinde, keskin kenarlı ve dar açılı bir görünüm sergiler. Etyolojisinde oklüzal yüklerin lateral kuvvet bileşenleri rol oynamaktadır.

Klinik değerlendirmede bu aşınma türlerinin birden fazlasının aynı diş üzerinde kombine olarak bulunabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Multifaktöriyel aşınma patternleri, özellikle yaşlı popülasyonda ve parafonksiyonel alışkanlıkları olan bireylerde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle kapsamlı bir anamnez, detaylı klinik muayene ve gerektiğinde radyografik değerlendirme, doğru tanıya ulaşmanın vazgeçilmez bileşenleridir.

Acil Müdahale Protokolleri

İleri düzey abrazyon lezyonlarında, özellikle pulpa ekspozürü riski veya akut dental hipersensitivite geliştiğinde, acil müdahale gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Acil yaklaşımda temel hedef, ağrının kontrolü, pulpal dokunun korunması ve daha ileri doku kaybının engellenmesidir.

Akut Hipersensitivitenin Yönetimi

Abrazyon kaynaklı akut hipersensitivitede ilk basamak olarak desensitize edici ajanların uygulanması önerilmektedir. Potasyum nitrat, strontiyum klorid ve arjinin-kalsiyum karbonat bazlı formülasyonlar, dentinal tübüllerin oklüzyonu yoluyla sinir iletimini bloke ederek semptomatik rahatlama sağlamaktadır. Profesyonel uygulamada flüorid vernik, glutaraldehit bazlı desensitize edici ajanlar ve oksalat tuzları etkili seçenekler arasında yer almaktadır.

Pulpa Ekspozürü Durumunda Acil Yaklaşım

Abrazyonun ilerlemesi sonucunda pulpa ekspozürü meydana geldiğinde, hastanın yaşı, pulpal dokunun vitalitesi ve kontaminasyon süresi göz önünde bulundurularak uygun acil müdahale protokolü belirlenmelidir. Vital pulpada direkt pulpa kuafajı veya parsiyel pulpotomi uygulanabilirken, nekrotik pulpada endodontik tedavi planlanmaktadır. Acil müdahale sürecinde kalsiyum hidroksit veya mineral trioksit agregat (MTA) gibi biyouyumlu materyallerin kullanımı, pulpal iyileşme potansiyelini artırmaktadır.

Risk Faktörleri ve Yatkınlık Oluşturan Durumlar

Dental abrazyon gelişiminde bireysel yatkınlık ve çevresel risk faktörlerinin etkileşimi belirleyici bir rol oynamaktadır. Risk faktörlerinin sistematik değerlendirilmesi, yüksek riskli bireylerin erken tespitini ve hedefli koruyucu müdahalelerin planlanmasını mümkün kılmaktadır.

Bireysel Risk Faktörleri

  • Agresif fırçalama alışkanlığı: Sert kıllı fırça kullanımı, horizontal fırçalama tekniği ve aşırı basınç uygulaması doğrudan abrazyon riski oluşturmaktadır.
  • Yüksek abraziviteli diş macunu kullanımı: RDA değeri 150 üzerindeki ürünlerin uzun süreli kullanımı mine aşınmasını hızlandırmaktadır.
  • Parafonksiyonel alışkanlıklar: Tırnak yeme, kalem çiğneme, pipo içme gibi alışkanlıklar lokalize abrazyon riskini artırmaktadır.
  • Maloklüzyon: Oklüzal ilişki bozuklukları, belirli dişler üzerinde konsantre kuvvet birikimi oluşturarak abrazyon gelişimine zemin hazırlamaktadır.
  • Kserostomi: Tükürük akış hızının düşmesi, tükürüğün doğal tamponlama ve lubrikasyon kapasitesini azaltarak mekanik aşınmaya karşı direnci düşürmektedir.
  • Genetik yatkınlık: Mine ve dentin dokusunun mineralizasyon kalitesindeki bireysel farklılıklar, abrazyon duyarlılığını etkileyebilmektedir. Amelogenesis imperfekta ve dentinogenesis imperfekta gibi kalıtsal defektler, bu bağlamda önemli predispozan faktörler arasındadır.

Çevresel ve Mesleki Risk Faktörleri

İş ortamında toz ve partikül maruziyeti, dental abrazyon gelişiminde önemli bir çevresel risk faktörüdür. Madencilik, taş işçiliği, metal sanayi, un ve tahıl işleme tesisleri ile tekstil fabrikalarında çalışan bireylerde mesleki abrazyon prevalansı yüksek bulunmaktadır. Silika, alüminyum oksit, demir oksit ve karbon partikülleri en sık karşılaşılan endüstriyel abraziv ajanlardır. Koruyucu ekipman kullanımının yetersizliği, maruziyetin şiddetini ve süresini artırarak abrazyon riskini belirgin şekilde yükseltmektedir.

Güncel Tedavi Yaklaşımları

Abrazyon tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım benimsenmekte olup tedavi planlaması lezyonun şiddetine, lokalizasyonuna ve hastanın bireysel risk profiline göre şekillenmektedir. Tedavinin temel prensipleri arasında etyolojik faktörün eliminasyonu, mevcut doku kaybının restorasyonu ve ileri aşınmanın önlenmesi yer almaktadır.

Konservatif Tedavi Seçenekleri

Hafif düzeydeki abrazyon lezyonlarında konservatif yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. Desensitize edici ajanların topikal uygulanması, remineralizasyon tedavileri ve fırçalama tekniğinin düzeltilmesi bu kategorideki başlıca müdahalelerdir. Kazein fosfopeptid-amorf kalsiyum fosfat (CPP-ACP) kompleksleri, biyoaktif cam partikülleri ve nano-hidroksiapatit bazlı remineralizasyon ajanları, mine yüzeyinin güçlendirilmesinde etkinliği kanıtlanmış güncel tedavi seçenekleridir.

Restoratif Tedavi Modaliteleri

Orta ve ileri düzey abrazyon lezyonlarında restoratif tedavi endikasyonu mevcuttur. Cam iyonomer simanlar, kompomer materyaller ve kompozit rezinler, servikal abrazyon lezyonlarının restorasyonunda yaygın olarak kullanılmaktadır. Cam iyonomer simanlar flüorid salınımı ve kimyasal bağlanma özellikleri nedeniyle tercih edilirken, kompozit rezinler üstün estetik sonuçları ve mekanik dayanıklılıkları ile ön plana çıkmaktadır. İleri vakalarda porselen veneer, onley veya tam kron restorasyonları gibi protetik rehabilitasyon seçenekleri de tedavi planlamasında değerlendirilmektedir.

Korunma Yolları ve Preventif Stratejiler

Dental abrazyondan korunmada birincil ve ikincil koruma stratejilerinin etkin bir şekilde uygulanması, hastalığın önlenmesi ve erken evrede kontrol altına alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Koruyucu yaklaşımlar, bireysel hijyen eğitiminden mesleki koruma protokollerine kadar geniş bir yelpazede ele alınmaktadır.

Doğru Fırçalama Tekniklerinin Öğretilmesi

Abrazyon profilaksisinin temel taşı, modifiye Bass tekniği veya Stillman tekniği gibi kanıta dayalı fırçalama yöntemlerinin benimsenmesidir. Bu tekniklerde fırça kılları dişeti kenarına 45 derecelik açıyla yerleştirilmekte ve kısa titreşim hareketleriyle sulkus bölgesinin temizlenmesi sağlanmaktadır. Horizontal fırçalama hareketlerinden kaçınılması, servikal abrazyon riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Elektrikli diş fırçalarının basınç sensörü özelliğine sahip modelleri, aşırı kuvvet uygulamasını engelleyerek abrazyon riskinin kontrolüne katkıda bulunmaktadır.

Uygun Ağız Bakım Ürünlerinin Seçimi

Abrazyon riski taşıyan bireylerde düşük abraziviteli diş macunlarının tercih edilmesi önerilmektedir. RDA değeri 70 altında olan diş macunları, mine dokusuna minimal düzeyde mekanik etki göstermekte ve günlük kullanım için güvenli kabul edilmektedir. Yumuşak veya ekstra yumuşak kıllı diş fırçalarının kullanılması, mine yüzeyindeki mekanik stresi azaltarak abrazyon oluşum riskini düşürmektedir. Ayrıca flüorid içerikli gargaralar ve remineralizasyon jelleri, mine tabakasının direncini artırarak koruyucu bir etki sağlamaktadır.

Mesleki Koruma Önlemleri

Toz ve partikül maruziyetinin yoğun olduğu iş kollarında, çalışanların dental sağlığının korunması için kapsamlı mesleki koruma protokollerinin uygulanması gerekmektedir. Kişisel koruyucu ekipman olarak tam yüz maskeleri, toz filtreleri ve ağız koruyucularının düzenli kullanımı, inhalasyon yoluyla oral kaviteye ulaşan abraziv partiküllerin etkisini minimize etmektedir. İş ortamında düzenli havalandırma sistemlerinin işletilmesi ve toz düzeylerinin izlenmesi, çevresel maruziyetin kontrolünde temel yaklaşımlar arasında yer almaktadır.

Dijital Teknolojilerin Abrazyon Tanı ve Takibindeki Rolü

Son yıllarda dijital diş hekimliği alanındaki gelişmeler, abrazyon lezyonlarının erken tanısı ve progresyonunun izlenmesinde yeni olanaklar sunmaktadır. İntraoral tarayıcılar ve dijital volumetrik tomografi (DVT) gibi ileri görüntüleme teknolojileri, lezyon boyutlarının milimetrik hassasiyetle ölçülmesine ve zaman içindeki değişimlerin kantitatif olarak takip edilmesine imkân tanımaktadır.

Yapay zekâ destekli görüntü analiz sistemleri, dental radyografilerde abrazyon lezyonlarının otomatik tespiti ve sınıflandırılmasında umut verici sonuçlar ortaya koymaktadır. Derin öğrenme algoritmalarına dayanan bu sistemler, klinisyenin tanısal doğruluğunu artırarak erken evredeki lezyonların gözden kaçırılma olasılığını azaltmaktadır. Dijital modeller üzerinde yapılan süperpozisyon analizleri, ardışık kontrol seansları arasındaki doku kaybını mikron düzeyinde hesaplayabilmekte ve tedavi etkinliğinin objektif olarak değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.

Çocuklarda ve Yaşlı Popülasyonda Abrazyon

Dental abrazyon, her yaş grubunda gözlemlenebilmekle birlikte, çocuklar ve yaşlı bireyler özel değerlendirme gerektiren risk grupları arasında yer almaktadır.

Pediatrik Popülasyonda Abrazyon

Çocukluk döneminde dental abrazyon, süt dişlerinde ve yeni süren daimi dişlerde farklı klinik özellikler sergilemektedir. Süt dişlerinin mine tabakası daimi dişlere kıyasla daha ince ve daha düşük mineralizasyon yoğunluğuna sahip olduğundan, abraziv etkenlere karşı daha kırılgan bir yapı göstermektedir. Ebeveynlerin çocukları için yaşa uygun diş fırçası ve düşük abraziviteli diş macunu seçimi, pediatrik abrazyon profilaksisinin temelini oluşturmaktadır. Karma dentisyon döneminde ise yeni süren daimi dişlerin post-eruptif olgunlaşma sürecinin tamamlanmamış olması, bu dişlerin abraziv etkenlere karşı geçici bir hassasiyet göstermesine neden olmaktadır.

Geriatrik Popülasyonda Abrazyon

Yaşlı bireylerde dental abrazyon, kümülatif mekanik stres maruziyeti, tükürük akış hızında azalma ve sistemik hastalıklara bağlı oral çevre değişiklikleri nedeniyle daha yüksek prevalans ve şiddette seyretmektedir. Polifarmasi ilişkili kserostomi, dişeti çekilmesine bağlı kök yüzeyi ekspozürü ve yaşla birlikte mine tabakasının doğal incelmesi, geriatrik popülasyonda abrazyonun hızlanmasına katkıda bulunan önemli faktörlerdir. Yaşlı bireylerde abrazyon tedavisi planlanırken, motor fonksiyon kısıtlılıkları, protez kullanımı ve sistemik sağlık durumunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Prognoz ve Uzun Dönem Takip

Dental abrazyonun prognozu, etyolojik faktörün kontrol altına alınma başarısı, lezyonun tanı anındaki şiddeti ve hastanın tedavi uyumuna bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Erken evrede tanı konulan ve etiyolojik faktörü başarıyla elimine edilen vakalarda prognoz oldukça olumludur. Konservatif ve restoratif tedavilerin uygulandığı hastalarda düzenli takip seansları, tedavi başarısının sürdürülmesi ve olası nükslerin erken tespiti açısından kritik öneme sahiptir.

Uzun dönem takip protokolünde altı aylık kontrol aralıkları önerilmektedir. Her kontrol seansında klinik muayene, fotoğrafik dokümantasyon ve gerektiğinde radyografik değerlendirme yapılarak lezyonun progresyon durumu izlenmektedir. Restoratif tedavi uygulanan dişlerde restorasyon bütünlüğünün kontrolü, marjinal adaptasyonun değerlendirilmesi ve sekonder çürük varlığının araştırılması takip protokolünün standart bileşenleri arasında yer almaktadır. Hastanın fırçalama alışkanlıkları ve ağız bakım rutini her seansta sorgulanmalı, gerektiğinde motivasyon ve tekrar eğitim sağlanmalıdır.

Dental abrazyon, multifaktöriyel etiyolojisi ve progresif doğası nedeniyle kapsamlı bir klinik yaklaşım gerektiren önemli bir ağız sağlığı sorunudur. Erken tanı, uygun tedavi ve etkili koruyucu stratejilerin bir arada uygulanması, abrazyonun yıkıcı etkilerinin önlenmesinde ve hastaların yaşam kalitesinin korunmasında belirleyici bir rol üstlenmektedir. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, dental abrazyon dahil tüm non-karyöz diş dokusu kayıplarının tanısı, tedavisi ve takibinde en güncel bilimsel yaklaşımları uygulayarak hastalarımıza kapsamlı ve bireyselleştirilmiş tedavi hizmeti sunmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu