Dişeti kanseri, ağız boşluğu kanserlerinin önemli bir alt grubu olarak oral kavitede en sık karşılaşılan malign tümörlerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre ağız boşluğu kanserleri, tüm kanser vakalarının yaklaşık %3-5'ini oluşturmakta olup dişeti kanserleri bu grubun %8-10'luk dilimini kapsamaktadır. Histopatolojik olarak vakaların büyük çoğunluğu (%90-95) skuamöz hücreli karsinom tipindedir. Erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 2-3 kat daha fazla görülmekte olup insidans yaşla birlikte artış göstermektedir. Özellikle 50 yaş üzeri popülasyonda belirgin bir yükselme eğilimi dikkat çekmektedir.
Türkiye'de ağız kanserleri insidansı yılda 100.000 kişide yaklaşık 3-5 arasında değişmektedir. Güneydoğu Asya ülkelerinde betel nut çiğneme alışkanlığı nedeniyle bu oran çok daha yüksek seyreder. Dişeti kanseri alt çene (mandibula) dişetinde üst çeneye (maksilla) kıyasla yaklaşık iki kat daha sık görülmektedir. Erken evrede tanı konulduğunda 5 yıllık sağkalım oranı %70-80'lere ulaşabilirken, ileri evre vakalarda bu oran %30-40 düzeyine gerilemektedir. Bu durum erken tanının hayati önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Dişeti kanserinin patofizyolojisi, normal dişeti epitel hücrelerinin çeşitli karsinojen etkenlerle genetik ve epigenetik değişikliklere uğraması sonucunda kontrolsüz proliferasyon kazanması temeline dayanır. TP53 tümör baskılayıcı gen mutasyonları, EGFR aşırı ekspresyonu, siklin D1 amplifikasyonu ve p16/INK4a inaktivasyonu bu süreçte en sık gözlenen moleküler değişikliklerdir. Kronik inflamasyon, tekrarlayan mukozal travma ve karsinojenlere sürekli maruziyet, displazi-karsinom in situ-invaziv karsinom dizisini tetikleyen ana mekanizmalardır.
Dişeti Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri
Dişeti kanseri gelişiminde birçok etyolojik faktör rol oynamaktadır. Bu faktörlerin bilinmesi hem bireysel korunma stratejilerinin oluşturulmasında hem de toplum sağlığı politikalarının belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.
Tütün Kullanımı
Sigara, pipo, puro ve nargile kullanımı dişeti kanseri için en güçlü risk faktörüdür. Tütün dumanında bulunan 70'den fazla karsinojen madde (benzopiren, nitrozaminler, formaldehit, polisiklik aromatik hidrokarbonlar) dişeti mukozasında doğrudan DNA hasarı oluşturur. Günde 20 adetten fazla sigara içenlerde risk, hiç içmeyenlere göre 5-10 kat artmaktadır. Dumansız tütün ürünleri (çiğneme tütünü, maraş otu, enfiye) ise lokal karsinojen maruziyeti nedeniyle dişeti kanseri riskini 4-6 kat artırır. Tütün kullanım süresi ve yoğunluğu ile kanser riski arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır.
Alkol Tüketimi
Kronik ve aşırı alkol tüketimi tek başına dişeti kanseri riskini 2-3 kat artırır. Alkol, oral mukozanın geçirgenliğini artırarak karsinojenlerin doku penetrasyonunu kolaylaştırır. Asetaldehit, alkolün primer metaboliti olarak doğrudan genotoksik etki gösterir. Tütün ve alkolün birlikte kullanılması durumunda risk sinerjistik olarak artarak 15-20 kata kadar yükselebilir. Bu kombinasyon, ağız kanseri vakalarının yaklaşık %75'inden sorumlu tutulmaktadır.
Human Papilloma Virüs (HPV) Enfeksiyonu
Özellikle HPV tip 16 ve 18, oral kavite kanserlerinde önemli bir etyolojik ajan olarak kabul edilmektedir. HPV ilişkili oral kanserler genellikle daha genç yaş grubunda görülmekte ve prognozları HPV negatif tümörlere göre daha iyi seyretmektedir. HPV, E6 ve E7 onkoproteinleri aracılığıyla p53 ve pRb tümör baskılayıcı proteinlerin degradasyonuna yol açar. Ağız kanseri vakalarının yaklaşık %20-30'unda HPV DNA'sı tespit edilmektedir.
Kötü Ağız Hijyeni ve Kronik İrritasyon
Yetersiz ağız bakımı, kronik periodontal hastalık, kırık veya sivri dişler, uyumsuz protezler ve kronik mukozal travma dişeti kanseri riskini artıran önemli lokal faktörlerdir. Kronik inflamasyon ortamında üretilen reaktif oksijen türleri (ROS) ve sitokinler, hücresel DNA'da oksidatif hasar oluşturarak karsinogenezi tetikleyebilir. Periodontal hastalığı olan bireylerde oral kanser riskinin %2-5 kat arttığını gösteren epidemiyolojik çalışmalar mevcuttur.
Diğer Risk Faktörleri
- Beslenme yetersizlikleri: A, C, E vitaminleri, folik asit, çinko ve selenyum eksiklikleri mukozal bariyer fonksiyonunu zayıflatarak kanser riskini artırır.
- İmmünosüpresyon: HIV/AIDS, organ nakli sonrası immünosüpresif tedavi alan hastalar yüksek risk altındadır.
- Güneş maruziyeti: Özellikle dudak ve anterior dişeti bölgesinde ultraviyole radyasyona kronik maruziyet risk oluşturur.
- Genetik yatkınlık: Ailede ağız kanseri öyküsü bulunan bireylerde risk 2-3 kat artmaktadır. Karsinojen metabolizmasında rol alan CYP1A1, GSTM1, NAT2 gen polimorfizmleri duyarlılığı etkilemektedir.
- Premalign lezyonlar: Lökoplaki (%5-25 malign transformasyon), eritroplaki (%50-90 malign transformasyon), oral liken planus ve oral submuköz fibrozis dişeti kanserinin öncü lezyonları olarak kabul edilir.
Dişeti Kanserinin Belirtileri ve Klinik Bulgular
Dişeti kanseri erken evrelerde genellikle ağrısız seyretmesi nedeniyle tanı gecikmelerine yol açabilmektedir. Semptomların bilinmesi erken başvuru ve tanı açısından büyük önem taşır.
Erken Dönem Belirtileri
- Dişeti üzerinde beyaz veya kırmızı leke: Lökoplaki (beyaz) veya eritroplaki (kırmızı) şeklinde mukozal renk değişiklikleri en erken bulgulardandır. Bu lezyonlar kazıma ile çıkmaz ve 2 haftadan uzun süre devam eder.
- Dişetinde kalınlaşma veya şişlik: Lokalize, tek taraflı dişeti hiperplazisi normal periodontal hastalıktan ayırt edilmelidir.
- Ülserasyon: İyileşmeyen ağız yarası, özellikle 3 haftayı aşan ülserler mutlaka değerlendirilmelidir.
- Hafif kanama: Spontan veya minimal travmayla dişetinden kanama, özellikle lokalize ve persistan ise uyarıcı olmalıdır.
İleri Dönem Belirtileri
- Ağrı: Tümör çevre dokulara invaze oldukça ağrı belirginleşir. Ağrı kulağa, şakağa veya boyuna yayılabilir. Trigeminal sinir tutulumu yüz ağrısı ve paresteziye neden olabilir.
- Dişlerde mobilite: Tümörün alveolar kemiğe invazyonu sonucu dişlerde sallanma ve spontan düşme görülebilir. Bu durum sıklıkla periodontal hastalıkla karıştırılır.
- Çene kemiğinde yıkım: Mandibula veya maksilla invazyonu radyolojik olarak kemik rezorpsiyonu şeklinde kendini gösterir.
- Boyunda kitle: Servikal lenf nodu metastazına bağlı boyunda palpe edilen ağrısız, sert, fikse kitleler ileri evre hastalığın göstergesidir.
- Ağız açmada kısıtlanma: Tümörün pterigoid kaslara veya temporomandibüler ekleme yayılması trismus ile sonuçlanabilir.
- Yutma güçlüğü (disfaji): İleri evre tümörlerde orofarengeal yayılıma bağlı yutma zorluğu gelişebilir.
- Kilo kaybı: Beslenme güçlüğü ve tümörün katabolik etkisine bağlı istemsiz kilo kaybı görülür.
- Uyuşukluk veya karıncalanma: Alt dudakta veya çenede his kaybı, inferior alveolar sinir tutulumunu düşündürür ve önemli bir klinik bulgudur.
Dişeti Kanserinde Tanı Yöntemleri
Dişeti kanserinin kesin tanısı histopatolojik inceleme ile konulmakla birlikte, klinik muayene, görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar tetkikleri tanı sürecinin vazgeçilmez bileşenleridir.
Klinik Muayene
Sistematik oral muayene tanı sürecinin ilk ve en önemli basamağıdır. İnspeksiyon ve palpasyon ile lezyonun boyutu, yerleşimi, kıvamı, mobilite durumu, sınırları ve çevre doku ilişkisi değerlendirilir. Boyun muayenesinde servikal lenf nodları sistematik olarak palpe edilmelidir. Level I-V lenf nodu istasyonları tek tek değerlendirilmelidir.
Biyopsi
Kesin tanı için altın standart yöntemdir. İnsiziyonel biyopsi (lezyonun bir kısmının alınması) veya eksizyonel biyopsi (tüm lezyonun çıkarılması) uygulanabilir. Küçük lezyonlarda (<2 cm) eksizyonel biyopsi hem tanısal hem terapötik amaçlıdır. Fırça biyopsisi (brush biyopsi) tarama amaçlı kullanılabilir ancak kesin tanı için yeterli değildir. Histopatolojik incelemede tümörün diferansiasyon derecesi (iyi, orta, kötü diferansiye), invazyon derinliği, perinöral invazyon ve lenfovasküler invazyon varlığı prognostik açıdan değerlendirilir.
Görüntüleme Yöntemleri
- Panoramik radyografi (ortopantomografi): Mandibula ve maksilla kemik tutulumunun ilk değerlendirilmesinde kullanılır. Kemik rezorpsiyonu, güve yeniği tarzı destrüksiyon paterni gösterebilir.
- Bilgisayarlı tomografi (BT): Kemik invazyonunun değerlendirilmesinde en duyarlı yöntemdir. Kortikal kemik erozyonu ve medüller tutulumun tespitinde sensitivitesi %80-90 düzeyindedir. Kontrastlı BT ile tümör boyutu ve lenf nodu metastazları değerlendirilir.
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Yumuşak doku yayılımının değerlendirilmesinde BT'ye üstündür. Kemik iliği invazyonu, perinöral yayılım ve dil kökü tutulumunun tespitinde tercih edilir. T1 ağırlıklı sekanslarda düşük sinyal, T2 ağırlıklı sekanslarda yüksek sinyal intensitesi karakteristiktir.
- PET-BT (Pozitron Emisyon Tomografisi): Uzak metastaz taraması, tedavi yanıtının değerlendirilmesi ve nüks tespitinde kullanılır. SUVmax değeri >4 olan lezyonlar malignite açısından yüksek şüphe taşır.
- Ultrasonografi: Servikal lenf nodlarının değerlendirilmesinde ve USG eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisinde kullanılır.
Laboratuvar Tetkikleri
- Tam kan sayımı: Anemi ve genel durum değerlendirmesi için istenir. Hemoglobin düzeyi <10 g/dL ise beslenme desteği planlanmalıdır.
- Karaciğer fonksiyon testleri: ALT, AST, ALP, GGT ve bilirubin değerleri hepatik metastaz açısından değerlendirilir. ALP yüksekliği kemik metastazını da düşündürebilir.
- Böbrek fonksiyon testleri: BUN ve kreatinin değerleri kemoterapi planlamasında önemlidir. GFR <60 mL/dk ise sisplatin dozu ayarlanmalıdır.
- Tümör belirteçleri: SCC (Squamous Cell Carcinoma antijeni) normal değeri <1.5 ng/mL olup, dişeti kanserinde yükselme gösterebilir. Tedavi yanıtının izlenmesinde kullanılabilir ancak tarama amaçlı önerilmez.
- HPV testi: p16 immünohistokimyasal boyama ve HPV DNA PCR testi ile viral etyoloji araştırılır. p16 pozitifliği daha iyi prognozla ilişkilidir.
Ayırıcı Tanı
Dişeti kanseri, klinik olarak birçok benign ve malign patoloji ile karışabilmektedir. Doğru tanıya ulaşmak için aşağıdaki hastalıkların dışlanması gerekmektedir:
- Periodontal apse: Ağrılı, fluktuan, dişeti cebinden pürülan akıntı gelen şişliklerdir. Antibiyotik tedavisine yanıt verir. Kanserden farklı olarak genellikle akut başlangıçlıdır ve ateş eşlik edebilir.
- Epulis (periferal dev hücreli granülom): Dişeti üzerinde gelişen benign reaktif lezyon olup klinik olarak kansere benzeyebilir. Saplı veya geniş tabanlı, kırmızı-mor renkli, kolay kanayan kitlelerdir. Histopatolojik inceleme ile ayırıcı tanı yapılır.
- Piyojenik granülom: Travma sonrası gelişen, hızlı büyüyen, kolay kanayan vasküler lezyon olup özellikle gebelikte sık görülür. Eksizyonel biyopsi ile hem tanı hem tedavi sağlanır.
- Fibrom: Kronik irritasyona bağlı gelişen sert, düzgün yüzeyli, ağrısız benign kitledir. Yavaş büyür ve mukoza rengi normaldir.
- Oral liken planus: Otoimmün karakterli kronik inflamatuar bir hastalıktır. Bilateral, simetrik, retiküler beyaz çizgiler (Wickham striaları) karakteristiktir. Eroziv formu kanserle karışabilir ve malign transformasyon riski (%1-2) taşır.
- Verrüköz karsinom: Skuamöz hücreli karsinomun düşük dereceli bir varyantıdır. Yavaş büyüyen, papillomatöz yüzeyli, geniş tabanlı lezyonlardır. Metastaz riski düşüktür ancak lokal agresif seyredebilir.
- Ameloblastom: Odontojenik kaynaklı, lokal agresif seyreden benign tümördür. Mandibulada daha sık görülür ve radyolojik olarak multilokuler radyolüsen görüntü verir.
- Osteosarkom ve diğer kemik tümörleri: Çene kemiklerinin primer malign tümörleri olup dişeti şişliği ile prezente olabilir. Radyolojik olarak güneş ışını paterni (sunburst) karakteristiktir.
- Mukozal melanom: Oral kavitede nadir görülmekle birlikte agresif seyirlidir. Pigmente veya amelanotik olabilir. S-100, HMB-45 ve Melan-A immünohistokimyasal belirteçleri ile tanı konur.
Dişeti Kanserinde Evreleme (TNM Sistemi)
Dişeti kanseri, AJCC (American Joint Committee on Cancer) TNM evreleme sistemi ile sınıflandırılır. Bu sistem tedavi planlamasında ve prognoz değerlendirmesinde temel referanstır.
- T1: Tümör çapı ≤2 cm, invazyon derinliği (DOI) ≤5 mm
- T2: Tümör çapı ≤2 cm ve DOI >5 mm-≤10 mm veya tümör çapı >2 cm-≤4 cm ve DOI ≤10 mm
- T3: Tümör çapı >4 cm veya DOI >10 mm
- T4a: Tümör kortikal kemik, maksiller sinüs, yüz derisi gibi komşu yapılara invaze
- T4b: Tümör mastikator alan, pterigoid plaklar, kafa tabanı gibi yapılara invaze veya internal karotid arteri çevrelemiş
- N0: Bölgesel lenf nodu metastazı yok
- N1: Tek ipsilateral lenf nodu ≤3 cm, ENE(-)
- N2a: Tek ipsilateral lenf nodu >3 cm-≤6 cm, ENE(-)
- N2b: Çoklu ipsilateral lenf nodu ≤6 cm, ENE(-)
- N2c: Bilateral veya kontralateral lenf nodu ≤6 cm, ENE(-)
- N3a: Lenf nodu >6 cm, ENE(-)
- N3b: Herhangi bir lenf nodunda ENE(+)
Dişeti Kanserinde Tedavi Yaklaşımları
Dişeti kanserinin tedavisi tümörün evresi, yerleşimi, hastanın genel durumu ve komorbiditeleri göz önünde bulundurularak multidisipliner bir yaklaşımla planlanır. Tedavide cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi ana modalitelerdir.
Cerrahi Tedavi
Erken evre (Evre I-II) dişeti kanserinde primer tedavi cerrahidir. Geniş lokal eksizyon ile tümör en az 1-1.5 cm sağlam cerrahi sınırla çıkarılır. Mandibula tutulumu durumunda marjinal mandibulektomi (kortikal kemiğin alt kenarı korunarak) veya segmental mandibulektomi (mandibula devamlılığının bozulduğu) uygulanabilir. Maksiller dişeti tümörlerinde parsiyel veya total maksillektomi gerekebilir.
Boyun lenf nodu metastazı olan (cN+) veya yüksek riskli (T3-T4, kötü diferansiye) hastalarda boyun diseksiyonu eklenir. Klinik olarak N0 boyunlu ancak tümör kalınlığı >4 mm olan vakalarda elektif boyun diseksiyonu (Level I-III) önerilmektedir. Cerrahi defektlerin onarımı için lokal, bölgesel (nazolabial flep, submental flep) veya serbest flepler (fibula, radial önkol, anterolateral uyluk) kullanılır. Fibula serbest flebi mandibula rekonstrüksiyonunda altın standarttır.
Radyoterapi
Adjuvan radyoterapi cerrahi sonrası yüksek riskli hastalarda (pozitif veya yakın cerrahi sınır, perinöral invazyon, lenfovasküler invazyon, multipl lenf nodu metastazı, ekstranodal yayılım) uygulanır. Konvansiyonel fraksiyone radyoterapi protokolü 60-70 Gy total doz, 2 Gy/fraksiyon, 30-35 fraksiyonda 6-7 haftada uygulanır. IMRT (Intensity Modulated Radiation Therapy) tekniği ile tükürük bezleri ve mandibula gibi kritik yapılar korunarak yan etkiler azaltılır.
Primer radyoterapi, cerrahi için uygun olmayan hastalarda veya hasta cerrahiyi reddettiğinde uygulanabilir. Brakiterapi (interstisyel veya yüzeyel) erken evre, iyi sınırlı lezyonlarda yüksek lokal kontrol oranları sağlayabilir.
Kemoterapi
Kemoterapi genellikle radyoterapiyle eş zamanlı (kemoradyoterapi) olarak ileri evre hastalıkta uygulanır. Standart rejimler şunlardır:
- Sisplatin: 100 mg/m² IV, 3 haftada bir (radyoterapi ile eş zamanlı). En sık kullanılan ajandır. Nefrotoksisite riski nedeniyle yoğun hidrasyon ve antiemetik profilaksi gerektirir. GFR <60 mL/dk ise karboplatin (AUC 5-6) ile değiştirilir.
- 5-Fluorourasil (5-FU): 1000 mg/m²/gün, sürekli infüzyon, 4-5 gün, 3-4 haftada bir. Sisplatin ile kombinasyonda kullanılır.
- Dosetaksel: 75 mg/m² IV, 3 haftada bir. TPF (dosetaksel + sisplatin + 5-FU) indüksiyon kemoterapisi rejiminde yer alır.
- Setuksimab: EGFR'ye karşı monoklonal antikor olup 400 mg/m² yükleme dozu ardından haftalık 250 mg/m² radyoterapi ile birlikte verilir. Sisplatin tolere edemeyen hastalarda alternatif olarak tercih edilir.
İmmünoterapi
Pembrolizumab (anti-PD-1) ve nivolumab, platine dirençli veya metastatik/nüks skuamöz hücreli karsinomda FDA onaylıdır. Pembrolizumab 200 mg IV 3 haftada bir veya nivolumab 240 mg IV 2 haftada bir uygulanır. PD-L1 CPS skoru ≥1 olan hastalarda birinci basamak tedavide pembrolizumab + kemoterapi (sisplatin veya karboplatin + 5-FU) KEYNOTE-048 çalışmasına göre standart tedavi haline gelmiştir. Yanıt oranları %15-20 düzeyinde olup bazı hastalarda kalıcı yanıtlar elde edilmektedir.
Hedefe Yönelik Tedaviler
EGFR inhibitörleri (setuksimab, panitumumab), mTOR inhibitörleri ve multikinaz inhibitörleri (lenvatinib) klinik araştırmalarda değerlendirilmektedir. Setuksimab dışındaki ajanlar henüz rutin klinik kullanımda değildir ancak gelecek vaad eden sonuçlar ortaya koymaktadır.
Dişeti Kanserinin Komplikasyonları
Dişeti kanseri hem hastalığın kendisi hem de uygulanan tedavilere bağlı olarak ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir.
Hastalığa Bağlı Komplikasyonlar
- Lokal invazyon: Tümörün mandibula veya maksillaya invazyonu patolojik kırıklara, dişlerde kayba ve çene deformitelerine neden olabilir.
- Bölgesel metastaz: Servikal lenf nodu metastazları boyunda kitle, ağrı ve sinir basısına yol açar. İleri vakalarda internal jugüler ven veya karotid arter tutulumu hayatı tehdit edici kanamalara neden olabilir.
- Uzak metastaz: En sık akciğer (%60-70), kemik (%20-30) ve karaciğer (%10-20) metastazı görülür.
- Havayolu obstrüksiyonu: İleri evre orofarengeal yayılım solunum yolunu tehdit edebilir ve acil trakeostomi gerektirebilir.
- Beslenme bozukluğu: Ağrı, yutma güçlüğü ve mekanik obstrüksiyona bağlı beslenme yetersizliği, protein-enerji malnütrisyonu ve kaşeksi gelişebilir.
Tedaviye Bağlı Komplikasyonlar
- Cerrahi komplikasyonlar: Kanama, enfeksiyon, yara ayrışması, orokutanöz veya oroantral fistül, flep nekrozu, skar kontraktürü, trismus ve yüz asimetrisi görülebilir.
- Radyoterapi komplikasyonları: Mukozit (Grade 3-4 mukozit hastaların %30-50'sinde görülür), kserostomi (tükürük bezlerinin harabiyeti), radyasyon kariesi, osteoradyonekroz (mandibulada %5-15 oranında), tat kaybı (disgözi), disfaji ve trismus gelişebilir.
- Kemoterapi komplikasyonları: Sisplatin nefrotoksisitesi, ototoksisite, nörotoksisite; 5-FU mukozit, diyare; dosetaksel nötropeni, periferik nöropati; setuksimab akneiform cilt döküntüsü (%80) ve infüzyon reaksiyonları en sık karşılaşılan yan etkilerdir.
- Fonksiyonel bozukluklar: Konuşma güçlüğü, çiğneme ve yutma bozuklukları, kozmetik deformiteler yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Rehabilitasyon sürecinde konuşma terapisti, diyetisyen ve psikolog desteği esastır.
Dişeti Kanserinden Korunma Yolları
Dişeti kanserinden korunmada primer ve sekonder önleme stratejileri büyük önem taşımaktadır.
Primer Korunma
- Tütün kullanımından kaçınma: Sigara bırakma en etkili korunma yöntemidir. Sigarayı bıraktıktan 5-10 yıl sonra oral kanser riski anlamlı düzeyde azalmaktadır. Sigara bırakma poliklinikleri, nikotin replasman tedavisi (yama, sakız, pastil), vareniklin (0.5 mg 1x3 gün, sonra 1 mg 2x1, toplam 12 hafta) ve bupropion (150 mg 2x1, 7-12 hafta) gibi farmakolojik desteklerden yararlanılabilir.
- Alkol tüketimini sınırlama: Günlük alkol tüketimi erkeklerde 2, kadınlarda 1 standart içkiyi geçmemelidir. Alkol ve tütünün birlikte kullanılmaması kritik öneme sahiptir.
- HPV aşılaması: Kuadrivalan veya nona-valan HPV aşısı 9-26 yaş arasında önerilmektedir. HPV ilişkili oral kanserlerin önlenmesinde potansiyel koruyucu etkisi araştırılmaktadır.
- Sağlıklı beslenme: Antioksidan açısından zengin sebze ve meyve tüketimi (günde en az 5 porsiyon), A, C, E vitaminleri, folik asit ve selenyum içeren besinler koruyucu etki gösterir. Kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminin sınırlandırılması önerilir.
- Ağız hijyeni: Düzenli diş fırçalama (günde 2 kez, 2 dakika), diş ipi kullanımı, antiseptik gargaralar ve profesyonel diş temizliği (6 ayda bir) oral sağlığın korunmasında temel önlemlerdir.
Sekonder Korunma (Erken Tanı)
- Düzenli diş hekimi kontrolü: 6 ayda bir yapılan rutin diş muayeneleri sırasında sistematik oral kanser taraması yapılmalıdır. 40 yaş üzeri, tütün ve alkol kullanan bireylerde yılda en az 2 kez detaylı oral muayene önerilir.
- Kendi kendine muayene: Bireylerin ayda bir kez ayna karşısında ağız içini kontrol etmeleri, dişetlerinde renk değişikliği, şişlik, yara veya kitle varlığını araştırmaları özendirilmelidir.
- Premalign lezyonların takibi: Lökoplaki, eritroplaki ve liken planus gibi premalign lezyonlar düzenli aralıklarla izlenmeli, gerektiğinde biyopsi yapılmalıdır.
- Yardımcı tanı araçları: VELscope (otofloresan görüntüleme), toluidin mavisi boyama ve fırça biyopsisi gibi yöntemler şüpheli lezyonların değerlendirilmesinde klinisyene yardımcı olabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir diş hekimi veya kulak burun boğaz uzmanına başvurulması önerilir:
- Dişetinde 2-3 haftadan uzun süre iyileşmeyen yara veya ülserasyon varlığında
- Dişetinde açıklanamayan beyaz veya kırmızı leke fark edildiğinde
- Dişetinde ağrısız, sert, giderek büyüyen bir kitle hissedildiğinde
- Dişlerde nedeni açıklanamayan sallanma veya kendiliğinden düşme olduğunda
- Ağızdan sürekli ve açıklanamayan kanama meydana geldiğinde
- Alt dudak veya çenede uyuşukluk, karıncalanma hissedildiğinde
- Boyunda yeni fark edilen, büyüyen, ağrısız bir şişlik palpe edildiğinde
- Ağız açmada giderek artan kısıtlanma yaşandığında
- Yutma güçlüğü veya konuşma bozukluğu geliştiğinde
- İstemsiz kilo kaybı ve iştahsızlık eşlik ettiğinde
Erken tanı hayat kurtarır. Dişeti kanserinde erken evrede başlanan tedavi ile 5 yıllık sağkalım oranı %80'lere kadar çıkabilmektedir. Bu nedenle şüpheli bulgular asla göz ardı edilmemelidir.
Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri
Dişeti kanseri, erken tanı ve uygun tedavi ile yüksek oranda kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Risk faktörlerinin bilinmesi, düzenli ağız muayeneleri ve şüpheli bulguların gecikmeden değerlendirilmesi hayati öneme sahiptir. Multidisipliner tedavi yaklaşımı ile cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi seçenekleri hastanın bireysel durumuna göre en uygun şekilde planlanmalıdır.
Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, dişeti kanserinin erken tanısından tedavi planlamasına, cerrahi müdahaleden rehabilitasyon sürecine kadar her aşamada hastalarımıza kapsamlı ve multidisipliner bir yaklaşım sunmaktadır. Ağız sağlığınız ile ilgili herhangi bir endişeniz olduğunda vakit kaybetmeden kliniğimize başvurabilirsiniz.






