Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Zoonotik Hastalıklar

Zoonotik Enfeksiyonlar için önemli klinik noktalar: risk faktörleri, erken bulgular ve yaklaşım planlaması burada.

Hayvanlardan insanlara geçebilen hastalıklar genel olarak zoonotik hastalıklar adıyla anılır. Evcil hayvanlarla yakın temas, çiftlik ortamında bulunma, yaban hayatla etkileşim ya da kene, sivrisinek gibi vektörlerin ısırığı bu hastalıkların başlıca bulaş yollarındandır. Kuduzdan brusellaya, kuş gribinden Kırım-Kongo kanamalı ateşine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bu grup, dünya genelinde bildirilen yeni enfeksiyon hastalıklarının yaklaşık üçte ikisini oluşturur. Bu nedenle hem bireysel sağlık hem de halk sağlığı açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir başlık olarak öne çıkar.

Zoonotik hastalıklar bazen hafif bir grip benzeri tablo ile geçerken bazen de ciddi organ tutulumlarına, uzun süreli halsizliğe ve hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Belirtilerin sıklıkla başka enfeksiyonlarla karışması, tanının gecikmesine ve doğru yaklaşım için zaman kaybına neden olabilir. Bu yazıda zoonotik hastalıkların kimlerde daha sık görüldüğü, belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri ve olası komplikasyonları gündelik bir dille ele alınmakta; doktora başvuru zamanı konusunda da rehber bilgiler sunulmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Zoonotik hastalıklar her yaş grubunda görülebilir; ancak bazı meslek grupları ve yaşam koşulları riski belirgin biçimde artırır. Çiftçiler, veterinerler, hayvan bakıcıları, mezbaha çalışanları, ormancılar ve avcılar mesleki temas nedeniyle ön sıralarda yer alır. Çiğ süt, taze peynir veya yeterince pişirilmemiş et tüketen kişilerde bruselloz ve salmonelloz gibi tablolar daha sık karşımıza çıkar. Kırsal bölgelerde yaşayanlar, kene ısırığına bağlı Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ve Lyme hastalığı açısından dikkatli olmalıdır.

Evde kedi, köpek, kuş ya da egzotik hayvan besleyenler de belirli bulaşlar açısından risk altındadır. Toksoplazmoz özellikle kedi dışkısıyla temas eden hamilelerde önemli bir endişe kaynağıdır; psittakoz ise süs kuşları ile yakın temas kuran kişilerde görülebilir. Çocuklar ellerini sık sık ağızlarına götürdüğü ve evcil hayvanlarla daha samimi bir ilişki kurduğu için bağırsak kaynaklı zoonozlara karşı daha duyarlıdır. Okul öncesi yaş grubunda kümes hayvanları ya da sürüngenlerle temas sonrası salmonella enfeksiyonları belgelenmiştir.

Bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler, organ nakli alıcıları, kemoterapi gören hastalar, ileri yaş grubu ve kronik hastalığı olan kişilerde zoonotik enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir. Diyabet, böbrek yetmezliği veya HIV gibi durumlar, vücudun mikroorganizmalara karşı verdiği yanıtı zayıflatır. Gebelik döneminde bağışıklık yanıtının değişmesi, bazı zoonozların hem anne hem de bebek için risk oluşturmasına yol açabilir. Seyahat eden bireylerde ise tropik bölgelere özgü leptospiroz, kuduz ya da Rift Vadisi humması gibi tablolar gündeme gelebilir.

Şehirlerde fare, sıçan gibi kemiricilerin yoğun olduğu ortamlarda yaşayanlar leptospiroz ve hantavirüs enfeksiyonları açısından temkinli olmalıdır. Sokak hayvanlarıyla bilinçsiz temas, kuduz riskini gündeme getirir. Piknik, kamp, doğa yürüyüşü gibi etkinliklerin yaygınlaştığı dönemlerde kene maruziyeti artar ve kene kaynaklı zoonozlar mevsimsel olarak yükselir. Dolayısıyla risk grubunu yalnızca belirli mesleklerle sınırlamak doğru değildir; yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve coğrafi konum da tabloyu doğrudan etkiler.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Zoonotik hastalıkların belirtileri etkene göre büyük farklılıklar gösterir; ancak pek çoğu başlangıçta grip benzeri bir tabloyla seyreder. Ateş, titreme, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı ve iştahsızlık en sık karşılaşılan ilk bulgulardır. Bu durum, hastalığın diğer viral enfeksiyonlarla karışmasına ve tanının gecikmesine neden olabilir. Özellikle kene ısırığı sonrası ortaya çıkan yüksek ateş, kanama eğilimi ve halsizlik kombinasyonu Kırım-Kongo kanamalı ateşi açısından uyarıcı kabul edilir.

Bruselloz gibi bakteriyel zoonozlarda gece terlemesi, dalgalı ateş, sırt ve bel ağrısı, eklem şikayetleri ön plana çıkar. Hastalar sıklıkla "kemiklerim kırılıyor gibi" tarzında bir yakınma tarif eder. Leptospirozda ani başlayan yüksek ateş, gözlerde kızarıklık, baldır kaslarında şiddetli ağrı ve sarılık görülebilir. Salmonelloz ve diğer bağırsak kaynaklı zoonozlarda bulantı, kusma, karın krampları ve ishal baskın belirtilerdir; bazı vakalarda dışkıda kan ya da mukus saptanabilir.

Kuduzda erken dönemde ısırık bölgesinde karıncalanma, yanma hissi ve huzursuzluk dikkati çeker; ilerleyen aşamada su içme korkusu, kas spazmları ve nörolojik bulgular tabloya eklenir. Lyme hastalığında ısırık bölgesinde halka şeklinde genişleyen kızarıklık tipiktir ve günler içinde belirgin hale gelir. Toksoplazmozda çoğu kişi belirtisiz seyrederken bağışıklığı baskılanmış hastalarda baş ağrısı, görme bozukluğu ve nöbet görülebilir. Gebelikte geçirilen toksoplazmoz, bebekte ciddi sorunlara yol açabilen bir tablo olarak izlenir.

Solunum yolu kaynaklı zoonozlarda öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve hışıltı ortaya çıkabilir. Kuş gribi ve psittakoz gibi tablolar zatürre benzeri bulgularla seyredebilir. Hastalığın etkeni ne olursa olsun belirtilerin günler içinde gerilemek yerine ağırlaşması, bilinç değişikliği, idrar miktarında azalma, ciltte morarma veya kanama eğilimi geliştiğinde ciddi bir gidişat söz konusu olabilir. Bu nedenle başlangıçta önemsiz görünen şikayetlerin seyri yakından izlenmelidir.

Nedenleri Nelerdir?

Zoonotik hastalıklara virüsler, bakteriler, parazitler, mantarlar ve prionlar gibi farklı mikroorganizmalar yol açabilir. Bu çeşitlilik, hem bulaş yollarının hem de klinik tabloların geniş bir yelpazede karşımıza çıkmasına neden olur. Etkenler hayvanlardan insanlara doğrudan temas, ısırık, tırmalama, salgılarla bulaş, kontamine gıda ve su tüketimi ya da kene, sivrisinek, pire gibi vektörlerin aracılığıyla geçebilir. Bazı hastalıklarda hava yoluyla bulaşan damlacıklar ve aerosoller de rol oynar.

Çiğ ya da pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri brusellanın başlıca kaynaklarındandır. Yeterince pişirilmemiş et, salmonella, kampilobakter ve E. coli gibi etkenlerin geçişine zemin hazırlar. Hayvan idrarı ile kirlenmiş su veya toprakla temas leptospiroz açısından önemli bir risk oluşturur. Kemiricilerin dışkı ve idrarının havalandığı kapalı alanlarda hantavirüs solunum yoluyla bulaşabilir. Kedi dışkısı, toksoplazma kistlerini barındırabileceği için kum kabı temizliği sırasında dikkat edilmelidir.

Vektör kaynaklı bulaşta keneler özellikle ön plandadır. Kırım-Kongo kanamalı ateşi, Lyme hastalığı ve riketsiyozlar gibi tablolar kene ısırığıyla aktarılır. Sivrisinekler Batı Nil virüsü, sıtma ve Rift Vadisi humması gibi hastalıkları taşıyabilir. Pireler bazı bölgelerde veba etkeninin geçişinde rol alabilir. Kuduz, enfekte hayvanın tükürüğü aracılığıyla ısırık, tırmalama ya da açık yara temasıyla bulaşır; en sık köpek ve yarasa ısırıklarıyla ilişkilidir.

Çevresel faktörler de zoonotik hastalıkların görülme sıklığını belirler. İklim değişikliği, vektörlerin coğrafi dağılımını genişletmekte ve daha önce nadir görülen tablolar farklı bölgelerde karşımıza çıkmaktadır. Ormansızlaşma, kentleşme ve hayvancılık uygulamalarındaki değişimler insan-hayvan teması artırır. Düşük hijyen koşulları, atık yönetimi sorunları ve aşılama oranlarındaki eksiklikler bulaş zincirini sürdürür. Küresel seyahat ise etkenlerin kıtalar arasında hızla yayılmasını kolaylaştırır.

Tanı Nasıl Konulur?

Zoonotik hastalıkların tanısında hekimin alacağı ayrıntılı öykü belirleyici unsurdur. Mesleğin ne olduğu, son haftalarda hayvanlarla temas edilip edilmediği, kırsal bölge ya da yurt dışı seyahati öyküsü, çiğ süt veya pişmemiş et tüketimi, kene ısırığı varlığı gibi sorular doğru yönlendirme için temel kabul edilir. Fizik muayenede ateş, lenf bezi büyümeleri, ciltte döküntü, sarılık ve karaciğer-dalak büyüklüğü gibi bulgular değerlendirilir. Bu bulguların kombinasyonu olası etkenler hakkında ipucu sağlar.

Laboratuvar tetkikleri tanı sürecinin omurgasını oluşturur. Tam kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, akut faz reaktanları (CRP, sedimentasyon) ve pıhtılaşma parametreleri istenir. Kırım-Kongo kanamalı ateşinde düşük trombosit ve yüksek karaciğer enzimleri sık görülür. Brusellozda standart aglütinasyon testleri (Rose Bengal, Wright) tanıda önemli yer tutar. Salmonella, leptospira gibi etkenler için kan, idrar veya dışkı kültürleri planlanır. Serolojik testler ve PCR yöntemleri özgül tanıda kullanılır.

Görüntüleme yöntemleri organ tutulumlarının değerlendirilmesinde yardımcı olur. Akciğer tutulumu şüphesinde akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografi tercih edilir; psittakoz ve kuş gribi gibi tablolarda yama tarzı infiltrasyonlar saptanabilir. Karaciğer, dalak ve safra kesesi değerlendirmesinde ultrasonografi öne çıkar. Nörolojik bulgu veren hastalarda manyetik rezonans görüntüleme, beyin ve omurilik tutulumunu ortaya koymada önemli bilgi sunar. Gerekli durumlarda lomber ponksiyon ile beyin omurilik sıvısı incelenir.

Bazı zoonozlarda etken doğrudan gösterilemese bile klinik tablo, temas öyküsü ve laboratuvar bulgularının birlikte yorumlanmasıyla tanı konulur. Bildirimi zorunlu hastalıklarda olgu, Sağlık Bakanlığı sistemine kaydedilir ve halk sağlığı önlemleri devreye girer. Tanı süreci yalnızca hastayı değil, çevresindeki bireyleri ve hayvan popülasyonunu da kapsayan bir bakışla yürütülür. Bu nedenle aile bireyleri ve aynı ortamı paylaşan kişilerin değerlendirilmesi sıklıkla gündeme gelir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Zoonotik hastalıkların büyük bölümü erken tanı ve uygun yaklaşımla belirgin biçimde iyileşir; ancak gecikmiş ya da ağır seyirli olgularda ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Kırım-Kongo kanamalı ateşinde trombosit düşüklüğüne bağlı iç organ kanamaları, çoklu organ yetmezliği ve şok tablosu hayatı tehdit edebilir. Leptospirozun ağır formu olan Weil hastalığında karaciğer yetmezliği, böbrek tutulumu ve akciğer kanaması görülebilir. Bu tablolar yoğun bakım takibi gerektirir.

Bruselloz, uygun yaklaşımla kontrol altına alınmadığında kronikleşme eğilimi gösterebilir. Omurga tutulumu (spondilodiskit), kalp kapaklarının iltihabı (endokardit), karaciğer-dalak apseleri ve sinir sistemi tutulumu önemli komplikasyonlardandır. Kronik bruselloz, kişinin iş hayatını ve günlük aktivitelerini olumsuz etkileyen sürekli yorgunluk, eklem ağrıları ve depresif belirtilerle seyredebilir. Çocuklarda büyüme geriliği ve okul başarısında düşüş bildirilen sorunlar arasındadır.

Kuduz, belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse her zaman ölümle sonuçlanan bir tablodur; bu nedenle maruziyet sonrası aşı ve immünoglobulin uygulamasının zamanında yapılması yaşam kurtarıcıdır. Toksoplazmoz, gebelikte geçirildiğinde bebekte göz tutulumu, hidrosefali, beyin kalsifikasyonları ve gelişme geriliğine yol açabilir. Bağışıklığı baskılanmış bireylerde beyin apseleri ve ensefalit gelişebilir. Lyme hastalığında geç dönem komplikasyonları arasında eklem iltihabı, yüz felci ve kalp ileti bozuklukları yer alır.

Bağırsak kaynaklı zoonozlar, ağır sıvı kayıplarına bağlı dehidratasyon, böbrek yetmezliği ve elektrolit bozuklukları ile seyredebilir. Çocuklar ve yaşlılarda hızla derinleşen sıvı kaybı hastaneye yatış gerektirebilir. Bazı salmonella suşları kemik, eklem ve safra yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. E. coli O157:H7 gibi etkenler hemolitik üremik sendrom adı verilen, kan hücrelerinin parçalanması ve böbrek yetmezliği ile karakterize ciddi bir tabloyla ilişkilendirilir. Tüm bu örnekler, zoonotik hastalıkların yalnızca geçici bir rahatsızlık olmadığını, doğru süreç yönetimiyle yaklaşılması gereken tablolar olduğunu gösterir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Hayvanlarla temas öykünüz varsa ve sonrasında ateş, halsizlik, kas-eklem ağrısı, döküntü gibi yakınmalar başladıysa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmanız önerilir. Özellikle bir köpek, kedi, yarasa ya da yabani hayvan tarafından ısırıldıysanız veya tırmalandıysanız yarayı bol su ve sabunla yıkadıktan sonra mutlaka acil servise gitmelisiniz. Kuduz şüphesinde aşı ve gerekirse immünoglobulin uygulamasının ilk saatler içinde başlatılması büyük önem taşır.

Kene ısırığı sonrası gelişen yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, burun-diş eti kanaması, ciltte mor lekeler veya idrarda kan görülmesi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Keneyi çıplak elle koparmaya çalışmamalı, mümkünse bir sağlık çalışanına müracaat etmelisiniz. Çiğ süt, taze peynir, az pişmiş et tüketimi sonrası uzun süren ateş, gece terlemesi, eklem ağrısı yaşıyorsanız bruselloz açısından değerlendirilmek üzere doktora görünmenizde yarar vardır.

Gebeyseniz ve evinizde kedi varsa toksoplazmoz açısından gebelik takibinizi yapan hekimle bilgi paylaşmanız, gerekli serolojik testleri yaptırmanız önerilir. Bağışıklığı baskılayan bir hastalığınız varsa ya da bağışıklık sistemini etkileyen bir ilaç kullanıyorsanız hafif görünen belirtiler bile sizin için ciddi olabilir; bu nedenle erken başvuru tercih edilmelidir. Çocuklarda uzun süren ishal, kusma, kanlı dışkı, idrar miktarında belirgin azalma veya bilinç değişikliği geliştiğinde acil değerlendirme gerekir.

Son Değerlendirme

Zoonotik hastalıklar, hayvanlarla birlikte yaşadığımız bu dünyada her yaştan bireyi etkileyebilen geniş bir grup olarak öne çıkar. Farklı bulaş yolları, geniş bir belirti yelpazesi ve değişken seyirleri nedeniyle erken tanı, doğru laboratuvar incelemesi ve bütüncül bir yaklaşım belirleyici unsur olarak değerlendirilir. Çiğ gıdalardan uzak durmak, hayvanlarla temas sonrası hijyen kurallarına uymak, kene ve sivrisinek maruziyetini azaltmak, evcil hayvanların aşı ve veteriner takiplerini sürdürmek koruyucu yaklaşımın temel adımlarıdır.

Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, zoonotik hastalıklar gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayvandan insana geçen hastalıklar (zoonoz) tam olarak ne demek?
Zoonoz, mikropların veya parazitlerin hayvanlardan insanlara sıçramasıyla ortaya çıkan hastalıklardır. Bu hastalıklar doğrudan temasla, hayvan ısırığıyla veya enfekte olmuş hayvan ürünlerinin tüketilmesiyle bulaşabilir.
Bir hayvandan bana hastalık geçtiğini nasıl anlarım, belirtileri nelerdir?
Belirtiler hastalığın türüne göre değişse de genellikle ani ateş, şiddetli halsizlik, kas ağrıları ve baş ağrısı gibi grip benzeri şikayetlerle başlar. Bazı durumlarda ciltte döküntü, şişmiş lenf bezleri veya sindirim sistemi sorunları görülebilir.
Kedi veya köpekten bana bir şey geçer mi, nasıl bulaşır?
Evet, evcil hayvanlardan parazit, mantar veya bazı bakteriyel hastalıklar bulaşabilir. Genellikle hayvanın dışkısına temas etmek, ısırılmak, tırmalanmak veya hayvanın tüylerine dokunduktan sonra elleri yıkamadan yemek yemek bulaşma yolları arasındadır.
Hayvandan insana geçen hastalıklar ölümcül mü?
Bazı zoonotik hastalıklar hafif seyrederken, bazıları tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına veya hayati tehlikeye yol açabilir. Erken teşhis ve uygun tedavi ile çoğu hastalık kontrol altına alınabilir.
Hayvanla temas ettikten sonra ne kadar sürede hasta olurum?
Buna kuluçka süresi denir ve hastalığa göre saatler içinde de ortaya çıkabilir, haftalar sonra da. Çoğu zoonotik hastalıkta belirtiler genellikle temas sonrası birkaç gün ile iki hafta arasında kendini gösterir.
Bu tür hastalıklardan korunmak için ne yapmalıyım?
En önemli korunma yolu el hijyenidir; hayvanlarla temas sonrası elleri sabunla iyice yıkamak gerekir. Ayrıca evcil hayvanların aşılarını düzenli yaptırmak, çiğ et tüketiminden kaçınmak ve yabani hayvanlardan uzak durmak riski büyük ölçüde azaltır.
Bende zoonoz bir hastalık mı var, hangi durumda acile gitmeliyim?
Eğer bir hayvanla temasın ardından ateşin aniden yükselirse, nefes darlığı çekersen, vücudunda açıklanamayan yaralar veya döküntüler oluşursa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalısın.
Bu hastalıklar geçer mi, tedavisi var mı?
Evet, çoğu zoonotik hastalık antibiyotikler, antiparaziter ilaçlar veya destekleyici tedavilerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Tedavi süreci hastalığın türüne ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterir.
Doğal yöntemler veya bitkisel çaylar bu hastalıklara iyi gelir mi?
Doğal yöntemler bağışıklığı destekleyebilir ancak hayvansal kaynaklı enfeksiyonları iyileştirmek için yeterli değildir. Bu hastalıklar için mutlaka tıbbi tanı ve doktorun önerdiği ilaç tedavisi gereklidir.
Hamilelikte hayvandan insana geçen hastalıklar bebeğe zarar verir mi?
Bazı zoonotik hastalıklar hamilelik sürecinde hem anne hem de bebek için risk oluşturabilir. Bu yüzden hamilelerin hayvan dışkısıyla temas etmemesi ve çiğ etten uzak durması çok önemlidir; şüpheli bir durumda hemen doktora danışılmalıdır.
Çocuklarda bu hastalıklar daha mı ağır geçer?
Çocukların bağışıklık sistemleri henüz gelişme aşamasında olduğu için bazı enfeksiyonlar onlarda daha hızlı seyredebilir. Çocukların hayvanlarla temasından sonra hijyen kurallarına daha dikkatli uyulması gerekir.
Yaşlılarda hayvansal kaynaklı hastalıklar nasıl ilerler?
Yaşlılarda kronik hastalıklar nedeniyle bağışıklık sistemi daha zayıf olabildiği için, enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir veya iyileşme süreci uzayabilir. Bu yaş grubunda belirtiler görüldüğünde daha hızlı hareket edilmelidir.
Hayvandan insana geçen hastalıklar kalıtsal mıdır, çocuğuma geçer mi?
Hayır, zoonotik hastalıklar genetik veya kalıtsal değildir; enfeksiyon yoluyla bulaşır. Sadece hamilelik sırasında veya doğumda anneden bebeğe geçebilecek bazı özel durumlar olabilir.
Bu hastalıklara yakalanırsam normal hayatıma dönebilir miyim?
Evet, uygun tedavi ile çoğu kişi hastalığı tamamen atlatıp günlük rutinlerine dönebilir. Hastalığın türüne göre iyileşme süreci birkaç gün veya birkaç hafta sürebilir.
Spor yaparken veya iş hayatında kendimi nasıl korurum?
Doğada vakit geçiriyorsan keneye karşı koruyucu kıyafetler giymek, çiftlik veya veteriner ortamında çalışıyorsan eldiven ve maske gibi koruyucu ekipman kullanmak riski düşürür.
Stres veya vitamin eksikliği bu hastalıklara yakalanma riskini artırır mı?
Stres ve vitamin eksikliği bağışıklık sistemini zayıflattığı için vücudun mikroplarla savaşma gücünü azaltabilir. Bu durum, enfeksiyona yakalanma riskini doğrudan artırmasa da hastalığın daha şiddetli seyretmesine neden olabilir.
Sokak hayvanlarıyla temas etmek çok mu tehlikeli?
Sokak hayvanları aşılanmadığı için parazit veya enfeksiyon taşıma ihtimalleri evcil hayvanlara göre daha yüksektir. Temas ettikten sonra elleri yıkamak ve hayvanın ısırığı veya tırmalaması durumunda mutlaka aşı durumunu kontrol ettirmek gerekir.
Zoonoz hastalıklar sadece hayvan ısırığıyla mı bulaşır?
Hayır, sadece ısırıkla değil; enfekte hayvanın salyası, idrarı, dışkısı veya sütü gibi ürünlerinin tüketilmesiyle de bulaşabilir. Hatta bazı hastalıklar hava yoluyla veya sinek/kene gibi böceklerin taşıyıcılığıyla da bulaşabilmektedir.
WhatsApp Online Randevu