Wolff-Parkinson-White (WPW) sendromu, kalbin normal ileti sistemi dışında bir veya daha fazla aksesuar yolun (aksesuar pathway) bulunmasıyla karakterize edilen bir preeksitasyon sendromudur. Bu aksesuar yol, atriyoventriküler (AV) düğümü atlayarak atriyumlardan ventriküllere doğrudan elektriksel ileti geçişine olanak tanır. Normalde kardiyak ileti sistemi, sinoatriyal (SA) düğümden başlayarak atriyumları depolarize eder, ardından AV düğümde fizyolojik bir gecikme yaşanır ve His-Purkinje sistemi aracılığıyla ventriküller uyarılır. WPW sendromunda ise aksesuar yol bu gecikmeyi ortadan kaldırarak ventriküllerin normalden erken uyarılmasına yol açar.
WPW sendromunun prevalansı genel popülasyonda yaklaşık %0.1-0.3 arasında değişmektedir. Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, genç ve sağlıklı bireylerde dahi ani kardiyak ölüm riski taşıması nedeniyle klinik önemi büyüktür. Hastaların önemli bir kısmı asemptomatik seyrederken, bir kısmı yaşamı tehdit eden aritmilerle acil servise başvurabilir. Elektrokardiyografide (EKG) delta dalgası, kısa PR intervali ve geniş QRS kompleksi WPW sendromunun klasik triadını oluşturur.
Patofizyoloji ve Elektrofizyolojik Mekanizmalar
WPW sendromunda aksesuar yol genellikle Kent demeti olarak adlandırılır ve miyokard liflerinden oluşan bir kas köprüsü şeklinde atriyoventriküler olukta seyreder. Bu aksesuar yol, AV düğümün fizyolojik gecikme özelliğinden yoksundur ve elektriksel uyarıyı hızla iletir. Aksesuar yolun iletim özellikleri, antergrad (atriyumdan ventriküle) ve retrograd (ventrikülden atriyuma) yönde farklılık gösterebilir.
Preeksitasyon, aksesuar yol aracılığıyla ventriküler miyokardın AV düğüm ileti süresinden önce depolarize edilmesi sonucu ortaya çıkar. EKG üzerinde bu durum delta dalgası olarak gözlemlenir. Delta dalgasının morfolojisi ve polaritesi, aksesuar yolun anatomik lokalizasyonu hakkında bilgi verir. Sol serbest duvar, sağ serbest duvar, posteroseptal ve anteroseptal bölgelerde aksesuar yollar lokalize olabilir.
WPW sendromunda görülen aritmi mekanizmaları şu şekilde sınıflandırılabilir:
- Ortodromik atriyoventriküler reentran taşikardi (AVRT): En sık görülen aritmi tipidir (%70-80). Antergrad ileti AV düğüm üzerinden, retrograd ileti aksesuar yol üzerinden gerçekleşir. Dar QRS kompleksli taşikardi şeklinde prezente olur.
- Antidromik AVRT: Antergrad ileti aksesuar yol üzerinden, retrograd ileti AV düğüm veya ikinci bir aksesuar yol üzerinden gerçekleşir. Geniş QRS kompleksli taşikardi şeklinde görülür ve ventriküler taşikardiden ayırımı güçtür.
- Preeksite atriyal fibrilasyon: En tehlikeli aritmi formudur. Atriyal fibrilasyon esnasında aksesuar yolun kısa refrakter periyodu nedeniyle yüksek ventriküler hızlar oluşabilir ve ventriküler fibrilasyona dejenerasyon riski mevcuttur.
- Atriyal flutter ve diğer supraventriküler taşikardiler: Aksesuar yol varlığında hemodinamik instabiliteye yol açabilir.
Risk Faktörleri ve Epidemiyolojik Değerlendirme
WPW sendromu çoğunlukla sporadik olarak ortaya çıkmakla birlikte, belirli genetik ve klinik durumlarla ilişkili olabilir. Ailesel WPW sendromu otosomal dominant kalıtım paterni gösterebilir ve PRKAG2 gen mutasyonları ile ilişkilendirilmiştir. Bu mutasyonlar AMP ile aktive edilen protein kinaz (AMPK) yolağını etkileyerek kardiyak glikojen depolama hastalığına ve aksesuar yol oluşumuna neden olabilir.
WPW sendromu ile ilişkili risk faktörleri ve komorbiditeler şunlardır:
- Ebstein anomalisi: Triküspit kapağın konjenital malformasyonu ile birlikte sıklıkla sağ taraflı aksesuar yollar görülür. Ebstein anomalili hastaların %10-25 kadarında WPW sendromu saptanır.
- Hipertrofik kardiyomiyopati: Miyokardiyal hipertrofi ve aksesuar yol birlikteliği kardiyak aritmi riskini belirgin olarak artırır.
- Ailesel geçiş: Birinci derece akrabalarında WPW sendromu bulunan bireylerde prevalans artışı bildirilmiştir.
- Konjenital kalp hastalıkları: Atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt ve diğer yapısal anomalilerle birliktelik gösterebilir.
- Erkek cinsiyet: WPW sendromu erkeklerde kadınlara kıyasla yaklaşık iki kat daha sık görülmektedir.
- Genç yaş: Semptomlar genellikle adolesan dönemde veya genç erişkinlikte başlar, ancak her yaşta tanı konulabilir.
Ani kardiyak ölüm riski taşıyan hastalar özellikle dikkatle değerlendirilmelidir. Aksesuar yolun antergrad efektif refrakter periyodunun 250 milisaniyenin altında olması, preeksite atriyal fibrilasyon sırasında en kısa RR intervalinin 250 milisaniyenin altında olması ve birden fazla aksesuar yol varlığı yüksek riskli hasta grubunu tanımlar.
Klinik Bulgular ve Semptomatoloji
WPW sendromlu hastaların klinik prezentasyonu geniş bir spektrumda değişkenlik gösterir. Hastaların yaklaşık %60-70 kadarı yaşamları boyunca semptomatik hale gelirken, geri kalanı asemptomatik kalabilir. Semptomatik hastalarda en sık başvuru şikayetleri arasında çarpıntı (palpitasyon), göğüs ağrısı, dispne, baş dönmesi ve presenkop yer alır. Nadir olmakla birlikte senkop ve ani kardiyak arrest ilk prezentasyon şekli olabilir.
Taşikardi atakları genellikle ani başlangıçlı ve ani sonlanmalıdır. Hastaların bir kısmı vagal manevralarla (Valsalva manevrası, karotis sinüs masajı) atağı sonlandırabildiğini ifade eder. Atak süresi dakikalardan saatlere kadar uzayabilir. Hemodinamik instabilite, özellikle yüksek ventriküler hızlı preeksite atriyal fibrilasyonda görülür ve hipotansiyon, bilinç değişikliği, akut kalp yetmezliği ve kardiyojenik şok gelişebilir.
Fizik muayenede taşikardi atağı sırasında düzenli veya düzensiz taşikardi, terleme, anksiyete ve hemodinamik parametrelerdeki değişiklikler saptanabilir. Sinüs ritminde ise fizik muayene genellikle normaldir. EKG incelemesinde delta dalgası, kısa PR intervali (120 milisaniyenin altında) ve geniş QRS kompleksi (120 milisaniyenin üzerinde) karakteristik bulgulardır.
Tanısal Yaklaşım ve İleri Tetkikler
WPW sendromunun tanısı öncelikle 12 derivasyonlu yüzey EKG ile konulur. Sinüs ritminde delta dalgası, kısa PR intervali ve geniş QRS kompleksinin bir arada bulunması tanı koydurucudur. Ancak intermitan preeksitasyon gösteren hastalarda EKG normal görünebilir; bu nedenle tekrarlayan palpitasyon atakları olan hastalarda 24-48 saatlik Holter monitörizasyonu veya olay kaydedici (event recorder) kullanılmalıdır.
Tanısal değerlendirmede kullanılan yöntemler:
- 12 derivasyonlu EKG: Preeksitasyon paterninin tespiti ve aksesuar yolun lokalizasyonunun tahmini için temel tetkiktir.
- Ekokardiyografi: Yapısal kalp hastalığının dışlanması, Ebstein anomalisi ve hipertrofik kardiyomiyopati gibi eşlik eden patolojilerin değerlendirilmesi için gereklidir.
- Elektrofizyolojik çalışma (EPS): Aksesuar yolun özelliklerinin (lokalizasyon, iletim hızı, refrakter periyot) belirlenmesi, aritminin indüklenmesi ve risk stratifikasyonu için altın standart yöntemdir.
- Egzersiz stres testi: Egzersiz sırasında preeksitasyonun kaybolması aksesuar yolun uzun refrakter periyoduna sahip olduğunu ve düşük risk grubunu gösterir.
- Kardiyak manyetik rezonans (MR): Yapısal kalp hastalığının detaylı değerlendirilmesi ve aksesuar yolun anatomik lokalizasyonunun belirlenmesinde yardımcı olabilir.
Acil Servis Yaklaşımı ve Müdahale Protokolleri
WPW sendromlu hastalar acil servise genellikle taşikardi atağı ile başvururlar. Acil yaklaşımda ilk adım hastanın hemodinamik stabilitesinin değerlendirilmesidir. Hemodinamik instabilite bulguları (hipotansiyon, bilinç değişikliği, ciddi göğüs ağrısı, akut pulmoner ödem) varlığında tedavi yaklaşımı farklılık gösterir.
Hemodinamik olarak stabil dar QRS taşikardi (Ortodromik AVRT)
Ortodromik AVRT, dar QRS kompleksli düzenli taşikardi şeklinde prezente olur. İlk basamak tedavi vagal manevralarıdır. Modifiye Valsalva manevrası veya karotis sinüs masajı uygulanabilir. Vagal manevralara yanıt alınamazsa intravenöz adenozin ilk tercih farmakolojik ajandır. Adenozin 6 mg hızlı intravenöz bolus olarak uygulanır; yanıt alınamazsa 12 mg doz tekrarlanabilir. Adenozin AV düğümde geçici ileti bloğu oluşturarak reentran devreyi kırar.
Geniş QRS taşikardi (Antidromik AVRT veya preeksite atriyal fibrilasyon)
Geniş QRS taşikardi durumunda ayırıcı tanı kritik önem taşır. Antidromik AVRT veya preeksite atriyal fibrilasyon düşünülüyorsa AV düğüm blokörlerinden kesinlikle kaçınılmalıdır. Adenozin, verapamil, diltiazem, digoksin ve beta-blokerler aksesuar yol üzerinden iletiyi paradoksik olarak artırabilir ve ventriküler fibrilasyona yol açabilir. Bu durumda tercih edilecek ajanlar prokainamid veya ibutilid gibi sınıf I veya sınıf III antiaritmik ilaçlardır. İntravenöz prokainamid 20-50 mg/dk hızında, toplam 17 mg/kg dozuna kadar infüzyon şeklinde uygulanabilir.
Hemodinamik instabilite durumu
Hemodinamik olarak instabil olan hastada taşikardinin tipine bakılmaksızın acil senkronize kardiyoversiyon endikasyonu vardır. Dar QRS taşikardide başlangıç enerjisi 50-100 joule, geniş QRS taşikardide ise 100-200 joule bifazik enerji ile senkronize kardiyoversiyon uygulanır. Kardiyoversiyon öncesi mümkünse sedasyon sağlanmalıdır. Kardiyoversiyon sonrası hasta yakın monitörizasyon altında tutulmalı ve elektrofizyolojik değerlendirme planlanmalıdır.
Acil serviste kritik uyarılar
- Atriyal fibrilasyonlu WPW hastalarında AV düğüm blokörlerinin kullanımı kontrendikedir. Bu ilaçlar aksesuar yol üzerinden iletiyi artırarak ventriküler fibrilasyon riskini belirgin şekilde yükseltir.
- Geniş QRS taşikardide WPW şüphesi varsa verapamil verilmemelidir. Verapamil bu durumda kardiyak arrest riskini artırır.
- Tanı belirsizliğinde geniş QRS taşikardi ventriküler taşikardi gibi tedavi edilmelidir.
- Preeksite atriyal fibrilasyonda en kısa RR intervalinin ölçülmesi prognoz açısından önemlidir.
Kesin Tedavi: Kateter Ablasyon
Radyofrekans kateter ablasyonu, WPW sendromunun küratif tedavisidir ve semptomatik hastalarda birinci basamak tedavi olarak önerilmektedir. İşlem sırasında elektrofizyolojik haritalama ile aksesuar yolun tam lokalizasyonu belirlenir ve radyofrekans enerji uygulanarak aksesuar yol kalıcı olarak ablate edilir. Başarı oranı aksesuar yolun lokalizasyonuna göre değişmekle birlikte genel olarak %93-98 arasındadır.
Sol serbest duvar aksesuar yollarında başarı oranı en yüksek (%95-98) iken, para-Hisyen ve anteroseptal aksesuar yollarda AV blok riski nedeniyle işlem daha dikkatli yapılmalı ve başarı oranı nispeten düşüktür (%85-90). Kriyoablasyon, AV düğüme yakın yerleşimli aksesuar yollarda geri dönüşümlü lezyon oluşturma avantajı nedeniyle tercih edilebilir.
Kateter ablasyon endikasyonları şunlardır:
- Semptomatik WPW sendromu: Tekrarlayan taşikardi atakları yaşayan tüm hastalar ablasyon adayıdır.
- Yüksek riskli asemptomatik hastalar: Aksesuar yolun kısa refrakter periyodu, yüksek riskli meslek grupları (pilot, profesyonel sporcu) ve hasta tercihi ablasyon endikasyonlarıdır.
- Preeksite atriyal fibrilasyon öyküsü: Ani kardiyak ölüm riski nedeniyle ablasyon kesinlikle önerilir.
- Abortif ani kardiyak ölüm: Resüsite edilen hastalarda acil ablasyon planlanmalıdır.
Ablasyon komplikasyonları arasında vasküler giriş yeri sorunları (%1-2), kardiyak perforasyon ve tamponad (%0.5 altında), AV blok (özellikle septal yollarda %1-2), tromboembolik olaylar ve nadir olarak koroner arter hasarı sayılabilir. Rekürrens oranı %3-7 arasındadır ve genellikle ilk üç ay içinde ortaya çıkar.
Farmakolojik Tedavi Yaklaşımları
Kateter ablasyonun mümkün olmadığı veya hastanın ablasyonu kabul etmediği durumlarda kronik farmakolojik tedavi gündeme gelir. Antiaritmik ilaç seçiminde aksesuar yolun elektrofizyolojik özellikleri ve eşlik eden aritmi tipi belirleyicidir.
Kronik farmakolojik tedavide kullanılan ajanlar:
- Sınıf IC antiaritmikler (flekainid, propafenon): Aksesuar yolda ve AV düğümde iletiyi yavaşlatarak hem ortodromik hem de antidromik AVRT ataklarını önleyebilirler. Yapısal kalp hastalığı yokluğunda ilk tercih olabilirler.
- Sınıf III antiaritmikler (amiodaron, sotalol): Aksesuar yolun refrakter periyodunu uzatarak etki gösterirler. Amiodaron, multipl aksesuar yolları olan veya yapısal kalp hastalığı bulunan hastalarda tercih edilebilir ancak uzun süreli kullanımda yan etki profili nedeniyle dikkatli olunmalıdır.
- AV düğüm blokerleri (beta-blokerler, kalsiyum kanal blokerleri): Sadece retrograd iletili gizli aksesuar yollarda (intermitan preeksitasyon ve kısa refrakter periyod yokluğunda) güvenle kullanılabilirler. Manifest preeksitasyon varlığında monoterapi olarak kontrendikedir.
Farmakolojik tedavinin sınırlılıkları arasında tam koruma sağlayamaması, yan etki potansiyeli, ilaç etkileşimleri ve yaşam boyu kullanım gerekliliği sayılabilir. Bu nedenle güncel kılavuzlar semptomatik hastalarda kateter ablasyonu birinci basamak tedavi olarak önermektedir.
Özel Hasta Gruplarında Yaklaşım
Pediatrik hastalar
WPW sendromu çocukluk çağında en sık karşılaşılan supraventriküler taşikardi nedenlerinden biridir. Yenidoğan ve süt çocuğu döneminde aksesuar yolların bir kısmı spontan olarak kaybolabilir; bu nedenle bir yaşından küçük çocuklarda farmakolojik tedavi tercih edilir ve ablasyon genellikle ertelenir. Ancak ilaç tedavisine dirençli, hemodinamik bozulmaya yol açan veya yaşamı tehdit eden aritmilerde erken ablasyon gerekebilir. Beş yaşından büyük çocuklarda ablasyon başarı oranları ve güvenlik profili erişkinlerle benzerdir.
Gebeler
Gebelikte WPW sendromlu hastalarda taşikardi ataklarının sıklığı artabilir. Hemodinamik değişiklikler, artmış sempatik tonus ve hormonal değişimler aritmi tetikleyicileridir. Akut atak tedavisinde adenozin gebelik kategorisi C olmasına rağmen güvenle kullanılabilir. Kardiyoversiyon her trimesterde güvenli kabul edilmektedir. Kronik profilakside beta-blokerler (özellikle metoprolol) tercih edilebilir. Ablasyon işlemi mümkünse postpartum döneme ertelenmelidir.
Sporcularda değerlendirme
Kompetitif sporcularda WPW sendromu özel bir önem taşır. Egzersiz sırasında artmış katekolamin düzeyleri aritmi riskini artırır. Asemptomatik sporcularda bile elektrofizyolojik çalışma ile risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Yüksek riskli aksesuar yol özellikleri saptanan sporcularda ablasyon öncesi rekabetçi sporlardan uzak durulması önerilir. Başarılı ablasyon sonrası sporcular genellikle kısıtlama olmaksızın spora dönebilirler.
Prognoz ve Uzun Dönem Takip
WPW sendromunun prognozu aksesuar yolun elektrofizyolojik özelliklerine, eşlik eden yapısal kalp hastalığı varlığına ve uygulanan tedavi yöntemine bağlıdır. Kateter ablasyon ile tedavi edilen hastalarda uzun dönem prognoz mükemmeldir; hastaların büyük çoğunluğu tam iyileşme gösterir ve normal yaşamlarına döner. Tedavi edilmemiş semptomatik WPW sendromunda ani kardiyak ölüm riski yılda yaklaşık %0.1-0.6 arasında değişir.
Uzun dönem takipte dikkat edilmesi gereken noktalar:
- Ablasyon sonrası takip: İlk üç ay içinde rekürrens açısından yakın izlem gereklidir. Üç ayın sonunda EKG ve gerekirse Holter monitörizasyonu ile değerlendirme yapılmalıdır.
- Asemptomatik WPW: Risk stratifikasyonu yapılmalı ve yüksek riskli hastalar ablasyona yönlendirilmelidir. Düşük riskli hastalar periyodik EKG takibi ile izlenebilir.
- Farmakolojik tedavi altındaki hastalar: İlaç etkinliği ve yan etkileri düzenli aralıklarla değerlendirilmelidir. Taşikardi ataklarının devamı halinde ablasyon yeniden gündeme alınmalıdır.
- Yaşam kalitesi değerlendirmesi: Tekrarlayan aritmi atakları hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Psikolojik destek ve hasta eğitimi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Korunma Yolları ve Yaşam Tarzı Önerileri
WPW sendromu konjenital bir anomali olduğundan primer korunma mümkün değildir. Ancak aritmi ataklarının tetiklenmesinin önlenmesi ve komplikasyonların azaltılması için bir dizi yaşam tarzı modifikasyonu önerilmektedir. Hastaların aritmi tetikleyicilerini tanımaları ve bunlardan kaçınmaları tedavinin önemli bir bileşenidir.
Aritmi ataklarını tetikleyebilecek faktörler ve korunma stratejileri:
- Kafein ve uyarıcı maddeler: Aşırı kafein tüketimi, enerji içecekleri ve stimülan ilaçlar aritmi ataklarını tetikleyebilir. Hastaların kafein alımını sınırlaması önerilir.
- Alkol tüketimi: Alkol özellikle atriyal fibrilasyon riskini artırır ve WPW sendromunda tehlikeli olabilir. Alkol tüketiminin minimumda tutulması veya tamamen bırakılması tavsiye edilir.
- Stres yönetimi: Emosyonel stres sempatik aktivasyonu artırarak aritmi tetikleyebilir. Stres yönetim teknikleri, düzenli uyku ve gevşeme egzersizleri faydalıdır.
- Egzersiz: Ablasyon yapılmamış hastalarda yoğun egzersizden kaçınılması önerilirken, başarılı ablasyon sonrası egzersiz kısıtlaması genellikle gerekmez.
- İlaç etkileşimleri: Hastalar yeni bir ilaç başlanacağında hekimlerini WPW sendromu hakkında bilgilendirmelidir. Bazı soğuk algınlığı ilaçları ve dekonjestanlar aritmi riskini artırabilir.
- Vagal manevra eğitimi: Hastalar ortodromik AVRT ataklarını sonlandırabilmek için Valsalva manevrası ve diğer vagal teknikleri öğrenmelidir.
- Acil durum planı: Hastaların yanlarında tanılarını ve kullandıkları ilaçları belirten bir bilgi kartı taşımaları, acil servise başvuru kriterlerini bilmeleri ve ailelerin temel yaşam desteği eğitimi almaları önerilir.
Koru Hastanesi Acil Servis Yaklaşımı
Wolff-Parkinson-White sendromu, doğru ve zamanında müdahale edildiğinde prognozu oldukça iyi olan bir kardiyak preeksitasyon sendromudur. Ancak yanlış ilaç seçimi veya gecikmiş müdahale yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir. Hastaların bilinçlendirilmesi, düzenli takibi ve uygun tedavi yönteminin seçilmesi bu sendromun yönetiminde temel unsurlardır. Kateter ablasyonun küratif potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, semptomatik hastaların erken dönemde elektrofizyolojik değerlendirmeye yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, WPW sendromu ve tüm kardiyak aritmi durumlarında 7/24 ileri tanı ve tedavi hizmetleri sunarak hastalarımızın güvenliğini en üst düzeyde sağlamaktadır.



