Ağız ve Diş Sağlığı

Torus Mandibularis Nedir?

Torus mandibularis, alt çene iç yüzeyinde premolar bölgede oluşan iyi huylu kemik çıkıntılarıdır. Koru Hastanesi olarak protez uyumsuzluğu veya sorun durumunda cerrahi eksizyon ile tedavi sunuyoruz.

Torus mandibularis, alt çene kemiğinin (mandibula) iç yüzeyinde, genellikle küçük azı dişleri hizasında gelişen iyi huylu kemik çıkıntılarıdır. Ekzostoz grubuna dahil olan bu oluşum, malign bir karakter taşımaz ve çoğu zaman herhangi bir belirti vermeden yıllarca fark edilmeden kalabilir. Genel popülasyonda prevalansı %5 ile %40 arasında değişmekle birlikte, bu geniş aralık coğrafi bölge, etnik köken ve çalışma metodolojisine bağlı farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Asya kökenli topluluklarda ve İnuit popülasyonlarında prevalans %40'lara kadar çıkarken, Avrupa ve Kuzey Amerika toplumlarında %7-10 civarında seyretmektedir. Türkiye'de yapılan sınırlı epidemiyolojik çalışmalarda bu oran %8-12 arasında bildirilmiştir. Erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık iki kat daha sık görülmekte olup, en sık 30-50 yaş aralığında tespit edilmektedir. Bilateral (iki taraflı) görülme oranı %80'in üzerindedir ve bu durum genetik yatkınlığın önemini vurgulamaktadır.

Torus Mandibularis Nedir ve Nasıl Oluşur?

Torus mandibularis, mandibula korpusunun lingual (dil tarafı) yüzeyinde, premolar ve molar dişler bölgesinde ortaya çıkan benign kemik proliferasyonudur. Histolojik olarak incelendiğinde, bu oluşumun kompakt (kortikal) kemikten meydana geldiği ve merkezinde sınırlı miktarda spongioz (trabeküler) kemik içerdiği görülmektedir. Periost tabakası ile kaplı olan torus, üzerindeki mukoza ile birlikte bütünsel bir yapı sergiler.

Patofizyolojik açıdan torus mandibularis oluşumu multifaktöriyel bir süreçtir. Genetik faktörler en önemli belirleyici olarak kabul edilmektedir; otozomal dominant geçiş paterni gösteren çalışmalar mevcuttur. Genetik yatkınlık zemininde, oklüzal stres ve parafonksiyonel alışkanlıklar (bruksizm, diş sıkma) kemik remodelizasyon sürecini tetikleyerek torus gelişimini hızlandırır. Mekanik stres teorisine göre, çiğneme sırasında mandibulaya iletilen kuvvetler, özellikle premolar bölgede yoğunlaşarak periosteal osteoblastik aktiviteyi uyarır ve yeni kemik oluşumuna yol açar.

Torus mandibularis morfolojik olarak dört ana tipte sınıflandırılmaktadır:

  • Düz (flat) tip: Mandibula iç yüzeyinde hafif bir kabarıklık şeklinde görülür, en yaygın tiptir
  • Nodüler tip: Tek veya birden fazla yuvarlak nodül şeklinde ortaya çıkar
  • Lobüler tip: Birbirine bitişik lobüllerden oluşan, üzüm salkımı benzeri görünüm sergiler
  • Fusiform (iğsi) tip: Uzunlamasına iğ şeklinde uzanan bir çıkıntı olarak izlenir

Boyut olarak birkaç milimetreden 3-4 santimetreye kadar değişen torus mandibularis, büyüme hızı genellikle çok yavaştır. Puberte sonrası belirginleşmeye başlar, orta yaşta maksimum boyutuna ulaşır ve ileri yaşlarda stabil kalabilir veya çok nadir olarak küçülebilir. Bu durum, hormonal faktörlerin de torus gelişiminde rol oynadığını düşündürmektedir.

Torus Mandibularis Nedenleri ve Risk Faktörleri

Torus mandibularis gelişiminde birden fazla etiyolojik faktör rol oynamaktadır. Bu faktörlerin birbirleriyle etkileşimi, oluşumun ortaya çıkma olasılığını ve büyüme hızını belirlemektedir.

Genetik Faktörler

Aile çalışmaları ve ikiz araştırmaları, torus mandibularis gelişiminde güçlü bir genetik komponentin varlığını ortaya koymuştur. Birinci derece akrabalarında torus bulunan bireylerde görülme sıklığı 3-5 kat artmaktadır. Otozomal dominant kalıtım paterni en çok kabul gören genetik model olmakla birlikte, poligenik geçiş de tartışılmaktadır. BMP (Bone Morphogenetic Protein) ailesine ait genlerdeki polimorfizmler, özellikle BMP-2 ve BMP-4 varyantları, torus oluşumu ile ilişkilendirilmiştir.

Mekanik Stres ve Oklüzal Kuvvetler

Bruksizm (diş gıcırdatma) ve klenching (diş sıkma) gibi parafonksiyonel alışkanlıklar, mandibulaya aşırı mekanik yük bindirerek periosteal kemik apozisyonunu tetikler. Çalışmalar, bruksizm tanısı alan hastalarda torus mandibularis prevalansının %25-30 oranında arttığını göstermektedir. Ayrıca sert gıdalarla beslenen topluluklarda (örneğin kuru et ve sert tahıl tüketen popülasyonlarda) torus görülme sıklığının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.

Beslenme ve Çevresel Faktörler

Yüksek omega-3 yağ asidi ve D vitamini içeren diyetle beslenen topluluklarda (özellikle balık ağırlıklı beslenen kıyı toplumlarında) torus prevalansının arttığı gözlemlenmiştir. Bu durum, kemik metabolizmasını etkileyen besinsel faktörlerin torus gelişimini modüle edebileceğini düşündürmektedir. Kalsiyum ve fosfor metabolizmasındaki bireysel farklılıklar da kemik çıkıntısı oluşumunda rol oynayabilir.

Hormonal Faktörler

Torus mandibularisin puberte öncesi dönemde nadir görülmesi ve orta yaşta pik yapması, seks hormonlarının kemik remodelizasyonu üzerindeki etkisini akla getirmektedir. Östrojen ve testosteron, osteoblast aktivitesini düzenleyerek kemik yapım-yıkım dengesini etkiler. Postmenopozal kadınlarda torus boyutunda hafif küçülme bildirilmesi, hormonal ilişkiyi destekleyen bir bulgu olarak değerlendirilmektedir.

Diğer Risk Faktörleri

  • Yaş: 30 yaş üzeri bireylerde belirgin şekilde daha sık görülür
  • Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre 1.5-2 kat daha yaygındır
  • Dişlilik durumu: Dişli bireylerde dişsiz bireylere göre daha sık görülür; bu durum oklüzal stresin rolünü destekler
  • Torus palatinus varlığı: Torus palatinus bulunan hastalarda torus mandibularis görülme olasılığı artmaktadır
  • Temporomandibular eklem bozuklukları: TME disfonksiyonu olan bireylerde prevalans artışı bildirilmiştir

Torus Mandibularis Belirtileri ve Klinik Bulgular

Torus mandibularis çoğunlukla asemptomatik bir oluşumdur ve hastalar genellikle dil ile hissettikleri sert bir kabarıklık nedeniyle farkına varırlar. Ancak boyut ve lokalizasyona bağlı olarak çeşitli semptomlar ortaya çıkabilir.

Sık Görülen Belirtiler

  • Alt çene iç yüzeyinde sert, ağrısız şişlik: En sık başvuru nedenidir. Hastalar genellikle dilleriyle fark ettikleri sert bir çıkıntı tarif eder
  • Konuşma güçlüğü: Büyük boyutlu toruslar dilin hareketini kısıtlayarak artikülasyon bozukluklarına yol açabilir
  • Çiğneme ve yutma güçlüğü: Oral kaviteyi daraltan toruslar, gıda bolus formasyonunu ve yutma mekaniğini etkileyebilir
  • Protez uygulamasında zorluk: Hareketli protez (parsiyel veya total) yapımında en önemli sorunlardan birini oluşturur
  • Mukozal ülserasyon: İnce mukoza ile kaplı olan torus yüzeyi, sert ve kıtır gıdalar, çerez kabukları veya protez kenarları tarafından travmatize edilerek ülserasyona neden olabilir
  • Fonetik değişiklikler: Özellikle "s", "z", "t", "d" gibi alveolar ve dental ünsüzlerin telaffuzunda bozulma meydana gelebilir

Klinik Muayene Bulguları

Fizik muayenede torus mandibularis, mandibula iç yüzeyinde palpasyonla sert, düzgün yüzeyli, mukoza ile kaplı bir kitle olarak tespit edilir. Üzerindeki mukoza genellikle normal renkte olup, travma sonrası eritem veya ülserasyon gösterebilir. Bilateral yerleşim oldukça yaygındır. Palpasyonda kemik sertliğinde hissedilmesi, yumuşak doku lezyonlarından ayırt edilmesinde önemli bir klinik ipucudur. Torus üzerindeki mukoza, alttaki kemik ile sıkı yapışıklık gösterir ve mobilizasyon mümkün değildir.

Torus Mandibularis Tanısı ve Değerlendirme

Torus mandibularis tanısı büyük ölçüde klinik muayeneye dayanmaktadır. Deneyimli bir diş hekimi veya ağız-çene-yüz cerrahı, inspeksiyon ve palpasyonla tanıyı güvenilir biçimde koyabilir. Ancak atipik prezentasyonlarda veya malignite şüphesinde ileri tetkikler gerekebilir.

Klinik Değerlendirme

Sistematik bir intraoral muayene sırasında torusun lokalizasyonu, boyutu, sayısı, morfolojik tipi ve mukozal durumu değerlendirilir. Torusun boyutunu sınıflandırmak için çeşitli ölçekler kullanılmaktadır:

  • Küçük (Grade 1): Palpasyonla hissedilen ancak gözle zor fark edilen, çapı 3 mm'den küçük oluşumlar
  • Orta (Grade 2): Gözle kolayca fark edilen, çapı 3-10 mm arası oluşumlar
  • Büyük (Grade 3): Çapı 10 mm'yi aşan, oral fonksiyonları etkileyebilecek boyuttaki oluşumlar
  • Çok büyük (Grade 4): Ağız tabanına doğru uzanan, karşı taraftaki torus ile temas edecek kadar büyümüş oluşumlar

Radyolojik Değerlendirme

Panoramik radyografide (ortopantomogram) torus mandibularis, mandibula korpusu üzerine süperpoze olan radyoopak bir alan olarak izlenir. Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT/CBCT) üç boyutlu değerlendirme için altın standart tetkiktir ve özellikle cerrahi planlama öncesi torusun kesin boyutları, inferior alveolar sinir kanalı ile ilişkisi ve kemik yoğunluğu hakkında detaylı bilgi sağlar. CBCT'de torus, homojen hiperdens bir yapı olarak görüntülenir ve sınırları net biçimde belirlenir.

Histopatolojik İnceleme

Rutin olgularda biyopsi endikasyonu yoktur. Ancak hızlı büyüme, asimetrik genişleme, ağrı, mukozal renk değişikliği veya radyolojik olarak atipik bulgular varlığında eksizyonel biyopsi ve histopatolojik inceleme planlanmalıdır. Histolojik kesitlerde yoğun lamellar kemik, Haversiyan kanal sistemi ve minimal spongioz doku görülür.

Laboratuvar Testleri

Torus mandibularis tanısında rutin laboratuvar tetkiklerine gerek yoktur. Ancak eşlik edebilecek kemik metabolizması bozukluklarını ekarte etmek amacıyla şu testler istenebilir:

  • Serum kalsiyum: Normal değer 8.5-10.5 mg/dL
  • Serum fosfor: Normal değer 2.5-4.5 mg/dL
  • Alkalen fosfataz (ALP): Normal değer 44-147 IU/L (yetişkin); kemik yapım aktivitesinin göstergesi
  • 25-OH Vitamin D: Yeterli düzey >30 ng/mL; eksiklik kemik metabolizmasını etkiler
  • Parathormon (PTH): Normal değer 10-65 pg/mL; hiperparatiroidizm ekartasyonu için

Ayırıcı Tanı

Torus mandibularis, ağız tabanında veya mandibula bölgesinde kitle ile prezente olan birçok patolojiden ayırt edilmelidir. Doğru tanı, gereksiz invaziv girişimleri önlemek açısından kritik öneme sahiptir.

  • Osteoma: Benign kemik tümörüdür ve torus ile klinik olarak çok benzer görünüm sergiler. Osteomalar genellikle unilateral yerleşimli olup, Gardner sendromu gibi sistemik hastalıklarla ilişkili olabilir. Radyolojik olarak daha homojen ve yoğun görünüm gösterirler
  • Fibröz displazi: Kemik dokusunun fibröz doku ile yer değiştirmesidir. Radyolojik olarak buzlu cam görünümü karakteristiktir. Genellikle tek taraflıdır ve asimetrik yüz şişliğine neden olabilir. Palpasyonda kemik sertliğindedir ancak sınırları torus kadar net değildir
  • Osteosarkom: Mandibulada nadir görülen malign kemik tümörüdür. Hızlı büyüme, ağrı, parestezi, diş mobilizasyonu ve güneş ışını paterni (sunray appearance) gibi radyolojik bulgularla torustan ayrılır
  • Tükürük bezi tümörleri: Sublingual veya submandibuler tükürük bezi kaynaklı tümörler, ağız tabanında kitle olarak prezente olabilir. Palpasyonda yumuşak-sert kıvamlı, mobil veya fikse kitleler olarak hissedilir; kemik sertliğinde değildir
  • Periferik dev hücreli granülom: Dişeti kaynaklı reaktif bir lezyondur. Kırmızı-mor renkte, pediküllü veya sesil kitle şeklinde görülür. Palpasyonda kemik sertliğinde değildir ve kanama eğilimi vardır
  • Santral dev hücreli granülom: Mandibula içinde gelişen, genellikle anterior bölgede lokalize, ekspansil lezyondur. Radyolojik olarak radyolüsen görünüm göstermesiyle torustan ayrılır
  • Bukkal ekzostoz: Mandibula veya maksillanın bukkal (yanak tarafı) yüzeyinde gelişen kemik çıkıntılarıdır. Torustan lokalizasyon farkı ile ayrılır; lingual yerine bukkal yerleşimlidir

Torus Mandibularis Tedavisi

Asemptomatik ve küçük boyutlu torus mandibularis olgularında tedavi endikasyonu bulunmamaktadır. Periodik klinik takip yeterlidir. Ancak belirli durumlarda cerrahi müdahale (torusun eksizyonu/redüksiyonu) gerekli olabilir.

Cerrahi Endikasyonlar

  • Protez uygulaması: Hareketli parsiyel veya total protez yapımını engelleyen toruslar, protez öncesi cerrahi ile uzaklaştırılmalıdır
  • Tekrarlayan mukozal travma: Kronik ülserasyon ve enfeksiyon riski taşıyan olgularda cerrahi planlanır
  • Fonksiyonel bozukluk: Konuşma, çiğneme veya yutma güçlüğüne neden olan büyük toruslar
  • Periodontal tedavi gerekliliği: Torusun periodontal enstrümantasyonu engellediği durumlar
  • Psikolojik rahatsızlık: Hastanın kitle varlığından belirgin anksiyete duyduğu olgular
  • İmplant planlama: İmplant destekli protez yapılacak hastalarda torusun engel oluşturduğu durumlar
  • Otojen kemik grefti ihtiyacı: Torus dokusu, kemik greftleme gerektiren oral cerrahi prosedürlerinde donör saha olarak kullanılabilir

Cerrahi Teknik

Torus mandibularis cerrahisi lokal anestezi altında gerçekleştirilir. İnferior alveolar sinir bloğu ve lingual sinir bloğu için %2 artikain hidroklorür + 1:200.000 epinefrin (Ultracain D-S Forte) veya %2 lidokain hidroklorür + 1:80.000 epinefrin kullanılır. Cerrahi prosedür şu adımları içerir:

  • Lingual bölgede torusun sınırlarını aşacak şekilde tam kalınlıkta mukoperiostal flep kaldırılması
  • Yüksek hızlı frezler (tungsten karbür veya elmas frezler) veya piezoelektrik cerrahi cihazı ile torusun kontrollü biçimde küçültülmesi veya tamamen çıkarılması
  • Kemik kenarlarının kemik eğesi ile düzeltilmesi (smoothing)
  • Yeterli irrigasyon ile kemik debrislerinin uzaklaştırılması
  • Mukoperiostal flebin primer olarak sütüre edilmesi (3-0 veya 4-0 rezorbabl sütür materyali ile)

Piezoelektrik cerrahi, geleneksel rotary aletlere göre önemli avantajlar sunmaktadır: yumuşak doku hasarı riski minimal, kanama kontrolü daha iyi, kemik nekrozu riski düşük ve postoperatif iyileşme süreci daha hızlıdır. Özellikle lingual sinire yakın yerleşimli toruslarda piezoelektrik cerrahi tercih edilmelidir.

Postoperatif Bakım ve İlaç Tedavisi

Cerrahi sonrası dönemde aşağıdaki medikal tedavi protokolü uygulanır:

  • Analjezi: İbuprofen 400-600 mg, günde 3 kez, yemeklerden sonra (5-7 gün). Alternatif olarak Parasetamol 500 mg + Kodein 30 mg kombinasyonu, 6-8 saatte bir
  • Antibiyotik profilaksisi: Amoksisilin + klavulanik asit (Augmentin) 1000 mg, günde 2 kez, 5-7 gün. Penisilin alerjisi durumunda Klindamisin 300 mg, günde 4 kez
  • Antiseptik gargaralar: %0.12 klorheksidin diglukonat (Kloroben veya Andorex), günde 2-3 kez, 15 mL ile 30 saniye gargara, 10-14 gün süreyle
  • Ödem kontrolü: İlk 24-48 saat soğuk kompres uygulaması (20 dakika uygula, 20 dakika ara ver)
  • Diyet: İlk hafta yumuşak diyet; sıcak, baharatlı ve asitli gıdalardan kaçınılması

Nüks ve Prognoz

Cerrahi eksizyon sonrası nüks oranı literatürde %1-5 arasında bildirilmektedir. Yetersiz kemik redüksiyonu, devam eden parafonksiyonel alışkanlıklar ve genetik yatkınlık nüks riskini artıran faktörlerdir. Bruksizm tedavisi (oklüzal splint/gece plağı kullanımı) nüks riskini azaltmada etkili bir yardımcı tedavi yöntemidir.

Torus Mandibularis Komplikasyonları

Torus mandibularisin kendisi benign bir oluşum olsa da, hem oluşumun kendisi hem de cerrahi tedavisi çeşitli komplikasyonlara yol açabilir.

Torusun Kendisine Bağlı Komplikasyonlar

  • Kronik mukozal travma ve ülserasyon: İnce mukoza nedeniyle sert gıdalar veya protez kenarları ile tekrarlayan travma, kronik ülserasyona ve sekonder enfeksiyona zemin hazırlar
  • Protez uyumsuzluğu: Hareketli protezlerin retansiyonunu ve stabilitesini bozarak çiğneme fonksiyonunu olumsuz etkiler
  • Konuşma bozukluğu: Büyük toruslar dil hareketlerini kısıtlayarak dizartri benzeri konuşma paternine neden olabilir
  • Yutma güçlüğü: Bilateral büyük toruslarda oral faz disfajisi gelişebilir
  • Uyku apnesi ilişkisi: Büyük toruslar orofaringeal hava yolunu daraltarak obstrüktif uyku apnesine katkıda bulunabilir
  • Periodontal hastalık: Torusun varlığı, komşu dişlerde oral hijyen uygulamasını zorlaştırarak periodontal hastalık riskini artırabilir

Cerrahi Komplikasyonlar

  • Lingual sinir hasarı: En önemli cerrahi komplikasyondur. Geçici veya kalıcı lingual parestezi/anestezi gelişebilir. Sıklığı %0.5-2 arasında bildirilmektedir
  • Kanama: Sublingual arter veya dallarının yaralanması ciddi kanamaya yol açabilir. Ağız tabanında hematom formasyonu hava yolu obstrüksiyonuna neden olabileceğinden acil müdahale gerektirir
  • Enfeksiyon: Postoperatif yara yeri enfeksiyonu, ağrı, şişlik, pürülan akıntı ve ateş ile prezente olur
  • Mandibula fraktürü: Özellikle büyük torusların çıkarılması sırasında nadir ancak ciddi bir komplikasyondur
  • Mukozal dehisans: Flebin yetersiz kapanması veya gerginlik altında sütüre edilmesi sonucu yara ayrılması gelişebilir

Torus Mandibularisten Korunma

Torus mandibularis oluşumunun önlenmesi, güçlü genetik komponenti nedeniyle tamamen mümkün olmasa da, modifiye edilebilir risk faktörlerinin kontrolü ile gelişim riski azaltılabilir ve mevcut torusların büyüme hızı yavaşlatılabilir.

  • Bruksizm tedavisi: Diş gıcırdatma veya sıkma alışkanlığı olan bireylerde oklüzal splint (gece plağı) kullanımı, mandibulaya iletilen mekanik stresi azaltarak torus gelişimini yavaşlatabilir. Akıllı telefon uygulamaları ile gün içi klenching farkındalığı oluşturulabilir
  • Stres yönetimi: Bruksizmin en önemli tetikleyicisi olan stresin yönetimi, dolaylı olarak torus gelişimini etkileyebilir. Bilişsel davranışçı terapi, meditasyon ve gevşeme egzersizleri faydalı olabilir
  • Oklüzal denge: Düzenli diş hekimi kontrolleri ile oklüzal uyumsuzlukların erken tespiti ve düzeltilmesi, anormal kuvvet dağılımını önleyerek kemik üzerindeki stresi azaltır
  • Travmadan kaçınma: Mevcut toruslar üzerindeki mukozanın travmatize edilmemesi için sert ve sivri gıdalardan kaçınılması, protez kullanan hastalarda uygun protez uyumu sağlanması önerilir
  • Düzenli takip: Torus tanısı almış bireylerde yılda en az bir kez klinik ve gerektiğinde radyolojik kontrol yapılmalı, boyut değişiklikleri kaydedilmelidir
  • Dengeli beslenme: Aşırı sert gıda tüketiminden kaçınılması ve kemik metabolizmasını destekleyen dengeli bir diyet uygulanması genel kemik sağlığı açısından önemlidir

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Torus mandibularis genellikle acil tıbbi müdahale gerektirmeyen bir durum olsa da, aşağıdaki koşulların varlığında gecikmeden bir ağız-çene-yüz cerrahına veya diş hekimine başvurulmalıdır:

  • Hızlı büyüme: Torusun kısa sürede belirgin şekilde büyümesi, malign bir patolojiyi ekarte etmek açısından acil değerlendirme gerektirir
  • Ağrı: Normalde ağrısız olan torusun ağrılı hale gelmesi, enfeksiyon, fraktür veya malign transformasyon gibi komplikasyonları düşündürür
  • Uyuşukluk veya karıncalanma: Alt dudak, çene veya dilde parestezi gelişmesi, inferior alveolar veya lingual sinir tutulumunu akla getirir
  • Tekrarlayan ülserasyon: Toplanma üzerinde iyileşmeyen veya sık tekrarlayan ülserler biyopsi endikasyonu oluşturabilir
  • Konuşma veya yutma güçlüğü: Progresif fonksiyonel bozukluk cerrahi endikasyon değerlendirmesi gerektirir
  • Protez ihtiyacı: Diş kaybı sonrası protez planlaması yapılacak hastalarda torusun cerrahi olarak değerlendirilmesi gereklidir
  • Mukozal renk değişikliği: Torus üzerindeki mukozada kırmızı, beyaz veya koyu renkli lezyonlar gelişmesi durumunda derhal muayene olunmalıdır
  • Asimetrik büyüme: Tek taraflı veya belirgin asimetrik büyüme gösteren oluşumlar, osteoma veya diğer kemik patolojilerinden ayırt edilmelidir

Torus mandibularis, alt çenede görülen en yaygın benign kemik oluşumlarından biridir ve çoğu hastada herhangi bir tedavi gerektirmeden yaşam boyu sorunsuz seyreder. Genetik yatkınlık, mekanik stres ve çevresel faktörlerin etkileşimi ile gelişen bu oluşum, doğru tanı konulduğunda hastanın gereksiz endişesini giderir. Cerrahi tedavi yalnızca fonksiyonel bozukluk, protez uygulaması veya tekrarlayan mukozal travma gibi spesifik endikasyonlarda planlanmalıdır. Düzenli diş hekimi kontrolleri, torusun boyutundaki değişikliklerin izlenmesi ve olası komplikasyonların erken tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, torus mandibularis tanısı, takibi ve gerektiğinde cerrahi tedavisi konusunda en güncel yaklaşımlarla hastalarımıza hizmet vermektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu