Yaraların çoğu beklenen seyrinde iyileşir, ancak bir kısmında kapanma gecikir, akıntı başlar ya da çevresindeki kızarıklık genişler. Böyle tablolarda sorunun yara bölgesinde çoğalan bakterilerden kaynaklanıp kaynaklanmadığının anlaşılması gerekir. Yara ve apse kültürü, yaradan ya da apse içeriğinden alınan örneğin laboratuvarda uygun besiyerine ekilmesi ve üreyen bakterinin tanımlanması esasına dayanır. İnceleme çoğu zaman antibiyogram ile birlikte yürütüldüğünden, üreyen bakterinin hangi antibiyotik gruplarından etkilendiği de aynı süreçte ortaya konur. Bu sayfada yara ve apse kültürünün hangi durumlarda istendiği, örneğin nasıl alınıp taşındığı ve sonucun neye göre yorumlandığı ele alınmaktadır.
Yara ve Apse Kültürü Nedir ve Hangi Amaçla Yapılır?
Yara ve apse kültürü, açık bir yaradan ya da kapalı bir apsenin içeriğinden alınan örneğin laboratuvarda besiyerine ekilmesiyle yapılan mikrobiyoloji incelemesidir. Besiyeri, bakterilerin çoğalabilmesi için gereken ortamı sağlar; örnekte canlı bakteri varsa burada gözle görülebilir koloniler oluşturur. Oluşan koloniler görünümleri ve çeşitli laboratuvar yöntemleriyle incelenerek hangi bakteri oldukları tanımlanır. İncelemenin amacı, yara bölgesinde çoğalarak enfeksiyona yol açan bakterinin belirlenmesidir. Tanımlama tamamlandığında çoğunlukla antibiyogram aşamasına geçilir; antibiyogram, üreyen bakterinin hangi antibiyotik gruplarından etkilendiğini gösterdiği için tedavi seçimi tahmine değil laboratuvar bulgusuna dayandırılabilir. Yara ve apse kültürü tek başına bir tanı aracı değildir; yaranın görünümü, çevresindeki bulgular ve kişinin genel durumu ile birlikte değerlendirilir. Bu incelemeyi diğer kültür türlerinden ayıran nokta, örneğin doğrudan yara yatağından ya da apse boşluğundan alınması ve örneğin alınma biçiminin sonucun güvenilirliğini belirgin biçimde etkilemesidir.
Hangi Yara ve Akıntı Tablolarında Kültür İstenir?
Beklenen sürede kapanmayan, giderek büyüyen ya da iyileşmeye başladıktan sonra yeniden bozulan yaralarda kültür gündeme gelir. Yara çevresindeki kızarıklığın genişlemesi, şişliğin artması, dokunulduğunda sıcaklık hissedilmesi ve ağrının belirginleşmesi enfeksiyon yönünden değerlendirmeyi gerektiren bulgulardır. Kötü kokulu ya da irinli bir akıntının başlaması, özellikle akıntının miktarı artıyorsa kültür istenmesinin sık nedenlerindendir. Bu bulgulara ateş, halsizlik gibi genel belirtilerin eşlik etmesi incelemeyi daha da gerekli kılar. Ameliyat bölgesinde beklenmedik bir akıntının ortaya çıkması, dikiş hattının ayrılması ya da bölgenin yeniden kızarması cerrahi alan enfeksiyonu olasılığını gündeme getirir ve örnekleme düşünülür. Yanıklar, uzun süre yatan kişilerde gelişen bası yaraları, şeker hastalığına bağlı ayak yaraları, hayvan ısırığı sonrası oluşan yaralanmalar ve toprakla ya da kirli yüzeylerle temas etmiş derin yaralar ayrı bir dikkat gerektirir. Başlanan tedaviye yanıt alınamaması, yani yaranın uygulanan yaklaşıma rağmen düzelmemesi de kültürün istendiği tipik durumlardan biridir. Kapalı apselerde ise boşaltma işlemi planlandığında örnek alınması çoğu zaman aynı işlemin parçası olarak yürütülür.
Yüzeyel Sürüntü ile Derin Doku Örneği Arasındaki Fark Nedir?
Yüzeyel sürüntü, yaranın yüzeyine steril bir eküvyon sürülerek alınan örnektir ve alınması kolay olduğu için yaygın biçimde kullanılır. Bu örnek yalnızca yara yüzeyinde bulunan bakterileri yansıtır; yüzeyde ise enfeksiyona yol açmayan, deride zaten yaşayan flora bakterileri de bulunur. Bu nedenle yüzeyel sürüntüde üreyen her bakteri, dokuyu gerçekten istila eden etken olmayabilir. Derin doku örneği ya da yara yatağından kazıma yoluyla alınan örnek, yüzeydeki karışıklıktan daha az etkilenir ve enfeksiyonun asıl kaynağına daha yakın bilgi verir. Derin örnek almak daha ayrıntılı bir işlem gerektirdiğinden, hangi örnek tipinin seçileceği yaranın derinliğine, konumuna ve klinik tabloya göre belirlenir. Örnek tipi laboratuvara bildirildiğinde sonucun yorumu da buna göre yapılır; aynı bakterinin yüzeyel sürüntüde ve derin dokuda üremesi farklı ağırlık taşır. Bu ayrım özellikle uzun süredir açık kalan, üzerinde kabuk ve ölü doku bulunan yaralarda önem kazanır, çünkü bu yaraların yüzeyi zamanla çok sayıda bakteriyle yerleşim haline gelir.
Kapalı Apselerden Örnek Nasıl Alınır?
Apse, doku içinde sınırlanmış bir boşlukta iltihabi içeriğin toplanmasıyla oluşur ve dış ortama açılmadığı sürece kapalı kabul edilir. Kapalı apselerde örnek, bölge uygun biçimde hazırlandıktan sonra iğne yardımıyla içerikten çekilerek alınabilir. İçerik iğneyle çekildiğinde örnek hava ve cilt yüzeyi ile temas etmediğinden, laboratuvara ulaşan materyal apse boşluğundaki durumu daha doğru yansıtır. Bu yönüyle iğneyle alınan örnek, aynı bölgeye sürülen bir eküvyona göre değerlendirme açısından daha değerli kabul edilir. Apsenin cerrahi olarak boşaltılması planlanıyorsa örnek, boşaltma işlemi sırasında doğrudan boşluk içinden alınabilir; bu sırada apse duvarından alınan doku parçası da incelemeye gönderilebilir. Alınan materyalin içine hava karışmaması ve örneğin uygun kap içinde gecikmeden laboratuvara ulaştırılması, sonucun güvenilirliğini belirleyen başlıca noktalardır. İşlem yapılacak bölgenin derinliği ve konumu, örneğin görüntüleme eşliğinde alınmasını gerektirebilir.
Örnek Alınmadan Önce Yara Neden Temizlenir?
Açık bir yaranın yüzeyinde zamanla kurumuş akıntı, kabuk, ölü doku artıkları ve deri florasına ait bakteriler birikir. Bu tabaka üzerinden alınan örnek, yaranın derinliğinde çoğalan bakteriyi değil yüzeydeki karışımı yansıtabilir. Bu nedenle örnek alınmadan önce yara, yara temizliğinde kullanılan steril sıvılarla yıkanır ve yüzeydeki artıklar uzaklaştırılır. Ölü dokunun uzaklaştırılması hem yüzeydeki yerleşik bakterilerin örneğe karışmasını azaltır hem de canlı doku bölgesinin görünür hale gelmesini sağlar. Temizlik sonrasında örnek, yaranın kenarından ve canlı görünen doku bölgesinden alınır; kabuk yüzeyinden ya da biriken irinden alınan örnek yanıltıcı olabilir. İrin, içinde ölmüş hücreler ve parçalanmış bakteriler barındırdığından tek başına etkeni göstermekte yetersiz kalabilir. Temizlik aşamasının atlanması, sonradan raporda görülen çok sayıda bakteri üremesinin en sık nedenlerindendir ve yorumu güçleştirir.
Oksijensiz Ortamda Üreyen Bakteriler İçin Örnek Nasıl Taşınır?
Bakterilerin bir bölümü oksijenli ortamda yaşarken, bir bölümü ancak oksijenin bulunmadığı koşullarda çoğalabilir. Derin yaralar, apseler ve kötü kokulu akıntının bulunduğu tablolar oksijensiz ortamda üreyen bakteriler yönünden değerlendirilmeyi gerektirir. Bu bakteriler hava ile karşılaştığında canlılıklarını yitirebildiğinden, örnek sıradan koşullarda taşınırsa laboratuvarda üreme elde edilemeyebilir. Bu nedenle örnek, oksijenle teması en aza indiren özel taşıma besiyerlerine ya da kapalı sistemlere alınır. İğneyle çekilen apse içeriği, içindeki hava boşaltılıp ağzı kapatılarak gönderildiğinde taşıma sırasında korunmuş olur. Örneğin bekletilmeden laboratuvara ulaştırılması da aynı ölçüde önemlidir; bekleme sırasında hızlı üreyen bakteriler çoğalarak yavaş üreyenleri baskılayabilir. Laboratuvara oksijensiz ortam bakterilerinin araştırılmasının istendiği bildirildiğinde, örnek uygun ekim ve inkübasyon koşullarına yönlendirilir.
Yara ve Apse Kültürü Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Rapor, temel olarak örnekte üreme olup olmadığını, üreme varsa hangi bakteri ya da bakterilerin tanımlandığını bildirir. Üreyen bakteri belirlendikten sonra antibiyogram bölümünde, bu bakterinin hangi antibiyotik gruplarına duyarlı ya da dirençli bulunduğu gösterilir. Tek bir bakterinin baskın biçimde üremesi genellikle daha kolay yorumlanır; birden fazla bakterinin birlikte üremesi ise hem gerçek bir karışık enfeksiyonu hem de örneğe flora karışmasını düşündürebilir. Raporun yorumu, örneğin hangi tipte alındığı bilgisinden ayrı düşünülemez; yüzeyel sürüntü sonucu ile derin doku sonucu aynı ağırlıkta ele alınmaz. Hekim, laboratuvar bulgusunu yaranın görünümü, çevresindeki bulgular ve kişinin genel durumuyla birleştirerek değerlendirir. Sonuç bir hastalık adı vermez; enfeksiyonun varlığına ve etkenine ilişkin bilgi sunarak sürecin yönetilmesine katkı sağlar. Aynı yaradan farklı zamanlarda alınan örneklerde üreyen bakterilerin değişebileceği de göz önünde bulundurulur.
Kolonizasyon ile Enfeksiyon Kültür Sonucunda Nasıl Ayırt Edilir?
Açık bir yaranın yüzeyinde bakterilerin yerleşmesi ve çoğalması, dokuya zarar vermeden de gerçekleşebilir; bu duruma kolonizasyon denir. Kolonizasyonda bakteri yara yüzeyinde bulunur, ancak doku içine ilerlemez ve iltihabi bir yanıt başlatmaz. Enfeksiyon ise bakterinin dokuyu istila etmesi ve vücudun buna yanıt vermesiyle ortaya çıkar; kızarıklık, şişlik, sıcaklık artışı, ağrı ve akıntının niteliğindeki değişim bu yanıtın göstergeleridir. Kültürde üreme saptanması tek başına enfeksiyon anlamına gelmez, çünkü kolonize bir yaradan alınan örnekte de bakteri üreyebilir. Ayrım, laboratuvar sonucuna klinik bulguların, yaranın iyileşme seyrinin ve örneğin alındığı doku düzeyinin eklenmesiyle yapılır. Derin doku örneğinde üreyen bakteri, aynı bakterinin yüzeyel sürüntüde üremesine göre enfeksiyon lehine daha güçlü bir bilgi taşır. Bu nedenle rapor okunurken üreyen bakteri adının yanı sıra örneğin nereden ve nasıl alındığı da dikkate alınır.
Cerrahi Alan ve Yanık Yaralarında Kültür Neden Ayrı Değerlendirilir?
Cerrahi alan enfeksiyonlarında değerlendirme, ameliyatın türüne ve enfeksiyonun hangi derinlikte geliştiğine göre farklılaşır. Yalnızca cilt ve cilt altını ilgilendiren yüzeyel bir tablo ile kas, fasya ya da ameliyatın yapıldığı organ boşluğunu ilgilendiren derin bir tablo aynı biçimde ele alınmaz. Derin katmanlara ilerlemiş tablolarda örneğin yüzeyden değil, ilgili katmandan alınması gerekir; bu nedenle örnekleme çoğu zaman girişim sırasında yapılır. Yanık yaralarında ise durum, geniş bir alanda deri bütünlüğünün ortadan kalkmasıyla farklılaşır; bu alan kısa sürede çevredeki bakterilerle yerleşim haline gelir. Yanık yüzeyinde zamanla derinin olağan florası değişir ve yüzeyden alınan örneklerde üreme saptanması olağan hale gelir. Bu nedenle yanıkta kültür sonucu, yaranın görünümündeki değişim ve kişinin genel durumu ile birlikte yorumlanmadığında yanıltıcı olabilir. Her iki tabloda da örneklemenin zamanlaması ve doku düzeyi, raporun taşıdığı anlamı doğrudan belirler.
Diyabetik Ayak Yaralarında Örnek Alınırken Nelere Dikkat Edilir?
Şeker hastalığına bağlı gelişen ayak yaralarında yüzeyel sürüntü, enfeksiyonun gerçek etkenini göstermekte çoğu zaman yetersiz kalır. Bu yaraların yüzeyi uzun süre açık kaldığından çok sayıda bakteriyle yerleşim haline gelir ve sürüntüde üreyen bakteriler dokuyu istila edenlerle örtüşmeyebilir. Bu nedenle mümkün olduğunda yara yatağının derininden doku örneği alınır; enfeksiyonun kemiğe ulaştığından şüphelenilen durumlarda kemik örneği tercih edilir. Örnek alınmadan önce yaranın temizlenmesi ve ölü dokunun uzaklaştırılması, sonucun yorumlanabilirliğini artırır. Bu kişilerde ayak bölgesindeki dolaşımın azalması ve duyu kaybı, ağrı ve kızarıklık gibi olağan enfeksiyon bulgularının silik seyretmesine yol açabilir; tablo beklenenden sessiz görünebilir. Yaranın kokusundaki değişim, iyileşmenin durması ya da çevresindeki dokunun görünümünün bozulması bu nedenle ayrıca dikkatle izlenir. Ayak yaralarında enfeksiyonun derinliği ve yaygınlığı zaman içinde değişebildiğinden, örnekleme süreç boyunca birden çok kez gündeme gelebilir.
Kültürde Üreme Olmaması Yaranın Enfekte Olmadığını Gösterir mi?
Raporda üreme saptanmaması, yarada enfeksiyon bulunmadığı anlamına gelmez. Örnek yaranın enfekte bölgesinden değil de komşu bir alandan alınmışsa ya da alınan materyal yetersizse, etken bakteri örneğe geçmemiş olabilir. Örnek alınmadan önce başlanmış bir antibiyotik tedavisi bakterilerin besiyerinde çoğalmasını engelleyebilir ve üreme elde edilemeyebilir. Bazı bakteriler özel besiyeri ya da özel üreme koşulları gerektirir; bu koşullar sağlanmadığında olağan ekimlerde ürememeleri beklenen bir sonuçtur. Oksijensiz ortamda üreyen bakteriler için uygun taşıma yapılmamışsa, örnek laboratuvara ulaştığında canlı bakteri kalmamış olabilir. Böyle durumlarda klinik bulgular enfeksiyonu düşündürmeyi sürdürüyorsa hekim örneklemenin yinelenmesini isteyebilir ve bu kez daha derin doku örneği tercih edilebilir. Üreme olmayan bir rapor, yaranın izlenmesinin sonlandırılması için değil, sürecin yeniden değerlendirilmesi için bir başlangıç noktası olarak ele alınır.
Yara Kültürü Sonucuyla Hangi Bölümler İlgilenir ve Takip Nasıl Yapılır?
Yara ve apse kültürü sonucu, yaranın tipine ve bulunduğu bölgeye göre farklı bölümlerce değerlendirilir. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji bölümü, üreyen bakteri ile antibiyogram bulgusunun birlikte yorumlanmasında başvurulan bölümdür. Cerrahi girişim sonrası gelişen yaralarda genel cerrahi ya da ameliyatı yapan cerrahi bölüm süreci yürütür; yanık, doku kaybı ve iyileşmeyen yaralarda plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi devreye girer. Kemik ve eklem bölgesini ilgilendiren yaralarda ortopedi ve travmatoloji bölümü değerlendirmeye katılır. Uzun süreli takip gerektiren yaralarda yara bakım ekipleri, yaranın izlenmesi ve örneklemenin planlanması açısından süreçte yer alır. Örneğin işlenmesi, üreyen bakterinin tanımlanması ve antibiyogramın yapılması tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarında yürütülür. Takip sırasında yaranın görünümündeki değişim, akıntının niteliği ve genel durum düzenli aralıklarla değerlendirilir; gerek görüldüğünde kültür yinelenerek süreç yeniden ele alınır.