Biyokimya Kütüphanesi

Testosteron (Total ve Serbest Testosteron)

Testosteron (Total / Serbest)

Testosteron, erkeklerde büyük bölümü testislerden, kadınlarda ise yumurtalıklar ve böbrek üstü bezlerinden salgılanan bir erkeklik hormonudur (androjen). Kandaki düzeyi ergenlik gelişimi, sperm üretimi, kas ve kemik yapısı, kan yapımı ve cinsel istek gibi pek çok işlevle ilişkilidir. Testosteron testi, hormonun kandaki toplam miktarını ve gerektiğinde taşıyıcı proteinlere bağlanmamış serbest bölümünü ölçer. Sonuç yaş, cinsiyet, kanın alındığı saat ve eşlik eden hormon değerleriyle birlikte yorumlanır. Bu sayfada testin hangi durumlarda istendiği, nasıl yapıldığı ve düşük ya da yüksek sonuçların neye işaret edebileceği anlatılmaktadır.

Testosteron Nedir ve Kadın ile Erkekte Hangi Görevleri Üstlenir?

Testosteron, steroid yapıdaki erkeklik hormonları (androjenler) grubunun en bilinen üyesidir. Erkeklerde büyük kısmı testislerdeki Leydig hücrelerinde, az bir kısmı böbrek üstü bezlerinde üretilir. Kadınlarda ise yumurtalıklar ve böbrek üstü bezleri daha düşük miktarda testosteron üretir, bir bölümü de başka hormonların dokularda dönüşmesiyle oluşur. Erkekte anne karnındaki cinsel organ gelişiminden başlayarak ergenlikte ses kalınlaşması, sakal ve vücut kıllarının çıkması, penis ve testislerin büyümesi gibi değişiklikleri yönlendirir. Yetişkin erkekte sperm üretiminin sürmesine, kas kütlesi ve gücünün korunmasına, kemik yoğunluğuna, kan yapımına ve cinsel isteğe katkı sağlar. Kadında testosteron, yumurtalıklarda östrojen yapımı için ara madde görevi görür ve cinsel istek, kemik ve kas sağlığı ile genel enerji düzeyi üzerinde rol oynar. Hormonun üretimi beyindeki hipotalamus ve hipofiz bezinin kontrolündedir; hipofizden salınan LH, testislere testosteron üretme sinyali verir. Testosteron bazı dokularda daha güçlü etkili dihidrotestosterona (DHT), bazı dokularda ise östradiole dönüşür. Bu nedenle testosteron düzeyindeki değişiklikler hem erkekte hem kadında farklı sistemleri etkileyebilir.

Total Testosteron ile Serbest Testosteron Arasındaki Fark Nedir?

Kanda dolaşan testosteronun büyük bölümü proteinlere bağlı olarak taşınır. Bir kısmı cinsiyet hormonu bağlayıcı globuline (SHBG) sıkıca, bir kısmı ise albümine gevşek biçimde bağlanır. Hiçbir proteine bağlı olmayan küçük bölüm serbest testosteron olarak adlandırılır. Total testosteron, bu bağlı ve serbest bölümlerin hepsinin toplamını ifade eder. Dokulara geçip etkisini gösterebilen kısım esas olarak serbest testosteron ile albümine gevşek bağlı bölümdür ve bu ikisine birlikte biyoyararlanılabilir testosteron denir. Çoğu durumda değerlendirme total testosteron ölçümüyle başlar. SHBG düzeyinin olağan dışı olduğu düşünülen kişilerde veya total testosteron sınırda çıktığında serbest testosteronun da değerlendirilmesi gerekebilir. Serbest testosteron doğrudan ölçülebilir ya da total testosteron, SHBG ve albümin değerleri kullanılarak hesaplanabilir. Bazı laboratuvarlarda kullanılan doğrudan ölçüm yöntemlerinin güvenilirliği sınırlı olduğundan hesaplanmış değer sıklıkla tercih edilir.

Testosteron Testi Hangi Durumlarda İstenir?

Erkeklerde test çoğunlukla testosteron düşüklüğünü düşündüren yakınmalar olduğunda istenir. Cinsel istekte azalma, sertleşme sorunları, sabahları kendiliğinden olan sertleşmelerin seyrekleşmesi, sakal ve vücut kıllarında azalma ya da göğüs dokusunda büyüme bu yakınmalar arasındadır. Çocuk sahibi olamama nedeniyle yapılan incelemelerde sperm analizinde bozukluk saptandığında testosteron diğer üreme hormonlarıyla birlikte değerlendirilir. Açıklanamayan kemik erimesi, kansızlık ya da hafif bir düşme sonrası gelişen kırıklarda da hormonal bir neden aranırken test istenebilir. Ergenliğin yaşıtlarına göre gecikmesi veya tersine erken başlaması çocuklarda testin istenme nedenleri arasındadır. Kadınlarda ise sivilce, istenmeyen kıllanma (hirsutizm), saçlarda erkek tipi seyrelme, adet düzensizliği ya da adetlerin kesilmesi gibi erkeklik hormonu fazlalığını düşündüren bulgularda test yapılır. Kısa sürede ortaya çıkan belirgin kıllanma, ses kalınlaşması ya da klitoris büyümesi gibi erkekleşme bulguları, hormon salgılayan nadir tümörlerin araştırılması açısından önem taşır. Hipofiz bezi hastalıklarının izleminde ve hormon içeren tedavilerin takibinde de testosteron ölçümüne başvurulabilir.

Testosteron Testi Nasıl Yapılır, Kan Neden Sabah Alınır?

Testosteron testi koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğiyle yapılır ve özel bir işlem gerektirmez. Erkeklerde testosteron düzeyi gün içinde dalgalanır, sabah erken saatlerde en yüksek değerine ulaşır ve akşama doğru belirgin biçimde azalır. Bu nedenle özellikle erkeklerde kanın sabah erken saatlerde alınması önerilir. Öğleden sonra ya da akşam alınan bir örnek, aslında olağan düzeyde hormonu olan bir kişide yanıltıcı biçimde düşük sonuç verebilir. Vardiyalı çalışanlarda ve uyku düzeni bozuk olanlarda örneğin uyanıştan sonraki saatlerde alınması daha anlamlı olabilir. Yemek yemek de düzeyi hafifçe etkileyebildiğinden bazı laboratuvarlar aç karnına örnek almayı tercih eder. Akut bir hastalık, yüksek ateş veya ağır bir fiziksel stres döneminde yapılan ölçüm hormonun geçici olarak düşük çıkmasına neden olabilir, bu yüzden test iyileşme sonrasına bırakılabilir. Kullanılan ilaçlar ve hormon içeren ürünler sonucu değiştirebildiği için kan alınmadan önce laboratuvara bildirilmelidir.

Testosteron Sonucu Yaşa ve Cinsiyete Göre Nasıl Değerlendirilir?

Testosteron için tek bir normal aralık yoktur ve referans aralığı yaşa, cinsiyete, ergenlik evresine ve laboratuvarın kullandığı yönteme göre değişir. Bu nedenle sonuç, raporda yer alan laboratuvar referans aralığıyla birlikte okunur. Erkek çocuklarda testosteron ergenlik öncesinde oldukça düşük seyreder, ergenlikle birlikte hızla yükselerek yetişkin düzeyine ulaşır. Yetişkin erkekte düzey genç yetişkinlik döneminde yüksek seyreder ve ilerleyen yıllarda yavaş yavaş azalır. Kadınlarda testosteron erkeklere göre çok daha düşük düzeyde bulunur ve adet döngüsünün ortasına doğru hafifçe yükselebilir. Menopozdan sonra yumurtalıkların hormon üretimi azalsa da testosteron östrojene göre daha yavaş düşer. Tek bir ölçüm günlük dalgalanmalar ve geçici etkiler nedeniyle yanıltıcı olabileceğinden sınırda veya düşük sonuçlar farklı bir gün tekrar ölçülerek doğrulanır. Sonucun anlamı, kişinin yakınmaları, fizik muayene bulguları ve LH, FSH, SHBG gibi diğer testlerle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar. Belirtisi olmayan bir kişide referans aralığının biraz dışında kalan bir değer tek başına hastalık anlamına gelmez.

Testosteron Düşüklüğü (Hipogonadizm) Ne Anlama Gelir?

Erkekte tekrarlanan sabah ölçümlerinde düşük değer bulunması ve buna uyan belirtilerin birlikte görülmesi hipogonadizm olarak adlandırılır. Hipogonadizm, testislerin yeterli testosteron ve sperm üretememesi anlamına gelir. Sorun testisin kendisinden kaynaklanıyorsa primer (birincil) hipogonadizm denir ve bu durumda hipofiz testisleri uyarmak için daha fazla LH ve FSH salgıladığından bu hormonlar yüksek bulunur. Sorun testisleri yöneten hipofiz bezi ya da hipotalamustan kaynaklanıyorsa sekonder (ikincil) hipogonadizm söz konusudur ve LH ile FSH düşük veya uygunsuz biçimde normal çıkar. Bu ayrım, nedenin araştırılacağı yönü belirlediği için önemlidir. Düşük testosteron her zaman kalıcı bir hastalığa işaret etmez, çünkü ağır hastalık, aşırı kilo, uyku bozukluğu ya da bazı ilaçlar gibi düzeltilebilir etkenler de geçici düşüklüğe neden olabilir. Kadınlarda düşük testosteronun anlamı daha sınırlıdır ve genellikle yumurtalık işlevinin azaldığı durumlar ya da böbrek üstü bezi yetmezliği ile birlikte değerlendirilir. Nedene göre izlem ya da hekim değerlendirmesiyle planlanan hormon yerine koyma tedavisi gündeme gelebilir.

Testosteron Düşüklüğüne Yol Açan Durumlar Nelerdir?

Testis kaynaklı testosteron düşüklüğünün doğuştan nedenleri arasında fazladan X kromozomu taşınmasıyla ortaya çıkan Klinefelter sendromu ve inmemiş testis öyküsü yer alır. Kabakulak gibi enfeksiyonlara bağlı testis iltihabı (orşit), testis travması, testis dönmesi (torsiyon) ve testislerin cerrahi olarak alınması da üretimi azaltabilir. Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve ışın tedavisi testis dokusuna zarar verebilir. Hipofiz ve hipotalamus kaynaklı nedenler arasında hipofiz tümörleri, prolaktin yüksekliği, kafa travması, bu bölgeye yönelik cerrahi ya da ışın tedavisi ve koku alma bozukluğuyla birlikte seyreden Kallmann sendromu gibi doğuştan durumlar sayılabilir. Vücutta aşırı demir birikimi (hemokromatozis) hem testisi hem hipofizi etkileyebilir. Obezite, diyabet, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları, uyku apnesi ve uzun süren ağır hastalıklar da hipotalamus ve hipofiz üzerinden düzeyi düşürebilir. Güçlü ağrı kesici ilaç grupları, steroid yapılı ilaçlar ve prostat hastalıklarında kullanılan hormon baskılayıcı ilaçlar da testosteron üretimini azaltabilir. Sporcuların kullandığı anabolik steroidler ve dışarıdan alınan erkeklik hormonu içeren ilaç ve jeller, beynin testislere gönderdiği uyarıyı baskılar. Bu ürünlerin kullanımı bırakıldıktan sonra testislerin kendi üretimine dönmesi uzun zaman alabilir ve bazen tam olarak düzelmeyebilir.

Testosteron Düşüklüğünde Hangi Belirtiler Görülür?

Testosteron düşüklüğünün belirtileri eksikliğin başladığı döneme göre farklılık gösterir. Ergenlikten önce başlayan eksiklikte ergenlik gecikir, ses ince kalır, sakal ve vücut kılları az çıkar, testisler ve penis küçük kalır, kollar ve bacaklar gövdeye göre uzun olabilir. Yetişkinlikte başlayan eksiklikte sık görülen yakınmalar cinsel istekte azalma, sertleşme sorunu ve sabah sertleşmelerinin seyrekleşmesidir. Yorgunluk, enerji düşüklüğü, isteksizlik, çökkün ruh hali, dikkat ve odaklanma güçlüğü de eşlik edebilir. Zamanla kas kütlesi ve gücü azalabilir, bel çevresinde yağlanma artabilir. Sakal ve vücut kıllarında seyrelme, göğüste hassasiyet ya da büyüme (jinekomasti), testislerde küçülme ve sıcak basmaları görülebilir. Uzun süren eksiklikte kemik yoğunluğu azalabilir ve hafif kansızlık gelişebilir. Bu belirtilerin çoğu yaşlanma, depresyon, uyku bozukluğu ya da başka kronik hastalıklarda da ortaya çıkabildiği için tek başına testosteron düşüklüğünü göstermez. Belirtilerle birlikte tekrarlanan ölçümlerde düşük değer bulunması değerlendirmeyi anlamlı kılar.

Kadınlarda Testosteron Yüksekliği Ne Anlama Gelir?

Kadınlarda testosteron yüksekliği, vücutta erkeklik hormonlarının fazla olduğu durumu (hiperandrojenizm) düşündürür. Sık görülen nedenlerin başında polikistik over sendromu (PCOS) gelir ve bu tabloda adet düzensizliği, sivilce, istenmeyen kıllanma ve yumurtlama sorunları birlikte görülebilir. PCOS'ta testosteron genellikle hafif ya da orta düzeyde yüksektir ve eşlik eden insülin direnci SHBG'yi düşürerek serbest testosteronun artmasına katkıda bulunur. Böbrek üstü bezinin doğuştan enzim eksikliğiyle seyreden konjenital adrenal hiperplazinin geç ortaya çıkan biçimi de benzer bulgulara yol açabilir. Testosteronun belirgin biçimde yüksek olması ya da kıllanma, ses kalınlaşması, klitoris büyümesi ve kas yapısında erkeksi değişiklik gibi bulguların kısa sürede ortaya çıkması, yumurtalık veya böbrek üstü bezi kaynaklı hormon salgılayan nadir tümörler açısından araştırma yapılmasını gerektirir. Menopoz sonrası dönemde yumurtalık dokusunda aşırı hormon üretimine neden olan bazı iyi huylu durumlar da testosteronu yükseltebilir. Cushing sendromu, prolaktin yüksekliği ve dışarıdan erkeklik hormonu içeren ürün kullanımı diğer olası nedenlerdir. Yükseklik saptandığında DHEA-S, androstenedion, prolaktin ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleriyle kaynağın yumurtalık mı yoksa böbrek üstü bezi mi olduğu araştırılır.

SHBG Düzeyi Testosteron Sonucunu Nasıl Değiştirir?

SHBG (cinsiyet hormonu bağlayıcı globulin), karaciğerde üretilen ve testosteronu sıkıca bağlayarak taşıyan bir proteindir. SHBG'ye bağlı testosteron dokulara kolayca geçemediği için bu proteinin miktarı hormonun etkili olan bölümünü doğrudan etkiler. SHBG yüksek olduğunda total testosteron normal ya da yüksek görünse bile serbest testosteron düşük kalabilir. İleri yaş, hipertiroidi (tiroit bezinin fazla çalışması), karaciğer hastalıkları, HIV enfeksiyonu, bazı nöbet önleyici ilaç grupları ve hormon içeren doğum kontrol hapları SHBG düzeyini artırabilir. SHBG düşük olduğunda ise total testosteron düşük ölçülse de serbest testosteron yeterli olabilir. Obezite, insülin direnci, diyabet, hipotiroidi (tiroit bezinin az çalışması), nefrotik sendrom ve steroid yapılı ilaçlar SHBG'yi düşüren durumlar arasındadır. Bu nedenle özellikle fazla kilolu erkeklerde sınırda düşük total testosteron sonucu, SHBG ve serbest testosteronla birlikte yorumlanmadıkça yanıltıcı olabilir. Kadınlarda ise düşük SHBG, total testosteron normal olsa bile erkeklik hormonu etkilerinin belirgin olmasını açıklayabilir.

Testosteron ile LH, FSH ve Prolaktin Neden Birlikte İstenir?

Testosteron sonucu tek başına düşüklüğün nereden kaynaklandığını göstermez ve bu nedenle hipofiz hormonlarıyla birlikte değerlendirilir. LH testislerdeki testosteron üretimini uyaran, FSH ise sperm üretimini destekleyen hipofiz hormonudur. Düşük testosteronla birlikte LH ve FSH yüksekse sorunun testislerde olduğu, yani hipofizin uyarı gönderdiği hâlde testisin yanıt veremediği düşünülür. Testosteron düşükken LH ve FSH düşük ya da normal sınırlardaysa hipofiz veya hipotalamus düzeyinde bir sorun akla gelir. Prolaktin, hipofizden salgılanan ve yüksek olduğunda LH salınımını baskılayarak testosteronu düşürebilen bir hormondur. Prolaktin yüksekliği hipofizde prolaktin salgılayan iyi huylu tümörlerden ya da bazı ruhsal hastalık ilaçlarından kaynaklanabilir ve cinsel istek kaybı ile kısırlığa yol açabilir. Sekonder hipogonadizm düşünülen kişilerde prolaktinin yanı sıra diğer hipofiz hormonlarına ve gerektiğinde hipofiz görüntülemesine de başvurulabilir. Kadınlarda ise LH ve FSH ilişkisi ile prolaktin, PCOS ile diğer adet düzensizliği nedenlerinin ayrılmasına yardımcı olur. Bu testlerin aynı kan örneğinden birlikte çalışılması kişinin tekrar tekrar kan vermesini önler ve değerlendirmeyi hızlandırır.

Testosteron Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?

Testosteron sonucunun değerlendirilmesinde başvurulacak bölüm, kişinin yakınmasına ve cinsiyetine göre değişir. Erkeklerde cinsel istek kaybı, sertleşme sorunu ya da çocuk sahibi olamama gibi yakınmalarda üroloji ve androloji ile ilgilenen bölümler ilk başvuru yeri olabilir. Hipofiz hastalığı, prolaktin yüksekliği, kemik erimesi ya da birden fazla hormon bozukluğu düşünüldüğünde endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları bölümü değerlendirmeyi üstlenir. Kadınlarda adet düzensizliği, istenmeyen kıllanma ve PCOS şüphesinde kadın hastalıkları ve doğum ya da endokrinoloji bölümüne başvurulabilir. Ergenliği gecikmiş veya erken başlamış çocuklar çocuk endokrinolojisi bölümünde değerlendirilir. Süreç genellikle ayrıntılı öykü ve fizik muayeneyle başlar, sabah alınan tekrar ölçüm ve LH, FSH, prolaktin, SHBG gibi tamamlayıcı testlerle sürer. Gerekli görülürse sperm analizi, kemik yoğunluğu ölçümü, hipofiz görüntülemesi ya da yumurtalık ve böbrek üstü bezi görüntülemesi yapılabilir. Sonuçlar bir arada değerlendirildikten sonra altta yatan nedene yönelik yaklaşım, izlem ya da hekim değerlendirmesiyle planlanan hormon yerine koyma tedavisi konuşulabilir.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Testosteron Testi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Testosteron testi için katı bir açlık kuralı bulunmaz, ancak bazı laboratuvarlar sabah aç karnına örnek almayı tercih eder. Yemek yedikten sonra testosteron düzeyinde hafif ve geçici bir düşüş görülebilir. Bu nedenle özellikle sınırda sonuçların doğrulanacağı ölçümlerde sabah erken saatlerde ve aç karnına kan verilmesi daha tutarlı sonuç sağlar. Aynı kan örneğinden açlık gerektiren kan şekeri ya da kolesterol gibi testler de çalışılacaksa açlık zaten gereklidir. Su içmek sonucu etkilemez.
2

Testosteron Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Testosteron testi pek çok laboratuvarda rutin olarak çalışılır ve sonuç genellikle aynı gün ya da kısa süre içinde çıkar. Serbest testosteronun doğrudan ölçümü veya özel yöntemlerle yapılan analizler bazı merkezlerde dış laboratuvara gönderildiği için birkaç gün sürebilir. Hesaplanmış serbest testosteron için SHBG ve albümin sonuçlarının da çıkması beklenir. Sonucun çıkış süresi laboratuvarın iş yüküne ve testin hangi gün çalışıldığına göre değişebilir. Kan alma sırasında laboratuvardan tahmini süre öğrenilebilir.
3

Düşük Çıkan İlk Testosteron Sonucu Neden Farklı Bir Gün Tekrar Ölçülür?

Testosteron düzeyi gün içinde ve günden güne belirgin dalgalanma gösterir. Önceki gecenin kötü uykusu, akut bir hastalık, yoğun stres ya da uygun olmayan saatte kan alınması tek bir ölçümü yanıltıcı biçimde düşürebilir. İlk ölçümde düşük bulunan kişilerin önemli bir bölümünde tekrar ölçümde değerin normal sınırlarda çıktığı görülür. Bu nedenle kalıcı bir düşüklükten söz edebilmek için ölçümün farklı bir sabah ve aynı koşullarda tekrarlanması önerilir. Tekrar ölçüme LH, FSH ve SHBG gibi tamamlayıcı testler de eklenerek düşüklüğün kaynağı hakkında bilgi edinilir.
4

Kadınlarda Testosteron Testi Adet Döngüsünün Hangi Gününde Yapılır?

Kadınlarda testosteron düzeyi adet döngüsü boyunca büyük dalgalanma göstermez, ancak yumurtlama dönemine doğru hafifçe yükselebilir. Bu nedenle erkeklik hormonu fazlalığı araştırılırken kanın genellikle adet döngüsünün ilk günlerinde ve sabah saatlerinde alınması önerilir. Bu dönemde yapılan ölçüm, LH, FSH ve östradiol gibi diğer hormonlarla aynı örnekte ve karşılaştırılabilir koşullarda değerlendirilebilir. Adetleri çok seyrek olan ya da hiç adet görmeyen kadınlarda test döngü gününden bağımsız olarak yapılabilir. Hormon içeren doğum kontrol hapları testosteron ve SHBG düzeyini değiştirdiğinden kullanılıyorsa bu durum laboratuvara bildirilmelidir.
5

Yaş İlerledikçe Testosteron Düzeyi Nasıl Değişir, Andropoz Nedir?

Erkeklerde testosteron düzeyi genç yetişkinlikten sonra yıllar içinde yavaş ve kademeli biçimde azalır, aynı dönemde SHBG arttığı için serbest testosteron daha belirgin düşebilir. Bu düşüş kadınlardaki menopoz gibi ani ve herkeste görülen bir süreç değildir ve pek çok erkekte düzey ileri yaşta da normal sınırlarda kalır. Andropoz terimi yaşa bağlı testosteron azalmasını tanımlamak için kullanılsa da menopozla yanıltıcı bir benzerlik kurduğu için tartışmalı bir kavram kabul edilir. Güncel yaklaşımda bunun yerine geç başlangıçlı hipogonadizm ifadesi tercih edilir ve bu durum yalnızca belirtiler ile tekrarlanan düşük ölçümler bir arada olduğunda düşünülür. İleri yaşta görülen yorgunluk ve cinsel istek azalması çoğu zaman obezite, diyabet, uyku bozukluğu veya başka hastalıklarla da ilişkilidir ve bu etkenler birlikte değerlendirilir.
6

Obezite ve İnsülin Direnci Testosteronu Düşürür mü?

Obezite ve insülin direnci erkeklerde testosteron düşüklüğüyle sık birlikte görülen durumlardır. Yağ dokusunda testosteronun östradiole dönüşümü artar ve bu durum hipofizden LH salınımını baskılayarak testosteron üretimini azaltabilir. İnsülin direnci karaciğerde SHBG üretimini düşürdüğü için total testosteron olduğundan daha düşük ölçülebilir. Bu nedenle fazla kilolu erkeklerde sınırda düşük sonuçlar serbest testosteron ve SHBG ile birlikte yorumlanır. Bu ilişki iki yönlüdür ve düşük testosteron da karın bölgesinde yağlanmanın artmasına katkıda bulunabilir. Kadınlarda ise insülin direnci tersine erkeklik hormonlarının artmasına ve PCOS bulgularının belirginleşmesine katkıda bulunabilir.
7

Uykusuzluk, Stres ve Alkol Testosteron Düzeyini Etkiler mi?

Testosteronun önemli bir bölümü uyku sırasında üretildiği için yetersiz ya da bölünmüş uyku düzeyi düşürebilir. Uyku sırasında solunumun tekrar tekrar durduğu uyku apnesi de testosteron düşüklüğüyle ilişkilidir. Uzun süren yoğun stres, stres hormonlarının artmasıyla hipotalamus ve hipofiz işleyişini baskılayabilir. Düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketimi hem testislere doğrudan zarar verebilir hem de karaciğer üzerinden SHBG ve hormon dengesini bozabilir. Bu etkenler tek bir ölçümü geçici olarak düşürebildiği için değerlendirme yapılırken kişinin uyku düzeni, stres durumu ve alkol kullanımı da göz önünde bulundurulur.
8

Yoğun Egzersiz ve Kas Kütlesi Testosteron Sonucunu Değiştirir mi?

Kısa süreli yoğun egzersizden hemen sonra testosteron düzeyinde geçici bir yükselme görülebilir, bu nedenle ölçümden önceki gün ağır antrenman yapılmaması önerilir. Buna karşın uzun süreli ve çok yoğun dayanıklılık sporları ile yetersiz enerji alımıyla birlikte seyreden aşırı antrenman testosteronu düşürebilir. Kas kütlesinin fazla olması tek başına testosteron sonucunu olağan dışı yükseltmez. Kas kütlesi hızla artmış bir kişide beklenenden yüksek testosteron ile düşük LH ve FSH birlikte bulunuyorsa dışarıdan anabolik steroid kullanımı akla gelir. Anabolik steroidlerin bırakılmasından sonraki dönemde ise testosteron belirgin biçimde düşük çıkabilir.
9

Bazı İlaç Grupları ve Hormon İçeren Ürünler Testosteron Ölçümünü Etkiler mi?

Pek çok ilaç grubu ve hormon içeren ürün testosteron sonucunu değiştirebilir. Erkeklik hormonu içeren ilaç ve jeller ile sporcuların kullandığı anabolik steroidler kandaki testosteronu yükseltirken beynin testislere gönderdiği uyarıyı baskılayarak kişinin kendi üretimini azaltır. Prostat hastalıklarında kullanılan hormon baskılayıcı ilaçlar, steroid yapılı ilaçlar, güçlü ağrı kesici ilaç grupları ve prolaktini yükselten bazı ruhsal hastalık ilaçları testosteronu düşürebilir. Hormon içeren doğum kontrol hapları SHBG'yi artırarak kadınlarda serbest testosteronu azaltır. Yüksek miktarda alınan bazı vitamin içerikli ürünler de kullanılan ölçüm yöntemine göre sonucu yanıltabilir. Kullanılan tüm ürünlerin kan alınmadan önce bildirilmesi sonucun doğru yorumlanmasını kolaylaştırır.
10

Total Testosteron Normalken Serbest Testosteron Düşük Çıkabilir mi?

Evet, özellikle SHBG düzeyinin yüksek olduğu durumlarda total testosteron normal sınırlarda çıkarken serbest testosteron düşük bulunabilir. İleri yaş, hipertiroidi, karaciğer hastalıkları ve bazı ilaçlar SHBG'yi artırarak bu tabloya yol açabilir. Bu kişilerde düşük testosteron belirtileri total değer normal olduğu hâlde görülebilir. Belirtisi olan ve total testosteronu sınırda çıkan kişilerde SHBG ölçülüp serbest testosteronun hesaplanması bu durumun gözden kaçmasını önler. Sonuç farklı bir sabah yapılan tekrar ölçümle doğrulanır.
11

Erkeklerde Testosteron Yüksekliği Hangi Durumlarda Görülür?

Erkeklerde testosteron yüksekliğinin sık görülen nedeni, dışarıdan alınan erkeklik hormonu içeren ilaç ve jeller ya da sporcuların kullandığı anabolik steroidlerdir. Bu durumda LH ve FSH genellikle baskılanmış olarak düşük bulunur ve testislerde küçülme ile sperm sayısında azalma görülebilir. SHBG'yi artıran hipertiroidi gibi durumlar total testosteronu yüksek gösterebilir, ancak serbest testosteron normal kalabilir. Çocuklarda erken ergenlik, konjenital adrenal hiperplazi ve nadir görülen testis veya böbrek üstü bezi tümörleri testosteron yüksekliğine neden olabilir. Yetişkinde belirgin yükseklik saptandığında kullanılan ürünler sorgulanır ve gerekirse ek hormon testleri ile görüntüleme yapılır.
12

Testosteron Düşüklüğü Kısırlığa Yol Açar mı?

Testosteron testislerde sperm üretiminin sürmesi için gerekli olduğundan düşüklüğü sperm sayısında ve kalitesinde azalmayla ilişkili olabilir. Özellikle hipofiz kaynaklı düşüklükte hem testosteron hem sperm üretimi uyarı eksikliği nedeniyle azalır. Testis kaynaklı düşüklükte ise sperm üretimi çoğu zaman daha belirgin etkilenir. Dışarıdan alınan erkeklik hormonu kandaki düzeyi yükseltse de testis içindeki üretimi baskılayarak sperm sayısını belirgin biçimde azaltabilir. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde testosteron düşüklüğüne yaklaşım hekim değerlendirmesiyle ve üreme planı göz önünde bulundurularak belirlenir. Kısırlık araştırmasında testosteron, sperm analizi ile LH, FSH ve prolaktin sonuçlarıyla birlikte yorumlanır.
13

Testosteron Düşüklüğü Kemik Erimesi Riskini Artırır mı?

Testosteron kemik yapımını destekler ve bir kısmı östradiole dönüşerek kemik yıkımını sınırlar. Bu nedenle uzun süren testosteron düşüklüğü erkeklerde kemik yoğunluğunun azalmasına ve kemik erimesi (osteoporoz) riskinin artmasına yol açabilir. Açıklanamayan kemik erimesi olan ya da hafif bir düşme sonrası kırık gelişen erkeklerde hormonal nedenler arasında testosteron da araştırılır. Prostat hastalıklarında kullanılan hormon baskılayıcı ilaçları uzun süre kullanan erkekler de bu açıdan risk altındadır. Testosteron düşüklüğü saptanan kişilerde kemik yoğunluğu ölçümü değerlendirmeye eklenebilir.
14

Ergenlik Gecikmesinde Testosteron Testi Neden İstenir?

Ergenlik bulgularının yaşıtlarına göre belirgin biçimde geç ortaya çıkması durumunda testosteron, nedenin araştırılmasında temel testlerden biridir. Erkek çocuklarda testosteronun LH ve FSH ile birlikte ölçülmesi, gecikmenin testisten mi yoksa hipofiz ve hipotalamustan mı kaynaklandığını ayırmaya yardımcı olur. Sık görülen neden, aile öyküsüyle ilişkili olabilen ve kendiliğinden düzelen yapısal ergenlik gecikmesidir. Klinefelter sendromu, Kallmann sendromu, hipofiz sorunları ya da kronik hastalıklar da ergenliğin gecikmesine neden olabilir. Tek bir ölçüm yapısal gecikme ile kalıcı hormon eksikliğini her zaman ayıramadığı için çocuk bir süre izlenir ve gerekirse ek testler yapılır. Kız çocuklarında ise testosteron, ergenlik ve adet sorunlarına erkeklik hormonu fazlalığı bulguları eşlik ettiğinde değerlendirilir.
15

Testosteron Tek Başına Tanı Koydurur mu?

Testosteron sonucu tek başına tanı koydurmaz. Hormonun düzeyi gün içinde dalgalanır ve SHBG, ilaçlar, kilo, uyku ve eşlik eden hastalıklardan etkilenir. Testosteron düşüklüğü ya da yüksekliğinden söz edebilmek için sonucun belirtilerle, muayene bulgularıyla, tekrar ölçümle ve LH, FSH, prolaktin, SHBG gibi tamamlayıcı testlerle uyumlu olması gerekir. Normal aralıkta bir sonuç da her zaman sorun olmadığı anlamına gelmez, çünkü serbest testosteron veya hipofiz hormonları farklı bir tablo gösterebilir. Tüm bulgular hekim tarafından bir arada değerlendirilerek bir sonuca varılır.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.