Bakır, vücudun çok az miktarda ihtiyaç duyduğu ama pek çok temel enzimin çalışması için vazgeçilmez olan bir eser elementtir. Seruloplazmin ise karaciğerde yapılan ve kandaki bakırın büyük kısmını taşıyan bir proteindir. Bu iki değer birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu için çoğu zaman aynı anda istenir ve gerektiğinde gün boyu toplanan idrarda bakır ölçümüyle tamamlanır. Sonuçlar özellikle bakırın vücutta biriktiği Wilson hastalığı ile bakır eksikliğine bağlı kan ve sinir sistemi sorunlarının araştırılmasında yol gösterir. Ancak iltihap, gebelik ve hormon kullanımı gibi pek çok durum bu değerleri değiştirebildiğinden testler tek başına değil, klinik tabloyla birlikte yorumlanır.
Seruloplazmin ve Bakır Nedir, Vücutta Hangi Görevleri Üstlenir?
Bakır, besinlerle alınan ve ince bağırsaktan emilen bir eser elementtir. Hücrelerde enerji üretiminde görev alan enzimlerin, demirin vücutta kullanılabilir hale gelmesini sağlayan enzimlerin, bağ dokusuna sağlamlık veren kolajen ve elastin liflerinin yapımında rol oynayan enzimlerin yapısında yer alır. Sinir sisteminde bazı ileti maddelerinin üretimi ve sinir liflerini saran kılıfın korunması da bakıra bağımlıdır. Deri ve saça rengini veren pigmentin (melanin) yapımı da bakır içeren bir enzim sayesinde gerçekleşir. Bağırsaktan emilen bakır karaciğere ulaşır; karaciğer hücreleri bu bakırı seruloplazmin adlı proteine yükleyerek kana verir, fazlasını ise safrayla bağırsağa atar. Böylece kandaki bakırın büyük kısmı seruloplazmine bağlı olarak taşınır, yalnızca küçük bir bölümü proteine sıkıca bağlı olmayan serbest bakır olarak dolaşır. Seruloplazmin yalnızca bir taşıyıcı değil, aynı zamanda demiri taşınmaya hazır hale getiren bir enzimdir (ferroksidaz) ve iltihap sırasında kandaki düzeyi artan akut faz proteinleri arasında yer alır. Kısacası bakır ölçülen elementin kendisini, seruloplazmin ise bu elementi taşıyan ve işleyen proteini gösterir; bu nedenle ikisi birbirinin yerine geçmez, birbirini tamamlar.
Seruloplazmin ve Bakır Testleri Hangi Durumlarda İstenir?
Bu testlerin en sık istenme nedeni Wilson hastalığı şüphesidir. Başka bir nedenle açıklanamayan karaciğer enzim yüksekliği, özellikle genç kişilerde görülen karaciğer yağlanması ya da ani gelişen karaciğer yetmezliği bu şüpheyi doğurabilir. Titreme, konuşmada bozulma, yutma güçlüğü ve istemsiz hareketler gibi sinir sistemi bulguları ile açıklanamayan davranış ve ruh hali değişiklikleri de testlerin istenmesine yol açabilir. Göz muayenesinde saydam tabakanın kenarında kahverengi ya da yeşilimsi bir halka fark edilmesi bakır metabolizmasının araştırılmasını gerektirir. Ailesinde Wilson hastalığı bulunan kişilerde, özellikle kardeşlerde, belirti olmasa da tarama amacıyla bu testlere başvurulur. Öte yandan bakır eksikliğinden şüphelenildiğinde de aynı testler kullanılır; demir eksikliği giderildiği halde düzelmeyen kansızlık, beyaz küre düşüklüğü ve yürüme ile denge bozukluğu bu duruma işaret edebilir. Obezite cerrahisi geçirmiş, uzun süredir damardan beslenen, emilim bozukluğu olan ya da uzun süre yüksek miktarda çinko almış kişilerde de bakır durumu değerlendirilebilir. Bebeklerde saç yapısı bozukluğu, gelişme geriliği ve kas gevşekliği gibi bulgular Menkes hastalığı şüphesiyle bu testlerin istenmesine neden olabilir.
Seruloplazmin ve Bakır Testleri Nasıl Yapılır, Hazırlık Gerekir mi?
Seruloplazmin ve serum bakırı genellikle koldaki bir damardan alınan kan örneğinde ölçülür. Bakır çevrede ve pek çok malzemede bulunan bir element olduğu için bakır ölçümünde metal içermeyen, eser element çalışmaya uygun özel tüpler tercih edilir. Örnek alınırken tüpün kapağının ve iç yüzeyinin temas yoluyla kirlenmemesine dikkat edilir; bu tür kirlenme (kontaminasyon) sonucu yanlış biçimde yüksek gösterebilir. Kan hücrelerinin parçalanması (hemoliz) da ölçümü etkileyebildiğinden örneğin özenle alınması ve laboratuvara bekletilmeden ulaştırılması önemlidir. Çoğu laboratuvarda bu testler için aç kalmak şart değildir, ancak başka testlerle birlikte çalışılacaksa sabah aç karnına örnek istenebilir. Hormon içeren doğum kontrol yöntemleri, hormon ilaçları ve çinko ya da bakır içeren ürünler sonucu etkileyebileceği için örnek öncesinde bildirilmelidir. Yakın zamanda geçirilen bir enfeksiyon ya da ameliyat seruloplazmini geçici olarak yükseltebileceğinden bu bilgi de önemlidir. Wilson hastalığı araştırılıyorsa kan testlerine ek olarak gün boyu toplanan idrarda bakır ölçümü de istenebilir.
Yirmi Dört Saatlik İdrarda Bakır Ölçümü Neden İstenir?
Wilson hastalığında karaciğer bakırı safrayla atamadığı ve seruloplazmine yükleyemediği için kanda serbest bakır artar ve bu fazla bakır böbrekler yoluyla idrara geçer. Bu nedenle gün boyu toplanan idrarda bakır atılımının artmış olması Wilson hastalığı değerlendirmesinde önemli bir destekleyici bulgudur. İdrarla bakır atılımı gün içinde dalgalandığı için tek seferlik idrar örneği yeterli bilgi vermez ve bütün gün boyunca toplanan idrar tercih edilir. Toplama işlemi laboratuvardan temin edilen, metal içermeyen özel bir kapla yapılır; farklı kaplara idrar yapıp aktarmak kirlenme riskini artırır. Toplamaya başlanan sabah ilk idrar tuvalete yapılır ve başlangıç zamanı not edilir, ardından gün boyunca ve gece boyunca yapılan tüm idrarlar kaba eklenir, ertesi sabah aynı zamanda yapılan idrar da toplamaya dahil edilir. Kap toplama süresince serin bir yerde, tercihen buzdolabında saklanır. Tek bir idrarın bile kaba eklenmemesi toplam atılımın olduğundan düşük görünmesine yol açabilir ve bu durum yanıltıcı olabilir. Laboratuvar toplamanın eksiksiz olup olmadığını anlamak için aynı idrarda başka bir madde düzeyine de bakabilir. Bu ölçüm, ağır karaciğer hasarı ve safra akımı bozukluklarında da bir miktar artabildiği için diğer testlerle birlikte yorumlanır.
Seruloplazmin ve Bakır Sonuçları Nasıl Değerlendirilir?
Seruloplazmin ve bakır için referans aralıkları kişinin yaşına, cinsiyetine, gebelik durumuna ve laboratuvarın kullandığı yönteme göre farklılık gösterir; bu nedenle sonuç raporda yazan aralıkla karşılaştırılır. Yenidoğan ve erken süt çocukluğu döneminde seruloplazmin fizyolojik olarak düşüktür ve bu dönemdeki değerler yetişkin aralığıyla yorumlanmaz. Seruloplazmin ile serum bakırı çoğunlukla aynı yönde hareket eder, çünkü kandaki bakırın büyük kısmı bu proteine bağlıdır. Serum bakırı ve seruloplazmin birlikte ölçüldüğünde, proteine bağlı olmayan serbest bakırın yaklaşık miktarı hesaplanabilir ve bu değer Wilson hastalığı değerlendirmesine katkı sağlar. Düşük seruloplazmin ve düşük serum bakırı hem Wilson hastalığında hem de bakır eksikliğinde görülebildiği için ayrımda gün boyu toplanan idrardaki bakır yol gösterir; Wilson hastalığında idrar bakırı genellikle artmışken bakır eksikliğinde düşük bulunur. Sonuçlar karaciğer testleri, kan sayımı ve kişinin belirtileriyle birlikte ele alınır. Hafif sapmalar iltihap, hormon kullanımı ya da örnek alma koşullarından kaynaklanabileceği için gerektiğinde test tekrarlanır. Değerlerin anlamı ancak klinik tablo ile birlikte hekim tarafından bütüncül biçimde yorumlandığında netlik kazanır.
Seruloplazmin Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?
Seruloplazmin düşüklüğünün en çok akla gelen nedeni Wilson hastalığıdır; bu hastalıkta karaciğer bakırı proteine yükleyemez ve bakırsız kalan seruloplazmin kanda hızla yıkılır. Menkes hastalığında sorun bağırsaktan bakır emilimindedir; çoğunlukla erkek bebeklerde görülen bu kalıtsal hastalıkta hem bakır hem seruloplazmin düşük bulunur. Beslenme, emilim bozukluğu ya da fazla çinko alımına bağlı bakır eksikliğinde de karaciğer yeterli bakır bulamadığı için seruloplazmin düzeyi azalır. Ağır karaciğer yetmezliğinde karaciğerin protein yapım kapasitesi düştüğü için seruloplazmin de diğer karaciğer proteinleri gibi azalabilir. İdrarla protein kaybettiren böbrek hastalıkları ve bağırsaktan protein kaybına yol açan hastalıklarda seruloplazmin vücuttan kaybedilerek düşebilir. Ağır yetersiz beslenmede de protein yapımı azaldığından düşük değerler görülebilir. Çok nadir görülen kalıtsal aseruloplazminemide seruloplazmin neredeyse hiç yapılmaz; bu durumda sorun bakır birikimi değil, beyin, karaciğer ve pankreasta demir birikimidir. Wilson hastalığı açısından tek bir geni taşıyan sağlıklı kişilerde de seruloplazmin hafifçe düşük bulunabilir, bu yüzden düşük değer tek başına hastalık anlamına gelmez.
Seruloplazmin Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Seruloplazmin bir akut faz proteini olduğu için vücutta iltihap, enfeksiyon ya da doku hasarı olduğunda karaciğer tarafından daha fazla üretilir. Bu nedenle yüksek seruloplazmin çoğu zaman belirli bir hastalığa özgü değildir ve genel bir yanıtın parçası olarak ortaya çıkar. Gebelik döneminde, özellikle gebeliğin ilerleyen aylarında, artan hormon düzeylerine bağlı olarak seruloplazmin belirgin biçimde yükselir. Hormon içeren doğum kontrol yöntemleri ve hormon ilaçları da karaciğerde seruloplazmin yapımını artırarak benzer bir yükselmeye neden olabilir. Bazı kanser türlerinde ve safra akımının bozulduğu karaciğer hastalıklarında da yüksek değerler görülebilir. Seruloplazmin yüksekliğinin klinik açıdan en önemli yönü, Wilson hastalığında düşük olması beklenen değeri yanıltıcı biçimde normal aralıkta gösterebilmesidir. Wilson hastalığı olan bir kişide eşlik eden karaciğer iltihabı, gebelik ya da hormon kullanımı seruloplazmini yukarı çekebilir. Ayrıca bazı ölçüm yöntemleri bakır taşımayan işlevsiz seruloplazmini de saydığı için sonuç olduğundan yüksek görünebilir. Bu nedenle Wilson hastalığı şüphesi güçlü olan kişilerde normal ya da yüksek seruloplazmin araştırmanın sonlandırılması için yeterli sayılmaz.
Bakır Yüksekliğine Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Wilson hastalığı bakırın vücutta biriktiği temel kalıtsal hastalık olsa da bu birikim esas olarak karaciğer, beyin ve göz gibi dokularda gerçekleşir. Kandaki toplam bakır ise Wilson hastalığında değişkendir; seruloplazmine bağlı bakır azaldığı için çoğu zaman düşük ya da normal bulunur. Ani karaciğer yetmezliği ile başvuran Wilson hastalarında ise hasar gören karaciğer hücrelerinden kana bakır salındığı için serum bakırı yüksek olabilir. Safra akımının bozulduğu durumlarda ve safra yollarını etkileyen uzun süreli karaciğer hastalıklarında bakır safrayla atılamadığı için hem kanda hem karaciğerde artabilir. Bakır işleme ya da bakır içeren bitki koruma ürünleriyle çalışma gibi mesleki temaslar ve bakır oranı yüksek içme suyu dışarıdan bakır yüküne yol açabilir. Gebelik, hormon içeren doğum kontrol yöntemleri ve hormon ilaçları seruloplazmini artırdığı için ona bağlı taşınan bakırı da yükseltir. İltihap ve enfeksiyonlarda da aynı mekanizmayla serum bakırı artabilir. Örneğin uygun olmayan tüpe alınması ya da temas yoluyla kirlenmesi de gerçekte olmayan bir yükseklik görüntüsü oluşturabilir. Bu yüzden yüksek bakır değeri, seruloplazmin ve kişinin genel durumu göz önüne alınarak değerlendirilir.
Bakır Düşüklüğüne Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Uzun süre yüksek miktarda çinko alınması bakır eksikliğinin iyi bilinen nedenlerinden biridir; fazla çinko bağırsak hücrelerinde bakırı tutan bir proteinin yapımını artırır ve bakır dışkıyla atılır. Obezite cerrahisi ve mide ameliyatları sonrasında bakırın emilim bölgesi devre dışı kalabildiği için eksiklik yıllar içinde sinsi biçimde gelişebilir. Çölyak hastalığı, iltihabi bağırsak hastalıkları ve diğer emilim bozukluklarında da bakır yeterince emilemeyebilir. Uzun süre damardan beslenen kişilerde beslenme karışımındaki eser elementler yetersiz kalırsa bakır düzeyi düşebilir. Menkes hastalığında bakır bağırsaktan emilse de dokulara taşınamadığı için kan bakırı düşük bulunur. İdrarla ya da bağırsaktan protein kaybına yol açan hastalıklarda seruloplazminle birlikte bakır da kaybedilir. Bakır eksikliği demirin kullanılamamasına bağlı kansızlığa ve beyaz küre düşüklüğüne yol açabilir. Omuriliğin arka bölümünün etkilenmesine bağlı olarak ayaklarda uyuşma, yürüme güçlüğü ve denge bozukluğu gelişebilir; bu tablo bir vitamin eksikliğine bağlı omurilik tutulumuna çok benzeyebilir. Belirtiler yavaş ilerlediği için açıklanamayan kan ve sinir sistemi bulgularında bakır eksikliğinin de düşünülmesi önemlidir.
Wilson Hastalığı Şüphesinde Bu Testler Nasıl Birlikte Yorumlanır?
Wilson hastalığı, karaciğerin bakırı safraya atmasını ve seruloplazmine yüklemesini sağlayan taşıyıcıyı etkileyen kalıtsal bir hastalıktır. Karaciğerde biriken bakır açıklanamayan enzim yüksekliği, yağlanma, uzun süreli karaciğer hasarı ya da ani karaciğer yetmezliği şeklinde kendini gösterebilir. Bakır beyne ulaştığında titreme, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü, kaslarda katılık ve istemsiz hareketler gibi sinir sistemi bulguları ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde ilk belirti depresyon, kişilik değişikliği ya da okul ve iş performansında düşme gibi psikiyatrik yakınmalardır. Gözün saydam tabakasının kenarında biriken bakır, Kayser-Fleischer halkası adı verilen kahverengi ya da yeşilimsi bir halka oluşturur ve bu bulgu göz hastalıkları muayenesinde yarık lamba ile araştırılır. Hastalığın değerlendirilmesinde tek bir test yeterli olmaz; seruloplazmin, gün boyu toplanan idrarda bakır, göz muayenesi, gerektiğinde karaciğer dokusunda bakır ölçümü ve genetik test birlikte ele alınır. Bu bulguların her biri farklı ağırlıkla değerlendirilir ve bazı durumlarda puanlama sistemlerinden yararlanılır. Tanısı konmuş bir kişinin kardeşleri, belirti olmasa bile taramaya alınır. Sonuçların bu bütünlük içinde yorumlanması ve ek incelemelerin planlanması, ilgili dalların hekimleri tarafından yürütülür.
Seruloplazmin ve Bakır Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Gebelik, hormon içeren doğum kontrol yöntemleri ve hormon ilaçları seruloplazmin ile serum bakırını yükselten en yaygın etkenlerdendir. Enfeksiyon, iltihabi hastalıklar, ameliyat ve doku hasarı akut faz yanıtı nedeniyle her iki değeri de geçici olarak artırabilir. Yaş önemlidir; yenidoğan döneminde seruloplazmin fizyolojik olarak düşüktür ve çocukluk boyunca yetişkin düzeyine doğru değişir. Örnek alma koşulları da belirleyicidir; uygun olmayan tüp kullanımı, temas yoluyla kirlenme ve hemoliz bakır sonucunu bozabilir. Günlük idrar ölçümünde eksik toplama sonucu olduğundan düşük gösterebilirken metal içeren kaplar kullanılması yükseklik görüntüsü yaratabilir. Laboratuvarın seruloplazmini ölçerken kullandığı yöntem, bakır taşımayan işlevsiz proteini de sayıp saymamasına göre sonucu etkileyebilir. Karaciğerin protein yapım kapasitesi, böbrek ya da bağırsak yoluyla protein kaybı ve beslenme durumu seruloplazmini aşağı çekebilir. Uzun süre çinko ya da bakır içeren ürünlerin kullanılması da değerleri değiştirebileceği için örnek öncesinde bildirilmelidir. Bu etkenler göz önüne alınmadan yapılan yorum yanıltıcı olabileceğinden, şüpheli sonuçlarda koşullar düzeltilerek test tekrarlanabilir.
Sonuçlarla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
Başvurulacak bölüm, testlerin hangi yakınma ya da bulgu nedeniyle istendiğine göre değişir. Açıklanamayan karaciğer enzim yüksekliği, yağlanma ya da karaciğer yetmezliği bulguları olan kişiler gastroenteroloji ya da hepatoloji bölümünde değerlendirilir. Titreme, konuşma bozukluğu, hareket bozuklukları ya da yürüme ve denge sorunları ön plandaysa nöroloji bölümü sürece dahil olur. Kayser-Fleischer halkasının araştırılması için göz hastalıkları bölümünde yarık lamba muayenesi yapılır. Çocuklarda karaciğer bulgularıyla ortaya çıkan bakır metabolizması sorunları çocuk gastroenterolojisi bölümünde ele alınır. Ailede Wilson hastalığı bulunan kişilerin taranması, genetik testin planlanması ve kalıtım konusunda bilgilendirme için tıbbi genetik bölümüne yönlendirme yapılabilir. Bakır eksikliği düşünülen kişilerde altta yatan emilim sorunu ya da cerrahi geçmiş araştırılır. Süreç genellikle kan ve idrar testlerinin tekrarlanması, göz muayenesi ve gerekli görüldüğünde karaciğer dokusu ile genetik incelemelerle ilerler. Bu adımların sırası ve kapsamı, bulguları değerlendiren hekim tarafından kişiye göre belirlenir.