Retikülosit, kemik iliğinden kana yeni çıkmış ve henüz tam olgunlaşmamış genç alyuvardır. Kandaki retikülosit miktarı, kemik iliğinin o dönemde ne hızda alyuvar ürettiğini yansıtır. Bu nedenle test, kansızlık (anemi) saptanan kişilerde sorunun alyuvar yapımındaki yetersizlikten mi yoksa alyuvarların yıkımından ya da kaybından mı kaynaklandığını ayırmada yardımcı olur. Retikülosit sayımı ayrıca kanama sonrasında, eksiklik giderilirken ya da kemik iliğini etkileyen tedavilerden sonra iliğin toparlanıp toparlanmadığını izlemek için de kullanılır. Sonuç, hemogram başta olmak üzere diğer kan testleri ve kişinin klinik durumuyla birlikte yorumlanır.
Retikülosit Nedir ve Kemik İliğinde Nasıl Oluşur?
Alyuvarlar (eritrosit) kemik iliğinde çekirdekli öncü hücrelerden başlayan bir olgunlaşma sürecinin sonunda oluşur. Bu süreçte hücre giderek daha fazla hemoglobin biriktirir ve belirli bir aşamada çekirdeğini dışarı atar. Çekirdeğini kaybetmiş ancak içinde hâlâ RNA kalıntısı taşıyan bu genç hücreye retikülosit adı verilir. Retikülosit kemik iliğinde kısa bir süre daha olgunlaştıktan sonra dolaşıma geçer. Kana çıktıktan sonra da kısa süre içinde kalan RNA'sını kaybeder ve olgun alyuvara dönüşür. Retikülositin adı, özel boyalarla boyandığında içindeki RNA kalıntısının ağ benzeri bir görüntü oluşturmasından gelir. Kandaki retikülositler sürekli yenilendiği için sayıları, kemik iliğinin alyuvar üretim hızını yansıtan pratik bir göstergedir. Kemik iliği ihtiyaca göre üretimini artırdığında kanda daha fazla retikülosit görülür, üretim yavaşladığında ise sayı azalır. Böylece test, kemik iliğine doğrudan örnek almadan iliğin işleyişi hakkında önemli bir fikir verir.
Retikülosit Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Retikülosit testi en sık, hemogramda kansızlık saptandığında bu kansızlığın nedenini ayırmak için istenir. Alyuvarların vücutta normalden hızlı yıkıldığı hemoliz şüphesinde, kemik iliğinin bu kayba yanıt verip vermediğini görmek amacıyla bakılır. Belirgin bir kanama sonrasında kemik iliğinin kaybı telafi etmek için üretimi artırıp artırmadığı da retikülosit sayımıyla izlenebilir. Birden fazla kan hücresinin azaldığı durumlarda kemik iliği yetmezliği şüphesi varsa test değerlendirmenin bir parçasıdır. Demir, B12 ya da folat eksikliği nedeniyle gelişen kansızlıkta eksiklik giderilirken kemik iliğinin yanıtı retikülositle takip edilir. Kemoterapi, ışın tedavisi ve kemik iliği nakli sonrasında iliğin yeniden çalışmaya başladığının göstergelerinden biri olarak izlenir. Kronik böbrek hastalığı olan kişilerde görülen kansızlığın değerlendirilmesinde de retikülosit sayımından yararlanılır. Ayrıca kan yapımını uyaran ilaç gruplarıyla izlenen hastalarda kemik iliğinin yanıtını görmek için tekrarlanabilir.
Retikülosit Testi Nasıl Yapılır ve Öncesinde Hazırlık Gerekir mi?
Test için koldaki toplardamardan kan örneği alınır ve örnek, pıhtılaşmayı önleyen EDTA içeren mor kapaklı tüpe konur. Retikülosit sayımı için açlık ya da özel bir hazırlık gerekmez. Geçmişte retikülositler yeni metilen mavisi gibi özel bir boyayla boyanıp mikroskop altında elle sayılırdı. Günümüzde sayım çoğunlukla RNA'ya bağlanan floresan boyalar kullanan otomatik cihazlarda yapılır ve bu yöntem çok daha fazla hücreyi değerlendirdiği için daha tutarlı sonuç verir. Bazı gelişmiş hemogram cihazları retikülositi hemogramla aynı anda ölçebilir, ancak çoğu laboratuvarda test ayrıca istenmelidir. Örnek alındıktan sonra tüpte bekledikçe retikülositler olgunlaşmayı sürdürebilir ve sayım değişebilir. Bu nedenle örneğin laboratuvara gecikmeden ulaştırılması ve bekletilmeden çalışılması önemlidir. Son dönemde yapılan kan nakli sonucu etkileyebileceği için bu bilginin laboratuvara ya da testi isteyen ekibe iletilmesi yararlı olur.
Retikülosit Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Retikülosit sonucu laboratuvara göre yüzde, mutlak sayı ve düzeltilmiş değerler şeklinde raporlanabilir. Yüzde değeri, alyuvarların içinde retikülositlerin ne oranda yer aldığını gösterir. Kansızlık varken toplam alyuvar sayısı azaldığı için yüzde değeri olduğundan yüksek görünebilir ve yanıltıcı olabilir. Mutlak retikülosit sayısı ise birim kan hacmindeki gerçek genç alyuvar miktarını gösterdiğinden bu durumda daha anlamlıdır. Düzeltilmiş retikülosit değeri, yüzdeyi kansızlığın derecesine göre uyarlayarak kemik iliği yanıtını daha gerçekçi yansıtmayı amaçlar. Sonuç her zaman hemoglobin düzeyi, alyuvar büyüklüğünü gösteren MCV, alyuvar boyut farklılığını gösteren RDW ve periferik yayma gibi bulgularla birlikte yorumlanır. Değerlendirmede asıl soru, retikülosit sayısının kişinin kansızlık derecesine uygun bir artış gösterip göstermediğidir. Laboratuvarların referans aralıkları kullanılan cihaz ve yönteme göre farklılık gösterdiği için sonuç kendi raporundaki aralığa göre okunur.
Retikülosit Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Retikülosit yüksekliği (retikülositoz), kemik iliğinin alyuvar üretimini belirgin biçimde artırdığını gösterir. Bu artış çoğu zaman vücudun alyuvar kaybına ya da alyuvarların hızlı yıkımına verdiği güçlü bir yanıttır. Kemik iliği, dokulara yeterli oksijen taşınamadığında böbreklerden salınan eritropoietin hormonunun uyarısıyla üretimi hızlandırır. Kansızlıkla birlikte görülen yüksek retikülosit, kemik iliğinin sağlıklı çalıştığını ancak kaybın ya da yıkımın üretimi aştığını düşündürür. Kansızlık olmadan görülen hafif artışlar ise yüksek rakım ya da gebelik gibi vücudun daha fazla alyuvara ihtiyaç duyduğu durumlarla ilişkili olabilir. Yükseklik tek başına bir hastalık adı değildir, kemik iliğinin o andaki etkinliğini yansıtan bir bulgudur. Retikülosit artışına bilirubin ve LDH yüksekliği ile haptoglobin düşüklüğü eşlik ediyorsa bu tablo alyuvar yıkımı yönünde değerlendirilir. Artışın nedenini anlamak için sonuç diğer testler ve kişinin öyküsüyle birlikte ele alınır.
Retikülosit Yüksekliğine Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Retikülosit yüksekliğinin en bilinen nedeni alyuvarların dolaşımda erken yıkıldığı hemolitik kansızlıklardır. Bağışıklık sisteminin alyuvarlara karşı antikor ürettiği otoimmün hemolitik anemi bu grubun önemli örneklerinden biridir ve Coombs testiyle birlikte değerlendirilir. Kalıtsal sferositoz gibi alyuvar zarını etkileyen doğuştan hastalıklarda, G6PD enzim eksikliğinde gelişen yıkım ataklarında, orak hücre hastalığında ve talasemide de retikülosit artabilir. Belirgin bir kanamadan sonra kemik iliği kaybı telafi etmeye çalıştığında retikülosit sayısı belirli bir gecikmeyle yükselir. Demir, B12 ya da folat eksikliği giderilmeye başlandığında kemik iliğinin yeniden hızlı üretime geçmesi de geçici bir artışa neden olur. Yüksek rakımda yaşamak ya da oksijen azlığına yol açan akciğer ve kalp hastalıkları kemik iliğini uyararak retikülositi artırabilir. Gebelik ve yenidoğan dönemi, fizyolojik olarak daha yüksek değerlerin görülebildiği dönemlerdir. Kan yapımını uyaran ilaç gruplarının kullanımı ve eritropoietin salgılayan bazı tümörler de sayıyı yükseltebilir. Dalağı alınmış kişilerde genç alyuvarlar dolaşımdan daha yavaş temizlendiği için retikülosit değeri yüksek bulunabilir.
Retikülosit Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?
Retikülosit düşüklüğü (retikülositopeni), kemik iliğinin alyuvar üretiminin yavaşladığını ya da ihtiyaca yetmediğini gösterir. Kansızlığı olan bir kişide retikülositin artmaması, hatta düşük kalması, iliğin kansızlığa rağmen yeterli yanıt veremediğini düşündürür. Bu durum üretim için gerekli yapı taşlarının eksikliğinden, uyarıcı hormonun azlığından ya da kemik iliğinin kendisindeki bir sorundan kaynaklanabilir. Kansızlık olmadan görülen hafif düşüklükler her zaman bir hastalığa işaret etmez ve tekrar ölçümle değerlendirilebilir. Düşük retikülosite beyaz küre ve trombosit azlığı da eşlik ediyorsa kemik iliğinin genel işleyişinin daha ayrıntılı incelenmesi gündeme gelebilir. Böyle durumlarda periferik yayma ve gerekirse kemik iliği incelemesi değerlendirmeye eklenebilir. Düşüklük, alyuvar yıkımı ya da kan kaybı gibi nedenlerin tek başına kansızlığı açıklamadığını da gösterebilir. Sonuç, kansızlığın tipi ve eşlik eden diğer bulgularla birlikte anlam kazanır.
Retikülosit Düşüklüğüne Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Demir, B12 ve folat eksikliği henüz giderilmemişse kemik iliği yeterli alyuvar üretemez ve retikülosit düşük kalır. Kronik böbrek hastalığında böbreklerin eritropoietin hormonunu yeterince üretememesi kemik iliğinin uyarılmasını azaltır. Uzun süren iltihaplı ya da kronik hastalıklarda görülen kronik hastalık kansızlığında demirin kullanımı bozulduğu için üretim de yavaşlar. Kemik iliğindeki kan yapıcı hücrelerin azaldığı aplastik anemide retikülosit belirgin biçimde düşer. Yalnızca alyuvar öncülerinin etkilendiği saf alyuvar aplazisi de retikülosit düşüklüğünün nedenlerindendir. Lösemi, lenfoma ya da başka organlardan yayılan tümörlerin kemik iliğini doldurduğu infiltrasyon durumlarında normal kan yapımı baskılanır. Kemoterapi ve ışın tedavisi kemik iliğindeki hızlı bölünen hücreleri etkilediği için geçici düşüklüğe yol açar. Parvovirüs B19 gibi bazı viral enfeksiyonlar alyuvar öncülerini geçici olarak durdurabilir ve bu etki özellikle kalıtsal hemolitik kansızlığı olan kişilerde ağır seyredebilir. Aşırı alkol kullanımı ve tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi) da kemik iliği üretimini yavaşlatabilen durumlar arasındadır.
Retikülosit Sayımı Kansızlığın Üretim Kaynaklı mı Yıkım Kaynaklı mı Olduğunu Nasıl Ayırt Eder?
Kansızlık temelde iki yoldan gelişir: ya kemik iliği yeterli alyuvar üretemez ya da üretilen alyuvarlar yıkılır veya kaybedilir. Retikülosit sayımı bu iki yolu ayırmada ilk basamaklardan biridir. Kansızlıkla birlikte retikülosit yüksekse kemik iliği çalışıyor ancak alyuvarlar yıkım ya da kanama yoluyla kaybediliyor demektir. Bu tabloya hiperproliferatif ya da rejeneratif kansızlık adı verilir ve hemolitik kansızlıklar ile kanama sonrası durumlar bu gruptadır. Kansızlığa rağmen retikülosit düşük ya da beklenenden az artmışsa sorun üretim tarafındadır. Bu tablo hipoproliferatif ya da arejeneratif kansızlık olarak adlandırılır ve eksiklik kansızlıkları, böbrek hastalığı ile kemik iliği yetmezlikleri bu grupta yer alır. Ayrım yapıldıktan sonra MCV ile alyuvar büyüklüğüne bakılarak olası nedenler daha da daraltılır. Bazı durumlarda iki mekanizma bir arada bulunabilir, örneğin kronik kan kaybı zamanla demir eksikliğine yol açarak retikülositin beklenen artışını engelleyebilir. Bu nedenle ayrım tek bir değere değil, tüm bulguların birlikte değerlendirilmesine dayanır.
Retikülosit Üretim İndeksi (RPI) Neyi İfade Eder?
Retikülosit üretim indeksi (RPI), kemik iliği yanıtının kansızlığın derecesine göre yeterli olup olmadığını daha doğru değerlendirmeyi amaçlayan bir hesaplamadır. Yalnızca yüzde değerine bakıldığında kansızlık ilerledikçe sonuç olduğundan yüksek görünebilir. RPI bu yanılgıyı azaltmak için önce retikülosit değerini kişinin kansızlık derecesine göre düzeltir. Ardından genç hücrelerin kanda geçirdiği süreyi de hesaba katar. Kansızlık ağırlaştığında kemik iliği retikülositleri daha erken kana saldığı için bu hücreler dolaşımda olağandan uzun süre retikülosit olarak kalır. Bu uzama hesaba katılmazsa kemik iliğinin üretimi gerçekte olduğundan fazla sanılabilir. RPI'nin yüksek çıkması iliğin kansızlığa uygun biçimde yanıt verdiğini, düşük çıkması ise yanıtın yetersiz kaldığını düşündürür. Hesaplamada kullanılan değerler laboratuvar raporunda yer alır ve yorum klinik tabloyla birlikte yapılır. Bazı laboratuvarlar bu indeksi raporda doğrudan verirken bazılarında değerlendirmeyi yapan ekip tarafından hesaplanır.
İmmatür Retikülosit Fraksiyonu (IRF) Hangi Bilgiyi Sağlar?
İmmatür retikülosit fraksiyonu (IRF), tüm retikülositler içinde en genç olanların oranını gösteren ve otomatik cihazlarla ölçülen bir parametredir. En genç retikülositler daha fazla RNA taşıdığı için floresan boyayla daha güçlü sinyal verir ve bu özellik sayesinde ayırt edilir. Kemik iliği üretimi artmaya başladığında toplam retikülosit sayısı yükselmeden önce IRF artabilir. Bu nedenle IRF, kemik iliği yanıtının çok erken bir işareti olarak kabul edilir. Kemoterapi ve kemik iliği nakli sonrasında IRF'nin yükselmesi, iliğin toparlanmaya başladığının ilk belirtilerinden biri olabilir. Hemoliz ya da kanama gibi durumlarda IRF genellikle retikülosit sayısıyla birlikte artarken, üretim sorunlarında düşük kalma eğilimindedir ve bu fark iki durumu ayırmaya yardımcı olur. Aynı cihazlarla ölçülen retikülosit hemoglobin içeriği (CHr ya da Ret-He) ise son günlerde kemik iliğine ulaşan demirin yeterli olup olmadığını yansıtır. Bu parametre, iltihap varlığında ferritinin yanıltıcı olabildiği durumlarda demir eksikliğinin erken fark edilmesine katkı sağlayabilir. Her laboratuvar bu ileri parametreleri raporlamaz, sonuçlar cihaz ve yönteme göre farklılık gösterebilir.
Retikülosit Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur ve Süreç Nasıl İlerler?
Retikülosit sonucu genellikle kansızlık araştırılırken çıkar ve değerlendirme çoğu zaman dahiliye bölümünde başlar. Hemolitik kansızlık, kemik iliği yetmezliği ya da nedeni açıklanamayan kan hücresi değişiklikleri düşünüldüğünde hematoloji bölümü süreci üstlenir. Çocuklarda ve yenidoğanlarda benzer durumlar çocuk hematolojisi bölümünde ele alınır. Böbrek hastalığıyla ilişkili kansızlıkta nefroloji bölümü değerlendirmede önemli rol oynar. Kemoterapi, ışın tedavisi ya da kemik iliği nakli sürecindeki kişilerde retikülosit takibi onkoloji ve hematoloji ekiplerince yürütülür. Süreç çoğunlukla hemogram, periferik yayma ve demir, B12, folat gibi testlerin sonuçlarının birlikte incelenmesiyle ilerler. Gerekli görüldüğünde hemoliz göstergeleri, Coombs testi, G6PD ya da eritropoietin düzeyi gibi ek testler istenebilir. Nedeni açıklanamayan ya da birden fazla hücre dizisini etkileyen durumlarda kemik iliği incelemesi gündeme gelebilir. Başvuruda daha önceki kan testi sonuçlarının, kullanılan ilaçların ve yakın zamandaki kan nakillerinin bildirilmesi değerlendirmeyi kolaylaştırır.