Biyokimya Kütüphanesi

Mikroarray ve Tüm Ekzom (NGS) Analizi

Genetik incelemeler, kalıtsal bir hastalıktan kuşkulanıldığında ya da nedeni açıklanamayan bir gelişim sorunu bulunduğunda başvurulan laboratuvar yöntemleridir. Bu yöntemlerin her biri genetik bilgiyi farklı bir büyüteçle inceler; kimi kromozomların bütününe bakar, kimi ise tek tek harflere iner. Mikroarray analizi ile tüm ekzom analizi, bu büyüteçlerin birbirini tamamlayan iki basamağını oluşturur. Hangi kişide hangi yöntemin seçileceği, klinik bulgulara ve aile öyküsüne göre tıbbi genetik uzmanı tarafından planlanır. Bu sayfada iki yöntemin neyi gösterdiği, hangi durumlarda istendiği, sonucun nasıl yorumlandığı ve hangi değişiklikleri saptayamadığı sade bir dille anlatılmaktadır.

Mikroarray ve Tüm Ekzom (NGS) Analizi Nedir, Genetik Bilgiyi Hangi Düzeyde İnceler?

Kalıtsal bilgi, hücre çekirdeğinde kromozomlar içinde paketlenmiş DNA üzerinde taşınır. Karyotip analizi bu kromozomları mikroskop altında bütün olarak görüntüler ve kromozomların sayısı ile genel yapısı hakkında bilgi verir. Mikroarray analizi ise kromozomların üzerindeki parçaları çok daha ince bir ayrımla tarar; mikroskopla fark edilemeyecek kadar küçük kayıpları ve kazançları, yani kopya sayısı değişikliklerini ortaya koyar. Tüm ekzom analizi bambaşka bir düzeyde çalışır ve genlerin protein üretimini yönlendiren kodlayıcı bölgelerini harf harf okuyarak tek harflik değişiklikleri arar. Bu üç yöntem aynı sorunun farklı ölçeklerdeki yanıtlarını verir ve birbirinin yerine geçmez. Kromozomun tamamını ilgilendiren bir sorun harf düzeyindeki bir incelemede gözden kaçabileceği gibi, tek harflik bir değişiklik de kromozomlara bakan bir yöntemle görünmez kalır. Bu nedenle hangi büyütecin kullanılacağı, kişideki bulguların hangi ölçeği düşündürdüğüne göre belirlenir.

Mikroarray Analizi ile Karyotip Analizi Arasındaki Fark Nedir?

İki yöntem arasındaki temel ayrım çözünürlük, yani ayrıntıyı görebilme gücüdür. Karyotip analizi kromozomları boyayarak mikroskopta değerlendirdiği için ancak belirli bir büyüklüğün üzerindeki kayıp, fazlalık ve yapısal değişiklikleri gösterebilir. Mikroarray analizi ise kromozom parçalarını doğrudan ölçtüğü için, mikroskobun ayırt edemeyeceği kadar küçük kayıp ve kazançları saptayabilir. Buna karşılık mikroarray, kromozom parçalarının yer değiştirdiği ancak toplam madde miktarının değişmediği dengeli yeniden düzenlenmeleri göremez; bu tür değişiklikler karyotip analizinin güçlü olduğu alandır. Dolayısıyla mikroarray, karyotipin yerini alan bir üst yöntem değil, farklı bir soruyu yanıtlayan tamamlayıcı bir incelemedir. Karyotip analizi normal bulunmuş olsa bile klinik tablo sürüyorsa mikroarray istenmesi anlamlı olabilir. Karyotip analizinin ayrıntıları kütüphanedeki ilgili sayfada ayrıca ele alınmaktadır.

Mikroarray Analizi Hangi Durumlarda İstenir?

Mikroarray analizi en sık, nedeni açıklanamayan gelişim geriliği ve zekâ geriliği olan çocuklarda gündeme gelir. Otizm spektrum bozukluğu tanısı alan olgularda da genetik değerlendirmenin ilk basamak testlerinden biri olarak önerilmektedir. Birden çok organ sistemini ilgilendiren çoğul doğumsal anomali varlığında, bulguların ortak bir kromozomal nedene bağlı olup olmadığını araştırmak için kullanılır. Karyotip analizi normal bulunduğu hâlde klinik bulguların kromozomal bir nedeni düşündürdüğü durumlar, mikroarray için tipik bir istem gerekçesidir. Doğum öncesi dönemde ise ultrason incelemesinde yapısal bir bulgu saptanan uygun olgularda, tıbbi genetik ve perinatoloji değerlendirmesinin ardından uygulanabilir. Boy kısalığı, öğrenme güçlüğü ya da açıklanamayan nöbet gibi bulgulara başka bulguların eşlik ettiği tablolarda da istenebilir. İstem kararı her zaman kişinin muayene bulguları ve aile öyküsüyle birlikte verilir.

Tüm Ekzom (NGS) Analizi Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Tüm ekzom analizi, klinik tablonun tek bir geni değil birden çok geni işaret ettiği durumlarda öne çıkar. Belirtileri bilinen bir hastalık tanımına tam olarak oturmayan, yani adı konamamış tablolarda geniş bir tarama olanağı sağlar. İlerleyici seyir gösteren nörolojik bulgular, açıklanamayan kas güçsüzlüğü ve kalıtsal kas hastalığı kuşkusu sık istem nedenleri arasındadır. Metabolik bir hastalıktan kuşkulanılan, ancak biyokimyasal incelemelerin tabloyu tek başına açıklamadığı olgularda da tercih edilebilir. Tanı yolculuğu uzayan, birbiri ardına yapılan incelemelerden sonuç alınamayan kişilerde araştırmayı bir üst kapsama taşır. Hedefe yönelik gen panellerinin sonuçsuz kaldığı durumlar, ekzom analizinin gündeme geldiği bir diğer noktadır. Bu yöntem, mikroarrayin baktığı kopya sayısı değişikliklerini değil, harf düzeyindeki değişiklikleri araştırdığı için iki inceleme kimi olguda ardışık olarak planlanır.

Mikroarray ve Tüm Ekzom Analizi Nasıl Yapılır, Hangi Örnek Gerekir?

Her iki analizde de amaç, kişiye ait DNA'yı elde edip laboratuvar ortamında okumaktır. En sık kullanılan örnek, koldan alınan ve özel tüplere konan kan örneğidir. Kan alınamayan ya da uygun olmayan durumlarda ağız içinden alınan sürüntü örneğinden de DNA elde edilebilir. Doğum öncesi incelemelerde amniyon sıvısı ya da koryon villus örneği, bazı özel durumlarda ise doku örneği kullanılabilir. Örnek alınmadan önce aç kalmak ya da beslenme düzenini değiştirmek gerekmez; günün herhangi bir saatinde örnek verilebilir. Laboratuvarda DNA ayrıştırıldıktan sonra mikroarrayde kromozom parçalarının miktarı ölçülür, ekzom analizinde ise kodlayıcı bölgeler okunur. Elde edilen çok sayıda veri biyoinformatik yöntemlerle işlenir ve ardından uzman yorumundan geçer. Bu iki aşama nedeniyle sonucun hazırlanması, rutin kan tahlillerine göre belirgin biçimde uzun sürer.

Genetik İnceleme Basamakları Hangi Sırayla Planlanır?

Genetik inceleme, doğrudan bir test istenerek değil, basamaklı bir plan içinde yürütülür. İlk basamak her zaman ayrıntılı klinik değerlendirme, aile ağacının çıkarılması ve genetik danışmanlıktır. Bu görüşmede bulgular, aile öyküsü ve varsa önceki inceleme sonuçları bir arada ele alınır. Klinik tablo tanınan bir hastalığı güçlü biçimde düşündürüyorsa hedefe yönelik tek gen incelemesi ya da o hastalık grubunu kapsayan bir gen paneli seçilebilir. Kromozomal bir neden öncelikli düşünülüyorsa karyotip analizi, küçük kayıp ve kazançlar araştırılacaksa mikroarray planlanır. Tablo çok yönlüyse ve birden çok geni işaret ediyorsa doğrudan tüm ekzom analizine geçilmesi de söz konusu olabilir. Hangi basamağın atlanacağı ya da hangisinden başlanacağı kişiye göre değişir ve bu karar tıbbi genetik uzmanı tarafından verilir. Böyle bir sıralama, gereksiz incelemelerden kaçınmayı ve doğru sorunun doğru yöntemle sorulmasını sağlar.

Tüm Ekzom Analizi ile Tüm Genom Analizi Arasındaki Fark Nedir?

Tüm ekzom analizi, genlerin yalnızca protein kodlayan bölgelerini okur; bu bölgeler genetik bilginin görece küçük ama hastalıkla ilişkisi en yoğun kısmıdır. Tüm genom analizi ise kodlayıcı bölgelerin yanı sıra genlerin arasında ve içinde kalan, protein üretmeyen alanları da okur. Bu alanlar genlerin ne zaman ve ne ölçüde çalışacağını ayarlayan düzenleyici bölgeleri içerdiği için, kimi hastalıkların nedeni burada gizli olabilir. Genom analizi bu yönüyle daha kapsamlıdır ve ekzomun göremeyeceği bazı değişiklikleri ortaya koyabilir. Buna karşılık ortaya çıkan veri miktarı çok daha büyüktür; okunan her değişikliğin hastalıkla ilişkisini belirlemek güçleşir. Yorum zorluğu ve gereken laboratuvar kaynakları nedeniyle genom analizi, daha seçilmiş ve iyi tanımlanmış durumlarda gündeme gelir. Uygulamada çoğu olguda önce ekzom analizi yapılır, sonuç tabloyu açıklamazsa genom analizi değerlendirilir.

Tekli (Solo) ve Üçlü (Trio) Ekzom Analizi Arasındaki Fark Nedir?

Tekli, yani solo analizde yalnızca bulguları olan kişinin DNA'sı incelenir ve saptanan değişiklikler veri tabanlarındaki bilgilerle karşılaştırılır. Üçlü, yani trio analizde ise kişiyle birlikte anne ve babadan da örnek alınır ve üç kişinin verisi aynı anda değerlendirilir. Bu karşılaştırma sayesinde bir değişikliğin anne ya da babadan kalıtılıp kalıtılmadığı, yoksa ilk kez o kişide mi ortaya çıktığı ayırt edilebilir. İlk kez ortaya çıkan değişikliklerin belirlenmesi, özellikle ailede başka etkilenen birey bulunmayan tablolarda yol göstericidir. Trio yaklaşım aynı zamanda kalıtım biçimini, yani değişikliğin tek kopyada mı yoksa her iki kopyada mı etkili olduğunu çözmeyi kolaylaştırır. Anne ve babadan kalıtılmış, hastalıkla ilgisi bulunmayan sık değişikliklerin elenmesi de bu yolla hızlanır. Bu nedenlerle trio yaklaşımın tanıya ulaşma olasılığını artırdığı kabul edilir; ancak her olguda uygulanabilir olmayabilir ve seçim klinik duruma göre yapılır.

Mikroarray ve Ekzom Analizi Sonuçları Nasıl Yorumlanır?

Bu analizlerin sonucu, tek bir değer ya da normal-anormal ayrımı biçiminde verilmez. Saptanan her değişiklik, hastalıkla ilişkisi yönünden basamaklı bir sınıflamaya yerleştirilir. Bu sınıflamada bir değişiklik hastalıkla ilişkili, yani patojenik olarak; olası ilişkili olarak; klinik önemi belirsiz olarak; olası ilişkisiz olarak ya da ilişkisiz olarak bildirilebilir. Sınıflama yapılırken değişikliğin daha önce benzer bulguları olan kişilerde görülüp görülmediği, toplumda ne sıklıkta bulunduğu ve proteinin işleyişini nasıl etkilediği birlikte değerlendirilir. Raporda yer alan bir bulgunun anlam taşıması için kişinin klinik tablosuyla örtüşmesi gerekir; tabloyla bağdaşmayan bir bulgu tek başına tanı yerine geçmez. Mikroarray raporlarında ayrıca saptanan kayıp ya da kazancın hangi kromozom bölgesini kapsadığı ve bu bölgede bilinen hastalıkla ilişkili gen bulunup bulunmadığı belirtilir. Sonuç, kişiyi izleyen hekim ile tıbbi genetik uzmanının ortak değerlendirmesiyle anlam kazanır.

Klinik Önemi Belirsiz Varyant (VUS) Bildirildiğinde Ne Yapılır?

Klinik önemi belirsiz varyant, kısaca VUS olarak anılır ve hastalıkla ilişkili olduğunu ya da olmadığını söylemeye yetecek bilginin henüz bulunmadığı değişiklikleri tanımlar. Böyle bir bulgu raporlandığında ilk adım, değişikliğin ailede nasıl dağıldığını incelemektir; buna segregasyon incelemesi denir. Etkilenen aile bireylerinde bulunup etkilenmeyenlerde bulunmaması, değişikliğin klinik tabloyla ilişkisi yönünden destekleyici bir ipucu sağlar. İkinci adım, kişinin klinik bulgularının yeniden gözden geçirilmesi ve varyantın etkilediği genin bilinen hastalık tablosuyla örtüşüp örtüşmediğinin sorgulanmasıdır. Bazı durumlarda ilgili proteinin işleyişini laboratuvar ortamında sınayan işlevsel çalışmalar gündeme gelebilir. Zaman içinde bilimsel bilgi biriktikçe aynı varyant yeniden sınıflandırılabilir ve belirsiz konumundan çıkabilir. Bu süreç tamamlanmadan, yalnızca klinik önemi belirsiz bir varyanta dayanarak tedavi yönlendirmesi ya da gebelikle ilgili bir karar oluşturulmaz.

Bu Analizlerin Saptayamadığı Genetik Değişiklikler Nelerdir?

Geniş kapsamlı olmaları, bu yöntemlerin her genetik değişikliği gösterdiği anlamına gelmez. Kromozom parçalarının yer değiştirdiği ancak toplam madde miktarının korunduğu dengeli translokasyonlar ve ters dönmeler, mikroarray analizinde görünmez kalır. DNA üzerinde arka arkaya yinelenen kısa dizilerin sayıca artmasıyla ortaya çıkan tekrar dizisi genişlemeleri, bu iki yöntemle güvenilir biçimde ölçülemez ve kendine özgü incelemeler gerektirir. Hücrenin enerji üretiminden sorumlu yapılarda bulunan mitokondriyal DNA, standart ekzom kapsamının dışında kalabilir ve ayrı bir analizle araştırılır. Değişikliğin yalnızca hücrelerin küçük bir bölümünde bulunduğu düşük düzeyli mozaisizm, kullanılan örnekte yeterince temsil edilmediğinde gözden kaçabilir. Genlerin dışında kalan düzenleyici alanlardaki değişiklikler ile DNA üzerine eklenen kimyasal işaretlerin bozulmasıyla ortaya çıkan metilasyon sorunları da bu analizlerin kapsamı dışındadır. Ayrıca bazı kopya sayısı değişiklikleri, bulundukları bölgenin yapısı nedeniyle güvenilir biçimde değerlendirilemeyebilir. Bu nedenle normal bir sonuç, genetik bir nedenin bulunmadığı biçiminde okunmaz.

Sonuç Sonrasında Genetik Danışmanlık Süreci Nasıl İlerler?

Genetik danışmanlık, bu analizlerin isteğe bağlı bir eki değil, test öncesinde ve sonrasında yer alan zorunlu bir basamaktır. Test öncesi görüşmede incelemenin neyi araştırdığı, hangi sonuçların çıkabileceği ve hangi sınırlılıkların bulunduğu anlatılır; ardından bilgilendirilmiş onam alınır. Bu görüşmede kişi, aranan hastalıkla ilgisi olmayan rastlantısal bulguların kendisine bildirilip bildirilmemesi konusundaki tercihini de belirtir. Sonuç çıktığında bulgu, kişinin klinik tablosu ve aile öyküsüyle birlikte açıklanır; raporda geçen terimlerin gündelik karşılıkları anlatılır. Saptanan bir değişiklik yalnızca incelenen kişiyi değil, kardeşleri ve diğer aile bireylerini de ilgilendirebileceği için hangi yakınların değerlendirilmesinin yararlı olacağı bu aşamada konuşulur. Çocuklarda erişkin yaşta ortaya çıkabilecek hastalıklara ilişkin bulguların bildirilmesinde, çocuğun ileride kendi adına karar verme hakkını gözeten etik ilkeler dikkate alınır. Analiz verileri kişisel sağlık verisi olarak korunur, saklanması ve paylaşımı ilgili mevzuata göre yürütülür. Gerektiğinde ileri inceleme planı ya da izlem önerileri de bu görüşmede oluşturulur.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Mikroarray ve Tüm Ekzom Analizi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Hayır, bu analizler için aç kalmak gerekmez. İncelenen şey kandaki besinlerle değişen bir madde değil, hücrelerde taşınan kalıtsal bilginin kendisidir. Bu bilgi öğün durumundan, uyku düzeninden ya da günün saatinden etkilenmez. Örnek günün herhangi bir saatinde verilebilir ve öncesinde özel bir hazırlık yapılması istenmez. Kullanılmakta olan ilaçların da genetik bilginin okunması üzerinde bir etkisi bulunmaz.
2

Mikroarray ve Tüm Ekzom Analizi Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Bu analizlerin sonucu, rutin kan tahlillerine göre belirgin biçimde daha uzun sürede hazırlanır. Bunun nedeni, laboratuvar aşamasının ardından çok sayıda verinin biyoinformatik yöntemlerle işlenmesi ve elenmesi gerektiğidir. Bu aşamadan sonra saptanan her değişikliğin klinik anlamı uzman tarafından tek tek değerlendirilir ve rapora dönüştürülür. Üçlü çalışılan analizlerde anne ve babaya ait verilerin karşılaştırılması da sürece eklenir. Beklenen teslim zamanı örneğin alındığı laboratuvardan öğrenilebilir.
3

Bu Analizler Mitokondriyal Hastalıkların Araştırılmasında Yeterli midir?

Tek başına yeterli olmayabilir. Hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerin kendine ait bir DNA'sı vardır ve bu DNA çekirdekteki genlerden ayrı bir yapıdır. Standart tüm ekzom analizi, kapsamı gereği mitokondriyal DNA'yı her zaman içermeyebilir. Bu nedenle mitokondriyal bir hastalıktan kuşkulanıldığında, mitokondriyal DNA'ya yönelik ayrı bir analiz planlanması gerekebilir. Öte yandan mitokondri işlevini etkileyen bazı genler çekirdekte bulunduğu için ekzom analizi yine de değerli bilgi sağlayabilir.
4

Otizm Spektrum Bozukluğunda Mikroarray Analizi Önerilir mi?

Evet, otizm spektrum bozukluğu tanısı alan olgularda mikroarray analizi genetik değerlendirmenin ilk basamak testlerinden biri olarak önerilmektedir. Bunun nedeni, bazı olgularda tabloya kromozomlardaki küçük kayıp ya da kazançların eşlik edebilmesidir. Böyle bir bulgunun saptanması, izlem planının ve aileye verilecek bilginin şekillenmesine katkı sağlar. Sonucun normal bulunması otizm tanısını değiştirmez, yalnızca aranan tipte bir değişikliğin bulunmadığını gösterir. Klinik tabloya göre ek incelemeler gündeme gelebilir.
5

Mikroarray Analizinde Anne ya da Babadan Kalıtılan, Hastalık Yapmayan Değişiklikler de Bulunur mu?

Evet, bulunabilir. Sağlıklı kişilerin kromozomlarında da hastalıkla ilişkisi bulunmayan küçük kayıp ve kazançlar yer alabilir; bunlar toplumda yaygın olarak görülür. Böyle bir bulgu raporlandığında, aynı değişikliğin anne ya da babada olup olmadığına bakılması yorumu kolaylaştırır. Değişikliğin bulguları olmayan bir ebeveynde de bulunması, genellikle klinik tabloyla ilişkisiz kabul edilmesini destekler. Bu değerlendirme, bulgunun gereksiz yere hastalık nedeni sayılmasını önler.
6

Tüm Ekzom Analizi Sonucu Normal Çıkarsa Genetik Bir Neden Bütünüyle Dışlanmış Olur mu?

Hayır, normal bir ekzom sonucu genetik nedeni bütünüyle dışlamaz. Bu analiz genlerin protein kodlayan bölgelerini inceler; bu bölgelerin dışında kalan düzenleyici alanlardaki değişiklikler kapsam dışında kalır. Ayrıca tekrar dizisi genişlemeleri, dengeli yeniden düzenlenmeler ve metilasyon bozuklukları gibi bazı değişiklik türleri bu yöntemle görülemez. Klinik tablo genetik bir nedeni düşündürmeye devam ediyorsa farklı yöntemlerle inceleme sürdürülebilir. Bilgi birikimi arttıkça mevcut verinin yeniden değerlendirilmesi de bir seçenek olarak durur.
7

Analiz Sırasında Aranan Hastalık Dışında Rastlantısal Bulgu Bildirilir mi?

Geniş kapsamlı analizlerde, araştırılan hastalıkla ilgisi olmayan bulgular ortaya çıkabilir; bunlara rastlantısal ya da ikincil bulgu denir. Bu bulgular kişinin şu anki şikâyetiyle bağlantısız olsa da sağlık açısından anlam taşıyabilir. Bildirilip bildirilmeyecekleri, test öncesinde onam sürecinde konuşulan bir konudur. Bildirilmesi tercih edildiğinde bulgu, anlamı ve olası izlem seçenekleriyle birlikte genetik danışmanlık görüşmesinde açıklanır. Bildirilmemesi yönündeki tercih de geçerlidir ve buna saygı gösterilir.
8

Rastlantısal Bulguların Raporlanıp Raporlanmayacağına Kim Karar Verir?

Bu kararda iki ölçüt birlikte işler. Birincisi kişinin, çocuk söz konusu olduğunda ise yasal temsilcisinin onam sürecinde belirttiği tercihidir. İkincisi, analizin yapıldığı laboratuvarın hangi tür bulguları raporladığını tanımlayan yazılı politikasıdır. Bu politika genellikle, üzerinde bilgi birikimi yerleşmiş ve izlemi mümkün olan durumlarla sınırlıdır. Kişinin bildirilmeme yönündeki tercihi bu çerçevede geçerliliğini korur ve karar keyfî biçimde verilmez.
9

Anne ve Babadan da Örnek Alınması Neden İstenebilir?

Anne ve babadan örnek alınması, saptanan bir değişikliğin nereden geldiğini ayırt etmeyi sağlar. Değişiklik ebeveynlerden birinde de bulunuyorsa kalıtılmış demektir; hiçbirinde yoksa ilk kez o kişide ortaya çıkmış olabilir. Bu ayrım, bulgunun klinik tabloyla ilişkisini değerlendirmede önemli bir dayanak oluşturur. Ayrıca kalıtım biçiminin çözülmesi, ailedeki diğer bireyler için de yol gösterici bilgi sağlar. Ebeveyn örneklerinin bulunması, yoruma katkısı olmayan yaygın değişikliklerin elenmesini de kolaylaştırır.
10

Doğum Öncesi Dönemde Mikroarray Analizi Yapılabilir mi?

Uygun durumlarda yapılabilir. Ultrason incelemesinde yapısal bir bulgu saptanan gebeliklerde, kromozomal bir nedeni araştırmak amacıyla gündeme gelebilir. Bu inceleme için amniyon sıvısı ya da koryon villus örneği gibi gebeliğe ait örnekler kullanılır. Örnek alma işleminin kendisine ilişkin değerlendirme ve bilgilendirme, kadın doğum ve perinatoloji birimleriyle birlikte yürütülür. Analizin istenmesi ve sonucun yorumlanması ise tıbbi genetik değerlendirmesi eşliğinde olur.
11

Saklanan Kan veya Doku Örneğinden Bu Analizler Çalışılabilir mi?

Bazı durumlarda çalışılabilir, ancak bu tamamen örneğin nasıl saklandığına bağlıdır. Analiz için yeterli miktarda ve bozulmamış yapıda DNA elde edilebilmesi gerekir. Uygun koşullarda ayrıştırılıp saklanmış DNA örnekleri çoğu zaman yeniden kullanılabilir. Buna karşılık uygun olmayan koşullarda bekletilmiş örneklerde DNA parçalanmış olabilir ve sonuç güvenilir olmayabilir. Böyle bir istek söz konusu olduğunda, örneğin uygunluğu ilgili laboratuvar tarafından önceden değerlendirilir.
12

Analiz Sonucu Yıllar Sonra Yeniden Değerlendirilebilir mi?

Evet, yeniden değerlendirme genetik incelemenin ayırt edici özelliklerinden biridir. Analiz sırasında elde edilen ham veri saklanabildiği için, yeni örnek alınmadan tekrar incelenmesi mümkün olabilir. Aradan geçen sürede daha önce bilinmeyen genlerin hastalıklarla ilişkisi tanımlanmış olabilir. Ayrıca kişide yeni bulgular ortaya çıkmışsa, veri bu yeni klinik bilgi ışığında yeniden taranabilir. Tanı konamamış olgularda belirli aralıklarla yeniden analiz seçeneğinin gündeme getirilmesi bu nedenle anlamlıdır.
13

Sonuç Raporundaki Varyant Sınıflaması Zamanla Değişebilir mi?

Evet, varyant sınıflaması durağan değildir. Bir değişikliğin hastalıkla ilişkisi, bilimsel yayınlardan ve veri tabanlarından gelen yeni bilgilerle yeniden ele alınır. Klinik önemi belirsiz olarak bildirilmiş bir varyant, zamanla hastalıkla ilişkili ya da ilişkisiz olarak yeniden sınıflandırılabilir. Aynı biçimde, ailede yapılan incelemeler de sınıflamanın değişmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle eski bir raporun elde bulunması, gerektiğinde yeniden değerlendirme isteğinde bulunmayı kolaylaştırır.
14

Kas Hastalığı ya da Epilepsi Şüphesinde Önce Hedefe Yönelik Gen Paneli mi İstenir?

Klinik tablo tanınan bir hastalık grubunu güçlü biçimde düşündürüyorsa, önce o gruba yönelik gen paneli tercih edilebilir. Kalıtsal kas hastalıkları ve bazı epilepsi tablolarında bu yaklaşım sık uygulanır. Panel, daha dar bir gen kümesine odaklandığı için yorumlanması görece daha sade olur. Panel sonucu tabloyu açıklamazsa, incelemenin tüm ekzom analiziyle genişletilmesi gündeme gelebilir. Bazı olgularda ise bulguların çok yönlü olması nedeniyle doğrudan ekzom analizinden başlanması yeğlenir.
15

Mikroarray ve Tüm Ekzom Analizi Hangi Bölümün İsteğiyle Yapılır?

Bu analizler en sık tıbbi genetik bölümünün değerlendirmesiyle planlanır ve yorumlanır. Çocuklarda gelişim geriliği, nöbet ya da ilerleyici nörolojik bulgular söz konusu olduğunda çocuk nörolojisi, metabolik hastalık kuşkusunda çocuk metabolizma bölümü sürece katılır. Erişkin dönemde başlayan kas hastalıkları ve nörolojik tablolarda nöroloji bölümü istemde bulunabilir. Doğum öncesi incelemelerde kadın doğum ve perinatoloji birimleri değerlendirmeyi yürütür. İstem hangi bölümden gelirse gelsin, sonucun yorumlanması ve danışmanlık basamağı tıbbi genetik uzmanının katılımıyla tamamlanır.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.