Kalsitonin, tiroid bezinin içinde dağınık halde bulunan C hücrelerinin salgıladığı bir hormondur. Kandaki düzeyi, özellikle medüller tiroid kanseri adı verilen ve bu hücrelerden köken alan tümörün araştırılmasında ve takibinde başvurulan önemli bir göstergedir. Tiroid nodülü saptanan kişilerde, ailesinde tiroid kanseri öyküsü bulunanlarda ve tiroid ameliyatı geçirmiş bazı hastalarda test istenebilir. Sonuç, böbrek işlevleri, sigara kullanımı ve mide asidini baskılayan ilaç grupları gibi etkenlerden de etkilenebildiği için tek başına değil, muayene ve görüntüleme bulgularıyla birlikte yorumlanır. Bu sayfada testin neyi ölçtüğü, hangi durumlarda istendiği ve sonucun nasıl anlamlandırıldığı sade bir dille anlatılmaktadır.
Kalsitonin Nedir ve Tiroidin C Hücrelerinde Nasıl Üretilir?
Kalsitonin, tiroid bezinde üretilen ve küçük bir protein zincirinden oluşan bir hormondur. Tiroid bezinin büyük bölümünü tiroid hormonlarını üreten folikül hücreleri oluşturur, kalsitonin ise bu foliküllerin arasına serpiştirilmiş parafoliküler hücreler, yaygın adıyla C hücreleri tarafından salgılanır. C hücreleri, gelişim döneminde tiroid bezine sonradan katılan ve sinir-endokrin özellik taşıyan hücrelerdir. Bu hücreler kandaki kalsiyum düzeyini algılayabilir ve kalsiyum yükseldiğinde daha fazla kalsitonin salgılar. Hormon önce daha büyük bir öncül molekül olarak yapılır, ardından hücre içinde işlenerek etkin biçime dönüştürülür ve kana verilir. C hücreleri tiroidin her bölgesine eşit dağılmaz, daha çok bezin loblarının orta ve üst kesimlerinde yoğunlaşır. Kalsitonin tiroid hormonlarından farklı bir hormon olduğu için TSH ya da serbest tiroid hormonu ölçümleri kalsitonin hakkında bilgi vermez. Kandaki kalsitonin düzeyi esas olarak C hücrelerinin sayısını ve etkinliğini yansıttığından, bu hücrelerden kaynaklanan hastalıkların izlenmesinde yararlı bir tümör belirteci (hastalığın izini kanda gösteren madde) olarak kullanılır.
Kalsitonin Kalsiyum Dengesinde Nasıl Görev Alır, Parathormon ile İlişkisi Nedir?
Kalsitonin, vücutta kalsiyum dengesini düzenleyen hormonlardan biridir ve kandaki kalsiyum yükseldiğinde salgısı artar. Başlıca etkisi, kemik yıkımından sorumlu osteoklast adlı hücrelerin çalışmasını yavaşlatarak kemikten kana kalsiyum geçişini azaltmaktır. Bunun yanında böbreklerden kalsiyum ve fosfor atılımını bir miktar artırabilir. Parathormon ise boyundaki paratiroid bezlerinden salgılanır ve kalsiyum düştüğünde devreye girerek kandaki kalsiyumu yükseltir. Bu yönüyle iki hormon birbirine zıt yönde çalışan bir denge sistemi gibi düşünülebilir. Ancak erişkin insanda kalsiyum dengesini asıl yöneten hormonlar parathormon ve D vitaminidir, kalsitoninin günlük dengeye katkısı görece sınırlıdır. Nitekim tiroid bezi tamamen alınmış kişilerde kalsiyum düzeyi genellikle korunur, tümör nedeniyle kalsitonini çok yükselmiş kişilerde de kalsiyum çoğunlukla belirgin biçimde düşmez. Bu nedenle kalsitonin testi kalsiyum bozukluklarını araştırmak için değil, daha çok C hücresi kaynaklı hastalıkları değerlendirmek için istenir.
Kalsitonin Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Kalsitonin testi en sık medüller tiroid kanseri şüphesinin araştırılması amacıyla istenir. Tiroid nodülü saptanan kişilerde, nodülün özellikleri ya da ince iğne biyopsisi sonucu bu kanser türünü düşündürdüğünde test gündeme gelir. Daha önce medüller tiroid kanseri nedeniyle ameliyat olmuş hastalarda, hastalığın geride kalıp kalmadığını ya da yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını izlemek için belirli aralıklarla tekrarlanır. Ailesinde medüller tiroid kanseri ya da çoklu endokrin tümör sendromları bulunan kişilerde genetik tarama ile birlikte değerlendirme amacıyla istenebilir. Boyunda kaynağı açıklanamayan lenf bezi büyümesi olan kişilerde araştırma listesine eklenebilir. Nedeni bulunamayan uzun süreli ishal ile yüzde kızarma ataklarının bir arada görüldüğü nadir durumlarda da sinir-endokrin tümörler araştırılırken bakılabilir. Akciğer ve pankreas kaynaklı bazı sinir-endokrin tümörler de kalsitonin salgılayabildiği için bu hastaların izleminde yer alabilir. Testin genel sağlık taramalarında herkese istenmesi yaygın bir uygulama değildir, istem kararı kişinin şikâyeti, muayene bulguları ve risk durumuna göre verilir.
Kalsitonin Testi Nasıl Yapılır?
Kalsitonin, koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğinde ölçülür. İşlem diğer rutin kan tahlillerinden farklı değildir ve kısa sürer. Kalsitonin düzeyi yemekle birlikte değişebildiği için birçok laboratuvar testin sabah saatlerinde, gece boyu aç kalındıktan sonra verilmesini önerir. Kalsitonin laboratuvar ortamında kolay bozulabilen bir hormondur, bu nedenle örneğin soğukta taşınması ve bekletilmeden ayrıştırılması önem taşır. Farklı laboratuvarlar farklı ölçüm yöntemleri ve referans aralıkları kullandığından, takip edilen hastalarda ölçümlerin olabildiğince aynı laboratuvarda yapılması karşılaştırmayı kolaylaştırır. Test öncesinde kullanılan ilaçların, özellikle mide asidini baskılayan ilaç gruplarının bildirilmesi yorum açısından yararlıdır. Sigara kullanımı da sonucu etkileyebildiği için bu bilginin paylaşılması gerekir. Kan alındıktan sonra girişim yerinde hafif morarma olabilir ve bu durum genellikle kendiliğinden geçer.
Kalsitonin Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Kalsitonin sonucu, laboratuvar raporunda yer alan referans aralığı ile karşılaştırılarak okunur. Referans aralığı kullanılan ölçüm yöntemine, kişinin cinsiyetine ve yaşına göre değişebildiği için başka bir laboratuvarın aralığı üzerinden yorum yapmak yanıltıcı olabilir. Erkeklerde C hücresi sayısı genellikle daha fazla olduğundan normal kabul edilen düzey kadınlara göre biraz daha yüksek tutulur. Referans aralığı içindeki bir sonuç C hücresi kaynaklı önemli bir hastalık olasılığını düşürür, ancak ortadan kaldırmaz. Hafif yüksek bir sonuç çoğu zaman tekrar ölçüm, yalancı yükseklik nedenlerinin gözden geçirilmesi ve gerekirse uyarı testi ile netleştirilir. Belirgin biçimde yüksek sonuçlar medüller tiroid kanseri açısından daha güçlü bir şüphe oluşturur ve boyun ultrasonu gibi incelemelerle birlikte değerlendirilir. Ameliyat sonrası izlemde tek bir değerden çok zaman içindeki eğilim önemlidir, düzeyin hangi hızla değiştiği hastalığın seyri hakkında fikir verir. Sonuç her zaman kişinin öyküsü, muayene bulguları, görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi ile bir bütün olarak ele alınır.
Kalsitonin Yüksekliği Ne Anlama Gelir?
Kalsitonin yüksekliği, kana C hücrelerinden ya da kalsitonin salgılayabilen başka bir kaynaktan normalden fazla hormon geçtiğini gösterir. Bu durum her zaman kanser anlamına gelmez, hafif yükseklikler sıklıkla iyi huylu nedenlerle ya da ölçümü etkileyen dış etkenlerle açıklanabilir. C hücrelerinin sayıca artması, yani C hücre hiperplazisi, kalsitoninin yükselmesine yol açabilen ve kanser olmayan bir durumdur. Yükseklik belirginleştikçe medüller tiroid kanseri olasılığı artar ve tümörün büyüklüğü ya da yayılımı ile düzey arasında genellikle bir paralellik görülür. Ameliyat sonrası dönemde kalsitonin düzeyinin ölçülemeyecek kadar düşmesi, tümör dokusunun büyük ölçüde temizlendiğini düşündürür. Ameliyattan sonra düzeyin yüksek kalması ya da zamanla yeniden yükselmesi ise vücutta hastalık kalıntısı veya yineleme olabileceğine işaret eder. Bu nedenle yüksek bir sonucun anlamı, testin hangi amaçla ve kişinin hangi döneminde istendiğine göre değişir. Tek bir yüksek sonuç üzerine karar verilmez, tekrar ölçüm ve tamamlayıcı incelemelerle durum netleştirilir.
Kalsitonin Yüksekliğine Yol Açan Durumlar Nelerdir?
Kalsitonin yüksekliğinin en önemli nedeni medüller tiroid kanseridir, ancak bu tablo dışında da pek çok durum düzeyi artırabilir. Kronik böbrek hastalığında hormonun vücuttan temizlenmesi azaldığı için kalsitonin yüksek ölçülebilir. Sigara kullanımı C hücrelerini uyararak hafif yüksekliklere neden olabilir. Mide asidini baskılayan ilaç grupları, mideden salgılanan ve C hücrelerini uyaran gastrin hormonunu artırarak kalsitonin düzeyini yükseltebilir. Otoimmün tiroid iltihabı gibi tiroidin bazı iyi huylu hastalıklarında ve C hücre hiperplazisinde de artış görülebilir. Paratiroid bezinin aşırı çalışması gibi kandaki kalsiyumun yükseldiği durumlar C hücrelerini uyararak düzeyi artırabilir. Akciğer, pankreas ve bağırsak kaynaklı bazı sinir-endokrin tümörler de kalsitonin salgılayabilir. Ağır enfeksiyonlar ve yaygın iltihabi tablolar sırasında da kalsitoninin öncül molekülüyle birlikte hormon düzeyinin yükselebildiği bildirilmiştir. Nadiren kandaki bazı antikorlar ölçüm yöntemine karışarak gerçekte olmayan bir yükseklik görüntüsü oluşturabilir.
Kalsitonin ile Medüller Tiroid Kanseri Arasındaki İlişki Nedir?
Medüller tiroid kanseri, tiroid bezindeki C hücrelerinden gelişen ve tiroid kanserleri içinde görece az görülen bir kanser türüdür. Tümör hücreleri kalsitonin üretme özelliğini koruduğu için bu kanserde kan kalsitonin düzeyi hastaların çoğunda yükselir. Bu özellik kalsitonini medüller tiroid kanserinin hem araştırılmasında hem de tedavi sonrası izlenmesinde temel belirteçlerden biri haline getirir. Medüller tiroid kanseri, daha sık görülen papiller ve foliküler tiroid kanserlerinden farklı hücrelerden köken aldığı için o kanserlerin izleminde kullanılan tiroglobulin testi medüller tipte yol gösterici olmaz. Bu kanserin bir kısmı ailesel bağ olmadan kendiliğinden ortaya çıkar, bir kısmı ise kalıtsal geçişlidir. Ameliyat öncesinde ölçülen kalsitonin düzeyi, hastalığın boyundaki lenf bezlerine ya da daha uzak bölgelere yayılmış olabileceği konusunda fikir verir ve ameliyatın kapsamının planlanmasına katkı sağlar. Ameliyat sonrasında kalsitonin ile CEA düzeylerinin birlikte izlenmesi hastalığın seyrini değerlendirmede yardımcı olur. Nadir de olsa kalsitonin üretmeyen ya da çok az üreten medüller tiroid kanserleri bulunduğundan, normal bir sonuç her durumda bu kanseri dışarıda bırakmaz.
Kalsitonin Uyarı Testi Nedir ve Ne Zaman Yapılır?
Kalsitonin uyarı testi, bazal yani uyarısız ölçümde sınırda ya da hafif yüksek çıkan sonuçların anlamını netleştirmek amacıyla yapılan dinamik bir testtir. Testin mantığı, C hücrelerinin belirli bir uyarıya verdiği yanıtın ölçülmesine dayanır. İşlem sırasında önce bir başlangıç kan örneği alınır, ardından damar içine verilen uyarıcı bir madde uygulanır. Sonrasında kısa aralıklarla birkaç kez daha kan alınarak kalsitonin düzeyinin ne ölçüde yükseldiği izlenir. Sağlıklı C hücreleri bu uyarıya sınırlı bir artışla yanıt verirken, C hücre hiperplazisi ya da medüller tiroid kanseri bulunan dokularda yanıt belirgin biçimde abartılı olabilir. Test gözetim altında ve gerekli önlemlerin alınabildiği bir ortamda yapılır, uygulama sırasında sıcaklık hissi, yüzde kızarma, bulantı ya da geçici huzursuzluk görülebilir. Günümüzde ölçüm yöntemlerinin duyarlılığı arttığı için uyarı testine her hastada gerek duyulmaz, daha çok bazal sonucun karar vermeye yetmediği seçili durumlarda başvurulur. Ameliyat sonrası izlemde bazal düzeyi ölçülemeyecek kadar düşük olan ancak gizli kalıntı hastalık şüphesi taşıyan hastalarda da bu teste yer verilebilir.
Tiroid Nodülü Olanlarda Kalsitonin Neden Bakılır?
Tiroid nodülleri toplumda sık görülür ve büyük çoğunluğu iyi huyludur, ancak küçük bir bölümü kanser olabilir. Medüller tiroid kanseri de başlangıçta sıradan bir nodül gibi görünebildiği için nodülü olan kişilerde kalsitonin ölçümü bu kanser türünün erken fark edilmesine yardımcı olabilir. İnce iğne aspirasyon biyopsisi, yani nodülden ince bir iğneyle hücre örneği alınması, medüller tiroid kanserinde her zaman yol gösterici sonuç vermeyebilir. Bu durumda kalsitonin yüksekliği, biyopsinin yalnız başına gözden kaçırabileceği bir tabloyu fark ettirme olanağı sunar. Bazı merkezler nodülü olan her kişide kalsitonin bakılmasını önerirken, bazıları testi ameliyat planlanan, ultrason bulguları şüpheli olan ya da ailesel risk taşıyan kişilerle sınırlar. Biyopsi sonucu belirsiz kalan nodüllerde, biyopsi iğnesinin yıkama sıvısında kalsitonin ölçülmesi de değerlendirmeye katkı sağlayabilir. Nodülü olan bir kişide yüksek kalsitonin saptanması, ameliyatın zamanlaması ve genişliği konusundaki planlamayı değiştirebilir. Nodülle birlikte hafif yükseklik bulunduğunda ise sigara, böbrek işlevleri ve kullanılan ilaçlar gibi yalancı yükseklik nedenleri gözden geçirilir.
Ailesel Tiroid Kanseri ve Genetik Tarama Açısından Kalsitonin Neyi Gösterir?
Medüller tiroid kanserlerinin bir bölümü kalıtsaldır ve aileden aktarılan bir gen değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu kalıtsal formlarda sorumlu gen RET adı verilen gendir ve değişiklik anne ya da babadan çocuğa baskın kalıtım modeliyle, yani tek ebeveynden alınması yetecek biçimde aktarılır. Kalıtsal medüller tiroid kanseri tek başına görülebileceği gibi, böbreküstü bezi tümörü ve paratiroid bezlerinin aşırı çalışması gibi başka endokrin hastalıkların eşlik ettiği çoklu endokrin tümör sendromlarının parçası da olabilir. Medüller tiroid kanseri tanısı alan hastalarda, ailede benzer öykü olmasa bile RET geni açısından genetik inceleme önerilmektedir. Hastada gen değişikliği saptanırsa anne, baba, kardeşler ve çocuklar gibi yakın akrabalara genetik danışmanlık ve tarama önerilir. Genetik tarama, riski taşıyan kişileri kalsitonin yükselmeden ve hastalık belirti vermeden önce belirleyebildiği için kalsitonin ölçümünden daha erken bilgi sağlar. Gen değişikliği taşıyan kişilerde kalsitonin belirli aralıklarla izlenir ve düzeydeki değişim, koruyucu amaçlı tiroid ameliyatının zamanlamasına yön veren bilgilerden biri olarak kullanılır. Gen değişikliği taşımadığı gösterilen aile bireylerinde ise bu yoğun izleme genellikle gerek kalmaz.
Kalsitonin Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Takip Nasıl Planlanır?
Kalsitonin yüksekliği saptanan ya da bu test nedeniyle değerlendirilmesi gereken kişiler genellikle Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümüne başvurur. Tiroid nodülü nedeniyle ameliyat planlanan ya da medüller tiroid kanseri düşünülen hastalarda Genel Cerrahi bölümü, özellikle endokrin cerrahi alanında çalışan ekipler sürece dahil olur. Nodül ve lenf bezlerinin incelenmesi için Radyoloji, biyopsi örneklerinin değerlendirilmesi için Patoloji bölümü birlikte çalışır. Ailesel geçiş şüphesi bulunduğunda Tıbbi Genetik bölümünden genetik danışmanlık alınabilir, yayılmış hastalık durumunda Tıbbi Onkoloji ve Nükleer Tıp bölümleri de takibe katılabilir. Takip planı, testin hangi amaçla istendiğine göre kişiye özel olarak belirlenir. Hafif ve yalancı yükseklik şüphesi olan kişilerde, etkileyen faktörler giderildikten sonra yapılan tekrar ölçüm yeterli olabilir. Ameliyat olmuş hastalarda kalsitonin ve CEA düzeyleri ameliyattan bir süre sonra ölçülür, ardından elde edilen düzeylere ve değişim hızına göre izlem sıklığı ayarlanır. Takip sürecinde ölçümlerin aynı laboratuvarda yapılması ve önceki sonuçların saklanması değerlerin doğru karşılaştırılmasını kolaylaştırır.