Biyokimya Kütüphanesi

Büyüme Hormonu (GH) ve IGF-1 (İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü)

Büyüme Hormonu / IGF-1

Büyüme hormonu (GH), beynin tabanındaki hipofiz bezinden salgılanan ve çocuklukta boy uzamasını, erişkinlikte ise kas, kemik ve yağ dengesini düzenleyen bir hormondur. Salgısı gün boyunca dalgalı seyrettiği için tek bir kan örneğindeki düzeyi çoğu zaman yanıltıcı olabilir. IGF-1 (insülin benzeri büyüme faktörü) ise büyüme hormonunun uyarısıyla büyük ölçüde karaciğerde üretilir ve kanda daha kararlı bir düzeyde kalır. Bu nedenle değerlendirmede IGF-1 ölçümü öne çıkar, gerekli durumlarda uyarı ya da baskılama testleri de sürece eklenir. Sonuçlar yaş, ergenlik dönemi, beslenme durumu, karaciğer ve tiroid işlevleriyle birlikte yorumlanır.

Büyüme Hormonu (GH) Nedir ve Vücutta Hangi Görevleri Üstlenir?

Büyüme hormonu, beynin tabanında yer alan küçük hipofiz bezinin ön bölümünden salgılanan protein yapılı bir hormondur. Salgısı, beynin hipotalamus adı verilen bölgesinden gelen uyarıcı ve baskılayıcı sinyallerle sürekli olarak ayarlanır. Çocukluk ve ergenlik döneminde en belirgin görevi, uzun kemiklerin uçlarındaki büyüme plaklarını uyararak boy uzamasını desteklemektir. Büyüme plakları kapandıktan sonra da hormon görevini sürdürür ve erişkinlikte kas kütlesinin korunmasına, kemik yoğunluğunun sürdürülmesine katkı verir. Yağ dokusunun enerji kaynağı olarak kullanılmasını kolaylaştırdığı için vücuttaki yağ ve kas oranının dengelenmesinde rol oynar. Kan şekerini yükseltici yönde etki ettiğinden insülinin etkisini kısmen dengeleyen hormonlar arasında sayılır. Protein yapımını artırarak doku onarımına ve organların işlevini sürdürmesine yardımcı olur. Bu etkilerin önemli bir kısmını doğrudan değil, karaciğerde ürettirdiği IGF-1 aracılığıyla gösterir.

IGF-1 Nedir, Büyüme Hormonuyla İlişkisi Nasıldır?

IGF-1 (insülin benzeri büyüme faktörü), yapısı insüline benzeyen ve büyüme hormonunun etkilerini dokulara taşıyan protein yapılı bir büyüme faktörüdür. Kandaki IGF-1'in büyük bölümü, büyüme hormonunun karaciğeri uyarması sonucunda üretilir. Kemik, kas ve kıkırdak gibi dokular da kendi içlerinde az miktarda IGF-1 yapabilir. Kana geçen IGF-1 çoğunlukla bağlayıcı proteinlere tutunmuş halde dolaşır ve bu bağlanma onun kanda uzun süre kalmasını sağlar. Büyüme hormonu arttığında IGF-1 üretimi de artar, IGF-1 yükseldiğinde ise hipofize geri bildirim giderek büyüme hormonu salgısını frenler. Bu karşılıklı ilişki nedeniyle IGF-1 düzeyi, büyüme hormonunun vücuttaki toplam etkisini yansıtan bir ayna gibi kabul edilir. Ancak IGF-1 yalnızca büyüme hormonuna bağlı değildir; beslenme, karaciğer sağlığı ve diğer hormonlar da üretimini etkiler. Bu nedenle büyüme hormonu ve IGF-1 birlikte ele alındığında hormon ekseninin işleyişi hakkında daha dengeli bir bilgi elde edilir.

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Testleri Hangi Durumlarda İstenir?

Çocuklarda en sık istenme nedeni, boyun yaşıtlarına göre belirgin biçimde kısa kalması ya da büyüme hızının zaman içinde yavaşlamasıdır. Büyüme eğrisinde düzenli ilerleyen bir çocuğun eğriden aşağı doğru sapması da değerlendirme gerektirebilir. Yenidoğan döneminde tekrarlayan kan şekeri düşüklüğü ya da uzamış sarılık hipofiz yetersizliğini düşündürdüğünde bu testlere başvurulabilir. Erişkinlerde el ve ayakların büyümesi, yüz hatlarının kabalaşması ve çenenin öne çıkması gibi değişiklikler, büyüme hormonu fazlalığı şüphesiyle IGF-1 ölçümünü gündeme getirir. Hipofiz bölgesinde tümör, bu bölgeye yönelik ameliyat ya da ışın tedavisi öyküsü olan kişilerde hormon eksikliği araştırılırken de testler istenir. Ciddi kafa travması ya da beyin kanaması sonrasında ortaya çıkan açıklanamayan halsizlik ve kas kaybı da bu değerlendirmenin nedenleri arasındadır. Büyüme hormonu tedavisi alan çocuk ve erişkinlerde tedavinin uygunluğunu izlemek için IGF-1 düzenli aralıklarla ölçülür. Ergenliğin beklenenden erken ya da geç başlaması da büyüme ekseninin diğer hormonlarla birlikte incelenmesine yol açabilir.

Büyüme Hormonu Tek Ölçümle Neden Değerlendirilemez, IGF-1 Neden Daha Kararlıdır?

Büyüme hormonu gün boyunca sabit bir düzeyde salgılanmaz; kısa süreli ani yükselişler ve bunların arasında uzun, çok düşük düzeyde seyreden dönemler halinde kana verilir. Bu yükselişlerin önemli bir kısmı gece derin uyku sırasında görülür. Gündüz alınan bir kan örneği salgı atakları arasındaki sessiz döneme denk gelirse, sağlıklı bir kişide bile hormon ölçülemeyecek kadar düşük çıkabilir. Tersine, örnek bir salgı atağına denk gelirse, fazlalığı olmayan birinde de yüksek bir sonuç görülebilir. Egzersiz, stres, açlık ve kan şekerindeki değişimler de anlık düzeyi belirgin biçimde etkiler. Bu nedenle rastgele alınan tek bir büyüme hormonu ölçümü, eksiklik ya da fazlalık hakkında güvenilir bir yargıya varmak için yeterli değildir. IGF-1 ise kanda bağlayıcı proteinlere tutunarak dolaştığı için yavaş yıkılır ve gün içinde belirgin dalgalanma göstermez. Böylece IGF-1, büyüme hormonunun belirli bir dönem boyunca oluşturduğu ortalama etkiyi yansıtan daha kararlı bir gösterge olarak kullanılır.

Büyüme Hormonu Uyarı ve Baskılama Testleri Nasıl Yapılır?

Uyarı testleri, büyüme hormonu eksikliğinden şüphelenildiğinde hipofizin gerektiğinde yeterli hormon salgılayıp salgılayamadığını görmek amacıyla yapılır. Test genellikle sabah aç karnına, damar yolu açılarak ve kişi dinlenmiş durumdayken başlatılır. Hekimin belirlediği uyarıcı bir madde ağızdan ya da damardan verildikten sonra belirli aralıklarla kan örnekleri alınır ve büyüme hormonunun ne ölçüde yükseldiği izlenir. Sağlıklı bir hipofiz bu uyarıya belirgin bir salgı artışıyla yanıt verirken, eksiklikte yanıt yetersiz kalır. Bazı uyarıcılar kan şekerini düşürebildiği ya da tansiyonu etkileyebildiği için test deneyimli bir sağlık ekibinin gözetiminde yürütülür. Sağlıklı çocuklarda da uyarıya zayıf yanıt görülebildiğinden, eksiklik düşünülürken çoğu zaman farklı uyarıcılarla yapılan birden fazla testin sonucu birlikte değerlendirilir. Baskılama testi ise büyüme hormonu fazlalığından şüphelenildiğinde uygulanır; kişiye ağızdan şekerli bir sıvı içirilir ve ardından alınan örneklerde hormonun baskılanıp baskılanmadığına bakılır. Normalde yükselen kan şekeri büyüme hormonunu düşürür, akromegalide ise bu baskılanma yetersiz kalır ya da hormon beklenmedik biçimde yükselir.

IGF-1 Sonucu Yaşa ve Ergenlik Dönemine Göre Nasıl Değerlendirilir?

IGF-1 düzeyi yaşam boyunca sabit kalmaz, bu yüzden tek bir genel referans aralığıyla yorumlanamaz. Bebeklik ve erken çocuklukta düşük seyreden düzey, çocukluk boyunca yavaş yavaş yükselir. Ergenlikte cinsiyet hormonlarının etkisiyle büyüme hormonu salgısı artar ve IGF-1 yaşam boyunca ulaştığı zirve düzeylere çıkar. Ergenlik tamamlandıktan sonra düzey kademeli olarak düşmeye başlar ve ileri yaşlarda belirgin biçimde azalır. Kızlarda ergenlik daha erken başladığı için bu yükseliş de genellikle erkeklerden önce görülür. Bu nedenle laboratuvarlar sonucu kişinin yaşına ve cinsiyetine göre hazırlanmış referans aralıklarıyla karşılaştırır. Çocuklarda yalnızca takvim yaşı değil, ergenlik gelişiminin hangi evrede olduğu ve kemik yaşı da yorumu etkiler. Ergenliği gecikmiş bir çocukta IGF-1 yaşıtlarına göre düşük görünebilir, ancak bu durum her zaman bir eksikliğe işaret etmez. Farklı laboratuvarlar farklı ölçüm yöntemleri kullanabildiğinden, takipte aynı laboratuvarın sonuçlarının karşılaştırılması daha tutarlı bir izlem sağlar.

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Yüksekliği Ne Anlama Gelir?

Yaşa ve cinsiyete göre yüksek bulunan IGF-1, baskılama testinde yeterince düşmeyen büyüme hormonuyla birlikte değerlendirildiğinde büyüme hormonu fazlalığını düşündürür. Bu fazlalığın çoğunlukla nedeni, hipofizde gelişen ve genellikle iyi huylu olan hormon salgılayan bir tümördür (adenom). Büyüme plakları henüz kapanmamış çocuk ve ergenlerde fazlalık aşırı boy uzamasına yol açar ve bu tablo gigantizm (devlik) olarak adlandırılır. Büyüme plakları kapandıktan sonra ortaya çıkan fazlalıkta boy uzamaz; bunun yerine el, ayak, çene ve yüz kemikleri ile iç organlar yavaş yavaş büyür ve akromegali adı verilen tablo gelişir. Akromegali sinsi ilerlediği için değişiklikler çoğu zaman yıllar içinde fark edilir ve eski fotoğraflarla karşılaştırma dikkat çekici olabilir. Uzun süre devam eden fazlalık kan şekeri yüksekliği, tansiyon yüksekliği, uyku apnesi, eklem sorunları ve kalp kasında kalınlaşma gibi sorunlarla ilişkilendirilir. IGF-1 ergenlik ve gebelik gibi dönemlerde doğal olarak yükselebildiği için sonuç bu koşullar göz önünde tutularak yorumlanır. Nadiren hipofiz dışındaki tümörlerin büyüme hormonu salgısını uyaran maddeler üretmesi de benzer bir tabloya yol açabilir. Tek başına sınırda yüksek bir IGF-1 değeri, tekrar ölçüm ve ek testler yapılmadan fazlalık olarak kabul edilmez.

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?

Yaşa ve ergenlik evresine göre düşük bulunan IGF-1, büyüme hormonu eksikliği olasılığını akla getirir, ancak tek başına bu anlama gelmez. Eksiklik doğuştan olabileceği gibi hipofiz ya da hipotalamusu etkileyen tümörler, ameliyatlar, ışın tedavisi, kafa travması ve iltihabi hastalıklar sonrasında da gelişebilir. Bazen yalnızca büyüme hormonu değil, hipofizden salgılanan diğer hormonlar da birlikte azalır ve bu durum çoklu hipofiz hormon eksikliği olarak adlandırılır. Büyüme hormonu normal ya da yüksek olduğu halde IGF-1'in düşük kalması, dokuların hormona yanıt vermediği nadir durumları düşündürebilir. Uzun süreli yetersiz beslenme, kontrolsüz diyabet, ileri karaciğer hastalığı, böbrek yetmezliği ve tiroid hormonu eksikliği de IGF-1'i düşürebilir. Ağızdan alınan östrojen içeren ilaçlar karaciğerde IGF-1 üretimini azaltarak sonucu düşük gösterebilir. Bu nedenle düşük bir sonuçta önce bu olası nedenler gözden geçirilir, gerekirse uyarı testleriyle hipofizin salgı kapasitesi araştırılır. Olağan sınırlarda bir IGF-1 düzeyi ise özellikle erişkinlerde eksikliği tamamen dışarıda bırakmaya yetmeyebilir.

Çocuklarda Büyüme Hormonu Eksikliği Hangi Belirtilerle Fark Edilir?

Çocuklarda büyüme hormonu eksikliğinin en belirgin işareti, büyüme hızının yaşıtlarına göre yavaş kalması ve boyun zamanla büyüme eğrisinin alt kısımlarına doğru inmesidir. Doğumda boy ve kilo çoğu zaman olağan sınırlardadır, yavaşlama genellikle bebeklik sonrasında ve erken çocuklukta belirginleşir. Vücut orantılı kalır, ancak çocuk yaşıtlarına göre daha küçük ve genç görünür. Karın ve gövde çevresinde yağlanma artabilir, yüz yuvarlak ve bebeksi bir görünüm kazanabilir. Diş çıkışı gecikebilir ve kemik yaşı takvim yaşının gerisinde kalabilir. Kas gücü yaşıtlarına göre zayıf olabilir ve ergenlik belirtilerinin başlaması gecikebilir. Doğuştan hipofiz yetersizliği olan bebeklerde tekrarlayan kan şekeri düşüklüğü ve uzamış sarılığa, erkek bebeklerde ise penisin küçük olmasına rastlanabilir. Boy kısalığının pek çok farklı nedeni bulunduğundan bu belirtilerin varlığı eksiklik tanısı anlamına gelmez, büyüme takibi ve laboratuvar sonuçları birlikte değerlendirilir.

Erişkinlerde Büyüme Hormonu Eksikliği ve Fazlalığı Hangi Belirtilere Yol Açar?

Erişkinlerde büyüme hormonu eksikliği çoğu zaman sessiz ve belirsiz belirtilerle seyreder, bu yüzden kolayca gözden kaçabilir. Karın çevresinde yağlanmanın artması, kas kütlesi ve kas gücünün azalması sık fark edilen değişikliklerdendir. Kemik yoğunluğu azalabilir ve bu durum kırık riskinin artmasıyla ilişkilendirilir. Kolesterol düzeylerinde bozulma, egzersiz kapasitesinde düşme ve kolay yorulma görülebilir. Enerji eksikliği, isteksizlik ve yaşam kalitesinde azalma da kişilerin sık dile getirdiği yakınmalardır. Büyüme hormonu fazlalığında ise el ve ayaklarda büyüme nedeniyle yüzük ve ayakkabı numarasının değişmesi, burun ve dudakların kalınlaşması, çenenin öne doğru çıkması ve dişler arasında aralıkların açılması dikkat çeker. Aşırı terleme, deride kalınlaşma ve yağlanma, horlama, baş ağrısı ve eklem ağrıları da fazlalığa eşlik edebilir. Hipofizdeki tümör büyüdükçe görme sinirlerine bası yaparak yan görme alanında daralmaya yol açabilir. Hem eksiklikte hem fazlalıkta belirtiler yavaş geliştiği için kişiler değişimi uzun süre yaşlanmaya ya da yorgunluğa bağlayabilir.

IGF-1 Sonucunu Etkileyen Beslenme, Karaciğer ve Tiroid Faktörleri Nelerdir?

IGF-1 üretimi büyük ölçüde karaciğerde gerçekleştiği için karaciğerin sağlıklı çalışması sonucun doğru yorumlanması açısından önemlidir. Siroz gibi ileri karaciğer hastalıklarında büyüme hormonu yeterli olsa bile IGF-1 düşük çıkabilir. Beslenme de belirleyici bir etkendir; uzun süreli açlık, yetersiz protein ve kalori alımı, yeme bozuklukları ve bağırsaktan emilim sorunları IGF-1'i belirgin biçimde azaltır. Bu durumda büyüme hormonu çoğu zaman yükselir, ancak karaciğer bu uyarıya yeterli yanıt veremez. Tiroid hormonu eksikliği (hipotiroidi) hem büyüme hormonu salgısını hem de IGF-1 üretimini azaltabilir ve tiroid dengesi sağlandıktan sonra yapılan ölçümde sonuç değişebilir. Ağızdan alınan östrojen içeren ilaçlar ve hormon içeren doğum kontrol hapları karaciğerden geçerken IGF-1 düzeyini düşürebilir. Kontrolsüz diyabet, böbrek yetmezliği, ciddi iltihaplı hastalıklar ve uzun süreli steroid içeren ilaç grupları da sonucu etkileyebilir. Obezitede büyüme hormonu salgısı azalırken IGF-1 çoğu zaman olağan sınırlarda kalabilir ve bu durum yorumu güçleştirir. Kullanılan ilaçların ve bilinen hastalıkların test sırasında bildirilmesi, sonucun doğru bağlamda değerlendirilmesine yardımcı olur.

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?

Çocuklarda boy kısalığı ya da büyüme hızında yavaşlama fark edildiğinde ilk başvuru genellikle çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümüne yapılır. Büyüme takibi ve ilk tetkiklerde hormonal bir neden düşünülürse çocuk endokrinolojisi bölümüne yönlendirme yapılır. Erişkinlerde büyüme hormonu eksikliği ya da akromegali şüphesinde iç hastalıkları ve endokrinoloji bölümleri değerlendirmeyi üstlenir. Süreç çoğunlukla ayrıntılı öykü, boy ve kilo ölçümleri, fizik muayene ve IGF-1 ile birlikte diğer hipofiz hormonlarının ölçülmesiyle başlar. Çocuklarda el ve el bileği grafisiyle kemik yaşı belirlenebilir. Sonuçlara göre hekim, uyarı ya da baskılama testlerine ve hipofiz bölgesinin manyetik rezonans (MR) görüntülemesine gerek olup olmadığına karar verir. Hipofizde bir kitle saptanırsa beyin ve sinir cerrahisi, görme alanı etkilendiğinde göz hastalıkları bölümü sürece katılabilir. Böylece farklı bölümlerin bulguları bir araya getirilerek kişiye uygun izlem planı oluşturulur. Takip süresince IGF-1 ölçümleri belirli aralıklarla tekrarlanarak gidişat izlenir.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Testleri İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

IGF-1 gün içinde belirgin dalgalanma göstermediği için çoğu laboratuvarda sıkı bir açlık şartı aranmaz. Buna karşın büyüme hormonu yemek, kan şekeri ve egzersizden etkilendiği için genellikle sabah aç karnına alınan örnek tercih edilir. Uyarı ve baskılama testleri ise gece boyunca aç kalındıktan sonra sabah saatlerinde yapılır. Uzun süreli açlık ve yetersiz beslenmenin IGF-1'i düşürebileceği de akılda tutulur. Hazırlık koşulları laboratuvara ve istenen teste göre değişebildiğinden, randevu sırasında verilen yönergelere uyulması sonucun güvenilirliğini artırır.
2

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

IGF-1 ve büyüme hormonu ölçümleri çoğunlukla kısa sürede, genellikle birkaç gün içinde sonuçlanır. Bazı laboratuvarlar bu testleri her gün değil belirli günlerde toplu olarak çalıştırdığından süre uzayabilir. Uyarı ve baskılama testlerinde birden fazla örnek alındığı için tüm örneklerin birlikte raporlanması biraz daha zaman alabilir. Örneğin başka bir laboratuvara gönderilmesi gerektiğinde de bekleme süresi uzar. Sonucun ne zaman hazır olacağı örnek alınırken laboratuvar tarafından bildirilir.
3

Büyüme Hormonu Günün Hangi Saatinde ve Uyku Sırasında Nasıl Salgılanır?

Büyüme hormonu gün boyunca kısa ve ani ataklar halinde salgılanır, ataklar arasında ise düzey çok düşük seyreder. Belirgin salgı ataklarının önemli bir kısmı gece uykuya dalındıktan kısa süre sonra, derin uyku evresinde ortaya çıkar. Bu nedenle düzenli ve yeterli uyku, çocuklarda büyüme hormonu salgısının doğal ritmi açısından önem taşır. Gündüz saatlerinde de açlık, egzersiz ve kan şekeri düşüşü gibi uyaranlarla daha küçük ataklar görülür. Yaş ilerledikçe hem gece ataklarının hem de toplam salgının belirgin biçimde azaldığı bilinmektedir.
4

Egzersiz ve Stres Büyüme Hormonu Ölçümünü Etkiler mi?

Evet, yoğun egzersiz büyüme hormonu salgısını kısa süreli olarak belirgin biçimde artırır. Fiziksel ve duygusal stres, ateşli hastalık, uykusuzluk ve kan şekerinin düşmesi de anlık düzeyi yükseltebilir. Bu nedenle kan alımından önce ağır egzersizden kaçınılması ve kişinin bir süre dinlenmesi önerilir. Çocuklarda kan alma sırasındaki korku ve ağlama bile sonucu etkileyebilir. IGF-1 ise bu kısa süreli etkilerden çok daha az etkilendiği için değerlendirmede daha güvenilir bir destek sağlar.
5

IGF-1 Gün İçinde Dalgalanır mı?

IGF-1 kanda bağlayıcı proteinlere tutunarak dolaştığı için yavaş yıkılır ve gün içinde belirgin dalgalanma göstermez. Bu özelliği sayesinde günün farklı saatlerinde alınan örneklerde birbirine yakın sonuçlar elde edilir. Ancak haftalar ya da aylar içinde beslenme durumu, kilo değişimi, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıklara bağlı olarak düzeyi değişebilir. Farklı laboratuvarların farklı ölçüm yöntemleri kullanması da sonuçlar arasında farklılık yaratabilir. Bu nedenle takipte mümkün olduğunca aynı laboratuvarda ölçüm yapılması karşılaştırmayı kolaylaştırır.
6

Çocuklarda Boy Kısalığı Her Zaman Büyüme Hormonu Eksikliğinden mi Kaynaklanır?

Hayır, boy kısalığı olan çocukların büyük çoğunluğunda büyüme hormonu eksikliği bulunmaz. Anne ve babanın kısa boylu olmasına bağlı ailesel boy kısalığı ile ergenliğe geç girip büyümesini daha geç tamamlayan yapısal büyüme gecikmesi sık görülen nedenlerdir. Yetersiz beslenme, çölyak hastalığı gibi emilim bozuklukları ve süregen böbrek ya da akciğer hastalıkları da büyümeyi yavaşlatabilir. Tiroid hormonu eksikliği, kortizol fazlalığı ve bazı kromozom farklılıkları da boy kısalığına yol açabilir. Düşük doğum ağırlığıyla doğup sonrasında yaşıtlarını yakalayamayan çocuklar da ayrı bir grup oluşturur. Bu nedenle büyüme hormonu testlerinden önce boy kısalığının diğer nedenleri de araştırılır.
7

Ergenlik Döneminde IGF-1 Yüksekliği Olağan mıdır?

Evet, ergenlik döneminde IGF-1 düzeyinin yükselmesi olağan bir durumdur. Bu dönemde artan cinsiyet hormonları büyüme hormonu salgısını uyarır ve IGF-1 yaşam boyu görülen zirve düzeylerine ulaşır. Bu yükseliş, ergenlikteki hızlı boy uzamasını destekleyen doğal bir süreçtir. Erişkin referans aralıklarıyla karşılaştırıldığında ergen bir çocuğun sonucu yüksek görünebilir, bu yüzden yaşa ve ergenlik evresine uygun aralıklar kullanılır. Yaşıtlarına ve ergenlik evresine göre bile belirgin yüksek kalan değerler ise ek değerlendirme gerektirebilir.
8

Gebelikte IGF-1 Düzeyi Değişir mi?

Evet, gebelikte IGF-1 düzeyi değişir. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde plasenta büyüme hormonuna benzeyen bir hormon üretmeye başlar ve bu hormon annenin IGF-1 düzeyini artırabilir. Aynı dönemde hipofizden salgılanan büyüme hormonu ise genellikle baskılanır. Bu değişiklikler, bebeğin büyümesi için gereken besin aktarımını destekleyen doğal uyum süreçlerinin bir parçasıdır. Gebelikte yapılan ölçümler, gebe olmayan kişilerin referans aralıklarıyla doğrudan karşılaştırılmaz.
9

Yaşlandıkça Büyüme Hormonu ve IGF-1 Düzeyi Neden Azalır?

Yaşlanmayla birlikte hipotalamustan gelen uyarıcı sinyaller azalır ve hipofizin büyüme hormonu salgısı giderek düşer. Özellikle gece derin uyku sırasındaki salgı atakları küçülür ve seyrekleşir. Büyüme hormonu azaldıkça karaciğerde üretilen IGF-1 de buna paralel olarak düşer. Cinsiyet hormonlarındaki azalma, kas kütlesi kaybı, karın bölgesinde yağlanma ve fiziksel etkinliğin azalması bu düşüşe katkıda bulunur. Bu azalma yaşlanmanın doğal bir parçası kabul edilir ve yaşa göre hazırlanmış referans aralıkları bu değişimi dikkate alır. Yaşa uygun bir düşüklük tek başına hastalık ya da tedavi gerekliliği anlamına gelmez.
10

Büyüme Hormonu Fazlalığı Şüphesinde Neden Hipofiz MR Görüntülemesi İstenir?

Büyüme hormonu fazlalığı çoğunlukla hipofiz bezinde gelişen ve genellikle iyi huylu olan hormon salgılayan bir tümörden kaynaklanır. Laboratuvar sonuçları fazlalığı düşündürdüğünde, bu tümörün varlığını, boyutunu ve çevre yapılarla ilişkisini görmek için hipofiz bölgesine yönelik manyetik rezonans görüntüleme istenir. Görüntüleme, tümörün görme sinirlerine ya da çevresindeki damarlara yakınlığı hakkında bilgi verir. Bu bilgiler tedavi seçeneklerinin planlanmasında yol gösterir. Hipofizde bir kitle görülmezse fazlalığın hipofiz dışındaki nadir kaynakları araştırılabilir.
11

IGF Bağlayıcı Protein Testi Nedir, IGF-1 ile Birlikte Neden İstenir?

IGF bağlayıcı proteinler, kandaki IGF-1'e tutunarak onu taşıyan ve yıkılmasını geciktiren proteinlerdir. Bunlardan kanda baskın olanı da büyüme hormonunun etkisiyle karaciğerde üretilir. Bu nedenle düzeyi, IGF-1 gibi büyüme hormonu etkisinin dolaylı bir göstergesi olarak kullanılabilir. Küçük çocuklarda IGF-1 düzeyi doğal olarak düşük olduğundan, bağlayıcı protein ölçümü yorumu destekleyen ek bir bilgi sağlayabilir. Beslenme durumundan IGF-1'e göre daha az etkilenmesi de bu testin tamamlayıcı değerini artırır. Yine de tek başına değil, IGF-1 ve diğer testlerle birlikte değerlendirilir.
12

Büyüme Hormonu Tedavisinin Takibinde IGF-1 Neden Ölçülür?

Büyüme hormonu tedavisi alan kişilerde IGF-1, tedaviye verilen yanıtın ve tedavi düzeyinin uygunluğunun izlenmesinde yardımcı bir gösterge olarak kullanılır. Büyüme hormonunun kendisi dalgalı seyrettiği ve dışarıdan verilen hormonun kandaki düzeyi uygulama zamanına göre değiştiği için doğrudan ölçümü takipte pek yol gösterici değildir. IGF-1'in yaşa göre beklenen aralığın altında kalması yetersiz yanıtı, belirgin biçimde üzerine çıkması ise gereğinden fazla etkiyi düşündürebilir. Çocuklarda büyüme hızı, erişkinlerde ise belirtiler ve vücut yapısındaki değişimler IGF-1 ile birlikte değerlendirilir. Ölçüm, tedavinin düzenli sürdürülüp sürdürülmediği hakkında da dolaylı bilgi verebilir.
13

Şeker Hastalığı (Diyabet) IGF-1 Düzeyini Etkiler mi?

Evet, diyabet IGF-1 düzeyini etkileyebilir. Karaciğerde IGF-1 üretimi için yeterli insülin etkisi gerekir, bu nedenle insülin eksikliği olan ve kan şekeri kontrolü bozuk kişilerde IGF-1 düşük çıkabilir. Bu durumda büyüme hormonu salgısı ise çoğu zaman artar. Kan şekeri kontrolü düzeldikçe IGF-1 düzeyi de toparlanma eğilimi gösterir. Öte yandan büyüme hormonu fazlalığı da kan şekerini yükselterek diyabete yol açabildiğinden, akromegali şüphesinde kan şekeri değerleri de birlikte incelenir.
14

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Testleri Tek Başına Tanı Koydurur mu?

Hayır, bu testler tek başına tanı koymak için yeterli değildir. Büyüme hormonu dalgalı salgılandığı için tek ölçümü yanıltıcı olabilir, IGF-1 ise beslenme, karaciğer, tiroid ve yaş gibi pek çok etkenden etkilenir. Eksiklik düşünülürken uyarı testlerinin, fazlalık düşünülürken baskılama testinin sonuçlarına da gerek duyulabilir. Çocuklarda büyüme hızı, kemik yaşı ve anne babanın boyu, erişkinlerde ise belirtiler, diğer hipofiz hormonları ve görüntüleme bulguları yoruma katılır. Tanı, hekimin tüm bu bilgileri bir arada değerlendirmesiyle konur.
15

Büyüme Hormonu ve IGF-1 Testleri Hangi Aralıklarla Tekrarlanır?

Tekrar aralığı, testin neden istendiğine ve kişinin durumuna göre değişir. Sınırda çıkan bir sonuçta olası etkenler düzeltildikten sonra ölçüm tekrarlanarak sonucun kalıcı olup olmadığına bakılabilir. Büyüme hormonu tedavisi alan çocuk ve erişkinlerde IGF-1, tedavi değişikliklerinden sonra ve takip süresince düzenli aralıklarla ölçülür. Akromegali tedavisi sonrasında hastalığın kontrol altında olup olmadığını izlemek için IGF-1 belirli dönemlerde yeniden bakılır. Uyarı testleri genellikle tekrarlanmaz, ancak çocuklukta eksiklik tanısı alan bazı kişilerde büyüme tamamlandıktan sonra yeniden değerlendirme yapılabilir. Takip planı hekim tarafından kişiye özel olarak belirlenir.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.