Biyokimya Kütüphanesi

Biyopsi ve Patoloji İncelemesi

Biyopsi, vücuttaki bir dokudan ya da organdan küçük bir parça alınması işlemidir. Patoloji incelemesi ise alınan bu parçanın laboratuvarda özel işlemlerden geçirilerek mikroskop altında değerlendirilmesidir. Muayene, kan testleri ve görüntüleme yöntemleri bir değişikliğin varlığını gösterebilir, ancak dokunun hücre yapısını doğrudan ortaya koymaz. Bu nedenle biyopsi ve patoloji incelemesi, şüpheli bir bulgunun niteliğini anlamada ve tanıyı netleştirmede önemli bir yer tutar. Bu sayfada örneğin nasıl alındığı, laboratuvarda hangi aşamalardan geçtiği ve patoloji raporunun nasıl okunduğu genel hatlarıyla anlatılmaktadır.

Biyopsi ve Patoloji İncelemesi Nedir?

Biyopsi, bir organdan, deriden ya da şüpheli bir kitleden küçük bir doku parçasının alınmasıdır. Patoloji incelemesi, bu doku parçasının patoloji uzmanı (patolog) tarafından önce çıplak gözle, ardından mikroskopla değerlendirilmesini kapsar. Biyopsi örnek alma işlemini, patoloji incelemesi ise bu örneğin yorumlanmasını ifade eder ve bu kavramlar birbirini tamamlayan bir sürecin parçalarıdır. Kan testleri vücuttaki genel değişiklikleri, görüntüleme yöntemleri ise bir dokunun şeklini ve yerini gösterir. Patoloji incelemesi ise hücrelerin görünümünü, dizilimini ve çevre dokuyla ilişkisini doğrudan ortaya koyar. Bu sayede bir değişikliğin iltihabi, iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) nitelikte olup olmadığı değerlendirilebilir. Sonuç yalnız başına değil, kişinin yakınmaları, muayene bulguları ve diğer testlerle birlikte yorumlanır. Tümör belirteçleri ya da smear gibi testler bazı durumlarda yol gösterici olsa da doku düzeyindeki değerlendirmenin yerini tutmaz.

Biyopsi Hangi Durumlarda İstenir?

Biyopsi, muayene ya da görüntüleme sırasında niteliği anlaşılamayan bir değişiklik saptandığında gündeme gelir. Memede, tiroidde, lenf bezlerinde ya da karaciğerde fark edilen bir kitle bu durumlara örnek verilebilir. Deride rengi, şekli ya da boyutu değişen lekeler ve uzun süre iyileşmeyen yaralar da biyopsiyle incelenebilir. Endoskopi ya da kolonoskopi sırasında görülen polip, ülser veya kızarıklık alanlarından da örnek alınabilir. Bazı durumlarda amaç tümör araştırmak değil; iltihabi hastalıkların, bağışıklık sistemiyle ilişkili durumların ya da enfeksiyonların türünü belirlemektir. Böbrek ya da karaciğer gibi organların hastalıklarında dokunun ne ölçüde etkilendiğini anlamak için de biyopsi istenebilir. Daha önce tanı almış bir hastalığın tedaviye yanıtını ya da yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını izlemek de biyopsi gerekçeleri arasındadır. Biyopsi kararı, hekimin muayene bulgularını, görüntüleme sonuçlarını ve işlemin olası yararıyla risklerini birlikte tartmasıyla verilir.

Biyopsi Örneği Hangi Yöntemlerle Alınır?

Biyopsi yöntemi, değişikliğin bulunduğu yere, büyüklüğüne ve ne kadar dokuya ihtiyaç duyulduğuna göre seçilir. İnce iğne yönteminde hücre örnekleri çekilir; bu yöntem özellikle tiroid ve lenf bezi gibi yüzeye yakın kitlelerde kullanılır. Kalın iğne (kor) biyopsisinde ise daha kalın bir iğneyle doku yapısını koruyan silindir biçiminde parçalar alınır. Endoskopik biyopsi, sindirim kanalı, solunum yolları ya da mesane gibi organlarda ince bir kamerayla ilerlenerek küçük bir pens aracılığıyla yapılır. Cilt biyopsisinde yuvarlak uçlu özel bir aletle (punch), traşlama yöntemiyle ya da küçük bir kesiyle örnek alınır. Cerrahi biyopsi, değişikliğin bir bölümünün (insizyonel) ya da tamamının (eksizyonel) çıkarılmasıdır. Derinde yer alan ya da elle hissedilmeyen kitlelerde örnek, ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme eşliğinde alınır. Görüntüleme rehberliği, iğnenin hedeflenen noktaya ulaşmasına ve çevre yapıların korunmasına yardımcı olur. Yöntemlerin çoğu lokal anestezi ile uygulanabilirken bazı cerrahi biyopsiler için sedasyon ya da genel anestezi gerekebilir.

Biyopsi Öncesinde Nasıl Hazırlık Yapılır?

Hazırlık, biyopsinin türüne ve örneğin alınacağı bölgeye göre değişir. Deri biyopsisi gibi yüzeysel işlemlerde çoğu zaman özel bir hazırlık gerekmez. Endoskopik biyopsilerde, sedasyon uygulanacak işlemlerde ve bazı iç organ biyopsilerinde belirli bir süre aç kalınması istenebilir. Kan sulandırıcı ilaçlar kanama eğilimini artırabildiği için işlem öncesinde kullanılıp kullanılmadığı bildirilmelidir. Bu ilaçlara ara verilmesi ya da düzenlenmesi yalnızca hekim kararıyla yapılır; kişinin ilacı kendi başına bırakması uygun değildir. Bazı biyopsilerden önce pıhtılaşma testleri ve kan sayımı istenebilir. Alerji öyküsü, özellikle lokal anestezi maddelerine karşı daha önce gelişen tepkiler, işlem öncesinde paylaşılmalıdır. Gebelik olasılığı, kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan diğer ilaçlar da planlamayı etkileyebilir. Sedasyon uygulanacaksa işlem sonrasında eve dönüş için bir refakatçinin bulunması önerilir.

Alınan Doku Patoloji Laboratuvarında Hangi Aşamalardan Geçer?

Alınan doku, bozulmasını önlemek için bekletilmeden tespit sıvısına (fiksatif) konur. Tespit (fiksasyon) aşaması dokunun hücre yapısını korur ve laboratuvara ulaşana kadar dokunun çözünmesini engeller. Laboratuvarda örnek kabul edilir, hasta bilgileri ve istek formuyla eşleştirilir, ardından patolog dokunun makroskopik incelemesini yapar ve incelenecek parçaları seçer. Doku takibi aşamasında örnek, sudan arındırılır ve parafinin içine işleyebileceği hale getirilir. Parafin bloklama aşamasında doku eritilmiş parafine gömülür ve soğuyunca sertleşerek bir blok haline gelir. Bu bloktan mikrotom adı verilen cihazla çok ince kesitler alınır ve cam lamlara yerleştirilir. Kesitler rutin olarak hematoksilen-eozin boyasıyla boyanır; bu boya hücre çekirdeğini ve sitoplazmayı farklı renklerde gösterir. Hazırlanan lamlar son olarak patolog tarafından mikroskopta değerlendirilir. Ameliyat sırasında hızlı yanıt gerektiğinde uygulanan dondurulmuş kesit (frozen) incelemesinde ise doku parafine gömülmeden dondurularak kesilir. Bu incelemenin amacı ameliyatın seyrine yön verecek ön bilgiyi kısa sürede sağlamaktır ve nihai değerlendirme parafin kesitlerle tamamlanır.

Makroskopik ve Mikroskopik İnceleme Arasındaki Fark Nedir?

Makroskopik inceleme, dokunun çıplak gözle değerlendirilmesidir. Bu aşamada örneğin boyutu, ağırlığı, rengi, kıvamı ve içinde gözle fark edilen bir kitle olup olmadığı kaydedilir. Cerrahi olarak çıkarılan büyük örneklerde kitlenin kenarlara olan uzaklığı ölçülür ve kenarlar özel mürekkeplerle işaretlenir. Hangi bölgelerden parça alınacağı bu aşamada belirlenir ve bu seçim mikroskopik değerlendirmenin niteliğini doğrudan etkiler. Mikroskopik inceleme ise ince kesitlerin mikroskop altında hücre düzeyinde incelenmesidir. Patolog bu aşamada hücrelerin şekline, çekirdek yapısına, bölünme etkinliğine ve dokunun genel mimarisine bakar. Hücrelerin çevre dokuya, damarlara ya da sinir çevresine yayılım gösterip göstermediği de mikroskopla değerlendirilir. Makroskopik bulgular bir yol haritası çizer, mikroskopik bulgular ise tanının asıl dayanağını oluşturur. Küçük iğne biyopsilerinde makroskopik tarif kısa tutulurken büyük cerrahi örneklerde oldukça ayrıntılı olur.

Patoloji Raporu Hangi Bölümlerden Oluşur?

Patoloji raporu, belirli bir düzen içinde hazırlanan resmi bir belgedir. Kimlik bölümünde hastanın bilgileri, örneğin alındığı tarih, rapor numarası ve istemi yapan birim yer alır. Klinik bilgi bölümünde örneğin hangi ön tanı ya da şüpheyle gönderildiği belirtilir. Makroskopi bölümünde laboratuvara ulaşan dokunun çıplak gözle tarifi, boyutları ve kaç parça halinde geldiği yazılır. Mikroskopi bölümünde kesitlerde görülen hücre ve doku özellikleri tanımlanır. Tanı (sonuç) bölümü, tüm bulguların özetlendiği ve raporda en çok dikkat edilen kısımdır. Kötü huylu bir tümör saptandığında tümörün türü, derecesi, cerrahi sınır durumu ve damar ya da sinir çevresine yayılım gibi bilgiler çoğu zaman düzenli bir liste halinde verilir. Ek inceleme yapıldıysa immünohistokimya ya da moleküler test sonuçları ayrı bir başlık altında eklenir. Raporun sonunda değerlendirmeyi yapan patoloğun adı ve onayı bulunur. Rapordaki terimler tıbbi dille yazıldığı için bazı ifadeler hastaya yabancı gelebilir.

Patoloji Raporundaki Cerrahi Sınır İfadesi Ne Anlama Gelir?

Cerrahi sınır, ameliyatla çıkarılan dokunun kesilen kenar yüzeyidir. Patolog, çıkarılan tümörün bu kenara ne kadar yaklaştığını ya da kenara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirir. Raporda cerrahi sınırın negatif ya da temiz olarak belirtilmesi, kenarlarda tümör hücresi görülmediğini anlatır. Cerrahi sınırın pozitif olarak belirtilmesi ise tümör hücrelerinin kesilen kenara ulaştığını ve vücutta tümör dokusu kalmış olabileceğini düşündürür. Bazı raporlarda tümörün kenara çok yakın olduğu durum yakın sınır şeklinde ayrıca belirtilir. Sınır durumunun yorumlanması organa ve tümör türüne göre farklılık gösterir; bir organda yeterli sayılan mesafe başka bir organda yetersiz kabul edilebilir. Pozitif ya da yakın sınır saptandığında ek cerrahi, ışın tedavisi ya da yakın izlem gibi seçenekler tartışılabilir. Cerrahi sınır yalnızca dokunun çıkarıldığı işlemlerde anlam taşır ve tanı amaçlı küçük iğne biyopsilerinde genellikle değerlendirilmez.

Patoloji Raporunda Tümör Derecesi (Grade) Neyi Gösterir?

Tümör derecesi (grade), tümör hücrelerinin mikroskop altında normal hücrelere ne ölçüde benzediğini anlatır. Hücreleri normal dokuya daha çok benzeyen tümörler iyi diferansiye ya da düşük dereceli olarak tanımlanır. Normal hücre görünümünden belirgin biçimde ayrılan tümörler ise kötü diferansiye ya da yüksek dereceli olarak adlandırılır. Derecelendirmede hücre çekirdeklerinin görünümü, hücre bölünmesinin sıklığı ve dokunun düzenini koruyup korumadığı gibi ölçütler kullanılır. Genel olarak yüksek dereceli tümörlerin daha hızlı büyüme eğiliminde olduğu kabul edilir. Her organ ve tümör türü için farklı derecelendirme sistemleri kullanıldığından raporlardaki ifadeler birbirinden ayrılabilir. Tümör derecesi, tümörün vücuttaki yayılımını tanımlayan evreyle aynı şey değildir; evre görüntüleme ve cerrahi bulgularla birlikte belirlenir. Derece bilgisi, tedavi planında diğer bulgularla birlikte göz önünde bulundurulan verilerden biridir ve yalnız başına hastalığın gidişatını belirlemez.

Biyopsi Sonucu İyi Huylu Çıktığında Süreç Nasıl İlerler?

İyi huylu (benign) sonuç, incelenen dokuda kötü huylu bir hücre değişikliği görülmediğini ifade eder. Bu sonuç çoğu zaman rahatlatıcı olsa da sürecin nasıl ilerleyeceği bulunan değişikliğin türüne bağlıdır. Bazı fibroadenomlar ya da yağ dokusu kaynaklı iyi huylu oluşumlar gibi lezyonlar herhangi bir işlem gerektirmeden izlenebilir. Belirti oluşturan, büyüyen ya da ileride değişim gösterebileceği bilinen bazı iyi huylu lezyonlar için çıkarılma önerilebilir. Raporda atipi ya da displazi gibi ifadeler yer alıyorsa bu, hücrelerde normalden sapma olduğunu ancak kötü huylu tümör olarak tanımlanmadığını anlatır ve daha yakın izlem gerektirebilir. Biyopsi sonucunun görüntüleme bulgularıyla uyumlu olması önemlidir. Görüntülemede şüphe yüksek olduğu halde sonuç iyi huylu çıkarsa örneğin şüpheli alanı temsil edip etmediği sorgulanır. Bu uyumsuzluk durumunda tekrar biyopsi ya da farklı bir yöntemle örnek alınması gündeme gelebilir. İzlem aralıkları ve kontrol görüntülemeleri, lezyonun türüne ve kişinin risk durumuna göre planlanır.

Patoloji Raporu İçin Neden Ek İnceleme Gerekebilir?

Rutin boyamayla hazırlanan kesitler çoğu durumda değerlendirme için yeterlidir, ancak bazı durumlarda ek incelemeler gerekir. İmmünohistokimya, dokudaki belirli proteinleri özel antikorlar ve renk veren işaretleyicilerle görünür hale getiren bir yöntemdir. Bu yöntem, mikroskopta birbirine benzeyen tümör türlerini ayırt etmeye ve bir tümörün hangi organdan köken aldığını anlamaya yardımcı olur. Bazı tümörlerde hormon reseptörleri gibi tedavi planını etkileyebilecek özellikler de immünohistokimyayla araştırılır. Moleküler testler, tümör hücrelerindeki genetik değişiklikleri inceler ve bazı hedefe yönelik tedavilerin uygunluğunun değerlendirilmesine katkı sağlar. Enfeksiyon düşünülen örneklerde mikroorganizmaları göstermek için özel histokimyasal boyalar uygulanabilir. Nadir görülen ya da yorumu güç olgularda başka bir merkezden görüş istenmesi de ek incelemeler arasında yer alır. Ek incelemeler ayrı laboratuvar aşamaları gerektirdiği için rapor süresini uzatabilir. Bu durumda önce bir ön rapor, ardından ek incelemeleri içeren tamamlayıcı bir rapor düzenlenebilir.

Biyopsi Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?

Biyopsi sonucu, işlemi isteyen bölüm tarafından değerlendirilir ve ilk başvuru genellikle biyopsiye yönlendiren hekime yapılır. Meme ve tiroid kitlelerinde genel cerrahi, cilt değişikliklerinde dermatoloji, sindirim sistemi örneklerinde gastroenteroloji, rahim ağzı ve yumurtalık kaynaklı örneklerde kadın hastalıkları ve doğum bölümü süreci yürütebilir. Prostat ve mesane biyopsilerinde üroloji, akciğer biyopsilerinde göğüs hastalıkları ya da göğüs cerrahisi ilgili bölümdür. Kötü huylu bir tümör saptandığında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve cerrahi bölümlerinin birlikte yer aldığı tümör konseylerinde tedavi planı ortaklaşa belirlenebilir. İyi huylu sonuçlarda izlem planı ve kontrol aralıkları çoğu zaman aynı bölüm tarafından düzenlenir. Kontrol randevusuna patoloji raporu, varsa önceki görüntüleme sonuçları ve kullanılan ilaçların listesiyle gidilmesi değerlendirmeyi kolaylaştırır. Rapor elektronik ortamda erken görülebilir, ancak raporun anlamı kişinin öyküsü ve diğer bulgularla birlikte hekimle konuşularak netleşir. Rapora ilişkin sorular önceden not edilerek görüşmeye götürülürse süreç daha anlaşılır hale gelir.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Biyopsi İşlemi Ağrılı mıdır?

Biyopsilerin çoğunda işlem bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. Uyuşturma iğnesinin yapıldığı anda kısa bir batma ya da yanma hissedilebilir. Uyuşma sağlandıktan sonra işlem sırasında genellikle baskı ya da çekilme hissi duyulur ve hissedilen rahatsızlık çoğu kişide sınırlı ve kısa sürelidir. Endoskopik biyopsiler çoğu zaman sedasyon altında yapıldığı için işlem sırasındaki rahatsızlık daha az hissedilir. Uyuşukluk geçtiğinde bölgede hafif sızı ya da hassasiyet olabilir ve bu durum genellikle günler içinde azalır. Kaygı düzeyi yüksek olan kişilerin bunu önceden paylaşması, uygun sedasyon ya da rahatlatıcı yöntemlerin planlanmasına yardımcı olur.
2

Biyopsi Yapılması Kanser Tanısı Konduğu Anlamına mı Gelir?

Biyopsi istenmesi kanser tanısı konduğu anlamına gelmez. Biyopsi, niteliği anlaşılamayan bir değişikliğin ne olduğunu öğrenmek için yapılır. Biyopsiyle incelenen örneklerin önemli bir bölümü iyi huylu ya da iltihabi değişikliklerdir. Biyopsi ayrıca enfeksiyonların, bağışıklık sistemi hastalıklarının ve bazı organ hastalıklarının değerlendirilmesinde de kullanılır. Bir değişikliğin kaynağını dokudan öğrenmek belirsizliği azaltır ve sonraki adımların doğru planlanmasına zemin hazırlar.
3

Biyopsi Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Sonuç süresi örneğin türüne, büyüklüğüne ve ek inceleme gerekip gerekmediğine göre değişir. Rutin incelemeler için genellikle birkaç gün yeterli olurken immünohistokimya ya da moleküler test gereken durumlarda süre daha uzun olabilir. Kemik gibi sert dokular önce yumuşatma (dekalsifikasyon) işleminden geçtiği için bu örneklerin sonuçlanması da uzayabilir. Büyük cerrahi örneklerde çok sayıda parça incelendiğinden rapor hazırlığı küçük biyopsilere göre daha fazla zaman alır. Tespit, doku takibi ve boyama aşamalarının her biri belirli bir süre gerektirir ve sağlıklı bir değerlendirme için bu adımların atlanmaması gerekir.
4

Biyopsi Öncesinde Aç Kalmak Gerekir mi?

Açlık gereği biyopsinin türüne ve uygulanacak anesteziye bağlıdır. Cilt biyopsisi ya da yüzeysel kitlelerden yapılan iğne biyopsilerinde çoğu zaman aç kalmak gerekmez. Sedasyon ya da genel anestezi uygulanacak işlemlerde, kusma ve solunum yoluna kaçma riskini azaltmak için belirli bir süre aç kalınması istenir. Üst sindirim sistemi endoskopisi sırasında yapılan biyopsilerde görüş alanının açık olması için de açlık gerekir. Kolonoskopi sırasında alınacak biyopsiler için ayrıca bağırsak temizliği yapılır. Açlık süresi ve sabah alınacak ilaçlar konusunda işlemi planlayan birimin verdiği yazılı talimat esas alınır.
5

Kan Sulandırıcı İlaç Grupları Kullananlarda Biyopsi Nasıl Planlanır?

Kan sulandırıcı ilaçlar biyopsi sonrasında kanama riskini artırabilir, bu nedenle işlem planlanırken kullanılıp kullanılmadığı açıkça belirtilmelidir. Bu ilaçlar kalp ritim bozukluğu, kalp kapağı hastalıkları ya da pıhtı öyküsü gibi önemli nedenlerle kullanıldığı için bırakılmaları da risk taşır. İlaca ara verilip verilmeyeceği ve ne zaman yeniden başlanacağı, işlemi yapacak hekim ile ilacı düzenleyen hekimin ortak kararıyla belirlenir. Kanama riski düşük olan bazı yüzeysel biyopsilerde ilaca ara verilmeden işlem yapılabilir. Bazı durumlarda ilaç geçici olarak farklı bir koruyucu yöntemle değiştirilebilir. Kişinin ilacı kendi başına bırakması ya da kullanım biçimini değiştirmesi önerilmez.
6

Biyopsi İğnesinin Kanseri Yaydığı Doğru mudur?

Biyopsi iğnesinin geçtiği yol boyunca tümör hücresi taşınması (iğne yolu ekimi) bilimsel literatürde tanımlanmış bir durumdur. Ancak yapılan çalışmalar, bu riskin çoğu tümör türünde çok düşük kabul edildiğini göstermektedir. İğnenin koruyucu bir kılıf içinden ilerletildiği koaksiyel teknikler bu olasılığı daha da azaltmaya yöneliktir. Bazı tümörlerde biyopsi yolu planlanırken ileride ameliyatla çıkarılacak bölgeden geçilmesine dikkat edilir. Biyopsiyle elde edilen bilgi uygun tedavinin planlanmasına katkı sağladığından, çoğu durumda bu yararın çok düşük kabul edilen riskten ağır bastığı değerlendirilir. Biyopsinin hastalığı hızlandırdığı yönündeki yaygın kanı bilimsel verilerle desteklenmemektedir.
7

Biyopsi Sonrasında Hangi Belirtilerde Hekime Başvurulmalıdır?

Biyopsi sonrasında hafif sızı, küçük bir morarma ve az miktarda sızıntı sık görülen ve genellikle kendiliğinden geçen durumlardır. Baskı uygulanmasına rağmen durmayan kanama ile giderek büyüyen şişlik ya da sertlik hekime başvurmayı gerektirir. Ateş, bölgede artan kızarıklık, ısı artışı ve iltihaplı akıntı enfeksiyon belirtisi olabilir. Akciğer biyopsisi sonrasında gelişen nefes darlığı ya da göğüs ağrısı, karın içi organ biyopsilerinden sonra şiddetlenen karın ağrısı ve bayılma hissi gecikmeden değerlendirilmelidir. Prostat biyopsisi sonrasında idrarda ya da dışkıda belirgin kan, idrar yapamama ve titremeyle yükselen ateş de önemsenmelidir. İşlem sonrasında verilen bakım talimatı, hangi belirtilerde hangi birime ulaşılacağını da içerir.
8

Biyopsi Sonrası Günlük Hayata Ne Zaman Dönülebilir?

Dönüş zamanı biyopsinin türüne, alındığı bölgeye ve uygulanan anesteziye göre değişir. Cilt biyopsisi ya da yüzeysel iğne biyopsilerinden sonra çoğu kişi aynı gün olağan işlerine dönebilir. Sedasyon uygulanan işlemlerden sonra dikkat ve refleksler bir süre etkilenebileceği için o gün araç kullanılmaması ve önemli kararlar alınmaması önerilir. Karaciğer, böbrek ya da akciğer gibi iç organ biyopsilerinden sonra bir süre gözlem altında kalınır ve ağır kaldırma ile yoğun egzersizden bir süre kaçınılması istenir. Dikiş atılan biyopsilerde yara bakımı, banyo zamanı ve dikişlerin alınması için ayrı bir plan yapılır. Bölgedeki sızı ve hassasiyet azaldıkça günlük etkinlikler kademeli olarak artırılabilir.
9

Patoloji Raporunda Geçen 'Yetersiz Materyal' İfadesi Ne Demektir?

Yetersiz materyal ifadesi, gönderilen örneğin sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için yeterli hücre ya da doku içermediğini belirtir. Bu durum, iğnenin kitlenin yalnızca kenarından geçmesi, alınan dokunun çok küçük olması ya da örneğin büyük bölümünün kan veya ölü doku (nekroz) içermesiyle ortaya çıkabilir. Örneğin uygun biçimde tespit edilmemesi ya da kuruması da değerlendirmeyi güçleştirebilir. Bu ifade bir tanı değildir ve sonucun iyi huylu ya da kötü huylu olduğu anlamına gelmez. Yalnızca dokunun o haliyle yorumlanamadığını gösterir. Böyle bir raporda görüntüleme bulguları yeniden gözden geçirilir ve çoğu zaman tekrar örnek alınması ya da farklı bir biyopsi yöntemi planlanır.
10

Biyopsi Neden Bazen Tekrarlanır?

Biyopsinin tekrarlanmasına yol açan sık nedenlerden biri ilk örneğin yetersiz materyal içermesidir. Patoloji sonucu ile görüntüleme bulguları birbiriyle uyumlu değilse, şüpheli alanın tam olarak örneklenip örneklenmediğini anlamak için yeni biyopsi istenebilir. Bazen hücre değişikliklerinin niteliği küçük örnekte tam anlaşılamaz ve daha büyük bir doku parçasına ihtiyaç duyulur. Ek immünohistokimya ya da moleküler testler için mevcut dokunun yetmediği durumlar da tekrar biyopsi gerekçesi olabilir. Tedavi sürecinde hastalığın tedaviye yanıtını ya da yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını değerlendirmek için planlı olarak yeni biyopsiler yapılabilir. Tekrar biyopsi istenmesi işlemin hatalı yapıldığı anlamına gelmez, tanıyı netleştirme çabasının bir parçasıdır.
11

Patoloji Blokları ve Lamları Ne Kadar Süre Saklanır?

Parafin bloklar ve lamlar hastanın tıbbi kaydının bir parçası kabul edilir ve patoloji arşivinde saklanır. Saklama süreleri ilgili sağlık mevzuatı ve kurum uygulamalarına göre belirlenir ve bloklar ile lamlar genellikle uzun yıllar boyunca korunur. Bu arşiv, ileride yeni bir test gerektiğinde ya da hastalığın seyri değiştiğinde eski dokunun yeniden incelenmesine olanak tanır. Özellikle moleküler testler için yıllar önce hazırlanmış bloklardan yeni kesitler alınabilir. Tespit sıvısında bekletilen ıslak doku artıkları ise rapor çıktıktan sonra daha kısa bir süre saklanır. Arşivdeki materyale erişim için raporun düzenlendiği kurumun patoloji birimine başvurulur.
12

Patoloji Preparatları İkinci Görüş İçin Başka Bir Merkeze Götürülebilir mi?

Patoloji preparatları ikinci görüş amacıyla başka bir merkeze götürülebilir. Bunun için raporun düzenlendiği kurumun patoloji birimine yazılı başvuru yapılır ve kimlik doğrulamasının ardından lamlar ile bloklar teslim edilir. Boyalı lamların yanında gerektiğinde yeni kesit alınabilmesi için parafin bloklar da verilir. Materyal teslim edilirken tutanak düzenlenir ve inceleme tamamlandıktan sonra materyalin raporun düzenlendiği kuruma iade edilmesi beklenir. Taşıma sırasında lamların kırılmaması için sağlam bir koruyucu kutu kullanılmalı ve parafin bloklar yüksek sıcaklıktan korunmalıdır. İkinci görüş, özellikle nadir tümörlerde, sınırda kalan bulgularda ve tedavi kararının büyük ölçüde rapora dayandığı durumlarda sık başvurulan bir yoldur.
13

Çocuklarda Biyopsi İşlemi Erişkinlerden Farklı mı Uygulanır?

Biyopsinin temel ilkeleri çocuklarda ve erişkinlerde benzerdir, ancak uygulama biçiminde bazı farklılıklar vardır. Çocuklar işlem sırasında hareketsiz kalmakta zorlanabileceği için sedasyon ya da genel anestezi erişkinlere göre daha sık tercih edilir. İşlemler çoğu zaman çocuk hastalarla deneyimli ekiplerce, çocuğun yaşına uygun araç ve yöntemlerle yapılır. Görüntüleme eşliğinde yapılan biyopsilerde ışın maruziyetini azaltmak için olanak ölçüsünde ultrason tercih edilir. İşlemin çocuğun anlayacağı dille önceden anlatılması ve ebeveynin uygun aşamalarda yanında bulunması kaygıyı azaltmaya yardımcı olur. Çocukluk çağı tümörleri erişkin tümörlerinden farklı özellikler gösterdiği için patoloji değerlendirmesinde bu alanda deneyimli patologların görüşü önem taşır.
14

Gebelikte Biyopsi Yapılabilir mi?

Gebelik biyopsi yapılmasına engel değildir ve gerekli görüldüğünde gebelikte de biyopsi uygulanabilir. Gebelikte saptanan meme kitleleri, cilt değişiklikleri ya da rahim ağzı bulguları gibi durumlarda tanının ertelenmemesi anne sağlığı açısından önemli olabilir. İşlem planlanırken gebeliğin dönemi ile anneye ve bebeğe yönelik olası etkiler birlikte değerlendirilir. Görüntüleme rehberliği gerektiğinde ışın içermeyen ultrason öncelikli olarak kullanılır. Lokal anestezi ile yapılan yüzeysel biyopsiler çoğu zaman uygun kabul edilirken sedasyon ya da genel anestezi gerektiren işlemler daha dikkatli planlanır. Acil olmayan bazı biyopsiler doğum sonrasına bırakılabileceği için gebelik olasılığının işlem öncesinde bildirilmesi önemlidir.
15

Patoloji Raporunu Hasta Kendi Başına Yorumlayabilir mi?

Patoloji raporu tıbbi terimlerle yazıldığı için hastanın kendi başına yorumlaması yanlış anlamalara yol açabilir. Rapordaki bazı ifadeler kulağa endişe verici gelse de iyi huylu durumları tanımlıyor olabilir, sade görünen bazı ifadeler ise önemli bilgiler taşıyabilir. Raporun anlamı, biyopsinin neden yapıldığı, görüntüleme bulguları ve kişinin genel durumuyla birlikte değerlendirildiğinde netleşir. İnternette yapılan aramalar kişiye özgü koşulları hesaba katmadığı için gereksiz kaygıya neden olabilir. Raporu okumak ve anlaşılmayan terimleri not etmek, kişinin sürece katılımını artırır. Sonucun ne anlama geldiği ve sonraki adımlar, raporu isteyen hekimle birlikte konuşularak değerlendirilir.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.