Biyopsi, vücuttaki bir dokudan ya da organdan küçük bir parça alınması işlemidir. Patoloji incelemesi ise alınan bu parçanın laboratuvarda özel işlemlerden geçirilerek mikroskop altında değerlendirilmesidir. Muayene, kan testleri ve görüntüleme yöntemleri bir değişikliğin varlığını gösterebilir, ancak dokunun hücre yapısını doğrudan ortaya koymaz. Bu nedenle biyopsi ve patoloji incelemesi, şüpheli bir bulgunun niteliğini anlamada ve tanıyı netleştirmede önemli bir yer tutar. Bu sayfada örneğin nasıl alındığı, laboratuvarda hangi aşamalardan geçtiği ve patoloji raporunun nasıl okunduğu genel hatlarıyla anlatılmaktadır.
Biyopsi ve Patoloji İncelemesi Nedir?
Biyopsi, bir organdan, deriden ya da şüpheli bir kitleden küçük bir doku parçasının alınmasıdır. Patoloji incelemesi, bu doku parçasının patoloji uzmanı (patolog) tarafından önce çıplak gözle, ardından mikroskopla değerlendirilmesini kapsar. Biyopsi örnek alma işlemini, patoloji incelemesi ise bu örneğin yorumlanmasını ifade eder ve bu kavramlar birbirini tamamlayan bir sürecin parçalarıdır. Kan testleri vücuttaki genel değişiklikleri, görüntüleme yöntemleri ise bir dokunun şeklini ve yerini gösterir. Patoloji incelemesi ise hücrelerin görünümünü, dizilimini ve çevre dokuyla ilişkisini doğrudan ortaya koyar. Bu sayede bir değişikliğin iltihabi, iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) nitelikte olup olmadığı değerlendirilebilir. Sonuç yalnız başına değil, kişinin yakınmaları, muayene bulguları ve diğer testlerle birlikte yorumlanır. Tümör belirteçleri ya da smear gibi testler bazı durumlarda yol gösterici olsa da doku düzeyindeki değerlendirmenin yerini tutmaz.
Biyopsi Hangi Durumlarda İstenir?
Biyopsi, muayene ya da görüntüleme sırasında niteliği anlaşılamayan bir değişiklik saptandığında gündeme gelir. Memede, tiroidde, lenf bezlerinde ya da karaciğerde fark edilen bir kitle bu durumlara örnek verilebilir. Deride rengi, şekli ya da boyutu değişen lekeler ve uzun süre iyileşmeyen yaralar da biyopsiyle incelenebilir. Endoskopi ya da kolonoskopi sırasında görülen polip, ülser veya kızarıklık alanlarından da örnek alınabilir. Bazı durumlarda amaç tümör araştırmak değil; iltihabi hastalıkların, bağışıklık sistemiyle ilişkili durumların ya da enfeksiyonların türünü belirlemektir. Böbrek ya da karaciğer gibi organların hastalıklarında dokunun ne ölçüde etkilendiğini anlamak için de biyopsi istenebilir. Daha önce tanı almış bir hastalığın tedaviye yanıtını ya da yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını izlemek de biyopsi gerekçeleri arasındadır. Biyopsi kararı, hekimin muayene bulgularını, görüntüleme sonuçlarını ve işlemin olası yararıyla risklerini birlikte tartmasıyla verilir.
Biyopsi Örneği Hangi Yöntemlerle Alınır?
Biyopsi yöntemi, değişikliğin bulunduğu yere, büyüklüğüne ve ne kadar dokuya ihtiyaç duyulduğuna göre seçilir. İnce iğne yönteminde hücre örnekleri çekilir; bu yöntem özellikle tiroid ve lenf bezi gibi yüzeye yakın kitlelerde kullanılır. Kalın iğne (kor) biyopsisinde ise daha kalın bir iğneyle doku yapısını koruyan silindir biçiminde parçalar alınır. Endoskopik biyopsi, sindirim kanalı, solunum yolları ya da mesane gibi organlarda ince bir kamerayla ilerlenerek küçük bir pens aracılığıyla yapılır. Cilt biyopsisinde yuvarlak uçlu özel bir aletle (punch), traşlama yöntemiyle ya da küçük bir kesiyle örnek alınır. Cerrahi biyopsi, değişikliğin bir bölümünün (insizyonel) ya da tamamının (eksizyonel) çıkarılmasıdır. Derinde yer alan ya da elle hissedilmeyen kitlelerde örnek, ultrason, bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme eşliğinde alınır. Görüntüleme rehberliği, iğnenin hedeflenen noktaya ulaşmasına ve çevre yapıların korunmasına yardımcı olur. Yöntemlerin çoğu lokal anestezi ile uygulanabilirken bazı cerrahi biyopsiler için sedasyon ya da genel anestezi gerekebilir.
Biyopsi Öncesinde Nasıl Hazırlık Yapılır?
Hazırlık, biyopsinin türüne ve örneğin alınacağı bölgeye göre değişir. Deri biyopsisi gibi yüzeysel işlemlerde çoğu zaman özel bir hazırlık gerekmez. Endoskopik biyopsilerde, sedasyon uygulanacak işlemlerde ve bazı iç organ biyopsilerinde belirli bir süre aç kalınması istenebilir. Kan sulandırıcı ilaçlar kanama eğilimini artırabildiği için işlem öncesinde kullanılıp kullanılmadığı bildirilmelidir. Bu ilaçlara ara verilmesi ya da düzenlenmesi yalnızca hekim kararıyla yapılır; kişinin ilacı kendi başına bırakması uygun değildir. Bazı biyopsilerden önce pıhtılaşma testleri ve kan sayımı istenebilir. Alerji öyküsü, özellikle lokal anestezi maddelerine karşı daha önce gelişen tepkiler, işlem öncesinde paylaşılmalıdır. Gebelik olasılığı, kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan diğer ilaçlar da planlamayı etkileyebilir. Sedasyon uygulanacaksa işlem sonrasında eve dönüş için bir refakatçinin bulunması önerilir.
Alınan Doku Patoloji Laboratuvarında Hangi Aşamalardan Geçer?
Alınan doku, bozulmasını önlemek için bekletilmeden tespit sıvısına (fiksatif) konur. Tespit (fiksasyon) aşaması dokunun hücre yapısını korur ve laboratuvara ulaşana kadar dokunun çözünmesini engeller. Laboratuvarda örnek kabul edilir, hasta bilgileri ve istek formuyla eşleştirilir, ardından patolog dokunun makroskopik incelemesini yapar ve incelenecek parçaları seçer. Doku takibi aşamasında örnek, sudan arındırılır ve parafinin içine işleyebileceği hale getirilir. Parafin bloklama aşamasında doku eritilmiş parafine gömülür ve soğuyunca sertleşerek bir blok haline gelir. Bu bloktan mikrotom adı verilen cihazla çok ince kesitler alınır ve cam lamlara yerleştirilir. Kesitler rutin olarak hematoksilen-eozin boyasıyla boyanır; bu boya hücre çekirdeğini ve sitoplazmayı farklı renklerde gösterir. Hazırlanan lamlar son olarak patolog tarafından mikroskopta değerlendirilir. Ameliyat sırasında hızlı yanıt gerektiğinde uygulanan dondurulmuş kesit (frozen) incelemesinde ise doku parafine gömülmeden dondurularak kesilir. Bu incelemenin amacı ameliyatın seyrine yön verecek ön bilgiyi kısa sürede sağlamaktır ve nihai değerlendirme parafin kesitlerle tamamlanır.
Makroskopik ve Mikroskopik İnceleme Arasındaki Fark Nedir?
Makroskopik inceleme, dokunun çıplak gözle değerlendirilmesidir. Bu aşamada örneğin boyutu, ağırlığı, rengi, kıvamı ve içinde gözle fark edilen bir kitle olup olmadığı kaydedilir. Cerrahi olarak çıkarılan büyük örneklerde kitlenin kenarlara olan uzaklığı ölçülür ve kenarlar özel mürekkeplerle işaretlenir. Hangi bölgelerden parça alınacağı bu aşamada belirlenir ve bu seçim mikroskopik değerlendirmenin niteliğini doğrudan etkiler. Mikroskopik inceleme ise ince kesitlerin mikroskop altında hücre düzeyinde incelenmesidir. Patolog bu aşamada hücrelerin şekline, çekirdek yapısına, bölünme etkinliğine ve dokunun genel mimarisine bakar. Hücrelerin çevre dokuya, damarlara ya da sinir çevresine yayılım gösterip göstermediği de mikroskopla değerlendirilir. Makroskopik bulgular bir yol haritası çizer, mikroskopik bulgular ise tanının asıl dayanağını oluşturur. Küçük iğne biyopsilerinde makroskopik tarif kısa tutulurken büyük cerrahi örneklerde oldukça ayrıntılı olur.
Patoloji Raporu Hangi Bölümlerden Oluşur?
Patoloji raporu, belirli bir düzen içinde hazırlanan resmi bir belgedir. Kimlik bölümünde hastanın bilgileri, örneğin alındığı tarih, rapor numarası ve istemi yapan birim yer alır. Klinik bilgi bölümünde örneğin hangi ön tanı ya da şüpheyle gönderildiği belirtilir. Makroskopi bölümünde laboratuvara ulaşan dokunun çıplak gözle tarifi, boyutları ve kaç parça halinde geldiği yazılır. Mikroskopi bölümünde kesitlerde görülen hücre ve doku özellikleri tanımlanır. Tanı (sonuç) bölümü, tüm bulguların özetlendiği ve raporda en çok dikkat edilen kısımdır. Kötü huylu bir tümör saptandığında tümörün türü, derecesi, cerrahi sınır durumu ve damar ya da sinir çevresine yayılım gibi bilgiler çoğu zaman düzenli bir liste halinde verilir. Ek inceleme yapıldıysa immünohistokimya ya da moleküler test sonuçları ayrı bir başlık altında eklenir. Raporun sonunda değerlendirmeyi yapan patoloğun adı ve onayı bulunur. Rapordaki terimler tıbbi dille yazıldığı için bazı ifadeler hastaya yabancı gelebilir.
Patoloji Raporundaki Cerrahi Sınır İfadesi Ne Anlama Gelir?
Cerrahi sınır, ameliyatla çıkarılan dokunun kesilen kenar yüzeyidir. Patolog, çıkarılan tümörün bu kenara ne kadar yaklaştığını ya da kenara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirir. Raporda cerrahi sınırın negatif ya da temiz olarak belirtilmesi, kenarlarda tümör hücresi görülmediğini anlatır. Cerrahi sınırın pozitif olarak belirtilmesi ise tümör hücrelerinin kesilen kenara ulaştığını ve vücutta tümör dokusu kalmış olabileceğini düşündürür. Bazı raporlarda tümörün kenara çok yakın olduğu durum yakın sınır şeklinde ayrıca belirtilir. Sınır durumunun yorumlanması organa ve tümör türüne göre farklılık gösterir; bir organda yeterli sayılan mesafe başka bir organda yetersiz kabul edilebilir. Pozitif ya da yakın sınır saptandığında ek cerrahi, ışın tedavisi ya da yakın izlem gibi seçenekler tartışılabilir. Cerrahi sınır yalnızca dokunun çıkarıldığı işlemlerde anlam taşır ve tanı amaçlı küçük iğne biyopsilerinde genellikle değerlendirilmez.
Patoloji Raporunda Tümör Derecesi (Grade) Neyi Gösterir?
Tümör derecesi (grade), tümör hücrelerinin mikroskop altında normal hücrelere ne ölçüde benzediğini anlatır. Hücreleri normal dokuya daha çok benzeyen tümörler iyi diferansiye ya da düşük dereceli olarak tanımlanır. Normal hücre görünümünden belirgin biçimde ayrılan tümörler ise kötü diferansiye ya da yüksek dereceli olarak adlandırılır. Derecelendirmede hücre çekirdeklerinin görünümü, hücre bölünmesinin sıklığı ve dokunun düzenini koruyup korumadığı gibi ölçütler kullanılır. Genel olarak yüksek dereceli tümörlerin daha hızlı büyüme eğiliminde olduğu kabul edilir. Her organ ve tümör türü için farklı derecelendirme sistemleri kullanıldığından raporlardaki ifadeler birbirinden ayrılabilir. Tümör derecesi, tümörün vücuttaki yayılımını tanımlayan evreyle aynı şey değildir; evre görüntüleme ve cerrahi bulgularla birlikte belirlenir. Derece bilgisi, tedavi planında diğer bulgularla birlikte göz önünde bulundurulan verilerden biridir ve yalnız başına hastalığın gidişatını belirlemez.
Biyopsi Sonucu İyi Huylu Çıktığında Süreç Nasıl İlerler?
İyi huylu (benign) sonuç, incelenen dokuda kötü huylu bir hücre değişikliği görülmediğini ifade eder. Bu sonuç çoğu zaman rahatlatıcı olsa da sürecin nasıl ilerleyeceği bulunan değişikliğin türüne bağlıdır. Bazı fibroadenomlar ya da yağ dokusu kaynaklı iyi huylu oluşumlar gibi lezyonlar herhangi bir işlem gerektirmeden izlenebilir. Belirti oluşturan, büyüyen ya da ileride değişim gösterebileceği bilinen bazı iyi huylu lezyonlar için çıkarılma önerilebilir. Raporda atipi ya da displazi gibi ifadeler yer alıyorsa bu, hücrelerde normalden sapma olduğunu ancak kötü huylu tümör olarak tanımlanmadığını anlatır ve daha yakın izlem gerektirebilir. Biyopsi sonucunun görüntüleme bulgularıyla uyumlu olması önemlidir. Görüntülemede şüphe yüksek olduğu halde sonuç iyi huylu çıkarsa örneğin şüpheli alanı temsil edip etmediği sorgulanır. Bu uyumsuzluk durumunda tekrar biyopsi ya da farklı bir yöntemle örnek alınması gündeme gelebilir. İzlem aralıkları ve kontrol görüntülemeleri, lezyonun türüne ve kişinin risk durumuna göre planlanır.
Patoloji Raporu İçin Neden Ek İnceleme Gerekebilir?
Rutin boyamayla hazırlanan kesitler çoğu durumda değerlendirme için yeterlidir, ancak bazı durumlarda ek incelemeler gerekir. İmmünohistokimya, dokudaki belirli proteinleri özel antikorlar ve renk veren işaretleyicilerle görünür hale getiren bir yöntemdir. Bu yöntem, mikroskopta birbirine benzeyen tümör türlerini ayırt etmeye ve bir tümörün hangi organdan köken aldığını anlamaya yardımcı olur. Bazı tümörlerde hormon reseptörleri gibi tedavi planını etkileyebilecek özellikler de immünohistokimyayla araştırılır. Moleküler testler, tümör hücrelerindeki genetik değişiklikleri inceler ve bazı hedefe yönelik tedavilerin uygunluğunun değerlendirilmesine katkı sağlar. Enfeksiyon düşünülen örneklerde mikroorganizmaları göstermek için özel histokimyasal boyalar uygulanabilir. Nadir görülen ya da yorumu güç olgularda başka bir merkezden görüş istenmesi de ek incelemeler arasında yer alır. Ek incelemeler ayrı laboratuvar aşamaları gerektirdiği için rapor süresini uzatabilir. Bu durumda önce bir ön rapor, ardından ek incelemeleri içeren tamamlayıcı bir rapor düzenlenebilir.
Biyopsi Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
Biyopsi sonucu, işlemi isteyen bölüm tarafından değerlendirilir ve ilk başvuru genellikle biyopsiye yönlendiren hekime yapılır. Meme ve tiroid kitlelerinde genel cerrahi, cilt değişikliklerinde dermatoloji, sindirim sistemi örneklerinde gastroenteroloji, rahim ağzı ve yumurtalık kaynaklı örneklerde kadın hastalıkları ve doğum bölümü süreci yürütebilir. Prostat ve mesane biyopsilerinde üroloji, akciğer biyopsilerinde göğüs hastalıkları ya da göğüs cerrahisi ilgili bölümdür. Kötü huylu bir tümör saptandığında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve cerrahi bölümlerinin birlikte yer aldığı tümör konseylerinde tedavi planı ortaklaşa belirlenebilir. İyi huylu sonuçlarda izlem planı ve kontrol aralıkları çoğu zaman aynı bölüm tarafından düzenlenir. Kontrol randevusuna patoloji raporu, varsa önceki görüntüleme sonuçları ve kullanılan ilaçların listesiyle gidilmesi değerlendirmeyi kolaylaştırır. Rapor elektronik ortamda erken görülebilir, ancak raporun anlamı kişinin öyküsü ve diğer bulgularla birlikte hekimle konuşularak netleşir. Rapora ilişkin sorular önceden not edilerek görüşmeye götürülürse süreç daha anlaşılır hale gelir.