Biyokimya Kütüphanesi

Anti-GAD (Glutamik Asit Dekarboksilaz Antikoru)

Anti-GAD

Anti-GAD, pankreasta insülin üreten hücrelerde ve sinir sisteminde bulunan glutamik asit dekarboksilaz adlı enzime karşı bağışıklık sisteminin ürettiği bir antikordur. Bu antikorun kanda saptanması, diyabetin bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine yönelmesiyle gelişen otoimmün türünü düşündürür. Test, özellikle Tip 1 diyabet ile erişkinde geç başlayan otoimmün diyabetin diğer diyabet tiplerinden ayrılmasında yol gösterici bilgi sağlar. Yüksek düzeyde pozitiflik ise nadir görülen bazı nörolojik tablolarla birlikte değerlendirilebilir. Sonuç tek başına yorumlanmaz; belirtiler, kan şekeri ölçümleri ve adacık hücrelerine karşı gelişen diğer antikorlarla birlikte ele alınır.

Anti-GAD (Glutamik Asit Dekarboksilaz Antikoru) Nedir ve Vücutta Neyi Hedef Alır?

Glutamik asit dekarboksilaz, kısaca GAD olarak bilinen ve vücutta glutamat adlı maddeyi gama aminobütirik asite (GABA) dönüştüren bir enzimdir. GABA, sinir sisteminde sinir hücreleri arasındaki uyarının yatıştırılmasında görev alan önemli bir ileti maddesidir. Bu enzim en çok beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinde, ayrıca pankreas adacıklarındaki insülin üreten beta hücrelerinde bulunur. Bağışıklık sistemi bazı kişilerde bu enzimi yabancı bir yapı gibi algılar ve ona karşı antikor üretmeye başlar. Anti-GAD olarak adlandırılan bu otoantikor (kişinin kendi dokusuna yönelen antikor), bağışıklık sisteminin insülin üreten hücrelere yönelik bir saldırı sürecinin işareti olarak kabul edilir. Hücre hasarının asıl yürütücüsünün bağışıklık hücreleri olduğu, antikorun ise bu tepkinin kanda izlenebilen bir göstergesi olduğu düşünülür. Enzimin sinir sisteminde de bulunması, antikorun bazı kişilerde nörolojik belirtilerle ilişkili olabilmesini açıklar.

Anti-GAD Testi Hangi Durumlarda İstenir?

Anti-GAD testi en sık, yeni diyabet tanısı alan bir kişide diyabetin türünü netleştirmek amacıyla istenir. Çocuk ve gençlerde hızla gelişen susama, sık idrara çıkma ve kilo kaybı gibi yakınmalarla ortaya çıkan diyabette otoimmün kökeni desteklemek için kullanılabilir. Erişkin yaşta diyabet tanısı alan, ancak fazla kilolu olmayan ya da ailesinde Tip 2 diyabet öyküsü bulunmayan kişilerde de test gündeme gelebilir. Şeker düşürücü ağızdan ilaçlarla başlangıçta dengelenen, fakat kısa sürede kan şekeri kontrolü bozulan erişkinler bu grubun önemli bir bölümünü oluşturur. Gebelikte diyabet saptanan ve otoimmün bir tablodan şüphelenilen kadınlarda da test istenebilir. Açıklanamayan kas sertliği, denge bozukluğu ya da bazı nöbet ve ensefalit (beyin iltihabı) tablolarının araştırılmasında nöroloji alanında da başvurulan bir testtir. Kişide başka bir otoimmün hastalığın bulunması ya da ailede otoimmün diyabet öyküsü olması da test isteme kararını etkileyen etkenler arasındadır.

Anti-GAD Testi Nasıl Yapılır?

Anti-GAD testi, koldaki bir toplardamardan alınan az miktarda kan örneğinde çalışılır. Kan alma işlemi diğer rutin kan testlerinden farklı değildir ve kısa sürede tamamlanır. Test genellikle özel bir hazırlık gerektirmez; ancak aynı örnekte açlık gerektiren başka testler de isteniyorsa aç gelinmesi istenebilir. Alınan kanın serum kısmı ayrılarak laboratuvarda antikorun varlığı ve düzeyi araştırılır. Laboratuvarlar bu amaçla farklı immünolojik yöntemler kullanabilir. Yöntem farkı nedeniyle sonuç raporunda yer alan referans aralığı laboratuvardan laboratuvara değişebilir. Nörolojik bir tablo araştırılıyorsa bazı durumlarda beyin omurilik sıvısında da antikor bakılabilir ve bu örnek ayrı bir işlemle alınır. Kullanılan ilaçların ve bilinen hastalıkların test öncesinde bildirilmesi yorumlamayı kolaylaştırır.

Anti-GAD Sonucu Nasıl Değerlendirilir?

Anti-GAD sonucu genellikle negatif, sınırda ya da pozitif olarak raporlanır ve çoğu zaman antikor düzeyi de belirtilir. Negatif sonuç, kanda saptanabilir düzeyde antikor bulunmadığını gösterir. Pozitif sonuç ise bağışıklık sisteminin GAD enzimine karşı tepki geliştirdiğine işaret eder. Sınırda sonuçlar yorumda belirsizlik yaratabildiğinden bir süre sonra testin tekrarlanması ya da diğer antikorlarla birlikte bakılması tercih edilebilir. Değerlendirmede antikorun düzeyi de önem taşır. Düşük ve orta düzeyde pozitiflik daha çok diyabet bağlamında ele alınırken yüksek düzeyde pozitiflik nörolojik tabloların da düşünülmesine yol açabilir. Sonuç; kişinin yaşı, vücut yapısı, belirtileri, kan şekeri seyri ve insülin üretim kapasitesini yansıtan testlerle birlikte yorumlanır. Tek bir laboratuvar değeri, diyabetin türü hakkında son sözü söylemez.

Anti-GAD Pozitifliği Ne Anlama Gelir?

Anti-GAD pozitifliği, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere yönelik bir süreç başlattığını düşündürür. Diyabet belirtileri olan bir kişide bu sonuç, hastalığın otoimmün kökenli olduğunu destekler. Belirtisi olmayan bir kişide ise pozitiflik ileride diyabet gelişme olasılığının arttığına işaret edebilir, ancak her pozitif kişide diyabet gelişmez. Pozitifliğin anlamı, eşlik eden adacık hücresi antikorlarının varlığıyla yakından ilişkilidir ve birden fazla antikorun birlikte pozitif olması daha anlamlı kabul edilir. Anti-GAD, otoimmün tiroid hastalığı gibi başka otoimmün hastalıkları olan kişilerde diyabet olmaksızın da saptanabilir. Çok yüksek düzeyde pozitiflik, diyabetin yanı sıra sinir sistemini etkileyen nadir tabloların da araştırılmasını gerektirebilir. Bu nedenle pozitif sonuç bir tanı değil, klinik tabloyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.

Anti-GAD Negatif Çıkarsa Otoimmün Diyabet Dışlanmış Olur mu?

Anti-GAD negatif bulunması, otoimmün diyabet olasılığını ortadan kaldırmaz. Otoimmün diyabeti olan kişilerin bir bölümünde bu antikor saptanmaz ve bu kişilerde adacık hücrelerine karşı gelişen diğer antikorlardan biri pozitif olabilir. Antikor düzeyleri hastalığın seyri boyunca değişebildiğinden, tanıdan uzun süre sonra yapılan testlerde daha önce var olan antikor kaybolmuş olabilir. Özellikle küçük yaşta başlayan diyabette bazı antikorlar hastalığın erken döneminde öne çıkarken anti-GAD daha geç belirginleşebilir ya da hiç görülmeyebilir. Az sayıda kişide ise hiçbir antikor saptanmadığı halde tablo otoimmün diyabetle uyumludur. Bu nedenle negatif sonuç alan, ancak belirtileri ve kan şekeri seyri otoimmün diyabeti düşündüren kişilerde değerlendirme diğer testlerle sürdürülür. İnsülin üretim kapasitesinin zaman içindeki değişimi de ayrımda önemli bir ipucu sunar.

Anti-GAD Tip 1 Diyabet Tanısında Nasıl Kullanılır?

Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücreleri zaman içinde yok etmesiyle gelişen ve genellikle çocukluk ya da gençlik döneminde ortaya çıkan bir diyabet türüdür. Tanı çoğu zaman belirgin yakınmalar ve yüksek kan şekeri ile gündeme gelir, ancak diyabetin türü her zaman ilk başvuruda kolayca anlaşılmaz. Anti-GAD, Tip 1 diyabetli kişilerde en sık saptanan otoantikorlardan biridir ve pozitifliği hastalığın otoimmün kökenini destekler. Günümüzde çocuk ve gençlerde de fazla kiloya bağlı Tip 2 diyabet görülebildiğinden, antikor testleri bu iki türün ayrılmasında yol gösterici olur. Tip 1 diyabette insülin tedavisi temel yaklaşım olduğundan türün doğru belirlenmesi izlem planını doğrudan etkiler. Anti-GAD, ketoasidoz (kanın asitleşmesiyle giden ağır tablo) ile başvuran kişilerde de hastalığın türünü netleştirmeye katkı sağlar. Tanı süreci, antikor sonucunun belirtiler, kan şekeri, uzun dönem kan şekeri göstergesi ve insülin üretimini yansıtan testlerle birlikte ele alınmasıyla yürütülür.

Anti-GAD Erişkinde Geç Başlayan Otoimmün Diyabet (LADA) Ayrımında Neden Önemlidir?

Erişkinde geç başlayan otoimmün diyabet (LADA), otoimmün kökenli olduğu halde erişkin yaşta ve daha yavaş bir seyirle ortaya çıkan bir diyabet türüdür. Başlangıçta insülin gereksinimi belirgin olmadığından bu kişiler sıklıkla Tip 2 diyabet tanısı alır ve şeker düşürücü ağızdan ilaçlarla izlenir. Zaman içinde insülin üreten hücrelerin kaybı ilerledikçe ağızdan ilaçlara yanıt azalır ve kan şekeri dengesi beklenenden hızlı bozulabilir. Anti-GAD bu tabloda en sık saptanan antikor olduğundan LADA'nın Tip 2 diyabetten ayrılmasında öne çıkan testtir. Antikor düzeyinin yüksek olması, insülin gereksiniminin daha erken ortaya çıkabileceğine işaret edebilir. Doğru ayrım, izlem sıklığının ve tedavi yaklaşımının kişinin gerçek hastalık türüne göre planlanmasına olanak tanır. LADA tanısı alan kişilerde otoimmün tiroid hastalığı gibi eşlik edebilen diğer otoimmün durumların araştırılması da gündeme gelir. Fazla kilolu olmayan, diyabeti erişkin yaşta başlayan ve başka bir otoimmün hastalığı bulunan kişilerde bu ayrım ayrıca önem kazanır.

Anti-GAD Yüksek Titrede Pozitifliği Nörolojik Hastalıklarla Nasıl İlişkilidir?

GAD enzimi sinir sisteminde yatıştırıcı ileti maddesi olan GABA'nın yapımında görev aldığından, bu enzime karşı gelişen antikorlar nadiren sinir sistemi işlevlerini de etkileyebilir. Nörolojik tablolarla ilişkili pozitiflik, diyabette görülen düzeylere göre çok daha yüksek antikor düzeyleriyle belirginleşir. Bu tabloların en bilineni, gövde ve bacak kaslarında giderek artan sertlik ve ani uyaranlarla tetiklenen kasılmalarla seyreden katı kişi sendromudur (stiff-person sendromu). Denge ve yürüme bozukluğu, konuşmada peltekleşme ve göz hareketlerinde düzensizlikle giden serebellar ataksi (küçük beyin kaynaklı denge bozukluğu) de bu grupta yer alır. Bazı dirençli epilepsi türleri ile bellek sorunları, davranış değişikliği ve nöbetlerin birlikte görüldüğü otoimmün ensefalit tabloları da anti-GAD ile ilişkilendirilmiştir. Bu kişilerde beyin omurilik sıvısında da antikor araştırılabilir ve sıvıda antikor bulunması sinir sistemi içindeki bağışıklık tepkisini destekler. Nörolojik tabloya diyabet ya da otoimmün tiroid hastalığı eşlik edebilir. Bu nedenle değerlendirme çoğu zaman nöroloji ve endokrinoloji alanlarının birlikte yürüttüğü bir süreç gerektirir.

Anti-GAD ile Diğer Diyabet Otoantikorları Birlikte Neden İstenir?

Otoimmün diyabette bağışıklık sistemi insülin üreten hücrelerdeki tek bir yapıya değil, farklı yapılara karşı antikor üretebilir. Anti-GAD bu antikorlardan yalnızca biridir; insülinin kendisine ve adacık hücrelerindeki başka proteinlere karşı gelişen antikorlar da bulunur. Her antikorun görülme sıklığı yaşa ve hastalığın dönemine göre değişir. Küçük çocuklarda insüline karşı gelişen antikorlar daha erken öne çıkarken erişkinlerde anti-GAD daha belirgindir. Tek bir antikora bakıldığında otoimmün diyabeti olan bazı kişiler gözden kaçabilir ve birlikte değerlendirme bu olasılığı azaltır. Birden fazla antikorun pozitif bulunması, otoimmün sürecin daha belirgin olduğunu ve belirtisiz kişilerde diyabete ilerleme olasılığının daha yüksek olduğunu düşündürür. Yalnızca anti-GAD'ın düşük düzeyde pozitif olması ise daha dikkatli yorum gerektiren bir durumdur. Bu nedenle diyabet türünün araştırıldığı durumlarda anti-GAD çoğu zaman adacık hücrelerine karşı gelişen diğer antikorlarla aynı panelde istenir.

Anti-GAD Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Anti-GAD sonucunu etkileyen en önemli etkenlerden biri laboratuvarın kullandığı yöntemdir ve farklı yöntemlerin duyarlılığı ile referans aralıkları birbirinden ayrılabilir. Testin hastalığın hangi döneminde yapıldığı da sonucu etkiler, çünkü antikor düzeyi yıllar içinde azalabilir ya da kaybolabilir. Anti-GAD, insüline karşı gelişen antikorlardan farklı olarak dışarıdan verilen insülinden etkilenmez ve insülin tedavisi başlanmış kişilerde de anlamını korur. Kan ürünü ya da immünoglobulin (antikor içeren kan ürünü) tedavisi alan kişilerde, verilen üründeki antikorlar geçici yanlış pozitif sonuca yol açabilir. Bağışıklığı baskılayan tedaviler antikor düzeylerini düşürebilir. Otoimmün tiroid hastalığı gibi başka otoimmün durumları olan kişilerde diyabet olmaksızın düşük düzeyde pozitiflik görülebilir. Hemolizli (alyuvarları parçalanmış) ya da uygun koşullarda saklanmayan kan örnekleri de ölçümü olumsuz etkileyebilir. Bu etkenler göz önünde bulundurulmadan yapılan yorum yanıltıcı olabilir.

Anti-GAD Pozitif Çıkınca Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?

Anti-GAD pozitifliği diyabet bağlamında saptandığında izlem genellikle endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları bölümünde yürütülür; çocuk ve ergenlerde bu süreci çocuk endokrinolojisi bölümü üstlenir. İlk aşamada kan şekeri düzeyleri, uzun dönem kan şekeri göstergesi ve insülin üretim kapasitesini yansıtan testlerle hastalığın türü ve evresi belirlenir. Diyabet tanısı olan kişilerde sonuç, tedavi yaklaşımının hastalığın türüne uygun biçimde planlanmasına katkı sağlar. Belirtisi olmayan ve yalnızca antikoru pozitif bulunan kişilerde düzenli aralıklarla kan şekeri izlemi ve belirtiler konusunda bilgilendirme ön plana çıkar. Kas sertliği, denge bozukluğu, nöbet ya da bellek sorunları gibi yakınmalar varsa nöroloji bölümüne yönlendirme yapılır. Anti-GAD pozitif kişilerde tiroid işlevleri ve diğer otoimmün hastalıklar da izlem planına eklenebilir. Sürecin nasıl ilerleyeceğine, sonuçların bütününü değerlendiren hekim kişinin durumuna göre karar verir.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Anti-GAD Testi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Anti-GAD testi için genellikle aç kalmak gerekmez. Antikor düzeyi yemek yemekten ya da günün saatinden belirgin biçimde etkilenmez. Ancak aynı kan örneğinde açlık kan şekeri ya da insülin gibi açlık gerektiren testler de çalışılacaksa aç gelinmesi istenebilir. Bu nedenle test öncesinde hangi testlerin birlikte isteneceğini laboratuvara sormak yararlı olur. Düzenli kullanılan ilaçların test öncesinde bildirilmesi yorumu kolaylaştırır.
2

Anti-GAD Sonucu Ne Kadar Sürede Çıkar?

Anti-GAD özel immünolojik yöntemlerle çalışılan bir test olduğundan sonucu rutin biyokimya testlerine göre daha geç çıkabilir. Birçok laboratuvarda bu test belirli günlerde toplu olarak çalışılır. Örnek başka bir merkeze gönderiliyorsa bekleme süresi uzayabilir. Sonuç çoğu zaman günler içinde hazırlanır. Beyin omurilik sıvısında yapılan antikor araştırmaları ise daha uzun sürebilir.
3

Anti-GAD Tek Başına Tanı Koydurur mu?

Anti-GAD tek başına tanı koydurmaz. Pozitif sonuç otoimmün bir süreci düşündürür, ancak diyabetin varlığı kan şekeri ölçümleriyle belirlenir. Diyabetin türü; yaş, vücut yapısı, belirtilerin başlangıç hızı, insülin üretim kapasitesi ve diğer adacık hücresi antikorlarıyla birlikte değerlendirilir. Nörolojik tablolarda da antikor sonucu muayene bulguları ve diğer tetkiklerle bir arada yorumlanır. Başka otoimmün hastalığı olan bazı kişilerde diyabet olmaksızın düşük düzeyde pozitiflik görülebileceği de göz önünde bulundurulur.
4

Anti-GAD Pozitifliği Belirti Olmadan da Saptanabilir mi?

Evet, anti-GAD belirti olmadan da saptanabilir. Otoimmün diyabette bağışıklık sisteminin insülin üreten hücrelere yönelik tepkisi, kan şekeri yükselmeden uzun süre önce başlayabilir. Bu dönemde yalnızca antikor pozitifliği görülür ve kişi kendini sağlıklı hisseder. Tek bir antikorun pozitif olması, birden fazla antikorun birlikte pozitif olmasına göre daha düşük bir ilerleme olasılığına işaret eder. Belirtisiz pozitiflik saptanan kişide izlem planı ve ek testlerin gerekliliği hekim tarafından kişisel özelliklere göre belirlenir.
5

Tip 1 Diyabetli Bir Kişinin Akrabalarında Anti-GAD Taraması Yapılır mı?

Tip 1 diyabetli bir kişinin kardeşleri, çocukları ve anne babası genel topluma göre otoimmün diyabet açısından daha yüksek risk taşır. Bu yakın akrabalarda anti-GAD ve adacık hücrelerine karşı gelişen diğer antikorların araştırılması bazı durumlarda gündeme gelebilir. Böyle bir araştırma rutin olarak herkese yapılmaz ve hekimin aile öyküsünü ve kişinin durumunu değerlendirerek vereceği karara bağlıdır. Antikor pozitifliği saptanan akrabalarda erken belirtilerin tanınması ve kan şekerinin izlenmesi, diyabetin ketoasidoz gibi ağır bir tablo gelişmeden fark edilmesine yardımcı olabilir. Sonuçların kaygı yaratabileceği göz önünde bulundurularak araştırma öncesinde bilgilendirme yapılması önemlidir.
6

Anti-GAD Pozitifliği Zamanla Kaybolur mu, Tekrar Bakılır mı?

Anti-GAD düzeyi zaman içinde değişebilir. Tip 1 diyabette bazı antikorlar yıllar içinde azalırken anti-GAD genellikle diğerlerine göre daha uzun süre pozitif kalır. Belirtisiz kişilerde ise antikor bazen geçici olarak pozitif bulunup sonradan kaybolabilir. Testin tekrarlanması; ilk sonucun sınırda olup olmamasına, belirtisiz izlem sürecine ve diyabet türünün netleştirilme gereğine göre planlanır. Diyabet türü belirlenmiş kişilerde antikorun düzenli aralıklarla yeniden ölçülmesi genellikle gerekmez.
7

Gebelik Şekeri (Gestasyonel Diyabet) Tanısı Alanlarda Anti-GAD Neden İstenebilir?

Gebelik şekeri çoğunlukla gebeliğin getirdiği hormon değişiklikleri ve insüline karşı artan direnç nedeniyle gelişir. Az sayıda kadında ise gebelikte fark edilen diyabet, gebelik sırasında belirginleşen otoimmün bir diyabetin başlangıcı olabilir. Anti-GAD ve adacık hücrelerine karşı gelişen diğer antikorlar, bu otoimmün tablonun ayırt edilmesine yardımcı olur. Özellikle fazla kilolu olmayan, kan şekeri beklenenden yüksek seyreden ya da insülin gereksinimi hızla artan gebelerde test gündeme gelebilir. Antikor pozitifliği saptanan kadınlarda doğumdan sonra diyabet gelişme olasılığı daha yüksek olduğundan izlem uzun süreli planlanır.
8

Çocuklarda ve Ergenlerde Anti-GAD Nasıl Değerlendirilir?

Çocuk ve ergenlerde görülen diyabet büyük oranda otoimmün kökenlidir ve anti-GAD bu yaş grubunda sık bakılan antikorlardan biridir. Küçük çocuklarda insüline karşı gelişen antikorlar daha erken ve belirgin olabilirken anti-GAD'ın öne çıkması daha ileri yaşlarda sık görülür. Bu nedenle çocuklarda anti-GAD, adacık hücrelerine karşı gelişen diğer antikorlarla birlikte değerlendirilir. Günümüzde fazla kiloya bağlı Tip 2 diyabet ve kalıtsal diyabet türleri de çocuklarda görülebildiğinden antikor sonuçları türün ayrımına katkı sağlar. Antikorların hiçbirinin saptanmaması, çocukta bu farklı diyabet türlerinin araştırılmasını gündeme getirebilir.
9

Anti-GAD Pozitif Çıkan Kişide Tiroid ve Diğer Otoimmün Hastalıklar Neden Araştırılır?

Otoimmün hastalıklar aynı kişide bir arada görülme eğilimi taşır. Anti-GAD pozitif kişilerde otoimmün tiroid hastalıkları, çölyak hastalığı, vitiligo (ciltte renk kaybı), pernisiyöz anemi (vitamin emilim bozukluğuna bağlı kansızlık) ve böbreküstü bezi yetmezliği daha sık görülebilir. Bu hastalıklar başlangıçta hafif ya da belirtisiz seyredebildiğinden izlem sırasında araştırılmaları erken fark edilmelerini sağlar. Tiroid işlev bozukluğu kan şekeri dengesini de etkileyebildiğinden diyabet izleminde ayrıca önem taşır. Bu amaçla tiroid hormonları ve tiroide karşı gelişen antikorlar gibi testler izlem planına eklenebilir.
10

Tip 2 Diyabet Tanısıyla İzlenen Bir Kişide Anti-GAD Pozitif Çıkarsa Ne Değişir?

Tip 2 diyabet tanısıyla izlenen bir kişide anti-GAD pozitif bulunması, tablonun erişkinde geç başlayan otoimmün diyabet (LADA) olabileceğini düşündürür. Bu durumda insülin üreten hücrelerin zaman içinde daha hızlı kaybedilebileceği göz önünde bulundurulur. İzlem sıklığı artırılabilir ve insülin üretim kapasitesini yansıtan testlerle süreç yakından takip edilir. Şeker düşürücü ağızdan ilaçlara yanıtın azalması halinde tedavi yaklaşımının yeniden gözden geçirilmesi gündeme gelir. Eşlik edebilen diğer otoimmün hastalıkların araştırılması da izlem planına eklenir.
11

Farklı Laboratuvarlarda Farklı Yöntemlerle Çalışılan Anti-GAD Sonuçları Karşılaştırılabilir mi?

Farklı laboratuvarlarda farklı yöntemlerle çalışılan anti-GAD sonuçları birebir karşılaştırılamayabilir. Her yöntemin duyarlılığı, ölçüm aralığı ve pozitiflik sınırı farklı olabilir. Bu nedenle bir laboratuvarda sınırda çıkan sonuç başka bir laboratuvarda negatif ya da pozitif raporlanabilir. Sonuçların zaman içindeki değişimi izleniyorsa testin olabildiğince aynı laboratuvarda ve aynı yöntemle yapılması tercih edilir. Raporda belirtilen referans aralığının sonuçla birlikte okunması doğru yorum için önemlidir.
12

Anti-GAD Pozitif Çıkan Kişi Hangi Belirtilere Dikkat Etmelidir?

Anti-GAD pozitif kişinin kan şekerinin yükseldiğine işaret edebilecek belirtileri tanıması yararlıdır. Aşırı susama, sık ve bol idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk ve bulanık görme bu belirtilerin başında gelir. Bulantı, kusma, karın ağrısı, nefeste meyvemsi koku ve bilinç bulanıklığı ketoasidoz gibi ağır bir tabloya işaret edebileceğinden acil değerlendirme gerektirir. Gövde ve bacaklarda giderek artan kas sertliği, ani kasılmalar, denge ve yürüme bozukluğu ya da yeni başlayan nöbetler ise nörolojik açıdan önem taşır. Bu yakınmalardan biri ortaya çıktığında sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir.
13

Bazı İlaç Grupları veya Enfeksiyonlar Anti-GAD Sonucunu Etkiler mi?

Anti-GAD, dışarıdan verilen insülinden etkilenmediği için insülin tedavisi alan kişilerde de anlamını korur. Kan ürünleri ya da antikor içeren immünoglobulin tedavileri, verilen üründeki antikorlar nedeniyle bir süre yanlış pozitif sonuca yol açabilir. Bağışıklığı baskılayan tedaviler antikor düzeyini düşürebilir. Geçirilen enfeksiyonların anti-GAD sonucunu doğrudan değiştirdiğine ilişkin belirgin bir bulgu yoktur, ancak bazı viral enfeksiyonların otoimmün süreci tetikleyebileceği düşünülmektedir. Kullanılan tüm ilaçların ve yakın zamanda alınan kan ürünlerinin test öncesinde bildirilmesi yorumu kolaylaştırır.
14

Anti-GAD Testi Diyabet Taraması Amacıyla Herkese Yapılır mı?

Hayır, anti-GAD testi genel toplumda diyabet taraması amacıyla herkese yapılmaz. Diyabet taraması kan şekeri ve uzun dönem kan şekeri göstergesi gibi testlerle yürütülür. Anti-GAD; diyabet tanısı almış kişilerde türün belirlenmesi, gebelikte otoimmün tablodan şüphelenilmesi ya da nörolojik bir hastalığın araştırılması gibi belirli durumlarda istenir. Tip 1 diyabetli kişilerin yakın akrabalarında araştırma yapılması ise hekim değerlendirmesine bağlı özel bir durumdur. Gerekçesiz yapılan testler, anlamı belirsiz sonuçlara ve buna bağlı kaygıya yol açabilir.
15

Anti-GAD Pozitifliği Olan Kişilerde Takip Hangi Sıklıkla Yapılır?

Anti-GAD pozitif kişilerde takip sıklığı, kişinin diyabet tanısı olup olmamasına ve genel durumuna göre belirlenir. Belirtisiz ve yalnızca antikoru pozitif olan kişilerde kan şekeri izlemi düzenli aralıklarla planlanır. Birden fazla antikoru pozitif olanlarda bu aralık daha kısa tutulabilir. LADA ya da Tip 1 diyabet tanısı alan kişilerde izlem, diyabetin genel takip programı içinde yürütülür. Tiroid işlevleri gibi eşlik edebilen otoimmün durumlara yönelik testler de belirli aralıklarla tekrarlanabilir. Nörolojik belirtisi olan kişilerde takip, nöroloji bölümünün değerlendirmesine göre şekillenir.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.