Alfa-1 antitripsin, karaciğerde yapılıp kana salınan ve dokuları kendi savunma hücrelerinin salgıladığı yıkıcı enzimlere karşı koruyan bir proteindir. Bu proteinin kandaki miktarını ölçen test, çoğunlukla kalıtsal alfa-1 antitripsin eksikliğinin araştırılmasında kullanılır. Eksiklik bazı kişilerde genç yaşta başlayan amfizemle, bazı kişilerde ise bebeklik ya da erişkin dönemde ortaya çıkan karaciğer sorunlarıyla kendini gösterebilir. Alfa-1 antitripsin aynı zamanda bir akut faz proteini olduğu için iltihap, enfeksiyon ve gebelik gibi durumlarda düzeyi geçici olarak yükselebilir. Bu nedenle sonuç tek başına yorumlanmaz; belirtiler, aile öyküsü ve gerektiğinde fenotip ya da genotip incelemesiyle birlikte değerlendirilir.
Alfa-1 Antitripsin Nedir ve Vücutta Hangi Görevi Üstlenir?
Alfa-1 antitripsin, büyük bölümü karaciğer hücrelerinde üretilen ve kan yoluyla bütün vücuda dağılan bir glikoproteindir (yapısında şeker grupları taşıyan protein). Proteaz inhibitörleri (enzim frenleyiciler) adı verilen bir aileye aittir ve bu ailenin kandaki en bol üyelerinden biridir. Temel görevi, beyaz kan hücrelerinden nötrofillerin salgıladığı elastaz adlı enzimi etkisiz hale getirmektir. Nötrofil elastazı mikropları yok etmeye yardım eder, ancak kontrolsüz kaldığında sağlıklı dokunun esnek liflerini de parçalayabilir. Akciğerlerdeki hava keseciklerinin duvarları bu esnek liflerden zengin olduğu için koruyucu dengenin bozulmasından en çok etkilenen organ akciğerdir. Alfa-1 antitripsin kandan akciğer dokusuna geçerek bu dengeyi sağlar ve iltihap sırasında oluşabilecek gereksiz hasarı sınırlar. Proteinin yapısını belirleyen gen anne ve babadan birer kopya olarak alınır, bu nedenle düzeyi büyük ölçüde kalıtsal özelliklere bağlıdır. Protein aynı zamanda akut faz proteinleri arasında yer alır ve vücutta iltihap başladığında karaciğer üretimini artırır. Laboratuvar raporlarında çoğunlukla AAT kısaltmasıyla gösterilir.
Alfa-1 Antitripsin Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Test en sık, beklenenden erken yaşta ortaya çıkan amfizem ya da kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan kişilerde istenir. Sigara kullanmayan ya da az kullanmış olmasına karşın ilerleyici nefes darlığı yaşayan kişiler de bu değerlendirmeye alınabilir. Akciğer grafisinde ya da tomografide amfizemin özellikle akciğerlerin alt bölümlerinde yoğunlaşması eksikliği düşündüren bir bulgu olarak kabul edilir. Nedeni açıklanamayan karaciğer enzim yüksekliği, uzun süren karaciğer iltihabı ya da siroz saptanan çocuk ve erişkinlerde de test planlanabilir. Yenidoğan döneminde beklenenden uzun süren sarılık ve karaciğer büyümesi olan bebeklerde bu eksiklik araştırılan nedenler arasındadır. Deride iltihaplı, ağrılı ve bazen akıntılı yağ dokusu düğümleriyle seyreden pannikülit tablosu da testi akla getirebilir. Ailesinde alfa-1 antitripsin eksikliği tanısı almış bir birey bulunan kişilerde aile taraması amacıyla ölçüm yapılabilir. Protein elektroforezinde alfa-1 bandının düşük görülmesi de ayrıntılı araştırma için bir başlangıç noktası olabilir.
Alfa-1 Antitripsin Testi Nasıl Yapılır, Hazırlık Gerekir mi?
Alfa-1 antitripsin düzeyi, koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğinin serum bölümünde ölçülür. Kan alma işlemi rutin biyokimya tetkikleriyle aynı biçimde yapılır ve kısa sürer. Ölçüm genellikle nefelometri ya da turbidimetri (proteinin oluşturduğu bulanıklığın ışıkla ölçülmesi) yöntemleriyle gerçekleştirilir. Bu test için çoğu laboratuvarda özel bir açlık koşulu aranmaz, ancak aynı örnekten başka tetkikler de çalışılacaksa laboratuvarın genel yönergesine uyulur. Yakın zamanda geçirilmiş ateşli bir hastalık, ameliyat ya da belirgin bir iltihap tablosu varsa bunun kan alma sırasında bildirilmesi yorumu kolaylaştırır. Gebelik ve hormon içeren ilaç gruplarının kullanımı da düzeyi etkileyebileceği için paylaşılması önemlidir. Kalıtsal yapının araştırılması gerektiğinde aynı ya da ayrı bir kan örneğinden fenotip çalışması veya genetik analiz yapılabilir. Bazı merkezlerde genetik inceleme için parmak ucundan kurutulmuş kan lekesi örneği de kullanılabilmektedir.
Alfa-1 Antitripsin Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Sonuç, raporda laboratuvarın kullandığı yönteme göre belirlenmiş referans aralığıyla karşılaştırılarak okunur. Referans aralığı içinde çıkan bir değer çoğu zaman ağır eksikliği düşündürmez, ancak taşıyıcılığı her durumda dışarıda bırakmaz. Bunun temel nedeni, alfa-1 antitripsinin iltihap ve enfeksiyon sırasında yükselen bir akut faz proteini olmasıdır. Aynı anda C-reaktif protein (CRP) gibi bir iltihap göstergesinin ölçülmesi, düzeyin geçici olarak yükselip yükselmediğini anlamaya yardım eder. Belirgin düşük bir değer kalıtsal eksikliği akla getirir ve çoğunlukla fenotip ya da genotip incelemesiyle desteklenir. Hafif düşük ya da sınırda değerler taşıyıcılık, geçici etkenler veya ölçüm farklılıklarıyla ilişkili olabilir. Değerlendirme yalnızca sayıya bakılarak yapılmaz; solunum fonksiyon testleri, görüntüleme bulguları, karaciğer tetkikleri ve aile öyküsü birlikte ele alınır. Farklı laboratuvarların sonuçları doğrudan karşılaştırılmadan önce kullanılan yöntem ve referans aralığı gözden geçirilir.
Alfa-1 Antitripsin Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?
Alfa-1 antitripsin düşüklüğünün en önemli nedeni, proteinin yapısını belirleyen gende görülen kalıtsal değişikliklerdir. Bu değişikliklerin bir kısmında protein karaciğer hücresi içinde hatalı katlanır, birbirine yapışarak birikir ve kana yeterince salınamaz. Bazı nadir değişikliklerde ise protein hiç üretilmez ya da üretilse bile görevini yerine getiremez. Kandaki düzey azaldığında akciğer dokusu nötrofil elastazına karşı korumasız kalır ve hava keseciklerinde zamanla yıkım gelişebilir. Karaciğer hücrelerinde biriken hatalı protein ise bu organda iltihap ve yara dokusu oluşumuna zemin hazırlayabilir. Düşüklük her zaman kalıtsal nedene bağlı değildir; ağır karaciğer yetmezliğinde üretim azalabilir, bağırsak ya da böbrek yoluyla aşırı protein kaybı olan durumlarda da düzey düşebilir. Yenidoğanlarda ve ciddi yetersiz beslenme tablolarında da düşük değerler görülebilir. Bu nedenle düşük bir sonuç, eksikliğin türünü ve nedenini açıklayan ek incelemelerle birlikte anlam kazanır.
Alfa-1 Antitripsin Eksikliğinde Hangi Belirtiler Görülebilir?
Alfa-1 antitripsin eksikliği olan kişilerin bir bölümü uzun yıllar boyunca hiçbir yakınma yaşamayabilir. Belirtiler kalıtsal yapıya, sigara ve çevresel maruziyete, yaşa ve eşlik eden hastalıklara göre büyük farklılık gösterir. Erişkinlerde en sık görülen belirtiler eforla başlayan ve zamanla artan nefes darlığı, hışıltılı solunum, uzun süren öksürük ve balgamdır. Bu yakınmalar sıklıkla astım ya da sıradan KOAH olarak değerlendirilebildiği için eksiklik uzun süre fark edilmeyebilir. Karaciğer tutulumu olan kişilerde halsizlik, iştahsızlık, gözlerde ve deride sararma, karın şişliği ya da bacaklarda ödem görülebilir. Bebeklerde uzayan sarılık, açık renkli dışkı, koyu idrar, karaciğer büyümesi ve kilo alamama dikkat çeken bulgulardır. Daha nadir olarak deride ağrılı, kızarık ve sertleşmiş düğümlerle seyreden pannikülit gelişebilir. Bazı çalışmalarda eksiklikle damar iltihabı tabloları arasında da ilişki bildirilmiştir. Belirtilerin çeşitliliği, eksikliğin tek bir yakınmaya bakılarak değil bütüncül bir değerlendirmeyle araştırılmasını gerektirir.
Alfa-1 Antitripsin Eksikliği Karaciğeri Nasıl Etkiler?
Karaciğer hasarının temel nedeni, kanda proteinin azalması değil, hatalı katlanan proteinin karaciğer hücrelerinin içinde birikmesidir. Özellikle Z tipi olarak adlandırılan değişiklikte protein zincirleri birbirine bağlanarak hücre içinde kümeler oluşturur. Bu kümeler mikroskopta özel boyalarla görünür hale gelebilen yuvarlak birikintiler şeklinde saptanır. Biriken protein hücrede strese, iltihaba ve zamanla hücre ölümüne yol açabilir. Uzun vadede karaciğerde yara dokusu gelişebilir ve bazı kişilerde tablo siroza ilerleyebilir. Yenidoğan döneminde bu süreç kolestaz (safra akışının yavaşlaması) ve uzayan sarılıkla kendini gösterebilir, bebeklerin bir kısmında bulgular zamanla gerilerken bir kısmında karaciğer hastalığı sürebilir. Erişkinlerde ise karaciğer tutulumu çoğunlukla ileri yaşlarda ve sessiz biçimde ilerler. Siroz gelişmiş kişilerde karaciğer kanseri riskinin arttığı bildirildiği için düzenli izlem önem taşır. Alkol kullanımı, fazla kilo ve yağlı karaciğer gibi ek etkenler karaciğer hasarının hızını artırabilir.
Alfa-1 Antitripsin Eksikliği Akciğerlerde Neden Hasara Yol Açar?
Akciğerlerde hasarın temel nedeni, kandaki koruyucu proteinin azalmasıyla birlikte enzim ve enzim frenleyici arasındaki dengenin bozulmasıdır. Solunan toz, mikrop ve duman gibi uyaranlar akciğere nötrofil çağırır ve bu hücreler elastaz salgılar. Yeterli alfa-1 antitripsin bulunmadığında elastaz hava keseciklerinin duvarındaki esnek lifleri kontrolsüz biçimde parçalar. Kesecik duvarları yıkıldıkça küçük keseler birleşerek büyük ve işlevsiz boşluklar oluşturur; bu tabloya amfizem denir. Eksikliğe bağlı amfizem, sigaraya bağlı amfizemden farklı olarak akciğerlerin alt bölümlerinde ve daha yaygın biçimde yerleşme eğilimindedir. Sigara dumanı hem iltihabı artırır hem de kalan alfa-1 antitripsin molekülünü oksitleyerek işlevsiz hale getirir, bu yüzden hasar belirgin biçimde hızlanır. Bazı kişilerde amfizemin yanında bronşektazi (bronşların kalıcı genişlemesi) de görülebilir. Akciğer hasarı çoğu zaman geri döndürülemediği için erken fark edilmesi ve zararlı maruziyetlerin azaltılması hastalığın seyri açısından önemlidir.
Alfa-1 Antitripsin Yüksekliği Hangi Durumlarda Görülür?
Alfa-1 antitripsin yüksekliği çoğunlukla ayrı bir hastalığı değil, vücuttaki bir iltihabi yanıtı yansıtır. Akut faz proteini olduğu için bakteriyel ve viral enfeksiyonlar, travma, yanık ve ameliyat sonrasında karaciğer üretimini artırır. Romatoid artrit gibi süregen iltihaplı eklem hastalıkları ve iltihaplı bağırsak hastalıkları da düzeyi yükseltebilir. Bazı kanser türlerinde ve yaygın doku hasarı olan durumlarda da yüksek değerler görülebilir. Gebelikte, özellikle ilerleyen aylarda, hormonal etkiye bağlı olarak düzeyin yükselmesi beklenen bir değişikliktir. Östrojen içeren doğum kontrol yöntemleri ve hormon içeren ilaç grupları da benzer bir yükselmeye neden olabilir. Yüksek bir sonuç genellikle tek başına ek bir inceleme gerektirmez, ancak eksikliği araştırılan bir kişide gerçek düzeyi gizleyebileceği için önemlidir. Bu nedenle yüksek ya da normal görünen bir değer, iltihap göstergeleri ve klinik durum göz önüne alınarak yorumlanır.
Alfa-1 Antitripsin Eksikliğinde Fenotip ve Genotip İncelemesi Neden Gerekir?
Kandaki alfa-1 antitripsin miktarı eksikliğin varlığına işaret edebilir, ancak hangi kalıtsal değişikliğin bulunduğunu göstermez. Fenotip incelemesi, kandaki proteinin elektrik alanında hareketine bakarak hangi türde protein üretildiğini ortaya koyar. Genotip incelemesi ise doğrudan gen düzeyinde çalışarak kişinin anne ve babasından aldığı gen kopyalarını belirler. Normal protein M harfiyle, en sık görülen iki eksiklik türü ise S ve Z harfleriyle adlandırılır. PiMM yapısı olağan kabul edilirken PiMZ ya da PiMS taşıyıcılığı, PiZZ ve PiSZ yapıları ise daha belirgin eksiklik ve daha yüksek hastalık riskiyle ilişkilidir. Protein hiç üretilmeyen ve Null olarak adlandırılan nadir türler standart fenotip incelemesinde gözden kaçabileceği için gerektiğinde gen dizileme yapılır. Bu ayrım, kişinin akciğer ve karaciğer riskinin öngörülmesinde, izlem sıklığının belirlenmesinde ve aile bireylerine yapılacak danışmanlıkta yol gösterir. Kalıtsal yapının netleşmesi, akut faz etkisiyle normal görünen bir kan düzeyinin yanıltıcı olabileceği durumlarda da değerlendirmeyi destekler.
Alfa-1 Antitripsin Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Sonucu etkileyen en önemli etken, testin yapıldığı sırada vücutta aktif bir iltihap ya da enfeksiyon bulunup bulunmamasıdır. Soğuk algınlığı, zatürre, idrar yolu enfeksiyonu ya da yakın zamanda geçirilmiş bir ameliyat düzeyi geçici olarak yükseltebilir ve taşıyıcılığı ya da hafif eksikliği gizleyebilir. Gebelik ve östrojen içeren hormon ilaç grupları da benzer biçimde değerleri artırabilir. Buna karşılık ağır karaciğer yetmezliği, nefrotik sendrom gibi idrarla protein kaybı yaşanan durumlar ve bağırsaktan protein kaybı düzeyi düşürebilir. Yenidoğan döneminde ve prematüre bebeklerde değerlerin erişkinlerden farklı seyredebileceği göz önünde tutulur. Kullanılan ölçüm yöntemi ve cihazdan kaynaklanan farklılıklar nedeniyle farklı laboratuvarların sonuçları birebir örtüşmeyebilir. Hemoliz (kan hücrelerinin tüpte parçalanması) ve örneğin uygun koşullarda saklanmaması da ölçümü olumsuz etkileyebilir. Bu etkenler göz önüne alındığında şüpheli sonuçlarda ölçümün uygun bir zamanda tekrarlanması ya da doğrudan kalıtsal inceleme yapılması gündeme gelebilir.
Alfa-1 Antitripsin Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Takip Nasıl Planlanır?
Nefes darlığı, öksürük ya da erken yaşta amfizem bulgusu olan erişkinler sonuçlarıyla çoğunlukla göğüs hastalıkları bölümüne başvurur. Karaciğer enzim yüksekliği, siroz ya da karaciğer büyümesi saptanan erişkinlerde gastroenteroloji ve hepatoloji bölümleri değerlendirmeye katılır. Uzayan sarılığı ya da karaciğer bulgusu olan bebek ve çocuklar çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk gastroenterolojisi bölümlerinde izlenir. Pannikülit gibi deri bulguları olan kişilerde dermatoloji, aile taraması ve kalıtım danışmanlığı için tıbbi genetik bölümü sürece dahil olabilir. Tanı desteklendiğinde izlem genellikle düzenli solunum fonksiyon testleri, gerektiğinde akciğer görüntülemesi ve karaciğer tetkiklerini içerir. Sigaranın bırakılması, pasif içiciliğin ve mesleki toz ile duman maruziyetinin azaltılması, önerilen aşıların yapılması ve alkolden kaçınılması izlemin temel parçalarıdır. Belirgin eksikliği ve akciğer tutulumu olan seçilmiş kişilerde eksik proteini yerine koyan damar içi destek tedavisi gündeme gelebilir. Takip aralıkları ve tedavi seçenekleri kişinin kalıtsal yapısına, organ tutulumuna ve genel durumuna göre ilgili uzman hekim tarafından belirlenir.