Anestezi ve Reanimasyon

Sürekli Periferik Sinir Bloğu

Koru Hastanesi olarak sürekli periferik sinir bloğu uygulamasını ileri ultrason rehberliğinde gerçekleştiriyor, postoperatif ve kronik ağrılarda uzun süreli etkin analjezi sağlıyoruz.

Sürekli periferik sinir bloğu (SPSB), seçili bir periferik sinir ya da sinir pleksusu çevresine yerleştirilen bir kateter aracılığıyla lokal anestezik ilaçların uzun süreli ve kontrollü biçimde uygulanmasını sağlayan, çağdaş bölgesel anestezi yöntemlerinden biridir. Cerrahi sonrası ağrı kontrolünde ve kronik ağrı sendromlarının yönetiminde altın standart yaklaşımlardan biri kabul edilen bu teknik, tek doz periferik sinir bloğunun süresinin yetersiz kaldığı durumlarda günler hatta haftalar boyunca etkin analjezi sunma kapasitesine sahiptir.

Epidemiyolojik veriler, gelişmiş cerrahi merkezlerde majör ortopedik girişimlerin %20-40'ında, özellikle omuz artroplastisi, total diz ve kalça artroplastisi, ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu ve ayak-ayak bileği cerrahisinde sürekli sinir bloğu kateterlerinin kullanıldığını göstermektedir. Türkiye'deki üçüncü basamak hastanelerde son on yılda ultrason rehberliğindeki uygulamaların yaygınlaşmasıyla birlikte SPSB kullanım sıklığı kayda değer ölçüde artmıştır. Multimodal analjezinin temel taşlarından biri haline gelen yöntem, opioid tüketimini %30-60 oranında azaltarak postoperatif bulantı, kusma, sedasyon ve solunum depresyonu gibi advers olayların görülme sıklığını da belirgin biçimde düşürmektedir.

Tanım ve Patofizyolojik Temeller

Sürekli periferik sinir bloğu, hedef sinirin perinöral fasyal kompartmanına perkütan yolla yerleştirilen 18-20 G iğne aracılığıyla 19-22 G çok delikli bir kateterin ilerletilmesi ve bu kateter üzerinden infüzyon pompasıyla sürekli ya da hasta kontrollü şekilde lokal anestezik verilmesi prensibine dayanır. Lokal anestezik moleküller, sinir aksonunun voltaj-bağımlı sodyum kanallarını intraselüler yüzeyden bloke ederek aksiyon potansiyeli oluşumunu ve iletimini engeller; böylece duyusal, motor ve sempatik liflerde geçici fonksiyonel kayıp meydana gelir.

Diferansiyel blok kavramı bu bağlamda kritik önem taşır: Düşük konsantrasyonlu lokal anestezikler (örneğin %0,2 ropivakain) ağırlıklı olarak ince çaplı miyelinsiz C lifleri ve ince miyelinli A-delta lifleri üzerinde etki ederek motor fonksiyonu büyük oranda koruyup duyusal analjezi sağlar. Bu durum, hastanın postoperatif erken mobilizasyonuna olanak tanır.

Kateter Tiplerinin Farmakokinetik Özellikleri

Stimüle edici kateterler ve uçtan delikli kateterler arasındaki seçim, hedef sinire göre belirlenir. Femoral, popliteal, interskalen ve aksiller bölgelerde uçtan çok delikli kateterler tercih edilirken, paravertebral ya da derin pleksus uygulamalarında özel kateter dizaynları kullanılır.

Lokal anesteziklerin perinöral kompartmandaki yayılımı; ilaç hacmi, konsantrasyonu, basıncı, hastanın anatomik özellikleri ve enjeksiyon hızıyla doğrudan ilişkilidir. Bolus enjeksiyonların hızlı ve düşük basınçlı yapılması intranöral basınç artışını ve nörotoksik etkileri sınırlar. Sürekli infüzyon parametreleri belirlenirken hastanın yaşına, vücut ağırlığına, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarına, eşlik eden hastalıklarına ve klinik amaca dikkat edilir. Adjuvanlar (deksametazon, klonidin, deksmedetomidin) blok süresini ve kalitesini artırırken sistemik dozları azaltabilir.

Hasta kontrollü periferik sinir analjezisi (HKPSA) protokolleri, hastanın bireysel ağrı toleransına uygun bolus dozları ve kilitleme süreleri ile multimodal analjeziye katkı sağlar. Bu yaklaşımda hasta otonomi kazanırken, ekibin denetimi sürekli olarak korunur ve advers olaylar erken fark edilir.

Ultrason Rehberliğinin Rolü

Yüksek çözünürlüklü doğrusal problar (10-15 MHz) ile sinirin epinöral yapısı, çevresindeki damarlar ve fasyal düzlemler gerçek zamanlı olarak görüntülenir. İğne ucu in-plane veya out-of-plane teknikle yönlendirilir; iğne ucunun sürekli görüntülenmesi intravasküler ve intranöral enjeksiyon risklerini en aza indirir. Hidrodissektion tekniğiyle perinöral kompartman açılır ve kateterin sorunsuz ilerletilmesi sağlanır.

Nedenler ve Risk Faktörleri

Sürekli periferik sinir bloğu uygulamasının endikasyonları geniş bir yelpazeyi kapsar. Aşağıda klinik olarak en sık karşılaşılan endikasyonlar özetlenmiştir:

  • Ortopedik cerrahiler: Total omuz, diz ve kalça artroplastisi, rotator manşet onarımı, ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu, halluks valgus düzeltimi.
  • Travmatoloji: Çoklu kosta kırıkları (paravertebral kateter), ekstremite kırıklarında preoperatif analjezi.
  • Vasküler cerrahi: Alt ekstremite revaskülarizasyonu sonrası sempatik blokaj amaçlı.
  • Onkolojik ağrı: Brakiyal pleksus invazyonu olan üst ekstremite tümörlerinde, refrakter kanser ağrısı yönetiminde.
  • Kronik ağrı sendromları: Kompleks bölgesel ağrı sendromu (KBAS), refrakter postherpetik nevralji.
  • Amputasyon sonrası fantom ağrı profilaksisi: Preemptif ve postoperatif sürekli infüzyonla.

Risk faktörleri ve uygulamayı zorlaştıran durumlar arasında morbid obezite (BMI > 40), ciddi koagülopati, antitrombotik tedavi, anatomik varyasyonlar, geçirilmiş cerrahi nedeniyle bozulmuş fasyal planlar, lokal cilt enfeksiyonu, immünsüpresyon ve hastayla iletişim güçlüğü sayılabilir. Sepsis, sistemik enfeksiyon ve lokal anesteziklere bilinen alerji ise mutlak kontrendikasyonlardır.

Hastaya özgü risk değerlendirmesi yapılırken, kronik ağrı öyküsü, opioid kullanımı, psikososyal faktörler, beslenme durumu, eşlik eden kardiyak ve solunum hastalıkları, böbrek ve karaciğer yetersizliği, periferik nöropati varlığı ve nörolojik muayene bulguları kapsamlı biçimde sorgulanır. Yaşlı hastalarda lokal anestezik metabolizması yavaşladığından dozlar düşük tutulur; pediatrik hastalarda ise vücut ağırlığına göre titre edilir. Diyabetik hastalar perinöral enfeksiyon ve sinir hasarı açısından daha hassastır.

Belirti ve Bulgular

Başarılı bir SPSB uygulamasının klinik göstergeleri, blok başlangıç süresi, dağılımı, derinliği ve süresinin değerlendirilmesiyle takip edilir. Etkili blokta gözlenen klinik bulgular şunlardır:

  • Hedef dermatomlarda iğne batması (pinprick) ve soğuk testine duyarlılığın azalması ya da kaybolması.
  • İlgili miyotomlarda motor güç kaybı (Bromage skalasında derecelenir).
  • Cilt sıcaklığında 1-3 °C artış (sempatik blokaj göstergesi).
  • Postoperatif istirahat ve hareket VAS skorlarında ≤3/10 düzeyinde stabilizasyon.
  • Opioid kurtarma ihtiyacında %50'nin üzerinde azalma.

Buna karşın yetersiz blok belirtileri arasında VAS skorunda artış, beklenen dermatomal alanda ağrı persistansı, kateter çıkışında lokal anestezik sızıntısı ve infüzyon basıncında ani değişiklikler sayılabilir.

Postoperatif takipte hemodinamik parametreler, solunum fonksiyonları, sedasyon düzeyi ve nörolojik muayene düzenli olarak değerlendirilir. Hastanın subjektif ağrı tarifinin yanı sıra fiziksel terapi sırasında karşılaşılan ağrı (incident pain) ayrı ayrı kayıt altına alınır. Akut ağrı servisinin günlük vizitlerinde kateter giriş yeri inspekte edilir, infüzyon hızı ve toplam tüketilen ilaç miktarı not edilir. Beklenmedik motor blok, his kaybı, sinir kompresyonu açısından titiz bir muayene yapılır.

Bromage skalasıyla motor blok derecelendirilir: 0 motor blok yok, 1 dizi tam fleksiyon yapamama, 2 dizi tam fleksiyon yapamama ve sadece ayağı oynatabilme, 3 tam motor blok. Düşük konsantrasyonlu lokal anesteziklerle yapılan sürekli infüzyonlarda Bromage 0-1 arasında olması beklenir; ileri motor blok aşırı ilaç dozu ya da kateter migrasyonu açısından uyarıcıdır.

Tanı Yöntemleri ve Değerlendirme

SPSB'nin başarısının ve olası komplikasyonlarının tanısında çok yönlü bir değerlendirme yapılır:

  • Ultrasonografi (USG): Kateter ucu pozisyonunun, lokal anestezik dağılımının ve perinöral kompartmanın gerçek zamanlı görüntülenmesi.
  • Sinir stimülasyonu: 0,3-0,5 mA akım eşiğinde motor yanıt elde edilmesi sinire yakınlığı doğrular.
  • Duyusal değerlendirme: Pinprick, soğuk algılama ve hafif dokunma testleri.
  • Motor değerlendirme: Bromage ve manuel kas testi.
  • Termografik görüntüleme: Sempatik blok düzeyinin objektif ölçümü.
  • Görüntüleme: Şüpheli kateter migrasyonunda kontrastlı floroskopi veya kompüterize tomografi.

Sinir stimülasyonu ile ultrasonografi kombine kullanıldığında başarı oranı belirgin biçimde artar; özellikle obez hastalarda ve anatomik distorsiyonlu olgularda hibrit yaklaşım önerilir. Termografi sempatik blokajın objektif değerlendirilmesinde değerli bir araçtır; etkilenen ekstremitede 1-3 °C sıcaklık artışı blokajın etkin olduğunu doğrular. Yenilikçi bir araç olan ultrason elastografisi, perinöral kompartmandaki ilaç dağılımının kalitatif değerlendirilmesinde araştırılmaktadır.

Ayırıcı Tanı

SPSB sırasında veya sonrasında karşılaşılan klinik tabloların ayırıcı tanısı titizlikle yapılmalıdır:

  • Lokal anestezik sistemik toksisitesi (LAST): Perioral uyuşma, kulak çınlaması, metalik tat, ajitasyon, konvülsiyon, kardiyak aritmi.
  • Cerrahiye bağlı sinir hasarı: Cerrahi traksiyon, doğrudan kesi veya hematom basısı sonucu.
  • Postoperatif kompartman sendromu: Beklenenden yüksek ağrı, gergin ekstremite, parestezi.
  • Kateter migrasyonu: İntravasküler, subaraknoid veya plevral yer değişikliği.
  • Enfeksiyöz komplikasyonlar: Kateter giriş yerinde selülit, abse, nadiren epidural abse.
  • Psödoblok başarısızlığı: Anatomik varyasyon nedeniyle yetersiz dağılım.
  • Reaktif sinir iskemisi: Yüksek hacim ve basınçla intranöral enjeksiyon.

Ayırıcı tanı sürecinde nörolojik muayene, görüntüleme yöntemleri, kompartman basınç ölçümü ve kan tetkikleri (kreatin kinaz, miyoglobin) tamamlayıcı rol oynar. Kompartman sendromu şüphesinde sürekli sinir bloğu ağrıyı maskeleyebileceğinden, klinik şüphe yüksek tutulmalı ve gerekirse kateter geçici durdurulmalıdır. Cerrahi ekiple yakın iletişim, hızlı tanı ve müdahale için kritik öneme sahiptir.

Tedavi: İlaçlar, Doz ve Uygulama Protokolleri

SPSB infüzyon protokolleri hedef bölge, hasta yaşı, vücut ağırlığı ve klinik amaca göre bireyselleştirilir. Yaygın olarak kullanılan ajanlar ve dozları aşağıda sunulmuştur:

  • Ropivakain %0,2: Sürekli infüzyon 4-8 mL/saat; bolus 5 mL/30 dk kilitleme süresi (interskalen, femoral, poplitealkateterlerde altın standart).
  • Levobupivakain %0,125: 5-10 mL/saat; daha düşük kardiyotoksisite profili nedeniyle yaşlı ve kardiyak komorbiditesi olan hastalarda tercih edilir.
  • Bupivakain %0,1-0,125: 4-6 mL/saat; ekonomik avantaj sağlar fakat kardiyotoksisite riski daha yüksektir.
  • Adjuvanlar: Deksametazon 4-8 mg, klonidin 1 mcg/kg veya deksmedetomidin 0,5-1 mcg/mL eklenmesi blok süresini ve kalitesini artırabilir.
  • Hasta kontrollü periferik sinir analjezisi (HKPSA): Bazal 5 mL/saat ropivakain %0,2 + bolus 5 mL + 30 dk kilitleme.

Multimodal analjezi yaklaşımıyla birlikte parasetamol (1 g IV/6 saat), nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (deksketoprofen 50 mg IV/8 saat), gabapentinoidler (pregabalin 75 mg/12 saat) ve kurtarma opioidi olarak tramadol (50-100 mg IV) kullanımı önerilir. Lokal anestezik toplam günlük dozu, ropivakain için 770 mg/24 saatin altında tutulmalıdır.

Lokal anesteziklerin seçimi, blokun süresi ve yan etki profilinin yanı sıra hastanın genel durumuyla ilgilidir. Ropivakain, levobupivakaine kıyasla daha düşük kardiyotoksisite gösterirken, motor-duyusal ayrım da daha belirgindir; bu özellik özellikle erken mobilizasyon ve fizik tedavi gerektiren ortopedik cerrahilerde avantaj sağlar. Bupivakain ekonomik açıdan ucuz olmakla birlikte, yüksek dozlarda kardiyotoksisite ve geri döndürülmesi güç ventriküler aritmilere neden olabilir. Levobupivakain, bupivakainin S-enantiomeri olarak benzer etkinlikte ancak daha düşük toksisite profiliyle tercih edilebilir.

Adjuvan ajanlardan deksametazonun blok süresini 4-8 saat uzattığı gösterilmiştir. Klonidin ve deksmedetomidin alfa-2 agonist etkileriyle hem analjezi süresini uzatır hem de sempatik etkilerle yan etki profillerini değiştirir. Tramadol ve buprenorfin perinöral adjuvan olarak araştırılmış, ancak rutin kullanım için yeterli kanıt henüz oluşmamıştır.

İnfüzyon pompalarının seçiminde; programlanabilirlik, hasta kontrollü bolus özelliği, kilitleme süresi ayarı, alarm sistemleri ve okluzyon basıncı tespiti öncelikli kriterlerdir. Elastomerik pompalar mobil hastalar ve evde tedavi için pratik çözümler sunarken, yatan hasta takibinde dijital programlanabilir pompalar tercih edilir. Pompa rezervuarının doğru ilaç ve doğru konsantrasyonla doldurulduğunun çift hemşire kontrolüyle doğrulanması, ilaç hatası riskini azaltır.

Cerrahi tipi ve hastanın bireysel ihtiyaçları doğrultusunda hedef sinire özel rejimler önerilir: omuz cerrahisinde interskalen blokta ropivakain %0,2 6 mL/saat infüzyon; total diz artroplastisinde adduktor kanal kateterinden ropivakain %0,2 6-8 mL/saat; ayak-ayak bileği cerrahisinde popliteal sinir kateterinden ropivakain %0,2 5-6 mL/saat tipik başlangıç ayarlarıdır. Tedavi süresince hastanın istirahat ve hareket VAS skorları, kurtarma analjezik ihtiyacı, motor blok düzeyi ve hasta memnuniyeti düzenli olarak değerlendirilir; gerekli ayar değişiklikleri yapılır.

Komplikasyonlar

SPSB göreceli güvenli bir yöntem olmakla birlikte bazı komplikasyon riskleri mevcuttur. Komplikasyon insidansı genel olarak %1-3 arasında bildirilmiştir.

  • Lokal anestezik sistemik toksisitesi (LAST): %0,03-0,2 sıklıkta; lipid emülsiyon tedavisi (%20 intralipid 1,5 mL/kg bolus + 0,25 mL/kg/dk infüzyon) hayat kurtarıcıdır.
  • Sinir hasarı: Geçici parestezi %1-15, kalıcı hasar %0,02-0,4.
  • Enfeksiyon: Kateter kolonizasyonu %29-57, klinik enfeksiyon %1-3.
  • Kateter migrasyonu ve kopması.
  • Vasküler ponksiyon ve hematom.
  • Pnömotoraks (interskalen, supraklaviküler bloklarda).
  • Diyafragma paralizisi (interskalen blokta frenik sinir blokajı, %100'e yakın).
  • Horner sendromu (servikal sempatik blokaj).

Korunma ve Önleme

Komplikasyonlardan korunmak için aşağıdaki tedbirler titizlikle uygulanmalıdır:

  • Tüm uygulamaların ultrason rehberliğinde yapılması ve iğne ucunun sürekli görüntülenmesi.
  • Aspirasyon testinin her 5 mL'de bir tekrarlanması.
  • Steril cilt hazırlığında %2 klorheksidin-alkol kullanımı, tam steril örtü ve eldiven uygulaması.
  • Kateter giriş yerinin günlük inspeksiyonu ve şeffaf yarı geçirgen örtüyle kapatılması.
  • İnfüzyon hızının ve toplam dozun maksimum güvenli sınırların altında tutulması.
  • Antikoagülan kullanan hastalarda ASRA kılavuzlarına tam uyum.
  • Hasta ve yakınlarına yazılı bilgilendirme; uyuşukluk, kızarıklık, ateş ve şiddetli ağrı durumlarında bildirim eğitimi.
  • Multidisipliner akut ağrı ekibi tarafından günde en az iki kez vizit yapılması.

Ne Zaman Doktora Başvurmalı

Kateterli hastalar ve yakınları aşağıdaki bulgularda gecikmeden hekime başvurmalıdır:

  • Kateter giriş yerinde belirgin kızarıklık, sıcaklık artışı, pürülan akıntı.
  • 38 °C ve üzeri ateş.
  • Ekstremitede beklenmeyen yoğun ağrı, gerginlik veya morarma.
  • Kalıcı uyuşukluk, güçsüzlük ya da his kaybı (24 saatten uzun süren).
  • Ağız çevresinde uyuşma, kulak çınlaması, baş dönmesi, bilinç değişikliği.
  • Nefes darlığı, çarpıntı ya da göğüs ağrısı.
  • Kateterin yerinden çıkması veya görünür hasar.
  • Pompada arıza ya da infüzyonda beklenmedik kesinti.

Kapanış

Sürekli periferik sinir bloğu, doğru hasta seçimi, deneyimli ekip ve modern teknoloji birleştiğinde postoperatif ve kronik ağrı yönetiminde olağanüstü sonuçlar veren güçlü bir yöntemdir. Uygulamanın başarısı; ayrıntılı preoperatif değerlendirme, ultrason rehberliği, doğru ilaç ve doz seçimi, titiz takip ve hızlı komplikasyon yönetimine bağlıdır. Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, ileri ultrason cihazları ve hasta kontrollü infüzyon pompalarıyla sürekli periferik sinir bloğu uygulamasını uluslararası standartlarda gerçekleştirmekte; akut ağrı servisi tarafından yedi gün yirmi dört saat takip ederek hastalarımızın konforlu ve hızlı bir iyileşme sürecine kavuşmasını sağlamaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu