Servikal miyelopati, boyun bölgesindeki omurilikte zamanla gelişen baskıya bağlı ortaya çıkan ciddi bir nörolojik tablodur. Boyun omurları arasındaki disklerin yıpranması, kemik çıkıntılarının (osteofit) oluşması ya da bağ dokularının kalınlaşması gibi nedenlerle omurilik kanalı daralır ve içeride yer alan omurilik sıkışmaya başlar. Bu sıkışma yavaş ilerlediği için kişi başlangıçta durumu yorgunluk ya da basit bir boyun ağrısı sanabilir. Ancak süreç ilerledikçe ellerde beceriksizlik, yürürken dengesizlik ve bacaklarda sertlik gibi belirtiler kendini gösterir. Belirtilerin sinsi seyri nedeniyle tablo çoğunlukla orta ileri evrede fark edilir.
Bu tablo, boyun fıtığından farklı olarak yalnızca kola yayılan ağrıyla sınırlı kalmaz. Omurilik etkilendiği için vücudun farklı bölgelerinde aynı anda fonksiyon kayıpları ortaya çıkabilir. Düğme iliklemek, kalem tutmak, anahtarı çevirmek gibi ince hareketler zorlaşabilir. Merdiven inerken bacaklarda tutukluk hissedilebilir. Erken dönemde fark edilip değerlendirildiğinde sürecin kontrol altına alınma şansı artar. Bu nedenle boyun ağrısıyla birlikte gelen el ve yürüyüş şikayetleri ihmal edilmemelidir.
Kimlerde Görülür?
Servikal miyelopati en sık 50 yaş üzerindeki bireylerde görülür. Yaşa bağlı olarak boyun omurlarındaki disklerin su içeriği azalır, esneklik kaybolur ve omurlar arasında kemiksi büyümeler (osteofit) gelişir. Bu yapısal değişiklikler omurilik kanalını daraltarak miyelopati gelişimine zemin hazırlar. Erkeklerde kadınlara kıyasla biraz daha sık rastlanır. Doğuştan dar omurilik kanalına (konjenital stenoz) sahip olan kişilerde ise tablo daha erken yaşlarda kendini gösterebilir. Aile öyküsünde benzer omurga sorunu bulunan bireylerde de risk yükselir.
Mesleki faktörler de bu durumun oluşumunda rol oynar. Uzun yıllar boyunca başını öne eğerek çalışan terziler, dişçiler, bilgisayar başında uzun saatler geçiren ofis çalışanları ve ağır yük taşıyan işçiler risk altındadır. Bunun yanı sıra geçmişte boyun bölgesine yönelik travma yaşamış kişilerde, trafik kazası sonrası kamçı yaralanması (whiplash) geçirenlerde ve temas sporları yapan kişilerde miyelopati gelişme olasılığı artar. Profesyonel dalgıçlar, jokeyler ve jimnastikçiler gibi boyna tekrarlayan yük binen sporcular özel olarak değerlendirilmelidir.
Romatolojik hastalıklar da risk grubunu genişletir. Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi hastalıklar boyun omurlarının yapısını bozabilir ve omurilik üzerinde baskı oluşturabilir. Down sendromu olan bireylerde boyun bölgesindeki anatomik özellikler nedeniyle miyelopati riski daha yüksektir. Ayrıca sigara kullanımı disklerin yıpranmasını hızlandırdığı için pasif bir risk faktörü olarak öne çıkar. Diyabet ve obezite de omurga sağlığını dolaylı yoldan etkileyen koşullar arasında yer alır. Uzak Doğu kökenli bireylerde posterior longitudinal ligamanın kalsifikasyonu (OPLL) daha sık görülür ve bu da kanal daralmasına katkıda bulunur.
- 50 yaş ve üzeri bireyler
- Doğuştan dar omurilik kanalına sahip olanlar
- Boyun travması geçirenler ve temas sporcuları
- Romatoid artrit ve ankilozan spondilit hastaları
- Uzun yıllar başı öne eğik çalışan meslek grupları
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Servikal miyelopatinin belirtileri genellikle sinsi başlar ve aylar hatta yıllar içinde belirginleşir. İlk dönemde en sık fark edilen şikayet ellerde beceriksizliktir. Kişi gömlek düğmelerini iliklemekte, bozuk para saymakta ya da küçük nesneleri kavramakta zorlanmaya başlar. El yazısının bozulması, kalemin elden kayması, telefon tuşlarına basarken hata sıklığının artması erken dönem bulgularındandır. Bu belirtiler sıklıkla yaşlılığa ya da yorgunluğa bağlanarak göz ardı edilir.
Yürüyüş bozukluğu hastalığın bir diğer önemli bulgusudur. Kişi yürürken bacaklarında sertlik (spastisite) hisseder, adımları küçülür ve dengesi bozulur. Karanlıkta ya da gözleri kapalıyken yürümek daha da zorlaşır. Merdiven inerken dizlerde boşalma hissi olabilir. İlerleyen evrelerde baston ya da yürüteç ihtiyacı doğabilir. Bacaklarda kasılma, refleks artışı (hiperrefleksi) ve istemsiz titremeler nörolojik muayenede tespit edilir. Yürüme mesafesi zamanla kısalır ve kişi uzun süre ayakta durmakta da zorlanır.
Boyun ağrısı her hastada belirgin olmayabilir. Bazı hastalarda boyun bölgesinde sertlik, hareket kısıtlılığı ve baş çevirirken takılma hissi öne çıkar. Kollarda uyuşma, karıncalanma (parestezi) ve elektriklenme tarzında hisler görülebilir. Lhermitte belirtisi olarak bilinen, başın öne eğilmesiyle sırttan aşağıya doğru yayılan elektrik benzeri his bu hastalıkta sıkça karşılaşılan bir bulgudur. İdrar ve dışkı kontrolünde sorunlar ise ileri evrede ortaya çıkan ciddi bulgular arasındadır. Bazı hastalarda omuz çevresinde derin bir ağrı hissi de tabloya eşlik edebilir.
Belirtilerin şiddeti hastadan hastaya farklılık gösterir. Bazı kişilerde haftalar içinde hızlı ilerleyen tablo görülürken, bazılarında yıllarca aynı düzeyde seyredebilir. Belirtilerin dalgalı seyir göstermesi tanıyı geciktirebilir. Bu nedenle özellikle el ve bacaklarda eşzamanlı yaşanan fonksiyon kayıpları nörolojik açıdan dikkatle ele alınmalıdır. Soğuk havalarda belirtilerin belirginleşmesi ve sabah saatlerinde tutukluk hissi de hastaların sıkça dile getirdiği bulgular arasındadır.
- Ellerde beceriksizlik, ince hareketlerde zorlanma
- Yürüyüş bozukluğu ve denge kaybı
- Bacaklarda sertlik, refleks artışı
- Boyun sertliği ve hareket kısıtlılığı
- Kollarda uyuşma, karıncalanma ve Lhermitte belirtisi
Nedenleri Nelerdir?
Servikal miyelopatinin en sık nedeni servikal spondiloz olarak adlandırılan, boyun omurlarında yaşa bağlı yıpranmadır. Yıllar içinde omurlar arasındaki diskler incelir, esnekliklerini kaybeder ve omurlar birbirine yaklaşır. Bu süreçte vücut, omurları stabil tutmaya çalışırken kemik çıkıntıları üretir. Söz konusu osteofitler omurilik kanalına doğru büyüdüğünde omuriliğe ve sinir köklerine bası oluşturur. Aynı zamanda omurganın arkasındaki sarı bağ (ligamentum flavum) kalınlaşarak kanalı daha da daraltır. Bu yapısal değişiklikler genellikle birkaç seviyeyi birlikte etkiler.
Boyun fıtıkları da önemli bir nedendir. Disk içeriğinin omurilik kanalına doğru taşması, özellikle merkezi yerleşimli fıtıklarda doğrudan omuriliği sıkıştırır. Ani hareketler, ağır kaldırma ya da travma sonrası gelişen fıtıklar tabloyu hızla ağırlaştırabilir. Bazı hastalarda birden fazla seviyede fıtık birlikte bulunarak omuriliğin farklı noktalarda baskı altında kalmasına yol açar. C5-C6 ve C6-C7 seviyeleri en sık etkilenen bölgelerdir.
Doğuştan gelen dar omurilik kanalı, miyelopati gelişimine zemin hazırlayan bir başka faktördür. Bu kişilerde kanal genişliği normalden az olduğu için küçük yapısal değişiklikler bile omurilikte sıkışmaya neden olabilir. Posterior longitudinal ligamanın kalsifikasyonu (OPLL), romatolojik hastalıklara bağlı omurga deformiteleri, tümörler ve enfeksiyonlar da nadir görülen sebepler arasında yer alır. Travmatik nedenler arasında trafik kazaları, yüksekten düşmeler ve spor yaralanmaları sayılabilir. Boyun bölgesinde geçirilmiş cerrahi sonrası gelişen yapışıklıklar da bazı hastalarda tabloya katkıda bulunabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Servikal miyelopati tanısı klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla konulur. Nöroloji ya da beyin ve sinir cerrahisi uzmanı, hastanın şikayetlerini ayrıntılı dinler. Belirtilerin ne zaman başladığı, nasıl ilerlediği, günlük yaşamı nasıl etkilediği önemli bilgiler sunar. Ardından detaylı nörolojik muayene yapılır. Bu muayenede kas gücü, refleksler, denge, yürüyüş, his kaybı ve ince hareket becerileri değerlendirilir. Hoffmann ve Babinski gibi patolojik refleks testleri tanıya yön gösterir. Romberg testi ve tandem yürüyüş incelemesi denge bozukluğunun derecesini ortaya koyar.
Görüntüleme yöntemleri arasında manyetik rezonans görüntüleme (MR) tanıda en değerli yöntemdir. Servikal MR, omuriliğin durumunu, baskının yerini ve şiddetini ayrıntılı biçimde gösterir. Omurilik içinde sinyal değişikliği (miyelomalazi) saptanması, sıkışmanın omurilikte hasara yol açmaya başladığının işaretidir. Bilgisayarlı tomografi (BT) ise kemik yapıları daha net göstermesi nedeniyle MR'a tamamlayıcı olarak kullanılır. Direkt grafiler omurga dizilimini ve hareket sırasındaki kararsızlığı (instabilite) değerlendirmek için çekilebilir. Fleksiyon ve ekstansiyon grafileri segmenter hareket bozukluğunu ortaya koyar.
Elektrofizyolojik testler de tanı sürecinde önemli yer tutar. Elektromiyografi (EMG) ve sinir iletim çalışmaları, sinir köklerindeki etkilenmeyi ve diğer sinir hastalıklarıyla ayrımı yapmaya yardımcı olur. Somatosensoriyel uyarılmış potansiyel (SEP) testleri omurilik fonksiyonunu objektif biçimde değerlendirir. Bu testler özellikle benzer belirtiler veren multipl skleroz, amiyotrofik lateral skleroz (ALS) ve periferik nöropati gibi hastalıklardan ayrım için belirleyicidir. Kan tetkikleri ile B12 vitamini eksikliği ve enflamatuar belirteçler de incelenerek ek tabloların ayırıcı tanısı yapılır.
- Detaylı nörolojik muayene ve refleks değerlendirmesi
- Servikal MR ile omurilik ve disk değerlendirmesi
- Bilgisayarlı tomografi ile kemik yapı incelemesi
- EMG ve sinir iletim çalışmaları
Komplikasyonlar Nelerdir?
Servikal miyelopati zamanında değerlendirilmediğinde ciddi nörolojik kayıplara yol açabilen bir tablodur. Omurilik üzerindeki baskı sürdükçe sinir hücrelerinde geri dönüşsüz hasar gelişebilir. Bu durumda el becerilerindeki kayıp kalıcı hale gelebilir ve kişi günlük yaşam aktivitelerini bağımsız sürdürmekte zorlanır. Yemek yemek, yıkanmak, giyinmek gibi temel ihtiyaçlarda başkalarına bağımlı olma riski ortaya çıkar. Çalışan bireylerde meslek hayatının kesintiye uğraması ekonomik kayıplara da yol açar.
Yürüyüş bozukluğunun ilerlemesi düşmelere zemin hazırlar. Özellikle yaşlı hastalarda düşme sonucu kalça kırığı, kafa travması gibi ek sorunlar gelişebilir. Denge kaybına bağlı düşme korkusu kişiyi eve kapanmaya yönlendirir, bu da kas kütlesinin azalmasına ve genel sağlık durumunun bozulmasına neden olur. Sosyal izolasyon ve depresyon eşlik eden tablolar arasındadır. Uzun süre hareketsiz kalan hastalarda derin ven trombozu ve bası yaraları gibi ikincil sorunlar da gelişebilir.
İleri evrede mesane ve bağırsak kontrolünde bozulmalar görülebilir. İdrar tutamama, ani sıkışma hissi ya da idrar yapmada zorlanma gibi belirtiler yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürür. Cinsel işlev bozuklukları da süreçle birlikte ortaya çıkabilir. En ağır komplikasyon ise ani travma sonrası gelişen tetraparezi ya da tetraplejidir. Dar kanallı bir hastada küçük bir boyun travması bile felçle sonuçlanabilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun yaklaşımla süreç kontrol altına alınır. Solunum kaslarını besleyen sinirlerin etkilendiği üst seviye baskılarda solunum sıkıntısı da gelişebilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Boyun ağrınızla birlikte ellerinizde beceriksizlik, düğme iliklemekte zorlanma ya da nesneleri elinizden düşürme gibi şikayetler yaşıyorsanız vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurmanız yararlı olabilir. Bu belirtiler basit bir yorgunluk olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle 50 yaş üzerindeyseniz ve günlük işlerinizde belirgin bir yavaşlama hissediyorsanız değerlendirme yaptırmanız önemlidir. El yazısında giderek artan bozulma ve klavye kullanımında zorlanma da uyarıcı işaretler arasındadır.
Yürürken dengenizi kaybediyor, bacaklarınızda sertlik hissediyor ya da merdiven inerken zorlanıyorsanız bu bulgular omurilik etkilenmesine işaret edebilir. Karanlık ortamlarda yürümekte zorlanma, sık tökezleme ve düşme atakları da uyarıcı belirtilerdir. Başınızı öne eğdiğinizde sırtınızdan aşağıya elektrik benzeri bir his yayılıyorsa bu durum bir uzman tarafından değerlendirilmelidir. Belirtilerin kısa sürede ilerlemesi durumunda değerlendirmenin geciktirilmemesi sürecin yönetimi açısından kritik öneme sahiptir.
İdrar veya dışkı kontrolünde bozulma, cinsel işlev değişiklikleri, kollarınızda ya da bacaklarınızda yaygın uyuşma ve güçsüzlük gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir. Travma sonrası boyun bölgesinde ani başlayan ağrı, kollarınızda güçsüzlük ya da yürüme zorluğu yaşıyorsanız en kısa sürede acil servise başvurmanız gerekir. Erken dönemde başlanan değerlendirme süreci, hastalığın seyrinde olumlu fark yaratır ve nörolojik fonksiyonların korunmasına katkı sağlar.
Son Değerlendirme
Servikal miyelopati, boyun omurilik kanalının daralmasıyla gelişen ve sinsi ilerleyen bir nörolojik tablodur. Ellerde beceriksizlik, yürüyüş bozukluğu ve denge kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir. Tanı detaylı nörolojik muayene ve servikal MR ile konulur. Süreç yönetimi hastanın yaşına, belirti şiddetine ve omurilikteki bası derecesine göre kişiye özel planlanır. Erken dönemde tanınması ve uygun yaklaşımla yönetilmesi, nörolojik fonksiyonların korunması açısından belirleyici unsurdur. Düzenli takip ve yaşam tarzı düzenlemeleri sürecin seyrinde olumlu katkı sağlar.
Servikal miyelopati gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.