Raşitizm, çocukluk döneminde büyümekte olan kemiklerin yetersiz mineralleşmesi ile karakterli bir kemik gelişim bozukluğudur. En sık nedeni D vitamini eksikliğidir; bunun yanı sıra kalsiyum eksikliği, fosfor eksikliği ve daha az sıklıkta genetik bozukluklar raşitizme yol açabilir. Hastalık bebek ve küçük çocukları etkiler; iskelet sisteminde belirgin değişikliklere, büyüme geriliğine ve ileri olgularda iskelet deformitelerine neden olur.
Raşitizm tarihsel olarak özellikle güneş ışığına yetersiz maruz kalan ve yetersiz beslenen toplumlarda yaygın görülmüştür. Modern beslenme ve D vitamini takviyesi programları ile gelişmiş ülkelerde sıklığı azalmıştır; ancak halen önemli bir çocukluk dönemi sorunu olarak görülmeye devam etmektedir. Erken tanı ve uygun tedavi ile raşitizm belirgin biçimde önlenebilir ve tedavi edilebilir; geç tanı durumunda kalıcı iskelet deformiteleri gelişebilir. Bu yazıda hastalığın görüldüğü kesimler, belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri, yönetim yaklaşımları, olası komplikasyonları ve hangi durumlarda hekime başvurulması gerektiği ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Kimlerde Daha Sık Görülür?
Raşitizm en sık 3-18 ay arası bebek ve küçük çocuklarda görülür. Bu yaş grubunda kemik büyümesi hızlıdır ve D vitamini, kalsiyum, fosfor gereksinimi yüksektir. Bebeklerin doğum sonrası dönemde anne sütü ile beslenmesi ve uygun D vitamini takviyesi alması raşitizm önleminin temel adımıdır.
Sadece anne sütü ile beslenen ve D vitamini takviyesi almayan bebekler raşitizm açısından risk grubudur. Anne sütünün D vitamini içeriği sınırlıdır; özellikle annenin de D vitamini eksikliği varsa bebeğin alacağı D vitamini miktarı yetersiz olur. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebeklerde doğum sonrası ilk haftalardan itibaren D vitamini takviyesi önerilir.
Güneş ışığına yetersiz maruz kalan bebek ve çocuklar risk altındadır. Güneş ışığı (UVB radyasyonu) ciltte D vitamini sentezini başlatır. Kuzey ülkelerinde yaşayan, sürekli kapalı giyim kullanan, evde tutulan, geleneksel olarak gün ışığına az maruz kalan çocuklarda D vitamini sentezi yetersiz olur. Yetersiz güneş maruziyeti, yüksek pigmentli (koyu) ciltli bireylerde D vitamini sentezini daha güç hale getirir.
Beslenme yetersizliği olan, kötü sosyoekonomik koşullarda yaşayan, prematüre doğan, düşük doğum ağırlıklı, gelişme geriliği olan, kronik hastalığı olan çocuklarda raşitizm sıklığı yüksektir. Annenin gebelikte D vitamini eksikliği bebeğin doğum sonrası dönemde raşitizm geliştirme riskini artırır. Çoğul gebelik, sık doğumlar, annenin yetersiz beslenmesi etkili olabilir.
Bazı tıbbi durumlar raşitizm gelişimini etkiler. Malabsorpsiyon sendromları (çölyak hastalığı, kistik fibrozis, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, safra yolu hastalıkları), karaciğer hastalıkları, kronik böbrek hastalığı, bazı genetik bozukluklar (D vitamini direnci, hipofosfatemik raşitizm, X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm) raşitizme yol açar. Bazı ilaçlar (antikonvülsanlar, kortikosteroidler, antiviral ilaçlar) D vitamini metabolizmasını etkileyerek raşitizm yapabilir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Raşitizmin belirtileri kemik ve kas sisteminde görülür. Erken belirtiler arasında sürekli huzursuzluk, ağlama, gece terlemesi, beslenme sorunları, geç dönen baş kontrolü, geç dönen otoru, geç dönen yürüme, kas tonusu zayıflığı (hipotoni) yer alır. Bu erken belirtiler sıklıkla diğer tablolarla karıştırılır.
Kafa bölgesinde belirgin bulgular vardır. Kraniotabes (kafa kemiklerinde yumuşama, "kırılan top" sesi alınır) erken bir bulgudur. Fontanelin (başın üst kısmında yumuşak alan) geç kapanması, baş çevresinin orantısız artması (frontal bombe - alın bölgesinde belirginlik), kafatasının arka kısmında düzleşme görülür. Diş gelişiminde gecikme, diş minesinde defektler, diş çıkış zamanlamasında bozukluk olur.
Göğüs bölgesinde değişiklikler dikkat çekicidir. Rachitik tespih (raşitik rosary) olarak adlandırılan, kostaların kıkırdak-kemik birleşim yerlerinde tespih taneleri benzeri şişlikler dış muayenede gözlenebilir ya da palpasyonla saptanır. Harrison oluğu (Harrison's groove - kostaların alt kenarlarında karın yan duvarına doğru çekilme), pectus carinatum ya da pectus excavatum (göğüs duvarı deformiteleri) görülebilir.
Uzun kemiklerde belirgin değişiklikler vardır. Bilek ve ayak bileğinde belirgin genişleme (bilekleri "boğa boynuzu" şeklinde görünüm), bacaklarda eğrilik (özellikle yürüme döneminde - "O bacak" ya da "X bacak" deformitesi), kemik ağrıları görülür. Bacaklarda eğrilik özellikle çocuk yürüme yaşına geldiğinde belirginleşir; ağırlık taşıma kemiklerde belirgin biçimde etki yaratır.
Genel belirtiler arasında büyüme geriliği, kas zayıflığı, ileri huzursuzluk, ağlama, geç motor gelişim, sık enfeksiyon geçirme, sürekli halsizlik yer alır. Tetani, konvülsiyon (kasılma nöbetleri), karpopedal spazm (eller ve ayaklarda kasılma) düşük kalsiyum nedeniyle görülebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir.
Nedenleri Nelerdir?
Raşitizmin en sık nedeni D vitamini eksikliğidir. D vitamini ciltte güneş ışığı (UVB radyasyonu) etkisiyle sentezlenir ve diyetle alınır. Karaciğer ve böbrekte aktif forma dönüşür. Aktif D vitamini bağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimini artırır; kemik mineralleşmesi için kritiktir. D vitamini eksikliğinde kalsiyum emilimi azalır, kemik mineralleşmesi bozulur.
D vitamini eksikliği farklı mekanizmalar ile gelişebilir. Yetersiz güneş ışığı maruziyeti, koyu ciltli bireylerde D vitamini sentezi güçlüğü, yetersiz diyet alımı (D vitamini içeren gıdaların yetersizliği), anne sütü ile beslenen bebeklerde D vitamini takviyesi yapılmaması, annenin de D vitamini eksikliği olması (gebelik döneminde bebeğe geçen D vitamini düzeyi azalır) raşitizm gelişimine yol açar.
Malabsorpsiyon sendromları D vitamini emilimini bozar. Çölyak hastalığı, kistik fibrozis, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, safra yolu hastalıkları, pankreas yetmezliği D vitamini ve diğer yağda eriyen vitaminlerin emilimini bozar. Bu olgularda yüksek doz D vitamini takviyesi ya da farklı uygulama yolları gerekebilir.
Karaciğer ve böbrek hastalıkları D vitamini aktivasyonunu etkiler. Karaciğer 25-hidroksilasyon, böbrek 1-alfa hidroksilasyon basamaklarını gerçekleştirir; bu organlarda hastalık D vitamini aktivasyonunu bozar. Kronik böbrek hastalığı olan çocuklarda raşitizm-benzeri tablo (renal osteodistrofi) gelişir. Bazı genetik bozukluklar (1-alfa hidroksilaz eksikliği, D vitamini reseptör defekti) D vitamini metabolizmasını etkiler.
Kalsiyum eksikliği tek başına ya da D vitamini eksikliği ile birlikte raşitizm yapabilir. Diyetle yetersiz kalsiyum alımı, malabsorpsiyon nedeniyle emilim bozukluğu kalsiyum eksikliği nedenleridir. Fosfor eksikliği daha az sıklıkta raşitizm yapar; X'e bağlı hipofosfatemik raşitizm gibi genetik bozukluklar fosfor kaybına yol açar. Bazı ilaçlar (antikonvülsanlar - fenobarbital, fenitoin; kortikosteroidler; antiviral ilaçlar) D vitamini metabolizmasını ya da kemik sağlığını etkileyerek raşitizm yapabilir.
Tanısı Nasıl Konulur?
Raşitizm tanısı klinik bulgular, laboratuvar tetkikleri ve radyolojik incelemelerle konulur. Erken tanı için klinik belirtilerin ailenin ya da hekimin fark etmesi belirleyicidir. Risk gruplarında düzenli takip ve tarama yararlıdır.
Öyküde D vitamini takviyesi alma öyküsü, beslenme şekli (anne sütü, mama, ek gıda), güneş maruziyeti, ailesel raşitizm öyküsü, annenin gebelikte D vitamini durumu, eşlik eden hastalıklar (özellikle malabsorpsiyon, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları), kullanılan ilaçlar, gelişimsel kilometre taşlarına ulaşma zamanları sorgulanır.
Fizik muayenede genel durum, büyüme parametreleri (boy, kilo, baş çevresi), motor gelişim, kas tonusu, raşitizme özgü bulgular (kraniotabes, fontanel durumu, rachitik tespih, Harrison oluğu, bilek ve ayak bileği genişlemesi, bacak eğrilikleri), diş durumu değerlendirilir. Hipokalsemi belirtileri (Chvostek belirtisi, Trousseau belirtisi, tetani) aranır.
Laboratuvar tetkikleri tanı için belirleyicidir. Serum kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz (ALP), 25-hidroksivitamin D düzeyi (25-OH-D) temel testlerdir. Raşitizmde tipik olarak düşük ya da düşük normal kalsiyum, düşük fosfor, yüksek alkalen fosfataz, düşük 25-OH-D düzeyi görülür. Parathormon (PTH) düzeyi sıklıkla yüksektir (sekonder hiperparatiroidism). 1,25-dihidroksivitamin D düzeyi seçilmiş olgularda ölçülür.
Radyolojik incelemeler raşitizm tanısı için yararlıdır. El bileği grafisi, diz grafisi, ayak bileği grafisi en yararlı görüntülemelerdir. Radyolojik bulgular arasında epifiz hattı genişlemesi, fişek tarzı epifizyal kenar (cupping), kemik mineralleşmesinde azalma, kortikal incelme, yumuşak doku şişliği görülür. Uzun kemiklerde eğrilikler ve deformiteler gözlenir. Göğüs grafisinde rachitik tespih görüntüsü değerlendirilir.
Ek tetkikler bazı olgularda planlanır. Idrar kalsiyum, fosfor, kreatinin değerleri, böbrek fonksiyon testleri, karaciğer fonksiyon testleri, çölyak antikorları (anti-doku transglutaminaz antikoru), tiroid fonksiyon testleri, gerektiğinde genetik testler (özellikle hipofosfatemik raşitizm şüphesinde, ailesel olgularda) yapılır. Ayırıcı tanıda doğumsal kalsiyopenik raşitizm tipi 1 ve 2 (D vitamini ile ilgili genetik bozukluklar), hipofosfatemik raşitizm, renal osteodistrofi, hipofosfatazya (alkalen fosfataz eksikliği), iskelet displazileri değerlendirilir.
Yönetim ve Yaklaşım Nasıldır?
Raşitizm yönetimi temel olarak D vitamini ve kalsiyum takviyesi üzerine kuruludur. Tedavi yaklaşımı raşitizmin nedenine, şiddetine ve hastanın klinik durumuna göre planlanır. Erken tanı ve uygun tedavi ile çoğu olguda iyileşme sağlanır.
D vitamini tedavisi temel yaklaşımdır. Yüksek doz oral D vitamini takviyesi başlanır. Tedavi şeması yaşa, raşitizmin şiddetine ve eşlik eden duruma göre planlanır. Genel olarak günlük yüksek doz D vitamini (örneğin 1000-5000 IU/gün, yaşa ve duruma göre) ya da haftalık-aylık yüksek doz uygulamaları (stoss tedavi) verilebilir. Tedavi süresi sıklıkla 8-12 hafta sürer; sonrasında bakım dozuna geçilir.
Kalsiyum takviyesi gerektiğinde verilir. Diyetle kalsiyum alımı yeterli olmadığında ya da hipokalsemi varlığında oral kalsiyum takviyesi planlanır. Akut hipokalsemi (tetani, konvülsiyon) durumunda intravenöz kalsiyum tedavisi acil olarak yapılır. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir.
Beslenme düzenlemesi yapılır. D vitamini ve kalsiyum açısından zengin gıdaların tüketimi artırılır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde D vitamini takviyesinin sürdürülmesi sağlanır. Mama ile beslenen bebeklerde mamanın D vitamini içeriği değerlendirilir. Ek gıda dönemine geçen çocuklarda kalsiyumdan zengin gıdalar (süt, peynir, yoğurt) önerilir.
Eşlik eden durumların tedavisi belirleyicidir. Malabsorpsiyon sendromu varlığında (çölyak hastalığı, kistik fibrozis) altta yatan tablonun tedavisi planlanır. Kronik böbrek hastalığı olan çocuklarda aktif D vitamini formları (calcitriol, alfacalcidol) ve fosfor bağlayıcı ilaçlar kullanılır. Genetik raşitizm türleri için özel tedavi protokolleri uygulanır.
İskelet deformiteleri için yaklaşım hastanın yaşına, deformitenin şiddetine ve raşitizmin durumuna göre planlanır. Aktif raşitizm tedavisi sonrası birçok deformite kendiliğinden düzelir; özellikle küçük çocuklarda. Büyük çocuklarda ya da şiddetli deformitelerde ortopedik girişim (osteotomi, kemik düzeltme cerrahisi) gerekebilir. İyi beslenme, güneş ışığına uygun maruziyet, fiziksel aktivite tedavi sürecinin destekleyici parçalarıdır. Tedavi sonrası izlem ile yanıt değerlendirilir; kemik mineralleşmesinin düzelmesi 3-6 ay alabilir.
Komplikasyonları Nelerdir?
Raşitizmin komplikasyonları çocuğun büyüme, gelişme ve yaşam kalitesini belirgin biçimde etkileyebilir. Kalıcı iskelet deformiteleri uzun dönem komplikasyonlar arasındadır. Bacaklarda eğrilik (O ya da X bacak), göğüs duvarı deformiteleri, omurga eğrilikleri (skolyoz, kifoz), pelvis deformiteleri tedavi edilmediğinde kalıcı olabilir. Bu deformiteler yetişkin yaşamda yürüyüş bozuklukları, kronik ağrı, eklem sorunlarına yol açabilir.
Kısa boy, büyüme geriliği ileri olgularda görülür. Kemik mineralleşmesinin bozulması ve büyüme plakalarının etkilenmesi nedeniyle çocuk boy uzunluğunda akranlarına göre geride kalır. Tedavi sonrası kademeli boy artışı görülebilir; ancak şiddetli raşitizm sonrası yetişkin boyu etkilenmiş olabilir.
Akut hipokalsemi komplikasyonları ciddi olabilir. Kasılma nöbetleri (konvülsiyonlar), karpopedal spazm (eller ve ayaklarda kasılma), laringospazm (gırtlak kasılması ve solunum durması), kalp ritim bozuklukları akut hipokalsemide görülebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir; gecikme yaşamsal tehdit oluşturabilir.
Solunum sistemi etkilenmesi göğüs duvarı deformiteleri ve solunum kası zayıflığı nedeniyle olabilir. Bu çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülür ve daha ağır seyirli olabilir. Pnömoni, atelektazi gelişebilir. Beslenme zorlukları, gelişme geriliği, sık enfeksiyonlar bu olgularda eşlik eder.
Diş sorunları yaygındır. Diş gelişiminde gecikme, diş minesinde defektler, sık diş çürükleri, periodontal hastalıklar görülür. Bu sorunlar çocuğun yaşam boyu diş sağlığını etkileyebilir. Düzenli diş bakımı ve takibi belirleyicidir.
Motor gelişim geriliği görülebilir. Geç oturma, geç yürüme, kas zayıflığı, koordinasyon problemleri çocuğun gelişimini etkiler. Tedavi sonrası gelişimsel kazanımlar görülebilir; ancak geç tanı olgularında bazı gecikmeler kalıcı olabilir. Psikososyal etkiler arasında özsaygı sorunları (özellikle deformiteleri olan çocuklarda), akran zorbalığı, sosyal izolasyon yer alabilir. Diğer mikronütrient eksiklikleri (demir, B vitamini) eşlik edebilir.
Nasıl Gelişir?
Raşitizm gelişimi yavaş bir süreçtir. D vitamini ya da kalsiyum eksikliği başlangıçta belirgin klinik bulguya yol açmaz; ancak kemik mineralleşmesinde bozulma başlar. Erken biyokimyasal değişiklikler (yükselen alkalen fosfataz, yüksek parathormon, düşük 25-OH-D düzeyi) görülmeye başlar.
Hastalık ilerledikçe klinik belirtiler ortaya çıkar. Üç ay civarında bebekte sürekli huzursuzluk, gece terlemesi, beslenme sorunları, geç motor gelişim fark edilebilir. Altı-on iki ay arası dönemde iskelet bulguları (kraniotabes, rachitik tespih, bilek genişlemesi) belirginleşir. Bu dönem raşitizm tanısı için tipik dönemdir.
Yürüme yaşına geldikten sonra (12-15 ay civarı) ağırlık taşıma uzun kemiklere bindiğinde bacak eğriklikleri belirginleşir. Bu dönemde ailenin fark edip hekime başvurması yaygındır. Yaş ilerledikçe deformiteler artar ve kalıcı hale gelebilir.
Tedavi başlandığında biyokimyasal düzelme ilk haftalar içinde gözlenir. Alkalen fosfataz değerleri kademeli olarak normale döner; 25-OH-D düzeyi artar. Radyolojik düzelme 3-6 ay içinde görülmeye başlar. Kemik mineralleşmesinde belirgin iyileşme olur. Klinik belirtilerde gerileme görülür.
İskelet deformitelerinin düzelmesi yaşa ve şiddete bağlıdır. Küçük çocuklarda (özellikle yürüme yaşı öncesinde) deformiteler tedavi sonrası kendiliğinden düzelme eğilimi gösterir. Büyük çocuklarda ve ergenlerde deformiteler kalıcı olabilir; ortopedik girişim gerekebilir. Uzun dönem izlem ile büyüme ve gelişme normalleşir. Uygun D vitamini takviyesi sürdürüldüğünde nüks önlenir. Önleyici yaklaşımlar uzun dönem sağlığı destekler.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Bebek ya da çocuğunuzda kemik gelişiminde sorun düşündüren belirtiler (kafa kemiklerinde yumuşaklık, fontanelin geç kapanması, bilek ya da ayak bileğinde genişleme, göğüs duvarı deformitesi, bacaklarda eğrilik, kas zayıflığı, geç motor gelişim, geç diş çıkışı) varsa hekim değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken tanı ile kalıcı deformitelerin önlenmesi mümkündür.
Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde D vitamini takviyesinin başlangıcı önemlidir; doğum sonrası ilk haftalar içinde başlanması önerilir. D vitamini takviyesi konusunda hekim ile görüşülmelidir. Risk gruplarındaki çocukların (prematüre, düşük doğum ağırlıklı, koyu ciltli, sınırlı güneş maruziyeti olan, malabsorpsiyon sendromu olan, kronik hastalığı olan, antikonvülsan kullanan) düzenli izleme alınması belirleyicidir.
Akut hipokalsemi belirtileri (kasılma nöbeti, karpopedal spazm, laringospazm-solunum durması, eller ve ayaklarda kasılma) acil tıbbi müdahale gerektirir; derhal acil servise başvurulmalıdır. Bu durum yaşamsal acil bir tablodur ve hızlı tedavi gerektirir.
Çocuğunuzda beklenenden farklı gelişim örüntüleri (geç oturma, geç yürüme, geç başkontrol, geç konuşma), sürekli huzursuzluk, geç diş çıkışı, sık enfeksiyon, gelişme geriliği durumunda hekim değerlendirmesi yararlıdır. Bu belirtiler raşitizm dışında farklı tabloları da düşündürebilir; kapsamlı değerlendirme gerekir.
Ailede raşitizm öyküsü, genetik raşitizm tipleri, eşlik eden tıbbi durumlar (çölyak hastalığı, kistik fibrozis, kronik böbrek hastalığı, malabsorpsiyon, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı) varsa çocuğun düzenli izleme alınması önerilir. D vitamini takviyesi alan çocukların düzenli kontrolü, uygun dozda alımı, gelişimsel kazanımları izlenir. Raşitizm tedavi sonrası izleme alınma ve nüks olasılığı açısından değerlendirme yapılır.
Son Değerlendirme
Raşitizm, çocukluk döneminde kemik gelişimini etkileyen ancak büyük ölçüde önlenebilir ve tedavi edilebilir bir tablodur. D vitamini ve kalsiyum takviyesi temel tedavi yaklaşımıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile çoğu olguda iyileşme sağlanır ve kalıcı deformitelerin gelişimi önlenir. Risk gruplarının (anne sütü ile beslenen bebek, prematüre, düşük doğum ağırlıklı, malabsorpsiyon sendromu olan, koyu ciltli, sınırlı güneş maruziyeti olan) izlemi ve uygun yaklaşım belirleyicidir. Multidisipliner ekip yaklaşımı, aile eğitimi başarılı yönetimin parçalarıdır.
Önleyici yaklaşımlar belirleyicidir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde D vitamini takviyesinin doğum sonrası ilk haftalardan itibaren başlanması (400 IU/gün), risk gruplarında yüksek doz takviye, dengeli beslenme, uygun güneş maruziyeti, gebelik döneminde annenin D vitamini durumunun değerlendirilmesi, ek gıda döneminde D vitamini ve kalsiyumdan zengin gıdaların tüketimi önemlidir. Toplum sağlığı programları (D vitamini takviyesi programları, gıda zenginleştirme) raşitizm önlemede etkilidir. Sağlık çalışanlarının ve ailelerin bilgilendirilmesi belirleyicidir.
Koru Hastanesi Çocuk Sağlığı, Çocuk Endokrinoloji ve Çocuk Ortopedisi bölümlerinde uzman hekimlerimiz, raşitizm ve ilişkili tabloların tanı, ayırıcı tanı, yönetim ve uzun süreli takip süreçlerinde bütüncül bir yaklaşım sunar. Hastalarımızın bireysel özelliklerine, eşlik eden hastalıklarına ve klinik durumlarına uygun değerlendirme yapılır; süreç boyunca hastalarımızın ve ailelerinin yanında durmaktadır.











