Prostat kanseri, erkeklerde en sık tanı alan kanser türü olup dünya genelinde erkek kanserlerinin yaklaşık %15'ini oluşturmaktadır. Avrupa ve Kuzey Amerika'da insidansı en yüksek düzeylerde seyreden bu kanser türü, ülkemizde de erkeklerde akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye'deki verilere göre 100.000 erkekte yaklaşık 35-40 yeni vaka saptanmaktadır. Prostat kanseri genellikle yavaş seyirli bir hastalık olmakla birlikte, agresif formları ciddi morbidite ve mortaliteye neden olabilmektedir. Erken tanı ile beş yıllık sağkalım oranı %98'in üzerine çıkmakta, bu durum tarama ve farkındalığın önemini açıkça ortaya koymaktadır.
Prostat Kanseri Nedir?
Prostat kanseri, prostat bezindeki glandüler epitel hücrelerinden köken alan malign bir neoplazmdır. Prostat bezi, mesanenin hemen altında üretrayı çevreleyen, ceviz büyüklüğünde bir erkek üreme organı olup seminal sıvının önemli bir bileşenini üretmektedir. Kanserin büyük çoğunluğu (%95'ten fazlası) adenokarsinom histolojisindedir.
Prostat kanserinin önemli özellikleri şunlardır:
- Multisentrisite: Prostat kanserinin %60-70'i multisentriktir, yani aynı anda prostatın farklı bölgelerinde birden fazla kanser odağı bulunabilir.
- Periferik zon predileksiyonu: Kanserlerin yaklaşık %70'i prostatın periferik zonundan köken alır, bu da dijital rektal muayene ile palpe edilebilmelerini kolaylaştırır.
- Değişken biyolojik davranış: Düşük gradlı tümörler yıllar boyunca indolan seyir gösterirken, yüksek gradlı tümörler hızla progresyon gösterebilir.
- Hormonal bağımlılık: Prostat kanseri androjenlere bağımlıdır ve androjen deprivasyon tedavisi hastalık kontrolünde temel rol oynar.
Gleason skorlama sistemi (güncel karşılığı ISUP grade grubu), tümörün diferansiasyon derecesini değerlendirmek için kullanılmakta ve prognozun öngörülmesinde kritik öneme sahiptir. ISUP Grade Grup 1 (Gleason 3+3=6) en düşük riskli grubu, Grade Grup 5 (Gleason 9-10) ise en agresif formu temsil etmektedir.
Prostat Kanserinin Nedenleri
Prostat kanserinin etiyolojisi multifaktöriyeldir ve tam olarak aydınlatılamamıştır. Bilinen başlıca risk faktörleri şunlardır:
Yaş
Prostat kanseri riski yaşla birlikte dramatik şekilde artmaktadır. 50 yaş altında nadir görülürken, 65 yaş üstü erkeklerde insidansı belirgin şekilde yükselir. Tanı konulan hastaların ortalama yaşı 66'dır ve otopsi çalışmaları 80 yaş üstü erkeklerin %80'inde latent prostat kanseri odakları saptandığını göstermektedir.
Genetik ve Ailesel Faktörler
- Aile öyküsü: Birinci derece akrabada prostat kanseri öyküsü riski 2-3 kat artırmaktadır.
- BRCA1/BRCA2 mutasyonları: Özellikle BRCA2 taşıyıcılığı prostat kanseri riskini 3-5 kat artırır ve daha agresif hastalıkla ilişkilidir.
- Lynch sendromu: DNA tamir geni mutasyonları prostat kanseri riskini yükseltmektedir.
- Etnik köken: Afrika kökenli erkeklerde insidans ve mortalite oranları belirgin şekilde yüksektir.
Çevresel ve Yaşam Tarzı Faktörleri
- Diyet: Yüksek yağlı diyet, işlenmiş et tüketimi ve obezite risk artışıyla ilişkilendirilmiştir.
- Hormonal faktörler: Yüksek testosteron düzeyleri ve IGF-1 seviyeleri kanser gelişimini tetikleyebilir.
- Kronik inflamasyon: Prostatit öyküsü ve kronik inflamasyon kanser riskini artırabilir.
Prostat Kanserinin Belirtileri
Erken evre prostat kanseri çoğunlukla asemptomatiktir ve PSA taraması sırasında tesadüfen saptanır. Semptomlar genellikle lokal ileri veya metastatik hastalıkta ortaya çıkmaktadır.
Alt Üriner Sistem Semptomları
- Sık idrara çıkma (pollakiüri): Özellikle gece idrara kalkma (noktüri) belirgin olabilir.
- İdrar akımında zayıflama: Tümörün üretrayı basıya uğratması sonucu gelişir.
- Kesik kesik idrar yapma: İdrar akımının kesintiye uğraması şeklinde kendini gösterir.
- İdrar başlatmada güçlük: Mesane çıkımındaki obstrüksiyona bağlıdır.
- Hematüri: İdrarda kan görülmesi ileri lokal hastalığın belirtisi olabilir.
Metastatik Hastalık Belirtileri
- Kemik ağrıları: Özellikle bel, kalça ve pelvis bölgesinde lokalize ağrılar kemik metastazının en sık belirtisidir.
- Patolojik kırıklar: Kemik metastazlarının zayıflattığı kemiklerde minimum travmayla kırıklar oluşabilir.
- Spinal kord basısı: Vertebra metastazları acil müdahale gerektiren nörolojik tablolara neden olabilir.
- Bacaklarda ödem: Pelvik lenf nodu metastazlarının lenfatik drenajı engellemesine bağlıdır.
- Anemi ve halsizlik: Kemik iliği infiltrasyonuna bağlı gelişebilir.
Prostat Kanserinde Tanı
Prostat kanseri tanısı, klinik değerlendirme, biyokimyasal belirteçler ve histopatolojik incelemenin kombinasyonuyla konulmaktadır.
PSA (Prostat Spesifik Antijen)
PSA, prostat tarafından üretilen ve serum düzeyi prostat kanserinde yükselen bir glikoproteindir. Normal değeri genellikle 4 ng/mL altı olarak kabul edilmekle birlikte, PSA yüksekliği kansere özgü değildir. Benign prostat hiperplazisi, prostatit ve üriner enfeksiyonlar da PSA'yı yükseltebilir. PSA dansitesi, PSA hızı ve serbest/total PSA oranı gibi türev parametreler tanısal doğruluğu artırmak için kullanılmaktadır.
Dijital Rektal Muayene (DRM)
Rektal muayenede prostatın sertliği, nodülaritesi veya asimetrisi kanser açısından şüphe uyandırır. PSA ile birlikte DRM'nin kullanılması tanı duyarlılığını artırmaktadır.
Multiparametrik MRG (mpMRG)
PI-RADS sınıflaması ile prostat lezyonlarının klinik anlamlılığını değerlendiren mpMRG, gereksiz biyopsilerden kaçınma ve hedefli biyopsi yapılmasında önemli rol oynamaktadır.
Prostat Biyopsisi
Transrektal ultrasonografi veya MRG-füzyon biyopsisi ile prostat dokusundan sistematik ve hedefli örnekler alınarak histopatolojik tanı konulmaktadır. Günümüzde MRG-füzyon biyopsisi, klinik anlamlı kanserlerin saptanmasında üstün duyarlılığa sahiptir.
Ayırıcı Tanı
Prostat kanseri tanısında aşağıdaki durumlar ayırıcı tanıda değerlendirilmelidir:
- Benign prostat hiperplazisi (BPH): En sık ayırıcı tanı gerektiren durumdur; obstrüktif semptomlar ve PSA yüksekliği ile kanserle karışabilir.
- Akut ve kronik prostatit: Ağrı, üriner semptomlar ve PSA yüksekliği ile prostat kanserini taklit edebilir.
- Prostat intraepitelyal neoplazi (PIN): Yüksek gradlı PIN premalign bir lezyon olup yakın takip gerektirir.
- Prostatik üretral polipler: Obstrüktif semptomlara neden olabilir.
- Mesane boynu kontraktürü: Alt üriner sistem semptomlarıyla prostat kanseriyle karışabilir.
- Nörojenik mesane: Üriner semptomların nörolojik kökenli olabileceği düşünülmelidir.
Prostat Kanserinde Tedavi
Tedavi planlaması; hastalığın evresi, risk sınıflandırması, hastanın yaşı, komorbiditeleri ve tercihleri göz önünde bulundurularak kişiselleştirilmektedir.
Aktif İzlem
Düşük riskli prostat kanserinde aktif izlem giderek daha fazla tercih edilen bir yaklaşımdır. Düzenli PSA takibi, DRM ve tekrarlayan biyopsilerle hastalık monitörizasyonu yapılarak, progresyon geliştiğinde küratif tedaviye geçilmektedir.
Radikal Prostatektomi
Lokalize prostat kanserinde cerrahi olarak prostatın tamamının çıkarılmasıdır. Robotik cerrahi günümüzde en yaygın kullanılan tekniktir ve düşük kanama oranları, kısa hospitalizasyon süresi ile üriner kontinans ve erektil fonksiyonun korunmasında avantaj sağlamaktadır.
Radyoterapi
Eksternal radyoterapi ve brakiterapi lokalize ve lokal ileri evre hastalıkta küratif seçenekler arasındadır. Yüksek riskli hastalarda androjen deprivasyon tedavisi ile kombine edilmektedir.
Androjen Deprivasyon Tedavisi (ADT)
Metastatik ve lokal ileri evre hastalıkta temel tedavi modalitesidir. LHRH agonistleri ve antagonistleri ile antiandrojenler kullanılmaktadır. Yeni nesil androjen reseptör inhibitörleri (enzalutamid, apalutamid, darolutamid) ve CYP17 inhibitörü (abirateron) tedavi seçeneklerini genişletmiştir.
Kemoterapi ve Diğer Sistemik Tedaviler
Kastrasyon dirençli prostat kanserinde dosetaksel ve kabazitaksel temel kemoterapi ajanlarıdır. PARP inhibitörleri BRCA mutasyonu taşıyan hastalarda, radyofarmasötikler kemik metastazlı hastalarda kullanılmaktadır.
Prostat Kanserinin Komplikasyonları
Hem hastalığın kendisi hem de tedavi süreçleri çeşitli komplikasyonlara neden olabilmektedir:
- Üriner inkontinans: Özellikle radikal prostatektomi sonrasında geçici veya kalıcı idrar kaçırma gelişebilir.
- Erektil disfonksiyon: Hem cerrahi hem de radyoterapi sonrasında en sık karşılaşılan komplikasyondur.
- Kemik metastazları: Patolojik kırıklar, spinal kord basısı ve hiperkalsemi gibi ciddi komplikasyonlara yol açar.
- ADT yan etkileri: Osteoporoz, metabolik sendrom, kardiyovasküler risk artışı, sıcak basmaları, libido kaybı ve depresyon görülebilir.
- Üriner obstrüksiyon: Lokal ileri hastalıkta bilateral üreteral obstrüksiyon ve böbrek yetmezliği gelişebilir.
- Lenfanjit karsinomatoza: İleri evre hastalıkta nadir fakat ciddi bir komplikasyondur.
Prostat Kanserinden Korunma
Prostat kanserinin kesin olarak önlenmesine yönelik kanıtlanmış bir yöntem bulunmamakla birlikte, risk azaltıcı stratejiler önerilmektedir:
- Sağlıklı beslenme: Domates, brokoli, yeşil çay ve soya ürünlerinin koruyucu etkisi çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir.
- Düzenli fiziksel aktivite: Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz hem risk azaltımında hem de tedavi sürecinde faydalıdır.
- İdeal vücut ağırlığının korunması: Obezite agresif prostat kanseri riskiyle ilişkilendirilmiştir.
- PSA taraması: 50 yaş üstü erkeklerde düzenli PSA taraması erken tanı şansını artırmaktadır.
- Genetik danışmanlık: BRCA2 taşıyıcıları ve Lynch sendromu hastalarında erken ve sık tarama önerilmektedir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda üroloji veya onkoloji uzmanına başvurulması önerilmektedir:
- İdrar yapma alışkanlıklarında belirgin değişiklik fark edildiğinde
- İdrar akımında zayıflama veya kesintili akım geliştiğinde
- Gece sık idrara kalkma sayısı arttığında
- İdrarda veya menide kan görülmesi durumunda
- Bel, kalça veya pelvis bölgesinde açıklanamayan ağrılar oluştuğunda
- Erektil fonksiyonda beklenmedik değişiklikler yaşandığında
- Açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık geliştiğinde
- 50 yaş üstü her erkeğin düzenli ürolojik kontrolleri yaptırması gerektiğinde
- Ailede prostat kanseri öyküsü bulunan bireylerde 40-45 yaşından itibaren tarama başlatılması gerektiğinde
Prostat kanseri, erken tanı konulduğunda tedavi başarı oranının son derece yüksek olduğu bir kanser türüdür. Günümüzde robotik cerrahi, yeni nesil hormon tedavileri, hedefe yönelik ajanlar ve radyofarmasötikler sayesinde ileri evre hastalıkta bile uzun süreli hastalık kontrolü sağlanabilmektedir. Düzenli tarama, bilinçli yaklaşım ve multidisipliner tedavi planlaması, prostat kanseriyle mücadelede belirleyici unsurlardır. Koru Hastanesi Üroloji ve Onkoloji ekibi, deneyimli uzman kadrosu ile prostat kanseri tanı ve tedavisinde kapsamlı hizmet sunmaktadır.





