Ağız ve Diş Sağlığı

Porselen Kaplama (Kuron) Nedir, Nasıl Yapılır?

Porselen kaplama, hasar görmüş dişleri koruyan ve estetiğini yenileyen bir protetik uygulamadır. Koru Hastanesi olarak dayanıklı ve doğal görünümlü porselen kaplama tedavisi sunuyoruz.

Porselen kaplama, halk arasında yaygın olarak kuron adıyla bilinen, diş hekimliğinde sıklıkla uygulanan bir protetik restorasyon yöntemidir. Bu tedavi yöntemi, çeşitli nedenlerle hasar görmüş, şekil bozukluğuna uğramış veya estetik açıdan yetersiz kalan dişlerin üzerine özel olarak hazırlanmış porselen materyallerden oluşan kaplamalar yerleştirilerek gerçekleştirilir. Porselen kaplamalar, doğal diş minesinin ışık geçirgenliğini, rengini ve yüzey dokusunu son derece başarılı bir biçimde taklit edebilmeleri sayesinde günümüz restoratif diş hekimliğinin en çok tercih edilen uygulamalarından biri haline gelmiştir.

Porselen kuron, dişin tüm görünür yüzeyini kaplayan tam bir örtü restorasyonu olarak tanımlanır. Dişin preparasyonu sırasında mine ve dentin dokusundan belirli bir miktar uzaklaştırılarak kaplama için yeterli alan oluşturulur. Ardından alınan ölçüler doğrultusunda laboratuvar ortamında hastaya özel olarak üretilen porselen kuron, dişin üzerine simante edilerek sabitlenir. Bu süreç, dişin hem işlevselliğini hem de estetiğini en üst düzeyde restore etmeyi amaçlar.

Porselen materyallerin biyouyumluluğu, diş eti dokularıyla olan uyumu ve alerjik reaksiyon riskinin son derece düşük olması, bu restorasyonların güvenilirliğini artıran önemli faktörler arasında yer alır. Özellikle ön bölge dişlerinde estetik kaygıların ön planda olduğu vakalarda porselen kaplamalar, metal destekli alternatiflere kıyasla çok daha doğal bir görünüm sağlamaktadır.

Porselen Kaplama Uygulama Endikasyonları

Porselen kaplama tedavisi, çok çeşitli klinik durumlar için endike olan geniş kapsamlı bir restoratif uygulamadır. Doğru endikasyonun belirlenmesi, tedavinin başarısı ve uzun ömürlülüğü açısından kritik öneme sahiptir. Aşağıda porselen kaplama uygulamasının başlıca endikasyonları detaylı olarak ele alınmaktadır:

  • İleri düzey çürük lezyonları: Diş dokusunun büyük bir kısmını kaybetmiş ve konvansiyonel dolgu restorasyonlarıyla yeterli tutuculuk ve dayanıklılık sağlanamayacak düzeyde hasar görmüş dişlerde porselen kuron uygulaması tercih edilir. Bu vakalarda kalan diş dokusunun korunması ve dişin bütünlüğünün yeniden kazandırılması hedeflenir.
  • Travmatik diş kırıkları: Darbe veya travma sonucu oluşan geniş kapsamlı diş kırıklarında, özellikle kırık hattının subgingival bölgeye uzandığı vakalarda porselen kaplama, dişin anatomik formunun yeniden oluşturulmasında etkili bir çözüm sunar.
  • Endodontik tedavi görmüş dişler: Kanal tedavisi uygulanmış dişlerde pulpa dokusunun kaybına bağlı olarak dişin beslenme mekanizması bozulur ve diş yapısı zamanla kırılganlaşır. Bu dişlerin porselen kuronlarla desteklenmesi, olası kırık riskini önemli ölçüde azaltır ve dişin fonksiyonel ömrünü uzatır.
  • Şiddetli renk değişiklikleri: Tetrasiklin boyamaları, florozis veya devital dişlere bağlı ciddi renk değişikliklerinde, beyazlatma tedavilerinin yetersiz kaldığı durumlarda porselen kaplamalar estetik açıdan mükemmel sonuçlar ortaya koyar.
  • Kongenital anomaliler: Amelogenezis imperfekta, dentinogenezis imperfekta gibi gelişimsel diş defektlerinde porselen kuronlar, hem estetik hem de fonksiyonel rehabilitasyon amacıyla kullanılır.
  • Maloklüzyon düzeltmeleri: Hafif düzeydeki çapraşıklık, rotasyon veya diastema gibi ortodontik problemlerin protetik yolla düzeltilmesi istendiğinde porselen kaplamalar etkili bir alternatif tedavi seçeneği olarak değerlendirilir.
  • Aşınmış dişlerin restorasyonu: Bruksizm, erozyon veya atrizyon sonucu oklüzal yüzeyleri aşınmış dişlerde vertikal boyutun yeniden oluşturulması ve oklüzal stabilitenin sağlanması amacıyla porselen kuron uygulaması planlanabilir.

Porselen Kaplama Türleri ve Materyal Seçimi

Modern diş hekimliğinde kullanılan porselen kaplama türleri, alt yapı materyallerine ve üretim tekniklerine göre farklı kategorilere ayrılmaktadır. Her bir kaplama türü, belirli klinik durumlar ve hasta beklentileri doğrultusunda seçilir.

Tam Seramik (Metal Desteksiz) Kuronlar

Tam seramik kuronlar, herhangi bir metal alt yapı içermeyen ve tamamen seramik materyallerden üretilen restorasyonlardır. Bu kuronların en büyük avantajı, doğal dişin ışık geçirgenlik özelliğini en iyi şekilde taklit edebilmeleridir. Lityum disilikat, lösite ile güçlendirilmiş cam seramik ve zirkonyum oksit bazlı seramikler, tam seramik kuronların üretiminde en sık kullanılan materyal gruplarıdır.

Lityum disilikat bazlı seramikler, yüksek estetik özellikleri ve orta düzey dayanıklılıkları ile özellikle ön bölge restorasyonlarında tercih edilmektedir. Bu materyalin bükülme direnci yaklaşık 360-400 MPa arasında değişmekte olup, anterior dişlerde oluşan çiğneme kuvvetlerine karşı yeterli dayanıklılık sağlamaktadır.

Zirkonyum Destekli Porselen Kuronlar

Zirkonyum alt yapılı porselen kuronlar, yüksek bükülme direnci ve mükemmel biyouyumlulukları ile dikkat çekmektedir. Zirkonyum oksitin bükülme direnci 900-1200 MPa arasında olup, bu değer posterior bölgede yoğun oklüzal kuvvetlere maruz kalan dişlerde bile güvenle kullanılabilmesini mümkün kılmaktadır. Monolitik zirkonyum kuronlar, özellikle arka bölge dişlerinde dayanıklılık gerektiren vakalarda üstün performans sergiler.

Metal Destekli Porselen Kuronlar

Metal-seramik kuronlar, uzun yıllardır diş hekimliğinde başarıyla uygulanan geleneksel bir restorasyon türüdür. Metal alt yapı üzerine porselen tabakaların fırınlanmasıyla üretilir. Dayanıklılık açısından mükemmel sonuçlar sunmalarına karşın, metal alt yapının ışık geçirgenliğini engellemesi ve diş eti çekilmelerinde metal kenarın görünür hale gelmesi gibi estetik dezavantajları bulunmaktadır. Günümüzde tam seramik alternatiflerin gelişmesiyle birlikte metal destekli kuronların kullanım sıklığı kademeli olarak azalmaktadır.

Porselen Kaplama Nasıl Yapılır: Tedavi Aşamaları

Porselen kaplama tedavisi, sistematik ve dikkatli bir planlama gerektiren çok aşamalı bir süreçtir. Her aşamanın titizlikle uygulanması, restorasyonun uzun vadeli başarısını doğrudan etkileyen kritik bir faktördür.

Klinik Muayene ve Tedavi Planlaması

Tedavi sürecinin ilk adımı, kapsamlı bir klinik muayene ve radyolojik değerlendirmedir. Periapikal ve panoramik radyografiler aracılığıyla dişin kök yapısı, periodontal durumu ve çevre dokuların sağlığı detaylı olarak incelenir. Dişin vitalite testleri uygulanarak pulpa canlılığı değerlendirilir. Gerekli hallerde endodontik tedavi planı da sürece dahil edilir.

Dijital veya konvansiyonel fotoğraflarla mevcut durum kayıt altına alınır. Hastanın estetik beklentileri, fonksiyonel gereksinimleri ve oklüzal ilişkiler analiz edilerek en uygun kaplama türü ve materyali belirlenir. Bu aşamada hasta ile ayrıntılı bir bilgilendirme görüşmesi yapılarak tedavi planı, olası riskler ve beklentiler paylaşılır.

Diş Preparasyonu

Diş preparasyonu, porselen kaplama tedavisinin en kritik klinik aşamasıdır. Bu aşamada dişin tüm yüzeylerinden belirli kalınlıkta diş dokusu uzaklaştırılarak kaplama materyaline yeterli alan sağlanır. Preparasyon miktarı, seçilen kaplama türüne göre değişmekle birlikte genel olarak bukkal ve lingual yüzeylerden 1,2-1,5 mm, oklüzal yüzeyden 1,5-2,0 mm ve aproksimal yüzeylerden 1,0-1,5 mm arasında doku kaldırılması önerilmektedir.

Preparasyon sırasında basamak dizaynı, kaplama türüne uygun olarak belirlenir. Tam seramik kuronlar için chamfer veya shoulder basamak tercih edilirken, metal destekli kuronlarda chamfer basamak yeterli olmaktadır. Preparasyon işlemi sırasında pulpa dokusunun korunmasına azami özen gösterilir ve aşırı doku kaybından kaçınılır. Subgingival basamak derinliğinin 0,5 mm değerini aşmamasına dikkat edilir, aksi halde periodontal doku sağlığı olumsuz etkilenebilir.

Ölçü Alma ve Geçici Restorasyon

Preparasyon tamamlandıktan sonra hassas bir ölçü alınması gerekmektedir. Konvansiyonel yöntemde polivinilsiloksan veya polieter bazlı elastomerik ölçü materyalleri kullanılarak detaylı bir ölçü elde edilir. Günümüzde intraoral tarayıcılar aracılığıyla dijital ölçü alma yöntemi de yaygın olarak uygulanmaktadır. Dijital ölçü yöntemi, hastanın konforunu artırırken ölçü hassasiyetinde de yüksek standartlar sunmaktadır.

Ölçü alındıktan sonra karşı çene ölçüsü ve sentrik oklüzyon kaydı da elde edilerek laboratuvara gönderilir. Ayrıca uygun renk seçimi, vita skalası veya dijital renk analiz cihazları kullanılarak gerçekleştirilir. Preparasyon tamamlanan dişin korunması ve hastanın estetik ile fonksiyonel açıdan tedavi sürecinde konforlu olması amacıyla geçici akrilik kuron hazırlanarak dişe geçici siman ile yapıştırılır.

Laboratuvar Üretim Süreci

Diş protez laboratuvarında, alınan ölçüler doğrultusunda model elde edilir ve kuron üretim sürecine başlanır. CAD/CAM teknolojisi kullanılarak bilgisayar destekli tasarım ve üretim gerçekleştirilir. Bu teknoloji, mikron düzeyinde hassasiyet sağlayarak kuronun marjinal uyumunu optimize eder.

Zirkonyum alt yapılı kuronlarda, zirkonyum blokların bilgisayar kontrollü freze cihazlarıyla işlenmesinin ardından sinterizasyon fırınında yüksek sıcaklıkta pişirilmesi gerçekleştirilir. Üzerine el ile katmanlanarak uygulanan porselen tabakaları, vakum fırınlarında ardışık pişirme işlemlerinden geçirilir. Monolitik zirkonyum restorasyonlarda ise tek parça halinde üretim yapılarak üzerine karakterizasyon boyaları uygulanır. Tüm bu süreç boyunca kuronun rengi, formu, yüzey dokusu ve oklüzal morfolojisi titizlikle şekillendirilir.

Porselen Kaplama Uygulamasında Simantasyon

Laboratuvardan gelen kuronun hasta ağzında prova edilmesi ve kalıcı olarak sabitlenmesi, tedavinin sonuçlandırılma aşamasıdır. Simantasyon öncesinde kuronun marjinal uyumu, oklüzal temaslar, interproksimal kontakt noktaları ve estetik parametreler dikkatle kontrol edilir.

Kuronun iç yüzeyinin hazırlanması, simantasyon başarısını doğrudan etkileyen önemli bir adımdır. Cam seramik kuronlarda hidroflorik asit ile iç yüzey pürüzlendirilir ve silan ajanı uygulanarak kimyasal bağlantı sağlanır. Zirkonyum kuronlarda ise alüminyum oksit ile kumlama ve özel primer uygulaması tercih edilir. Diş yüzeyinin de uygun şekilde hazırlanmasının ardından dual-cure rezin siman veya cam iyonomer siman kullanılarak kuron sabitlenir.

Simantasyon sonrasında oklüzal ayarlama yapılarak sentrik ve lateral oklüzyon kontrolleri gerçekleştirilir. Artikülasyon kağıdı ile tespit edilen erken kontakt noktaları düzeltilerek dengeli bir oklüzyon sağlanır. Son olarak kaplama yüzeyi polisaj işlemiyle pürüzsüzleştirilir ve hastaya bakım önerileri hakkında detaylı bilgilendirme yapılır.

Porselen Kaplamanın Avantajları

Porselen kaplamalar, diğer restoratif seçeneklerle karşılaştırıldığında pek çok belirgin avantaja sahiptir. Bu avantajlar, hem klinik performans hem de hasta memnuniyeti açısından porselen kuronları ön plana çıkarmaktadır.

  • Üstün estetik özellikler: Porselen materyaller, doğal diş minesinin ışık geçirgenliğini, rengini ve parlaklığını en iyi taklit eden materyal grubudur. Özellikle tam seramik kuronlarda elde edilen doğal görünüm, çıplak gözle gerçek dişten ayırt edilemeyecek düzeydedir. Bu özellik, ön bölge restorasyonlarında hastanın gülüş estetiğini önemli ölçüde iyileştirir.
  • Biyouyumluluk: Porselen materyaller, oral dokularla mükemmel uyum sağlar. Alerjik reaksiyon riski metal alaşımlara kıyasla son derece düşüktür. Diş eti dokularıyla olan biyolojik uyumu, sağlıklı gingival doku konturlarının korunmasına katkıda bulunur.
  • Renk stabilitesi: Porselen yüzeyler, kahve, çay ve sigara gibi boyayıcı ajanlara karşı yüksek direnç gösterir. Uzun yıllar boyunca renk değişimine uğramadan estetik görünümünü koruyabilir. Bu özellik, restorasyonun uzun vadeli estetik başarısı açısından büyük önem taşır.
  • Dayanıklılık ve uzun ömür: Günümüz porselen materyalleri, özellikle zirkonyum bazlı seramikler, yüksek bükülme ve basınç direncine sahiptir. Doğru endikasyon, uygun materyal seçimi ve titiz klinik uygulama ile porselen kuronların ortalama ömrü 15-25 yıl arasında değişmektedir.
  • Termal iletkenliğin düşük olması: Porselen materyallerin termal iletkenliği, metal restorasyonlara kıyasla belirgin şekilde düşüktür. Bu sayede sıcak ve soğuk yiyecek-içeceklere karşı hassasiyet riski azalmaktadır.
  • Plak birikiminin azalması: Porselen yüzeylerin pürüzsüz yapısı, bakteriyel plak birikimini doğal diş yüzeyine kıyasla azaltır. Bu durum, restorasyon çevresinde diş eti hastalığı gelişme riskini düşürür.

Porselen Kaplama Sonrası Bakım ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Porselen kaplama restorasyonlarının uzun ömürlü olması ve estetik görünümünü koruması, tedavi sonrası bakım protokollerine uyulmasına büyük ölçüde bağlıdır. Hastaların dikkat etmesi gereken temel bakım önerileri aşağıda ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Günlük ağız bakımı rutininin eksiksiz uygulanması, porselen kuronların çevresinde oluşabilecek sekonder çürük ve periodontal hastalıkların önlenmesinde hayati önem taşır. Günde en az iki kez florürlü diş macunu ile fırçalama yapılmalı ve diş ipi kullanımı ihmal edilmemelidir. Arayüz fırçaları veya irrigatör cihazları, kuron kenarlarındaki gıda artıklarının temizlenmesinde ek yarar sağlamaktadır.

Sert ve yapışkan gıdalardan mümkün olduğunca kaçınılması önerilmektedir. Fındık, ceviz gibi sert kabuklu yemişlerin doğrudan ısırılarak kırılmaya çalışılması, kuronun çatlamasına veya kırılmasına yol açabilir. Aynı şekilde buz çiğnemek, kalem veya tırnak gibi nesneleri ısırmak gibi parafonksiyonel alışkanlıklardan vazgeçilmelidir.

Bruksizm tanısı konmuş hastalarda gece plağı (oklüzal splint) kullanımı, porselen kuronları aşırı oklüzal kuvvetlerden korumak açısından kritik bir önlem olarak değerlendirilir. Gece boyunca bilinçsiz olarak gerçekleştirilen diş sıkma ve gıcırdatma hareketleri, porselen yüzeylerde mikro çatlaklar oluşturarak restorasyonun ömrünü önemli ölçüde kısaltabilir.

Düzenli diş hekimi kontrolleri, porselen kaplamaların durumunun izlenmesi açısından vazgeçilmezdir. Altı ayda bir yapılacak kontrol muayenelerinde kuronun marjinal uyumu, oklüzal ilişkiler ve çevre dokuların sağlığı değerlendirilir. Erken dönemde tespit edilen sorunlar, minimal müdahalelerle giderilebilirken ihmal edilen problemler daha kapsamlı ve maliyetli tedavilere yol açabilmektedir.

Porselen Kaplama Tedavisinde Olası Komplikasyonlar

Her tıbbi ve dental müdahalede olduğu gibi porselen kaplama tedavisinde de bazı komplikasyonlarla karşılaşılma olasılığı mevcuttur. Bu komplikasyonların bilinmesi, hem hasta bilgilendirmesi hem de klinik yönetim açısından büyük önem taşımaktadır.

  • Pulpa hassasiyeti: Preparasyon sırasında dentin tübüllerinin açığa çıkması, geçici veya kalıcı pulpa hassasiyetine neden olabilir. Bu durum genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden geriler, ancak şiddetli ve uzun süreli hassasiyetlerde endodontik tedavi gerekebilir.
  • Kuron kırığı veya çatlağı: Aşırı oklüzal kuvvetler, travma veya materyal yorgunluğuna bağlı olarak porselende çatlak veya kırık oluşabilir. Küçük çip kırıkları intraoral tamir yöntemleriyle giderilebilirken, kapsamlı kırıklarda kuronun yenilenmesi gerekebilir.
  • Siman çözülmesi: Simantasyon materyalinin zamanla bozulması veya yetersiz bağlantı oluşması durumunda kuron yerinden çıkabilir. Bu durumda kuronun temizlenerek yeniden simante edilmesi mümkündür.
  • Diş eti çekilmesi: Agresif fırçalama, periodontal hastalık veya preparasyon hatalarına bağlı olarak diş eti çekilmesi meydana gelebilir. Bu durum, özellikle metal destekli kuronlarda koyu renkli kenar çizgisinin görünür hale gelmesine yol açarak estetik kaygıya neden olur.
  • Sekonder çürük: Kuron kenarlarında plak birikimi ve yetersiz ağız bakımına bağlı olarak diş ile kuron arasındaki bölgede çürük gelişebilir. Bu komplikasyonun önlenmesinde hasta eğitimi ve düzenli kontroller büyük önem taşır.

Porselen Kaplama ile Laminate Veneer Arasındaki Farklar

Porselen kaplama (kuron) ve laminate veneer, sıklıkla birbirine karıştırılan iki farklı restoratif uygulamadır. Bu iki tedavi yönteminin endikasyonları, uygulama teknikleri ve klinik sonuçları arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır.

Porselen kuron, dişin tüm görünür yüzeylerini 360 derece kaplayan tam örtülü bir restorasyondur. Dişin bukkal, lingual, mesial, distal ve oklüzal yüzeylerinin tamamından preparasyon yapılır. Bu nedenle daha fazla diş dokusu kaybı söz konusudur. Ancak dişin yapısal bütünlüğünü tam olarak restore edebilme kapasitesi, kuronların en önemli avantajıdır.

Laminate veneer ise yalnızca dişin ön yüzeyine (bukkal yüzey) yapıştırılan ince bir porselen tabakadır. Preparasyon yalnızca bukkal yüzeyden 0,3-0,7 mm kalınlığında yapılır ve dişin lingual yüzeyi ile oklüzal kenarı büyük ölçüde korunur. Bu minimal invaziv yaklaşım, daha fazla doğal diş dokusunun muhafaza edilmesini sağlar.

Klinik karar verme sürecinde, dişin mevcut durumu belirleyici faktördür. İleri düzey hasar, kapsamlı dolgulanmış veya kanal tedavili dişlerde porselen kuron tercih edilirken, yapısal olarak sağlam ancak estetik düzeltme gerektiren dişlerde laminate veneer daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir. Her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajları hastaya detaylı olarak anlatılarak bilinçli bir tedavi tercihi yapılması sağlanmalıdır.

Porselen Kaplama Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar ve Dijital Diş Hekimliği

Teknolojik gelişmeler, porselen kaplama tedavisinin her aşamasını dönüştürmüştür. Dijital diş hekimliği araçları, tedavinin hassasiyetini, hızını ve öngörülebilirliğini önemli ölçüde artırmıştır.

Dijital gülüş tasarımı (Digital Smile Design - DSD), tedavi planlaması aşamasında hastanın yüz oranları, dudak hattı ve gülüş estetiği parametrelerinin bilgisayar ortamında analiz edilerek ideal kuron formlarının belirlenmesini sağlar. Bu yaklaşım, tedavinin son halinin hastaya önceden gösterilebilmesine olanak tanır ve hasta-hekim arasındaki iletişimi güçlendirir.

Intraoral tarayıcılar, konvansiyonel ölçü materyallerine olan ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Dijital ortamda elde edilen üç boyutlu veriler, doğrudan CAD yazılımlarına aktarılarak kuronun tasarım sürecini hızlandırır. Ayrıca dijital veriler arşivlenebildiğinden, ileride ihtiyaç duyulması halinde aynı restorasyonun tekrar üretilmesi kolaylaşır.

Aynı gün diş hekimliği (chairside) konsepti, CAD/CAM teknolojisinin gelişmesiyle birlikte porselen kuron tedavisinin tek seansta tamamlanabilmesini mümkün kılmıştır. CEREC gibi chairside sistemler, dijital ölçü alma, bilgisayar destekli tasarım ve freze işleminin klinik ortamda gerçekleştirilmesini sağlar. Bu yaklaşım, geçici restorasyon aşamasını ortadan kaldırarak tedavi süresini önemli ölçüde kısaltır ve hasta konforunu artırır.

3D yazıcı teknolojisi de protetik diş hekimliğinde giderek daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle geçici kuronların ve cerrahi kılavuzların üretiminde 3D yazıcılar etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Gelecekte tam seramik restorasyonların 3D baskı yöntemiyle üretilmesi konusundaki araştırmalar da umut verici sonuçlar ortaya koymaktadır.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümünde Porselen Kaplama Tedavisi

Porselen kaplama tedavisi, hasar görmüş veya estetik açıdan yetersiz dişlerin hem fonksiyonel hem de görsel olarak en yüksek standartlarda restore edilmesini sağlayan kapsamlı bir protetik uygulamadır. Doğru materyal seçimi, titiz preparasyon tekniği, hassas laboratuvar üretimi ve dikkatli simantasyon protokollerinin bir arada uygulanması, tedavinin uzun vadeli başarısının temel belirleyicileridir. Tedavi sonrası dönemde düzenli kontroller ve uygun ağız bakımı alışkanlıklarının sürdürülmesi, porselen kuronların fonksiyonel ömrünü maksimize etmektedir.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, en güncel dijital teknolojiler ve kanıta dayalı tedavi protokolleri eşliğinde porselen kaplama tedavisini başarıyla uygulamaktadır. Hastalarımıza özel olarak planlanan tedavi süreçlerinde, bireysel ihtiyaçlara en uygun materyal ve teknik seçimi yapılarak doğal görünümlü, dayanıklı ve uzun ömürlü restorasyonlar elde edilmektedir. Ağız ve diş sağlığınızla ilgili her türlü soru ve randevu talepleriniz için Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümümüze başvurabilirsiniz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu