Periferik arter anevrizmaları, kol veya bacak gibi vücudun çevre bölgelerine kan taşıyan atardamarların belirli bir noktasında duvar yapısının zayıflamasına bağlı olarak gelişen balonlaşma biçimindeki genişlemelerdir. Bu durum çoğunlukla diz arkası (popliteal), kasık (femoral) ve daha nadiren kol bölgesindeki damarlarda ortaya çıkar. Damar duvarının elastik yapısının bozulması sonucu damar çapı normalin yaklaşık bir buçuk katına çıktığında anevrizmadan söz edilir. Bu genişleme zamanla daha da büyüyebilir, içerisinde pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabilir ve ciddi dolaşım sorunlarına yol açabilir.
Aort anevrizmalarına kıyasla daha az bilinmesine rağmen periferik arter anevrizmaları, gözden kaçtığında uzuv kaybına kadar varabilen sonuçlar doğurabildiği için dikkatle ele alınması gereken bir damar hastalığı grubudur. Çoğu hastada hiçbir belirti vermeden yıllarca sessiz kalabilir; bir kısmında ise bacakta ani ağrı, soğukluk veya renk değişikliği gibi bulgularla aniden kendini gösterebilir. Bu sayfada periferik arter anevrizmalarının kimlerde görüldüğü, hangi belirtilerle seyrettiği, nasıl tanı konulduğu ve hangi durumlarda hekime başvurulması gerektiği konularına ayrıntılı biçimde değinilecektir.
Kimlerde Görülür?
Periferik arter anevrizmaları en sık 60 yaş üzerindeki erkeklerde görülür. Kadınlarda görülme oranı belirgin biçimde daha düşüktür ve bu fark özellikle popliteal (diz arkası) anevrizmalarda dikkat çekicidir. Hastalığın yaşla birlikte sıklığının artmasının temel nedeni, damar duvarındaki elastik liflerin zamanla esnekliğini yitirmesi ve ateroskleroz (damar sertliği) sürecinin uzun yıllar içinde gelişmesidir. Bu nedenle ileri yaş, hastalığın ortaya çıkışında belirleyici unsurdur.
Uzun süreli sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol düzeyleri olan kişiler bu hastalık açısından riskli grupta yer alır. Sigara, damar duvarındaki yapısal bütünlüğü bozarak hem ateroskleroz gelişimini hızlandırır hem de anevrizma oluşum sürecini tetikler. Yüksek tansiyon ise damar duvarına sürekli artmış basınç uygulayarak zayıf noktaların genişlemesine zemin hazırlar. Aynı zamanda diyabet, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve daha önce başka bir bölgede anevrizma öyküsü bulunan kişilerde de risk gözle görülür biçimde artmaktadır.
Genetik yatkınlık bu hastalık grubunda önemli bir yer tutar. Ailesinde aort ya da periferik arter anevrizması bulunan kişilerin yaşam boyu hastalığa yakalanma olasılığı, genel topluma göre belirgin biçimde yüksektir. Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları olan bireylerde daha genç yaşlarda bile anevrizma gelişebilir. Bunun yanında abdominal aort anevrizması olan hastaların önemli bir kısmında eş zamanlı olarak periferik arter anevrizması da bulunabildiği için bu hastalarda kapsamlı damar değerlendirmesi yapılması yerinde olur.
Travma öyküsü, tekrarlayan damar girişimleri ve bazı enfeksiyonlar da anevrizma gelişimine katkıda bulunabilir. Özellikle kasık bölgesinden yapılan anjiyografi gibi işlemler sonrası nadir de olsa yalancı anevrizma adı verilen tablolar ortaya çıkabilir. Damar duvarını etkileyen iltihaplı hastalıklar da bu tabloya zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla risk grubundaki bireylerin düzenli aralıklarla damar sağlığı açısından değerlendirilmesi koruyucu hekimlik açısından önem taşır.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Periferik arter anevrizmalarının önemli bir kısmı sessiz seyreder ve hastalar uzun süre herhangi bir yakınma hissetmez. Anevrizma büyüdükçe veya komplikasyon geliştirdikçe çeşitli belirtiler ortaya çıkmaya başlar. En sık karşılaşılan bulgu, etkilenen bölgede elle hissedilebilen, kalp atımıyla uyumlu biçimde atan bir kitledir. Diz arkasında ya da kasıkta hissedilen bu nabız benzeri şişlik, çoğu hasta tarafından tesadüfen fark edilir ve hekime başvuru nedeni olur.
Bacaklarda yürürken ortaya çıkan ağrı, kramp hissi ve dinlenmekle geçen baldır ağrısı da bu hastalığın belirtileri arasındadır. Bu tablo tıpta klodikasyo intermitan (aralıklı topallama) olarak adlandırılır ve anevrizma içindeki pıhtının bacağa giden damarları daraltmasına bağlı olarak gelişir. Hastalar başlangıçta kısa mesafelerde dahi durmak zorunda kaldıklarını ifade ederler. Zamanla bu mesafe daha da kısalır ve günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtlar.
Ayak ve parmaklarda renk değişikliği, soğukluk hissi ve nabız zayıflaması önemli bulgular arasındadır. Anevrizma içerisinde oluşan küçük pıhtı parçaları kopup ayak parmaklarına gidebilir ve mavi-mor renk değişikliklerine yol açabilir. Bu tabloya tıpta mavi parmak sendromu adı verilir. Bazı hastalarda ayakta iyileşmeyen yaralar, his kaybı ve yürürken belirgin halsizlik de görülebilir. Belirtilerin şiddeti, anevrizmanın boyutuna ve yarattığı dolaşım bozukluğunun derecesine göre değişiklik gösterir.
Hastalığın ortaya koyduğu en ciddi tablo akut bacak iskemisidir. Anevrizma içinden büyük bir pıhtının kopup bacağı besleyen ana damarı tıkaması sonucu gelişen bu durumda hastada birkaç saat içinde yoğunlaşan bulgular ortaya çıkar:
- Bacakta ani başlayan şiddetli ağrı
- Belirgin soğukluk ve solukluk
- Hareket ettirmede güçlük ve kuvvet kaybı
- Uyuşma, karıncalanma ya da his kaybı
- Nabızların alınamaması ve cilt renginde morarma
Nedenleri Nelerdir?
Periferik arter anevrizmalarının altında çoğunlukla ateroskleroz adı verilen damar sertliği yatar. Yıllar içinde damar duvarında biriken kolesterol ve diğer maddeler damarın yapısal bütünlüğünü bozar, esnekliğini azaltır ve belirli noktalarda zayıflamaya yol açar. Kalbin her atımıyla birlikte damar duvarına uygulanan basınç bu zayıf bölgelerde zamanla genişlemeye neden olur. Bu süreç sıklıkla on yıllar boyunca sessizce ilerler.
Yüksek tansiyon damar duvarına sürekli ek yük bindirerek genişlemeyi hızlandıran etkenlerin başında gelir. Kontrolsüz tansiyon, hem zaten zayıflamış bölgelerin daha hızlı büyümesine hem de yeni zayıflama noktalarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Sigara kullanımı ise hem damar iç yüzeyini doğrudan tahrip eder hem de iltihabi süreçleri tetikleyerek anevrizma gelişimine zemin hazırlar. Bu iki etken birlikte bulunduğunda risk katlanarak artar.
Bağ dokusu hastalıkları damar duvarındaki yapı taşı olan kollajen ve elastin proteinlerini etkileyerek genç yaşlarda bile anevrizma gelişimine zemin hazırlayabilir. Marfan sendromu ve Ehlers-Danlos sendromu bu hastalıklara verilebilecek örneklerdendir. Travmalar, özellikle künt veya delici yaralanmalar da damar duvarında hasara yol açarak yalancı anevrizma adı verilen tabloya neden olabilir. Nadiren de olsa damar girişimleri sonrası kasık bölgesinde benzer durumlar ortaya çıkabilir.
İltihabi damar hastalıkları, bazı bakteriyel enfeksiyonlar ve çok nadiren mantar enfeksiyonları da damar duvarını zayıflatarak anevrizma oluşumuna katkıda bulunur. Bu tip anevrizmalar genellikle daha hızlı büyüme eğilimindedir ve yakından izlenmeleri gerekir. Periferik arter anevrizması olan hastaların yaklaşık yarısında vücudun başka bir bölgesinde de anevrizma bulunduğu için tanı konulduğunda kapsamlı damar taraması yapılması yerinde olur.
Tanı Nasıl Konulur?
Periferik arter anevrizmalarında tanı süreci ayrıntılı bir hekim muayenesi ile başlar. Hekim, hastanın yakınmalarını, eşlik eden hastalıklarını ve aile öyküsünü değerlendirdikten sonra fiziksel muayeneye geçer. Diz arkası, kasık ve karın bölgesinde elle muayene yapılarak nabız atan kitle olup olmadığı araştırılır. Bacaklarda ve ayaklarda nabızların alınması, cilt rengi, ısı farkları ve varsa yaraların değerlendirilmesi de bu aşamada büyük önem taşır.
Doppler ultrasonografi periferik arter anevrizmalarının tanısında ilk başvurulan görüntüleme yöntemidir. Ağrısız, radyasyon içermeyen ve kolay uygulanabilen bu inceleme ile damar çapı, anevrizmanın boyutu, içinde pıhtı olup olmadığı ve kan akımının özellikleri ayrıntılı biçimde değerlendirilebilir. Doppler ultrasonografi aynı zamanda anevrizmanın zaman içindeki büyüme hızını izlemek için de tekrarlanabilen güvenli bir yöntemdir.
Daha ileri görüntüleme gerektiğinde bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BTA) ve manyetik rezonans anjiyografi (MRA) gibi yöntemler kullanılır. Bu incelemeler anevrizmanın tam yerini, uzunluğunu, çevre yapılarla ilişkisini ve dallarını ayrıntılı biçimde gösterir. Cerrahi planlama veya endovasküler işlem öncesi mutlaka yapılması gereken bu görüntülemeler, tedavi seçeneğinin belirlenmesinde kesin tanı sağlar. Klasik anjiyografi ise günümüzde daha çok tedavi sırasında uygulanmaktadır.
Tanı sürecinde değerlendirilen başlıca unsurlar şunlardır:
- Anevrizmanın yerleşim yeri ve boyutu
- İçerisinde pıhtı bulunup bulunmadığı
- Çevresindeki damar ve sinirlerle ilişkisi
- Vücudun başka bölgelerinde ek anevrizma olup olmadığı
- Hastanın eşlik eden hastalıklarının cerrahi riske etkisi
Komplikasyonlar Nelerdir?
Periferik arter anevrizmalarının en korkulan komplikasyonu bacak dolaşımını aniden kesintiye uğratan akut iskemidir. Anevrizma içinde zamanla biriken pıhtı kütleleri kopup bacak damarlarına ilerleyebilir ve damarı tıkayabilir. Bu durumda dakikalar ile saatler içinde ilerleyen şiddetli ağrı, soğukluk ve hareket kaybı gelişir. Zamanında müdahale edilmediğinde bu tablo bacak kaybına kadar varan ciddi sonuçlar doğurabilir.
Anevrizmanın yırtılması yani rüptürü daha nadir görülse de hayati tehlike oluşturan bir tablodur. Özellikle femoral bölge anevrizmalarında ani başlayan şiddetli ağrı, hızla büyüyen şişlik ve tansiyon düşüklüğü ile kendini gösterir. Hızlı kan kaybı şok tablosuna yol açabilir ve acil cerrahi girişim gerekir. Popliteal anevrizmalarda rüptür daha az görülmekle birlikte tromboz yani pıhtı oluşumuyla seyreden komplikasyonlar oldukça sık karşılaşılır.
Anevrizmanın çevredeki yapılara basınç uygulaması da çeşitli sorunlara yol açabilir. Diz arkasındaki popliteal sinire baskı sonucu uyuşma, his kaybı ve kuvvet azalması ortaya çıkabilir. Komşu toplardamara baskı yapması durumunda derin ven trombozu adı verilen pıhtı oluşumu gelişebilir. Bacakta şişlik, ağırlık hissi ve renk değişiklikleri bu tablonun habercisi olabilir. Komplikasyonlar arasında ayrıca cilt yaraları ve iyileşmeyen ülserler de yer alır.
Küçük pıhtı parçacıklarının ayak parmaklarına ilerleyerek küçük damarları tıkaması mavi parmak sendromuna yol açabilir. Bu durumda ayak parmaklarında ani ağrı, morarma ve soğukluk gelişir. Tekrarlayan ataklar zamanla dokularda kalıcı hasara neden olabilir. Bu komplikasyonların önlenebilmesi açısından anevrizmanın erken evrede tespit edilmesi ve uygun büyüklüğe ulaştığında hekim yönlendirmesiyle yaklaşımla yönetilmesi büyük önem taşır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Diz arkanızda, kasığınızda ya da kolunuzda kalp atımı ile uyumlu biçimde atan bir şişlik hissediyorsanız vakit kaybetmeden bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurmanız gerekir. Bu tip atan kitleler periferik arter anevrizmasının habercisi olabilir ve sessiz seyretseler bile ciddi komplikasyonlara yol açma potansiyeli taşır. Erken tespit edildiğinde izlem ve müdahale seçenekleriniz çok daha geniş olur.
Yürürken baldırınızda ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen ağrılar yaşıyorsanız bu yakınmayı önemsemeniz yerinde olur. Önceleri uzun yürüyüşlerde başlayan bu ağrılar zamanla daha kısa mesafelerde de görülmeye başlarsa damar değerlendirmesi yaptırmalısınız. Ayak parmaklarınızda açıklanamayan morarmalar, soğukluk hissi, iyileşmeyen yaralar veya his kaybı fark ediyorsanız bu bulgular damar sorununa işaret ediyor olabilir ve bir uzmana danışmanız önerilir.
Bacağınızda aniden başlayan şiddetli ağrı, belirgin soğukluk, solukluk, hareket ettirmede güçlük ve uyuşma hissediyorsanız bu acil bir durum olabilir ve hemen acil servise başvurmalısınız. Akut bacak iskemisi olarak adlandırılan bu tabloda zamanla yarış halindesiniz; ilk birkaç saat içinde yapılacak müdahale uzvunuzun kurtarılmasında belirleyici unsurdur. Ayrıca ailenizde anevrizma öyküsü varsa veya başka bir bölgenizde anevrizma tanısı konulduysa düzenli kontroller için bir damar cerrahisi uzmanından görüş almanız tavsiye edilir.
Son Değerlendirme
Periferik arter anevrizmaları, çoğunlukla sessiz seyreden ancak komplikasyon geliştiğinde ciddi sonuçlar doğurabilen damar hastalıkları arasında yer alır. Yaş, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, ateroskleroz ve genetik yatkınlık bu hastalığın ortaya çıkışında belirleyici unsurlardır. Erken evrede tanı konulması, düzenli izlemle birlikte uygun zamanda yapılacak girişimlerle hastaların yaşam kalitesinin korunmasına önemli katkı sağlar. Risk grubunda yer alan kişilerin belirli aralıklarla damar değerlendirmesi yaptırması bu açıdan büyük önem taşır.
Koru Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünde uzman hekimlerimiz, periferik arter anevrizmaları gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.






