Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Pelvik İnflamatuar Hastalık

Pelvik İnflamatuar Hastalık tanısı, nedenleri ve yaklaşımlar hakkında merak edilenler. Uzmanlarından güvenilir bilgiler.

Pelvik inflamatuar hastalık, kadınların üreme organlarını etkileyen ve çoğunlukla bakteriyel bir enfeksiyonun rahim, yumurtalıklar ve fallop tüpleri (yumurtalıkları rahme bağlayan kanallar) gibi bölgelere yayılması sonucu ortaya çıkan iltihabi bir tablodur. Halk arasında kısaca PID olarak da bilinen bu rahatsızlık, başlangıçta hafif kasık ağrısı ve olağandışı akıntı gibi belirsiz şikayetlerle kendini gösterebilir. Bu yüzden pek çok kadın ilk başta durumu basit bir adet öncesi gerginliği ya da idrar yolu enfeksiyonu sanarak göz ardı edebilir. Oysa zamanında fark edilmediğinde kalıcı sorunlara yol açma ihtimali bulunan, ciddi bir jinekolojik tablodur.

Günümüzde pelvik inflamatuar hastalık, üreme çağındaki kadınlarda kısırlık ve dış gebelik gibi sonuçların önde gelen sebepleri arasında yer almaktadır. Erken dönemde uygun yaklaşımla yönetildiğinde belirtiler büyük ölçüde geriler ve hasta günlük hayatına dönebilir. Ancak teşhisin gecikmesi, hastalığın sessiz seyretmesi ya da yetersiz takip, kronikleşmeye ve uzun vadeli sıkıntılara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle hastalığın kimlerde sık görüldüğünü, hangi belirtilerle kendini ele verdiğini ve hangi durumlarda doktora başvurmak gerektiğini bilmek, kadın sağlığı açısından önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Pelvik inflamatuar hastalık, en çok cinsel olarak aktif olan, 15 ile 35 yaş arasındaki kadınlarda gözlenir. Özellikle 25 yaş altındaki genç kadınlarda görülme sıklığının daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Bunun temel nedeni, bu yaş döneminde rahim ağzındaki dokunun bakteriyel etkenlere karşı henüz tam olarak olgunlaşmamış olması ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı bariyerin görece zayıf kalmasıdır. Aynı zamanda bu yaş grubunda cinsel partner sayısının değişken olması ve koruyucu yöntemlerin her zaman kullanılmaması da hastalığa yatkınlığı artırır.

Birden fazla cinsel partneri olan, korunmasız ilişki yaşayan ya da partneri farklı kişilerle birlikte olan kadınlar yüksek riskli grupta yer alır. Geçmişte cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon, özellikle klamidya veya bel soğukluğu (gonore) öyküsü bulunan kadınlarda da hastalığın tekrar etme ihtimali oldukça fazladır. Bunun yanı sıra düşük sonrası, doğum sonrası veya rahim içi araç (spiral) takılması gibi rahim boşluğuna müdahale gerektiren işlemlerin ardından ilk haftalarda risk geçici olarak yükselebilir.

Hastalığın görülme sıklığını etkileyen sosyoekonomik faktörler de göz ardı edilmemelidir. Düzenli jinekolojik kontrol yaptırma alışkanlığının olmaması, cinsel sağlık eğitimine erişimin sınırlı kalması ve enfeksiyon belirtilerinin geç fark edilmesi, hastalığın ilerlemiş aşamada teşhis edilmesine yol açabilir. Vajinal duş yapma alışkanlığı olan kadınlarda da vajinal florayı koruyan dengenin bozulması nedeniyle bakterilerin yukarı doğru yayılma riski artar. Sigara kullanımı da pelvik bölgedeki kan dolaşımını ve bağışıklık yanıtını olumsuz etkileyerek bu tabloya zemin hazırlayabilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Pelvik inflamatuar hastalığın belirtileri hastadan hastaya belirgin farklılık gösterebilir. Bazı kadınlarda şikayetler oldukça şiddetli seyrederken, bir kısmında neredeyse hiçbir uyarıcı bulgu olmadan sessizce ilerleyebilir. En sık karşılaşılan şikayet, alt karın ve kasık bölgesinde hissedilen, künt ya da zonklayıcı tarzda bir ağrıdır. Bu ağrı genellikle iki taraflıdır ve adet dönemine yakınlaştıkça artma eğilimi gösterebilir. Hastalar sıklıkla bu sızıyı menstrüel kramplara benzetir ancak ağrının niteliği daha sürekli ve daha rahatsız edicidir.

Ağrının yanı sıra olağandışı vajinal akıntı, hastalığın önemli işaretlerinden biridir. Akıntının rengi sarımsı, yeşilimsi ya da grimsi olabilir ve genellikle kötü kokuludur. Cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni), ilişki sonrası lekelenme veya adet dışı kanama da sıkça görülen şikayetler arasındadır. Bunlara ek olarak idrar yaparken yanma hissi, sık idrara çıkma isteği ve idrar yolu enfeksiyonunu andıran bulgular tabloya eşlik edebilir. Bu nedenle pelvik inflamatuar hastalık zaman zaman idrar yolu enfeksiyonuyla karıştırılabilir.

Hastalığın daha ileri aşamalarında ya da etkenin daha agresif olduğu durumlarda sistemik belirtiler de tabloya eklenir. Bunlar arasında ateş, titreme, halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve bazen kusma sayılabilir. Hastalar günlük işlerini yapmakta zorlandıklarını, ayakta durmanın bile ağrıyı artırdığını ifade edebilir. Karın muayenesinde alt kadranda hassasiyet, jinekolojik muayenede ise rahim ağzı hareketleriyle uyandırılan keskin ağrı tipik bulgular arasında yer alır. Belirtilerin yelpazesinin genişliği, hastalığın tanısının deneyimli bir hekim tarafından konulmasını gerekli kılar.

  • Alt karın ve kasıkta süregelen ağrı
  • Renk ve koku değişikliği gösteren vajinal akıntı
  • Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında ağrı, lekelenme
  • Adet dışı kanama ve düzensizleşen adet döngüsü
  • Ateş, titreme, halsizlik gibi sistemik şikayetler

Nedenleri Nelerdir?

Pelvik inflamatuar hastalığın en sık sebebi, cinsel yolla bulaşan bakteriyel enfeksiyonlardır. Olguların büyük bölümünde sorumlu etken Chlamydia trachomatis ve Neisseria gonorrhoeae adı verilen mikroorganizmalardır. Bu bakteriler önce rahim ağzına yerleşir, ardından zamanla yukarı doğru ilerleyerek rahim içi tabakasına, fallop tüplerine ve yumurtalıklara ulaşır. Bu yolculuk sırasında dokularda iltihaplanma, ödem ve doku hasarı meydana gelir. Klamidya enfeksiyonlarının belirti vermeden uzun süre sessiz kalabilmesi, hastalığın gözden kaçmasının önemli sebeplerindendir.

Cinsel yolla bulaşan etkenler dışında, vajinal florada normalde bulunan ancak dengenin bozulması durumunda yukarı çıkabilen bazı bakteriler de tabloya katkı sağlayabilir. Bakteriyel vajinozis gibi durumlar, vajinanın koruyucu asit ortamını değiştirerek bakteriyel çoğalmaya zemin hazırlar. Doğum, düşük, küretaj, histeroskopi ve spiral takılması gibi rahim içi girişimler sırasında dış ortamdaki bakterilerin steril olması gereken üst genital yola taşınma olasılığı bulunur. Bu nedenle söz konusu işlemlerin uygun koşullarda ve enfeksiyon kontrolü gözetilerek yapılması önemlidir.

Bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar, kronik stres, dengesiz beslenme ve uyku düzensizliği gibi etkenler de vücudun bakteriyel istilaya karşı verdiği yanıtı zayıflatır. Sigara kullanımının pelvik bölgede mikro dolaşımı bozarak doku savunmasını azalttığı bilinmektedir. Vajinal duş alışkanlığı, koruyucu mukus tabakasını ve doğal florayı zedeleyerek bakterilerin yukarı çıkışını kolaylaştırır. Tüm bu sebepler bir araya geldiğinde kişinin pelvik inflamatuar hastalık geliştirme ihtimali belirgin biçimde yükselir.

Tanı Nasıl Konulur?

Pelvik inflamatuar hastalığın tanısı, tek başına laboratuvar testine değil; ayrıntılı bir öykü, dikkatli fizik muayene ve destekleyici tetkiklerin bir arada değerlendirilmesine dayanır. Hekim öncelikle hastanın şikayetlerini, başlangıç zamanını, cinsel sağlık geçmişini ve kullandığı korunma yöntemlerini ayrıntılı biçimde sorgular. Geçirilmiş enfeksiyonlar, daha önceki jinekolojik girişimler, doğum ve düşük öyküsü de bu sürecin ayrılmaz parçasıdır. Anamnez sırasında elde edilen bilgiler, sonraki adımların yönünü belirleyici biçimde etkiler.

Jinekolojik muayene tanı sürecinin temel adımıdır. Spekulum muayenesinde rahim ağzından gelen akıntının niteliği değerlendirilir; rengi, kokusu ve miktarı kayıt altına alınır. Bimanuel muayenede rahim ağzı hareketleriyle ortaya çıkan ağrı, rahim ve yumurtalık çevresindeki hassasiyet ve ele gelen şişlikler dikkatle incelenir. Bu sırada rahim ağzından alınan örneklerle klamidya, gonore ve diğer etkenlere yönelik PCR ve kültür testleri çalışılır. Kan tetkiklerinde tam kan sayımı, C-reaktif protein ve sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri değerlendirilir.

Görüntüleme yöntemleri arasında en sık başvurulan tetkik pelvik ultrasondur. Transvajinal ultrason, fallop tüplerinde sıvı birikimi (hidrosalpinks), apse oluşumu ya da yumurtalıkların büyümesi gibi bulguları ortaya koyabilir. Bazı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) detaylı değerlendirme için tercih edilir. Tanının netleşmediği, ağır seyirli ya da komplike olgularda laparoskopi adı verilen, küçük bir kesi yoluyla karın içinin doğrudan gözlemlendiği yöntem kesin tanı sağlar. Tüm bu bilgiler birleştirilerek hastaya özel bir değerlendirme yapılır.

  • Ayrıntılı tıbbi öykü ve cinsel sağlık geçmişinin sorgulanması
  • Spekulum ve bimanuel jinekolojik muayene
  • Rahim ağzından örnek alınması, kültür ve PCR testleri
  • Tam kan sayımı, CRP ve sedimantasyon gibi laboratuvar testleri
  • Transvajinal ultrason ve gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemleri

Komplikasyonlar Nelerdir?

Pelvik inflamatuar hastalığın zamanında fark edilmemesi ya da yetersiz yönetilmesi durumunda ortaya çıkabilecek komplikasyonlar, kadın sağlığını uzun vadede ciddi biçimde etkileyebilir. En sık karşılaşılan sorunlardan biri kronik pelvik ağrıdır. Tekrarlayan iltihaplanma süreçleri, pelvik bölgedeki dokularda yapışıklıklara ve sinir uçlarının duyarlılaşmasına yol açar. Bu durum yıllar boyunca süren, günlük yaşamı, iş hayatını ve cinsel yaşamı olumsuz etkileyen bir ağrıya dönüşebilir. Hastalar bu süreçte sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu ve psikolojik zorlanma da yaşar.

Fallop tüplerinde meydana gelen hasar, üreme sağlığı açısından en kritik komplikasyondur. Tüplerin iç yüzeyindeki ince tüycüklerin zedelenmesi, döllenmiş yumurtanın rahme ulaşmasını güçleştirir. Bunun sonucunda kısırlık riski belirgin biçimde artar. Aynı zamanda döllenmiş yumurtanın rahim yerine tüp içine yerleşmesi, yani dış gebelik ihtimali de yükselir. Dış gebelik, anne hayatını tehdit edebilen, acil müdahale gerektiren bir tablodur. Bu yüzden pelvik inflamatuar hastalık öyküsü olan kadınların gebelik döneminde daha sıkı takip edilmesi gerekir.

Hastalığın ilerlemiş aşamasında tubo-ovaryen apse adı verilen, fallop tüpü ve yumurtalığı kapsayan iltihaplı bir kese oluşabilir. Bu apsenin patlaması yaygın karın içi enfeksiyona ve sepsise yol açarak yaşamsal tehlike oluşturabilir. Daha nadir görülmekle birlikte karaciğer kapsülünün iltihaplanması olarak bilinen Fitz-Hugh-Curtis sendromu, sağ üst karın ağrısıyla ortaya çıkabilir ve farklı bir hastalıkmış gibi yanıltıcı bir görünüm sergileyebilir. Tüm bu sebeplerle hastalığın erken dönemde fark edilip yönetilmesi büyük önem taşır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Alt karın ve kasık bölgesinde birkaç günden uzun süren, dinlenmeyle geçmeyen bir ağrınız varsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmalısınız. Özellikle bu ağrıya kötü kokulu vajinal akıntı, ateş, titreme veya cinsel ilişki sırasında belirgin sızı eşlik ediyorsa durum daha da önemli hale gelir. Adet dışı kanama, lekelenme ya da adet düzeninizde belirgin değişiklikler de göz ardı edilmemesi gereken bulgular arasındadır. Bu şikayetlerin pek çoğu farklı hastalıklarla karışabilir; bu nedenle kendi başınıza yorum yapmak yerine uzman değerlendirmesi almak daha doğru bir yaklaşımdır.

Riskli bir cinsel ilişki sonrası ortaya çıkan akıntı, yanma, kasık ağrısı gibi şikayetlerde bekleme süresini uzatmamanız önerilir. Daha önce pelvik inflamatuar hastalık ya da cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon geçirdiyseniz, benzer belirtilerin tekrarlaması durumunda yeniden hekiminize danışmalısınız. Spiral takılmasının ardından ilk haftalarda yeni başlayan şiddetli kasık ağrısı, ateş ve olağandışı akıntı varsa bunun da değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde başvurmak, hem belirtilerin daha kısa sürede gerilemesini hem de kalıcı sorunların önlenmesini sağlar.

Şiddetli karın ağrısı, yüksek ateş, sürekli bulantı ve kusma, baygınlık hissi gibi belirtiler ise acil servise başvurmayı gerektiren uyarıcı işaretlerdir. Bu tablolar tubo-ovaryen apse, yaygın karın içi enfeksiyon ya da dış gebelik gibi acil müdahale gerektiren durumların habercisi olabilir. Vücudunuzun verdiği sinyalleri ciddiye almanız, hastalığın seyrini olumlu yönde değiştirebilir. Kadın sağlığında düzenli jinekolojik kontroller, henüz belirti vermeyen sessiz enfeksiyonların erken yakalanmasında da önemli bir rol oynar.

Son Değerlendirme

Pelvik inflamatuar hastalık, doğru zamanda fark edildiğinde belirgin biçimde iyileşen, ancak gecikme durumunda kısırlık, dış gebelik ve kronik pelvik ağrı gibi kalıcı sorunlara yol açabilen bir tablodur. Hastalığın belirtilerini tanımak, risk faktörlerinden kaçınmak, düzenli jinekolojik kontroller yaptırmak ve şüpheli durumlarda hekime başvurmak süreci olumlu yönde değiştirir. Erken müdahale, üreme sağlığını korumanın yanı sıra yaşam kalitesini de doğrudan destekler.

Pelvik i̇nflamatuar hastalık gibi tablolarda ileri görüntüleme yöntemleri, güncel yaklaşımlar ve bütüncül bir bakış açısı birlikte değerlendirilir. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa bir uzman hekime başvurarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. CDC — Pelvic Inflammatory Disease (PID)www.cdc.gov/sti/about/about-pelvic-inflammatory-disease.html
  2. MedlinePlus — Pelvic Inflammatory Diseasemedlineplus.gov/pelvicinflammatorydisease.html
  3. Mayo Clinic — Pelvic Inflammatory Disease (PID)www.mayoclinic.org/diseases-conditions/pelvic-inflammatory-disease/symptoms-causes/syc-20352594
  4. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Pelvic Inflammatory Diseasewww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK499959/

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

20 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.