Anestezi ve Reanimasyon

Pektoral Sinir Blokları

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde pektoral sinir blokları hakkında detaylı bilgi. Uzman kadromuzla güvenli anestezi uygulamaları sunuyoruz.

Pektoral sinir blokları (PECS blokları), göğüs duvarı cerrahisi ve meme cerrahisi sonrası ağrı yönetiminde kullanılan ultrason eşliğinde uygulanan rejyonel anestezi teknikleridir. İlk olarak 2011 yılında Dr. Rafael Blanco tarafından tanımlanan bu teknik, özellikle meme cerrahisi geçiren hastalarda postoperatif analjezi kalitesini önemli ölçüde artırmıştır. Günümüzde PECS I, PECS II ve serratus anterior plan bloğu olmak üzere üç farklı varyasyonu klinik pratikte yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu bloklar, torasik epidural anestezi ve paravertebral bloğa alternatif olarak değerlendirilmekte ve daha düşük komplikasyon oranları ile dikkat çekmektedir.

Anatomik Temeller ve Sinir İnnervasyonu

Pektoral sinir bloklarının etkin uygulanabilmesi için göğüs duvarının detaylı anatomik bilgisine sahip olmak gereklidir. Pektoralis major kası, klavikulanın medial yarısından, sternumun ön yüzünden ve üst altı kosta kıkırdağından başlayarak humerusun büyük tüberkülüne yapışır. Bu kas, lateral pektoral sinir (C5-C7) ve medial pektoral sinir (C8-T1) tarafından innerve edilir.

Pektoralis minor kası ise üçüncü, dördüncü ve beşinci kostaların ön yüzünden başlayarak skapulanın korakoid çıkıntısına yapışır. Bu kas yalnızca medial pektoral sinir tarafından innerve edilmektedir. Serratus anterior kası, birinci ile dokuzuncu kostalar arasından başlayarak skapulanın medial kenarına yapışır ve uzun torasik sinir (C5-C7) tarafından innerve edilir.

Meme bölgesinin duyusal innervasyonu oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. İnterkostal sinirler (T2-T6), uzun torasik sinir, torakodorsal sinir, lateral ve medial pektoral sinirler ile interkostobrakial sinir bu bölgenin duyusal innervasyonuna katkıda bulunur. PECS bloklarının etkinliği, bu sinirlerin anatomik seyirleri boyunca bloke edilmesine dayanmaktadır.

PECS I Bloğu: Teknik ve Uygulama

PECS I bloğu, pektoralis major ve pektoralis minor kasları arasındaki fasyal plana lokal anestezik enjeksiyonunu içerir. Bu blok primer olarak lateral ve medial pektoral sinirleri hedef alır. Ultrason eşliğinde uygulama için yüksek frekanslı lineer prob (12-15 MHz) kullanılır.

Uygulama tekniği aşamasında hasta supin pozisyonda yatırılır ve ipsilateral kol abduksiyona alınır. Ultrason probu infraklaviküler bölgede sagittal düzlemde yerleştirilir. Ekranda pektoralis major ve minor kasları ile aralarındaki fasyal plan görüntülenir. Pektoral dallar (torakoakromial arterin dalları) bu planda seyreder ve Doppler ile doğrulanabilir.

İğne, in-plane teknikle lateralden mediale doğru ilerletilir. Pektoralis major ve minor kasları arasındaki fasyal plana ulaşıldığında, hidrodiseksiyon ile doğru planın teyidi yapılır. Genellikle 10-20 mL %0,25 bupivakain veya %0,375 ropivakain enjekte edilir. Enjeksiyon sırasında lokal anesteziğin iki kas arasında düzgün bir şekilde yayılması ultrason ile doğrulanmalıdır.

PECS II Bloğu: Genişletilmiş Teknik

PECS II bloğu, PECS I bloğunun modifiye edilmiş bir versiyonudur ve daha geniş bir analjezi alanı sağlar. Bu blokta iki farklı fasyal plana enjeksiyon yapılır: birincisi pektoralis major ve minor kasları arasına (PECS I komponenti), ikincisi ise pektoralis minor ve serratus anterior kasları arasına yapılır.

PECS II bloğu ile lateral pektoral sinir, medial pektoral sinir, uzun torasik sinir, torakodorsal sinir ve üst interkostal sinirlerin lateral kutanöz dalları bloke edilir. Bu genişletilmiş blokaj, aksiller diseksiyon içeren meme cerrahilerinde özellikle değerlidir.

Uygulama sırasında ultrason probu dördüncü kosta seviyesinde anterior aksiller çizgide yerleştirilir. Pektoralis major, pektoralis minor ve serratus anterior kasları ile alttaki kotalar görüntülenir. İğne in-plane teknikle ilerletilir ve önce pektoralis minor ile serratus anterior arasındaki plana 20 mL, ardından iğne geri çekilerek pektoralis major ile minor arasına 10 mL lokal anestezik enjekte edilir.

Serratus Anterior Plan Bloğu

Serratus anterior plan bloğu (SAP bloğu), PECS blok ailesinin üçüncü üyesi olarak kabul edilir. Bu blok, serratus anterior kasının yüzeyel veya derin planına lokal anestezik enjeksiyonunu içerir. Lateral kutanöz interkostal sinir dallarını hedef alır ve göğüs duvarının anterolateral bölgesinde analjezi sağlar.

Yüzeyel SAP bloğunda lokal anestezik, latissimus dorsi kası ile serratus anterior kası arasına enjekte edilir. Derin SAP bloğunda ise serratus anterior kası ile interkostal kaslar veya kotalar arasına enjeksiyon yapılır. Her iki teknik de etkili analjezi sağlamakla birlikte, yüzeyel teknik daha yaygın tercih edilmektedir.

Uygulama için ultrason probu beşinci kosta seviyesinde midaksiller hatta yerleştirilir. Latissimus dorsi ve serratus anterior kasları ile altındaki kotalar görüntülenir. Genellikle 30-40 mL %0,25 bupivakain veya eşdeğer konsantrasyonda ropivakain kullanılır. Bu yüksek hacim, lokal anesteziğin geniş bir alanda yayılmasını sağlar. Yüzeyel ve derin SAP blokları arasındaki klinik etkinlik farkı halen araştırılmaktadır; ancak mevcut veriler her iki tekniğin de benzer analjezik sonuçlar sunduğunu göstermektedir. SAP bloğu, kosta fraktürlerinde acil serviste uygulanan analjezi için de giderek daha fazla tercih edilmekte olup, torasik epidural anesteziye daha güvenli bir alternatif sunmaktadır.

Endikasyonlar ve Klinik Kullanım Alanları

Pektoral sinir bloklarının başlıca endikasyonları şunlardır:

  • Meme cerrahisi: Mastektomi, lumpektomi, meme rekonstrüksiyonu, meme büyütme ve küçültme ameliyatları, sentinel lenf nodu biyopsisi ve aksiller diseksiyon
  • Göğüs duvarı cerrahisi: Port-a-cath yerleştirilmesi, göğüs tüpü takılması, toraks duvarı tümör eksizyonları ve kosta fraktürlerinin cerrahi tedavisi
  • Aksiller cerrahi: Aksiller lenf nodu diseksiyonu, hidradenitis süpürativa cerrahisi ve aksiller bölge kitle eksizyonları
  • Kronik ağrı yönetimi: Postmastektomi ağrı sendromu, interkostal nevralji ve göğüs duvarı miyofasyal ağrı sendromları
  • Acil tıp uygulamaları: Kosta fraktürlerine bağlı akut ağrı yönetimi ve göğüs tüpü yerleştirme analjezisi

Farmakolojik Yaklaşımlar ve Doz Rejimleri

Pektoral sinir bloklarında kullanılan lokal anestezik seçimi, istenen etki süresine ve hasta özelliklerine göre belirlenir. Bupivakain %0,25-0,5 konsantrasyonları uzun etkili analjezi sağlarken, ropivakain %0,2-0,5 konsantrasyonları daha düşük kardiyotoksisite profili nedeniyle tercih edilebilir. Levobupivakain ise bupivakaine benzer etkinlikte ancak daha güvenli bir kardiyotoksisite profiline sahiptir.

Adjuvan ilaçlar blok kalitesini ve süresini artırabilir. Deksametazon 4-8 mg eklenmesi blok süresini %30-50 oranında uzatabilir. Klonidin 1-2 mcg/kg dozunda analjezik etkinliği artırır. Deksmedetomidin 0,5-1 mcg/kg dozunda hem sedatif hem de analjezik etki sağlar. Epinefrin 1:200.000 konsantrasyonda eklenmesi, lokal anesteziğin sistemik absorpsiyonunu yavaşlatarak hem toksik doz eşiğini yükseltir hem de etki süresini uzatır. Magnezyum sülfat ve ketamin gibi ajanların perineural kullanımı da araştırılmakta olup, bazı çalışmalarda blok süresini uzattığı bildirilmiştir ancak güvenlik profilleri henüz yeterince değerlendirilmemiştir.

Toplam lokal anestezik dozunun maksimum güvenli sınırları aşmaması kritik öneme sahiptir. Bilateral uygulamalarda doz hesabı dikkatli yapılmalı ve toksik doz aşımından kaçınılmalıdır. Bupivakain için maksimum doz 2 mg/kg (epinefrinli 3 mg/kg), ropivakain için 3 mg/kg olarak kabul edilmektedir.

Ultrason Rehberliğinde Uygulama Prensipleri

Ultrason eşliğinde uygulama, pektoral sinir bloklarının güvenlik ve etkinliğini önemli ölçüde artırmıştır. Yüksek frekanslı lineer problar (10-15 MHz) yüzeyel yapıların görüntülenmesi için idealdir. Obez hastalarda veya derin yapıların görüntülenmesi gerektiğinde konveks problar (5-8 MHz) kullanılabilir.

Görüntüleme kalitesini optimize etmek için bazı teknik ipuçları dikkate alınmalıdır. Prob basıncının minimumda tutulması, özellikle ince hastaların kaslarının kompresyonunu önler. Kazanç (gain) ve derinlik ayarlarının optimize edilmesi, fasyal planların net görüntülenmesini sağlar. Color Doppler kullanımı, torakoakromial arter dallarını belirlemeye yardımcı olarak doğru planın teyidini kolaylaştırır.

İğne görüntüleme tekniklerinde in-plane yaklaşım, iğnenin tüm seyrinin gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlar. İğne ucu hedef plana ulaştığında, küçük hacimde serum fizyolojik ile hidrodiseksiyon yapılması doğru planın teyidi açısından son derece değerlidir. Lokal anestezik enjeksiyonu sırasında, ilacın fasyal plan boyunca yayılmasının sürekli ultrason ile izlenmesi gerekir.

Komplikasyonlar ve Risk Yönetimi

Pektoral sinir blokları genel olarak güvenli prosedürler olmakla birlikte, potansiyel komplikasyonların bilinmesi ve yönetilmesi esastır. En sık karşılaşılan komplikasyonlar arasında lokal anestezik sistemik toksisitesi (LAST), pnömotoraks, vasküler yaralanma, sinir hasarı ve enfeksiyon sayılabilir.

Lokal anestezik sistemik toksisitesi, en ciddi komplikasyon olarak değerlendirilir. Ağız çevresinde uyuşma, metalik tat, kulak çınlaması, görme bulanıklığı gibi erken belirtilerin tanınması hayati önem taşır. İleri aşamalarda konvülziyon ve kardiyovasküler kollaps gelişebilir. Tedavide %20 lipid emülsiyonu (Intralipid) protokolü uygulanmalıdır: 1,5 mL/kg bolus ardından 0,25 mL/kg/dk infüzyon şeklinde verilir.

Pnömotoraks riski, ultrason rehberliğinin kullanımıyla önemli ölçüde azalmıştır. Bununla birlikte, iğne ucunun her zaman görüntülenmesi ve kostaların ötesine ilerletilmemesi gerekir. Vasküler yaralanma riski, Doppler ile damar yapılarının önceden belirlenmesiyle minimize edilir. Steril teknik kurallarına uyulması, enfeksiyon riskini en aza indirir.

Kanıta Dayalı Klinik Sonuçlar

Pektoral sinir bloklarının etkinliğine ilişkin güçlü kanıtlar mevcuttur. Randomize kontrollü çalışmalar ve meta-analizler, bu blokların meme cerrahisi sonrası opioid tüketimini %40-60 oranında azalttığını göstermiştir. Postoperatif ağrı skorları hem istirahat hem de hareket halinde anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Bulantı ve kusma insidansı, azalan opioid tüketimi ile paralel olarak düşmekte ve hasta memnuniyet skorları artmaktadır. Erken mobilizasyon ve hastanede kalış süresinin kısalması da dikkat çekici klinik yararlar arasında yer almaktadır.

Paravertebral blok ile karşılaştırmalı çalışmalarda, PECS II bloğunun benzer analjezik etkinlik sağladığı ancak daha kolay uygulanabilir olduğu, daha az teknik beceri gerektirdiği ve daha düşük komplikasyon oranına sahip olduğu bildirilmiştir. Öğrenme eğrisi açısından PECS blokları, paravertebral bloğa kıyasla daha kısa sürede yeterlilik kazanılabilen tekniklerdir. Torasik epidural anestezi ile karşılaştırıldığında ise PECS blokları unilateral analjezi sağlaması, hipotansiyon riskinin düşük olması ve antikoagülan kullanımında kontrendike olmaması gibi avantajlara sahiptir.

Kronik postoperatif ağrı gelişimi üzerine etkileri araştırılan çalışmalarda, perioperatif PECS blok uygulamasının postmastektomi ağrı sendromu insidansını azaltabileceğine dair umut verici veriler elde edilmiştir. Ancak bu konuda daha fazla uzun dönem takipli prospektif çalışmaya ihtiyaç vardır. ERAS protokollerinde PECS blokları, multimodal analjezinin temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilmekte ve erken derlenme ile taburculuğa katkıda bulunmaktadır.

Özel Hasta Popülasyonlarında Uygulama

Pediatrik hastalarda pektoral sinir blokları, kardiyak cerrahi sonrası sternotomi ağrısı ve göğüs duvarı deformite cerrahisi sonrası analjezi amacıyla kullanılabilir. Dozlar kiloya göre ayarlanmalı ve ultrason rehberliği mutlaka kullanılmalıdır. Yaşlı hastalarda lokal anestezik dozlarının %20-30 oranında azaltılması önerilir çünkü bu popülasyonda lokal anestezik duyarlılığı artmıştır.

Antikoagülan tedavi alan hastalarda PECS blokları, nöraksiyel tekniklere göre önemli bir avantaj sunar. Yüzeyel lokalizasyonları nedeniyle kanama komplikasyonu riski düşüktür ve kompresyon uygulanabilirliği mevcuttur. Bununla birlikte, her hasta bireysel olarak değerlendirilmeli ve kanama riski ile analjeziğin potansiyel yararları tartılmalıdır.

Obez hastalarda görüntüleme güçlükleri yaşanabilir. Bu hastalarda daha düşük frekanslı problar kullanılması, daha uzun iğnelerin tercih edilmesi ve gerektiğinde kolun hiperabduksiyonuyla pektoral kasların inceltilebileceği pozisyonların tercih edilmesi önerilmektedir. Meme implantı olan hastalarda PECS blokları özel dikkat gerektirir; implantın tipi ve pozisyonu ultrason ile değerlendirilmeli ve iğnenin implant kapsülüne zarar vermemesine özen gösterilmelidir. Radyoterapi görmüş hastalarda doku fibrozu nedeniyle lokal anestezik yayılımı bozulabilir ve blok etkinliği azalabilir.

Preoperatif Değerlendirme ve Hasta Hazırlığı

Pektoral sinir bloğu uygulanmadan önce kapsamlı bir preoperatif değerlendirme yapılması esastır. Hastanın tıbbi öyküsünde allerji durumu, özellikle lokal anestezik allerjisi sorgulanmalı ve geçmiş anestezi deneyimleri değerlendirilmelidir. Antikoagülan ve antiplatelet tedavi kullanan hastalarda kanama riski değerlendirilmeli, gerektiğinde ilaçların kesilmesi veya köprüleme tedavisi planlanmalıdır. Enjeksiyon bölgesinde aktif enfeksiyon veya cilt lezyonu varlığı, prosedür için kontrendikasyon oluşturur ve alternatif analjezi yöntemleri değerlendirilmelidir.

Hasta bilgilendirmesi ve aydınlatılmış onam sürecinde, bloğun amacı, beklenen etkinliği, potansiyel komplikasyonları ve alternatif tedavi seçenekleri detaylı olarak açıklanmalıdır. Hastaya blok sonrası beklenen duyusal değişiklikler ve bunların süresi hakkında bilgi verilmelidir. İntravenöz damar yolu açılmalı, standart monitörizasyon (EKG, pulse oksimetri, non-invaziv kan basıncı) sağlanmalı ve resüsitasyon ekipmanları hazır bulundurulmalıdır. Lipid emülsiyon tedavisi için gerekli ilaçlar lokal anestezik toksisitesi ihtimaline karşı erişilebilir konumda olmalıdır.

Blok uygulaması zamanlaması konusunda, preoperatif uygulama cerrahi insizyondan 15-30 dakika önce yapıldığında perioperatif opioid gereksinimini en fazla azaltır. Postoperatif uygulama da etkilidir ancak intraoperatif analjezik katkı sağlayamaz. Bazı merkezlerde cerrahın tercihi ve operasyon odası lojistiğine göre intraoperatif uygulama da tercih edilebilmektedir. Genel anestezi indüksiyonu sonrası uygulama, hasta konforu açısından avantajlı olup blok başarısının değerlendirilmesini bilinçli hastada yapılan uygulamalara göre zorlaştırır.

Koru Hastanesi'nde Pektoral Sinir Bloğu Uygulamaları

Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzman hekimlerimiz, pektoral sinir bloklarını en güncel ultrason teknolojisi ve kanıta dayalı protokollerle uygulamaktadır. Meme cerrahisi geçirecek hastalarımız için bireyselleştirilmiş analjezi planları oluşturularak, her hastanın cerrahi tipi, ağrı öyküsü ve genel sağlık durumu dikkate alınmaktadır. Multidisipliner yaklaşımla cerrah, anestezist ve ağrı hemşirelerinden oluşan ekibimiz, hastalarımızın konforlu bir ameliyat deneyimi yaşaması ve hızlı bir iyileşme süreci geçirmesi için titizlikle çalışmaktadır. Hastanemizde son teknoloji ultrason cihazları ve tam donanımlı rejyonel anestezi setleri kullanılarak, uluslararası standartlarda güvenli ve etkili blok uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu